Ana Sayfa Blog Sayfa 316

Birlikte çocuk yapacağı adamı çoktan buldu

Bu, sandığınız gibi sosyal medyada fotoğraflarını görüp çok hoşlandığı genç kızla tanışmak isteyen heyecanlı bir delikanlının mesajı değil.Tam tersine, neredeyse çocukluk yıllarından bu yana kameralar karşısında olan ve şöhreti çoktan bulmuş bir ünlü şarkıcının yine kendisi gibi ünlü ve güzel bir kadın oyuncuya yolladığı ilk mesaj.Sonra ne mi oldu? Önce uzun uzun yazıştılar, bir yıl sonra da gerçek hayatta tanıştılar. Aşk zaten kapıda bekliyordu.Uzun süren, ülkeler arasında gerçekleşen gayet gösterişli bir dizi törenle evlendiler. O genç ve güzel kadın yıllar önce annesine “çocuğunu doğuracağım adamı henüz bulamadım” diyordu. Ama sonunda işte o adam karşısındaydı.Şimdi yine onlar gibi ünlü olan en yakın akrabalarının ailesi dağılmışken onlar mutluluktan yerlerinde duramıyor. Üstelik aşklarını taçlandıran minik kızları da güzel güzel büyüyor.

Birlikte çocuk yapacağı adamı çoktan buldu... Eltisinin yuvası dağıldı, o mutluluktan uçuyor

YENİ YIL YAKLAŞTIKÇA MUTLULUK İKİYE KATLANDI
Sosyal medya üzerinden atılan bir mesajla başlayıp bugünlere uzanan bu öykünün kahramanları Jonas Brothers adlı müzik grubuyla ünlenen Nick Jonas ile Hint asıllı İngiliz olurcu Priyanka Chopra.2018 yılında dillere destan düğünlerle evlenen Chopra ve Jonas, mutluluklarının doruğunda bir süredir.41 yaşındaki Priyanka Chopra da yaklaşan yeni yıl ile daha da coşkulu bir hal alan bu mutluluğu sosyal medya sayfasından ilan etmekte bir sakınca görmedi.Nick Jonas ile birlikte Malti Marie adını verdikleri bir kız çocuğu sahibi olan Chopra, dostlar arasında yapılan bir kutlamanın fotoğraflarını Instagram sayfasında paylaştı.Chopra’nın paylaştığı fotoğraflar New York’ta katıldıkları bir eğlencede çekildi. Çift o etkinlikte gittikleri her yerde olduğu gibi mutluluk tablosu çizdi.Ama hayranlarının en çok beğendiği ve yorum yağdırdığı ise Chopra’nın Nick Jonas’ın dizlerine oturduğu onun da karısına sımsıkı sarılıp huzur içinde bir yüz ifadesiyle objektife baktığı poz oldu.

Birlikte çocuk yapacağı adamı çoktan buldu... Eltisinin yuvası dağıldı, o mutluluktan uçuyor

İLK ADIM NICK’TEN GELDİ
Priyanka Chopra ile Nick Jonas, bugün gösteri dünyasının en mutlu çiftlerinden biri olarak biliniyor. Bunun temellerini atan da Nick’in Priyanka’ya gönderdiği sosyal medya mesajı.2016 yılında Chopra’ya; Twitter üzerinden “Ortak arkadaşlarımızın söylediğine göre seninle tanışmamız gerek” mesajını attı. Yazışmalar bir sonraki yıla kadar sürdü.Aslında Chopra, kendisinden 10 yaş daha genç olan Nick ile tanışmaya çekiniyor olsa da sonunda tanıştılar. Tanışmalarından bir yıl sonra onlar artık sevgili olmuştu.Nick Jonas ne kadar romantik biri olduğunu Priyanka Chopra’ya onun doğum gününde evlilik teklif ederek bir kez daha gösterdi.Fazla vakit geçirmeden de aynı yıl Hindistan ve ABD’de düzenlenen bir dizi törenle evlendiler. Özellikle de Chopra’nın aile köklerinin geldiği Hindistan’da düzenlenen törenler Bollywood filmlerini andıran rengarenk atmosferiyle dünya medyasının da büyük ilgisini çekti.

Birlikte çocuk yapacağı adamı çoktan buldu... Eltisinin yuvası dağıldı, o mutluluktan uçuyor

AŞKINI DEV BİR DALGAYA BENZETTİ
Başlarda kendisinden genç olduğu için ilişkiye girmeye çekindiği Nick Jona ile evlenerek de ne kadar iyi bir adım attığını saklamıyor Priyanka Chopra.Anılarını kaleme aldığı Unfinished (Bitmemiş) adlı kitabında kocası hakkında “Benim ayaklarımı yerden kesti” diyerek aşkının büyüklüğünü ifade etti Chopra.Sonra da şöyle sürdürdü: ” Onunla flört etmeye başladığımızda sanki durdurulamaz dev bir dalgaya kapılmış gibi hissettim.”Chopra, aradan geçen 5 yıla rağmen hala kocasının kendisine önünde diz çöküp evlenme teklif ettiği ana inanamadığını da saklamıyor.

Birlikte çocuk yapacağı adamı çoktan buldu... Eltisinin yuvası dağıldı, o mutluluktan uçuyor

YILLAR ÖNCE DONDURDUĞU YUMURTALAR İŞE YARADI
Bu gösterişli düğün törenlerinin ve büyük aşkın sonucu olarak çift 2022 yılında Malti Marie adını verdikleri bir kız bebek sahibi oldu.Chopra, yıllar önce annesinin önerisiyle yumurtalarını dondurmuştu. Annesinin çocuk doğurmakta gecikmemesi konusundaki ısrarlarına da “Çocuğunu doğuracağım adam henüz karşıma çıkmadı” diyerek yanıt vermiştiAma sonra Priyanka ve Nick, dondurulmuş yumurtalar ve bir taşıyıcı anne aracılığıyla kızlarına kavuştu.Malti Marie, doğar doğmaz neredeyse iki ay yoğun bakımda tedavi altında kaldı ancak sonunda sağlığına kavuştu, anne ve babasıyla evinin yolunu tuttu. Küçük kız şu anda neredeyse iki yaşına geliyor.

Birlikte çocuk yapacağı adamı çoktan buldu... Eltisinin yuvası dağıldı, o mutluluktan uçuyor

Her ne kadar kızını yıllar önce dondurduğu yumurtalar sayesinde taşıyıcı anne doğursa da Priyanka Chopra, birlikte çocuk sahibi olacağı adamı yani hayatının aşkı Nick Jonas’ı bulmuş oldu.

Birlikte çocuk yapacağı adamı çoktan buldu... Eltisinin yuvası dağıldı, o mutluluktan uçuyor

ELTİLERDEN BİRİ EKSİLDİ
Bu arada Jonas ailesinde bu aralarda bir de ayrılık rüzgarı esiyor. Nick’in, kendisiyle aynı müzik grubunda yer alan kardeşi Joe ile karısı Sophie Turner evliliklerini bitirdi.Hatta bir zamanlar yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki elti Priyanka ile Sophie, sosyal medyadan birbirlerini takibi bile bıraktı.Özetle Jonas Brothers grubundan biri yani Joe’nun ailesi dağılsa da Nick ve Priyanka mutlu evliliklerinin tadını çıkarmayı sürdürüyorlar.Jonas kardeşlerin en büyüğü ve ilk evleneni Kevin ile karısı Danielle’in de aynı durumda olduğunu hatırlatalım. Ailesi dağılan Joe’nun en büyü destekçileri kardeşleri Nick ve Kevin ile eşleri.

Galatasaraylı Kerem Demirbay

0
Galatasaraylı Kerem Demirbay: Kariyerimde gördüğüm en iyi atmosferdi

Trendyol Süper Lig’in 18. haftasında Fenerbahçe ile golsüz berabere kalan Galatasaray’da futbolcular Fernando Muslera, Barış Alper Yılmaz ve Kerem Demirbay açıklamalarda bulundu.MUSLERA: DOMİNANT OLAN TARAF BİZDİKÖncelikle şehitlerimizi anmak istiyorum. Allah rahmet eylesin. Birçok fırsat yarattık aslında, dominant taraf bizdik. Fenerbahçe iyi savunma yaptı. Biz fırsatlar yaratmaya çalıştık. Deplasmandan 1 puan almak önemli ama istediğimiz sonuç bu değildi.”BEN VE LIVAKOVIC İÇİN SAKİN MAÇ OLDU”Hem Livakovic hem benim için sakin bir maç geçti. Çok iyi savunma yapıldı. Çok kapalı bir futboldu. Böyle şeyler olabiliyor ve sonuçta 0-0 ortaya çıkıyor.KEREM DEMİRBAY: KARİYERİMDE GÖRDÜĞÜM EN MÜTHİŞ ATMOSFERDİAtmosfer olarak kesinlikle kariyerimde gördüğüm en müthiş bir atmosfer, en güçlü bir atmosferdi iki taraf için de. Güzel bir maçtı. Maçı kazanmak istiyorduk. 3 puanla eve gidip lige devam etmek istiyorduk. Olmadı. Zor maç olacağını biliyorduk, zor maç oldu. Çok şans yakalamadık ama 1-2 tane iyi şans vardı. Sonunu getiremedik.BARIŞ ALPER: HOCAM NE GÖREV VERİRSE HAZIRIMŞehitlerimiz var, Allah rahmet eylesin. Milletimizin başı sağ olsun. Burada forvet de oynadım, sol bek de… Hocam nerede şans verirse faydalı olmak istiyorum. Takımımız başarılı olsun, bunun için çabalıyoruz. Ortada bir maçtı. Çok pozisyona giremedik, çok pozisyon vermedik. Şimdi hedefimiz Süper Kupa. İnşallah o maçı kazanacağız.

İrfan Can Kahveci Onun yerini dolduramadım

0
İrfan Can Kahveci: Onun yerini dolduramadım

Fenerbahçeli futbolcular Alexander Djiku, Miguel Crespo ve İrfan Can Kahveci, Galatasaray derbisinin ardından konuştu.İyi bir savunma yaptıklarını belirten Alexander Djiku, “Bugün kompakt bir görüntü sergiledik. Defansif anlamda güçlüydük. İyi bir savunma yaptık. İyi hücumcuları vardı rakibin, kollektif savunmayı iyi yapmamız gerekiyordu. Rakip sahada daha çok pozisyon üretebilirdik. Süper Kupa finali de çok zor ve taktiksel olacak. İlk yarıda çok hareketsizdik. İkinci yarı çok daha iyiydik bu anlamda. Daha çok şans yarattık. Süper Kupa’daki maçta ikinci yarıdaki performansı göstermemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.”ÜSTÜN OLAN TARAF BİZDİK”Kendilerinin daha üstün oynadığını kaydeden Miguel Crespo, “Çekişmeli bir maç oldu, zor bir maç oldu. Bana sorarsanız üstün olan taraf bizdik. Biz daha net fırsatlar yakaladık ama değerlendiremedik. Harika taraftara 3 puan hediye edemedik. Hala lideriz. Ligde daha çok maç var. Bu şekilde devam edeceğiz.” dedi.”SÜPER KUPA FİNALİNİ KAZANMAK İSTİYORUZ”İrfan Can Kahveci ise “Tutuk bir derbi oldu. Kazanmak isterdik. Önümüzde bir Süper Kupa maçı var. Onu kazanmak istiyoruz. Mücadeleci bir derbi oldu. Pozisyon azdı ama ikili mücadele fazlaydı. İnşallah Süper Kupa finalini kazanmak istiyoruz” diye konuştu.”EKSİKLİĞİNİ HİSSETTİK”Fred’in cezalı olmasıyla ilgili konuşan İrfan Can Kahveci, “Fred çok kaliteli ve çok tecrübeli. Hem savunma hücum hem hücum savunma geçişlerinde çok etkili. Eksikliğini hissettik. Yerini doldurmaya çalıştım ama onun kadar olmadı. Fred bizim için önemli. 5 gün sonraki maçta var, o maçı inşallah kazanacağız.” açıklamasını yaptı.

İtalya, Kenan Yıldız’ı konuşuyor

0
İtalya, Kenan Yıldızı konuşuyor: O bir fenomen Şimdiden Juventus tarihine geçti

Frosinone ile Juventus, İtalya Ligi Serie A’nın 17. haftasında kozlarını paylaştı. Benito Stirpe Stadyumu’nda oynanan müsabaka, Juventus’un 2-1’lik üstünlüğüyle sonuçlandı.Konuk ekibe galibiyeti getiren golleri 12. dakikada milli futbolcumuz Kenan Yıldız ve 81. dakikada Dusan Vlahovic kaydetti. Frosinone’nin tek sayısı ise 51. dakikada Jaime Baez’den geldi.Bu sonucun ardından Juventus puanını 40’a yükseltti. Frosinone 19 puanda kaldı.KENAN YILDIZ ŞOV!

İtalya, Kenan Yıldızı konuşuyor: O bir fenomen Şimdiden Juventus tarihine geçti

Juventus formasıyla ilk kez bir maça ilk 11’de başlayan Kenan Yıldız, 12. dakikada sol kanatta topla buluştu. 18 yaşındaki futbolcu, 3 rakibinin arasından çok şık bir şekilde sıyrıldı ve yakın köşeye yaptığı vuruşla ağları sarstı.Karşılaşmanın genelinde gösterdiği performansla dikkat çeken Kenan Yıldız, 55. dakikada yerini Dusan Vlahovic’e bıraktı.Yıldız’ın ortaya koyduğu oyun, İtalyan basınından da büyük övgü topladı. İşte Kenan Yıldız için yazılanlar;”JUVENTUS TARİHİNE GEÇTİ”La Gazzetta dello Sport: “İlk 11’de çıktığı ilk maçta ağları sarsan Kenan Yıldız, gol atan en genç yabancı oyuncu olarak Juventus tarihine geçti.””BİR JUVENTUS CEVHERİ”İtalya, Kenan Yıldızı konuşuyor: O bir fenomen Şimdiden Juventus tarihine geçtiTuttoMercatoWeb: “Kenan Yıldız, bir Juventus cevheri!””FENOMEN KENAN YILDIZ”Tutto Sport: “Fenomen Kenan Yıldız! Juventus acı çekti ama kazanmasını bildi””KENAN YILDIZ, KEAN VE COMAN’I GERİDE BIRAKTI”Corriere dello Sport: “Kenan Yıldız, Moise Kean ve Coman’ı geçerek Juventus adına gol atan en genç yabancı oyuncu oldu.”AYRILIK İDDİALARI VARDIJuventus ile 2027 yılına kadar sözleşmesi bulunan 18 yaşındaki Kenan’ın şans bulamadığı için ayrılmayı düşündüğü yönünde haberler çıkmıştı.Milli futbolcuyla Avrupa’nın dev kulüplerinin yakından ilgilendiği biliniyor.

Her biri tonlarca ağırlıktaki milyonlarca dev taşla inşa edildi

0
Her biri tonlarca ağırlıktaki milyonlarca dev taşla inşa edildi... 4.500 yıl boyunca nasıl ayakta kaldıkları bugün bile açıklanamıyor: Giza Piramitleri

Giza Piramitleri inşa edilirken amaç sonsuza kadar ayakta kalmalarıydı. Sonsuza kadar ayakta kalıp kalamayacakları bilinmez ancak şimdilik bunu başardıkları ortada.Zira Mısır’ın Eski Krallık dönemine ait olan piramitler aşağı yukarı 4.500 yıldır yerlerinde duruyor.Mısır döneminde firavunların öldükten sonra tanrılara dönüşeceğine inanılıyordu. Bu nedenle ölüm sonrasına hazırlık olarak firavunlar tanrılar için tapınaklar, kendileri için de piramit şeklinde dev gibi mezarlar inşa etti.Piramitlerin içleri, firavunların öbür dünyada kendilerini hayatta tutup yollarını bulmalarına yardım edeceğini düşündükleri eşyalarla dolduruldu.

Üç büyük piramitten her biri aslında geniş kapsamlı bir kompleksin parçası. Bu komplekslerde bir saray, tapınaklar, güneş teknelerinin tutulduğu hangarlar ve diğer binalar bulunuyor.Peki piramitleri kim, nasıl inşa etti? Hangi piramitte hangi hazineler yatıyor? İşte bildiklerimiz…GİZA PİRAMİTLERİNİ KİM İNŞA ETTİ?Giza’da bir piramit inşa eden ilk Mısır kralı, Firavun Keops’tu. Keops’un projesi MÖ 2550 yıllarında başladı.Büyük Keops Piramidi, yerden 147 metre yüksekliğiyle Giza’daki en büyük piramit. Piramidin şu anki yüksekliği biraz daha az çünkü dış cephesindeki yumuşak taş kaplamalar, aradan geçen yıllarda aşınıp yok oldu.Büyük Keops Piramidi her biri 2,5 ila 15 ton ağırlığındaki 2,3 milyon taş blokla inşa edildi.

Her biri tonlarca ağırlıktaki milyonlarca dev taşla inşa edildi... 4.500 yıl boyunca nasıl ayakta kaldıkları bugün bile açıklanamıyor: Giza Piramitleri

Keops’un oğlu Kefren, MÖ 2520 yılı civarında Giza’daki ikinci piramidi inşa etti.Kefren’in nekropolü özellikle öne çıkıyor çünkü Sfenks de burada.Aslan gövdeli, firavun kafalı gizemli bir anıt olan Sfenks’in gövdesi 1800’lü yıllara kadar kumlara gömülüydü.Sadece kafası görünen Sfenks’in amacının Firavun’un mezarının koruyucusu olmak üzere inşa edilmiş olması mümkün. Ancak Sfenks’i Kefren’in yaptırdığına dair kesin bir kanıt bulunmuyor.Giza Piramitleri’nin üçüncüsü diğer ikisinden gözle görülür oranda daha küçük.64 metrelik yüksekliğiyle, diğerinin yarısı kadar bile olmayan üçüncü piramit, Kefren’in oğlu Mikerinos tarafından MÖ 2490 civarında inşa ettirildi.Bu piramidin karmaşık kompleksinde, birbirine uzun bir geçitle bağlı iki tapınak ile üç ayrı kraliçeye ait piramitler bulunuyor.Mikerinos’un odalarındaki buraya has süslemeler ile gömü odasındaki kubbeli tavan da bu piramidin dikkat çekici özellikleri. Ancak Firavun’un süslü lahit sandığı, 1838 yılında Cebelitarık yakınlarında denizde kayboldu.PİRAMİTLER NASIL İNŞA EDİLDİ?Antik Mısır döneminde, Giza’daki inşaatlarda kullanılan mühendislik teknikleri o kadar etkileyiciydi ki bugünün bilim insanları ve mühendisleri bile piramitlerin nasıl inşa edildiğini tam anlamıyla açıklayamıyor.Yine de piramitler inşa edenler ve inşaat sürecindeki siyasi ve toplumsal yapıya dair önemli ipuçları içeriyor.Piramitleri inşa eden işçiler, yakınlarda kurulan yaklaşık 70 bin metrekarelik bir geçici şehirde yaşayan Mısırlılardı.Arkeolojik kazılarda bu köydeki ekmek fırınlarının kalıntıları ve hayvan kemiklerinden oluşan yığınlar bulundu. Bu bulgular piramit inşaatlarında çalışan işçilerin iyi beslendiği şeklinde yorumlanıyor.Bölgede yapılan kazılar ayrıca toplumun oldukça organize bir yapıya ve kaynak zenginliğine sahip olduğunu gösterdi. Bu da merkezi otoritenin gücüne işaret ediyor.

Her biri tonlarca ağırlıktaki milyonlarca dev taşla inşa edildi... 4.500 yıl boyunca nasıl ayakta kaldıkları bugün bile açıklanamıyor: Giza Piramitleri

Mısır’ın dört bir yanında bulunan arkeolojik alanlar ve antik papirüslerin üzerine yazılmış kayıtlar, denizcilerin Nil nehrini ve yapay su yollarından oluşan bir ağı kullanarak Giza Platosu’na malzeme taşıdığını gösterdi.Granitlerin Aswan’daki taşocaklarından, bakırdan yapılan kesme aletlerinin Sina Yarımadası’ndan, kerestenin Lübnan’dan geldiği biliniyor. İşçileri besleyen büyükbaş hayvanların kaynağı ise Nil Deltası’nın yakınlarındaki çiftlikler.Piramitlerin inşaatlarında çalışan işçilere yerli halkların yiyecek ve diğer ihtiyaçlar konusunda destek vermiş olması da yüksek ihtimal. Zira piramitlerin firavunların zenginliğini ve gücünü sembolize eden bu inşaatların bir nevi ulusal proje olarak görüldüğü tahmin ediliyor.Bilim insanları ve mühendisler halen piramitlerin nasıl inşa edildiğini tartışıyor.Genel kanı Mısırlıların binlerce kiloluk taş blokları, suyla ya da ıslak kille kayganlaştırılmış büyük rampaları kullanarak yükseğe çıkardığı yönünde.Bu rampaların karmaşık kızak, ip, tekerlek ve kaldıraç sistemlerinden oluştuğu tahmin ediliyor.Bazı araştırmalar dış taraftaki rampaların piramitlerin çevresini zikzak ya da spiral şeklinde sardığına işaret ediyor. Daha tartışmalı bazı teoriler ise iç tarafta da rampalar kullanıldığını öne sürüyor.Kısacası, piramitlerin inşaatındaki sırlar halen tam anlamıyla gün yüzüne çıkarılabilmiş değil. Gelişen görüntüleme teknolojilerinin blokların diziliminin iç kısmını gözler önüne sereceği ve Mısırlı işçilerin bu ebedi anıtları nasıl inşa ettiğini daha iyi anlamamızı sağlayacağı umuluyor.Piramitler, Antik Mısır’ı inşa etmekle kalmadı, korudu da… Giza sayesinde bugün çoktan tarihe gömülmüş bir kültürün ayrıntılarını gözlemleyebiliyoruz.Harvard Üniversitesi’nden Mısıroloji uzmanı Peter Der Manuelian, National Geographic’e yaptığı açıklamada, “Birçok insan piramitlerin olduğu bölgeyi, günümüz tabiriyle bir mezarlık olarak görüyor ama aslında bundan çok daha fazlası var” dedi ve ekledi:”Bu süslü lahitlerde Antik Mısır dönemindeki günlük hayatın her unsuruna dair harika sahneler var. Dolayısıyla piramitler sadece Mısırlıların nasıl öldüğünü değil aynı zamanda nasıl yaşadığını da bize anlatıyor.”Lahitlerdeki resimlerde, antik dönemdeki çiftçilerin tarlalarında çalışmaları, hayvanlarıyla ilgilenmeleri, balık ve kuş avına çıkmaları, marangozluk yaptıkları, kostümleri, dini ritüelleri ve ölülerini gömme pratiklerine dair ipuçları yer alıyor.Kitabeler ve metinler ise Mısır gramerini ve dilini anlamamıza yardımcı oluyor.Der Manuelian, “Firavunlar medeniyetine ilişkin araştırmak istediğiniz neredeyse her konuyu Giza’daki lahitlerin duvarlarında bulabilirsiniz” dedi.Bu benzersiz kaynakların birçoğu, Giza Projesi’yle kamuoyunun erişimine açılmış durumda. Projenin kapsamında dev bir fotoğraf koleksiyonu, planlar, çizimler, el yazmaları, nesne kayıtları ve dünyanın önde gelen kurumlarında bulunan keşif günlükleri yer alıyor.Giza Projesi’nin piramitlerle ve bölgeyle ilgili en büyük çevrimiçi arşiv olduğunu söylemek mümkün.Proje çalışmaları kapsamında, solmuş resimler ve kitabeler eski haline döndürülüyor, kaybolmuş ya da hasar görmüş eserler kurtarılıyor ve halka kapalı lahitlerin içi gün yüzüne çıkarılıyor.Piramitlerin sanal ortamda üç boyutlu bir biçimde yeniden inşa edildiği GIZA 3D uygulaması ise Mısır’a gidip yerinde görmek kadar olmasa da benzersiz bir tecrübe olarak nitelendiriliyor.Dünyanın herhangi bir yerindeki kullanıcılar, platonun dört bir yanında piramitleri, tapınakları ve hatta lahitleri, oturdukları yerden gezip görebiliyor.

Her biri tonlarca ağırlıktaki milyonlarca dev taşla inşa edildi... 4.500 yıl boyunca nasıl ayakta kaldıkları bugün bile açıklanamıyor: Giza Piramitleri

Keops’un kızı Nefertiabet’in rölyefi
PİRAMİTLERLE İLGİLİ HÂLÂ BİLMEDİĞİMİZ DETAYLAR VAR MI?Giza Piramitleri halen pek çok sırra ev sahipliği yapıyor. Bilim insanlarının keşifleri, yeni soruları da beraberinde getiriyor.Mısır Eski Eserler Bakanlığı bünyesinde uluslararası bir ekibin hayata geçirdiği ScanPyramids projesi, 2015 yılından bu yana modern teknolojiyi kullanarak piramitlerin içini dışına çıkarıyor.Yüksek enerjili parçacık fiziğindeki ilerlemeler sayesinde, bilim insanları 4.500 yıldır gizli kalmış bazı boş alanları ortaya çıkarmayı başardı.Bu alanlardan birinin büyüklüğü neredeyse piramidin Büyük Galeri’sine denk. Kefren Piramidi’ne giden Kuzey Yüz Koridoru da bu sayede açığa çıkarıldı.Bu boşluklarda bir eşya olup olmadığı belli değil ancak uzmanların çoğu bu alanların ritüellerde bir önemi olmadığını düşünüyor.Yaygın kanı, bu alanların ağırlığı daha dengeli dağıtıp piramitlerin zaman karşısındaki dayanıklılığını artırmak amacıyla boş bırakıldığı yönünde.National Geographic’in “The Pyramids at Giza were built to endure an eternity—but how?” başlıklı haberinden derlenmiştir.

Şöhret ünlü aileyi bir lanet gibi takip etti

Şöhret ünlü aileyi bir lanet gibi takip etti… Yıldız şarkıcının bir kardeşi daha genç yaşta hayata veda etti

Carter ailesi dünya çapında şöhret olan, büyük bir ün ve servete kavuşsalar da aslında mutluluğu ve huzuru hiç yakalayamayan bir aile olarak magazin tarihine geçtiler. 90’lı yılların başından beri müzik piyasasının önde gelen isimleri olan kardeşler yıllar boyunca aile iç kavgalar, kayıplar ve skandallarla hep manşetlere taşınmıştı.

Şöhret ünlü aileyi bir lanet gibi takip etti… Yıldız şarkıcının bir kardeşi daha genç yaşta hayata veda etti

Şöhret ve servetle çok genç yaşta tanışan Carter kardeşler mutluluğu ve huzuru bulamadı, hep trajik ölümler, kavgalar ve skandallarla anıldılar
5 KARDEŞ YILLARDIR TRAJEDİLER VE SKANDALLARLA GÜNDEMDEYDİAilenin çocuk denecek yaşta şöhrete kavuşan iki kardeşi ve arka planda onların hem iş ortağı hem de en büyük destekçisi olan kız kardeşleri de yaşanan trajedilerden payını fazlasıyla aldılar…“Bir sürü kardeşim var. Tek çocuk olan babam ailesinden tüm ilgiyi gördü ama arkadaş edinmek zorundaydı. Ben de arkadaş edinebiliyordum ama kardeşlerim sayesinde her zaman birlikte oynayacağım ve takılacağım birileri olduğunu biliyordum.”

Şöhret ünlü aileyi bir lanet gibi takip etti… Yıldız şarkıcının bir kardeşi daha genç yaşta hayata veda etti

Birlikte ünlenen Nick ve Aaron Carter kardeşler yıllarca birlikte çalıştılar ancak Aaron Carter’ın ölümüne ilerleyen yıllarda taciz kavga ve vesayet davalarıyla gündeme geldilerÇOCUK YAŞTA ÜNLENDİLER AMA…Bu sözler, Backstreet Boys grubunun solisti olarak ünlenen ve 90’lı yılların ortasıyla 2000’li yılların ilk yarsında listelerde fırtınalar estiren Nick Carter’a ait. Genç yaşında büyük bir üne kavuşan Carter, Backstreet Boys’dan ayrılıp yoluna tek başına devam etmiş, solo kariyerinde de büyük başarılar elde etmişti.Küçük kardeşi Aaon Carter da önce ağabeyinin gurubuyla sahneye çıkıyor, o da daha küçücük bir çocukken şöhret yolunda emin adımlarla ilerliyordu. Aaron Carter daha 9 yaşında ilk albümünü çıkarmış, önce çocuk şarkıcı olarak ünlenmiş sonrasındaysa arka arkaya milyonlar satan albümler çıkarmış hem de Nickelodeon kanalındaki gençlik dizileri ve filmleriyle oyunculukta da büyük başarılar yakalamıştı.

Şöhret ünlü aileyi bir lanet gibi takip etti… Yıldız şarkıcının bir kardeşi daha genç yaşta hayata veda etti

Bu fotoğrafta mutlulukla gülümseyen kardeşlerden artık sadece bir tanesi hayatta… Fotoğrafta başında şapkasıyla görünen Leslie Carter 2012’de, 25 yaşındayken hayatını kaybetmiştiİLK TRAJEDİ KIZ KARDEŞLERİNİ GENÇ YAŞTA ELLERİNDEN ALDINick ve Aaron Carter’ın 3 kardeşi daha onların ünü sayesinde spot ışıklarının altında yaşadı. Aaron’ın angel adında biri ikiz kız kardeşi, Bobbie Jean ve Leslie adında iki de ablası vardı. En büyük kardeş Nick Carter, ailenin en ünlü üyesi olmuş, Aaron da ağabeyinden geri kalmamıştı. İki kardeş yıllarca müzikal çalışmalarında birbirlerine destek verdiler.Kız kardeşleri de onların kariyerlerinde, geri planda çalışan, aileye destek veren üyeler olarak tanınmış, adları hep erkek kardeşleriyle anılmıştı. Ancak Carter ailesi yıllar boyu hep kavgalar ve skandallarla gündeme geldi.

Şöhret ünlü aileyi bir lanet gibi takip etti… Yıldız şarkıcının bir kardeşi daha genç yaşta hayata veda etti

Aaron Carter’ın trajik ölümünün bir yıl sonrasında ablası Bobbie Jean de hayata veda ettiAaron’ın ablası Leslie Carter 2012 yılında, daha 25 yaşındayken yüksek doz uyuşturucu sebebiyle hayatını kaybetmişti. Aaron ve Leslie arasında da sorunlu bir ilişki vardı ve çocuk yıldızın ablası hakkındaki suçlamaları uzun süre manşetlerin ilk sırasında yer aldı. Aileyi yıkan ilk ölüm onunki oldu ancak trajediler bununla sınırlı kalmadı.BİR YIL İÇİNDE İKİ KARDEŞ DE HAYATA VEDA ETTİAaron Carter, geçen yılın kasım ayında daha 34 yaşındayken evinin küvetinde ölü bulundu. Yapılan otopside kanında birçok uyuşturucu madde ve ilaç bulundu.Ünlü şarkıcı uzun yıllar boyunca bağımlılıkla mücadele etti, yasal sorunlarla karşılaştı ve müzik kariyerine devam ederken rehabilitasyona girdi. Kendisini Brittney Spears’a verilene benzer bir koruma kararıyla vesayeti altına aldırmaya çalışmakla suçladığı kardeşi Nick de dahil olmak üzere birçok kişiyle alenen kavga etti.

Şöhret ünlü aileyi bir lanet gibi takip etti… Yıldız şarkıcının bir kardeşi daha genç yaşta hayata veda etti

Aaron Carter’ın ölümü kavgalı olsalar da ağabeyi Nick Carter ve ikiz kardeşi Angel’ı yıkmıştı… Nick Carter’a kardeşi Aaron’ın ölümünden çok kısa bir süre sonra küçük yaşta bir hayranını taciz etmekten dava açıldıAİLESİ ÜNLÜ ŞARKICIYI VESAYET ALTINA ALMAK İSTEMİŞTİAaron, genç yaşında öldüğünde geride 1 yaşında oğlunu ve gözü yaşlı nişanlısını bırakmıştı. Yıldız ismin, 2012’de ölen ablası Leslie hakkındaki taciz suçlamaları hiç unutulmadı. Ölümünden önce bağımlılık batağına iyice saplanan Aaron, ağabeyi Nick ve ikiz kardeşi Angel tarafından tıpkı Britney Spears örneğinde olduğu gibi vesayet altına alınmak istemişti.Carter ailesi bu iki ölümün ardından bir kardeşlerini daha aniden, şoke edici bir ölümle yitirdiler. Nick Carter’ın bir küçüğü, ailenin ortanca ablası Bobbie Jean Carter, 41 yaşında aniden öldü. Bu şoke edici kaybı duyuran da Carter kardeşlerin annesi Jane Carter oldu.

Şöhret ünlü aileyi bir lanet gibi takip etti… Yıldız şarkıcının bir kardeşi daha genç yaşta hayata veda etti

Carter ailesinin ikinci çocuğu Bobbie Jean de ne yazık ki çok genç bir yaşta hayata veda ettiACILI ANNENİN İLK SÖZLERİ… “ÜÇÜNCÜ ÇOCUĞUMU DA KAYBETMENİN KORKUNÇ GERÇEKLİĞİ”Bobbie Jean Carter, dün sabah Florida’da hayatını kaybetti. “Kızım Bobbie Jean’in ani ölümünü öğrenmenin şokunu yaşıyorum ve üçüncü çocuğumu da kaybetmenin korkunç gerçekliğini sindirmek için zamana ihtiyacım var” diyen anne Jane, Bobbie Jean’in yanı sıra Kasım 2022’de 34 yaşında ölen Aaron ve Ocak 2012’de 25 yaşında ölen Leslie Carter’ın ölümlerini de andı.Bobbie Jean Carter’ın da Bella adında 8 yaşında bir kızı vardı. henüz bir ölüm sebebi açıklanmadı ancak aileye yakın kaynaklar abla Carter’ın kalp krizi yüzünden hayatını kaybettiğini söylediler. Bobbie Jean ölümünden önce küçük kızıyla birlikte çoğunlukla gözlerden uzak bir yaşam sürmüş olsa da yıllar önce kardeşlerinin müzik kariyerlerine dahil olmuştu.O DA UYUŞTURUCU BATAĞINA DÜŞMÜŞTÜErkek kardeşi Aaron’un müzik kariyerinde destekçisi olan abla Bobbie Jean, uzun yıllar boyunca onun gardırop stilisti ve makyaj sanatçısı olarak çalışmıştı. Bobbie Jean ayrıca ailesinin 2006 yılında yayınlanan E! reality televizyon dizisi House of Carters’da da rol aldı. Ne yazık ki o da diğer kardeşleri gibi uyuşturucu bağımlılığıyla savaşmıştı.

Şöhret ünlü aileyi bir lanet gibi takip etti… Yıldız şarkıcının bir kardeşi daha genç yaşta hayata veda etti

Bobbie Jean Carter’ın son görüntüsü ne yazık ki hırsızlık yaparken yakalanınca çekilen bu sabıka fotoğrafı olduBobbie Jean Carter’ın ismi en son haziran ayında manşetlere taşınmıştı. Carter, Florida’da mağazadan çıkartmalar ve keçeli kalemler çaldığı iddiasıyla tutuklanmış, daha sonra yapılan aramada üzerinde uyuşturucu da bulunmuştu. Bobbie Jean Carter’ın ölümünde de küçük kardeşi Aaron Carter gibi uyuşturucuların payı olup olmadığı henüz bilinmiyor.

Ünlü oldukça çevren genişlemiyor, tam tersi küçülüyor

0
Ünlü oldukça çevren genişlemiyor, tam tersi küçülüyor

Ünlü oldukça çevren genişlemiyor, tam tersi küçülüyor

Bir yandan ‘Yargı’ dizisiyle fırtınalar estiriyor, bir yandan reklam işbirlikleriyle şehrin billboard’larını süslüyor. Ona kayıtsız kalmak imkânsız. Öğlen sete gideceği bir günün sabahında buluşuyoruz. Çok disiplinli, hepimizden önce hazırlıklara başlamış halde yakalıyorum onu. Pınar Deniz hep enerjik, bu onun en önemli özelliklerinden. Ve çok güzel! Onunki doğal bir güzellik, mesela kaşlarını hiç aldırmamış, herhangi bir yara izine dokunmamış. “Doğallık her zaman kazanır” diyor. Başlıyoruz muhabbete. 

Bu yıl da senin yılın oldu; ‘Emmy’, ‘Altın Kelebek’, ‘Yargı’, ‘Karanlık Gece’, ‘Aktrist’ ve reklam projelerin… İsminin başına en çok konan sıfat da ‘başarılı oyuncu’. Başarılı oyuncu olmak senin için ne demek?

Çok çalışmak, yerinde saymamak ve kendini geliştirmek demek. İşimi çok büyük tutkuyla yapıyorum. ‘Daha iyi, daha farklı nasıl olur’un yollarını arıyorum. Bitmeyen bir süreç bu. Oyuncu olarak anıldığım her an yolculuğum hep öğrenmek ve daha iyisini başarabilmek için çabalamak üzerine olacak.

Ünlü oldukça çevren genişlemiyor, tam tersi küçülüyor

Başarının korkutucu tarafları var mı? 

Mesela ‘Yargı’ ilk başladığı zamanlarda korktuğum, panik olduğum anlar oldu.

Ne korkuttu seni?

İlk defa bu kadar insana dokunduğum bir projedeydim, baş edemediğimi zannettiğim, hatta belki tökezlediğim yerler bile olmuştu. Hayatımın daha dengeli bir evresine geçtiğim bugünlerde, başarı artık korku vermiyor. Kendimin farkına varıp yaşadıklarımı daha da sindirdiğim bir dönemdeyim. Yarın bir gün sahip olduğum her şey yok olabilir, olmadığı vakit de çok büyük bir hezeyan yaşayacağımı düşünmüyorum. Sahip olduklarım bir anda yok olabilir bilincinde yaşamaya çalışıyorum.

İnsan nasıl o noktaya geliyor?

Mesela 6 Şubat depremi Hakan, hayatta her şeyin geçici olduğunu görüyorsun. Ya da bir vefatla yüzleştiğinde, hastalandığında aslında her şeyin küçük bir andan ibaret olduğunu bir kere daha fark ediyorsun. Dünyaya bir kere geliyorum ve o süre içinde ne kadar verimli, ne kadar kendimde kalarak yaşarsam o kadar mutlu olurum diye düşünüyorum. O yüzden de başıma gelen her şeyin geçici olabileceği duygusunu hep bir kenarda tutuyorum. Bunu yaparken bana bahşedilen her türlü güzelliğin keyfini de alıyorum tabii ki.

Şöhret büyüdükçe etrafın da genişliyor. Bundan faydalanmaya çalışanlara rastladın mı?

Rastladım. Ama ünlü oldukça çevren genişlemiyor, tam tersi küçülüyor. Ben gittikçe daha da küçüldüm mesela. Hâlâ en çok çocukluk arkadaşlarımla görüşüyorum… Eskiden daha kolay güvenen bir insandım, şimdi bir tık daha temkinli davrandığımı fark ettim.

Ünlü oldukça çevren genişlemiyor, tam tersi küçülüyor

Sana bunu hissettiren neydi?Bilmiyorum, son zamanlarda yüzleştiğim bazı hadiseler yaşadım. Kendime ve dış dünyaya dair… Sonsuz güven duygusunun sarsılması insanı yaralayabiliyormuş, onu fark ettim. 30’lu yaşlara giriş yapmak ilginç. Her şeyi daha çok sorguladığın bir evreye geçiyorsun sanki. Bakalım, heyecanla bekliyorum hayatın bana sunacağı hikâyeleri.

İstanbul Üniversitesi’nde reklamcılık okudun… Kendi markanı yönetmene fayda sağladı mı oradan aldığın eğitim?

Hayır. Okulu da tamamlamış sayılmam.Oyunculuk yapmaya başladığım sürece denk geldi ve devam etmekte zorlandım. Fayda sağlama kısmına gelince, ben kurgusal bir hikâyenin içerisinde var olamıyorum, zorlanıyorum. Bana “Bunu yapacaksın, bunu yapmayacaksın” dediklerinde kilitleniyorum.

Rekabet olan büyük bir sektördesin… O zorlu arenada yukarı çıkarken hiç kıskanıldın mı?

Bilmem. Hayatımın hiçbir evresinde bununla ilgilenmedim, ne başka biriyle yarış haline girdim
ne de etrafımdaki insanların üzerimdeki enerjisine kapıldım. Bütün savaşım kendimleydi. Bu çocukluğumda da böyleydi, hâlâ da öyle.

Yaşadığın değişimlerden bahsettin. Şu an en iyi versiyonunu mu bulmaya çalışıyorsun?

Aslında kötü versiyonumu da bulmaya çalışıyorum.

İnsan niye kötü versiyonunu arar?

İnsan safi iyi olamaz, inanmıyorum. ‘Hepimizin içinde binbir türlü duygu var, keşfetmek istiyorum’ dedim kendime. Kötücül tarafımı keşfedip onu seçmemeyi nasıl başarabilirim duygusundayım. Bastırılmış duygular er geç yolumuza tekrar çıkıyor.

ŞÜKÜR ENERJİSİNE GEÇTİM

Pınar’ın hikâyesinin bir başlığı olsa ne başlık atardın?

‘Yapamazsın’ dediler, yaptım.

Evet ve bunu yaparken de yetenekli, başarılı, güzel, âşık, mutlu görünüyorsun. Hayatın göründüğü kadar dört dörtlük mü?

Kimsenin hayatı dört dörtlük değil. Herkes kendi çapında sorunlar yaşıyor fakat öyle hikâyelere tesadüf ediyorsun ki… Bu seneyle beraber şükür enerjisine geçtim.

Nedir şükür enerjisi?

Çok klişe gelebilir ama evime gidiyor, evime sahip olduğum için şükrediyorum. Nefes alabildiğime, yürüyebildiğime, böyle bir yeteneğe sahip olduğuma… Her an her şeye şükredebilirim sanırım. Tabii düştüğüm anlar olmuyor mu, oluyor. Her defasında yeniden başlamaya çalışıyorum.

Ünlü oldukça çevren genişlemiyor, tam tersi küçülüyor

GAFLAR PRENSESİ GİBİYİM 

Kendinle en gurur duyduğun yanın ne?

Çok çalışkan ve vicdanlı oluşum. Birini kıracak bir şey yapmamaya her zaman dikkat ederim, öyle bir tavır gösterirsem de hemen dönüp özrümü dilerim, hiç gocunmam.

Hayatında hataya yer açan biri misin?

Hep… Çocukluğumda hata yapmaktan çok korkardım. Sanki hata yaparsam insanlar beni sevmez diye düşünürdüm. İnsan büyüdükçe yapamadığı hataların cezasını çekiyor bence. Kendimle çok uğraştığım bir dönem spiritüel bir dünyanın içine dalmıştım. Kendime sürekli öğretilerde bulunduğum bir dönem ‘Hata yapmak istiyorum. İçimden ne geliyorsa onu söyleyeceğim, öyle davranacağım’ dedim. Filtresiz olmanın bana ne kadar iyi geldiğini fark ettim. Sektörde bu kadar fütursuz olmak kolay değil maalesef.

Ünlü oldukça çevren genişlemiyor, tam tersi küçülüyor

Nedir kısıtlayan faktörler?Mesela bir filmi beğenmediğimi yönetmene art niyet beslemeden söylemek istiyorum fakat söyleyemiyorum. Çünkü karşı taraf bunu yanlış anlayabiliyor. Günlük hayatımda değil ama sektörün içinde bu sebeple maskelerin arkasına saklandığımız yerler oluyor. Ben de ondan çok hoşnut değilim, o yüzden zorlanıyor, sıkışıyorum.

Sence bu süreçte en yanlış anlaşıldığın şey ne oldu?

Gaflar prensesi gibiyim. Bir şey paylaşıyorum, argo bir anlamı varmış ama ben anlamını bilmediğim ve paylaşım yaparken kendi ekibime sormadığım için çat diye paylaşıyorum. Sonra bir bakıyorum sosyal medyada ‘tt’yim (‘trend topic’: sosyal medyada en çok koşulan konu).

Linç kültürü hakkında ne düşünüyorsun?

Yüz binlerce insanın var olduğu, dolayısıyla bambaşka fikirlerin havada uçuştuğu bir dünyada herkesi memnun etmemiz mümkün değil. Hepimiz hatalarımızla varız, başkasının hayat tarzına uygun davranmadığımızda sert eleştirilere maruz kalıyoruz. Ekran önünde olanların hata yapma lüksü yokmuş gibi sürekli bir aşağılama psikolojisi içine giriliyor. Ben de bu hayatta var olmaya çalışıp kendini arayan, ararken de zaman zaman hatalar yapan biriyim. Bunu kamuoyu önünde yaptığında, seni hemen aşağı çeken insanların cümleleriyle karşılaşıyorsun. O zaman da uzaklaşmaya ve daha temkinli olmaya başlıyorsun. Bazen röportaj vermekten de imtina ediyorum. Söylediğim bir cümle yanlış anlaşılacak ya da başka yerlere çekilecek diye…

Ünlü oldukça çevren genişlemiyor, tam tersi küçülüyor

SIRTIMA AĞRILAR GİRDİ, UYKULARIM KAÇTI, MİDEM BULANDI… 

Oyunculuk seni nasıl değiştirdi, dönüştürdü?

Of, o kadar çok değiştirdi ki. Benim terapim oyunculuk sanırım. Bazıları belki yanlış bulabilir ama ben hayatta yaşadığım bütün travmalarımı oynadığım karakter üzerinden ifade ediyorum. Mesela hiç unutmuyorum, Craft oyunculuk atölyesine gidiyordum. İlk zamanlar duygularımı yaşamadığımı, aslında ne kadar katı olduğumu fark etmiştim. Çok utangaçtım, insanların önünde duygularımı göstermemeye çalışırdım. Çocukken bile olumsuz bir an yaşadığımda odaya kapanır, öyle yaşardım duygumu. Özgüveni yüksek biri değildim. Çok kabuklu olduğumu ve yavaş yavaş kabuğumdan sıyrıldığımı fark ettim. Oynadıkça duygularımı keşfettim.

Oyunculuğun en can sıkıcı yanı ne?

Can sıkıcı mı bilmiyorum ama ‘Yargı’ üçüncü sezon hikâyesi çok ağırdı mesela. Mercan’ın kaybolduğu, deniz kenarıyla başlayan bölüm, iki haftada çektik. O süre boyunca kendimi kapatıp o hikâyenin psikolojisine girmeye çalıştım. Sırtıma ağrılar girdi, uykularım kaçtı, midem bulandı. Bazen oynadığın karakter psikolojik olarak ağır gelebiliyor.

O duyguda kalmamaya çalışsan da belki de hayatının belli travmalarına dokunup orayı kanatmaya devam ediyor. Oynadıkça travmalarımı şifalandırmayı öğrendim sanırım.

Ünlü oldukça çevren genişlemiyor, tam tersi küçülüyor

SOKAK TACİZİNE KARŞI DURMAYI TEŞVİK EDİYORUZ 

“Kendimi bildim bileli insanın sadece kendisi için yaşamaması gerektiğine inanan biri oldum” demişsin…

Hâlâ öyle düşünüyorum.

Bir oyuncu olarak toplumu dönüştüreceğine inanıyor musun?

Oynadığım karakterler ve yaptığım sosyal sorumluluk projeleriyle toplumu tabii ki değiştiremem ama toplumda dokunabileceğim insanlar olduğunu biliyorum.

Ne zaman başladı bu sorumluluk bilinci sende?

Lise üçüncü sınıfta, hayatımın dönüm noktasıydı.

Çok nokta atışı bir zaman söyledin. Ne yaşadın o dönem?

Lise 3 yaz ayı, benim sabah akşam kitap okuduğum bir dönemdi. O kitapların bendeki etkisi yoğun oldu. Hayatımın daha akil dönemine girmem gerektiğini ve işe yarar hissetmek istediğimi fark etmiştim. Sonra TEGV LÖSEV, KAÇUV gibi bazı STK’lara gidip nasıl yararlı olabilirimin peşine düştüm.

Şu an neler yapabiliyorsun? Yeni projelerin var mı bu konuda?

Sokak tacizi, dünyanın geri kalanı gibi ülkemizde de ciddi bir sorun ve bu konuda farkındalık yaratmak önemli bir adım. L’Oréal Paris’in yürüttüğü Stand Up eğitim programı, bu konuda kadın, erkek fark etmeksizin tüm bireyleri bilinçlendirmeyi ve soruna güvenli bir şekilde müdahale etmeyi amaçlıyor. Beraber hayata geçirdiğimiz yeni kampanya ile herkesin Stand Up 5D eğitimini alarak sokak tacizine karşı durmasını teşvik etmek istiyoruz. Kampanya filminde de izleyicilere 10 dakikalarını ayırarak Stand Up eğitim programını tamamlayabileceklerini hatırlattık.

Sokak taciziyle ilgili mesaj veriyorsun, sen hiç sokak tacizine maruz kaldın mı?

Kaldım, evet. Lisede minibüste otururken biri bacağıma dokunmuştu. Tepki göstermiştim ve adam inkâr etmişti. Bugün karşı durmak daha olası. İnsanlar sosyal medyanın da gücüyle sesini çıkarabiliyor. Bu konuda bilinçlenmek çok önemli.

Sence erkekler kadınlardan ne istiyor?

Genel olarak toplum kadınlardan ne istiyor sorusu daha doğru. ‘Böyle giyinemezsin, böyle davranamazsın, kız gibi davranıyorsun, elinin hamuruyla erkeğin işine karışma’ gibi kavramlarla yozlaşmış, tek taraflı bir toplum oluşturulmaya çalışılıyor. Bazı kavramlar sadece kadınlar üzerinden tartışılıyor nedense. Biz reklam dersinde çoğu reklamın neden kadın üzerine yapıldığını tartışmıştık. Kadın çekici olan yasak elmayı çağrıştıran taraf. Erkekten ziyade kadın üstünden yapılan provokasyonlar daha cazip görünüyor galiba.

Senaryolarda kadına şiddet konularına dikkat eder misin ve bunlar tercihlerini etkiler mi?

Etkiler, dikkat etmeye çalışırım. Beğendiğim ama kadına şiddeti içeren sahneler olduğu için kabul etmediğim işler oldu. Paramın olmadığı hatta kiramı bile ödeyemediğim bir zamandı. O işler aldı başını gitti ama hiç içimde kalmadılar. Ben biraz da o idealist tavrımın ekmeğini yediğimi düşünüyorum. Hep seçici davranıp doğru projeyi bulmaya çalışıyorum. Şiddet olan bir projenin içinde yer almam demiyorum bu arada; toplumda şiddet var ve olan bir gerçekliği inkâr edemeyiz. Burada önemli olan şiddetin nasıl ele alındığı ve işlendiği bence. Meşrulaştıran ve güzelleyen hiçbir işin içinde yer almak istemiyorum.

YAŞADIĞIMIZ MUTLULUĞU TARİF EDEMEM

Kanal D’de yayımlanan ‘Yargı’ Uluslararası Emmy Ödülleri’nde En İyi Telenovela dalında ödülünü aldı. Nasıl hissettin?

Acayip bir duyguydu. Hepimiz çok heyecanlıydık ama Sema (Ergenekon) çok inançlıydı. Ben bir ara diğer adayları görüp “Herhalde kazanamayacağız” dedim. Sonra “Yargiii” diye anons ettiklerini duyunca “Yesss” (‘Evet’) diye bir kalkışım var (gülüyor). Hepimiz çok heyecanlanıp gururlandık. Bizi sahnenin arkasında, mutfak gibi bir yerden geçirerek basının önüne çıkardılar. Orda yaşadığımız mutluluğu tarif edemem. İnsan sadece
bu coşku için bile oyunculuk yapabilir.

‘Ceylin’ karakteriyle üçüncü senen. Ceylin’in değişimi seni nasıl etkiledi?

Üç yıl benim için 30 yıl gibiydi (gülüyor) Bu kadar uzun süre oynadığım bir karakter daha önce olmamıştı. Ceylin’e hayat verdiğim ilk zamanlar benim için zordu. Eve dönüp dram yaşamaya devam etmeler, kısa süreli tükenmeler yaşadım. Onun hayat yolculuğu benimkine değip o kadar çok şey öğrenmeme vesile oldu ki. Beni büyütmüş gibi hissediyorum. Şimdi olduğum yerde daha profesyonel bir noktaya geçtiğimi hissediyorum. Ceylin’i artık bir karakter olarak ve daha sağlıklı bir yerden ele almaya çalışıyorum.

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mı?

 

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mıHande Yener, katıldığı programda “pop müziğin dört yapraklı yoncası” sorulunca kendisiyle birlikte Demet Akalın, Gülşen ve Hadise’nin ismini verdi. Ne diyorsunuz?

Orkun Ün: Doğru tespit. Bence bunu şimdilik böyle kabul edip onaylayalım. Zaman içinde güncellemelere de açık olalım ama.

Savaş Özbey: Herkes “Ajda-Sezen-Nilüfer-Nükhet dururken siz kimsiniz” diye çullanıyor Hande’ye. Ama programın o bölümünü izledim; “Bizim dönemden konuşacak olursak” diye başlıyor cümleye. Bunlar yeni dönemin dört yapraklısı, diğerleri gelmiş geçmiş, forever dört yapraklı diyelim, meseleyi tatlıya bağlayalım. Bir de son dönemdeki isimler içinde Aleyna Tilki, Simge ve Melike Şahin’i de katabiliriz bu gruba.

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mı

Ömür Gedik: Müziğin dört yapraklı yoncası konuşulduğunda tabii ki benim de aklıma ilk Sezen Aksu, Ajda, Emel Sayın, Nilüfer, Nükhet Duru geliyor. Ama o programda yakın zamanlar konuşulduysa, Hande’nin listesi de birkaç ekleme ve çıkarma ile tamamdır.

Onur Baştürk: Simge’yi unutmuş, bence dört yapraklı yonca arasında olmayı esas o hak ediyor.

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mı

İki yakın arkadaş

İbrahim Çelikkol, rol aldıkları dizinin yemek davetinde Birce Akalay’ı omzundan öptü. Akalay, bununla ilgili soru soran muhabirlere “Siz arkadaşınıza temas etmez misiniz?” dedi. Cevaplarınızı alalım Konsey…

– Onur Baştürk: Birce ve İbrahim alışık olunmayan bir kadın-erkek dostluğundalar. O yüzden bir türlü anlaşılamıyor ve her seferinde “Yoksa sevgililer mi?” bilmecesinde kaybolmayı daha çok seviyor insanlar. Çünkü böylesi daha kestirme.

– Orkun Ün: Temas var, temas var… Ben de arkadaşıma temas ederim. Ama abartmadan. Bu ikilinin görüntüsüne gelince… Bence yok bir şey yahu!

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mı

Savaş Özbey: Doyamadılar bu ikiliyi birbirine yakıştırmaya. İmkânsız, asla, hiçbir zaman demiyorum tabii ki ama belli ki şu an için çok yakın iki dostlar.

Ömür Gedik: İki iyi arkadaşın teması, aralarında bir şey olması muhtemel iki kişinin bakışmasından bile daha masumdur bence. Birce ve İbrahim iki yakın arkadaş ve bu temasta abartılacak hiçbir şey yok.

Çok uzadı bu küslük

Ahmet Kural, arasının açıldığı Murat Cemcir için “Biz düşman olacak insanlar değiliz. Şu anda konuşmuyoruz, nedeni bize kalsın ama günün birinde barışılır” dedi. Ne oldu ikiliye sizce?

Orkun Ün: Aralarında ne oldu, ne bitti bilemeyiz. Ama ben şunu bilirim; özellikle erkekler arasına böyle mesafe girdiyse, bu kadar zaman geçtiyse, bir daha kolay kolay eskisi gibi olmaz o iş. Geçmiş olsun.

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mı

Ömür Gedik: Çok uzadı bu küslük. Onları önce sağlam bir proje bir araya getirir. Sonra da eski dostluk geri gelir. Birlikte çok iyiydiler çünkü.

Onur Baştürk: Herhalde neden küstüklerini en merak etmediğim ikili!

Savaş Özbey: Benim tahminim; Ahmet Kural’ın Sıla ile yaşadığı süreçte oldu ne olduysa. Çünkü Murat Cemcir de zarar gördü o süreçte. Projeler falan iptal oldu. Belki Cemcir tavır koydu, belki Kural arkadaşını yeteri kadar yanında göremedi… Bütün bunlar ihtimal dahilinde.

Ayıp mı etti

Oğlu Osman Nejat’la Athena konserine giden Nurgül Yeşilçay, sosyal medyada “Kulise gidiyoruz tebrik etmek için. Gökhan’da bir afra bir tafra!” paylaşımı yapmıştı. Gökhan Özoğuz konuyla ilgili “Bence öyle demek istememiştir. Nurgül çok tatlı bir kadın, belki zor bir zaman geçiriyordur” dedi. Şarkıcı ayıp mı etti?

Savaş Özbey: Kuliste etmediyse bile bu açıklamasıyla ayıp etmiş. Biri için “Bence zor zamanlardan geçiyor” demek, “Akıl sağlığı, ruh sağlığı yerinde değil, ondan dolayı böyle davranıyor” demek. Çıkıp “Farkında bile değilim kırdığımın, konser stresime versinler” dese ne olur sanki?

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mı

Ömür Gedik: Kulis işleri hep sıkıntı, konser telaşı yaşayan sanatçıyı zorlamaya gerek yok. Gökhan da abartılı bir tepki vermiş tabii. Hangi birini savunacağımı şaşırdım.

Onur Baştürk: Konser öncesi insan o adrenalinle herkesi kabul etmek istemeyebilir, bunu en iyi Nurgül’ün bilmesi gerekirdi. Oğlu Athena hayranı diye böyle bir çıkış yapmış. Oğlu kendi isyanını kendi Instagram’ından dile getirebilirdi. Nurgül’ün dile getirmesi anlamsız olmuş.

Orkun Ün: Ya konser öncesi ayrı, konser sonrası ayrı. Sanırım Nurgül Yeşilçay konser öncesi girmek istemiş kulise. E olmaz ki. Bekleyin konser sonrası girmeye çalışın girecekseniz. Haklı bence Gökhan bu durumda.

Nedenini sormak hiç cool değil

Şahan Gökbakar, Alişan’ı Twitter’da engelledi. Alişan, engelli sayfasının görüntüsünü paylaşarak ünlü komedyene “Hayırdır?” diye sordu. Neler oluyor sizce?

Ömür Gedik: Aralarında ne olduğunu onlar bilir tabii ama Alişan neden engellendiğini paylaşmış, onu anlayamadım.

 

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mı

 

Savaş Özbey: Bana mı soruyorsunuz? Belli ki Alişan’ın bile haberi yok neler olduğundan…

Onur Baştürk: Engellemek ne demek; seni görmek, duymak istemiyorum demek. “Hayırdır” diye bir de üstüne soru sorulmuş ya… Hiç cool değil. Ben olsam “Ne manasız” der, geçerdim.

Orkun Ün: Şahan’ın kendi dünyası var. Görüşüne uymayan herkese düşmanıymış gibi davranıyor. E yanlış tabii. Ama Alişan’ın yerinde olsam “Hayırdır” diye de sormaz, “Bana ne, ne yapıyorsan yap” derdim.

Esprinin tadı kaçtı

“Çok Güzel Hareketler 2” ekibinin Altın Kelebek’le ilgili skecini izlediniz mi? “Yargı” dizisindeki performansıyla ‘en iyi kadın oyuncu’ ödülünü alan Pınar Deniz’le dalga geçildiği haberleri hafta boyunca sosyal medyada çok konuşuldu. Nedir yorumunuz?

Savaş Özbey: Çok ayıp etmişler Pınar Deniz’e. Ne demek “en hak etmeyen oyuncu” ödülü? Ne demek “Güzelseniz çalışmanıza gerek yok”? Kendileri de oyuncu. Onlara yapılsa iyi mi olur?

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mı

Ömür Gedik: Esprinin tadının nasıl kaçabileceğinin güzel bir örneğini vermişler. Olmamış!

Orkun Ün:Hep kıskançlık var bu işlerde Konsey. Ayıp ettiler Pınar Deniz’e. Hak etmedi mi kız? Etti. Eleştirin. Çok hoştur eleştiri. Ama mantıklı olun yahu!

Onur Baştürk: Geçilebilir, ne var bunda? Hakaret olmadığı sürece her şeyin mizahı yapılabilir. Bu kadar mesele yapmaya gerek yok bence. Amerika’da nelerle dalga geçiyorlar mesela, herkes gülüp geçiyor. Ayrıca birinin mizahı yapılıyorsa o biri “olmuş” demektir zaten.

Herkül erkek

Nilperi Şahinkaya, konuk olduğu YouTube programında “Ben Herkül gibi erkek severim” dedi. Nasıl oluyor Herkül gibi erkek sizce?

Onur Baştürk: Herhalde iri yarı, kaslı demek istedi. Ne bileyim ben?

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mı

Orkun Ün: Hahahah! Sanırım uzun boylu, heybetli, yapılı, kaslı erkeklerden bahsediyor. Ben öyle bir erkek olmadığım için ‘Herküller kapatılsın’ diyorum.

Savaş Özbey: Yok, Nilperi Şahinkaya bunu “Kayınpederim Zeus olsun” anlamında söylemiştir.

Ömür Gedik: Güçlü, kuvvetli olsun demek istemiştir. Ama Herkül’ün aynı zamanda dik başlı olduğunu da biliyordur herhalde.

Müziğin dört yapraklı yoncası onlar mı

Savaş Özbey – Onur Baştürk – Ömür Gedik – Orkun Ün

İrem Derici: Murat’ı kaçırıp düet yaparım

İrem Derici: Murat’ı kaçırıp düet yaparım

İrem Derici, Kral Müzik YouTube kanalında Serhat Tekin’in konuğu oldu. Ünlü şarkıcı, “En çok kiminle düet yapmak istiyorsun?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Murat Boz’la düet yapmayı çok istiyorum. Zaten ona da 7 ay önce ‘Yeter! 2 yılda bir Ebru Gündeş’le düet yapıyorsun. Bizim yüzümüz gülmesin mi?’ diye mesaj atmıştım. Murat iyi dans eden biri. Başkaları Edis diyor ama ben en çok Murat Boz dans ederken keyif alıyorum. Murat’la bir düet yapıp, klipte dans etmeyi çok istiyorum. Valla gerekirse Murat’ı bayıltıp kaçırır, yine o düeti yaparım.”NERDESİN AŞKIM’I PARASIZLIKTAN ALAMADIMİrem Derici, söz yazarı ve şarkıcı Onur Özdemir’in şarkılarını çok beğendiğini de açıkladı: “Onur’un beğenmediğim hiçbir şarkısı yok. Ben büyük bir Onur fanıyım. Zamanında bana ‘Nerdesin Aşkım’ ve ‘Çak Bir Selam’ şarkıları dinletilmişti, parasızlıktan alamamıştım. Bir dostluğumuz da yoktu. ‘Ah param yok, böbreğimi mi satsam!’ diyordum. O gün bana ne dinlettilerse, hepsi sahibinde deli gibi hit oldu. Kader kısmet.”

İrem Derici: Murat’ı kaçırıp düet yaparım

İYİ ŞARKININ ÖNÜNÜ KİMSE TUTAMAZİddialı açıklamalarıyla sık sık gündem olan İrem Derici, bu durumun işinin önüne geçip geçmediği sorulunca “Geçiyor. Geçsin de zaten, hiç rahatsız etmiyor. İyi şarkının önünü kimse tutamaz. İyi şarkıcı, iyi sahne performansı kesilmez. Kimse önüme geçemez zaten” dedi. Gökhan Fırat’la aşk yaşayan şarkıcı ayrıca “Evet, bir adamı çok seviyorum ama her şeyden önce kendimi seviyorum” diye konuştu.

İrem Derici: Murat’ı kaçırıp düet yaparım

Ne güzel birbirimize girecektik Hadise!Hadise geçtiğimiz günlerde konser fotoğraflarını sosyal medyada “Bebeleri pistten alalım” notuyla paylaşmış, bu mesajıyla Ece Seçkin, Aleyna Tilki ve İrem Derici’ye gönderme yaptığı öne sürülmüştü. Hadise ise iddiayı “Bizden polemik çıkmaz” diyerek yalanlamıştı. İrem Derici yaklaşan yeni yıldan beklentilerini açıklarken, o konuya da değindi: “2024’ten para bekliyorum. Kazanıyorum ama çok daha fazla kazanmak istiyorum. Sağlık da olsun ama parasız olmuyor. Skandal olsun bir de. Bak ne güzel Hadise fitili ateşledi, sonra ‘Yok, onlara demiyorum’ dedi. Hadise ne güzel birbirimize girecektik ya! Başkası yaratsın, ben yaratayım, skandal bol olsun. Arkadaş sürekli Dilan Polat konuşuyoruz ya!”

Kırmızı İtalyan güzelinin babası Enzo Ferrari

0
Kırmızı İtalyan güzelinin babası Enzo Ferrari

Enzo FerrariAlev alev yanan kırmızı rengiyle trafikteyken bir anda yanımızda beliren bir Ferrari’ye dönüp bakmamak mümkün değil! Otomobillerden hiç anlamasak bile motorun o kendine has sesine ve vaat ettiği lüksün o güzel hayaline karşı koyamıyoruz. Cuma günü vizyona giren, Michael Mann’in yönettiği ve Adam Driver’ın Enzo Ferrari’yi canlandırdığı ‘Ferrari’ adlı film vesilesiyle işte bu arzu nesnesinin ve yaratıcısının geçmişine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Yapımda Ferrari’nin ilk eşi ve oğlu Alfredo Dino’nun annesi Laura Dominica Garello’yu Penélope Cruz canlandırıyor. Ferrari şirketi, eşi Laura ile birlikte kuruyor. Metresi ve oğlu Piero’nun annesi Lina Lardi rolündeyse Shailene Woodley var.‘Ferrari’ filmi 1957’de İtalya’da düzenlenen Mille Miglia isimli otomobil yarışına odaklanıyor ama biz Enzo Ferrari’den bahsedeceğiz…‘Zıplayan At’ efsanesi18 Şubat 1898’de İtalya’nın Modena şehrinde yoğun kar yağışı vardı. Bu yüzden Alfredo Ferrari ikinci oğlu Enzo Alselmo’nun doğumunu kaydettirmek için iki gün beklemek zorunda kaldı. Minik Enzo, babası, annesi Adalgisa Bisbini ve evin ilk çocuğu Alfredo Dino bugün müze haline getirilen evlerinde (Enzo Ferrari Müzesi) yaşıyordu.
Internet Movie Database (IMDB) sitesinde yayımlanan biyografisine göre Enzo henüz 10 yaşındayken babası ve abisiyle birlikte Bologna şehrine otomobil yarışı izlemeye gidiyordu. Yarış tutkusu da böyle başladı. Bu aşk “Yarışmak, insanın her şeyini çekinmeden, tereddüt etmeden feda etmesi gereken büyük bir çılgınlıktır” diyecek kadar da büyüdü.1916’da abisi ve babası1. Dünya Savaşı nedeniyle orduya alındı. Fakat trajik bir şekilde her ikisi de İspanyol gribine yakalanıp hayatını kaybetti. Ferrari de askere gitti ama o da hastalanınca ordudan terhis edildi. İyileştikten sonra Torino’daki FIAT şirketine iş için başvuran Enzo Ferrari ret cevabı alınca Costruzioni Meccaniche Nazionali (CMN) isimli bir firmada test sürüşleri yapmaya başladı. 1920’de de Alfa Romeo ile yolu kesişti. Genç Ferrari 1923 yılında Ravenna şehrindeki Sivocci Pisti yarışını kazandı. Bu zafer vesilesiyle İtalya’nın 1. Dünya Savaşı kahramanı, efsanevi pilot Kont Francesco Baracca’nın ailesiyle tanıştı. Aile şans getirmesi için oğullarının arması olan ‘Zıplayan At’ı (prancing horse), otomobillerinde kullanması için Ferrari’ye hediye etti. Bu amblem zamanla Ferrari markasının prestijini temsil eder hale geldi. Peki, şans getirdi mi? Öyle olduğunu söyleyebiliriz. Ferrari aynı yıl Laura Dominica Garello ile evlendi.1929 yılında Enzo Ferrari sportif başarılarından dolayı şövalye ilan edildi ve kendisine ‘Komutan’ unvanı verildi. Filmde çevresindekilerin ona sürekli bu anlama gelen ‘Commendatore’ diye hitap etmesi bundan. 1932 yılında ilk oğlu Alfredo Dino doğduğunda Ferrari yarış pilotluğu kariyerini kalıcı olarak bıraktı. Birkaç yıl sonra da Alfa Romeo’dan ayrıldı. 1939’da Ferrari markasının atası olacak Auto Avio Costruzioni adlı şirketi kurdu. 2. Dünya Savaşı sırasında fabrikası bombalandığı için markanın merkezini Maranello şehrine taşıdı.

Kırmızı İtalyan güzelinin babası Enzo Ferrari

Küçük oğlu Piero

Kırmızı İtalyan güzelinin babası Enzo Ferrari

Ölen oğlu Dino

Savaştan sonra artık Enzo Ferrari ‘Kırmızılar’ olarak bilinen rüya otomobilleri yaratmaya hazırdı. Yıl 1947 olduğunda kendi adını taşıyan ilk spor arabayı tasarladı. Ferrari kısa süre içinde zirveye koşan bir marka oldu. Fakat oğlu Dino’nun 1956’da kas distrofisi hastalığı nedeniyle (24 yaşındaydı) hayatını kaybetmesi ve yarışlarda sürücülerin başına gelen trajik kazalar yüzünden, kişisel hayatında çok zorlandığı bir dönem yaşadı. Dino’nun ölümünden sonra küçük oğlu Piero’yu başlıca mirasçılarından biri yaptı. Fakat Piero, Enzo’nun ayrı yaşadığı eşi Laura’nın 1978’deki ölümüne kadar Ferrari ailesinin bir üyesi olarak kabul edilemedi. Ferrari 1969’da yaşadığı mali sorunlar nedeniyle şirketin yüzde 50’sini Fiat’a satmak zorunda kaldı. 1971 yılına kadar genel müdür olarak görevine devam etti. 14 Ağustos 1988’de 90 yaşındayken arkasında büyük bir marka bırakarak hayata veda etti.Kırmızı İtalyan güzelinin babası Enzo FerrariDe Niro ve Al Pacino’ya benzetiliyorABD’li aktör Adam Driver, Enzo Ferrari’yi filmde başarıyla canlandırıyor. Driver ‘Yıldız Savaşları’ (Star Wars) ayrıca Oscar’a aday olduğu ‘Karanlıkla Karşı Karşıya’ (BlacKkKlansman, 2018) ve ‘Evlilik Hikâyesi’ (Marriage Story, 2019) filmleriyle tanınıyor. Filmin yönetmeni Michael Mann, Entertainment Weekly dergisine verdiği röportajda Driver için “Onu De Niro ve Pacino ile karşılaştırmak yerinde olur” dedi.‘Beğenirseniz yaparız’GQ dergisindeki bir habere göre Ferrari iyi bir halkla ilişkiler uzmanıydı ve her yeni yol aracı için alıcılara danışırdı: “Müstakbel müşterilere ‘Bu arabayı beğenirseniz yaparız. Beğenmezseniz yapmayız’ derdi. Eğer müşteri kadınsa, bu daha da gösterişli olurdu. Konu kadınlara geldiğinde Enzo bir gurmeydi.” Çapkınlık konusunda da hatırı sayılır bir şöhrete sahipti.’Kumandan’ın ağzından… “Gerçek şu ki, sadece A noktasından B noktasına gitmek için araba kullanmıyorum. Arabanın tepkilerini hissetmekten, onun bir parçası olmaktan keyif alıyorum.”
“Bana tamamen benzediğini düşündüğüm bir erkekle hiç tanışmadığım doğru ama bunun tek nedeni hatalarımın çok büyük olması.”
“Bir erkek bir kadına onu sevdiğini söylediğinde sadece onu arzuladığını ifade etmiş olur. Bu dünyadaki tek tam sevgi, bir babanın oğluna duyduğu sevgidir.”
“Kişi sürekli çalışmaya devam etmelidir, aksi takdirde ölümü düşünür.”

Dev derbide gol sesi çıkmadı

0

Trendyol Süper Lig’in 18. haftası dev bir derbiye sahne oldu. Lider Fenerbahçe sahasında ağırladığı Galatasaray ile golsüz berabere kaldı.

Dev derbide gol sesi çıkmadı. Fenerbahçe ile Galatasaray puanları paylaştıTrendyol Süper Lig’in 18. haftasında iki ezeli rakip Fenerbahçe ve Galatasaray, Ülker Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.Temponun çok fazla yükselmediği dev derbi başladığı gibi 0-0 sona erdi. Bu sonucun ardından Fenerbahçe 44 puanla liderliğini sürdürürken, aynı puana sahip Galatasaray takibini devam ettirdi. Derbide toplam 45 faul çıkarken, bu sayı bu sezon Süper Lig’de en çok faul düdüğü çalınan karşılaşma olarak da notlara geçti.Fenerbahçe ve Galatasaray, 29 Aralık’ta oynanacak Süper Kupa finalinde tekrar karşı karşıya gelecek.MAÇTAKİ TEK İSABETLİ ŞUT 70. DAKİKADA GELDİSon yılların temposu en düşük derbisinde isabetli tek şutu Galatasaray’dan Hakim Ziyech çekti. Fenerbahçe’nin 6 şutu da kaleyi bulmazken, Galatasaray’ın çektiği 8 şuttan isabeti bulabilen tek isim 70. dakikada Hakim Ziyech oldu.İSMAİL KARTAL’DAN DÖRT DEĞİŞİKLİK GELDİTrendyol Süper Lig’in 18. haftasında Galatasaray’ı konuk eden Fenerbahçe’de teknik direktör İsmail Kartal son oynanan Kayserispor maçının ilk 11’ine göre 4 değişiklik yaptı. Kırmızı kart cezalısı Fred’in yokluğunda Miguel Crespo’yu sahaya süren Kartal, İsmail Yüksek’in yerine de İrfan Can Kahveci’ye 11’de şans verdi.Defansta son maçta Djiku-Serdar Aziz ikilisini oynatan Kartal, grip olduğu için 3 gündür antrenmanlara çıkmayan Serdar Aziz yerine Galatasaray karşısında Oosterwolde’ye formayı verdi. Kartal’ın bir diğer değişikliği ise forvet hattında oldu. Sakatlığı nedeniyle Kayseri deplasmanına götürülmeyen Bosna Hersekli forvet Dzeko, Galatasaray karşısında ilk 11’e dönerken, Batshuayi kulübede oturdu.Galatasaray karşısında kalede Livakovic’i sahaya süren Kartal, savunmada ise Osayi-Samuel, Djiku, Oosterwolde ve Ferdi Kadıoğlu’na formayı verdi. Orta sahada Crespo, İrfan Can Kahveci, Cengiz Ünder, Szymanski ve Tadic’le sahaya çıkan sarı-lacivertli ekipte forvette ise Dzeko 11’de.GALATASARAY’DA TEK DEĞİŞİKLİKSüper Lig’de geçen hafta Fatih Karagümrük ile oynanan maçta sarı kart cezası nedeniyle görev alamayan Fernando Muslera tekrar kaleye geçerken, Günay Güvenç ise yedeğe çekildi.Galatasaray, Fenerbahçe derbisine Fernando Muslera, Sacha Boey, Victor Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz, Kerem Demirbay, Lucas Torreira, Hakim Ziyech, Dries Mertens, Kerem Aktürkoğlu ve Mauro Icardi ile başladı.ÜÇ İSİM CEZALI DURUMA DÜŞTÜFenerbahçe’de İrfan Can Kahveci, Galatasaray’da ise Lucas Torreira ve Sacha Boey derbide gördüğü sarı kart nedeniyle cezalı duruma düşen isimler oldu.MAÇTAN ÖNEMLİ DAKİKALAR1′ İlk düdük sesi geldi ve Fenerbahçe-Galatasaray derbisi başladı.10′ Derbide ilk 10 dakika geride kaldı. İki takım henüz tehlikeli bir pozisyon yaratamadı.Dev derbide gol sesi çıkmadı. Fenerbahçe ile Galatasaray puanları paylaştı27′ Abdülkerim’in ceza sahası dışına indirdiği topu Kerem Demirbay tek vuruşla ağlara göndermek istedi ancak top farklı şekilde auta gitti.29′ Tadic’in ortasını Barış Alper uzaklaştırdı, bu kez Crespo ceza alanı dışından gelişine şansını denedi ancak çerçeveyi bulamadı.43′ Galatasaray gole Kerem Demirbay ile yaklaştı. Kerem Demirbay’ın ceza sahası dışından çektiği sert şut üst direği yalayıp dışarı gitti.45′ Dev derbide ilk yarı golsüz sona erdi.46′ İkinci yarı başladı.57′ İrfan Can Kahveci gördüğü sarı kartın ardından İstanbulspor mücadelesinde cezalı duruma düştü.Dev derbide gol sesi çıkmadı. Fenerbahçe ile Galatasaray puanları paylaştı - Resim : 261′ Fenerbahçe çok etkili geldi. Tek paslarla Galatasaray cezasına giren Fenerbahçe’de Szymanski’nin uzak direğe vuruşu auta gitti.64′ Galatasaray’da sarı kart gören Lucas Torreira cezası nedeniyle Konyaspor karşısında forma giyemeyecek.68’Ziyech’in yaptığı ortaya çok iyi yükselen Icardi’nin kafa vuruşu direğin hemen yanından dışarı çıktı.74′ Derbide sinirler oldukça gerildi. King ile Boey arasında yükselen tansiyonda her iki oyuncu da sarı kart gördü.77’Kerem sol kanattan serbest vuruşu arka direğe kullandı, Abdülkerim kafayı vurdu, Livakovic’e çarpan top kornere çıktı.

Böyle aldatılma görülmemiştir

0

Gazeteci olarak duyduğum bu aldatma olayını saklayamam, sizinle paylaşırım.

Yer, Ritz Oteli’nin en lüks restoranı.

Ünlü iş adamı ayırttığı masaya geliyor.

Cebinde pırlanta bir yüzük vardır.

O gece sevgilisine evlilik teklif edecektir.

Böyle aldatılma görülmemiştir

Jaime del Burgo

SANA SÖYLEYECEK ÇOK ÖNEMLİ BİR ŞEYİM VAR

Biraz sonra sevdiği kadın geliyor.

Çok tanınmış ve güzel bir TV sunucusu…

Adam içkileri ısmarlıyor, ilk yemek gelmeden önce elini cebine atıyor ve sevgilisine, “Bu akşam sana söyleyeceğim çok önemli bir şeyim var” diyor.

Kadın, adamın cebindeki elini hafif bir dokunuşla engelleyip konuşuyor:

“Önce benim sana söyleyecek çok önemli bir şeyim var…”

Evet, olay işte tam bu sahne ile başlıyor…

Sonrası…

Böyle aldatılma görülmemiştir - Resim : 2

Telma ve Jaime

ALDATMA SKANDALI DÜĞÜN GECESİ PATLAR MI?

Bunca yıl gazetecilik yaptım.

Otuz yıldır Türkiye Magazin Gazetecileri Derneği üyesiyim.

Türkiye’de ve dünyada en iyi magazin izleyicilerinden biriyim.

Ama böyle bir evlilik dışı ilişki, aldatma olayı ne duydum, ne okudum.

Hem de bütün dünyada 1 milyar insanın izlediği bir düğün gecesi başlayan bir evlilik dışı ilişki…

Bir gazeteci olarak, böyle bir olayı katiyen kendime saklamam, anında sizinle de paylaşırım.

Şimdi müsaadenizle o geceye,  lüks otelin restoranına dönüp o sahneyi tamamlayayım…

Böyle aldatılma görülmemiştir - Resim : 3

Kraliçe Letizia ve eşi Kral Felipe

SEVGİLİM HAYATIMDA YENİ BİR ERKEK VAR

Erkeğin cebindeki elini tutan güzel TV sunucusu, “Sevgilim, hayatımda yeni  biri var” diyor.

Ve tamamlıyor:

“Bir diplomat ama adını söyleyemem. Çünkü öyle biri ki, evlenmek için televizyonculuğu bile bırakacağım.”

Sevgilisine evlilik teklif etmeyi düşünen erkek donup kalıyor…

Ama o an sevgilisinin yaptığı tariften, adını vermediği sevgilisinin kim olduğunu  tahmin ediyor…

ANLATACAKLARIMI 91 YAŞINDA BİR GAZETECİDEN DİNLEDİM

Sıra geldi bu dramatik sahneyi yayan çok ünlü kadın TV sunucusu ve erkeğin kim olduğunu açıklamaya…

Ama önce bu olayı kimden öğrendiğimi anlatayım.

91 yaşındaki bir gazeteciden öğrendim.

İspanya’nın ünlü Hola dergisinin eski genel yayın yönetmeni Jaime Penafiel söyledi bunları…

Şimdi kemerlerinizi bağlayın, dinleyeceğiniz en tuhaf, en karmaşık aşk skandalı başlıyor.

22 MAYIS 2004: 14’NCÜ LOUİS’NİN SOYUNDAN  BİRİ EVLENİYOR

İspanya’nın şu anki kralı Felipe de Borbon, 22 Mayıs 2004 günü Madrid’de muhteşem bir düğünle evlendi.

Almudena Katedrali’nde yapılan düğünün naklen yayınını dünyada 1 milyara yakın insan izledi.

İngiliz kraliyet ailesinin düğünlerinden sonra en ilgi çeken düğündü hatta “Asrın Evliliği ” olarak değerlendirilmişti.

Felipe de Borbon o zamanlar henüz kral değil, sadece “Asturias Prensi” idi.

Yani veliaht prens.

Fransa Kralı 14’üncü Louis’in soyundan geliyordu ve düğüne  20 ülkenin devlet başkanı katılmıştı.

Böyle aldatılma görülmemiştir - Resim : 4

Letizia ve Felipe’nin düğün gününden bir fotoğraf

EVLENDİĞİ KADIN İSPANYOL DEVLET TELEVİZYONUNDAN

Evlendiği kadının adı Letizia Ortiz’di…

İspanyol devlet televizyonunun en tanınmış sunucularından biriydi.

2003 yılında tanışmış ve 2004’de evlenme kararı almışlardı.

Ne var ki bu hikaye öyle bu düğünde gördüğümüz kadar basit değilmiş.

Öncesinde ve sonrasında öyle olaylar yaşanmış ki…

Hepsini sırayla anlatacağız.

Prensin bilmediği şey şuydu: Evlendiği kadının ondan önce bir sevgilisi vardı.

Kadının eski sevgilisinin adı Jaime del Burgo’ydu..

Özel yatırımcı ve ailelere finansal danışmanlık yapan biriydi.

Son derece doğal bir şey…

Ama o kadar da doğal değil…

Böyle aldatılma görülmemiştir - Resim : 5

Kral ve karısının sevgilisi birlikte tatilde

KRALIN ADINI TAŞIYAN OTELDE GİZLİ AŞK GECELERİ

Letizia ile 2000’li yılların başında tanışmış ve aralarında büyük bir aşk başlamıştı.

Önceleri Madrid’de Santo Mauro, Venedik’te Danieli, hatta Barcelona’da kralın  adını taşıyan “Rey Juan Carlos” Oteli’nde gizlice buluşuyorlardı.

Kronolojiye bakarsak skandalın ilk ayağını görüyoruz.

Ünlü televizyon sunucusu, bir süre iki erkeği birlikte idare etmişti.

SON GECE RİTZ’DE VARILAN İLK ANLAŞMA

Letizia Cortiz o gece Ritz Oteli’nde eski sevgilisine “İlişkimiz bitti” derken ikisi bir konuda anlaşmıştı:

Arkadaş olarak kalacaklar ve birbirlerini görmeye devam edeceklerdi.

O yemekten çok kısa süre sonra 20 Kasım 2003 günü İspanya prensi ile Letizia Cortiz’in nişanlandığı bütün dünyaya duyuruldu.

Böylece bir yıl boyunca eski sevgili, prensin karısı olacak kadının sırrını paylaşan arkadaşı olarak kaldı.

Ancak bu süreç skandalın da tohumlarının atıldığı günlere dönecekti.

DÜĞÜNDEN 2 GECE ÖNCE ESKİ SEVGİLİYE VERDİRİLEN SÖZ

İlk adım Letizia’nın eski sevgilisinden, düğünde şahidi olmasını istemesiyle atıldı

Asıl şaşırtıcı olay ise düğünden iki gece önce yaşandı…

Letizia, eski sevgilisine El Latigazo adlı restoranda randevu verdi.

İki gün sonra evlenecek olan kadın moralsiz gibidir. Eski sevgilisinin elini tuttu ve gözlerinin içine bakarak sordu:

“Niye o günlerde bana evlenmeyi teklif etmedin?”

Jaime cebinde yüzükle geldiği geceyi hatırlar ama cevap vermez.

Letizia’nın moralini yükseltmeye çalışır.

Ama müstakbel kraliçe , onun hiç beklemediği bir şey yapar.

“Şimdi bana söz ver” der ve cümlesini şöyle tamamlar:

“Beni hiçbir zaman bırakmayacaksın.”

ESKİ SEVGİLİYE YENİ SARAYDA ODA VERİLİYOR

O gece anlaşılır ki, aşk devam etmektedir.

Letizia orada da kalmaz ve şaşırtıcı bir teklif yapar:

“Yaz tatilini Mariven Sarayı’nda bizimle birlikte geçireceksin.”

Burası İspanya Kralı Juan Carlos ve eşi Sofia’nın da tatilini geçirdiği kraliyet sarayıdır.

Böylece düğünden iki gece önce yenilen bu yemekle birlikte karmaşık ve dolaşık  bir ilişki başlar.

SARAYIN HAVUZ BAŞINDAKİ HAMAKTA AÇILAN 7’NCİ PERDE

Evet ta ki;

Bir gün Madrid’deki Zazuela Sarayı’ndaki havuzun kenarındaki hamakta yan yana yatarlarken Letizia’nın onun kulağına eğilip, “Seni ne kadar seviyorum bir bilsen” demesine kadar.

O andan itibaren aşk yine alevlenir.

Arkadaşlarıyla birlikte sinemaya bile giderler.

Letizia hep Jaime ile yan yana oturur. Hatta el ele tutuşurlar.

Böylece Felipe-Letizia-Jaime, sarayda üçlü bir aşkı yaşamaya başlar. Jaime tam bir sevgili gibi ona “Letiziana” diye seslemektedir.

Ancak 2011 yılında işler değişmeye başlar.

Dedikodular, yolsuzluk iddiaları nedeniyle İspanya Kralı Juan Carlos’un ilgili krallıktaki itibarı sarsılmaktadır.

Ayrıca sağlık sorunları vardır ve yavaş yavaş tahtı oğluna bırakacağı söylentileri yayılmaya başlamıştır.

Letizia eski sevgilisini resmen saraya sokar.

Orada kendisine bir oda bile verilir.

Letizia’nın Felipe’den doğan iki çocuğu için o artık “Jaime Amca” olur.

Ama bu ilişki bir süre cinselliğin en tehlikeli sınırlarında gitmekle birlikte yatağa kadar uzanmaz.

Ta ki…

SEVGİLİM ARTIK BİRBİRİMİZİ GÖRMEYE DEVAM EDEMEYİZ

Kasım 2011’de bir gün Letizia Londra’da bulunan sevgilisi Jaime’yi arar ve ona kararını bildirir:

“Artık birbirimizi görmeye devam edemeyiz…”

1 Kasım 2003’de Ritz Oteli’nde yaşadığı şoktan 8 yıl sonra yine bir kasım günü ikinci şoku yaşamıştır.

O duygular içinde savrulmaya başlar.

Tuhaf bir intikam duygusuyla önce Letizia’nın kız kardeşi Telma ile evlenir.

Kendisini terk eden sevgilisi Letizia’nın prens olan kocası Felipe, 19 Haziran 2014 günü artık İspanya Kralı olmuştur.

Böylece Letizia da artık resmen İspanya Kraliçesi’dir.

ESKİ SEVGİLİ KABULLENİYOR: LETİZİANA KOCASINA AŞIK

Jaime’nin beklentileri sona ermiştir ve artık gerçeğe dönüş zamanıdır.

Telma’ya da ihtiyacı kalmamıştır, 2016 yılında resmen boşanırlar.

Hayatına yeni bir kadın girer. Duyguları yatışmış gibidir.

Hatta 2020 yılında El Mundo gazetesine bir demeç verir ve şunları söyler:

“Letiziana olağanüstü bir kadın. Kocasına çok aşık ve onun başarısına çok büyük katkısı var.”

Artık kimsenin bir şeyden şüphelenmesi için bir neden kalmamıştır ve sarayda işler yoluna girmiş görünmektedir.

Ama darbe hiç beklemedikleri bir yerden gelecektir.

91 yaşındaki eski bir genel yayın yönetmeninden.

91 YAŞINDA 2’NCİ JAİME SAHNEYE ÇIKIYOR VE ASIL SKANDAL PATLIYOR

Bütün dünyada bilinen magazin dergisi Hola’nın eski genel yayın yönetmeni Jaime Penafiel, İspanyol magazin aleminin kralıdır.  Aslında solcu bir aileden ve sol gelenekten gelen bir gazetecidir.

Ama sonradan muhafazakar bir düşünceye gelmiştir.

Saray nezdinde çok özel bir yeri vardır. Kraliyet ailesinin haberleri ve fotoğrafları hep ona verilir.

Eski Kral Juan Carlos’un yüzlerce seyahatinde uçağına davet etilen gazetecidir.

Ama Letizia ile onun televizyon sunuculuğu döneminden beri bir anlaşmazlığı  vardır.

Felipe ile evleneceği duyulduktan sonra “Bu kadın kraliyet ailesini darmadağın edecektir” diye yazmıştı.

Ve sonunda olan oldu…

ÜNLÜ MAGAZİNCİ DÜĞÜNE DAVET EDİLMEYİNCE İYİCE DÜŞMAN OLDU

Lady Di’nin düğününe davet edilen genel yayın yönetmeni, 2004 yılındaki İspanya Prensi Felipe’nin düğününe davet edilmedi.

İplerin koptuğu an oydu.

2004-2023…

Tam 19 yıl boyunca içindeki bu öfke hiç azalmadı, büyüdü ve sonunda bir kitap olarak patladı…

“Letiza y yo…”

Yani “Letizia ve Ben…”

İşte bu inanılmaz hikaye 23 Kasım 2023 günü, yani bundan bir ay önce bir kitap olarak yayınlandı…

Ve ok yaydan çıktı…

ESKİ SEVGİLİ DE İÇİNDEKİNİ KUSUYOR: EVET JAIME’NİN YAZDIKLARI DOĞRU

Üstelik yanardağ sadece onun içinde patlamadı…

Jaime’nin bir fay gibi kırılan kini, öteki Jaime’nin içinde hala aktif halde duran fayı da tetikledi.

O fay da kırıldı..

Kitabın yayınlanmasından sonra gazeteciler ona “Buradaki bilgiler doğru mu?” diye sorduklarında şu cevabı verdi:

“Son aylarda gazeteci Jaime Penafiel ile çeşitli telefon konuşmalarım ve yazışmalarım oldu. Yazdıklarında benim de payım vardır. Söylediklerimi kendi üslubu ile ifade etmiştir.”

Kitabın yazarına gelince, o da şunu söyledi:

“Ben Letizia’nın eksiksiz bir biyografisini yazdım. İspanyol halkının onun kim olduğunu bilme, onu tanıma hakkı vardır.”

KRAL KATALAN AYRILIKÇILARI AFFIN BEDELİNİ Mİ ÖDÜYOR?

Yazılanlar, Kraliyet Sarayı için tam bir skandal…

Ancak işin moral yanında başka bazı gerçekler de var.

Kitabı yazan magazin gazetecisi İspanya’da muhafazakar çevrelere yakın biri. İngiltere’de Boris Johnson hayranı. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’e düşman.

Kral Felipe de İspanya’nın muhafazakar çevreleri tarafından pek sevilmeyen  bir kral.

2019 yılında hapisteki Katalan ayrılıkçı liderler için af çıkarılmasına çalışacağı sözü verdiğinden beri İspanya sağının hedefi…

O nedenle İspanya medyası bu kitaba pek itibar etmedi.

KRAL, ALDATAN KRALİÇEYLE SON DEFA NEREDE GÖRÜLDÜ?

Kraliyet Sarayı’na gelince…

Saray böyle konularda hiç açıklama yapmama geleneğine sahip ve bu olayda da sessiz kaldı.

Kral Felipe ve Kraliçe Letizia son defa 4 Aralık günü birlikte görüldüler.

Cervantes Enstitüsü’nün yıllık toplantısında birlikteydiler.

Yanlarında ise İspanya’nın sosyalist Başbakanı Pedro Sanchez vardı…

Saray’ın bu sessizliği ve İspanyol medyasının ilgisizliği bize skandal gibi görünen bu olayı romantik bir saray hikayesine çevirebilir mi?

Baktığınız yere bağlı…

BENİM CEVABIM WOODY ALLEN FİLMİNİN ADI GİBİ

Bana “Sen ne görüyorsun” diye sorarsanız, Fransızların çok sevdiğim şu cümlesi ile cevap vereceğim……

“Les Choses de la Vie…”

Yani “Hayatın Şeyleri…”

Ve cümlemi Woody Allen’in o harika filmi ile bitireceğim:

“Whatever Works…”

Film, Türkçeye “Kim, kiminle, nerede” diye çevrilmişti.

İsterseniz  “Kimin eli kimin cebinde” diye de çevirebilirsiniz…

Ama o iki kelimenin gerçek manası şu:

“Nasıl uygun görürseniz…”

Aynı anda üç farklı kıtada, üç farklı şehirde konser verecekler

0
1973 yılında New York’ta kurulan dünyaca ünlü rock grubu Kiss, dört yıl süren The End of the Road adlı turnelerinin son konserinde hayranlarına sürpriz yaşattı. New York Madison Square Garden’da gerçekleşen konserde grup üyeleri sahneden fiziksel olarak ayrıldıktan hemen sonra avatarları sahneyi devraldı. Böylece Kiss, İsveçli efsane ABBA’nın ardından sanal ortama geçiş yapan ve dijital avatarlara dönüşen ilk ABD’li grup oldu
Aynı anda üç farklı kıtada, üç farklı şehirde konser verecekler... Çılgın kostümleri ve ikonik makyajlarıyla tanınan dünya devi rock grubu Kiss'ten büyük süpriz!
Çılgın kostümleri ve ikonik makyajlarıyla rock tarihinin 50 yıllık dev grubu Kiss, bir kez daha tarihe geçti.Kiss, dört yıl süren The End of the Road adlı turnelerinin son konserinde hayranlarına sürpriz yaşattı.New York Madison Square Garden’da gerçekleşen konserde grup üyeleri sahneden fiziksel olarak ayrıldıktan hemen sonra avatarları sahneyi devraldı.Aynı anda üç farklı kıtada, üç farklı şehirde konser verecekler... Çılgın kostümleri ve ikonik makyajlarıyla tanınan dünya devi rock grubu Kiss'ten büyük süpriz!Böylece Kiss, İsveçli efsane ABBA’nın ardından sanal ortama geçiş yapan ve dijital avatarlara dönüşen ilk ABD’li grup oldu.Böylece Kiss’in üç farklı kıtada, üç farklı şehirde aynı anda konser verebilmesinin önü açılıyor. Grubun dijital konserlerinin ne zaman başlayacağı ise şimdilik bilinmiyor.Grubun yetmişin deviren kurucu üyeleri Gene Simmons ve Paul Stanley yaptıkları açıklamada;  “Grup yaşamayı hak ediyor, çünkü bizden daha büyük. Kiss’i ölümsüz kılmak bizim için heyecan verici.” dedi.

Zirve mücadelesinde kazanan yok. Arsenal, Liverpool

0
İngiltere Premier Lig’de zirveyi yakından ilgilendiren mücadelede Liverpool ile Arsenal karşı karşıya geldi. Mücadele Salah ve Gabriel’in karşılıklı golleriyle 1-1 sona erdi.
Zirve mücadelesinde kazanan yok. Arsenal, Liverpool deplasmanından lider döndü
Premier Lig‘de zirve mücadelesini yakından ilgilendiren maçta Liverpool ve Arsenal, Anfield’da karşı karşıya geldi.İlk yarısı 1-1’lik eşitlikle tamamlanan maçın ikinci yarısında da denge bozulmadı ve iki takım sahadan 1 puanla ayrıldı. Arsenal’in golü Gabriel Magalhaes’den, Liverpool’un golü ise Mohamed Salah’tan geldi.Bu sonucun ardından Arsenal puanını 40’a yükseltip liderliğini korudu. Liverpool ise puanını 39 yaptı.YENİLMEZLİK SERİSİ DEVAM ETTİArsenal’le 1-1 berabare kalan Liverpool’un bu sezon ligdeki yenilmezlik serisi devam etti.Son olarak 30 Eylül’deki Tottenham maçında kaybeden Liverpool, o tarihten bu yana ligde oynadığı maçlarda rakiplerine mağlup olmadı. Bu süreçte 11 maçta 5 beraberlik ve 6 galibiyet elde eden Jurgen Klopp’un ekibi, Arsenal beraberliğiyle seriyi 11 maça yükseltti.

Prens William’ın Kate Middleton’a hediyesi

İngiltere Kraliyet Ailesi’nde tahtın bir numaralı varisi olan Prens William’ın, eşi Kate Middleton’a yılbaşı için alacağı hediye merak konusu oldu.
Prens William’ın Kate Middleton’a hediyesi merak uyandırdıİngiltere Kralı 3. Charles’ın eski uşağı Grant Harrold, Kraliyet Ailesi’nin birbirlerine verdiği Noel hediyelerinin “her zaman şakacı” ve “biraz eğlenceli” olduğunu söyledi.
Ancak Galler Prensi William’la (41) olan evliliğinden üç çocuğu bulunan Kate Middleton’ın (41) bu yıl eşinden lüks bir Noel hediyesi almak istediği öğrenildi.Harrold, Galler Prensesi’nin bu bayram sezonunda muhtemelen kocasından yeni bir saat veya mücevher alabileceğine inanıyor.Uşak, “Fakat William ve Kate’in birbirlerine hoşlarına gidecek güzel bir şey vereceklerinden eminim. Kate muhtemelen William’dan bir saat ya da mücevher alacaktır” diye açıkladı.ÖNCEKİ HEDİYESİNİ DÜZENLİ TAKIYORMiddleton, 2014 yılında aldığı en sevdiği yuvarlak Ballon Bleu de Cartier saatini düzenli olarak kullanırken görülüyor. Saatin satış fiyatı 5.000 dolardan fazla oluyor, bu da kocası tarafından kendisine hediye edilen herhangi bir yeni saatin muhtemelen aynı fiyata sahip olacağı anlamına geliyor.Eltisi Meghan Markle da bir Cartier hayranı ama farklı şekilli bir saati tercih ediyor. Sussex Düşesi, kayınvalidesi merhum Prenses Diana’ya ait dikdörtgen bir Cartier saat takıyor.Bu arada Harrold, 75 yaşındaki Kral’ın “oldukça gelenekçi” olduğunu ve tatiller söz konusu olduğunda işlerin “eski moda” şekilde yapılmasını sevdiğini söyleyerek ailenin yıllık gelenekleri hakkında biraz bilgi verdi.‌”Noel, Kraliyet Ailesi’nin bir arada olduğu bir zamandır. Bu, birbirini önemsemenin ve birbirinin yanında olmanın zamanıdır” derken ailenin oyunlar, akşam yemeği ve kilise ayinleri de dahil olmak üzere oldukça yoğun bir Noel programının olduğunun altını çizdi.

Emir Can İğrek, ölen arkadaşının hayalini gerçekleştirdi

0
Şarkıcı Emir Can İğrek, 5 yıl önce İstanbul’da fiber teknenin batması sonucu hayatını kaybeden yakın arkadaşı müzisyen Onur Can Özcan’ın hayalini gerçekleştirdi.
Emir Can İğrek, ölen arkadaşının hayalini gerçekleştirdiEmir Can İğrek, Şile’de 3 Haziran 2018’de teknenin batması sonucu 21 yaşında ölen Onur Can Özcan’ın bir okula kütüphane kurma hayalini gerçekleştirmeye karar verdi. 
Bunun için köy okullarına yardım yapan gönüllülerden destek isteyen İğrek, kütüphanesi olmayan Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Yolaşan Köyü İlkokulu Müdürü Meryem Elek ile iletişime geçerek, arkadaşının adına okula bir kütüphane kurma talebini iletti. Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gerekli izinleri aldıktan sonra çalışma başlatan İğrek, genç müzisyen için okulun kullanılmayan bölümünü “Onur Can Özcan Kütüphanesi”ne dönüştürdü. İçine raflar, oyun grupları, çalışma masası ve etkinlik alanı kurulan kütüphaneye rengarenk resimler çizildi, getirilen kitaplar yerleştirildi. Çalışmaların tamamlanmasıyla okuldaki öğrenciler, zeka oyunları oynayıp, kitap okuyacakları ortama kavuştu. “GÖNLÜMÜZ HEP BURADA OLACAK”Kütüphanenin açılışını çocuklar ve velileriyle gerçekleştiren şarkıcı İğrek, 2 ay süren çalışmayla her yaştan çocuğun yararlanabileceği bir kütüphane kurduklarını söyledi. Arkadaşının anısını burada yaşatacaklarını anlatan İğrek, “Bugün çok değişik duygular içindeyim. Ne yapacağımı bilemiyorum. İlk kez böyle güzel bir etkinliğin içindeyim. Çok heyecanlandım. Bizim için de öğrenciler için de çok anlamlı. Yolaşan köyü artık bizim hikayenin bir parçası. Onur Can’ın ismi artık burada yaşayacak. Gönlümüz hep burada olacak” dedi.

Banksy’nin çalınan eseri hakkında yeni gelişme

0
Ünlü sokak sanatçısı Banksy’nin Londra’da üzerine 3 insansız hava aracı (İHA) çizdiği trafik tabelasının çalınmasına ilişkin 1 kişi daha gözaltına alındı.
Banksy'nin çalınan eseri hakkında yeni gelişmeLondra Metropolitan Polisinden yapılan açıklamaya göre, tabelanın çalınmasıyla ilgili devam eden çalışmalarda, dün gözaltına alınan zanlının ardından bugün bir kişi daha yakalandı. Polis, tabelanın akıbetini öğrenmek için vatandaşlardan da bildiklerini anlatmasını istedi.
Dünyanın farklı yerlerinde yaptığı şablon tekniğinde grafitilerle tanınan ve gerçek kimliği bilinmeyen İngiliz sokak sanatçısı Banksy, son olarak Londra’nın Peckham bölgesinde, “Stop” (Dur) yazılı trafik tabelası üzerine yaptığı 3 İHA’yla kendinden söz ettirmişti.

Eserlerinde savaş karşıtlığına sık sık yer veren Banksy, son eserini Instagram hesabından takipçileriyle paylaşmıştı.GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKMIŞTIPaylaşımın üzerinden kısa süre geçmeden sosyal medya sitelerinde bir kişinin, başka birisinin yardımıyla tabelayı söküp bölgeden uzaklaştığı görüntüler paylaşılmıştı.Olayın ardından Londra Metropolitan Polisi, dün bir kişinin hırsızlık ve mala zarar vermek suçlamasıyla gözaltına alındığını duyurmuştu.Açıklamada, konuyla ilgili soruşturmanın sürdüğü, trafik güvenliği için yeni tabelanın takıldığı da ifade edilmişti.Sosyal medya kullanıcıları, İsrail’in Batı Şeria’da oluşturduğu güvenlik duvarlarında ve Gazze’de de çizimler yapan sokak sanatçısının son eserinin, Gazze’de ateşkes mesajı verdiği yorumunu yapmıştı.

Kate Bush, 38 yıllık şarkıyla servetine servet kattı

Ünlü şarkıcı Kate Bush, 1985 yılında yayınladığı şarkıyla yeniden popüler olunca servetini de üç katına çıkardı.
Kate Bush, 38 yıllık şarkıyla servetine servet kattıBir dönemin popüler ismi Kate Bush son zamanlarda yeniden revaçta. Bush, 1985 yapımı hit şarkısı Running Up That Hill ile listelerin zirvesinde olmanın yeniden tadını çıkarıyor. Bunun nedeni ise Netflix’in popüler dizisi Stranger Things…
Netflix’in en beğenilen ve en çok izlenen yapımları arasında olan Stranger Things dizisinin dördüncü sezonunda 1980’lerin popüler bir şarkısı duyuldu. Şarkıyı bilenler için nostaljik, şimdiki kuşak için ise yeni gelen şarkı 2022’de dizinin o bölümü yayınlandığında 37 yıl sonra yeniden listelerde zirveye yerleşti.Running Up That Hill, Kate Bush’a hem yeniden popülerlik hem de servet getirdi. Bush’un ikonik Hounds of Love albümündeki şarkı, Avustralya listelerinde de zirveye çıktı ve ABD’de iTunes listesinde bir numaraya yükseldi. Şarkı üç Guinness Dünya Rekoru kırarken Kate Bush da net servetini üç katına çıkardı.Stranger Things’te, Running Up That Hill; Max Mayfield’ın en sevdiği şarkıydı. Şarkı, dizide yer alıp TikTok’ta viral hale geldikten sonra geçen yıl haziran ayında İngiltere listelerinde zirveye ulaştı.Kate Bush, hit şarkısı Running Up That Hill’in ilk çıkışından 37 yıl sonra listelerin zirvesine çıkmasının ardından 8 milyon sterlinlik (yaklaşık 260 milyon lira) devasa bir servet kazandı.Şarkıcı-söz yazarı geçen yıl BBC Radio 4’e şarkının yeniden popüler olmasıyla ilgili şunları söyledi: “Çok heyecan verici, gerçekten oldukça şok edici, değil mi? Bütün dünya çıldırdı! Tüm bu genç insanların şarkıyı ilk kez duyup keşfetmeleri bence çok özel.”Şarkıcı ayrıca eski şarkılarını tekrar çalma eğiliminde olmadığından uzun süredir parçasını dinlemediğini de itiraf etti.

Avrupa Süper Ligi’ne dair bir bomba gelişme

0
Avrupa Adalet Divanı, UEFA ve FIFA’nın 2021’de Avrupa Süper Ligi’nin oluşumunu engelleyerek rekabet yasalarına aykırı hareket ettiğini duyurdu. Futbol dünyasında yaşanan flaş gelişmenin ardından İspanyol basını; Fenerbahçe, Galatasaray ya da Beşiktaş’ın turnuvada yer alacağını iddia etti.
Avrupa Süper Ligi'ne dair bir bomba gelişme daha. Turnuvaya katılacak Türk ekibi açıklandı
Avrupa Adalet Divanı’nın verdiği kararın ardından yeniden kurulması gündeme gelen Avrupa Süper Ligi ile ilgili çarpıcı bir gelişme yaşandı.UEFA ve FIFA’nın rekabet hukukuna aykırı davrandığı yönünde karar alınmasının ardından Avrupa Süper Ligi’nin yeni formatı da duyuruldu. Buna göre; proje, toplamda 64 takım ve 3 ayrı klasmandan oluşacak. Avrupa Süper Ligi’nde Yıldız, Altın ve Mavi isimli 3 klasman olacak. Bu klasmanlardan Yıldız ve Altın’da 16’şar takım, Mavi klasmanda ise 32 takım olacak ve 3 klasman arasında da yükselme ve düşme olacak.Öte yandan turnuvaya katılım, liyakat esaslı olacak. Bununla birlikte her takım bir sezon boyunca 7 iç saha ve 7 deplasman olmak üzere 14 maç yapacak. İlk aşaması lig usulüne göre oynanacak turnuvanın ikinci aşamasında play-off usulü uygulanacak.MAÇLAR ŞİFRESİZ OLARAK YAYINLANACAKAvrupa Süper Ligi, taraftarların ligdeki her maçı ücretsiz izleyebilmesini sağlayan ‘Unify’ adlı bir yayın platformu oluşturulduğunu açıkladı.EN AZ BİR TÜRK TAKIMI YER ALACAK İDDİASIAvrupa Adalet Divanı’nın bu kararının ardından gözler bir yandan da Trendyol Süper Lig’e çevrildi. Süper Lig’den kulüplerin yeni projeye katılıp katılmayacağı sorgulanırken, İspanya’dan flaş bir iddia ortaya atıldı.İspanyol basınında yer alan habere göre, Avrupa Süper Ligi için en az bir Türk takımının katılım teklifi alacağını ve bu kulüplerin Fenerbahçe, Galatasaray ya da Beşiktaş olacağını iddia etti.AVRUPA DEVLERİ KARŞI ÇIKTIAvrupa Süper Ligi’nin kurulmasına Premier Lig ekipleri başta olmak üzere; PSG, Roma, Borussia Dortmund, Sevilla ve Bayern Münih karşı çıktı.

Pijamayla gelmeyeni soyarım’ demişti

Yonca Evcimik Harbiye’deki bir gece kulübünde pijama partisi verdi. Evcimik “Pijamayla gelmeyeni kapıda soyarım” demişti…
Yonca Evcimik dün Harbiye’deki bir gece kulübünde pijama partisi verdi.Zeynep Bastık, Faruk K ve Zeynep Dizdar gibi ünlü isimlerin de yer aldığı ve Türkçe pop şarkıların çalındığı partiden fotoğraflar sosyal medyada yayınlandı.Paylaşımlarda tüm konukların partiye pijamalarını giyip geldiği görüldü.Yonca Evcimik partiden önce Instagram hesabından yayınladığı videoda herkesin pijamalarını giyip gelmesini, giymeyeni ise kapıda soyacağını söylemişti.