Haziran sonu Galatasaray’la sözleşmesi bitecek Mertens’ten taraftarlara müjde.
Galatasaray’a 2022-23 sezonu başında Napoli’den bedelsiz olarak gelen, iki sezonunda da şampiyonluk yaşayan Dries Mertens, bir sezon daha sarı kırmızılı ekipte kalmak istediğini dile getirdi. Ülkesi Belçika’da bir gazeteye konuşan deneyimli futbolcu “Çok sevdiğim G.Saray’da bir sezon daha oynayıp futbolu bırakacağım” dedi.
Dursun Özbek’ten transfer müjdesi: Bizimle olacakHaberi görüntüle
Mertens kariyer planları ile ilgili şunları söyledi: “G.Saray ile sözleşmemi 1 yıl uzatacağım. Daha sonra kariyerimi noktalayacağım. Bu yaz kramponlarımı asmayacak kadar hala oyundan keyif alıyorum. Burada harika bir hayatımız var. Eşimle birlikte Antalya, Bodrum ve İzmir’e seyahat etme imkanım oldu. Türkiye kalbimi fethetti.”
Şampiyonlar Ligi finalinde Borussia Dortmund ve Real Madrid, Londra’daki Wembley Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.
Müsabakayı Carvajal ve Vinicius Junior’ın golleriyle 2-0 kazanan Madrid, kupayı 15. kez müzesine götürdü.
Tarihte ilk kez A Milli Futbol Takımı’nda forma giyen bir Türk futbolcu Devler Ligi zaferi yaşarken Arda Güler tarihe geçti.
Dortmund maçının kadrosunda bulunan Arda Güler, kariyerinde ilk kez Şampiyonlr Ligi şampiyonluğu yaşadı. a
BİR SEZONDA 3 KUPA
Milli yıldızımız Arda Güler, Real Madrid’de bu sezon 3. kupasını kazandı.
Suudi Arabistan’da düzenlenen İspanya Süper Kupası’yla ilk kupasını kazanan Arda Güler, LaLiga zaferinin ardından Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu sevincini de yaşadı.
Jose Felix ve Maria Julia’nın oğlu Jose Mourinho, 16 Ocak 1963’te Setubal’de dünyaya gözlerini açtı. Küçük yaşlardan itibaren öz güvenli bir karaktere sahip olan Jose, adeta dünya futbolunun en ikonik isimlerinden biri olmak için doğmuştu. Şampiyonluklar, inişli çıkışlı dönemler… Ve sonunda Fenerbahçe. Peki, bu eşsiz hikaye nasıl başladı?
Jose Mourinho’nun hikayesi, adeta futbol sahasının ortasında başlamış bir destan. Futbol dünyasının bu efsanevi figürü, şimdi Fenerbahçe gömleğiyle Türkiye topraklarında.
Portekizli teknik direktör, yaklaşık 50 yıldır futbolla yatıp kalkıyor ve bu yarım asrı bulan kariyerine sayısız şampiyonluk, birçok hayal kırıklığı ve unutulmaz anılar sığdırmış durumda.
Futbol sahalarında bir kasırga gibi esen Mourinho’nun adı, sadece başarılarıyla değil, sivri dili ve tartışmalı tavırlarıyla da anılıyor. Mourinho, tıpkı keskin bir bıçak gibi, ya seviliyor ya da nefret ediliyor; arada kalmak mümkün değil.
Kariyeri Porto ile yükselişe geçen Mourinho, Chelsea ile zirveye çıktı. Chelsea’de bir dönem fırtınalar estiren Mourinho, ardından Inter’de inanılmazı başardı ve Real Madrid ile Avrupa futbolundaki hükümdarlığını ilan etti.
2014-2015 sezonunda Chelsea ile kazandığı Premier Lig şampiyonluğundan bu yana lig zaferine hasret kalan Mourinho, yine de adını unutulmazlar arasına yazdırmayı başardı.
Roma ve Manchester United ile Avrupa şampiyonlukları yaşasa da, ilk dönemindeki görkemli halinden uzak olduğu kesin. Ancak, dünya futbolunda ‘Özel Biri’ olarak tanınan Mourinho, kariyeri ve son dönemdeki performansıyla ülkemizde daha uzun süre konuşulmaya devam edecek.
Kısır tartışmalardan uzaklaşıp, futbol delisi bu adamın hikayesinin nasıl başladığına bakmak, onun sıradışı yaşamını daha iyi anlamamızı ve verdiği mücadelenin ilham kaynağı olmasını sağlayacak.
İşte karşınızda, futbol sahalarının asi çocuğu, Jose Mario dos Santos Mourinho Felix’in destansı hikayesi.
Başını toprağa sokan bir hayvan vardır… devekuşu. Kötü anlarda, sadece daha iyi bir anın gelmesini ya da sorunların kendiliğinden çözülmesini bekleyemezsiniz. Ya da ayın değişmesini ve size daha iyi bir enerji vermesini bekleyemezsiniz. Hata yaparsınız, kötü bir andasınızdır, devekuşu olmak yok, başınızı kaldırın, sorunlarla yüzleşin, konuşun, çalışın. Benim için yol bu.
– Jose Mourinho
BABADAN KALAN MİRAS…
Jose Manuel Mourinho Felix, Vitoria Setubal ve Belenenses’te başarılı bir kalecilik kariyerine imza atmış, hatta Portekiz Milli Takımı formasını gururla taşımıştı. Ancak bu başarılı kariyerin ardından, biraz çalkantılı bir teknik direktörlük yolculuğuna adım attı.
Mourinho Felix, 1970’lerin ortalarından 1990’ların ortalarına kadar çeşitli Portekiz kulüplerinde teknik direktörlük yaptı.
Ailesinin Noel kutlamaları sırasında yaşanan moral bozukluğunun ötesinde, düşüncesizce zamanlanmış görevden alınmasının, bugün hepimizin “Jose Mourinho” olarak tanıdığı oğlu Jose Mario dos Santos Mourinho Felix üzerinde nasıl bir etki yaratacağını bilemezdi.
HER ŞEYİ BAŞLATAN NOEL…
Jose Mourinho, babasının görevden alınışını hâlâ canlı bir şekilde hatırlıyor. Bu olay, aileye istenmeyen bir Noel hediyesi gibi gelmişti, ancak genç Mourinho’yu kendi antrenörlük kariyerinden vazgeçirmedi. Aksine, bu olay onun için bir motivasyon kaynağı oldu.
O günden sonra, Mourinho’nun aklında tek bir şey vardı: Babasının yaşadığı hayal kırıklıklarını yaşamamak ve futbol dünyasında kendi başarı hikayesini yazmak. Bu kararlılık, onu dünyanın en tanınmış ve başarılı antrenörlerinden biri haline getirdi.
Dokuz ya da 10 yaşındaydım ve babam Noel günü görevden alındı. Teknik direktördü, sonuçlar iyi değildi, 22 ya da 23 Aralık’ta bir maç kaybetmişti. Noel günü telefon çaldı ve yemeğimizin ortasında görevden alındı.
GENÇ YAŞTA GÖZLEMCİLİK
Henüz onlu yaşlarının ortasındayken, Jose Mourinho, futbolculuk kariyeri hayalleri kurmasına rağmen, babası için düzenli olarak rakiplerin analiz raporlarını hazırlıyordu. Genç Mourinho’nun futbol tutkusunu ve analitik zekasını birleştirdiği bu görev, onun gelecekteki başarısının temelini attı.
ANTRENÖRLÜĞE GEÇİŞ
Mourinho, Portekiz’in ikinci liginde de olsa bir futbol kariyerine sahip oldu. Bir dönem Rio Ave’de babasının yönetimi altında oynadı.
Ancak oyuncu olarak eksikliklerinin farkındaydı ve antrenörlüğü gerçek mesleği olarak görerek 20’li yaşlarının başında bu alanda çalışmaya başladı. İngiltere ve İskoçya Futbol Federasyonları tarafından düzenlenen kurslara katılarak kendini geliştirdi.
Mourinho’nun Rio Ave macerasından kısa görüntüler:
Lizbon’da beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Bu dönemde edindiği pedagojik bilgiler ve gençlerle olan iletişimi, onun antrenörlük kariyerine büyük katkı sağladı.
MOURINHO’NUN ŞAMPİYONLUKLARI
Şampiyonlar Ligi (2): Porto (2003-2004), Inter (2009-2010)
UEFA Kupası/Avrupa Ligi (2): Porto (2002-2003), Manchester United (2016-2017)
Konferans Ligi (1): Roma (2021-22)
Premier Lig (3): Chelsea (2004-2005, 2005-2006, 2014-2015)
La Liga (1): Real Madrid (2011-2012)
Serie A (2): Inter (2008-2009, 2009-2010)
FA Cup (1): Chelsea (2006-2007)
İtalya Kupası (1): Inter Milan (2009-2010)
Lig Kupası (4): Chelsea (2004-2005, 2006-2007, 2014-2015), Manchester United (2016-2017)
İLK ANTRENÖRLÜK FIRSATI
Mourinho’nun antrenörlük yeteneği ilk kez Vitoria Setubal’da genç takım antrenörü olarak test edildi. Vitoria’nın genç oyuncularıyla çalışarak kazandığı deneyim, Mourinho’ya Estrela da Amadora’da yardımcı antrenör olma fırsatını getirdi.
Estrela, Lizbon’un kuzey batısında yer alan küçük bir kulüptü ve 2010 yılında mali zorluklara yenik düşerek kapandı. Ancak, en azından futbol dünyasının en büyük isimlerinden birinin antrenörlük kariyerinin şekillenmesinde önemli bir rol oynadıklarını söyleyebilirler.
BOBBY ROBSON DOKUNUŞU
1992 yılında, PSV ile arka arkaya gelen Eredivisie şampiyonluklarının ardından tecrübeli İngiliz menajer Bobby Robson, Sporting Lizbon’un başına geçti. Yeni menajerlerinin Portekizce bir içki bile sipariş edemediğini ve taktiksel bir plan aktarmakta zorlandığını fark eden Sporting yetkilileri, Mourinho’yu çevirmen olarak işe aldı.
Lizbon futbol camiasında halihazırda bir yer edinmiş ve akıcı İngilizcesiyle bilinen Mourinho, bu görev için mükemmel bir adaydı.
“EN İYİ RAPORLARI MOURINHO VERİYORDU”
Mourinho’nun rolü sadece çevirmenlikle sınırlı kalmadı; Robson, kısa süre sonra kendine güvenen yardımcısının futbol sahasındaki mekanikler hakkında derin bir anlayışa sahip olduğunu fark etti. İkili sık sık futbol hakkında uzun sohbetler ediyor, oyunun inceliklerini tartışıyordu.
Robson, Mourinho’yu bir danışma kurulu üyesi, bir sırdaş olarak kullanmaya başladı ve yaklaşan maçlara hazırlanmak için Portekizli’nin uzmanlığından yararlandı:
Geri döndüğünde bana kesinlikle birinci sınıf bir dosya verirdi. Bu zamana kadar gördüğüm en iyi analizlerdi. Burada, 30’lu yaşlarının başında, hiç oyuncu ya da antrenör olmamış, bana şimdiye kadar aldığım her şeyden daha iyi raporlar veriyordu. – Bobby Robson
ROBSON’LA PORTO’YA GEÇİŞ
Sporting CP’deki ilk sezonunda pek dikkat çekmeyen ama saygıdeğer bir üçüncülük elde eden Bobby Robson, Aralık 1993’te görevinden alındı. UEFA Kupası’nda Casino Salzburg karşısında alınan yenilgi, Robson’ın “serseri mayın” olarak tanımladığı kulüp başkanı Sousa Cintra’nın İngiliz menajeri kovmasına neden oldu. Kariyeri boyunca ilk kez görevden alınıyordu.
YENİ BAŞLANGIÇ: PORTO
Robson’a hemen rakip Porto’dan menajerlik teklifi geldi ve Ocak 1994’te Porto’nun başına geçti. Robson, tek başına bir girişimde bulunmak istemedi ve Mourinho’yu yardımcısı olarak yanına aldı.
Nasıl oynadığımız önemli değil. Eğer sizin bir Ferrari’niz benim de küçük bir arabam varsa, sizi bir yarışta yenmek için tekerleğinizi patlatmam ya da deponuza şeker koymam gerekir.
– Jose Mourinho
Ayrıca geleceğin Chelsea menajeri Andre Villas-Boas’a da bir fırsat verdi. O zamanlar henüz 17 yaşında olan Villas-Boas, Porto’nun yeni patronuyla aynı apartmanda yaşıyordu ve Robson ona kulübün gözlem ekibine katılma şansı verdi.
(2003 yılında Denizlispor-Porto maçında, Jose Mourinho ve Rıza Çalımbay)
PORTO’DA ZİRVEYE
Robson ve Mourinho, 1993-94 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde yarı finale kadar yükselerek muazzam bir başarı yakaladılar. Porto, final biletini Johan Cruyff’un Barcelona’sına kaptırırken, o sezonun şampiyonu Milan oldu.
1995 ve 1996 yıllarında Portekiz şampiyonluğunu kazandılar. Birlikte Ljubinko Drulovic, Domingos ve Rui Barros gibi yetenekli forvetlerden oluşan heyecan verici, hücumcu bir takım kurdular ve ince ayar yaptılar.
Bu dönemde Robson ve Mourinho’nun iş birliği, Portekiz futbolunda yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Robson’ın deneyimi ve Mourinho’nun genç enerjisi, Porto’yu sadece yerel ligde değil, Avrupa sahnesinde de başarılı kıldı. Porto’nun bu dönemdeki başarıları, Mourinho’nun gelecekteki parlak kariyerinin de temel taşlarını oluşturdu.
MOURINHO’DAN BOBBY ROBSON YORUMU:
“Ona çok şey borçluyum. O Portekiz’e geldiğinde futbolun içinde hiç kimse yoktu. Burada iki kulüpte çalışmamı sağladı ve beni dünyanın en büyük kulüplerinden birine götürdü. Çok farklıyız ama üst düzey bir antrenör olmanın ne demek olduğu fikrini ondan aldım.”
BARCELONA MACERASI
Bobby Robson, Porto’daki başarısının ardından Barcelona’da Johan Cruyff’tan görevi devralmak üzere atandı.
Hollandalı efsaneyi takip etmek kolay olmayacaktı; oyuncu olarak bir kulüp efsanesi olan Cruyff, teknik direktör olarak Barça’ya 1992’de ilk Avrupa Kupası’nı ve 1991’den 1994’e kadar art arda lig şampiyonlukları getirmişti. Robson, bu zorlu görevde yine Mourinho’yu yanına alacaktı.
KUPA GALİPLERİ KUPASI ZAFERİ
Tarih 14 Mayıs 1997, Rotterdam’daki Feyenoord Stadı: Barcelona ile Paris Saint-Germain arasında oynanan Kupa Galipleri Kupası finalinin 18. dakikasında Katalanlar penaltı kazandı.
Futbol duygulara ve zekaya dayalı bir oyundur. Herkes zeki olabilir, önemli olan karşınızdakinin aptal olduğunu düşünmemektir. – Jose Mourinho
Dünyanın en iyi oyuncusu olarak kabul edilen 20 yaşındaki Brezilyalı Ronaldo, Bruno N’Gotty tarafından ceza sahası içinde düşürüldükten sonra penaltı vuruşunu kendisi kullandı. Ronaldo, kendini toparladı, koştu ve Fransız kaleci Bernard Lama’nın sağına atlamasını bekleyerek topu doğrudan ağlara gönderdi.
Her iki takım da 90 dakika boyunca kaleyi yokladı; Luis Figo tek bir vuruşla hem üst hem de yan direğe çarptı. Ancak Ronaldo’nun penaltısı Barça’ya galibiyeti getirmeye yeterli oldu.
GUARDIOLA İLE İLK TEMAS
Robson ve Mourinho sahadaki kutlamalara katıldı. Portekizli Mourinho, Barça’nın orta saha oyuncusu Pep Guardiola ile kucaklaşırken görüldü. İkili, futbola olan ortak beyinsel yaklaşımları sayesinde birbirlerinden hoşlanmaya başlamıştı. İki adamın kol kola görüntüsü, 13 yıl sonra yaşayacakları sert rekabete dair hiçbir işaret vermiyordu.
Bu zafer, Robson ve Mourinho’nun Barcelona’da geçirdiği dönemin unutulmaz anlarından biri olarak tarihe geçti. Robson’ın liderliği ve Mourinho’nun yenilikçi yaklaşımları, Barcelona’yı yeniden Avrupa’nın zirvesine taşıdı.
BARÇA’DA UNUTULMAZ SEZON
Kupa töreninin görüntülerinde, Bobby Robson kutlamaların arka planında yer alırken, Mourinho ise oyuncularla birlikte sahnenin ortasında bulunuyordu.
Bir sonraki ay, Barcelona, Kupa Galipleri Kupası ve İspanya Süper Kupası zaferlerine Copa del Rey’i de ekleyerek kupa üçlemesini tamamladı. Bu, Camp Nou’da sadece bir sezon görev yapan Robson’ın kulübün teknik direktörü olarak son maçı olacaktı.
Robson, genel menajerlik görevine getirilirken, A takım antrenörlüğü görevi Hollandalı Louis van Gaal’e verildi. Mourinho pozisyonunu korudu ve eski Ajax patronunun altında menajerlik stajına devam etti.
Etkisi ve katkısı önceki sezon boyunca artmaya devam etti. Katalonya’ya taşınmadan önce zaten akıcı bir şekilde İspanyolca konuşan Mourinho, Robson için çeviri ve tercümanlık görevlerini tekrar üstlendi ve hatta İngiliz’in ilk basın toplantılarından bazılarını tercüme etti.
Ancak menajerin talimatlarını oyunculara aktarmakla görevlendirildiğinde, takımın İngilizce konuşan üyeleri onun kendi taktik notlarını eklediğini ve patronundan daha fazla ayrıntıya girdiğini fark etti.
Baskı mı? Ne baskısı? Baskı, dünyadaki fakir insanların ailelerini doyurmaya çalışmasıdır. Futbolda baskı yoktur. – Jose Mourinho
MOURINHO’NUN YÜKSELİŞİ
Guillem Balague, “Pep Guardiola: Kazanmanın Başka Bir Yolu” adlı kitabında, Mourinho ve Guardiola arasındaki rekabete adanmış bir bölümde, “Menajer yavaş yavaş astına takımın günlük işleyişinde daha fazla söz hakkı verdi” diyor.
Kulüp tarafından önerilen asistan Jose Ramon Alexanko bile otoritesini ve antrenmanlara katılımını genç Portekizliyle paylaşmak zorunda kaldı.
VAN GAAL İLE YENİ DÖNEM
Louis van Gaal’in ilk iki sezonunda, Barcelona arka arkaya LaLiga şampiyonluğu kazandı. Hollandalı teknik direktör, Mourinho üzerinde selefi Bobby Robson’a benzer bir etki yarattı.
Katı, titiz ve kontrole çok önem veren Van Gaal, belki de genç yardımcısında kendinden çok şey görüyordu.
Yıllar sonra Van Gaal, Mourinho’yu cesurca şu sözlerle tanımladı:
Otoriteye pek saygı duymayan kibirli bir genç adamdı ama bu yönünü seviyordum. İtaatkâr değildi. Hatalı olduğumda benimle çelişirdi. Sonunda onun söyleyeceklerini duymak istedim ve onu diğer yardımcılardan daha çok dinlemeye başladım.
BAŞARI VE HAYAL KIRIKLIĞI
Ligdeki başarılarına rağmen, Louis van Gaal’in Barcelona’sı, kulübün yüzüncü yılını ikinci bir Avrupa Kupası ile taçlandıramadığı için 2000 yılında görevden alındı.
Katalanlar, 100. yıllarında Avrupa şampiyonu olmayı ve finalin kendi stadyumlarında yapılmasını kaderleri olarak görmüşlerdi. Ancak, grup aşamasında elenerek finalistler Manchester United ve Bayern Münih’in gerisinde kaldılar.
Bu dönemde, Mourinho’nun Van Gaal ile olan ilişkisi, onun antrenörlük kariyerine yeni bir boyut kazandırdı. Van Gaal’in disiplinli ve detaycı yaklaşımı, Mourinho’nun taktiksel zekasıyla birleşerek Barcelona’ya unutulmaz sezonlar yaşattı. Yine de, yüzüncü yıl hayal kırıklığı, bu dönemin sona ermesine neden oldu.
Mourinho, bu süreçte kazandığı deneyimlerle ve Van Gaal’den öğrendikleriyle gelecekteki başarı duvarına bir tuğla daha koydu. Barcelona’daki bu dönem, onu sadece bir yardımcı antrenör olarak değil, geleceğin büyük bir menajeri olarak da şekillendirdi.
‘TERCÜMAN’ DİYE ANILMAKTAN BIKTI
Jose Mourinho, Barcelona ile yollarını ayırma noktasına geldiğinde, belki de kulüp başkanı Josep Lluis Nunez’in onu sürekli olarak “tercüman” olarak adlandırmasından bıkmıştı.
Bu lakap, Katalan basını tarafından da benimsenmişti. Artık çıraklık döneminin sona erdiğine inanan Portekizli, başrol oyuncusu olma zamanının geldiğini düşünüyordu. Yöneticilik kariyerine adım atmanın zamanı gelmişti.
Benfica, Avrupa futbolunun en büyük isimlerinden biriydi ve Bela Guttmann yönetiminde iki kez Avrupa Kupası kazanmıştı:
Van Gaal’le Portekiz’e dönüp Benfica’da yardımcı olmak hakkında konuştuğumda bana şöyle dedi: ‘Hayır, gitme. Benfica’ya söyle, eğer A takım antrenörü istiyorlarsa gideceksin; asistan istiyorlarsa kalacaksın’ dedi.
– Jose Mourinho
BENFICA’DA KISA SÜREN MACERA
Benfica, Eylül 2000’de Alman teknik direktör Jupp Heynckes’i görevden aldığında, Mourinho onun yerine atandı. Ancak bu, kısa ömürlü bir teknik direktörlük deneyimi olacaktı.
Mourinho, en başından itibaren yönetim kuruluyla anlaşmazlığa düştü; yetkililerin önerdiği gibi Portekiz 21 yaş altı antrenörü Jesualdo Ferreira’yı yardımcısı yapmayı reddetti ve onun yerine yedek kulübesinde yanında oturması için Benfica’nın eski savunma oyuncusu Carlos Mozer’i seçti.
(Mourinho’nun Benfica’daki kadrosunda, Pierre van Hooijdonk, Robert Enke ve stoper Ronaldo gibi isimler yer alıyordu.)
BOBBY ROBSON’I REDDETTİ
Yeni görevine başladıktan birkaç hafta sonra Mourinho, eski akıl hocası Bobby Robson ile temasa geçti. Robson, Newcastle United’ın menajerlik görevini yeni kabul etmişti ve Jose’nin yardımcısı olmasını istiyordu.
Grubu tekrar bir araya getirmeye o kadar hevesliydi ki, iki yıl sonra kenara çekileceğini ve Mourinho’nun görevi devralmasına izin vereceğini bile söyledi. Ancak Mourinho, eski patronuyla yeniden bir araya gelme isteğine direndi.
Artık 60’lı yaşlarında olan deneyimli İngiliz’in, çocukken desteklediği kulübün dizginlerini bırakmakta zorlanacağını düşündü. Bunun yerine, Mourinho plana sadık kalmaya ve anavatanında kendi yolunu çizmeye karar verdi.
BENFICA’YA SADAKAT TESTİ
Pişmanlık duyan biri gibi görünmese de, Mourinho’nun Benfica’dan sadece dokuz maç sonra ayrılmaya karar verdiğinde, Robson’ın teklifini kabul etmiş olmayı dilemiş olabileceği düşünülebilir.
Sonuçlar iyiydi, ancak başkan değişikliği, Mourinho’nun pozisyonunun zayıfladığını hissetmesine neden oldu. Derbi zaferinin ardından yeni başkan Manuel Vilarinho ile görüşmeye gitti ve sözleşmesinin iyileştirilmesini talep etti. Bu, bir sadakat testiydi. Başkan reddetti ve Mourinho oracıkta istifa etti.
LEIRIA’DA YENİDEN DOĞUŞ
Nisan 2001’de, ligin bitimine yedi maç kala Uniao de Leiria’nın başına geçti ve sezonu kulüp rekoru olan beşincilikle bitirdi.
Leiria her zaman orta sıralarda yer alan bir kulüptü ama Mourinho’nun etkisiyle kısa sürede kendilerini Primeira Liga’nın daha yüce zirvelerinde buldular. İnatçı ve agresif genç teknik direktörleri, takımı iyi eğitimli, kararlı, organize ve yenilmesi zor bir ekibe dönüştürdü.
Bu özellikler artık Mourinho ile eşanlamlı hale gelmişti. Adamlarına statükoyu altüst ettirdi ve yerleşik elitlerin tüylerini diken diken etti. Ocak ayının sonunda, takımın başındaki ilk sezonunda Leiria, Porto ve Benfica’nın üzerinde üçüncü sırada yer alıyordu.
SPECIAL ONE İPLERİ ELİNE ALDI
Portekiz menajerliğinin yükselen yıldızı olan Mourinho, henüz 39 yaşında, Leiria’yı orta sıralarda yer alan bir takımdan itibarı olmayan cesur bir ekibe dönüştürmesiyle dikkat çekti.
Çok geçmeden Porto, eski çalışanı hakkında araştırma yapmaya başlayacak ve Avrupa futbolu bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı. Çünkü ‘Special One’ın doğuşu, engellenememişti…
Vizyonda bu hafta sonu korku-gerilim türü hakim. Güney Kore yapımı Exhuma, haftanın en çok beklenen korkularında başı çekiyor. 1977 yılının Cadılar Bayramı’nda geçen Şeytanla Bir Gece; oğlunun ruhu ile iletişim kurmak için bir ayine katılan acılı bir annenin yaşadıklarını konu alan Kara Ayin türün diğer alternatifleri… Karikatür sevenlerin 1978 yılından beri hayatında olan Garfield’ın yeni maceraları ve Levan Akın’ın büyük beğeni toplayan yeni filmi Geçiş dikkat çeken diğer yapımlar arasında..
Şeytanla Bir Gece / Late Night with The Devil
Tür: Korku
Film, 1977 yılının Cadılar Bayramı’nda ‘Gece Baykuşları’ adlı talk showda yaşanan olayları konu ediniyor.
Kara Ayin / From Black
Tür: Korku
Film, oğlunun ruhu ile iletişim kurmak için bir ayine katılan acılı bir annenin yaşadıklarını anlatıyor.
Karanlıktan Kaçış
Tür: Gerilim, Suç, Gizem
Film, bir kaza sonucu hasta bir kadınla tanışmasıyla kendisini beklenmedik olayların içerisinde bulan bir adamın hikâyesini konu ediniyor.
Geçiş / Crossing
Tür: Dram
Film, uzun süredir kayıp olan yeğeni Tekla’yı bulmak için kendine bir söz veren emekli öğretmen Lia’yı takip ediyor.
Turbo
Tür: Aksiyon, Gerilim
Film, eğlenmek için çıktıkları yolda acı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalan bir grup arkadaşın hikâyesini anlatıyor.
The Hope
Tür: Dram
Film, Alzheimer teşhisi koyulan yazar Adil’in etrafında gelişen olayları konu ediniyor.
Garfield / The Garfield Movie
Tür: Macera, Komedi, Aksiyon
Karikatürist Jim Davis tarafından 1978 yılında yaratılan ve hikâyeleri karikatür sayfalarından televizyona kadar uzanan Garfield’ın animasyon filmi, kayıp babası Vic ile yolları yeniden kesişen Garfield’ın, arkadaşı Ollie ile birlikte yaşadığı maceraları konu ediniyor.
Bab-ı Cin / Iblis Dalam Darah
Tür: Korku
Film, vücudu şeytani bir güç tarafından ele geçirilen Haruni’nin hikâyesini konu ediniyor.
Exhuma
Tür: Korku, Gerilim, Gizem
Film, paranormal bir takım olaylarla çevrili olan varlıklı bir ailenin çocuklarını kurtarmak için yükselen genç şaman ikilisi Hwa Rim ve Bong Gil’den yardım alması sonrası gelişen olayları konu alıyor.
Nükhet Duru, 70’inci yaşını sürpriz doğum günü partisiyle kutladı. Oğlu Cem Masis’in organizasyonunu yaptığı parti Sanayi313’te gerçekleşti.
Şarkıları ve imajıyla her dönemin starı olmayı başaran ünlü sanatçının parti teması zamansızlığını vurgulaması için ‘Nükhet Duru 7.0’ olarak belirlendi. Kutlamaya aralarında Kenan Doğulu, Beren Saat, Saba Tümer, Nilgün Belgün, Ceyda Düvenci, Meltem Cumbul’un da olduğu birçok ünlü isim katıldı.
Nükhet Duru, “Allah’ın bana verdiği ömrü şükürle, mutlulukla, sindire sindire yaşamak istiyorum. Bu geceyi oğlum organize etti ve bu benim için çok mutluluk verici. Epeydir görmediğim dostlarıma kavuştum” diye konuştu.
Nükhet Duru’nun doğum günü partisi ünlüler geçidine sahne oldu. Kenan Doğulu, Nilgün Belgün, Göksel, Defne Samyeli, Saba Tümer, Meltem Cumbul’un aralarında olduğu birçok sanatçı Nükhet Duru için sevilen şarkıları söyledi.
Hayatta öyle şeyler oluyor
Göksel partiye yeniden barıştığı müzisyen sevgilisi Osman Şahin’le katıldı.
Ünlü şarkıcı muhabirlerin “İkinci baharınız hayırlı olsun” yorumu üzerine tebessüm ederek “Hayatta öyle şeyler oluyor” diye karşılık verdi. Osman Şahin de “Nasıl böyle bir çiçekle küs kalınabilir” diye konuştu.
Eşi Beren Saat ile geceye katılan Kenan Doğulu Nükhet Duru’nun eşsiz bir kadın olduğunu söyledi.
Ayça Varlıer “Nükhet, enerjisine ve sesine hayran kaldığım çok değerli bir sanatçı” dedi.
Nükhet Duru’nun Dikran Masis’le evliğinden olan Cem Masis annesiyle poz verdi.
Ceyda Düvenci, geceye sevgilisi Güçlü Mete’yle katıldı. Düvenci, “Mutluyum” dedi.
NİLGÜN BELGÜN – NÜKHET DURU – SABA TÜMER – İZZET ÖZ
Açıklamalarıyla sık sık gündem olan ünlü şarkıcı Demet Akalın sunuculuğu yaptığı programda samimi açıklamalarda bulundu. Bir süredir sahne almayan Demet Akalın geçtiğimiz haftalarda fazlalıklarından kurtulmak için ameliyat olmuştu. Demet Akalın şimdi ise bikinili halini paylaştı.
Demet Akalın, son zamanlarda yaptığı açıklamalarla gündeme geliyor. En son kiracısıyla arasında geçen sorunu anlatan Akalın, bu defa nasıl kilo verdiğini paylaştı.
Akalın, bayramda çalışmadığını ve kilo vermek için ameliyat olduğunu söyledi.
Akalın, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; Germe ameliyatı değil. Küçük bir operasyon. Bayağı küçük.
YORUCU AMA KEYİFLİ
Bayramda o yüzden çalışmadım. Bayağı 10 küsur kilo gitti yani. 10 diyelim yani ama daha çok gidecek.
“ALLAH AKIL FİKİR VERSİN”
Daha iyi olacağım. Doktoru paylaşamıyorum çünkü dedim hocam paylaşayım. Adam beni ilk önce istemedi. Yanlış bir şey olursa adama çemkiririm diye.
Liposuction yaptırdığını itiraf eden şarkıcı “Doktorum 6 kilo yağ aldı, diyet de yapıyorum hedefim 10 sene önceki kıyafetlere girebilmek” demişti.
Ünlü isim geçtiğimiz hafta verdiği kiloları ayna karşısındaki pozuyla gösterdi. Göbeğini açarak poz veren Akalın’ın bu karesi, kısa sürede sosyal medyada gündem olmuştu.
Demet Akalın, son olarak soluğu Miami’de aldı. Sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan ünlü isim, tatil fotoğraflarını 10 milyon takipçisi bulunan Instagram sayfasından yayınlamayı da ihmal etmedi.
Şöyle bir bakıldığında özenilecek bir hayatı var gibi görünüyor… Genç yaşta gelen şöhret, hemen ardından dünyanın en yakışıklı adamlarından biriyle uzun bir evlilik… Birbirinden sağlıklı dört çocuk, güzel bir gelin… Hesabını bile bilmedikleri kadar çok para, dünyanın en güzel yerlerinde lüks evler, otomobiller… Daha neler neler..
Üstelik 50 yaşına gelmesine, dört kez doğum yapmasına rağmen hiç bozulmayan bir fiziksel görünüm… Bir kadın daha ne ister!
Şu anda belki de birçok kişi böyle bir hayata sahip olduğunda adımlarıyla bütün dünyayı ezip geçeceğini düşünür.
Aslında o da dışarıdan öyle görünüyor. Ama kendi söylediklerine bakılırsa iç dünyası pek öyle değil. Hatta bu yıllardır peşini bırakmayan bir gerçek.
Bu durumu da “Vücudumla ilgili o kadar çok kendime güvensizdim ki plajda bile oturamazdım” diyerek anlattı.
KENDİNE GÜVEN SORUNU YAŞAMIŞ
Bu ünlünün Victoria Beckham olduğunu öğrenince şaşıracaksınız büyük olasılıkla.
Dışarıdan bakıldığında sanki “küçük dağları ben yarattım” der gibi bir görünüm sergileyen Victoria Beckham, fiziksel görünümü konusunda kendine hiç güveni yokmuş.
Bunu da bir zamanların ünlü şarkıcısı, şimdilerin moda tasarımcısı Victoria Beckham, Grazie dergisine verdiği röportajda kendisi söyledi.
‘PLAJDA OTURUP ÇOCUKLARIMI İZLEYEMEZDİM’
Geçtiğimiz ay bir dizi gösterişli törenle 50 yaşına giren Victoria Beckham “Asla şikayet ediyor gibi görünmek istemem ama geçmişte öyle zamanlar oldu ki plajda oturup çocuklarımın oynamasını seyredecek özgüveni bile kendimde bulamadım” dedi.
Burada küçük bir parantez açalım… Victoria Beckham, kocası David ile sahip oldukları lüks yatla açık denize çıktıklarında bile genellikle siyah renkte askılı, uzun bir elbise giyiyor.
Belki de peşlerinde paparazzi ordusu olduğunu bildiği için bikinili ya da mayolu görüntü vermek istemediğinden öyle giyiniyor.
Kendisi her ne kadar bu durumu artık geride bıraktığını söylese de yine de hala o günlerin izlerini taşıyor gibi Victoria Beckham.
25 YILDIR AYNI YİYECEKLERLE BESLENİYOR
Yine de dergiye verdiği röportajda artık kendi dış görünüşünü kabullendiğini ve buna yönelik olumsuz yorumların kendisini çok de etkilemediğini ekledi.
Spice Girls (Baharat Kızlar) müzik grubuyla ünlenen, o grubun dağılmasından sonra da moda dünyasına adım atan Beckham, yıllardır hiç kilo almamasıyla biliniyor. Bunun nedeni de neredeyse kendini bildi bileli uyguladığı sıkı bir diyet.
Ama yeni yaşıyla birlikte hayatında yeni bir sayfa da açan Victoria Beckham, söylediğine göre bu konuda da biraz esneklik yapmaya karar verdi.
Tabii ki Victoria Beckham, bütün beslenme programlarını bir yana atmış değil. Ama söylediğine göre “kalori saymak için hayatın çok kısa” olduğunu düşünüyor artık. Diğer yandan egzersiz programını da sürdürüyor.
‘KALORİ SAYMAYI BIRAKMIŞ’
Grazia’ya verdiği röportajda Victoria Beckham “En iyisini yapacağım, bunun üzerinde çok çalışacağım. Beslenme şeklim, antrenman şeklim ve çalışma şeklim konusunda çok disiplinliyim. Ben buyum” dedikten sonra sözlerini şöyle sürdürdü: ” Ama mesela sevdiğim bir içki var. Ben ‘Bunda çok fazla kalori var’ diyenlerden değilim. Her neyse… İyi vakit geçirmek lazım.”
Bu arada David Beckham yıllar önce karısı Victoria’nın beslenme alışkanlıklarıyla ilgili bazı ipuçları vermişti. Victoria’nın tam 25 yıl boyunca sadece ızgara balık ve buharda pişmiş sebze yiyerek formunu koruduğunu söylemişti
David Beckham. Onun anlattığına göre bu kuralını yıktığı tek sefer ise en küçük çocukları ve tek kızları Harper’a hamileyken bozdu. Ama o da sadece bir seferlik oldu.
‘İNCE OLMANIN MODASI GEÇTİ’ DEDİ AMA…
Her ne kadar Victoria Beckham kocasının söylediği gibi 25 yıldır aynı şekilde beslenerek formunu koruyorsa da kısa süre önce bu duruma çok da uymayan bir açıklama yaptı.Victoria Beckham “Gerçekten çok ince olmayı istemek modası geçmiş bir davranış. Bence günümüzün kadınları daha sağlıklı ve daha kıvrımlı olmak istiyor. Günümüz kadını biraz göğüslerinde biraz da kalçalarında dolgunluk istiyor.”
Hatta müziği bıraktıktan sonra moda tasarımcılığına soyunan Victoria Beckham, kendi imzasını taşıyan vücut şekillendirici giysilerin “biraz kıvrımlı kadınlarda daha hoş görüneceğini” sözlerine eklemişti.
Ama her ne kadar kendisi böyle söylüyor olsa da ya kendini dolgun bir yapıya sahip görüyor ya da henüz öyle bir fiziksel görünüme sahip olmaya hazır değil.
AK Parti’nin meclise sunmaya hazırlandığı sokak hayvanlarının ‘uyutulma’ yasa tasarısı hakkında sanatçılar açıklama yaptı. 158 yazar ve sanatçı bir araya gelerek sokak hayvanlarının yanında olduklarını belirtti.
AK Parti’nin sokak hayvanlarına yönelik hazırlığını tamamladığı ve sokak hayvanlarının uyutularak yaşamlarının sonlandırılmasını içeren yasa teklifi tepkilere neden olmaya devam ediyor.
158 yazar ve sanatçı bir araya gelerek sokak hayvanlarının uyutulmasına yönelik yasa teklifine yayımladıkları açıklama ile tepki gösterdi. Açıklamada, “Sanatçılar ve yazarlar olarak ‘Toplayamazsın hapsedemezsin, öldüremezsin’ diyen sese sesimizi katıyoruz” ifadelerine yer verildi.
“BİRBİRİMİZİ TAMAMLIYORUZ, ONLAR YOKSA EKSİĞİZ”
158 sanatçının imzasını taşıyan ortak açıklama şu şekilde:
“Diğer canlılara yönelik şiddetin aldığı son biçim, sahiplenilmeyen sokak hayvanlarını katletmek için çıkartılması düşünülen yasa. Bu katliam girişimi, toplumun içinde kavrulduğu şiddet sarmalından ayrı düşünülmemeli. Devletin görevi, kentlerin, mahallelerin bizimle aynı haklara sahip sakinleri olan sokak hayvanlarını öldürmek ya da zulüm görecekleri barınaklara hapsetmek değil, özgür biçimde şiddetten korunarak yaşamalarını sağlamak olmalı.
Sanatçılar ve yazarlar olarak “toplayamazsın hapsedemezsin, öldüremezsin” diyen sese sesimizi katıyoruz, Sokak hayvanlarının yaşam haklarını korumak; sağlıklı, mutlu, özgür yaşamalarını sağlamak için yaratılacak her türlü kamusal çözümün parçası olmaya hazır olduğumuzu belirtiyoruz.
Dünyada birbirimizi tamamlıyoruz. Onlar yoksa eksiğiz.”
Uluslararası Finans Enstitüsü, ortodoks politikaların sürdürülmesi halinde Türkiye’ye yurt dışındaki yerleşik kişilerin net sermaye girişlerinin 2025’te artmasının beklendiğini bildirdi.
Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), gelişmekte olan ekonomilere sermaye girişlerine ilişkin raporunu yayımladı.
Raporda, gelişmekte olan ülkelere toplam sermaye girişlerinin, doğrudan yabancı yatırım ve portföy özsermayesindeki güçlü toparlanmanın etkisiyle, bu yıl yaklaşık 220 milyar dolar artarak 903 milyar dolara çıkmasının beklendiği aktarıldı.
“SERMAYE GİRİŞİ ARTACAK”
Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı raporda, daha sıkı politikaların ülkede cari açığın 2023’ün ilk çeyreğindeki 24,6 milyar dolardan 2024’ün ilk çeyreğinde 10,9 milyar dolara düşmesine yardımcı olduğu ve önemli miktarda yurt dışında yerleşik net sermaye akışının çekilmesini sağladığı aktarıldı.
Raporda, “Ortodoks politikaların sürdürülmesi durumunda Türkiye’ye yurt dışında yerleşiklerin net sermaye girişinin 2025’te artması bekleniyor.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Özellikle devam eden sıkı politikaların Türkiye’nin iç ve dış kırılganlıklarını daha da azaltacağı göz önüne alındığında Türkiye’ye net sermaye girişine ilişkin kısa vadeli beklentilerin yatırımcıların Türk varlıklarının sunduğu geniş getiri farklarını yeterince cazip bulup bulmayacağına bağlı olduğu belirtilen raporda, daha geniş faiz oranı farklarının Türkiye’nin yeterince büyük sermaye akışlarını çekmesine yardımcı olacağının beklendiği aktarıldı.
Raporda, Türkiye’nin reel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesinin 2025’e kadar öngörülen yavaşlamaya rağmen sanayileşmiş ülkelerin ortalama büyümesini geçeceğinin öngörüldüğü belirtilerek, bu olumlu büyüme farkının, özellikle yurt dışında yerleşik portföy ve doğrudan yabancı yatırımların net girişi şeklinde, yeterince büyük yabancı sermayeyi Türkiye’ye çeken bir başka faktör olmasının beklendiği ifade edildi.
TÜRKİYE TAHMİNİ!
S&P ve Fitch’in yakın zamanda Türkiye’nin kredi notunu yükseltmelerinin ardından yurt dışında yerleşik portföy sermayesi ve doğrudan yabancı yatırımların net girişlerinin 2025’e kadar ılımlı bir şekilde artacağının tahmin edildiği kaydedilen raporda, yurt dışında yerleşik alacaklılardan net dış borçlanmanın ise yavaşlayan reel GSYH büyümesi ve zayıf kredi talebinin etkisiyle azalmasının beklendiği aktarıldı.
Raporda, yurtdışında yerleşiklerin net sermaye girişinin 2023’teki 66 milyar dolar seviyesinden 2024’te 62 milyar dolara gerileyeceğinin ardından 2025’te 68 milyar dolara çıkacağının tahmin edildiği kaydedildi.
Serenay Sarıkaya’nın annesi Ümran Seyhan ile Cansu Tosun’un babası Kenan Tosun önceki gün Nişantaşı’nda objektiflere takıldı.
Sevgililer, objektiflerden kaçmayarak el ele Nişantaşı’nda yürüyüş yaptı. Gazetecilerin sorularına yanıt vermeyen sevgililer, evlilik soruları karşısında gülerek “Kolay gelsin” dedi.
Fenerbahçe yönetimi, Jose Mourinho ile 2+1 yıllık prensip anlaşmasına vardı. Portekizli teknik adam ile görüşmeleri Ali Koç ve Mario Branco birlikte yürüttü.
Fenerbahçe’de mevcut yönetim, teknik direktörlük görevi için Portekizli çalıştırıcı Jose Mourinho ile yaptığı görüşmelerde mutlu sona ulaştı. Mourinho ile başkan Ali Koç’un hafta sonu yapacağı yüz yüze görüşmenin ardından resmi imzalar atılacak.
Süper Lig’de sezonu 99 puanla 2’nci sırada tamamlayan Fenerbahçe’de yeni sezon öncesi çalışmalar devam ediyor. Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda başkanlığa aday olan mevcut başkan Ali Koç, yeni sezonda futbol A takımı teknik direktörlük görevi için İsmail Kartal ile yola devam etmeyecek.
Başkan Ali Koç ve Sportif Direktör Mario Branco, bu konudaki kararı İsmail Kartal’a tebliğ etti. Kulüp bu kararı önümüzdeki 1-2 gün içerisinde resmi olarak açıklayacak.
Mourinho’nun Fenerbahçe’nin son maçlarını takip etti
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un yanı sıra başkan adayı Aziz Yıldırım’ın da teknik direktörlük için listesinde ilk sırada yer alan Jose Mourinho, uzun süredir Fenerbahçe’yi takip ediyor.
Sarı-lacivertli ekibin ligde oynadığı son maçları takip eden Portekizli teknik adam, kadro yapılanması hakkında da notlar aldı. Tecrübeli çalıştırıcının daha önce Fenerbahçe’de forma giymiş futbolculardan kulüp ve şehir hakkında bilgi aldığı da öğrenildi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TÜRKSAT 6A hakkında bilgi verdi. “TÜRKSAT 6A ile birlikte kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacak” diyen Kacır bundan sonraki uydu ve uzay projelerine büyük katkı sağlanacağını belirtti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye, tüm kritik bileşenleri yerli olarak üretilen TÜRKSAT 6A ile birlikte kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacak” dedi.
Bakan Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Türkiye, şu ana kadar ürettiği en yüksek değere sahip milli teknoloji platformunu devreye almak için gün sayıyor. Daha önce yüksek çözünürlüklü görüntüleme uydularını kendi kabiliyetleriyle geliştirme imkanını elde eden ülkemiz, tüm kritik bileşenleri yerli olarak üretilen TÜRKSAT 6A ile birlikte kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olacak” ifadelerini kullandı.
‘HEM SİVİL HEM ASKERİ İLETİŞİM İÇİN KULLANILACAK’
Kacır, açıklamasının devamında TÜRKSAT 6A ile ilgili şu detayları açıkladı:
“TÜBİTAK UZAY liderliğinde, TUSAŞ, ASELSAN, CTECH iş birliğiyle Türk mühendisler tarafından geliştirilen, üretilen, test edilen ve 8 Temmuz haftasında fırlatılması planlanan TÜRKSAT 6A’nın kapsama alanı mevcut uyduların ötesine, Güneydoğu Asya ülkelerine ulaşacak, böylelikle 4,5 milyarlık bir nüfusa erişim sağlanacak. Hem sivil hem askeri iletişim için kullanılacak ve 15 yıldan daha uzun bir süre yörüngede görev yapacak olan yerli haberleşme uydumuz, ülkemiz için stratejik bir öneme sahip olmasının yanı sıra, bundan sonra gerçekleştireceğimiz uydu ve uzay projelerine büyük katkılar sunacak.”
İsrail’in son olarak Refah’ta çadırkenti hedef alması, yerli ve yabancı pek çok ünlü ismi isyan ettirdi. F1 pilotu Hamilton, şarkıcı Dua Lipa, oyuncu Jenna Ortega’nın yanı sıra Türk sanatçılar da sosyal medya hesaplarından dünyaya seslendi: “Bu katliamı durdurun.”
İsrail’in Refah’ta çadırkente düzenlediği saldırıya dünyanın dört bir yanından tepki yağıyor. Pazar günkü saldırının ardından 1.4 milyon yerinden edilmiş Filistinlinin sığındığı Refah’a dikkat çekmek için söylenen “All Eyes On Rafah” (Tüm gözler Refah’ta) yazılı şablon hikâye, Instagram’da 37 milyondan fazla paylaşıldı. Ünlüler de bu katliama sessiz kalmadı…
Haluk Levent: “İsrail tüm dünyanın gözü önünde Refah’a saldırdı. Yerlerinden edilen halk kalıyordu o çadırlarda. Çoluk çocuk 45 ölü. Hitler’den ne farkın var Netanyahu.”
Tarkan: “Filistin’de katliamların engellenemiyor olmasını aklım almıyor. İşlenen bu insanlık suçunun durdurulamıyor olmasına inanamıyorum. Durdurulsun bu zulüm! Yeter artık!”
Mustafa Sandal: “İnsanlık suçlarına yenilerini ekleyen İsrail’i ve başındaki katili kınıyorum! Çocuklar, masumlar ölüyor. Dünya maalesef sessiz!”
Gülşen: “Filistin’de yıllardır yaşanan, Rafah’ı kül eden katliama tanıklık etmekten bir insan olarak utanıyorum.”
Hayko Cepkin: “Katliamlara koskoca dünyada ‘dur’ diyecek ya da yaptırım yapabilecek kimse yok mu?”
Soner Olgun: “Kör dünya! Hâlâ mı görmüyorsun?”
Aynur Aydın: “Aylardır açlıkla bu zulüme maruz kalıyorlar yüreğimiz kaldırmıyor.”
Doğu Demirkol: “Bu yaz açık hava gösterilerimin gelirlerini Filistin’e bağışlayacağım.”
İNSANLIK NEREDE
Formula 1’de yedi kez şampiyon olan İngiliz pilot Lewis Hamilton, sosyal medya paylaşımında “Yeter artık. Bu trajediyi izlemeye ve sesimizi yükseltmemeye devam edemeyiz. Başta masum çocuklar olmak üzere pek çok kişinin yaşadığı travma ve terör, dehşet verici. Buna bir son verilmeli” ifadelerini kullandı.
Arnavut kökenli İngiliz şarkıcı Dua Lipa, Instagram’daki 88 milyon takipçisini Gazze’deki halkla dayanışma içinde olmaya çağırdı. Ünlü şarkıcı “Çocukların diri diri yakılmasına asla haklı bir sebep gösterilemez. Tüm dünya, İsrail soykırımını durdurmak için seferber oluyor” sözlerini paylaştı.
ABD’li oyuncu Jenna Ortega sosyal medyada yaptığı paylaşımda “Binlerce çocuk katledilirken kitleler ateşkesi tartışıyor. İnsanlık nerede?” ifadelerine yer verdi. Meksikalı oyuncu Melissa Barrera’nın Filistin’e destek paylaşımları nedeniyle “Çığlık 7” filminin kadrosundan çıkarılmasının ardından Ortega da tepki olarak filmden ayrılmıştı.
İstanbul başta olmak üzere birçok kentte sıcaklıklar 35 dereceleri görecek. Birçok kent adeta kavrulacak. İşte Meteoroloji’nin son hava durumu raporu…
Bu sene bahar ayları soğuk geçti. Sokakta vatandaşlar ‘bir türlü yaz gelmedi’ diyordu. Ancak sıcaklıklar bir geliyor, pir geliyor… İstanbul başta olmak üzere birçok ilde termometreler 35 dereceleri görecek.
Haziran ayına güneşli günlerle ve sıcaklıkla beraber gireceğiz. 3 Haziran Pazartesi’den itibaren sıcaklıklar kendisini hissettirecek. Sıcak hava dalgası başlamış olacak.
Pazartesi-salı-çarşamba, ülke genelinde çok sıcak bir hava olacak. İstanbul, Ankara, Marmara, İç Anadolu, Batı Karadeniz’de sıcaklıklar 35 derecelere yükselecek. Ege ve Akdeniz güneydoğuda 40 dereceye yakın olacak. Türkiye’nin haziran ayı ortalaması birçok kentte 27 dereceyken önümüzdeki hafta sıcaklıklar 35-40 dereceye kadar yükselecek yani ortalamanın çok üzerinde olacak.
6 Haziran Perşembe gününden itibaren ise sıcaklıklar mevsim normallerinde olacak.
İstanbul, Marmara, kuzeyde kalan bölgelerde yeniden biraz daha serin hava görülecek. Rüzgar Karadeniz üzerinden daha serin esecek. O günlerde tekrar sıcaklıklar 35’ten 29-30’lara gerileyecek.
Trendyol 1. Lig play-off final maçında Sakaryaspor ile Bodrumspor, Yeni Adana Stadı’nda karşı karşıya geldi. Normal süresi 1-1 biten mücadelede Bodrumspor, Sakaryaspor’u uzatmalarda 3-1 mağlup etti ve Süper Lig’e yükselen son takım oldu.
Trendyol 1. Lig play-off final maçında Sakaryaspor ile Bodrumspor, Yeni Adana Stadı’nda kozlarını paylaştı.
Normal süresi Gökdeniz Bayrakdar ve Dimitrov’un golleriyle 1-1 biten mücadelede Süper Lig’e yükselecek son ekibi uzatmalar belirledi. Bodrumspor, 94. dakikada Celutska ve 103. dakikada Tunahan’ın bulduğu gollerle mücadeleden 3-1’lik skorla galip ayrıldı ve Süper Lig’e yükselen son takım olmayı başardı.
Sakaryaspor’da Rotman 44. dakikada; Bodrumspor’da ise Tunahan 105+4. dakikada kırmızı kartla oyun dışında kaldı.
BODRUMSPOR İLK KEZ SÜPER LİG’DE
Sakaryaspor’u mağlup ederek Süper Lig’e yükselmeyi başaran Bodrumspor tarihinde ilk kez Süper Lig’de mücadele edecek. Bodrumspor’dan önce Eyüpspor ve Göztepe, Süper Lig’e yükselmeyi garantileyen ekipler olmuştu.
ADANA 10. KENT OLDU
Ankara 8, İstanbul 6, Antalya 4, Konya 3, Eskişehir ve İzmir 2, Bursa, Kocaeli ve Manisa da birer kez play-off finaline ev sahipliği yaparken, Adana, finalin oynanacağı 10. kent olacak.
2024 Avrupa Şampiyonası’nda F Grubu’nda mücadele edecek A Milli Takım, turnuva öncesinde 4 Haziran’da İtalya ile oynayacağı özel maçın hazırlıklarına bu akşam yaptığı antrenmanla devam etti.
Teknik Direktör Vincenzo Montella yönetimindeki idmanda, öncelikle fitness salonunda kuvvet ve core antrenmanı yapıldı. Daha sonra saha çalışmasına geçildi. Isınma hareketleriyle başlayan antrenmanda ısınmanın ardından taktik pas drilleri üzerine çalışıldı. Son bölümde ise yarı sahada taktik oyun oynandı.
Kampa bugün katılan Merih Demiral idmanda takımla, İrfan Can Kahveci ve İsmail Yüksek ise takımdan ayrı bireysel antrenman programları dâhilinde çalıştı.
A Milli Takım’ın bugünkü antrenmanını TFF Başkan Vekili Mustafa Eröğüt ve Milli Takımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Altıntop da izledi.
Ay-yıldızlılar, yarın saat 17.00’de yapacağı antrenmanla hazırlıklarını sürdürecek.
Son dakika haberi… ABD’nin eski Başkanı Trump’a yönelik “sus payı” davasında 12 kişilik jüri 2 gün süren müzakerelerin ardından karara vardı. Jüri Trump’ı suçlu buldu. Peki Trump hapishaneye girecek mi? Yunus Paksoy son gelişmeleri aktardı.
Eski ABD Başkanı ve 2024 başkanlık seçimlerinin Cumhuriyetçi adayı Donald Trump, “sus payı” davasındaki 34 suçlamanın hepsinden jüri tarafından suçlu bulundu. ABD tarihinde ilk kez bir başkan hüküm giydi.
“HAPİSHANEYE GİREBİLİR”
Trump’ın daha önce bir cezası olmadığı için hapse girip girmemesi hakime kaldı. Jüri kararı açıklar, cezayı hakim verir. Hapishaneye girebilir. Böyle bir ihtimal var. Diğer bir ihtimal de ev hapsi. Trump ev hapsi cezası da alabilir. Eğer hapishaneye girerse seçim çalışmalarına devam edebilir. Federal bir dava olduğu için eğer ABD Başkanı olursa kendisini af edemeyecek.
Şu an kimse ne olacağını bilmiyor. Hakim ne kadar ceza verecek ya da ceza verecek mi bilinmiyor. Trump’ı koruyan gizli servis hapishane ile görüştü. Çünkü Trump hapishaneye girerse de Trump’ı korumak zorunda.
CEZA HÜKMÜ 11 TEMMUZ’DA AÇIKLANACAK
Bir ceza yargılamasında jüri tarafından suçlu bulunan ilk eski ABD başkanı olarak tarihe geçen Trump hakkındaki ceza hükmü, 11 Temmuz’da açıklanacak.
KARAR SONRASI TRUMP’TAN İLK AÇIKLAMA
Donald Trump, jürinin kararından sonra medyaya yaptığı kısa açıklamada, “Bu rezalet ve hileli bir duruşmaydı. İnsanlar burada ne olduğunu biliyor. Ben çok masum bir adamım. Ülkemizi ve anayasamızı savunuyorum.” dedi.
Ülkenin bir cehenneme döndüğünü savunan Trump, davanın siyasi rakipleri tarafından gündeme getirildiğini tekrarlayarak, “Başımız büyük belada olan bir ülkemiz var, bu hileli bir karar, bu hakimin bu yargılamaya bakmasına asla izin verilmemeliydi.” diye konuştu.
SUS PAYI DAVASI
Kamuoyunda “sus payı” davası olarak da bilinen davada Trump, ilişki yaşadığı müstehcen film oyuncusu Stormy Daniels’e 2016 başkanlık seçimleri öncesinde “sus payı” ödemek ve ödemeyi örtbas etmek için resmi kayıtlarda tahrifat yapmakla suçlanmıştı. Trump’ın ABD tarihinde bir ceza davasında yargılanan ilk eski ABD Başkanı olması nedeniyle önem taşıyan dava sonunda Trump’ın 4 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtilmişti. Yargılama süresince mahkeme heyetine sert eleştirilerde bulunan Trump, “sus payı” davasının bir “siyasi komplo” ve “cadı avı” olduğunu savunmuştu.
Süper Lig’de 2023-2024 sezonunu şampiyonluğu kutlamalarına devam eden sarı kırmızılı ekip, Galatasaray Adası’nda düzenlenen etkinlikte Fatih Terim, Okan Buruk’la bir araya geldi.
Trendyol Süper Lig 2023-2024 sezonunu 102 puanla şampiyonluk ipini göğüsleyen Galatasaray’da kutlamalar devam ediyor. Galatasaray Adası’nda düzenlenen bir etkinlikte sarı kırmızılı ekibin efsane teknik direktörlerinden Fatih Terim, üst üste ikinci şampiyonluğunu kazanan Okan Buruk’u tebrik etti.
OKAN BURUK: SONUNDA İYİLER KAZANDI
Kutlamalar esnasında konuşan Okan Buruk, “Bu sezon yaşadığımız şampiyonlukta hepimizin çok büyük payı olduğunu düşünüyorum. Bizler sahada, taraftarlar dışarıda… başkanımız ve yönetim kurulumuz bu güzel ortamı yarattı bize. Sizlerle birlikte olduk. Aynı duyguları paylaştık. Sonunda iyiler kazandı. İnşallah seneye tekrar kazanacak” ifadelerini kullandı.
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi play-off yarı final ilk maçında Fenerbahçe Beko, Beşiktaş Emlakjet’i 96-88 mağlup ederek seride 1-0 öne geçti.
Karşılaşmanının başlangıcında iki takımın top kayıpları dikkati çekerken Hayes-Davis’le etkili olmaya çalışan Fenerbahçe Beko’ya, siyah-beyazlı ekip Needham’ın üç sayılık basketleriyle karşılık verdi. Sarı-lacivertlilerin hücumda yaptığı hataları değerlendiren siyah-beyazlı ekip, Allman’ın da skora yaptığı katkıyla son saniyeye önde girse de Wilbekin’in sayısıyla ilk çeyrek 23-23 berabere sona erdi.
İkinci çeyreğe savunma sertliğini arttırarak başlayan Fenerbahçe, 8-0’lık seri yaparak arayı açtı. Needham’ın hücumdaki performansının ardından farkı indirmeyi başaran siyah-beyazlılar farkı 2 sayıya (36-34) düşürdü. 14. dakikada bir hızlı hücum sonrası Mitchell’le basket faul kazanan siyah-beyazlı ekip, 40-39 öne geçse de soyunma odasına önde giden taraf 56-48’lik skorla sarı-lacivertliler oldu.
Üçüncü çeyrekte de oyunun temposunda değişiklik olmadı. Karşılıklı basketlerle devam eden bu bölümün 5 dakikalık bölümünde sarı-lacivertli takım farkı 10 sayıya yükseltti. Hayes-Davis’in pota altından bulduğu basketlerle üstünlüğünü koruyan Fenerbahçe Beko, dış atışlarda da skor üretmekte zorluk yaşamadı ve üçüncü çeyreği 78-65 önde tamamladı.
Son bölümde oyunun kontrolünü koruyan Fenerbahçe Beko, Beşiktaş Emlakjet’in farkı kapatmasına izin vermedi ve karşılaşmayı 96-88 kazanarak seride 1-0 öne geçti.
Öte yandan bitime 54 saniye kala ikinci teknik faulünü alan Beşiktaş Emlakjet Başantrenörü Dusan Alimpijevic oyundan ihraç edildi.
Üç galibiyete ulaşan takımın finale yükseleceği serinin ikinci karşılaşması, 1 Haziran Cumartesi günü yine Ülker Spor ve Etkinlik’te yapılacak.