Meçhul subayların günlükleri

Meçhul subayların günlükleri

Çanakkale Boğazı’nı denizden geçemeyeceklerini anlayan İngilizler, 25 Nisan’da kara harekâtını başlatarak Gelibolu’ya asker çıkardı. Gemilerden açılan yoğun top ateşinin korumasında sandallarla karaya çıkmaya çalışan İngilizleri, mevzilenmiş Türk askerleri top ateşi ve makineli tüfeklerle durdurmaya çalışıyordu. Bu kanlı mücadele şiddetle devam ederken bazı askerler de yaşadıklarını günlüklerine kaydediyordu. İşte Osmanlı ve İngiliz subaylarının günlüklerinden 25 Nisan 1915’teki ilk çıkarma gününde yaşananlar:

İngiliz Subay: Askerler güvertede sıralandı ve emir verildi: ‘Teknelerde sessizlik kesinlikle korunacak, süngüler çıkarma anında takılı olacak ve ilk siper hattı süngüyle alınacak. Saat tam 03.10’da yüzlerce küçük tekne meçhule doğru yola çıktı.

Osmanlı Subayı: Saat 04.30, şiddetli top atışları başladı. Aceleyle kalkıyoruz. Hâlâ uykum var; fakat topların sağır edici sesleri devamlı ve daha kuvvetli geliyor. Böyle ateş daha kimseler görmüş değildir! Aman yarabbi nasıl anlatsam!

İngiliz Subay: Kıyıdan 50 metre uzaklıkta sürekli yağan şarapnel parçaları altında sandallara geçiyoruz. Şimdiden askerlerimizi kaybetmeye başlıyoruz. Dolu sandallar Türklerin makineli tüfeklerinin ölümcül ateşi sonucu gözden kayboluyor.

Osmanlı Subayı: Bataryalarımız Mesudiye yönünde beliren bir düşman denizaltıya ateş açtı. Torpido gemileri, bataryalar… Havan toplarının gümbürtüsü denizde yağmur gibi devam ediyor.

Meçhul subayların günlükleri

‘GÖZ GÖZÜ GÖRMÜYOR’

İngiliz Subay: Karaya çıkarken 150 metre uzakta bir şarapnel patladı ve denizin üstünde bir mermi sağanağı başladı, oldukça hoş bir manzara!

Osmanlı Subayı: Topların ateşinden bir dumandır çöktü. Denizi, karası görünmez hale geldi. Bir nakliye gemisi Seddülbahir iskelesine asker çıkarmaya teşebbüs etti. Ateş ettik. Baş tarafını dağıttık. Batmamak için karaya oturdu.

İngiliz Subay: Kıyıya çıkanlara mümkün olan her türlü örtmeyi yapmaları emrediliyor. Kumsal ölü ve yaralılarla darmadağın olmuş. Taburumuza derhal çatışmaya girmesi için emir verildi. Yaşamak için saldırıyoruz.

Osmanlı Subayı: Bombardıman tüm gücüyle, cehennemi bir şekilde devam ediyor. Kabatepe üstünde bir düşman balonu uçuyor. Gemiye bağlanmış ve telefonla bağlantısı var.

İngiliz Subay: Türklerin geri püskürtüldüğünü ve üç tüfeğin de ele geçirildiğini görmeme rağmen Türklerden sadece birkaç ölü ve yaralı olması benim için oldukça şaşırtıcı. Subay ve erlerimiz büyük darbe yedi.

Meçhul subayların günlükleri

TAYYARELER ÜZERİMİZDE BOMBA ATIYOR

Osmanlı Subayı: Tayyareler üzerimizde keşif yapıyor, bombalar atıyor. Hangisinden sakınacaksın. Öyle ateşin tarifi mümkün değil. Mevzimizin her tarafını kalbur gibi yapıp, hallaç pamuğu gibi attı.

İngiliz Subay: Savaş gemileri düşmana haddini bildiriyordu. Özellikle Queen Elizabeth’in 5 inçlik liditleri, onlar Serçe Tepe’den Bomba Sırtı’na tek sıra ilerlerken tam ortalarında patlıyor. Bizim çocuklar alkışı hak ediyorlar.

Osmanlı Subayı: Hiç durmadan her gemiden ateş ediyorlar. Saat sekize kadar şiddetli muharebe devam etti. Ardı arkası yoktur. Hele piyade ateşini sorma! Onların sesi top sesleri arasında mısır patlaması gibi…

Osmanlı Subayı: Batarya zabitimiz Ali Rıza Efendi emir verdi. ‘Anam beni yetiştirdi, bu yerlere yolladı’ şarkısını söyleterek ateşe devam ettik. 300 mermi attık. Cephanemiz kalmadı, ne yapacağız şaşırdık. Düşman dakikada elli-atmış mermi atıyor. Askerin umurunda değil.

İngiliz Subay: Oldukça sıra dışı bir gün. Cesurlarla işe yaramazları ayırmak çok kolay. Avustralyalı askerlere bayılıyorum, yulaf çorbasını öyle bir yiyorlar ki…

Osmanlı Subayı: Mermi, şarapnel yağmur gibi yağıyor. Şiddetli muharebeye devam ettik. Hamdolsun bir zayiat yoktur.

İngiliz Subay: Ara sıra mühimmat sıkıntısı yaşanıyor ve acil takviyelere ihtiyaç var. Fakat her şeyi top ateşi altında karaya çıkardıklarını gördüm, çok iyi iş çıkardıklarını söyleyebilirim.

Osmanlı Subayı: Çok yorulduk, biraz dinleneceğim. Beni koruyun dostum, düşmanın yenilmesi için de dua edin.

Meçhul subayların günlükleri

3 KİTAPTA ÖLÜMSÜZLEŞTİLER

Günlükler, bugüne kadar 3 kitapta toplandı.

Gelibolu Günlükleri, Jonathan King

Telsiz ve Telgraf Zabiti Tevfik Rıza Bey’in Çanakkale Günlükleri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Meçhul Subay/Çanakkale Cephesinde Bir Topçu Subayının Günlüğü, Timaş Yayınları

DENİZ yoluyla boğazı fethedemeyeceğini anlayan İttifak Devletleri, 25 Nisan ve 6 Ağustos 1915 tarihleri arasında Gelibolu Yarımadası’na çıkartmalar yapıp asker yığdı. Plana göre, asıl kuvvetler Gelibolu Yarımadası’nın güney ucuna iki ayrı noktadan çıkacak ve boğazları kontrol eden tepeleri alacaktı. Bunu başarmak için, iki tümenden oluşan bir Anzak (Avustralya ve Yeni Zelanda) Kolordusu Kabatepe bölgesine çıkacak, iki İngiliz ve bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayından oluşan kuvvet Seddülbahir bölgesini ele geçirecekti. Aynı anda bir aldatmaca olarak, boğazın güneyinde, Kumkale bölgesinde ikinci bir çıkarma yapılacak ve bazı donanma birlikleri orada da çıkarma izlenimi vermek üzere Saroz Körfezi’ne doğru seyredecekti. Fakat Mustafa Kemal’in komutasındaki Türk askerinin hayatını hiçe sayarak kahramanca dövüşmesi hepsini hezimete uğrattı.

 

Numberone.com.tr

Haber

İlginizi Çekebilir