KÜRESEL ISINMA ORMAN YANGINLARININ BAŞINDA

Yangın genellikle durduk yerde kendi kendine çıkmaz. Yangın denilen felaket için doğru hava ve iklim koşulu, yanmaya müsait yakıt ve bir de kıvılcım gerekiyor. Kıvılcımların yüzde 80’den fazlasına ise insanlar neden oluyor. Ama kıvılcım çakılıp yangın başladıktan sonra artan sıcaklıklar ve kuru hava koşulları nedeniyle yangını söndürmek zorlaşıyor; yangın süreleri uzuyor; yangından etkilenen alanlar genişliyor. İşte kürsel ısınma son günlerde boğuştuğumuz felaketlerin bu aşamasında devreye giriyor.

Dünya bir kısır döngüye girdi. Küresel ısınma arttıkça orman yangınları  artıyor. Orman yangınları arttıkça da küresel ısınma artıyor.

Artan sıcaklıklar yangına elverişli koşullar yaratıp, yangın mevsimini uzatıyor. Toprağın nemini azaltıyor. Ormanlardaki organik maddelerin ve tüm bitki örtüsünün daha kuru ve yanmaya uygun hale gelmesini sağlıyor. Kuru ve ölü bitkiler ise yangını hızlandıracak malzemeyi sağlıyor. Gerisi bir kıvılcıma kalıyor. Kıvılcım çakıyor; yangın başlıyor ve küresel ısınmanın yarattığı koşullar sonucu hızla yayılıyor. Normalde olması gerekenden daha geniş alanları kaplıyor.

Karasal alanlar üzerinde yaşayan türlerin yarıdan fazlasına yaşanabilir ortam sunmanın yanı sıra ormanlar, bitki örtüsünde ve toprakta karbon depolayarak atmosferdeki karbon dengesini düzenliyor. Ancak yangında ormanda depolanan karbon ve bitki örtüsü yanarken, karbondioksit, metan, karbon monoksit, azot dioksit ve diğer azot oksitleri serbest kalarak atmosfere karışıyor. Atmosferde sera gazlarının artması küresel ısınmayı daha da arttırıyor. Sıcaklıkların yükselmesine neden oluyor. Bu durum ise orman yangınlarını tetikleyen ya da kolaylaştıran koşulların daha da artmasını sağlıyor. Yeni yangınlar çıkıyor, döngü böylece devam ediyor.

Milliyet’ten Servet Yıldırım’ın haberine göre, böylesi ölümcül yangınlar bu yıl Türkiye’de, geçen yıl Amerika’da, önceki yıl Brezilya, Avusutralya, Yeni Zelanda ve Sibirya’da, ondan önce de Portekiz’de yaşandı. Küresel ısınma sürdükçe bu listeye her yıl yeni ülkeler eklenecektir. Bu kısır döngüden çıkışın tek yolu ise küresel ısınma ile tavizsiz mücadele etmektir.

Küresel ısınma ya da iklim değişikliği olarak adlandırılan süreç, canlıların yaşamını pek çok bakımdan tehdit ediyor. İklim değişikliği hem dünya, hem de içinde yaşayan tüm varlıklar için büyük bir tehdit oluşturuyor. Küresel ekonominin istikrarını ve sürdürülebilir kalkınmayı tehdit ediyor.

Küresel ısınma sürdükçe orman yangınları artacak

Eğer gelecek 20 yılda küresel ısınmanın boyutu, sanayi devrimi öncesi dönemdeki, yani 1800’lerin başındaki ortalama sıcaklık derecesine göre 1.5 °C derecelik bir artışta frenlenemezse iklim krizi artık geri dönüşü olmayan bir sürece girecek.

Sevindirici olan, çok sayıda ülkenin ve şirketin iklim değişikliği ile mücadeleyi önceliğine aldığını ve bu doğrultuda stratejik yol haritaları belirlediğini görüyoruz. Benim de yönetim kurulunda yer aldığım Birleşmiş Milletler Global Compact Türkiye olarak yaptığımız anket de şirketlerimizin farklı seviyelerde konuyu ele aldığını gösterdi. Bu sayının artması gerekiyor. Konuyu önceliğine almış ancak stratejik bir yol haritası ve somut hedef koyma sürecine henüz başlamamış şirketler de konunun öneminin farkındalar.

Kısacası, bu felaket döngüsünden çıkış için devletlerin, şirketlerin ve diğer kuruluşların üzerlerine düşeni yapmaları ve daha da önemlisi birlikte hareket etmeleri gerekiyor.

Numberone.com.tr

Haber

İlginizi Çekebilir