Tam 40 yıl önce ölen virtüöz gitaristin arkadaşı ve fotoğrafçısı BBC’ye farklı bir portre çizdi: Uyuşturucu alışkanlığı abartıldı. Sahne dışında sakin ve mütevazıydı. Masa oyunlarını severdi. Çok gülerdi Bundan 40 yıl önce, 18 Eylül’de, bütün rock gitaristleri içinde en hayranlık uyandıranı Londra’da        27 yaşında öldü. Jimi Hendrix, ölümünden bu yana hem müziği hem de dünyada […]

Tam 40 yıl önce ölen virtüöz gitaristin arkadaşı ve fotoğrafçısı BBC’ye farklı bir portre çizdi: Uyuşturucu alışkanlığı abartıldı. Sahne dışında sakin ve mütevazıydı. Masa oyunlarını severdi. Çok gülerdi

Bundan 40 yıl önce, 18 Eylül’de, bütün rock gitaristleri içinde en hayranlık uyandıranı Londra’da        27 yaşında öldü. Jimi Hendrix, ölümünden bu yana hem müziği hem de dünyada bilinen imajıyla 1960’lar kültürünün bir ikonu haline geldi.
ABD’de doğan Hendrix, son yıllarının büyük bölümünü Londra’da geçirdi.
Hendrix, Nothing Hill’de Samarkand Hotel kompleksindeki dairesinde görünürde aşırı dozda eroinden öldü. Londra’da Hendrix’i iyi tanıyan ses mühendisi Roger Mayer, gitaristin uyuşturucu alışkanlığının abartıldığına inanıyor. Mayer, “Onu gördüğümde insanların bildiği gibi her zaman uçmuş değildi. Uyuşturucudan kafanız iyiyse sahnede veya stüdyoda her zaman bu standartta çalamazsınız. Deneyen bazı insanlar gördüm, ama bu işe yaramazdı. O zamanki diğer insanlardan daha az taşkındı” diyor.
Hendrix ile ilk kez Londra’daki Bag O’nails isimli gece kulübünde tanışan Mayer, onun gazeteciler ve müzik endüstrisiyle buluşmasını organize etti.

Tipik bir gitarist değildi
Geliştirdiği elektro gitarlara daha geniş bir ses menzili kazandıracak aleti Hendrix’in de öğrenmesi gerektiğini düşündü. Octavia’yı seven Hendrix, onu ‘Purple Haze’ ve ‘Fire’ gibi şarkılarında kullandı.
Bir ses danışmanı olarak Mayer, çok sayıda Hendrix konserine gitti: “Yalnızca ayakkabılarına bakan tipik bir gitarist değildi, sahnede doğrudan bir varlığı ve karizması vardı. Gitarı kafasının arkasında çalmak gibi bütün numaraları yapardı.”
Diğer zamanlarda Mayer, Hendrix ve kız arkadaşı Kathy Etchingham’ın çevresinde takılırdı. Mayer, “Sahne dışında Jimi sahnedeki kişiliğindeki gibi değildi. Jimi çok sessiz ve mütevazıydı. Onunla doğaçlama yapmak için insanları davet ederken çok alçakgönüllüydü. Ancak masa oyunları oynamayı da çok severdi” diyor.

Peki ya bilinen imajı?
Mayer o anları şöyle anlatıyor: “Her gün büyük ölçüde aynı şekilde hazırlanırdı. Saçlarını yaparken, kimsenin onu kafasında bigudilerle görmesini istemezdi. Saçı işleme tabi tutulur ve buklelendirilirdi. Hepsi çok avangard ve göz alıcıydı. Gitar çalarken erkekler gözlerini alamazdı ve kızlar da onunla ilgili fantaziler kurardı. Aslında toptan bir paketti.”
Fotoğrafçı Gered Mankowitz de Hendrix’le Mayer’le aynı konserlerde tanıştığında 20’li yaşlarının başındaydı. 
Mankowitz şunları anlatıyor: “Brian Jones (Rolling Stones’un kurucu üyelerinden) onu King’s Road’da Granny Takes a Trip’e (ünlü bir butik) alışverişe götürürdü. Pete Townsend (WHO gitaristi) ekipman almasında yardımcı olurdu.”

Herkes kötü Hendrix’i istiyordu
Hendrix, Mankowitz’in Londra’nın merkezindeki stüdyosuna iki kez fotoğraf çekimi için geldi: “Sıradışı görünüyordu, gördüğüm hiçbir siyaha benzemiyordu. Günün modasına uygun giyinmişti. İpek, kadife ve dantel giyiyordu. Ve çok sevdiği bir pelerini vardı. Şimdi fotoğraflarıma baktığımda inanılmaz doğal birini görüyorum. Makyaj, çeki-düzen yok.”
Mankowitz, şarkıcının imajını belirleyen bir fotoğraf çekti. Hendrix, belinde elleri doğrudan kameraya bakıyor, üzerinde ünlü süvari ceketi. Mankowitz, “Klası ve cinselliği doğuştan görünüyor. Bu güçlü bir deneyim. Çektiğim bir çok fotoğrafında gülerdi. Ancak o zaman kimse bu fotoğraflarla ilgilenmedi. Herkes kötü niyetli, kaprisli ve seksi adamı görmek istiyordu” diyor. 
İsveçli radyocu Lennart Wretlind, Hendrix ile yalnızca bir kez Ocak 1969’da           Stockholm’deki bir konserinden önce buluştu. Bu buluşmanın meyvesi hayatta kalan az sayıdaki sesli röportajdan biri oldu. Wretlind, “Ne koruma vardı, ne de kimlik gerekti. Dostane bir atmosfer vardı. Jimi ısınmak için zamana ihtiyaç duymadı” diyor.

Sahnede başkaydı
Üç adam da sahnedeki müzisyenle tanıdıkları adam arasında çok az bir bağ olduğunu söylüyor. Müziğinin kalitesinin ötesinde bu gizemli nitelik, neden insanların bugün bile Jimi Hendrix ile büyülendiğini açıklıyor. Ondan birkaç hafta sonra Janis Joplin öldü, bir sonraki yaz da Jim Morrison… 1970’lerin başında ölen bu üç rock yıldızından müziği çağın yeni gençlik kültürünü en güçlü şekilde dikte eden Jimi Hendrix oldu.

Yorumunu Gönder :

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Mersin escort

- Casino