Ana Sayfa Blog Sayfa 226

Yaşam süresini uzatan ilaç bulundu

0

İnsan ömrü kısıtlı. Yaşlanmayı durdurmak, ömrü uzatmak için yıllardır çalışmalar yapılıyor. Yapılan bu çalışmaların birinden olumlu sonuç alındı. Farelerin yaşam süresini yaklaşık yüzde 25 artıran yeni bir ilaç bulundu. Bu ilacın insanlar üzerinde kullanılması ile ilgili de çarpıcı bilgiler verildi.

İnsan ömrünü uzatmanın formülleri aranıyor. Bu kapsamda bulunan ilaçlar ilk önce hayvanlar üzerinde deneniyor.

Laboratuvar hayvanlarının yaşam sürelerini yaklaşık yüzde 25 oranında artırabilen yeni bir ilaç keşfedildi. Bilim insanları, bu keşfin insanlarda da yaşlanmayı yavaşlatabileceğini umuyor.

Yeni ilaçla tedavi edilen laboratuvar farelerine genç görünümleri nedeniyle “süper model büyükanneler” deniyor.

Bunların diğer farelere kıyasla daha sağlıklı ve daha güçlü olduğu tespit edildi. Kanser vakalarının ise daha az olduğu kaydedildi.

İlaç halihazırda insanlarda test ediliyor, ancak aynı yaşlanma karşıtı etkiye sahip olup olmayacağı henüz bilinmiyor.

İnsanlar tarih boyunca hep daha uzun bir yaşam arayışında oldu.

Bilim insanları yaşlanma sürecinin şekillendirilebileceğini uzun zamandır biliyorlar. Örneğin yedikleri yiyecek miktarı önemli ölçüde azaltılan laboratuvar hayvanlarının daha uzun yaşadığı görülüyor.

Araştırmacılar yaşlanmanın moleküler süreçlerini ortaya çıkarmaya ve bunları manipüle etmeye çalıştıkça yaşlanma konusundaki araştırmalarda ciddi bir artış yaşanıyor.

MRC Tıp Bilimi Laboratuvarı, Imperial College London ve Singapur’daki Duke-NUS Tıp Fakültesi’ndeki ekip, interlökin-11 adı verilen bir proteini araştırıyor.

Yaşlandıkça insan vücudundaki interlökin-11 seviyesi artıyor.

Bu hem daha fazla inflamasyon yaratıyor hem de uzmanlara göre yaşlanmanın hızını kontrol eden çeşitli biyolojik anahtarları çeviriyor.

DAHA UZUN VE DAHA SAĞLIKLI YAŞAM

Araştırmacılar iki farklı deney yaptılar.

İlkinde farelerin genetiği değiştirilerek interlökin-11 üretmemeleri sağlandı.

İkincisinde farelerin 75 haftalık olması beklendi (kabaca 55 yaşındaki bir insana eşdeğer) ve sonra düzenli olarak vücutlarını interlökin-11’den arındırmak için bir ilaç verildi.

Nature dergisinde yayınlanan sonuçlar, deneye ve farelerin cinsiyetine bağlı olarak yaşam sürelerinin %20-25 oranında arttığını gösterdi.

Yaşlı laboratuvar fareleri genellikle kanserden ölürken, interlökin-11’den yoksun farelerde hastalık seviyelerinin çok daha düşük olduğu tespit edildi.

Kas fonksiyonlarında iyileşmenin yanı sıra farelerin daha zayıf olduğu, daha sağlıklı tüylere sahip olduğu ve kırılganlık testlerinde daha iyi puan aldığı belirtiliyor.

Araştırmacılardan biri olan Prof. Stuart Cook’a verilerin gerçekten bu kadar umut verici olup olamayacağı soruldu.

Prof. Cook, “Çok heyecanlanmamaya çalışıyorum. Etrafta bir sürü yanıltıcı bilgi var, bu yüzden verilere bağlı kalmaya çalışıyorum ve bunlar en güçlü olanları” diye yanıt verdi.

İlacın insanlarda “kesinlikle” denenmeye değer olduğunu düşünen Cook, etkisinin “dönüştürücü olacağını” ve kendisinin de ilacı almaya hazır olduğunu söyledi.

İNSANLARA UYGULANABILIR MI?

İlaçla ilgili cevaplanması gereken önemli sorular arasında aynı etkinin insanlarda da sağlanıp sağlanamayacağı ve olası yan etkiler var.

İnterlökin-11 insan vücudunun erken dönem gelişiminde rol oynuyor.

Nadiren bunun eksikliğiyle doğan insanların kafatasındaki kemiklerin kaynaşma şekli değişir, dişlerinin çıkışı ve eklemleri etkilenir.

Ayrıca yara izi oluşumunda da rolü vardır. Eklemlerin düzeltilmesi için ameliyat gerekebilir.

Araştırmacılar, interlökin-11’in yaşamın ilerleyen dönemlerinde yaşlanmayı tetiklemede rol oynadığını düşünüyor.

İlaç, interlökin-11’e saldıran yapay bir antikor gibi davranıyor ve akciğer fibrozisi olan hastalarda deneniyor. Akciğerleri hasar gören bu hastalar nefes almakta zorlanırlar.

Prof. Cook, denemelerin tamamlanmadığını ancak verilere göre ilacın güvenli göründüğünü söyledi.

İlaç, yaşlanmayı “tedavi etme” girişimlerinin son yaklaşımının bir ürünü.

Diğer yandan organ naklinin reddedilmesini önlemek için alınan tip 2 diyabet ilacı metformin ve rapamisinin de yaşlanmayı engelleyici özellikleri araştırılıyor.

Prof. Cook, yaşlanmayı durdurmak için ilaç almanın insanların aldığı kalori miktarını sınırlamasından daha kolay olduğunu düşünüyor:

“Sonunda beş yıl daha yaşamak için, 40 yaşından itibaren yarı aç, tamamen tatsız bir hayat yaşamak ister miydiniz? Ben istemezdim.”

Duke-NUS Tıp Fakültesi’nden Prof. Anissa Widjaja, “Çalışmamız fareler üzerinde yapılmış olsa da, insan hücreleri ve dokuları üzerinde yapılan çalışmalarda da benzer etkiler gördüğümüz göz önüne alındığında, bu bulguların insanlar için de anlamlı olmasını umuyoruz” dedi:

“Bu araştırma, yaşlanmanın daha iyi anlaşılmasına yönelik önemli bir adım ve sağlıklı yaşlanmayı potansiyel olarak uzatabilecek bir tedaviyi fareler üzerinde kanıtladık.”

Yaşam süresini uzatan ilaç bulundu. Yaşlanmayı durdurmak mümkün mü? Heyecanlandıran deney...

Sheffield Üniversitesi’nden Prof. Ilaria Bellantuono araştırmanın bulgularının güvenilir göründüğünü ancak hastalarda işe yarayıp yaramadığına dair kanıt eksikliği olduğunu söyledi.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre; bu tür ilaçların yapımının maliyeti gibi sorunların hala devam ettiğini de vurgulayan Prof Bellantuono, “50 yaşındaki herkese kalan hayatları boyunca bu tedavinin uygulandığı düşünülemez” dedi.

Kaynak: Medyatava Haber Merkezi

Johnny Depp kendisinden 33 yaş küçük Rus modelden kopamıyor

Bundan iki yıl önce bütün dünya bir ünlü çiftin yasalar önünde hesaplaşmasını tıpkı yüksek bütçeli bir filmi izler gibi izledi. Zaten aksi de mümkün değildi… Birbirleri hakkında ortaya attıkları iddialar kelimenin tam anlamıyla dudak uçuklatacak türdendi.

İkinci karısından boşanan ünlü oyuncu, kendisinden 33 yaş genç Rus modelden ayrılamıyor... Bu ilişkinin adını daha koymadılar

Sonunda haftalar süren duruşmalar bitti. Çiftin kadın tarafı ağlamamak için yutkunarak veda etti o olaylı oturumlara. Erkek tarafı ise “itibarımı geri kazandım” diyerek rahat bir nefes aldı.

Bir zamanlar birbirlerine deli gibi aşık olan bu ünlü çiftin ayrılığı işte böylesine olaylı oldu. Sonuç olarak ikisi de kendi yollarına gittiler.

Kocasına karşı yasalar önünde yenik düşen güzel oyuncu tasını tarağını toplayıp başka bir ülkeye gitti. Yılları devirmesine rağmen hala karizmasından bir şey kaybetmeyen eski eşi de hayatına döndü…

İşte şimdi bu yakışıklı oyuncuyla ilgili bir haber dolaşıyor ortalıkta: Güzel karısından olaylı bir şekilde boşanan oyuncu, yarı yaşında bir sevgili buldu… Onunla ilişkisinin adını bile koymadan gününü gün ediyor.

İkinci karısından boşanan ünlü oyuncu, kendisinden 33 yaş genç Rus modelden ayrılamıyor... Bu ilişkinin adını daha koymadılar

İLİŞKİNİN ADINI KOYMADILAR

Johnny Depp ile eski karısı Amber Heard’ün yaşadıklarından söz ettiğimizi anladınız büyük olasılıkla… İki ünlü oyuncunun The Rum Diary adlı filmin setinde başlayan aşkları 2015 yılında evliliğe uzandı. Ama büyük aşk 2017 yılında bitti.

Sonrasında ise boşanma ve birbirlerine karşı açtıkları karalama davaları geldi… İngiltere’deki ilk davadan Amber Heard galip çıktı. ABD’deki karşı davayı ise Johnny Depp kazandı.

Sonrasında Amber Heard, taşıyıcı anne yöntemiyle sahip olduğu kızını da alıp İspanya’da yeni bir hayat kurdu kendine. Depp ise önce müzik sonra sinema çalışmalarına geri döndü.

61 yaşındaki Johnny Depp’in son günlerde gündemde olmasının nedeni ise kendisinin yarı yaşındaki Rus model Yulia Vlasova ile yakınlaşması.

Tanıkların anlattığına göre Depp ile 29 yaşındaki Rus güzellik uzmanı ve model Vlasova, sık sık samimi şekilde birlikte görüntüleniyorlar.

People dergisine konuşan bir kaynağın söylediğine göre bu yakınlığa rağmen Johnny Depp ile Yulia Vlasova birbirlerinin “kız arkadaşı” ya da “erkek arkadaşı” gibi tanımlamalardan kaçınıyorlar. Bir başka deyişle henüz ilişkilerinin adını koymuş değiller.

Her ikisi de zaman zaman birlikte çekilen pozlarını sosyal medya hesaplarından paylaştı. Fakat bu fotoğraflar, basının da dikkatini çekince hepsini sildiler.

İkinci karısından boşanan ünlü oyuncu, kendisinden 33 yaş genç Rus modelden ayrılamıyor... Bu ilişkinin adını daha koymadılar

2021 YILINDA TANIŞTILAR 

Depp’e yakın kaynakların anlattığına göre ikili, 2021 yılındaki Karlovy Vary Film Festivali’nde tanıştı. Ondan sonra da sık sık görüşmeyi sürdürdüler. Ünlü oyuncu ile Vlasova, son olarak geçen hafta Londra’da yan yana görüntülendi.

Yulia Vlasova ile Johnny Depp, 2022 yılında, ölümünden kısa bir süre önce ünlü oyuncunun yakın dostu da olan Jeff Beck’in Prag’daki konserinde yine birlikteydi.

Hatta Depp, genç kadını yanağından öperken çekilen bir pozları da sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.

Aşk söylentileri alıp başını gitse de Depp ile Vlasova bu romantik ilişki söylentileri hakkında ser verip sır vermiyor.

Kısa bir süre önce Vlasova, kendisiyle sosyal medyada yapılan bir söyleşide en sevdiği aktörün Johnny Depp olduğunu belirtip onu “Harika bir insan yetenekli ve ilham verici” diye tanımlamıştı.

İkinci karısından boşanan ünlü oyuncu, kendisinden 33 yaş genç Rus modelden ayrılamıyor... Bu ilişkinin adını daha koymadılar

UĞRUNA YUVASINI YIKMIŞTI… OLAYLI BİR ŞEKİLDE BOŞANDI

İlk evliliğini 1983 ile 85 arasında Lori Anne Allison ile yapan Depp, sonra da uzun süre Fransız şarkıcı ve oyuncu Vanesa Paradis ile birliktelik yaşadı. Bu aşktan Lily Rose adında bir kızı ile Jack adında bir oğlu oldu.

Fakat film setinde tanıştığı Amber Heard uğruna Paradis’yi bırakan Depp, 2015 yılında rol arkadaşıyla evlendi. Güzel ve aşk dolu başlayan evlilik olaylı bir şekilde sona erdi.

Kaynak: Hürriyet | Kelebek

Murat Boz nostaljik paylaşımıyla sevenlerini geçmişe götürdü

Birçok şarkısıyla dillere dolanan ünlü şarkıcı Murat Boz, rol aldığı filmlerle de büyük bir hayran kitlesine ulaştı. 11 milyondan fazla takipçisinin bulunduğu Instagram hesabından paylaşım yapan Murat Boz, çocukluk fotoğrafını sevenleriyle paylaştı.

Yakışıklı şarkıcı, nostaljik kareye, “80’li çocuk. Bir elinde yarın, öbür elinde dün” notunu düştü. Murat Boz’un paylaşımına çok sayıda yorum ve beğeni geldi.

Afra Saraçoğlu ile ayrılan Mert Ramazan Demir pozlarıyla dikkat çekti

Ekranların fenomen dizilerinden Yalı Çapkını’nın başrol oyuncuları Afra Saraçoğlu ile Mert Ramazan Demir, uzun zamandır aşk yaşıyor. Ayrıldıkları iddiası magazin gündemine bomba gibi düşen çiftten Mert Ramazan Demir pozlarının altına düştüğü not ile bir anda sosyal medyanın gündemine oturdu.

Ekranların fenomen dizilerinden Yalı Çapkını’nın başrol oyuncuları Afra Saraçoğlu ile Mert Ramazan Demir, uzun zamandır aşk yaşıyor. Ayrıldıkları iddiası magazin gündemine bomba gibi düşen çiftten Mert Ramazan Demir pozlarının altına düştüğü not ile bir anda sosyal medyanın gündemine oturdu.

‘Yalı Çapkını’ dizisinde başrolleri paylaşan ünlü oyuncular Mert Ramazan Demir ve Afra Saraçoğlu, bir süredir aşk yaşıyor.

İlişkilerine bir dargın bir barışık şekilde devam eden ünlü çift dizilerinin sezon finali yapmasının ardından İspanya tatilinde dinlenmeye çekildi.

Birlikte tatil yapan ünlü çiftten şaşırtan bir hamle geldi.

Afra Saraçoğlu ve Mert Ramazan Demir sosyal medyada birbirini takipten çıktı.

Ayrılık haberleri gündemde yer alan çiftten Demir, spor yaptığı görüntülerini paylaştığı gönderiye “ne halim varsa gördüm” notunu düştü.

Mert Ramazan Demir’in sözlerine sosyal medyada alay dolu yorumlar yapılırken, pozları çok beğenildi.

Biden’ın çekilmesi an meselesi

Joe Biden’ın sağlık durumunun kötü olması hem ABD hem dünya kamuoyunda sürekli tartışılan bir konu. Son olarak ABD’de Demokrat Partili isimler ABD Başkanı Joe Biden’ın adaylıktan çekilmesinin an meselesi olduğunu belirtti.

ABD'de çarpıcı açıklama: Biden'ın çekilmesi an meselesi

Reuters’a konuşan Demokrat partili kaynaklar Biden’ın adaylıktan çekilmesinin an meselesi olduğunu söyledi.

Axios haber sitesi, bazı Demokratların parti içindeki baskıları sonucu Biden’ın kenara çekilme noktasında ikna edildiğini öne süren yorumları derleyen bir rapor hazırladı.

27 Haziran gecesi Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump ile CNN’deki ilk canlı yayın tartışmasının ardından Biden’ın seçim adaylığını sürdürebilmesine ilişkin endişelerin giderek büyüdüğüne işaret edilen raporda, birçok Demokrat’ın, ABD Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Schiff’in, Biden’a yaptığı “çekil çağrısı”na katıldığı aktarıldı.

İsmini açıklamak istemeyen bir kaynak, “Biden’ın doğru olanı yapacağına inanıyorum. O yöne doğru ilerliyor” ifadesini kullandı.

Raporda, Biden’ın başkanlık seçimindeki kampanyasını bu hafta sonu sona erdirebileceği iddia edildi.

KAMALA HARRİS ÖNE ÇIKAN ADAY

Bu arada, ABD’de yapılan bir ankette, Demokratların yüzde 79’unun Başkan Biden’ın seçimden çekilmeye karar vermesi halinde yardımcısı Kamala Harris’in başkan adayı olarak gösterilmesini desteklediği sonucuna ulaşıldı.

BIDEN’IN SAĞLIK DURUMU

ABD’de 5 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimleri için yarışan Demokrat Partili Biden ile Cumhuriyetçi rakibi Trump, 27 Haziran gecesi CNN’deki ilk canlı yayın tartışmasında kozlarını paylaşmıştı.

81 yaşındaki Biden, ikinci dönem adaylığında yaşı konusunda duyulan kaygıları giderecek performans sergileyememiş, program sonrası yoğun eleştirilere maruz kalmıştı.

Demokrat Partili kesimden ve Biden’ı destekleyen bazı medya kuruluşlarından, Biden’a “başkanlık seçimlerinden çekilmesi” çağrısı yapılmıştı.

Biden ise sağlık durumunun eskisi gibi olmadığını kabul ederek, Trump’a karşı en iyi alternatifin halen kendisi olduğunu belirtmiş ve yarıştan çekilmeyeceğini açıklamıştı.

İmamoğlu’ndan sokak hayvanları yasa teklifiyle ilgili açıklama

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı da olan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sokak hayvanları yasa teklifiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, TBB Encümen Toplantısı’na katıldı. TBB Konağı’nda düzenen toplantıda TBB Encümen üyeleri Diyarbakır, Eskişehir, Mardin, Mersin, Şanlıurfa, Adıyaman, Artvin, Edirne, Nevşehir, Zonguldak, Ankara Keçiören, Konya Selçuk belediye başkanları da hazır bulundu. Encümen Toplantısı’nda Deprem Bölgesi Araştırma Komisyonu Kurulması, Tasarruf Tedbirlerinden Kaynaklı Sorunlar, TBB Yardımları, Avrupa Hareketlilik Haftası Programı, Belediye Sorunları ve Çözümüne İlişkin Eylem Planı, Kayyım Uygulamasının Hukuki Çerçevesi gündem maddeleri görüşüldü.

“BAZI YEREL YÖNETİMLERİN HİZMETLERİNİN ENGELLEDİĞİNİ DE TESPİT ETMİŞ DURUMDAYIZ”

Toplantı sonrası basın açıklaması yapan İmamoğlu, “Bu encümen toplantısındaki gündemle ilgili bazı bilgiler aktaracağım. TBB olarak yerel yönetimlerin özellikle bu dönem içinde bulunduğu her türlü sıkıntıyı takip eden bir etkili, ilgili süreci ortaya koyacağız. Bu nedenle gündeme dair hemen hemen her konuda komisyonlarımız var ve komisyonlarımızı çok aktif bir biçimde çalıştıracağımızı kamuoyuyla paylaşmak isterim. Bu çalışmalar hızlıca başladı. Ara vermeden toplantılar yapıyoruz ve toplantılar ekseninde de açıkçası yeni kararlar ve yeni çalışma başlıklarıyla yolumuzu oldukça yoğun bir takvime tabi tutuyoruz. Tabii bugün kesinlikle ekonomik koşullar paralelinde yerel yönetimlerin çok yoğun sorunlar içerisinde olduğu bir gerçek. Çok büyük boyutlara ulaşan enflasyonun etkisi, yakıt, enerji fiyatlarındaki yüksek artış gerçekten hizmet maliyetlerimizi çok yüksek seviyelere taşımakta. Bu anlamda bazı yerel yönetimlerin hizmetlerinin engellediğini de tespit etmiş durumdayız” dedi.

“SOSYAL YARDIMA MUHTAÇ AİLELERİN SAYILARININ ARTTIĞINI TESPİT ETMİŞ DURUMDAYIZ”

“Tabii belediyelerin ve belediye başkanlarımızın yöneticilerimizin ne denli güçlü bir gayretle hareket ettiklerini hiçbir hemşehrimizi zor durumda bırakmamak adına güçlü bir seferberlik denebilecek seviyede çalışmalar yürüttüklerini biliyorum” diyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bu anlamda özellikle ekonomik olarak yürütülen bu politikalar çerçevesinde ülkemizin tamamında sosyal yardıma muhtaç ailelerin sayılarının arttığını da istatistiki olarak tespit etmiş durumdayız. Bu da yine belediyelerimizin bütçelerinin bu yöne evrilmesini ve bu yönde de vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına mutlak katkı sunma konusunda gayret gösterdiklerini ve arkadaşlarımızla hemfikir olduk ve paylaştık. Doğal olarak sosyal yardım payları bütçede artıyor. Tabii kentlerimizin ihtiyaç duyduğu birçok farklı yeni yatırımlar söz konusu. Bu yönde de çalışmalarımız etkili bir şekilde sürüyor.

“KATKILARIMIZLA DEPREM BÖLGESİNDE OLMAYI HEDEFLİYORUZ”

Özellikle bugün birkaç konu hakkında sizlere özel bilgi paylaşmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi deprem bölgesinde araştırma yapacak olan komisyonumuz çalışmalarına başladı. Sürüyor. Buna yön vermek adına metodolojiyi paylaştık. Deprem bölgesinde yapılan hizmetler hem merkezi idare hem yerel idare boyutunda sürecin nasıl yönetildiği ve yürütüldüğü konusundaki tespitler, TBB üzerine düşen sorumluluklar, vazifeler ve elbette kamuoyuna dönük birtakım sonuçları içerecek bir biçimde bir aylık süre içerisinde tamamlanmasını öngörüyoruz ve bu tamamlandığı an itibarıyla da yerinde yaptığımız bu tespitler çerçevesinde hem TBB’nin eylem planı ortaya çıkmış olacak. Katkılarımızla o bölgede olmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda o sonuçları açıklayacağımız encümen toplantımızı da deprem bölgesindeki bir şehrimizde yapmayı arkadaşlarımızla karar verdik.

“ADİL OLMAYAN DESTEK SÜRECİNİN ADİL BİR ZEMİNE KAVUŞACAK”

Özellikle destekler yapılmasıyla ilgili son beş yıla dönük bir bakış ortaya koyduk. 2019 ve 2023 yılları dahil olmak üzere ve bu çerçevede ne yazık ki adil olmayan destek sürecinin adil bir zemine kavuşması, hak eden belediyelerle belediyeler birliği bütçesinde ve başta araç desteğinin sunulmasıyla ilgili planlamanın yapılması ve ona göre bir algoritmanın önümüze koyulması ki bazı hassas konuların daha öncelikli ele alınması konusunda da karar birliğine vardık. Bu konuların elbette başında şu anda deprem bölgemize yapılacak hizmetler ve bütçe aktarımları gelmekte. Tasarruf tedbirleri çerçevesinde bazı yöntem zorlukları ve tariflerin belediyeleri zor duruma bıraktığına dair başlıklarımız söz konusu ve bu başlıklar tespit edildi. Bunların içerik nasıl bir düzenlemeye muhtaç olduğu konusunda da arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyor ve bu çalışmanın sonucunu da hem ilgili bakanlıklarla paylaşıyor olacağız hem de kamuoyuyla. Bir sonraki encümenimizde paylaşacağız.

 “AVRUPA HAREKETLİLİK HAFTASI”

Avrupa Hareketlilik Haftasına dair etkin bir çalışmayı da arkadaşlarım bugün bizlere sundular ve inşallah Avrupa Hareketlilik Haftası dahilinde şehirlerimizde hem karbon salınımını azaltan hem sıfır karbona doğru hedef koyan şehirlerimizde insan hareketliliğini, bisiklet kullanım alışkanlığını, coğrafi özelliklerine göre toplu taşımaya yönlenmeyi, fosil yakıt araçların azaltılmasına dönük etkinlik ve faaliyetlerin arttırılması ve başlıklarıyla önerileri yine yerel yönetimlerle paylaşıyor olacağız.

“DÜNYA GENELİNDE ÖZELLİKLE MÜLTECİLERİN YÜZDE 60’I KENTSEL ALANLARA YERLEŞMİŞ İKEN TÜRKİYE’DE BU ORAN YÜZDE 98’İN ÜZERİNDE”

Değerli vatandaşlarımızla göçmen ve sığınmacılar konusunu da ele aldığımızı ve bu kapsamda özellikle yerel yönetimlerin nasıl zor durumda bırakıldığına da dikkat çektik. Biliyoruz ki ve özellikle kayıt dışı göçmenler yerel yönetimlerin nüfusuna kayıtlı değiller. Yani bizler hazineden bir pay alamıyoruz. Merkezi bütçeden bir pay alamadığımız ortamda biz yerel yönetimler olarak bu şehirde yaşayan bu nüfusa kendi vatandaşımıza verdiğimiz bütün hizmetleri de veriyor durumdayız. Tabii şöyle bir enteresan bir yüzdeyi de paylaşmak isterim. Dünya genelinde özellikle mültecilerin yüzde 60’ı kentsel alanlara yerleşmiş iken Türkiye’de bu oran yüzde 98’in üzerinde ve yüzde 98 oranında insanlar kentlerde. Bu durum birlikte yaşamanın gerçek zorlukları özellikle yerelde deneyimleniyor. Ekonomik, sosyal, kültürel alanda çok zor bir dönemi şehirlerde yaşadığımız bir gerçek.

“16 MİLYON YERİNE 20 MİLYONA YAKIN İNSANA SU VERİYOR DURUMDAYIZ”

Bugün resmi nüfusu 16 milyona yakın İstanbul’umuzda sadece geçici koruma ve ikamet izinli 1 milyonun üzerinde kayıtlı nüfus var. Tabii buna kaçak olan düzensiz göçmenler ve vatandaşlık alanlar dahil edildiğinde bu rakamın 2, 2 buçuk katı oranında büyüdüğünü tespit etmiş durumdayız. Zira bunu su tüketiminde de şu anda tespit edebiliyoruz. 180 litre su tüketimi günde var iken ortalama şu anda biz 225 litreyi aşan rakamlara ulaşmış bir tüketimle karşı karşıyayız. Yani bu demek oluyor ki 16 milyon yerine 20 milyona yakın insana İstanbul örneğinde su veriyor durumdayız. Dolayısıyla biz tabii yerel yönetimlerde bu hizmetlerimizi en üst seviyeye taşımak adına şehirlerimizin desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

“BU ZOR ORTAMDA YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ” 

Bu çerçevede büyükşehir belediye paylarının dağıtımındaki adaletsizliğin giderilmesi, yıllık kişi başı pay ortalamasının altında kalan büyükşehir belediyelerin ortalamalarının oraya yaklaştırılması, mahalli idareler genel bütçe vergi gelirlerinden Türk vatandaşı olan nüfusumuza ayrılan bütçe paylarının sığınma sayısını da içerecek şekilde değerlendirilmesi ve ona göre bu zor ortamda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle belediyelerin göç ile ilgili çalışma ve projelerine yönelik ilave mali desteğin de belediyelere kullandırılması gerekiyor.

Uluslararası finansmanın belediyeler nezdinde de devreye sokulması ve bölgesel ihtiyaçların gözetilerek belediyelere böyle bir bütçenin paylarının aktarılması şarttır diye düşünüyoruz. Özellikle belediyelerin genel bütçe vergi gelirleri paylarında yapılan kesintilerin belli bir süre uygulanmaması bu dönemde her belediyemiz için önemli bir avantaja dönüşecektir. Zira az önce söylediğim gibi bugün ekonomik koşullarında belediyeler sosyal destek dahil olmak üzere her konuda vatandaşlarımıza destek olma konusunda büyük gayret içerisinde.

“ENGELLEYİCİ ÇALIŞMALARIN YAPILMASI MESELEYİ DAHA ÖLÇÜLEBİLİR VE GÖZETLENEBİLİR BİR AŞAMAYA KAVUŞTURACAKTIR”

Belediyelerin mali yapıları, ölçekleri ve sığınmacı sayısı gözetilerek az önce ifade ettiğim ilave destek meselesini çok önemli buluyoruz. Özellikle göç yönetimi konusunda görev, yetki ve sorumluluklarının belediyeler nezdinde hiç dikkate alınmaması ve özellikle ulusal düzeyde yapılan bir takım çalışmalar, hamleler şeffaflıkla ilgili sorunların giderilmesinin bu ülkemiz çapında büyük bir sorun olarak gözetlenen göçmen vatandaşlarımıza dönük süreçlerin göçmen nüfusla uyum çalışmaları, göçmen nüfusla ilişkileri ve ülkemize asla yakışmayacak görüntülerin olmaması noktasında yerel yönetimlerin de merkezi idareyle beraber etkin eş güdüm sağlayabilmesiyle ilgili hem düzenlemelere muhtaç olduğumuzun hem de ciddi bir şeffaflığa ihtiyaç duyduğumuzun da altını çizmek isterim. Özellikle kayıt dışı istihdamın ve kayıt dışı iş yeri açılması meselesinde de gerekli düzenlemelerin ve engelleyici çalışmaların yapılması meseleyi daha ölçülebilir ve gözetlenebilir bir aşamaya kavuşturacaktır.

BELEDİYELERİNİN TEMSİLİNİN SAĞLANMASI ÇAĞRISI

Kaynak israfının önüne geçilmesi meselesinde de kurumlar arası iletişimin bu meselede az önce söylediğim o şeffaflığın, bilgi akışının yapılması, ortak toplantıların olması, sivil toplum kuruluşlarının da bu çerçevede meseleye dahil edilmesi önemli bir gündem. İçişleri Bakanlığı’nın bünyesinde oluşturulan göç kurulunda Türkiye Belediyeler Birliği aracılığıyla özellikle sığınmacı nüfusun yoğun bulunduğu il ve ilçe belediyelerinin temsilinin sağlanması çağrısını da yapmak istiyorum. İl göç kurullarında belediyelerin etkin katılımı sağlanmalı, yetki ve görevi de net olarak belirlenmelidir. Göç konusunda farklılaşan bölgesel ve yerel ölçekteki sorunların çözümü için bölgesel analizler ve stratejik planların hazırlanmasına önce ve stratejilerin belirlenmesine yönelik çalışmalarda yapılmalıdır. Belediyeler olarak ortak taleplerimizin bu doğrultuda sıralandığını kamuoyuyla paylaşıyorum.

 “KAYYIM UYGULAMASININ TÜMDEN BU ÜLKENİN GÜNDEMİNDEN KALKMASI ŞARTTIR”

Bir başka konu yine gündeme aldığımız ne yazık ki ülkemizde artık bir alışkanlık gibi ya da bir rutin uygulama gibi gündemde olan ve yapılan, hatta gündemde tutulmaya gayret edilen kayyım uygulamasıdır. Kayyım uygulamasının tümden bu ülkenin gündeminden kalkması şarttır. Kayyım uygulamasıyla ilgili gördüğümüz hukuki sakıncaları elbette sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle Anayasa’da İçişleri Bakanı’na görevle ilgili suçlar için uzaklaştırma yetkisi verilmişken terör örgütü maddesinde görev bağlantısı asla kurulmadığı hukuki bir zafiyettir. Terör suçunun görevle bağlantılı işlenmesi halinde ise dayanak madde karışıklığı bulunmaktadır. Hizmetlerin terör sebebiyle aksadığının tespitinin Valiliğin yapması yargı teminatını bertaraf etmektedir.

Meclis’in seçim yapması kuralından uzaklaşılmış olması gerçekten halkımızı o şehirlerde yaşayan vatandaşlarımızı derinden yaralamaktadır. Aynı zamanda personelinin görevden uzaklaştırılması iadesi kararı seçilmiş başkandan alınmıştır ve vesayet makamları hiyerarşik amir konumuna girmiştir. Bu kapsamda vatandaşın iradesinin tümden yok sayılması zeminini oluşturduğu gibi aynı zamanda kurumu da neredeyse ortadan yok eden bir aşamalı süreci devreye sokmaktadır. Yine görevlendirme süresi belirsiz belediyenin karar yürütme temsilci gibi farklı organlara sahip olmasından beklenen yarar da sağlanamamaktadır.

“YEREL DEMOKRASİYİ HIRPALIYOR”

Suçun şahsiliği prensibinden en üst seviyede uzaklaşılmıştır. Düzenleme olağanüstü koşullar altında çıkarılmış denilse de artık olağan hale gelmiştir. Neredeyse bu böyle yerleşik bir uygulamaya dönüşmüştür ki bu yerleşik uygulamamıza asla uygun değildir ve bunun gibi birçok aslında uygulamanın hem şahısları hem kurumları ve hem de o beldedeki vatandaşları derinden yaraladığını, üzdüğü yerel demokrasiyi hırpaladığını ve açıkçası üzüntümüz bazı noktalarda tamiri mümkün olmayan tahribatlar yarattığını belirtmek isterim. Bunun ülkemize, ülkemiz yerel demokrasisine, milletimizin demokrasiye olan inancına yaralar açmaktadır ve 86 milyon yurtsever vatandaşımızın bu memleketin eşit hissedarı olan yurttaşlarımızın yaşadığı bu cennet vatanda hiçbir beldemizin bu tür uygulamaları hak etmediğini düşünmekteyiz.

Yine Meclisin feshi ve belediye başkanlığının sona ermesine, görevlerle ilgili suç işlenmesi halinde görevden almayı ve takip edilecek bu süreç kurallar Anayasamızda ve temel mevzuat 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda yer aldığından ayrıca kayyum düzenlemesine ihtiyaç bulunmadığını arkadaşlarımız öneriyor. Bütün bunlar hem yasanın nasıl uygulandığı mevzuatına dair hem de aynı şekilde bu kanunların birbiriyle olan çelişkisini tespit etme noktasında Türkiye Belediyeler Birliği bünyesindeki hukuk birimimizin ve uzman arkadaşlarımızın çalışmaları ışığında sizinle paylaşıyorum.

Suçla mücadelenin ceza sorumluluğunun bireyselliği üzerinden sürdürülmesi gerektiği tüm kamu hat, koruma, hatta personele kamu görevlilerine kayyım atanmasının devlet geleneğimize hizmetlerini devamlı ilkesine büyük aykırılıklar içerdiği, olağanüstü koşullarda getirilmiş kayın düzenlemesinin az önce dediğim gibi olağan dönem kapsamında genişletilmemesi gerektiği, yerel yönetim geleneğimize ve demokratik teamüllere uygun halkın iradesini yok sayan nitelikli bir kararla alınan kayyım atama uygulamasına son verilmesi değerlendirmesinde bulunuyor ve bunu da kamuoyuyla ve ilgililerle de paylaşmış olmak istiyorum.

“GEREK UYGULAMA, GEREK BİLİMSELLİK AÇISINDAN CİDDİ SORUNLAR İÇERDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

Değerli hemşehrilerim yine bir diğer konu ve yeterince hazırlık yapılmadığı ve bu konuda özellikle bizi derinden üzdüğünü ifade ettiğim, böylesi önemli bir konuda yeni bir kanun çıkardık diyerek neredeyse tamamında belediyeleri sorumlu kılan bir anlayışla meseleyi Meclis’e taşıyan çalışmayı doğru bulmuyoruz. Bahsettiğim konu elbette Hayvanları Koruma Kanunu. TBMM’ye sunulan Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapacağım tespitlerin önemli olduğunu ifade etmek isterim. Teklifin gerek yöntem gerek uygulama gerek bilimsellik açısından ciddi sorunlar içerdiğini düşünüyoruz. İlgili kanun teklifi çözüm odaklı olmak yerine toplumsal sorunun daha da büyümesine neden olacak niteliktedir.

“ELZEM DENETİMLERİN DE YAPILMADIĞINI BELİRTMEMİZ GEREKİR”

TBB olarak sokak hayvanları konusundaki sorunları şöyle sıralayabiliriz: Kent yaşamı içindeki sahipsiz sokak hayvanları elbette ki tedirginlik yaratmakta ne yazık ki çeşitli saldırı vakaları olmakta, yaralanmaları hatta ölümlere sebep olmaktadır. Sahipsiz hayvanlar tabii ki maruz kaldıkları birtakım sıkıntı valilerin olduğunu da test etmek gerekir. Açlık, susuzluk, hastalık, kötü muamele gibi hayatlarını tehdit eden risklerle de bu canlılar karşı karşıyadır. İlgili bakanlıklar tarafından mevcut yasaya göre yapılması elzem denetimlerin de yapılmadığını belirtmemiz gerekir. Mali imkansızlıklar başta olmak üzere çeşitli nedenlerle yeterli hayvan bakım evi hizmeti veremeyen yerel yönetimlerle iş birliği yoluna acilen gidilmeli ve bu konuda çok eksik bir zaman dilimi işletilmiştir. Bu iş birliği yapılmamaktadır.

“HAYVANLARIN YEREL YÖNETİM TARAFINDAN HAYATLARINA SON VERİLMESİ ZORUNLU HALE GETİRİLMEKTEDİR”

Hayvan üretim tesislerini yasal ve yasal olmayan sayıları binlerle ifade eden, edilen hayvan satış noktaları ilgili denetimler yapılmamak ve sınırlandırma getirilmemektedir ve çok önemli husus yasa TBMM’ye sunulmadan önce yasa taslağında tüm sorumluluğun yüklendiği yerel yönetimlerle ve konunun uzmanlarıyla istişare edilmemiş olması ve konunun kamuoyuna açık bir şekilde tartıştırılmamış olması ne yazık ki bildiğimiz bir yöntemle sanki birileri tarafından basına sızdırılıp kamuoyu kendi kendine tartışsın yönteminin tercih edilmiş olması, uygar olmayan, demokratik olmayan bir zeminde bu taslağın TBMM’ye gelme döneminin sürecini bize yaşatmıştır.

Bakanlık verilerine göre Türkiye’de 2 milyon sahipsiz köpek bulunmakta. Yine bakanlık verilerine göre Türkiye genelinde hayvan bakım evlerinin toplam kapasitesinin 105 bin adet olduğu ortaya çıkmakta. Bu bağlamda sokak kedilerinin, köpeklerinin toplanıp bakım evlerine muhafaza edilip sahiplendirilmesi için yeterli altyapı bulunmamaktadır. Bu yılın sonuna kadar tamamlanması öngörülen bakımevleri için süre de 2028 yılına uzatılmıştır. 2028 yılına kadar bu altyapının sağlanamadığı her hayvanların yaşamına son verileceği ortadadır bu mevzuata göre. Kanun teklifinde ikincil aşama gibi gösterilmesine karşın hayvanların yerel yönetim tarafından hayatlarına son verilmesi böylece zorunlu hale getirilmektedir.

“KISIRLAŞTIR-AŞILA-YAŞAT”

Köpek üretimi ve satışıyla ilgili denetim ve kısıtlamalar arttırılmadıkça köpeklerin ve kedilerin öldürülerek sokaklardan nüfusunu azaltmayacağını biliyoruz. Çünkü boşalan alanlara yeni sokak hayvanlarının hızlıca yerleşeceği bilimsel çalışmalarda bir gerçektir. Bu yönüyle biz TBB olarak canlıların yaşamına son vermeden kısırlaştır-aşıla-yaşat politikasının en üst seviyede bir seferberlikle yönetilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle belediyelerimiz arasında koordinasyon gerek ilçeler gerekse ilde sınır illerde çözüm çok büyük önem taşımaktadır. Kısırlaştırma işlemlerinin süpürme şeklinde yapılması sayesinde bölgesel olarak kısırlaştırılmamış hayvan kalmaması hedef olmalıdır.

“TBB HİÇ GÜNDEME DAHİL EDİLMEDİ”

Türkiye’nin dünyada en az kuduz vakası gören ülkelerden biri olması önemli bir tespittir. Dünya Sağlık Örgütü köpeklerin toplu şekilde yok edilmeye çalışılmasının işe yaramadığını hatta ters etki yaptığını da raporlamış olması bu yasa çalışılırken bu tür verilere dikkat edilmediğini tarafımızca tespit edilmiştir. Öte yandan kentlerde ve kırsalda yaşayan kedilerin ve köpeklerin özellikle fare sıçan gibi hastalık yiyen canlıların istilasını önlediği özellikle de kırsal bölgelerden kent merkezlerine inecek yaban hayvanlar için de bariyer görevi gördüğü uzmanlarca tespit edilmiştir. Dolayısıyla birçok canlının başka türlü sakıncalı hallerini istilalarının baş edilmez duruma geleceği özellikle teknik arkadaşların tespit ettiği bir durum.

Bu manada özellikle ülke genelinde düzenli ve etkili bir kısırlaştırma kampanyası, ilgili bakanlıkların kamu kurumlarını tüm yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, gönüllüleri sürece dahil edilmesi, bakım bakımevi açma zorunlu olmasına rağmen bunu yerine getirmeyen yerel yönetimlerle ilgili sıkı denetimlerin yapılması, mali zorluk yaşayan belediyelere ve özellikle işletilmesi konusunda ve yapımı konuda bakanlığın destek sağlaması, hayvan üretim tesislerinin ruhsatlandırılması ve işletilmesiyle ilgili çok sıkı kriterlerin belirlenmesi ve özellikle internet üzerinden illegal satış yapan işletmelerin, kişilerin hakkında ciddi caydırıcı cezaların yapılması gibi hususların ekleneceği ve şeffaf bir biçimde çalışılarak, düşünün ki TBB hiç gündeme dahil edilmedi.

“ZORLAMA BİR GİRİŞİMİN DOĞRU OLMAYACAĞINI İFADE ETMEK İSTERİM”

Türkiye Belediyeler Birliği’nin ya da diğer belediyelerden hiçbir şekilde görüş alışverişinin yapılmadığı bir ortamda yapılan bu çalışmanın doğru olmadığını ve mutlaka bu çalışmalarla birlikte sonucun Meclis’e taşınması gerektiğini tekrar sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmak isteriz. Özellikle vatandaşlarımızın iyi bir eğitime tabi tutulması, sokak hayvanları doğa, şehirde şehirle doğanın uyumu ve özellikle insanların bu konuda bilinçlendirilmesiyle ilgili hususların da okullarda mutlaka bir eğitime dönüşmesi ve müfredata konulmasının toplumsal bilinç açısından da önemli olduğunu belirtmek isteriz. Bu yönüyle şu anda Meclis’te görüşme çabası içerisinde ve zorlama bir girişimin doğru olmayacağını tekrar ifade etmek isterim.

SU VE TAŞKIN KANUNU

Son konu olarak Su Kanunu ve Taşkın Kanunu hakkında geçenlerde Tarım ve Orman Bakanlığımızla birlikte çalışmaya katıldık ve Ulusal Su Kurulu toplantısına katıldım. Her şeyden önce de Ulusal Su Kurulu toplantılarını önemsiyorum ve bu konuda Sayın Bakanımızın ve orada bulunan heyetin en etkin bir biçimde bu işin içinde olma gayretini görmekten de memnun olduğumu ifade etmek isterim. Ulusal Su Kanunu’nun çok önemli olduğunu, bu sıcak günlerde bu kuraklığı yine konuştuğumuz ortamda iklim değişikliğinin etkilerini en üst seviyede konuştuğumuz bu ortamda mutlaka çok önemli, kalıcı kanunlara dönüşmesi gerektiğini yıllarca ülkemize hizmet etmiş İSKİ kanunu gibi bazı özel kanunların korunarak geliştirilerek su idarelerinin daha etkin, daha yerelde güçlü kurumlar haline gelmelerinin sağlandığı bir yasal zemin oluşmasını önemsiyoruz. Bu yönüyle TBB olarak ve bütün belediyelerimiz adına Su Kanunu’nun ve Taşkın Kanunu’nun katılımcı bir biçimde ki taşkın kanununa görüş ilettik… Bu konuda Su Kanunu’nun henüz paylaşılmadığını ama bu konuda özel oturumla Ulusal Su Kurumu’nda görüşüleceğini ve öncesinde de yine belediyelerimizin görüşüne başvurulacağını, TBB’nin de görüşüne başvurulacağını ümit ederek bu çalışmaları önemsediğimizi belirtmek isterim.

“ORTAK AKILLA VE İŞ BİRLİĞİYLE BÜTÜN SORUNLARA EĞİLME KONUSUNDA KARARLI BİR HEYETİZ”

TBB çatısındaki güçlü kurumumuzun değerli encümen üyeleri, belediye başkanı arkadaşlarımla yaptığımız çalışmaların özetini sizlerle paylaştım. Biliniz ki ortak akılla ve iş birliğiyle bütün sorunlara eğilme konusunda kararlı bir heyetiz. Türkiye Belediyeler Birliği’nin bu dönemde geçmiş dönemden farklı olarak çok kapsayıcı, çok adil ve eşit bir tavır içerisinde olacağını ifade etmek isterim. Burada ayrımcılığın bittiğini, birilerinin imtiyazlı olduğu dönemin sona erdiğini bütün vatandaşlarımızla, bütün belediyelerde paylaşmak isterim. Herkese eşit mesafede tüm belediyelerimizle ortak ve uyum içerisinde çalışıyor olacağız.

Hiçbir yurttaşımızın verdiği oy nedeniyle cezalandırılmasına, belediye hizmetlerinden başka il ve ilçelerine oranla daha az faydalanabilir konuma getirilmesine gönlümüz asla razı olmayacak ve bu konuda mücadele edeceğiz. Kapsayıcılıktan uzak politikalar asla güçlenmesini arzu ettiğimiz demokrasi sürecimize yakışmaz. Bu anlamda mutlak mücadele ve fikir beyanlarımıza ve çabalarımız kurumlar düzeyinde vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi süreciyle devam edeceğiz. Biz Türkiye Belediyeler Birliği’nin en kapsayıcı ve demokrat yönetim olma iddiamıza yakışır bir yönetim sergileme gayreti içerisinde olacağız.”

Sarıgül’den yeni açıklama. Bu son konuşmam

0

CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, sosyal medyada yayınlanan video ile ilgili ‘Bu konudaki son konuşmam’ diyerek yeni bir paylaşım yaptı…

Sarıgül'den yeni açıklama: Bu son konuşmam...

CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül sosyal medyada yayınlanan ve kendisine ait olduğu iddia edilen video ile ilgili dün iki açıklama yayınlamış ve özel bir kurumdan aldığı raporla görüntüdeki kişinin kendisi olmadığını dile getirmişti.

Sarıgül, bugün de sosyal medya hesabından “Bu konudaki son konuşmam” başlığı ile yeni bir video yayınlandı.

Sarıgül videoda şunları kaydetti:

“Sevgili yurttaşlarım, değerli dostlarım, siyasi hayatım boyunca çok olay yaşadım. Alkışı duydum, ihanetini gördüm ama böylesini hiçbir zaman yaşamadım.

Dün bana gün boyu verdiğiniz desteklere, gönderdiğiniz dualara çok teşekkür ediyorum. Hiçbir siyasi parti farkı gözetmeden benimle beraber oldunuz. O enerjinizi hissettim.

Hepinizden Allah’ım 100 bin defa razı olsun. Ama şunu bilesiniz ki, bu ihanetleri yapanlar, bu dünyada da hak dünyada da inşallah hak ettikleri cezayı alacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan İbrahim Hacıosmanoğlu’na tebrik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TFF Başkanı seçilen İbrahim Hacıosmanoğlu için bir tebrik mesajı yayınladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nu tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tebrik mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün yapılan Türkiye Futbol Federasyonu Olağan Mali ve Seçimli Genel Kurulu’nda TFF Başkanı olarak seçilen Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu’nu tebrik ediyor, kendisine ve yeni yönetim kuruluna başarılar diliyorum.

Türk futbolu ve ülkemiz için hayırlı uğurlu olsun.”

Johnny Depp kendi hayatından esinlenen sanat eserlerini tanıttı

Hollywood yıldızı, perşembe günü eski sevgilisi Vanessa Paradis’in de yer aldığı tarot temalı dört sanat eserini tanıttı.

Johnny Depp kendi hayatından esinlenen sanat eserlerini tanıttı

61 yaşındaki Depp, Jack ve Lily adını taşıyan iki çocuğunun annesi Paradis’e, “İmparatoriçe” adını verdiği bir sanat eseri yaratarak saygı duruşunda bulundu.

Karayip Korsanları filminin yıldızı, eski partnerini stoacı bir pozda otururken yakalayarak şunları ekledi: “İçinde kim olduğunu biliyorum. Muhteşem. Pragmatik. Pratik.”

Çift, 2012’de ayrılmadan önce 14 yıl birlikteydiler. On yıldan fazla bir süredir birlikte olmalarına ve bir aile kurmalarına rağmen, hiç evlenmediler ama hala “çok yakın” olmaları dikkat çekiyor.

Vanessa Paradis…

Diğer üç sanat eserinin adları ise “Aşıklar”, “İmparator” ve “Güç” adını taşıyor. Depp, Paradis’ten ilk çocuğunun doğumunu beklerken “Güç” adlı eserini yaptığını açıkladı.

Oyuncu, gördüğü annelik içgüdülerinin, resim yaparken içsel güç fikirlerini keşfetmesine yol açtığını belirterek, ilk kez ebeveyn olduğunda “bir perdenin kalktığını” söyledi.

Depp’in eski tarihli sergisinden portreler…

Depp, üçüncü eseri, “Aşıklar”ı, “hikayenin başlangıcı” olarak tanımladı ve bunun eril ve dişil, bilinç ve bilinçaltı arasındaki dengeyi yansıttığını söyledi.

Oyuncu, gülü tutan erkek figürünün tehlikeyi savuşturduğunu ve dişiyi koruduğunu söyledi. Eser, salt romantik aşkın ötesinde bir dengeyi çağrıştırıyor.

Depp, “İmparator” adlı eserin de “cahil gücü temsil ettiğini” söyledi. Ünlü oyuncu, tek tek veya bir set halinde çalışan dört parçanın, “kendisi için yaşadığı bir okumayı temsil ettiğini, aynı zamanda hayatım boyunca oynadığı tüm karakterleri de harekete geçirdiğini” söyleyerek sözlerini tamamladı.

Angelina Jolie pes etti

Angelina Jolie, Brad Pitt’ten aralarındaki kavgaya son vermesini ve kendisine karşı açtığı bağ evi davasını geri çekmesini istedi.

Angelina Jolie pes etti... Brad Pitt'ten kavgaya son vermesini istedi

Bir zamanlar Hollywood’un rüya çifti olan ve BrAngelina olarak anılan Angelina Jolie ile Brad Pitt 2016’da ayrıldıklarından beri bir türlü anlaşamıyorlar. İkili çocukların velayeti konusunda bitmek bilmeyen bir kavgaya girerken bu esnada beraber aldıkları ve prestijli şaraplarıyla öne çıkan bağ evi konusunda da mahkemelik oldu.

Aylardır süren davaların ardından Angelina Jolie’den geri adım geldi. Ünlü oyuncu, Brad Pitt’ten bu kavgaya son vermesini ve 2021 yılına kadar 50/50 hissesini paylaştıkları şarap imalathanesi Château Miraval mülküyle ilgili davasından vazgeçmesini istedi.

Jolie’nin yasal temsilcisi Paul Murphy, yaptığı açıklamada Pitt’in, çiftin paylaştığı tüm mülklerin ve işin kontrolünü elinde bulundurduğunu, ancak yine de daha fazlasını talep ettiğini ve Angelina’ya 67 milyon dolar artı cezai tazminat davası açtığını söyledi:

“Bunu yaparken Pitt, Angelina’yı cezalandırmaya ve kontrol etmeye çalıştığını, kişisel suiistimal ve tacizini kapsayacak yeni genişletilmiş bir Gizlilik Anlaşması talep ederek açıkça ortaya koydu. Bu eylemlerin amacı bu. Sayın Pitt’in bu gerçekleri ortaya koyan belgeleri teslim etmekten korkmasına hiç şaşırmadık. Angelina bir kez daha Bay Pitt’ten kavgayı sonlandırmasını ve sonunda ailesini iyileşmeye yönelik açık bir yola sokmasını isterken, Bay Pitt davasını geri çekmediği sürece Angelina’nın iddialarının yanlış olduğunu kanıtlamak için gerekli delilleri elde etmekten başka seçeneği yoktur.”

Pitt ve Jolie’nin hukuk savaşı, Jolie’nin şarap imalathanesindeki hisselerini satmaya karar vermesiyle başladı. Pitt daha sonra bunun anlaşmaya aykırı olduğunu iddia ederek dava açtı. Jolie ise Pitt’in davasına yanıt vererek Pitt’in, geniş bir gizlilik sözleşmesi imzalamayı kabul etmedikçe şarap mülkündeki hisselerini satın almayı reddettiğini belirtti.

Ancak Haziran 2023’te Pitt’in ekibi, daha kapsamlı gizlilik anlaşması talep eden kişinin aslında Jolie olduğunu belirten belgeleri sundu.

Tüm bunlar yaşanırken çocukların da bazıları Pitt ile görüşmeyi kesti.

Pitt’in tarafından bir kaynak, “Bu son derece üzücü. Çocukları Brad’e karşı bir silah olarak kullandı… Onları ondan ayırdı” dedi.

Bodrum’da Sıla konseri için biletler tükendi

0

SILA, KerkiSolfej Organizasyonu ile iki gece üst üste Bodrum Antik Tiyatro’da hayranlarıyla buluştu.

Bodrumda biletleri tükendi

Biletleri günler öncesinden tükenen konserde şarkıcı, performansıyla beğeni topladı. Sıla, dünden bugüne sevilen şarkılarını söyleyerek hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.

Yaklaşık iki saat süren konserde şarkıcı, sahne hakimiyeti ve enerjisiyle alkış aldı.

Sıla, müzikseverlerin yoğun isteği üzerine 3 Ağustos ve 7 Eylül’de yine Bodrum’da konser verecek.

Ali Koç’tan bomba FETÖ çıkışı

0

TFF’de seçim heyecanı başladı. Gelen sorularını yanıtlayan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, FETÖ ile ilgili dikkat çekici ifadeler kullandı. Futbol içerisinde hale etkin olduklarını belirten Koç, “bugün sakıncalı bir isim daha alınmış yönetim kuruluna” ifadesini kullandı.

Ali Koç'tan bomba FETÖ çıkışı. Bu örgüt hala futbolun içinde. Yönetim kuruluna sakıncalı bir isim daha alındı
 

Türkiye Futbol Federasyonu’nda seçim heyecanı başladı.

Türkiye Futbol Federasyonu’nun seçimli genel kurulu Ankara’da başladı. Mevcut başkan Mehmet Büyükekşi ve Trabzonspor eski başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu yeni dönem başkanlığı için yarışacak.

Genel kurul salonunda tv100’ün sorularını yanıtlayan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’tan FETÖ ve TFF ile ilgili bomba açıklamalar geldi.

Ali Koç, “ben delegelere seslenirken ne dedim. Bu örgüt hale futbolun içinde” ifadesini kullandı ve “bugün sakıncalı bir isim daha alınmış yönetim kuruluna” dedi.

İşte Ali Koç’un açıklamaları…

Ali Koç’un açıklamalarından öne çıkanlar

Seçimler salonda başlamıyor. Bir gece evvel başlıyor. Delegeler bu otele geliyor, doğal olarak akşam yemeği var. Kulisler yapılıyor. İki aday olduğu için imza toplama süreçleri, iki başkan adayı olduğu için iki başkan divanı seçimi oluyor. Bizim açımızdan ifade ettiğim gibi son derece antidemokratik şekilde gerçekleşen bir seçim olduğu için birden fazla aday olsa da bizim açımızdan yok hükmündedir

Seçim gününe kadar olan süreçte yaşananlar son derece antidemokratiktir. Çıkan geri çekilen adaylar var. Çıkmak isteyip çıkamayan adaylar var. Bu imza toplama işinin bence talimatla kalkması lazım veya az sayıya indirilmesi lazım. Çünkü kulüpler baskı altına alınıyor. Kulüplerede vaatler veriliyor veya tehditvari konuşmalar yapılabiliyor. Bakalım imza verilenle kabinden çıkan oylar aynı olacak mı? Belki de son dönemde yaşadıklarımızdan hareketle daha katılımcı daha adil bir TFF seçimi yapabilmenin seçimlerini bulup uygulamamız lazım. Bunu bulmak çok da zor değil, yeter ki niyet olsun. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak kesinlikle kim kazanırsa ‘Hayırlı, uğurlu olsun’ diye bitirmek lazım ama biz boş oy vereceğiz. Çünkü bu seçimin yapılış şeklinden memnun değiliz.

Sayın Servet Yardımcı’nın egale edilmesi yarış dışı bırakılması, bırakılma yöntemleri. Kendisinin yaptığı açıklama ki, her satırında manidar bir mesajlar var. UEFA ve FIFA nereye kadar bunun üzerine gider? Konuşmamda adaletten bahsettim. Biz adalet istiyoruz. Sadece adaleti futbolda 90 dakika oynanan bir saha, hakem performansı olarak görmemeniz lazım. Bütün topyekün sistemde haksız bir rekabet ve adaletsizlik var. Mesela yapay zeka sonra sezonun belli bir sürecinde dediler ki hem manuel hem dijital. Hangi maç kime göre, neye göre?

Tabii ister istemez devlet erkanında müdahil olduğu durumlar olabiliyor. Transfer tahtalarının açılmasında bir şehrin ileri gelenleri siyasetçileri, valisi yardım ediyor veya bir maça prim vermek için bunlar çok anormal gözükmese de mesela bir başkan çıkmış onun ismini vermedim, yönetimin ismini vermedim çıkmış üstüne alınmış ne var bunda diyor o kadar futbol cahili ki bunun uluslararası standartlarda futbolla siyaset iç içe girmesinin getirebilceği risklerden tehlikelerden, cezalardan haberleri yok.

BU ÖRGÜT HALA FUTBOLUN İÇİNDE

Burada FIFA ve UEFA’dan 4 gözlemci olduğunu bilmiyordum. UEFA ve FIFA, bizim kıymetli oyuncumuz Merih Demiral’ın Bozkurt işaretine siyasi bir anlam verip turnuvanın en kritik dönemecinde bizi cezalandırdı, oyuncumuza haksız bir ceza vardı. Esas bakması gereken orası değil. Bu seçim, bu seçimde yaşananlar ve Servet Bey’in açıklamaları. Kendi yönetim kurulu üyesi açıklıyor, ‘Seni kim tehdit ediyor, kim kumpas kuruyor? Nedir mevcut düzen, kirli yapı?’

13 sene geçti 3 Temmuz’dan bir kere şampiyon olduk. Son 10 senede bir kere şampiyon olduk şimdi ben delegelere seslenirken ne dedim bize göre bu örgüt malum yapı hala futbolun içinde bunlara karşı ilk isyanı kim yaptı Türkiye’de? Fenerbahçe yaptı. Hem de yapayalnızken tek başınayken yaptı aradan 13 sene geçti hala davalar devam etmekte hem ekonomik hem sportif taribatlarını biz gideremedik hala. Son 10 senede en çok puan alan iki takım kafa kafaya.

SAKINCALI BİR İSİM ALINDI

Fenerbahçe’nin bir tane şampiyonluğu yok öbürlerinin hepsinin var ilk beş sıradakilerin bunun sportif bir mantığı yok ve bize göre burada da malum örgütün ayak izleri var. Şimdi demin bahsettiğim başkan çıktı bunlar bir şey geliştirmişler başarısızlıklarını böyle ört pas etmek istiyorlar. O zaman ben başarılı olmak istiyorum bunlara sokakta yalakalık yaparım, bilmez miyim yapmayı iyi geçinirim biz öyle şampiyonluk istemiyoruz. Şampiyon olacağız diye ilkelerimizden duruşumuzdan taviz vermeyiz ama bir gerçek var 3 gün evvel 15 Temmuz’un 8. yılını kutladık bugün futbolun içinde arındırılmamıştır bu yapı ve şu an kuvvetlenmektedir. Üç gün evvel siyasetçilerimizin yaptığı ve hepimizin ruhuna dokunan konuşmalarla bağdaşmıyor bu durum bak bugün yine sakıncalı bir isim daha alınmış yönetim kurulundan çok konuşmayacağım bu konu hakkında yani o adam dönüyorsa bu adam da dönüyor demektir diye sosyal medyada yer yerinden oynuyor.

Trabzonspor’un Avrupa Ligi’ndeki rakibi belli oldu

0
Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi 2. eleme turunda Slovakya temsilcisi Ruzomberok ile karşılaşacak.

Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki ikinci önemli organizasyonunun 1. eleme turunda Ruzomberok, Kazakistan temsilcisi Tobol’a üstünlük kurarak 2. eleme turunda Trabzonspor’un rakibi oldu.

Trabzonsporun Avrupa Ligindeki rakibi belli oldu

Tobol karşısında evindeki ilk maçı 5-2 kazanan Ruzomberok, deplasmandaki rövanşı 1-0 kaybetmesine rağmen 2. eleme turuna çıktı.

Trabzonspor, Ruzomberok ile ilk maçı deplasmanda, rövanşı ise evinde oynayacak.

UEFA Avrupa Ligi 2. eleme turunda ilk maçlar 25 Temmuz’da, rövanşlar ise 1 Ağustos’ta yapılacak.

Galatasaray 4-1 Trencin

0

Yeni sezon hazırlıklarını sürdüren Galatasaray, Slovakya ekiplerinden Trencin ile mücadele etti. Sadece D-Smart ve D-Smart GO ekranlarında canlı olarak yayınlanan karşılaşmayı Galatasaray 4-1 kazandı.

Galatasaray 4-1 -Trencin (Hazırlık maçı)

Galatasaray ile Trencin, hazırlık maçında kozlarını paylaştı.

Avusturya’daki bu mücadele D-Smart ve D-Smart GO ekranlarında canlı yayınlanırken karşılaşmayı Galatasaray 4-1 kazandı.

Sarı-kırmızılılara galibiyeti getiren golleri 7. dakikada Köhn, 22. dakikada Ziyech, 48. dakikada Mertens ve 58. dakikada Batshuayi kaydetti.

Slovakya ekibinin tek golünü ise 82. dakikada Uchegbu kaydetti.

Galatasaray formasıyla ilk golünü atan Batshuayi, iki de asist yaparak yıldızlaştı.

– Ziyech, performansıyla dikkati çekiyor

Galatasaray’ın Faslı yıldızı Hakim Ziyech, Avusturya kampında performansıyla ön plana çıkan futbolculardan oldu.

Geçen sezon kiralık geldiği sarı-kırmızılı takımda sakatlıklar ve Afrika Uluslar Kupası’na gitmesinden dolayı istikrarlı forma giyemeyen Ziyech, buna rağmen etkili performansıyla elde edilen şampiyonluğa önemli katkı verdi.

Bonservisinin alınmasıyla sezon başı kampında takımla olan Ziyech, hazırlık maçlarında iyi performans sergiledi.

Hazırlık maçlarında Dries Mertens ve Metehan Baltacı ikişer, Michy Batshuayi, Derrick Köhn ve Kerem Demirbay ise birer gol attı. Bu oyuncuların yanı sıra kampın genelinde Wilfried Zaha ile Yusuf Demir de istekli görüntüsüyle dikkati çekti.

– Üç hazırlık maçı yaptı

Galatasaray, Avusturya kampının ilk etabında 3 hazırlık müsabakası oynadı.

Sarı-kırmızılı kulüp, Avusturya Bundesliga ekiplerinden LASK ile hazırlık maçları, turnuva ve oyuncu izleme gibi konularda iş birliğine giderek stratejik partnerlik anlaşması imzaladı. Bu kapsamda LASK’ın ev sahipliğinde düzenlenen “Summer Series Upper Austria” turnuvasına katılan Galatasaray, ilk etap kampında üç maça çıktı.

İlk hazırlık maçında LASK’a 3-2 mağlup olan sarı-kırmızılı ekip, ikinci müsabakasında ise Almanya 2. Futbol Ligi ekiplerinden Fortuna Düsseldorf’a 5-2 yenildi. Galatasaray, ilk etabın son karşılaşmasında Trencin’i 4-1 mağlup etti.

– İlk etap kampı sona erdi

Galatasaray, ilk etap Avusturya kampını tamamladı.

Sezonu 3 Temmuz’da İstanbul’da açan sarı-kırmızılı ekip, 9 Temmuz’da geldiği Avusturya’da çalışmalarını sürdürdü.

Trencin müsabakasıyla Avusturya kampının ilk etabını tamamlayan Galatasaray, maçın ardından Türkiye’ye dönecek. Sarı-kırmızılı ekip, 22 Temmuz’da ikinci etap kampı için yine bu ülkeye gelecek.

Galatasaray’ın 11’i: Jankat, Dubois, Metehan, Nelsson, Köhn, Torreira, Berkan, Ziyech, Mertens, Zaha, Batshuayi

Fenerbahçe 5-1 Hull City

0

Fenerbahçe, hazırlık maçında Acun Ilıcalı’nın sahipliğnii yaptığı Hull City’yi 5-1 mağlup etti.

Fenerbahçe 5-1 Hull City (Hazırlık maçı)

Yeni sezon hazırlıklarını sürdüren Fenerbahçe, Hull City ile kozlarını paylaştı.

Mourinho yönetiminde Kadıköy’de ilk maçına çıkan sarı-lacivertliler, sahadan 5-1’lik galibiyetle ayrıldı.

Fenerbahçe’nin gollerini 39. dakikada Dzeko, 44. dakikada Fred, 46. dakikada Dzeko, 53. dakikada Szymanski, 67. dakikada Mert Hakan Yandaş kaydetti.

Hull City’nin tek golü ise 74. dakikada Hall’dan geldi.

YENİ TRANSFERLER SAHNE ALDI

Sarı-lacivertlilerde yeni transferlerden Oğuz Aydın, 46. dakikada Ryan Kent’in, Cenk Tosun 69. dakikada Edin Dzeko’nun, Levent Mercan da 83. dakikada Oosterwolde’nin yerine oyuna girdi. Üç futbolcu da ilk kez sarı-lacivertli formayı giyerken, bu isimlerden Oğuz Aydın, 83. dakikada yerini Cengiz Ünder’e bıraktı.

TFF’nin yeni başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu oldu

0

Türkiye Futbol Federasyonu’nun seçimli genel kurulu Ankara’da tamamlandı. Kıran kırana geçen seçimi İbrahim Hacıosmanoğlu kazandı. İbrahim Hacıosmanoğlu, 2027 yılına kadar TFF Başkanı olarak görev yapacak.

TFF'nin yeni başkanı belli oldu! Kıran kırana yarışı İbrahim Hacıosmanoğlu kazandı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Olağan Seçimli Genel Kurulu sona erdi. Mevcut başkan Mehmet Büyükekşi ve Trabzonspor’un eski başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, TFF’nin yeni başkanı olmak için yarıştı.

Yapılan oylama sonucu TFF’nin yeni başkanı 5 oy farkla İbrahim Hacıosmanoğlu oldu. Oyların 134’ünü alan İbrahim Hacıosmanoğlu, TFF Başkanı seçildi. Mehmet Büyükekşi ise 129 oy aldı.

Oy sayımının ardından Mehmet Büyükekşi, 1, 2 ve 6 numaralı sandıklara itiraz etti. Divan Kurulu Başkanı Mehmet Baykan, İbrahim Hacıosmanoğlu’nun başkanlığa seçildiğini, itirazların sonucu etkilemeyeceğini duyurdu.

İbrahim Hacıosmanoğlu, 2027 yılına kadar TFF Başkanı görevini yürütecek.

“BEN BİR ŞEY KAZANMADIM”

İbrahim Hacıosmanoğlu, seçim sonrası yaptığı ilk açıklamada “Ben bir şey kazanmadım. Türk futbolu kazandı. Türk futboluna barışı, kardeşliği getirmeye geldik. Bize 1 adım gelene biz 10 adım gideceğiz. Amatöründen profesyoneline kadar tüm kulüplerle masaya oturup, futbolun sorunlarını konuşacağız. İlkelerimiz belli, irade koyacak gücümüz de var. Adil ve adaletli bir şekilde Türk futbolunu yöneteceğiz. Mecnun Otyakmaz ile beraber bu yola çıkarken formalarımızı çıkarttık. Eski sayfaların hepsini kapattık” dedi.

Başkanlık seçiminin ardından yönetim kurulu listesi de ayrı oylandı. Yapılan oylama sonucunda Divan Kurulu Başkanı Mehmet Baykan, İbrahim Hacıosmanoğlu’nun listesinin 121 oyla seçildiğini belirtti. Baykan, Büyükekşi’nin listesinin ise 71 oy aldığını aktardı.

Hacıosmanoğlu’nun listesindeki isimler, mevcut kulüplerindeki görevlerinden statü gereği istifa edecek.

İbrahim Hacıosmanoğlu’nun listesinde şu isimler bulunuyor:

Asil liste:

Mecnun Otyakmaz, Bayram Saral, Zehra Neşe Kavak, Lale Cender, Fuat Gökdaş, Cengiz Gökay, Zafer Bahadır Saraç, Mevlüt Aktan, Bayram Akgül, Hasan Surözü, Ceyhun Kazancı, Mustafa Temel Bozbağ, Ural Aküzüm, Bilal Aslan.

Yedek liste:

Murat Şahin, Hüseyin Yangın, Seymen Gençtürk, Adem Doğru, Gürkan Uğur, Fazlı Çilingir, Ediz Giray, İbrahim Özbay, Metin Akyüz, Kazım Şengöçgel, Muhammet Akçay, Esma Esin, Bilal Tuğrul, Burak Akkan.

Emmy adayları açıklandı. The Bear damga vurdu

Televizyon dünyasının Oscar’ı olarak görülen prestijli ödül töreni Emmy için adaylar belli oldu. Adaylar arasında The Bear ve Shōgun dikkat çekti.

Emmy adayları açıklandı... The Bear damga vurdu

1949 yılından beri televizyon yapımlarına ödül veren ve televizyon dünyasının Oscar’ı olarak görülen Emmy Ödülleri, 76. defa verilmeye hazırlanıyor ve adayları da açıklandı.

Bu yıl özellikle iki dizi daha adaylıklarıyla ödül törenine damga vurdu. FX’in Japonya’da geçen tarihi destansı draması Shōgun, en iyi drama dizisi de dahil olmak üzere 25 dalda, The Bear ise en iyi komedi dizisi de dahil olmak üzere 23 dalda aday gösterilerek rekor kırdılar.

Komedi dalında aynı zamanda Selena Gomez, Steve Martin ve Martin Short’un rol aldığı Only Murders in The Building de 21 dalda aday gösterilerek öne çıktı.

Netflix’te çıkış yapan Baby Reindeer da sürpriz bir çıkış yaptıktan sonra Emmy’de de favoriler arasında gibi görünüyor ve 11 dalda aday olarak gösteriliyor.

En İyi Dizi

The Crown
Fallout
The Gilded Age
The Morning Show
Mr. and Mrs. Smith
Shōgun
Slow Horses
3 Body Problem

En İyi Erkek Oyuncu

Idris Elba – Hijack
Dominic West – The Crown
Donald Glover – Mr. & Mrs. Smith
Walton Goggins – Fallout
Gary Oldman – Slow Horses
Hiroyuki Sanada – Shōgun

En İyi Kadın Oyuncu

Jennifer Aniston – The Morning Show
Carrie Coon – The Gilded Age
Maya Erskine – Mr. and Mrs. Smith
Anna Sawai – Shōgun
Imelda Staunton – The Crown
Reese Witherspoon – The Morning Show

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Christine Baranski – The Gilded Age
Nicole Beharie – The Morning Show
Elizabeth Debicki – The Crown
Greta Lee – The Morning Show
Lesley Manville – The Crown
Karen Pittman – The Morning Show
Holland Taylor – The Morning Show

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Tadanobu Asano – Shōgun
Billy Crudup – The Morning Show
Mark Duplass – The Morning Show
Jon Hamm – The Morning Show
Takehiro Hira, Shōgun
Jack Lowden, Slow Horses
Jonathan Pryce, The Crown

En İyi Senaryo

The Crown “Ritz” – Peter Morgan, Meriel Sheibani-Clare
Fallout “The End” Geneva Robertson-Dworet – Graham Wagner
Mr. & Mrs. Smith “First Date” Francesca Sloane – Donald Glover
Shōgun “Anjin” Rachel Kondo – Justin Marks
Shōgun “Crimson Sky” Rachel Kondo – Caillin Puente
Slow Horses “Negotiating With Tigers” – Will Smith

En İyi Yönetmen

Stephen Daldry – The Crown
Mimi Leder – The Morning Show
Hiro Murai – Mr. & Mrs. Smith
Frederick E.O. Toye – Shōgun
Saul Metzstein – Slow Horses
Sallj Richardson – Winning Time: The Rise Of The Lakers Dynasty

En İyi Komedi Dizisi

Abbott Elementary
The Bear
Curb Your Enthusiasm
Hacks
Only Murders in the Building
Palm Royale
Reservation Dogs
What We Do in the Shadows

En İyi Erkek Oyuncu

Matt Berry – What We Do in the Shadows
Larry David – Curb Your Enthusiasm
Steve Martin – Only Murders in the Building
Martin Short – Only Murders in the Building
Jeremy Allen White – The Bear
D’Pharaoh Woon-A-Tai – Reservation Dogs

En İyi Kadın Oyuncu

Quinta Brunson – Abbott Elementary
Ayo Edebiri – The Bear
Selena Gomez – Only Murders in the Building
Maya Rudolph – Loot
Jean Smart – Hacks
Kristen Wiig – Palm Royale

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Lionel Boyce – The Bear
Paul W. Downs – Hacks
Ebon Moss-Bachrach – The Bear
Paul Rudd – Only Murders in the Building
Tyler James Williams – Abbott Elementary
Bowen Yang – Saturday Night Live

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Carol Burnett – Palm Royale
Liza Colón-Zayas – The Bear
Hannah Einbinder – Hacks
Janelle James – Abbott Elementary
Sheryl Lee Ralph – Abbott Elementary
Meryl Streep – Only Murders in the Building

En İyi Mini Dizi

Baby Reindeer
Fargo
Lessons in Chemistry
Ripley
True Detective: Night Country

Ödüller, Hollywood’daki çifte grev nedeniyle ertelenen önceki törenden sadece sekiz ay sonra eylül ayında verilecek. Televizyon Akademisi Başkanı Cris Abrego yaptığı açıklamada, “Bu yıl sektörümüz ve iş gücümüz için önemli zorluklarla geçmiş olsa da çok sayıda olağanüstü program, olağanüstü performans ve etkili hikaye anlatımı yaşandı” dedi.

76. Emmy ödülleri 15 Eylül’de sahiplerini bulacak.

Kim Kardashian Paris’te yaşadığı soygun travmasını anlattı

“The Kardashians” isimli reality şov programıyla tanınan fenomen isim, 2016 yılında yaşadığı kötü bir olayın ruh sağlığını nasıl etkilediğine dair yanıtlar arıyor.

Kim Kardashian, Paris'te yaşadığı soygun travmasını anlattı

43 yaşındaki Kim Kardashian, yayınlanan son bölümde kız kardeşi Khloé Kardashian’a terapiye gittiğini anlatırken, ruh sağlığıyla ilgili dönüm noktaları yaşadığını ve 2016’da karıştığı Paris soygununun ruhunda derin yaralar bıraktığını anlattı.

Yaptığı açıklamada, “Terapistim şöyle dedi, ‘Sakinliğin senin süper gücün olduğunu düşünüyorsun. Bence travmadan o kadar duyarsızlaşmışsın ki kelimenin tam anlamıyla savaş ya da kaç durumunda donup kalmışsın. Hayatında bir kere bir şey oldu ve sakin kaldın ve bu senin için işe yaradı. Bu yüzden her zaman sakinliği seçeceksin.'” dedi.

40 yaşındaki Khloé da, hikayeyi dinledikten sonra Paris soygununun, sakin kalma eğiliminin ardındaki travma olabileceğini öne sürdü.

Khloe Kardashian… 

Khloe, “Daha önce sakin değildin. Kim, sen bir delisin. Daha önce birinin kıyafetlerine dokunması gibi küçük şeyler yüzünden nasıl çılgına dönerdin. Sakinleştin.”

“Gençken, 20’li yaşlarındayken hiç sakin değildin. Her şeye ağlardın. Yaramazdın. Öfke nöbetleri geçirirdin. Soyulduktan sonra her şey durdu, çünkü o durumda sakin kaldın ve hatta ‘Sakinliğim beni hayatta tutan şey’ dedin. İşte o zaman başladı. Bunu çözmek için lanet olası bir dedektife gerek yok,” şeklinde konuştu.

SKIMS’in kurucusu, 3 Ekim 2016’da Paris Moda Haftası sırasında No Address Oteli’nde silahlı saldırıya uğradı. Maskeli adamlar gecenin bir yarısı kendisinden milyonlarca dolar değerinde mücevher çaldı. Bunların arasında 4 milyon dolarlık bir yüzük de bulunuyordu.

Özgür Özel’den o yasa tasarısına özel takip

Sokak hayvanları yasası hakkında konuşan CHP lideri Özgür Özel, “CHP grubu kırmızı alarmdadır. En üst düzey kırmızı alarmdadır. Çok özel ve sağlık sorunlarına dayalı ve birinci derece akrabaların sağlık sorunlarına dayalı mazeretler hariç, grubumuz Meclis’te mücadelesini sürdürecektir. Kırmızı alarm halindeyiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'den o yasa tasarısına özel takip: Üst düzey kırmızı alarm verdi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'den o yasa tasarısına özel takip: Üst düzey kırmızı alarm verdi

Yaklaşık bir buçuk saat süren görüşmenin ardından basın toplantısı düzenlendi.

Özel, şunları kaydetti:

“Bugün, önceki dönemlerde ekonomi yönetiminde ve Dışişleri Bakanlığında görevler üstlenmiş, hepimizin geçmişte de iyi ilişkiler içinde olduğu Sayın Ali Babacan’ı, DEVA Partisi’nin Genel Başkanı olarak kıymetli heyetiyle birlikte genel merkezimizde ağırladık. Aslında 5 Kasım’daki kurultaydan hemen sonra telefonlaşmıştık ve böyle bir ziyarete kendilerinin niyeti vardı ama her iki partinin aday belirleme sürecindeki yoğunlukları, ardından yerel seçim gündemi, yerel seçim sonrası hepimizin yaşadığı yoğun gündemde bu ziyaret bugün gerçekleşebildi. Kendilerine nazik ziyaretlerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Sayın Genel Başkanın, birazdan kendisinin ifade edeceği, hepimizin içinde bulunduğu üç gündem maddesi konusunda nezaket ziyareti ve hayırlı olsun dileklerine ilave olarak değerlendirmeleri ve bizim konuya nasıl yaklaştığımıza ilişkin ifadeleri oldu. Son derece verimli, son derece her iki partinin bundan önce sürdürdükleri iyi ilişkileri bir kez daha teyit eden, bundan sonrası için de Türkiye’nin yararına olabilecek her konuda yoğun bir iş birliğini de yapabileceğimizi gösteren son derece verimli bir toplantı oldu.”

Babacan ise şöyle konuştu:

“Bugün CHP Genel Merkezine hem Sayın Genel Başkan Özgür Özel ve tüm yeni parti yönetimine bir hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirmiş olduk. Aynı zamanda yerel seçim sonuçlarıyla ilgili tebriklerimizi ve yeni belediyelerde başarılı çalışma temennilerimizi kendilerine ilettik. Aynı zamanda ülkemizin gündeminde olan üç konu üzerinde görüş alışverişinde bulunduk. Bunlardan birincisi; ülkenin şu anda en önemli sorunu, en yakın sorunu. Enflasyon, ekonomik sorunların geniş kesimlere gittikçe daha fazla yayılması ve sosyal ayağı olmayan bir ekonomik modelin Türkiye’de son bir yıldır uygulanmaya çalışılması. İkinci önemli gündem maddemiz sığınmacı sorunu ve bu bağlamda Suriye’ydi. Bu sorunun çözümüyle alakalı Sayın Genel Başkanın Suriye rejimiyle temas programı ve Sayın Esad ile görüşme planı gerçekten son derece kıymetli. Türkiye’de sadece iktidarın değil, ana muhalefet partisinin de Suriye ile normalleşme iradesini ortaya konulması bizim dış politikamız açısından ve bölgemizin ilerideki istikrarı, barışı ve huzuru açısından son derece kıymetli. Suriye konusunda geniş kapsamlı bir değerlendirme yaptık. Ve Suriye sorununun çözümünün, Türkiye’deki sığınmacı sorununun çözümü için de önemli bir perspektif olduğunu teyit ettik.

ANAYASA ÇALIŞMALARI

Üçüncü önemli gündem maddemiz de Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’un başlattığı yeni anayasa arayışı. Tamam, Anayasa çalışalım ama önce Anayasa’yı bir üst hukuk normu olarak kabul eden ve bağlayıcı bir hukuk normu olarak bilen ve anayasaya bağlı bir yönetim anlayışının öncelikle Türkiye’de olmasının bu çalışmaların yarınlarıyla alakalı önemli önemli olacağını kendisine ilettik. Ve bu anayasa çalışmasıyla alakalı önümüzdeki süreçte, DEVA Partisi ve CHP arasında bir temas trafiğinin, diyaloğun olmasının kıymetli olacağını değerlendirdik. Kuruluşumuzun ilk gününden bu yana CHP ile DEVA Partisi arasındaki karşılıklı saygıya dayanan olumlu ilişkilerin bundan sonraki süreçte de bu seyirde devam etmesi, her konuda rahat konuşabilen iki parti olmamız konusunda karşılıklı teyitleştik.”

“1 TEMMUZ ZAMMININ PAS GEÇİLMESİ KUL HAKKIDIR”

İki lider açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Babacan, her iki genel başkana da sorulan en düşük emekli aylıklarına yapılan 2 bin 500 liralık zammı şöyle değerlendirdi:

“TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları konusunda, toplumda çok ciddi soru işaretleri var. Milletin bildiği, yaşadığı gerçek enflasyonu örtmeye, saklamaya çalışan bir yönetim anlayışı var. Öncelikle TÜİK’in yönetimi derhal ama derhal değiştirilmeli ve TÜİK’e mutlaka bir dış denetim mekanizması kurulmalı. Bu sağlanmadan açıklanan enflasyon rakamlarına güven olmaz ve Merkez Bankası’nın kendisini anlatması da zor olur. Dolayısıyla burada son beş-altı yıldır gerçekten çok büyük bir haksızlık var. Sabit geliri TL üzerinden para kazanan herkes mağdur olmuş durumda. Emeklilerimize verilen bu artışlar, TÜİK enflasyonunun dahi altında kalmış durumda. Asgari ücrete 1 Temmuz’da zam verilmedi. Bakın, bunun örneği yok. Tam 11 yıl bu ülkenin ekonomisinin başında olmuş biri olarak söylüyorum: En zor şartlarda dahi, ne asgari ücretliye ne emekliye asla enflasyonun altında zam yapılmamıştır. Asgari ücrete 1 Temmuz zammının pas geçilmesi kul hakkıdır. Bu haktır, hakkın da teslimi gerekiyor. Emeklilerimizin de 12 bin 500 lira gibi bir rakama mahkum edilmesi de ayrı bir yanlıştır. Olumludur ama yeterli değildir. Hak bu değildir. Böyle bir ekonomi programı kabul edilemez.”

Özel ise şunları söyledi:

“Biz en düşük emekli maaşının asgari ücretin altında olmaması gerektiğini savunuyoruz. AK Parti’nin ilk iktidara geldiği gün, en düşük emekli maaşı 1 buçuk asgari ücret düzeyindeydi. Bugün gelinen noktada en düşük emekli maaşının 10 bin liradan 12 bin 500 liraya çıkarılması sadece geçinemeyen emeklilerle dalga geçmektir. Bugün asgari ücret düzeyine çıkarılmayan her rakam, emeklinin cebinden bir şeyleri almaktır. Dün yapılan ayarlama bir zam değil, emeklinin hakkı olan parayı cebinden çalmaktan başka bir şey değildir. Bunu bir kez daha kabul etmeyeceğimizi ve emeklilerle birlikte en sert tepkiyi verip mücadeleye bu noktada devam edeceğimizi ifade etmek isterim.”

“CHP’Lİ BELEDİYELER BUNU YAPMAYACAK”

Özel, sokak hayvanları yasasına ilişkin şunları kaydetti:

“Bu kanun teklifinde, 2028 yılına kadar barınak yapma yükümlülüğünü erteliyor. Bu şu demek: ‘Para yok. Sorumluluk sizde. Yetki sizde. Hayvanlar sokakta. Katledin onları.’ CHP’li belediyeler bunu yapmayacak elbet. Ama bunu yapacak birçok belediye başkanı çıkacak. Muğlak ifadeler var. Kamu güvenliği tehdit altındaysa diyor. Birisine göre bir tek köpek bile kamu güvenliğini tehdit ediyor olabilir. Bunun tarifi nedir? Kamu güvenliğinin tehdit altında olup olmadığına kim karar verecek. Engelli hayvanların doğrudan itlafının önünü açan çok kötü kullanılmaya müsait bir ifade var. Bu yüzden biz buna karşı, hayvan hakları yasasında CHP grubu kırmızı alarmdadır. En üst düzey kırmızı alarmdadır. Çok özel ve sağlık sorunlarına dayalı ve birinci derece akrabaların sağlık sorunlarına dayalı mazeretler hariç, grubumuz Meclis’te mücadelesini sürdürecektir. Kırmızı alarm halindeyiz. Bu yasanın yasalaşmaması, çoğunluk gücüyle yasalaşıyorsa da tarih önünde biz sorumluluklarımızı yerine getirmek üzere gereğini yapacağız.

“KADINLARIN KARARLILIĞININ ARKASINDAYIZ”

Bir diğer hassasiyet duyduğumuz konu da düzenlemesi gündemde olan kadınların dilediği soyismini kullanabilmesi konusundaki düzenlemedir. Anayasa Mahkemesi (AYM), kadına kendinin ilk soyadını, eşinin soyadını ya da bunları birlikte kullanmak konusunda özgürlük alanını tayin etmiş, bu konuda Meclis’i görevlendirmiştir. Şimdi dönüp yeniden kadına ya kendi soyadını ya da eşinin soyadını ya da önceki soyadıyla eşinin soyadını kullanma gibi bir dayatma getirmektedir. Bu konuda karar kadınlarındır. CHP’nin de bu konudaki tutumu kadın haklarından ve bu alanda örgütlü olan derneklerin ve bu konuda mücadele eden kadınların kararlılığının arkasındayız. Bu konuda da kırmızı alarm durumundayız.”

Ece Seçkin’den bomba dekolte itirafı

Popçu Ece Seçkin, son dönemde cesur sahne kostümleri ve sosyal medyada paylaşımlarıyla sık sık gündemde yer alıyordu. Cesur seçimleriyle dikkatleri üzerinde toplayan ünlü şarkıcıdan bomba bir itiraf geldi. Seçkin, babasının dekolteli kıyafetlerine tepki gösterdiğini dile getirdi.

Cesur seçimleriyle gündem oluyordu... Ece Seçkin'den bomba dekolte itirafı: Babam tepki gösteriyor
 

Popçu Ece Seçkin, son dönemde cesur sahne kostümleri ve sosyal medyada paylaşımlarıyla sık sık gündemde yer alıyordu. Cesur seçimleriyle dikkatleri üzerinde toplayan ünlü şarkıcıdan bomba bir itiraf geldi. Seçkin, babasının dekolteli kıyafetlerine tepki gösterdiğini dile getirdi.

Ünlü şarkıcı Ece Seçkin, Kaan Ölker’in programına konuk oldu.

32 yaşındaki Seçkin, hayatına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

TEPKİ GÖSTERİYOR

Genç yaşta şöhrete kavuştuğu için ailesinin kendisini korumak için ellerinden geleni yaptığını söyleyen Seçkin, “Babam hâlâ bugün sosyal medya hesabımda yayınladığım dekolteli bir fotoğrafıma arayıp, tepki gösteriyor. ‘Ne kadar güzel olursa olsun bunu giymemeliydin” diyor” dedi.

Geçtiğimiz günlerde Instagram hesabından eşinin doğum gününü kutlayan Ece Seçkin “Seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim… İyi ki doğdun ömrümün baharı, gençliğim, geleceğim, sevdiğim, kıymetlim… İyi ki benim oldun… Sadece bu yaşın değil, her yaşın birbirinden güzel olsun. Seni sevmekten, seni beklemekten ve seni yaşamaktan asla vazgeçmeyeceğim” demişti.