Ne olacak bu Fake Haberlerin Sonu?

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars / Puan:
Loading...

Her gün dolaşıma sokulan yüzlerce yalan haber sorun olmaya devam ediyor

Michael Kuyucu, dijital yayıncılığın yol açtığı yalan haber furyasının analizini yaptı. Number1 Medya Grubu’nun da maruz kaldığı yalan haber saldırısına değindi

Kuyucu’nun yazısı şöyle

“Son zamanlarda dijital gazetecilik ve sosyal medya bu topluma hizmet mi ediyor yoksa bu toplumla dalga mı geçiyor diye düşünmeye başladım.
Hemen hemen her gün bir yalan haber-iftira ve boş muhabbetlerle dolu bir dijital gazetecilik ile karşılaşıyor ve hem üzülüyor hem de şaşırıyorum. Biz toplum olarak dedikoduyu seven bir toplumuz, eskiden dilimizle yaptığımız dedikoduları şimdi klavyemizle yapıyoruz. Buna bir de iftira ve sevmediğimiz insanlara yönelik algı kampanyalarını da eklersek sosyal medya tam bir cehennem çemberine döndü.

Yurt dışında halk gazeteciliği yani citizen journalism kavramı var. İnsanlar ciddi ciddi habercilik yapıp gazeteciliğe soyunuyorlar sosyal medya ile. Ama bizde bu olay suistimal edildi ve halk dedikoduculuğuna dönüştü. Dijital gazeteciliğin bir dedikodu merkezi haline dönüşmesi ile hemen hemen her gün internette yabancıların “fake news” dediği bir sürü yalan haberle karşılaşıyoruz. Bu yalan haberleri de genellikle işgüzarlar yapıyor. Ya işgüzarlık yapmak ya sevmediği birine zarar vermek için algı operasyonları niteliğinde yalan haberler yapılıyor.

Amerika’nın Kontrolündeki Sosyal Medya

Ben şahsen kendi adıma birkaç kurumsal büyük markanın dışında dijital dünyada gazetecilik yapan kurumların haberlerine güvenmiyorum ve inanmıyorum. Dedikodu haberciliğinin başını alıp gitti bir dönemde bir de yüzsüzce tekzip bile yazmadan pişkin pişkin “biz öyle sandık” şeklinde geçiştiriyorlar. Fake news olayının çok ciddi irdelenmesi ve hukuk katında da bir karşılığının olması gerekiyor. Herkes kendi kafasına göre habercilik yaparsa vay memleketin haline. Özellikle sosyal medyada yapılan haberler insanların onurlarını, psikolojilerini bile bozuyor.

Buna hiçbir ülke bir adam gibi çözüm bulamadı. Özellikle sosyal medya Amerika’nın kontrolünde ve size afra tafra yapabiliyor. Facebook – Twitter – Google – Instagram – Whatsapp ve niceleri. Milyarlarca insanın kullandığı bu sosyal medya platformları Pentagon’un gizli kontrolünde. Bizi gözetleyip ne yiyip içtiğimizi takip ettikleri yetmiyormuş gibi bir de bize iftira atan, zarar veren insanların bu zararı vermesine de göz yumuyorlar. Küreselleşmenin en büyük sorunu bu bence. Bu sosyal medya platformları birer küresel medya işletmesi ve kendi kuralları ile çalışıyor. Haydut gibi ‘ben bunu isterim bunu yaparım’ modunda çalışıyor. Bakın Arap Baharını, bakın Gezi Parkı olaylarını – bakın 17-25 Aralık olaylarını hepsinin altında sosyal medya provokatörleri var. Bu sosyal medya provokatörleri ve fake news’cılar sadece insanları değil, kurumların ve hatta ülkelerin de kaderleri ile oynuyorlar. Bunu eleştirdiğin zaman ya da bunu yasaklamaya kalkıştığın zamanda “demokrasi” “özgürlük” gibi sığınaklara giriyorlar. Bir insan, kurum ya da ülke hakkında iftira yalan iletiler ve haberler uydurmak suç olmuyor ama onları cezalandırmak suç oluyor. Ne güzel dünya, öyle bir dünya nerde var acaba….

Number One Medya İle İlgili Yapılan Fake Haber

Geçtiğimiz cuma günü bir arkadaşım bana mesaj attı. Bana “Bak Number One Medya Grubu’da iflas ve konkordato ilan etti yazık” diye bir mesaj yaptı. Direkt ona “fake haberdir boşver” dedim. Haber şöyle diyordu: “Üç Numara Radyo ve Televizyon Yayınları A.Ş. adıyla faaliyet gösteren ve bünyesinde Number1 FM, Number1 TV, Number1 Türk FM ve Number Türk TV’yi barındıran şirket hakkında, 22 Ocak 2019 tarihi itibariyle iflas kararı alındı.” Yaklaşık bir saat sonra merak ettim araştırdım, medya grubunun sahibi Ali Karacan çok sevdiğim bir büyüğümdür, çalışmalarını da yakından takip ediyorum, sık sıkta görüşürüz. Bu nedenle ben bu haberin palavra olduğundan adım gibi emindim. Nitekim de öyle oldu ve Ali Karacan hemen olaya müdahil oldu ve aşağıdaki basın açıklamasını yaptı:

“”Televizyonlarımız; NR1TV ve NR1Türk TV, radyolarımız; Number1 FM ve Number1Türk FM 25 yıldır başarıyla yayınlarına devam etmektedir.

RTÜK resmi internet sitesinde, hangi yayın kuruluşunun hangi logo/isim ile yayın yaptığı açıkça görülmektedir.

NR1TV ve Number1 FM: Oğlak Radyo ve TV Yay. A.Ş., NR1Türk TV ve Number1Türk FM: Aslan Radyo ve TV Yay. A.Ş RTÜK’te kayıtlı lisans şirketleriyle, yayına devam etmektedir.

Habere konu, Üç Numara Radyo ve TV Yay. A.Ş’nin, Grubumuzdaki TV ve Radyoların yayın faaliyetleriyle bir ilgisi bulunmamaktadır. Bilinçli şekilde ve kötü niyetle, medyaya servis edilen haberin, gerçekle bir ilgisi yoktur.”

Bunun Faturasını Kim Ödeyecek?

Bu örnekte bile sosyal medya ve internet gazeteciliğinin bir kurumun itibarına nasıl zarar verebileceğinin en somut örneğini görüyoruz. Bu haberin yapılması ve dijitalde yayılmasının bu kuruma, bu kurumun çalışanlarına, bu kurumla iş yapan üçüncü kişilere vereceği zarar ve yine bu kurumun tüketicisi konumunda olan izleyicilerine vereceği kötü zararın boyutlarının faturasını kim ödeyecek?

Sosyal medya ve internet gazeteciliğinin bu sorumsuz ve adeta bir şımarık çocuk gibi kendine buyruk davranışlarının ceremesini çekmek zorunda mıyız? Bu konuda hesapta soramıyorsun. Twitter sana bilgi vermiyor, Google sana bilgi vermiyor. Biraz da sıkıştırdığında sana sansürcü muamelesi yapıyor. Bu iş böyle gitmez, bu dijital gazetecilik yükselişte belki ama bir o kadar da düşüşte. Toplumun sosyal medya ve dijital gazeteciliğe her geçen gün inancı düşüyor. Böyle giderse dijital gazetecilik büyük darbe yiyecek ki bence yesin. Hatta devlet erkanı bu dijital gazetelere ve sosyal medyaya ciddi yaptırımlar uygulasın. Geçtiğimiz hafta da YouTube için benzer bir şey yazmıştım. Şu an sosyal medyada kimin eli kimin cebinde belli değil. Çıkartılan kanunlar ve yaptırımlar yetersiz. Geleneksel medyaya uygulanan kontrol ve yaptırımlar daha sert. Hiçbir şey sınırsız olmamalı buna özgürlükte dahil. Kimse kusura bakmasın biz toplum olarak sınırsız özgürlüğü de tam hazmedemiyoruz. Onun için kimse bana özgürlük, demokrasi, memokrasi demesin. Bu sosyal medyaya, dijital gazetelere ve fake news olayına bir çare bulunsun.

Yorumunu Gönder :

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir