Kuş gözlemcileri en son 2010’da Artvin’de ölü olarak bulunan ipekkuyruk kuşunu Rize’de görüntüledi.
Rize’de Boğaz Mahallesi sakinlerinden Adem Bakır’ın farklı bir kuş türü gördüğünü gözlemcilere bildirmesinin ardından araştırma başladı.
Kuş gözlemcileri, son olarak 2010’da Artvin’de ölü olarak bulunan ipekkuyruk kuşunu iki günlük çalışma sonucunda Trabzon hurması ağacında görüntüledi.
Kuşu görmek ve fotoğraflamak için çok sayıda gözlemci de mahalleye geldi.
“MUTLU OLDUK”
Kuş gözlemcisi Birol Hatinoğlu, ipekkuyruk kuşunun Norveç, Finlandiya ve Rusya’nın kuzeyinde yaşayan bir kuş türü olduğunu söyledi.
Bir bölge sakininin ağaçta gördüğü farklı kuş türüyle ilgili bilgi verdiğini ifade eden Hatinoğlu, “Gelip ipekkuyruk türü olduğunu görünce mutlu olduk” dedi.
Hatinoğlu, kuşun fotoğraflarını Türkiye’nin Anonim Kuşları’na (TRAKUS) ait “Trakus.org” adlı internet sitesine yükleyip, yetkililere Doğu Karadeniz’in 371’inci türü olarak onaylattıklarını da sözlerine ekledi.
“2010’DAN BERİ TAKİPTEYİM”
Gözlem için Trabzon’dan gelen Hakan Kahraman ise 2007’den itibaren kuş fotoğrafı çekip gözlem yaptığını söyledi.
İpekkuyruk fotoğrafı çekmek için 2010’dan beri takipte olduklarını belirten Kahraman, “Bugüne nasip oldu. Trabzon’dan hemen buraya gözlem için geldik. Bölgemiz için çok nadir, özel türlerden birisi” dedi.
“EVİMİZİ, İŞİMİZİ BIRAKIP GELDİK”
Kahraman, türün fotoğraflanarak kayıt altına alınmasının mutluluğunu yaşadıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Çok heyecan verici bir şey. Bazen çekim için gittiğimizde kuşu gözlemleyemiyoruz ama o bile keyif veriyor bize. Buraya, Trabzon’dan bugün nasıl geldiğimizi hatırlamıyoruz. Hepimiz evimizi, işimizi bırakıp geldik. O heyecanla bir anda onu görelim diye. Burada da ipekkuyruk görünce çok mutlu olduk. Doğu Karadeniz’de 371’inci tür oldu.”
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda kalacağı sürede yaptığı deneylere ilişkin bilgi vererek, “Mikro yerçekimi ortamı, bilimsel araştırmalar için Dünyada sahip olmadığımız çok farklı fırsatlar yaratıyor.” dedi.
Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki bilimsel deney çalışmalarına devam ediyor. Uzaydaki deneyimlerini ve merak edilenlerini paylaştı. Gezeravcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın ardından ilk canlı yayın bağlantısını Samsun Üniversitesi öğrenci ve akademisyenleri ile gerçekleştirdi. Öğrenciler sordu, ay yıldızlı bayrağımızı uzayda taşıyan Gezeravcı yanıtladı.
Öğrenciler akademisyenler ile Alper Gezeravcı arasında geçen diyaloglar ise şöyle:
‘Uzayda olmak nasıl bir duygu?’
Gezeravcı: Ay yıldızlı bayrağımızı uzayda taşımak şerefine nail olmak, tarif ötesi bir duygu. Sizlerin de desteğini burada hissetmek, benim his ve düşüncelerime paydaş olduğunuzu bilmek, mutlulukların aile ile paylaşıldığında çoğalması gibi deneyimlerimi daha da değerli hale getiriyor. Beni buraya taşıyan şanlı bayrağımızın, istasyonda asılı olduğu yerden her geçişimde, iradesi ve kararlılığı ile bu büyük adımı atan devletimizin, milletimize yaşattığı mutluluk, gurur ve heyecanı hissediyor ve ürperiyorum. Hatta yerçekimsiz ortamda olmasam, ayaklarımın yerden kesildiğini söylerdim. Ancak, bu deyimin mevcut ortamda fiziki bir karşılığı yok.
ULUSLARARASI UZAY İSTASYONU HAKKINDA BİZE BİRAZ BİLGİ VEREBİLİR MİSİN?
Gezeravcı: Görev yaptığımız Uluslararası Uzay İstasyonu, dünyanın alçak yörüngesinde yer alan bir uzay üssü. Dünya yüzeyinden ortalama 400 kilometre yükseklikte, saniyede yaklaşık 8 kilometre hızla hareket eden bu uzay üssü, düşük yerçekimi ortamında bilimsel deneyler yapılmasına imkân veren bir laboratuvar görevi görüyor. Bunun yanında, eşzamanlı olarak, dünyayı gözleyebildiğimiz insanlı yapay bir uydu niteliği de taşıyor. Saatte yaklaşık 28 bin kilometre hızla, dünyanın etrafında ortalama 90 dakikada bir tam tur atıyoruz. Boyutlarına gelecek olursak, yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğünde. 74 metreye 110 metrelik ölçüleriyle bu istasyon, insanoğlu tarafından bugüne kadar uzayda inşa edilmiş en büyük yapı olma özelliği taşıyor; ağırlığı ise yaklaşık 420 ton. ISS’i oluşturan ilk modüller, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’ne ait roketler ve uzay mekikleri ile taşındı. Bu istasyonda, o zamandan bu yana, pek çok devlet tarafından, birçok bilimsel alanda çalışmalar ve incelemeler gerçekleştirilmiş ve halen de gerçekleştirilmeye devam ediyor. Bu açıdan bakıldığında, insanlığın barışçıl biçimde ve iş birliği içinde, geleceğini şekillendirdiği bir anıt niteliğinde diyebiliriz.
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaşayabilmek ve oraya uyum sağlayabilmek için şu ana kadar ne tür aşamalardan geçtin?
Gezeravcı: Öncelikle, görevin fizyolojik gerekliliklerini karşılamaya yönelik alçak basınç odası ve santrifüj eğitimleri aldık. Bu eğitimlerde, bir uzay aracının fırlatma ve yörüngede seyir koşullarında ani ivmelenmelerini, çok kısa sürede yaşamanın insan vücudundaki etkileri ve bunlara karşı nasıl mukavemet gösterileceği üzerinde çalıştık. Ardından, fırlatmanın gerçekleştirileceği Falcon-9 roketi ve üzerindeki Dragon uzay aracının normal operasyonuna ve olası acil durum senaryolarına yönelik eğitimleri tamamladık. Bu kısım çok önemliydi. Nitekim; olası acil durum senaryolarının çeşitlendirilebileceği yüzlerce farklı senaryo kombinasyonu mevcuttu. Bunun ardından ise, uzay istasyonunun normal operasyonu ve acil durum prosedürlerini öğrendik. Ardından, kendi görevimize özgü ve gerçekleştireceğimiz bilimsel deneylerin teorik ve sonrasında uygulamalı eğitimlerini, Türk bilim insanlarının da katılımlarıyla kendi ülkemizde tamamladık. Son olarak ise, görevin sonunda dünyaya dönüş sürecinde karşılaşabileceğimiz, suya iniş sonrası acil durum senaryolarını çalıştık. Bu tür durumlarda hayatta kalma eğitimleri aldık.
Görev sonrası nereye iniş yapacaksınız?
Gezeravcı: Dragon kapsülü, görev dönüşü suya iniş yapmak üzere tasarlanmış bir uzay aracı. Planlı inişimiz, fırlatmanın da gerçekleşmiş olduğu Florida eyaletinin doğusundaki Atlas Okyanusu ve batısındaki Meksika Körfezi’nde yer alan toplam 7 potansiyel iniş noktasından birisine olacak. Neden potansiyel diyorum? Çünkü; inişe karar verilen gün ve saate ilişkin fırlatma öncesinde yapılan istatistiki değerlendirmeler güncel bilgiler ışığında gözden geçirilerek karar veriliyor. Meteorolojik bilgiler, dalga yükseklikleri ve bunun gibi iniş planlamasında etkili olan birçok faktörün, planlanan iniş zamanındaki durumuna göre iniş noktasına karar vermek gerekiyor. Tüm bu bahsettiğim detaylar, planlı iniş için geçerli. Bir de plansız inişler var ki; bu beklenmeyen durumlarda, acil durum senaryoları devreye giriyor. Bu tür bir durumda, dünya üzerinde meteoroloji ve arama-kurtarma şartları açısından değerlendirmesi yapılmış; risk faktörleri minimize edilmeye çalışılmış herhangi bir noktaya iniş gerçekleşebilir.
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda ne tür deneyler yapıyorsun?
Gezeravcı: Deney konularımız, malzeme bilimi, biyoloji, fizik, tıp ve genetik alanlarında farklı disiplinlerde araştırma konularını içeriyor. Bu deneyler bilim insanlarının ve öğrencilerin araştırmaları kapsamında gerçekleştiriliyor. Birkaç örnek vermem gerekirse, TÜBİTAK bünyesinde hazırlanan gMetal deneyimizde; kimyasal tepkimesiz koşullarda katı parçacıklar ile akışkan ortamı arasında homojen bir karışımın oluşturulmasına yerçekiminin etkisini araştıracağız. Diğer yandan, tıp alanında, uzay ortamının insan sağlığı üzerindeki etkilerini incelediğimiz bir deneyimiz var. Bu deneyde radyasyona maruz kalmanın kansere neden olan baskılayıcı hücrelere etkisi inceleniyor. Ayrıca, yerçekimsiz ortamdan etkilenen henüz işlevi keşfedilememiş genler ve bunların bağışıklık sistemiyle ilişkileri araştırılıyor. Bu etkilerin tespit edilebilmesi için, ilk önce dünyadayken kan örneklerim alındı. Şu anda da uzayda kan örneklerim alınmaya devam ediyor. Görev sonunda dünyaya inişimizi takiben de yine kan örneği vereceğim. Sonuçlar ilgili hocalarımıza gönderilecek.
TÜBİTAK UZAY Enstitümüz tarafından, gelecek günlerde gerçekleştirilmek üzere tasarlanan MİYOKA deneyimizde ise, Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ve ilk defa uzayda uygulanacak bir elektronik kart üretimi teknolojisi test edeceğiz. Rasat, Göktürk-2, İmece ve Türksat-6A uydularımızın kartları tasarlanıp üretilirken edinilen tecrübelerden ortaya çıkan bu özgün tekniğin, milli uzay programında yer alan diğer uzay projelerine, özellikle de Ay Araştırma Projesine paha biçilmez katkılar sağlamasını bekliyoruz. Bu deneyimizin entegrasyonu görevden sonra da devam edecek.
Son olarak, gençlerimizin devletimiz gözündeki önemini gösterdiği PRANET deneyinden bahsetmek istiyorum. Muş Bilim ve Sanat Merkezi’nden öğrenci kardeşlerimizin sunmuş olduğu PRANET deneyinde, propolis maddesinin etkilerini inceleyeceğiz. Tüm bu deney çalışmalarından elde edilen verileri, görev dönüşü beraberimde dünyaya geri getirerek, analiz ve değerlendirme için bilim insanlarımıza teslim edeceğim. Sonrasında da bu veriler değerlendirilerek ülkemizin uzayda yürütülen ilk bilimsel araştırmalarının sonuçları elde edilecek.
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yaptığın bu deneylerin bizlere ne gibi katkıları oldu ya da olacak?
Gezeravcı: Çok güzel bir soru ve farklı deneyler için çok farklı ve özel cevapları var. Ama ortak özelliklerine bakacak olursak, Dünya’daki yerçekimi, orada gerçekleşen tüm biyolojik, fiziksel ve kimyasal süreçler üzerinde büyük bir etkiye sahip. Bu etkiyi ortadan kaldırdığımızda, hücrelerin iletişim şekilleri ve maddeleri oluşturan kristal yapıların oluşumu gibi hassas süreçler de farklılaşıyor. Bilim insanlarının kanser, virüsler, genetik bozukluklar ve kalp hastalığı ile bağlantılı anahtar proteinlerin kristal yapılarını incelemelerini zorlaştırıyor. Oysa bu istasyondaki mikro yerçekimi ortamında bu kristalleri incelemek, bir tümörün nasıl geliştiğini analiz etmek ve bununla mücadele edecek yeni bir ilaç yapmak için araştırma yapmak mümkün. Dolayısıyla, mikro yerçekimi ortamı, bilimsel araştırmalar için dünyada sahip olmadığımız çok farklı fırsatlar yaratıyor.
Bizimle uzaydan fotoğraf paylaşacak mısın?
Gezeravcı: Evet tabii ki. Bu da görevimin bir parçası. Öncelikle, bilim insanlarımızın ihtiyaç duyduğu, deneylerle ilgili fotoğraf ve videoları çekiyorum. Planlanan deneyleri gerçekleştirip, bunlarla ilgili gerekli verileri eksiksiz şekilde toplamak ilk hedeflerden bir tanesi. Bunun yanında, fırsat oldukça, uzay istasyonu içinde de çekimler yapmaya çalıştım. Tabii bir de sizler için dünyanın fotoğraflarını çekiyorum. Bunları kademe kademe sizlerle paylaşacağım. Dünyamız okyanuslarının maviliğiyle, bulutlarının beyazıyla ve daha birçok rengiyle çok fotojenik bir gezegen, bunların fotoğrafları sizinle yakın bir süreçte buluşacak.
Orada bulunan, bu gurur verici faaliyetleri yürüten, Türkiye’nin ilk astronotu olmak sana neler hissettiriyor, ayrıcalıklı olduğunu hissediyor musun?
Gezeravcı: Çok değerli ve önemli görevin bir parçası olmaktan ve gelecek nesillerimizin hayallerini, gözleriyle görebildikleri gökyüzünün ötesine, uzayın derinliklerine taşıyabilmiş olmaktan son derece mutluyum. Benim buradaki varlığımdan ziyade, ülkemizin buradaki varlığını temsil etmenin sorumluluğu ağır basıyor. Kendimi milletimizin uzaya erişen eli olarak görüyorum. Ben, aslında geri kalanı yerde olan çok büyük bir ekibin parçasıyım. Biz ekip olarak, siz değerli gençlerin ve gelecek nesillerin göklere baktığında, Türkiye’nin orada da var olduğunu bilmesi için çalışıyoruz.
Pilotluktan gelen bir astronot olarak, yerçekimsiz ortamda en çok zorlandığın ve en rahat uyum sağladığın unsurlar hangileri oldu?
Gezeravcı: Uluslararası Uzay İstasyonunda, herkes için genelde en çok zorluk çekilen unsur “bir konumda sabit olacak şekilde durabilmek”. Bunu uzun süre yapmak neredeyse imkansız. En rahat hissettiğim ve dünyadaki uçuş tecrübemin sağladığı en büyük fayda, yerçekimsiz ortamda oryantasyonumu çok hızlı bir şekilde sağlayabilmek ve havada uçarcasına hareket edebilmek oldu. Kendimi mikro yerçekimi ortamında, çelik kanatlarım olmaksızın, bir kuş gibi gerçekten serbest ve özgür hissediyorum.
Uzaydan dünyayı izlemek nasıl bir duygu?
Gezeravcı: Tek kelime ile harika görünüyor. Bu derin ve karanlık uzay boşluğunda, bize ev sahipliği yapan dünya, rengiyle insanı büyüleyen bir güzelliğe sahip. Bu görüntü, uzay boşluğundaki yaşam alanımızın eşsiz değerini derinden hissetmeme ve bu güzelliği muhafaza etmek için elimden geleni yapmam gerektiğini bir kere daha idrak etmeme vesile oluyor. Gezegenimizi korumak için biz de ülke olarak yeşil ve temiz enerji üretimi projelerine odaklanmalıyız. Örneğin, buradan uzaya baktığımda Güneş’in sınırsız kaynağını görüyorum. Biz bu kaynağı dünya üzerinde çok sınırlı bir şekilde kullanabiliyoruz. Ayrıca Dünyaya benim bulunduğum yerden baktığınızda, onu sanki ilk defa görmüş gibi bir his kaplıyor içinizi. Buradan bakıldığında, yani yeterince uzaklaştığınızda, aslında tüm dünya sizin yuvanız oluyor. Şehirleri, ülkeleri, dağları, okyanusları ve üzerindeyken sanki birbirinden ayrı ve farklıymış gibi görünen tüm ayrıntılarıyla, onun aslında tüm insanlığın yuvası olduğunu fark ediyorsunuz.
Uzay İstasyonundan diğer tarafa, karanlık evrene bakmak ne hissettiriyor?
Gezeravcı: Uçsuz bucaksız bir boşluğa bakıyormuşum gibi hissediyorsun. Ama galaksiler ve yıldızlarla süslenmiş bir boşluk bu. 2023 yılında fırlatılan İMECE uydumuzun çektiği Ay fotoğrafını ilk kez gördüğümde müthiş etkilenmiştim. Şimdi buradan galaksilerin ve yıldızların büyüleyici görüntülerini gördükten sonra, evrenin sırlarının keşfinin ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum.
Dünyanın en büyük yolcu gemisi “Icon of the Seas” ABD’nin Florida eyaletinde bulunan Miami Limanı’ndan ilk yolculuğuna başladı.
Habere göre, kruvaziyer şirketi Royal Caribbean’a ait 365 metre uzunluğunda ve yaklaşık 250 bin ton ağırlığındaki gemi, Miami’den 7 günlük Karayipler turuna çıktı.
Finlandiya’nın Turku kentindeki bir tersanede 2 milyar dolara inşa edilen dünyanın en büyük yolcu gemisinin 7 bin 600 yolcu taşıma kapasitesi bulunuyor.
Öte yandan, çevreciler sıvılaştırılmış doğal gazla (LNG) çalışan dünyanın en büyük gemisinin havaya, zararlı metan gazı sızdıracağı konusunda uyarıyor.
Royal Caribbean ise geminin, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün modern gemiler için öngördüğünden yüzde 24 daha fazla enerji verimliliğine sahip olduğunu bildirdi.
Milyonlarca insanın yaşadığı dünyada hayatını adamaya değer birilerini bulmak o kadar da kolay değil. Üstelik bu durum, gösteri dünyasının, fiziksel avantaja sahip, milyon dolarlık kazançlar elde eden ünlüleri için de geçerli.
Tabii ki birçok kişiyle tanışma olanakları sıradan insanlardan daha fazla bu ünlülerin. Ama yine de bazıları aşkı başka yerlerde, yani modern çağların en gözde iletişim aracı internette arayabiliyor.
Bu ünlülerden bazıları “pırıltılı” dünyada aradıklarını tam olarak bulamadıklarından bazıları da sırf heyecan olsun diye böyle bir yöntemi tercih edebiliyor.
Kimi bunu gizli gizli yapsa da kimi de deneyimlerini sonradan herkesin duyabileceği şekilde açıklıyor.
PEŞİNDE ONCA YAKIŞIKLI VARKEN…
İşte bunlardan biri de Sharon Stone… Evet… İlerleyen yaşına rağmen hala dünyanın en güzel kadınlarından biri olarak nitelendirilen Sharon Stone bile hayatına renk katacak kişiyi bulmak için internetten yararlandığını itiraf etti.
Böyle uzaktan bakıldığında inanılmaz gelse de bu gerçek. Hollywood’un yıllara meydan okuyan yıldızı belli ki çevresinde aradığını bulamadı, o yüzden şansını internette denemeye karar verdi.
İngiltere’de yayınlanan The Times gazetesine verdiği röportaja bakılırsa da 65 yaşındaki Stone, bu deneyimi bir değil birkaç kez yaşadı.
Kısaca söylersek internet üzerinden tanıştığı bazı kişilerle önce sohbet etti, sonra fotoğraf alışverişinde bulundu ardından da onlarla buluştu.
Bir bakalım Sharon Stone’un anlattıklarına.
UYUŞTURUCU BAĞIMLISI BİR HÜKÜMLÜYLE BİLE BULUŞTU
Söylediğine göre Stone, internetten tanıştığı bir adamla Los Angeles’taki Bel Air Otel’de buluştu. Karşısına çıkan adam, bir uyuşturucu bağımlısıydı, üstelik bu yüzden hüküm bile giymişti.
Yine Stone’un anlattığına göre bedeninde neredeyse 20 bin tane enjeksiyon izi vardı.
Tabii ki bu durum Sharon Stone için bir hayal kırıklığı oldu. Garsona bir bardak su sipariş etti, buluştuğu adam ise kokteyl istedi.
Fakat sonrasında Stone buluştuğu kişiye “Üzgünüm, burada kalamam” dedi ve otelden çıkıp evinin yolunu tuttu.
BAZEN DE BULUŞTUĞU İNSANLARIN TERAPİSTİ GİBİ OLDU
Sharon Stone daha sonra da bu tür internet tanışmaları ve buluşmaları yaşadı. Bu şekilde tanıştıklarından bazılarıyla konuşurken kendini terapist gibi hissettiğini saklamadı Stone.
Ünlü yıldızın söylediğine göre buluştuğu adamlardan biri evliydi ve iki çocuğu vardı. Karısı boşanmak istiyordu ama genç adam bu durumla başa çıkamıyordu.
Bir başkası da kız arkadaşından ayrılmıştı. Çünkü ilişkileri sırasında sevgilisi hamile kalmıştı. Fakat tercihi evlenmek yerine bebeği aldırmak olmuştu.
Stone’un anlattığına göre bu genç adam sevgilisine hala aşıktı. Bu konuda “Onun bu süreçle başa çıkmasına destek oldum” diye konuştu ünlü oyuncu.
BİR LİSTESİ YOKMUŞ… ‘BU İŞLER ÖYLE YÜRÜMÜYOR’
Daha önce iki evlilik yaşayan Sharon Stone, aşktan yana umudunu kesmediğini de sözlerine ekledi. Güzel oyuncu “2024 yılında yüzde 100 aşık olmak istiyorum” diye konuştu.
Sharon Stone, idealindeki erkeğin nasıl olduğu sorulduğunda da şu yanıtı verdi: “Özel bir şey aramıyorum. Ben zaten hiç özel bir şey aramadım. Çünkü bu işlerin böyle yürüdüğünü sanmıyorum.”
Bu konuda sözlerini şöyle sürdürdü Sharon Stone” Bir gün bir yerde durursunuz. Birisi size doğru gelir, konuşmaya başlar. Sonra bir bakarsınız iki yıl geçmiş bile.”
Stone bu tür gönül ilişkilerinin planlı programlı değil kendi akışı içinde geliştiğini ifade etti bu sözleriyle.
İkili ilişlere sahip olmayan insanlara bakıldığında bunların bir liste çıkarıp listedeki özelliklere sahip birilerinin gelmesini bekleyenler olduğunu söyledi Sharon Stone.
İKİ KEZ EVLENİP BOŞANDI
Temel İçgüdü (Basic Instinct) ile 34 yaşında yıllardır aradığı şöhrete kavuşan Stone, bugüne kadar iki kez evlendi.
Yapımcı Michael Greenburg ile evliliği 1984 ile 1987 arasında sürdü.
Sonra gazeteci Phil Bronstein ile 1998 yılında hayatını birleştirdi. Bu evlilik de 2004 yılında sona erdi.
Sharon Stone’un hepsini evlat edindiği üç erkek çocuk annesi olduğunu da hatırlatalım. Stone 23 yaşındaki Roan Joseph’i Phil Bronstein ile evliyken evlat edindi. Bu yüzden büyük oğlu babasının soyadını taşıyor.
17 yaşındaki Quinn Kelly iye 18 yaşındaki Laird Vonne ise annelerinin soyadını aldı.
Ünlü ABD’li şarkıcı Taylor Swift’in yapay zeka tarafından oluşturulmuş, müstehcen içerikli sahte fotoğrafları sosyal medyada yayılınca ortalık adeta yangın yerine döndü. Beyaz Saray’ı bile alarma geçiren fotoğrafların yarattığı skandal yapay zeka tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Taylor Swift’in yapay zeka ile yapılan müstehcen görselleri, X (Twitter) platformundaki bir hesap tarafından yayınlanmıştı. Bu sahte fotoğraflar kısa sürede sosyal medyadan kaldırılsa da, şarkıcıya yakın kaynaklar Swift’in çok öfkeli olduğunu ve yasal işlem başlatmayı düşündüğünü söyledi.
Hafta başında, Taylor Swift’in müstehcen yapay zeka görüntüleri sosyal medya platformunda viral oldu ve şu anda X platformu kullanıcıları ünlü şarkıcının adını aradıklarında bir hata mesajıyla karşılaşıyorlar.
Sorunun ortaya çıkmasının ardından Elon Musk’ın sahibi olduğu X yetkilileri aramalarda Tylor Swift adı yazıldığında ortaya çıkan hata mesajının alınan bir önlem olduğunu söylediler ve “Bu geçici bir eylemdir ve bu konuda güvenliğe öncelik verdiğimiz için çok dikkatli davranıyoruz” açıklamasını yaptılar.
Yaşanan sahte görüntü skanalının ardından Taylor Swift ismiyle arama yapılması bile engellendi; ünlü şarkıcının ismi X platformunda aratılmak istendiğinde site hata veriyor
Rahatsız edici sahte görüntülerde 34 yaşındaki yıldız şarkıcı erkek arkadaşı Travis Kelce’in Kansas City Chiefs maçında çeşitli uygunsuz cinsel senaryolar içinde gösterilmişti. Bu görüntüleri paylaşan X hesabı kapatıldı ve yüklenen sahte görseller de ortadan kaldırıldı.
Ancak görseller ortada olmasa ve Taylor Swift adıyla X platformunda arama yapılması bile engellenmiş olsa da tepkiler dinmiyor. Swift hayranları, bilişim uzmanları ve hukukçular bu yapay zeka üretimi sahte görüntülerin zaten en başta hiçbir şekilde platforma yüklenememiş olması gerektiğini savunuyor.
34 yaşındaki şarkıcı skandalla ilgili henüz bir açıklama yapmadı, ancak hayranları “deepfake” olarak bilinen görüntülere karşı mücadele etmek amacıyla X (Twitter) platformunu onun hakkında olumlu mesajlarla dolduruyor.
Hayranları, şarkıcıyı kışkırtıcı pozlarda gösteren görüntüler hakkında “Yapay zeka resimlerini paylaşan insanlar hasta ve iğrenç. Taylor Swift’i ne pahasına olursa olsun koruyun” diyerek sayısız paylaşım yaparken bunun korkunç ve affedilemez bir suç olduğu ve sorumlularının mutlaka hapse atılması gerektiği söylendi.
Yapay zekayla oluşturulan sahte müstehcen görüntülerin Taylor Swift’i çok öfkelendirdiği ve yıldız şarkıcının yasal yollara başvuracağı iddia edildi
Yaşananların ardından Beyaz Saray dahi açıklama yapmak zorunda kalmış ve bu sahte görüntülerle ilgili endişelerini dile getirmişti.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karine Jean-Pierre, Taylor Swift’in yapay zeka tarafından oluşturulan sahte müstehcen içerikli görüntüleri ile ilgili olarak, “Taylor Swift’in sahte görüntülerinin sosyal medyada paylaşılması endişe vericidir. Bu tür olayların kadınları ve kız çocuklarını orantısız bir şekilde etkilediğini biliyoruz. Biden yönetimi, yasal önlem yoluyla sahte yapay zeka görüntüleri riskini azaltmamızı sağlamaya kararlıdır.” açıklamasını yapmıştı.
Elon Musk’ın sahibi olduğu X platformu güvenlik ekibi ise paylaşılan müstehcen görüntüler için “X’te rızaya dayalı olmayan müstehcen görüntüleri yayınlamak kesinlikle yasaktır ve bu tür içeriklere karşı sıfır tolerans politikamız vardır. Ekiplerimiz tespit edilen tüm görüntüleri aktif bir şekilde kaldırmakta ve bunları yayınlamaktan sorumlu hesaplara karşı uygun önlemleri almaktadır” açıklamasını yaptı.
Ancak platform bu görüntülerin ilk başta nasıl ve kimler tarafından siteye yüklendiğini, buna niçin en baştan izin verildiğini ise tüm baskılara rağmen açıklayamadı.
‘Dilek Taşı’ dizisindeki ‘Figen Kutlu’ karakteriyle göz dolduran Hazal Subaşı, ünlü olduktan sonra hayatında hiçbir şeyin değişmediğini açıkladı: “Tanındıktan sonra hayatımda çok farklılık olmadı, öyle şöhretli bir hayatım yok. Kendimi ünlü bir oyuncu gibi de hissetmiyorum.”
Geçen haftalarda final yapan dizi ‘Dilek Taşı’nda rol alan Hazal Subaşı önceki gün Nişantaşı’nda görüntülendi.
Oyuncu, tanındıktan sonra hayatının çok değişmediğini, kimi zaman toplu taşımayı da kullandığını açıkladı:
“Tanındıktan sonra hayatımda çok farklılık olmadı, öyle şöhretli bir hayatım da yok. Tatil günlerimde kişisel işlerimi halledip eve dönüyor ve dinleniyorum. Fakat çok evcimen değilimdir, sosyalimdir. Yoğun olduğum süreçlerde o boş günü trafikte geçirmeyip dinlenmek için evde zaman geçiriyorum. Şehir içinde vapura da biniyorum. Kimse şaşırmıyor. Öyle ünlü bir oyuncu gibi hayatım yok. Ben öyle hissetmiyorum.”
Oyuncu, ‘yüzüm eskimesin’ gibi bir düşünceyle hareket etmediğini ve beğendiği bir projede de oynayabileceğini ifade etti: “Bazen diyorlar ‘Üst üste projede oynamam’. Bu tip sınırlar koymuyorum. Bu biraz işe ve karaktere bağlı. Çok beğenirsem yaparım. Beğeneceğim bir şey gelene kadar da bekleyebilirim. Ama dinlenmek istiyorum.”
DİLEK TAŞI’NDA ÇALIŞMAK ZEVKLİYDİ
Hazal Subaşı, ‘Dilek Taşı’nda severek çalıştığını ve bir süre tatil yapacağını açıkladı:
“Set bitti, dizi sona erdi. ‘Dilek Taşı’nın ekibiyle çalışmak çok zevkliydi. Hepsini çok seviyorum. Hepimiz zaten yapım öncesinden de arkadaştık. Biz diziden memnunuz. Olduğu kadar ilerledi, güzel gitti dizimiz. Demek ki yapımın bu kadar sürmesi gerekiyormuş. Oyuncu olarak elimizden geleni yapıyoruz. O yüzden üzerimizde ayrıca bir sorumluluk hissetmiyoruz. Her zaman senaryoya hizmet edip çalışıyoruz.” ‘Dilek Taşı’nda Subaşı harici Salih Bademci, Ozan Dolunay, Perihan Savaş, Özge Özberk de rol alıyordu.
Kendine özgü stili ve duruşuyla moda dünyasının önde gelen isimlerinden Kate Moss geçen günlerde 50’nci yaşını kutladı. İkonların ikonu olarak anılan süpermodel yıllar içinde popülerliğinden hiçbir şey kaybetmedi ve zamana meydan okumaya devam ediyor.
Adı üzerinde moda, geçici hevesler âlemi. Tasarımcılar, süpermodeller ve ikonlar birbiriyle sandalye kapmaca oynuyor, altın çağını yaşayan isimler henüz o çağ kapanmadan değişiyor. Aslında moda dünyasını dev bir podyum gibi düşünebiliriz. Defilelerde gördüğümüz hareketlilik, bir anlamda bu endüstrinin değişkenliğini temsil ediyor. Alkışları tekrar tekrar duymak isteyenlerin işi hiç kolay değil. Ancak öyle biri var ki yıllar geçse de çekiciliğinden bir şey kaybetmiyor. Moda evreninin daimi ilham perisi ve stil ikonlarının stil ikonu: Kate Moss.
Moss’un moda yolculuğu 1988 yılında John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’nda başladı. O günlerde 14 yaşında olan süpermodel, New York’tan Londra’ya uçmaya hazırlanırken dünyanın en prestijli model ajanslarından Storm’un kurucusu Sarah Doukas tarafından keşfedildi. Kendisi her ne kadar o günlerdeki hali için “Kısa boylu, çarpık bacaklı ve çarpık dişliydim, kimse okuldaki en güzel kız olduğumu düşünmüyordu” dese de ajansıyla anında anlaşma imzaladı. İngiltere’nin Croydon şehrinde doğup büyüyen o genç kızın kariyerindeki dönüm noktasıysa 1990’da yaşandı. Dönemin popüler aylık dergilerinden The Face’in kapak kızı olmayı başardı. Objektifte efsanevi fotoğrafçı Corinne Day, Moss’u giydiren ekibin başındaysa dönemin en iyi stil danışmanlarından Melanie Ward vardı. Ward, Moss hakkında “Kate’i onunla tanıştığım andan itibaren sevdim. O kadar gerçek ki; hiçbir yapaylık yok. Her yönüyle güzel ve ilham verici. Ruhu, kişiliği, harika bir mizah anlayışı olan, birlikte vakit geçirmek isteyeceğiniz biri” diyor.
90’LARIN ASİ KÜLKEDİSİ
Birbirini izleyen reklam kampanyaları ve dergi çekimleri, Moss’un 18 yaşındayken Calvin Klein’ın yüzü oluşuyla taçlanıyor.
O günden sonra yalnızca Moss’un kariyerinde değil, moda dünyasında da hiçbir şey aynı kalmıyor. Cindy Crawford, Elle Macpherson, Claudia Schiffer, Naomi Campbell gibi 1,80’lik süpermodellerin fırtınalar estirdiği o günlere 1,70’lik boyuyla damgasını vuruyor. Kendi deyişiyle ‘çelimsiz kız’ dönemi başlıyor. Şimdinin bilinciyle haklı olarak eleştirilen ‘skinny’ (aşırı zayıf) vücut tipinin idealize edilişinde onun etkisini yadsıyamayız.
1994’te New York’ta Johnny Depp ile tanışan ve o günlerde 31 yaşında olan oyuncuyla büyük bir aşk yaşayan Moss, Depp’in uluslararası şöhreti sayesinde daha geniş bir kitle tarafından takip edilmeye başladı. Dağınık saçları, sigaraları ve umursamaz tavırlarıyla görüntülenen ikili artık gençlerin ideal çiftiydi. Sindirella’nın cam ayakkabıları yerine deri botlar giyen asi külkedisi Kate Moss, Depp’in yanı sıra hâlâ en yakın arkadaşlarından olan Naomi Campbell’la da partilere gidiyor, 90’ların asi gençlerine ilham veriyordu. Eğer o bugün bir moda efsanesiyse bunda üretkenliğinin yanı sıra kendine özgü stilinin payı var. Zira anlaşma yaptığı markaların onu bir elbise askısı gibi görmelerine izin vermedi. Blazer ceketler, beyaz tişörtler, babetler, ince askılı elbiseler, deri pantolonlar… Stilinin olmazsa olmazı haline gelen bu parçalar, onun gibi görünmek isteyen milyonlarca kadının da gardırobuna girdi.
YÜZLERCE KEZ KAPAK KIZI OLDU
Kate Moss’un kariyeri boyunca 500’den fazla kez kapak kızı olduğu tahmin ediliyor. Görünüşe bakılırsa ajansı ve kendisi bir noktadan sonra saymayı bırakmış. Reklam yüzü olduğu markalar ve podyumuna çıktığı defileler de saymakla bitmez. Yalnızca moda tasarımcılarına değil; Marc Quinn, Lucian Freud, Chuck Close gibi sanatçılara da ilham verdi. O meşhur figürüyle bazen bir heykele, bazen de bir tabloya dönüştü. Müzik grubu The White Stripes’ın ‘I Just Don’t Know What to Do with Myself’ klibinde direk dansı yaparak da çok konuşulmuştu.
ARTIK KENDİ AJANSI VAR
Süpermodel 2016’da 27 yıllık ajansı Storm Management’tan ayrıldı ve kendi yetenek ajansı Kate Moss Agency’yi kurdu. Tecrübesini modanın başka bir alanına taşıyan Moss’un ajans bünyesine aldığı ilk isimlerden biri de 2002 doğumlu kızı Lila Grace Moss oldu. Geçen günlerde 50’nci doğum gününü kutlayan ve yeni ajansının yanı sıra geçen yıl kurduğu güzellik markası Cosmoss’un da heyecanını yaşayan Moss, dur durak bilmeden çalışmaya ve moda dünyasındaki yerini sağlamlaştırmaya devam ediyor.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Sarıyer’deki Santa Maria Kilisesi’nde 1 kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırıyı düzenleyen 2 kişinin yabancı uyruklu olduğunu belirtti. Yerlikaya, saldırganların terör örgütü IŞİD’li olduğunu değerlendirdiklerini söyledi.
İstanbul Sarıyer’deki Santa Maria Kilisesi’nde 1 kişinin hayatını kaybettiği silahlı saldırıyı düzenleyen 2 kişi yakalandı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, gece saatlerinde saldırıya ilişkin basın açıklaması yaptı.
Yerlikaya, saldırının ardından 30’dan fazla adrese yapılan operasyonda 47 kişinin gözaltına alındığını söyledi.
Yerlikaya, “Gün boyu emniyet güçlerimiz 30 ayrı adrese baskın düzenledi ve şu ana kadar 47 şahıs gözaltına alındı. Son olarak ise saat 22.00’de belirlenen adrese yapılan baskında cinayet zanlısı her iki şahıs da yakalandı. Zanlıların her ikisinin de yabancı uyruklu olduğunu ifade etmek istiyorum. Biri Tacikistanlı, diğeri Rusyalı olan bu iki yabancı uyruklunun DEAŞ’lı olduklarını değerlendiriyoruz. Olayın üzerinden 12 saat bile geçmeden her iki katil zanlısını yakalayan İstanbul Emniyetimize, kahraman polislerimize teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
Bakan Yerlikaya, kilisede işlenen cinayetle ilgili zanlıların ifadelerinin alınacağını, olayla ilgili karanlık noktaların aydınlatılacağını söyledi.
“BİZ, TÜRKİYE’NİN HUZURU DİYORUZ.”
Medeniyetin baş tacı İstanbul’un farklı dinlere ve mezheplere asırlardır ev sahipliği yaptığını, yapmaya da devam edeceğini vurgulayan Yerlikaya, “Biz, Türkiye’nin huzuru diyoruz. Ülkemizin huzurunu bozmaya çalışanlara, teröristlere ve onların işbirlikçilerine ulusal olsun, uluslararası olsun suç odaklarına, birlik ve beraberliğimize kastedenlere asla ama asla göz açtırmayacağız. Hayatını kaybeden vatandaşımıza, ailesine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Bakan Yerlikaya, başta bölücü terör örgütü olmak üzere terörün her türlüsüyle azimle ve kararlılıkla mücadele ettiklerini aktararak, terör örgütü IŞİD’e yönelik 1 Haziran 2023’ten bugüne kadar toplam 1046 operasyon yaptıklarını, gözaltına alınan 2 bin 86 şüpheliden 529’unun tutuklandığını, 404’ü hakkında ise adli kontrol kararı alındığını bildirdi.
BAKAN TUNÇ: SORUŞTURMA ÇOK YÖNLÜ SÜRDÜRÜLÜYOR
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma hakkında açıklama yaptı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İstanbul Sarıyer’de Santa Maria Kilisesindeki ayin sırasında bir vatandaşımızın silahlı saldırı sonucu öldürülmesi olayına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında olayın zanlıları yakalanarak gözaltına alınmıştır. Zanlılar ve bağlantılarına yönelik soruşturma çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir. Hayatını kaybeden vatandaşımızın yakınlarına başsağlığı diliyorum. Milletimizin huzur ve güvenliğine kasteden terör örgütlerine ve şer odaklarına asla fırsat verilmeyecektir” ifadesini kullandı.
Ünlü şarkıcı Alişan, Eskişehir Sivrihisar’daki konserine giderken yolda fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Yapılan tahlillerin ardından ünlü şarkıcının acil apandisit ameliyatı olmasına karar verildi. Alişan’ın ameliyatı başarılı bir şekilde gerçekleşti.
Hafta içi her gün TRT1 ekranlarında program yapan Alişan, konserlerine de hız kesmeden devam ediyor.
Eskişehir Sivrihisar’daki konseri için yola çıkan Alişan, şiddetli karın ağrısı nedeniyle hastaneye kaldırıldı.
Yapılan tahlillerin ardından ünlü şarkıcının acil apandisit ameliyatı olmasına karar verildi. Alişan, konserin ertelendiğini açıkladı.
ALİŞAN’DAN AÇIKLAMA
Instagram hesabından yaşadığı talihsiz olayı anlatan Alişan, “Sivrihisar konserine giderken sağ tarafımda dayanılmaz bir ağrıyla Bursa’da acile geldik. İlaçlı tomografi ve kan tahlili neticesi bugün apandisit ameliyatı olmam gerektiğini söyledi hocalarımız. Sivrihisar konseri bugün için kısmet olmadı maalesef. Acil ameliyat denmese vallahi geliyordum. Sözüm söz, ameliyat olur olmaz ne zaman isterseniz geleceğim” ifadelerini kullandı.
AMELİYATI GERÇEKLEŞTİ
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’ne başvuran ünlü sanatçı Alişan, hızlıca ameliyata alındı. Alişan’ın ameliyatının başarılı bir şekilde geçtiği öğrenildi.
ALİŞAN’IN DOKTORUNDAN AÇIKLAMA
Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Ertem, ünlü sanatçının ameliyat sonrası sağlık durumuna ilişkin olarak şu bilgileri verdi:
“Sanatçımız Alişan’ı akut apandisit tanısı ile saat 16:00’da ameliyata aldık. Ameliyat başarılı geçti. Sayın Alişan’ın genel durumu iyi. Tüm sevenlerine ve Alişan’a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz”
Yunanistan Ligi’nin 20. haftasında Fatih Terim’in çalıştırdığı Panathinaikos deplasmanda Lucescu’nun oğlu Razvan Lucescu’nun ekibi lider PAOK’a konuk oldu. Fatih Terim’in ekibi 90 dakika sonunda ilk mağlubiyetini aldı. Hem maç sırasında hem de maç sonunda gergin anlar yaşandı. Fatih Terim büyük tepki gösterdi.
Yeşil sahalara Yunanistan’a transfer olarak dönen Fatih Terim burada ilk yenilgisini aldı. Razvan Lucescu’nun çalıştırdığı lider PAOK’a konuk olan Panathinaikos sahadan 2-1 yenik ayrıldı. Hem maç içerisinde hem de maç sonrası gergin anlar yaşandı. Fatih Terim’in adeta çıldırdığı maçta güvenlik güçleri olaylara müdahale etti.
Fatih Terim Yunanistan Ligi’nde ilk mağlubiyetini tattı. Lider PAOK deplasmanının ilk yarısının son bölümünde sinirler oldukça gerilirken Terim adeta çıldırdı. Güvenlik güçlerinin müdahale ettiği olayların yatışmasının ardından maç kaldığı yerden devam etti.
BERABERLİK GELDİ AMA…
Lider PAOK, maçın 43. dakikasında Kiril Despodov’un golüyle ilk yarıyı 1-0 önde kapadı. İkinci yarıya baskıyla başlayan Panathinaikos, 51. dakikada Trabzonspor’dan transfer edilen Anastasios Bakasetas’ın penaltı golüyle eşitliği yakaladı. Ancak Fatih Terim’in ekibinin sevinci kısa sürdü. 56. dakikada Despodov, PAOK’u tekrar öne geçirdi. 90 dakika boyunca iki takımın atakları sonuçsuz kaldı ve PAOK kendi evinde Panathinaikos’u 2-1 devirdi.
Fatih Terim Panathinaikos’un başındaki ilk mağlubiyetini aldı. Konuk ekip Panathinaikos’ta Willian Arao ve Anastasios Bakasetas maça 11’de başladı ancak yedek kulübesindeki Samet Akaydın maçta şans bulamadı.
POLİS SAHAYA GİRDİ, FATİH TERİM ÇILDIRDI
Maçın ilk yarısının sonlarına doğru ev sahibi PAOK’un bulduğu gol sonrası ortalık karıştı. Fatih Terim ile Razvan Lucescu arasında tartışma yaşandı. Gerginliğin dozu artarken olaya sahaya giren polisler müdahale etti.
Yaşanan olaylar sonrası Panathinaikos’ta Fatih Terim’in yardımcı antrenörlüğünü yapan Necati Ateş ile PAOK yardımcı antrenörü sarı kart gördü. Maçla ilgili sosyal medyaya düşen görüntülerde Fatih Terim’in sinkaflı sözler sarf ettiği görüldü.
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın Bolu’yu övmek için yaptığı son paylaşım tepki çekti. Özcan paylaşımında pavyon göndermesi yaptı, paylaşımındaki video İnci Taneleri dizisinin çok konuşulan dansıyla başladı. Özcan tepkilerin ardından videoyu sildi.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu dönemde CHP’den ihraç edilen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan 28 Aralık tarihinde partisine geri dönmüştü.
İhraç edildiği dönemdeki çıkışlarıyla çok konuşulan Özcan bu kez bambaşka bir konuyla gündeme geldi.
Bolu’yu övmek için pavyon temalı bir video paylaşan Özcan, “Babamdan kalan tarlayı sattım, sana Bolu’dan ev aldım. Türkiye’nin en güzel şehri Bolu’ya bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Yılmaz Erdoğan’ın İnci Taneleri adlı dizisinin çok konuşulan Dilber dansıyla başlayan videoya tepki üzerine tepki yağdı. Kullanıcılar, “Sirke çevirdiniz siyaseti, payvon güzellemesi yapma, rezalet tweet, hiç de komik olmamış” diyerek Özcan’ı eleştirdi.
İşte o tepkilerden bazıları
TEPKİLERİN ARDINDAN SİLDİ
Tanju Özcan, tepkilerin ardından ‘Dilber’ videosunu sildi.
Dün Ankaragücü ağlarını 2 kez havalandıran Fenerbahçe, Avrupa’nın 5 büyük liginde devleri geride bıraktı. Almanya’da Bayer Leverkusen resmi maçlarda 85, İngiltere’de Liverpool 84, M.City 81, İspanya’da Real Madrid 75, Fransa’da PSG 68, İtalya’da İnter 62 gol atarken F.Bahçe 101 golle zirveye çıktı.
Ankaragücü karşılaşmasında 1-0 yenik durumdayken Cengiz Ünder’in dublesiyle kazanmayı başaran Fenerbahçe 2023-24 sezonunda Süper Lig ve Avrupa’nın 5 büyük liginde bu sayıya ulaşan ilk takım oldu.
36. RESMi MAÇTA 30. GALiBiYET
Almanya’da Bayer Leverkusen resmi maçlarda 85, İngiltere’de Liverpool 84, M.City 81, İspanya’da R.Madrid 75, Fransa’da PSG 68, İtalya’da da İnter 62 gol attı. · SARI lacivertliler kulüp tarihinde ilk defa 36. resmi maçında 30. galibiyetini bu sezon elde etti. Kanarya bu seride 3 kez kaybederken 3 kez de sahadan beraberlikle ayrıldı.
Ayrıca 2023-24 sezonunda Süper Lig’de 61 gol atan Fenerbahçe lig tarihinde 23’üncü maçlar itibarıyla sadece 1988/89’da daha yüksek bir sayıya ulaştı (63).
CENGiZ, KANARYA’NIN ‘YÜZ’AKI
Fenerbahçe’nin bu sezon 100 ve 101. gollerini ağlara gönderen Cengiz Ünder 2023- 24’te Süper Lig’de Aytaç Kara ile birlikte ceza sahası dışından en fazla gol atan oyuncu konumunda. Milli futbolcu 4 kezle, en üst lig kariyerinde ağları bu bölgeden en fazla havalandırdığı sezonu geçiriyor.
Trendyol Süper Lig’in 23. haftasında Sivasspor sahasında ağırladığı Beşiktaş’ı, Rey Manaj’ın 6. dakikada attığı tek golle 1-0 mağlup etti. Beşiktaş bu sonucun ardından üst üste üçüncü maçından da galibiyet çıkartamadı.
Trendyol Süper Lig’in 23. haftasında Sivasspor ile Beşiktaş, Yeni 4 Eylül Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.
Zorlu mücadelede ev sahibi Sivasspor, Beşiktaş’ı bu sezonun en formda isimlerinden biri olan Rey Manaj’ın 6. dakikada attığı tek golle 1-0 mağlup etmeyi başardı. Sivasspor bu galibiyetin ardından puanını 29’a çıkarırken, Beşiktaş ise 36 puanda kaldı.
Beşiktaş önümüzdeki hafta sahasında Trabzonspor’u konuk edecek. Sivasspor ise deplasmanda Ankaragücü ile karşılaşacak.
BÜLENT UYGUN KIRMIZI KART GÖRDÜ
Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun, hakeme itirazlarından dolayı 80. ve 83. dakikalarda gördüğü sarı kartların ardından kırmızı kart ile tribüne gönderildi.
BEŞİKTAŞ’IN PAYLAŞIMI DİKKAT ÇEKTİ
Sivasspor-Beşiktaş mücadelesi devam ederken siyah-beyazlı takımın sosyal medyadan paylaşımı oldukça ses getirdi. Beşiktaş, Salih Uçan’ın yerde kaldığı pozisyonda VAR ile iptal edilen penaltıya gönderme yaptı.
İşte Beşiktaş’ın paylaşımı:
FEYYAZ UÇAR’DAN AÇIKLAMA
Beşiktaş Futbol Şube Sorumlusu ve Basın Sözcüsü Feyyaz Uçar, Sivasspor maçı sonrasında açıklamalarda bulundu.
Feyyaz Uçar açıklamasında; “Niye VAR çağırıyor? Niye iptal oluyor? Bu VAR’da AVAR’da ne oluyor bunu anlamıyoruz. Biri de bizim için şu VAR kayıtlarını açıklasın. Hep aynı şeyler, hep aynı haksızlıklar. Aynı zamanda rakip takım da şikayetçi. Bunlar 3 nesil hakem. Dedelerinden büyüklerimiz çekti. Biz çocuklarından çektik. Hala çekmeye devam ediyoruz. Düzgün yönetin, bu kadar zor mu bu. Kazanan takımı tebrik ediyoruz ama bizim eleştirimiz sadece bugüne değil.” dedi.
Uçar sözlerinin devamında; “Oyuncumuzun yan bağları kopuyor. Rebic’e arkadan kasti tekme var. Kırmızı yok. Geçen hafta da söyledim. Hakemden gol yiyen takımız biz Beşiktaş olarak. Konuşmak istemiyoruz ama rica ediyoruz. Artık yeter. Geçen hafta söylediğimiz gibi, bu hafta yönetim kurulunda toplantı yapacağız. Eski bir hakem arkadaşımız bize rapor sunacak. Bundan sonra bunları kamuoyu ile paylaşacağız. Beşiktaş takımının düzgün yönetime ihtiyacı var. Bu aile hakemlerinden kurtulalım artık.” ifadelerini kullandı.
MAÇTAN ÖNEMLİ DAKİKALAR
1′ Sivasspor-Beşiktaş maçında ilk düdük sesi geldi.
5′ Sivasspor gole çok yaklaştı. Barrow’un arka direğe ortasında Appindangoye’nin kafa vuruşunu Ersin zorlukla da olsa çelmeyi başardı.
6′ Sivasspor gol perdesini açan taraf oldu. Manaj’ın ceza sahası dışından çektiği şut savunmaya çarptı ve Ersin’in hatası sonucunda golle buluştu.
12′ Ersin’den çok kritik kurtarış. Savunma arkasına sarkan Barrow bir anda Ersin ile karşı karşıya kaldı. Barrow’un şutunda Ersin gole izin vermedi.
20′ Beşiktaş’ın kazandığı penaltının ardından pozisyonu VAR’dan izleyen Ali Şansalan penaltıyı iptal etti.
35′ Beşiktaş etkili geldi. Rashica’nın rakibinden sıyrılıp ceza sahası içinden yaptığı yerden vuruş yan ağlara kaldı.
45′ Sivasspor, Beşiktaş karşısında ilk yarıyı 1-0’lık skorla önde tamamladı.
46′ İkinci yarı başladı.
48′ Beşiktaş direğe takıldı! Ghezzal’ın pasında savunma arkasına çok iyi bir koşu yapan Cenk Tosun’un vuruşu üst direkten oyun alanına döndü.
54′ Ali Şaşal’dan çok kritik kurtarış. Kornerden gelen topta kalesinden açılan Ali Şaşal, Bakhtiyor’un kafa vuruşunda nefis bir refleksle topun ağlarla buluşmasını engelledi.
65′ Sivasspor tehlikeli geldi. Manaj’ın tek başına sürüklediği atakta golcü isim ceza sahası içinden vuruşunu yaptı ancak çerçeveyi bulamadı.
83′ Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun ikinci sarı karttan kırmızı kart gördü.
90+1′ Beşiktaş beraberlik golüne çok yaklaştı. Rashica’nın ceza sahası içinden uzak köşeye yaptı vuruş az farkla auta gitti.
Heavy Metal müziğin oluşmasında büyük önem arz eden Judas Priest, İstanbul’da konser verecek. Konser biletleri ise bugün satışa çıktı.
Yıllardan beri Türkiye’de rock ve heavy metal konserleri gerçekleşmiyordu. Müzikseverler bu yıl konserlere doyacak. Scorpions ve Megadeth’in ardından Judast Priest de İstanbul’da konser verecek. Scorpions ve Megadeth’in biletleri dakilarca içinde tükenmişti. Scorpions ikinci konser verme kararı almış ve yine biletler gün içerisinde tükenmişti.
Judas Priest, Invincible Shield Tur kapsamında konserini 24 Temmuz’da Parkorman’da konser verecek.
Dua Lipa’nın ilk oyunculuk deneyimini sergilediği “Argylle” filmi izleyiciyle buluşmak için gün sayıyor. Şarkıcılık kariyeriyle bilinen Lipa’nın nasıl bir oyunculuk sergileyeceği ise merak konusu oldu.
Dua Lipa’nın ilk oyunculuk deneyimini sergilediği “Argylle” filmi izleyiciyle buluşmak için gün sayıyor. Şarkıcılık kariyeriyle bilinen Lipa’nın nasıl bir oyunculuk sergileyeceği ise merak konusu oldu.
Don’t Start Now”, “Physical” ve “Levitating” gibi şarkılarla tanınan İngiliz şarkıcı Dua Lipa, müzik kariyerinde emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor.28 yaşındaki Lipa, bu günlerde yeni şarkıısı “Training Season”ı yayınlamaya hazırlansa da ilk oyunculuk deneyimini sergilediği “Argylle” daha çok ses getirecek gibi görünüyor.
Şarkıcı, Superman rolüyle akıllarda yer eden İngiliz oyuncu Henry Cavill ile Argylle filminde rol aldı. Lipa’nın nasıl bir karakter canlandıracağı ise merak konusu.Film 2 Şubat’ta vizyona girecek.
Filmin Londra prömiyerine katılan Lipa, kızıl saçlarıyla uyumlu bordo elbisesiyle (Gucci) gecenin yıldızı oldu.
BARBIE FİLMİNDE OYNADI
Lipa, daha önce “Dance The Night Away” şarkısını hazırladığı Barbie filminde konuk oyuncu olarak yer almıştı.
ARGYLLE KONUSU
Dünyayı dolaşan casus Argylle’ın ABD, Londra ve diğer egzotik yerlerdeki maceralarını konu alan filmde Henry Cavill başrolde yer alıyor.ARGYLLE KADRO
Yönetmen koltuğunda Matthew Vaughn’un oturduğu filmin oyuncu kadrosunda Bryce Dallas Howard, Sam Rockwell, Bryan Cranston, Catherine O’Hara, John Cena, Ariana DeBose ve Samuel L. Jackson yer alıyor.
2000’li yıllara damgasını vuran Justin Timberlake yeni single’ı “Selfish” ile müziğe geri döndü! Yeni albümünü 15 Mart’ta piyasaya çıkarmaya hazırlanan şarkıcı, dünya turnesini duyurdu.
Dünyaca ünlü şarkıcı Justin Timberlake müzik kariyerinde yeni bir döneme adım atıyor. Yeni single’ı “Selfish”i yayınlayan şarkıcı, yeni albümünü duyurdu.
Timberlake, yaklaşık 6 yıl sonra ilk solo abümü Everything I Thought It Was’ı 15 Mart’ta sevenleriyle paylaşacak. Timberlake’in son albümü Man of the Woods’u 2018 yılında yayınlanmıştı.
Timberlake, Louis Bell, Cirkut, Theron Thomas, Amy Allen tarafından yazılan ve yapımcılığını Timberlake, Louis Bell ve Cirkut’un üstlendiği “Selfish”, 2018 tarihli Man of the Woods albümünden bu yana Justin’in ilk solo çalışması. Bradley J. Calder tarafından yönetilen müzik klibi ise sosyal medyada uzun süre gündem oldu.
TURNEYE ÇIKACAK
10 Grammy ödüllü şarkıcı, albüm müjdesinin ardından Forget Tomorrow World Tour adlı dünya turnesini duyurdu. Şarkıcı, turne kapsamında ilk konserini 29 Nisan’da Kanada’da verecek.
Netflix, Oscar ödüllü oyuncu Halle Berry’nin başrolde yer aldığı The Mothership filmini iptal etti.
Yayıncı, yapımı 2021’de tamamlanan ancak gecikmelerle karşı karşıya olan The Mothership filminde ilerlememeye karar verdi.
Halle Berry’nin başrolde yer aldığı bilim kurgu gerilim filmi The Mothership, Netflix’in post prodüksiyonu durdurma kararı almasının ardından yayınlanmayacak.
Çekimleri 2021’de tamamlanan The Mothership’in ilk olarak 2022’de vizyona girmesi planlanıyordu ve hatta filmin tanıtımına da yer verilmişti. Ancak Variety’nin haberine göre film birden fazla gecikmenin kurbanı oldu ve artık tamamen iptal edildi.
Filmin önemli ölçüde yeniden çekimler gerektirdiği iddia edildi; ancak bu, çocuk oyuncuların büyümesi nedeniyle pahalı ve zor olacaktı.
Film, Steven Spielberg’in 2015 yapımı draması Casuslar Köprüsü’nün (Bridge of Spies) senaryosunu yazan Matthew Charman tarafından yazıldı ve yönetildi.
Bu haber, post prodüksiyon aşamasında iptal edilen 90 milyon dolarlık DC macerası Batgirl ve geçen yıl Coyote vs Acme’nin de prodüksiyonun tamamlanmasına rağmen vizyona girmeyeceğinin ortaya çıkması gibi iptallerin ardından geldi.
Geçtiğimiz yıl Netflix, tamamlanmış iki filmi yayınlamamaya karar vermişti ancak yapımcıların bunları başka bir yerden satın almasına izin verdi.
Henüz ne Berry ne de Netflix resmi bir açıklama yaptı.
Van’ın Muradiye ilçesinde bulunan Muradiye Şelalesi, son günlerde etkili olan yağışların ardından karla kaplandı. Kar örtüsünün altında saklı kalan şelale, görenleri hayran bırakıyor.
Muradiye ilçesinde yaklaşık 20 metre yüksekten akan şelale, kar örtüsünün arasından süzülen sularıyla ziyaretçilerinin hayran kaldığı güzelliğe büründü.
Her mevsim farklı bir manzarayla yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çeken şelale, çevresindeki kar örtüsü ve kırağı tutan ağaçlar, dronla görüntülendi.
Kıvanç Tatlıtuğ ile Serenay Sarıkaya’nın başrollerini paylaştığı Aile dizisindeki samimi sahneleri nedeniyle Tatlıtuğ’un evliliğinde kriz çıktı. Kıvanç Tatlıtuğ ile eşi Başak Dizer’in arasının açıldığı, Kıvanç Tatlıtuğ’un çekilen samimi bir sahnenin yayımlanmamasını istemesine rağmen sosyal medyada gördüğü iddia edildi. İşte detaylar…
Kıvanç Tatlıtuğ ile Serenay Sarıkaya’nın başrollerini paylaştığı Aile dizisindeki samimi sahneleri nedeniyle Tatlıtuğ’un evliliğinde kriz çıktı. Kıvanç Tatlıtuğ ile eşi Başak Dizer’in arasının açıldığı, Kıvanç Tatlıtuğ’un çekilen samimi bir sahnenin yayımlanmamasını istemesine rağmen sosyal medyada gördüğü iddia edildi. İşte detaylar…
Serenay Sarıkaya ile Kıvanç Tatlıtuğ’un başrollerinde yer aldığı Aile dizisinde yakın bir sahne Kıvanç Tatlıtuğ ile eşi Başak Dizer Tatlıtuğ arasında krize neden oldu.
Sabah’ta yer alan habere göre; Kıvanç Tatlıtuğ, Aile dizisinde Serenay Sarıkaya ile çektikleri bir sahne nedeniyle eşi Başak Dizer Tatlıtuğ ile ayrılma noktasına geldi.
İddialara göre; Aile dizisinde başrolleri paylaşan Serenay Sarıkaya ve Kıvanç Tatlıtuğ için bir samimi, yakınlık sahnesi çekildi. Ancak Tatlıtuğ yapım ekibinden bu sahnenin yayımlanmamasını talep etti. Tatlıtuğ eşine, samimi sahnelerde oynamayacağı sözünü vermişti.
Söz konusu samimi sahnenin sosyal medyada paylaşıldığı ve Tatlıtuğ’un paylaşımları gördüğü söylendi.
Sahnenin sızdırıldığını gören Kıvanç Tatlıtuğ’un, “Bir daha sizinle çalışmayacağım, tebrikler şimdi sayenizde boşanabilirim” dediği iddia edildi.
Efsane müzisyen Kurt Cobain’e ait olduğu iddia edilen otopsi raporu, neredeyse otuz yıl sonra gün yüzüne çıktı. Daha önce kamuya açıklanmamış olan bu belgeyi, özel dedektif Tom Grant ortaya çıkardı. Grant, raporu resmi olarak Kurt Cobain’in otopsi raporu olarak tanımlayarak, Twitter hesabında paylaştı.
KİLİT NOKTALAR
Kurt Cobain’in Sızdırılan Otopsi Raporu:
Cobain’in sızdırılan otopsi raporu, onun trajik ölümüne dair olan olayları tekrar gündeme getirerek müzik tarihinde önemli bir anı yeni bir ışık altına koymaktadır.
Araştırmacının Açıklaması:
1994’ten beri olaya sürekli dahil olan Tom Grant, Cobain’in ölümüyle ilgili tüm detayları araştırıyor. Otopsi raporunu kamuya açık hale getirmesi, belgenin ilk defa açıklanışı oldu. Grant’ın bu hareketi, uzun süre gizli kalan raporu gün yüzüne çıkardı ve olay yeniden ilgi uyandırdı.
Tartışma ve Spekülasyon:
Otopsi raporunun sızdırılması, belgenin gerçekliği konusunda tartışmalara neden oldu. Grant, belgenin gerçek olduğunu iddia etse de, onu nereden elde ettiği konusunda bilgi vermedi. Özellikle, orijinal otopsi raporu Washington eyalet yasaları nedeniyle resmi olarak açıklanmamıştı. Ancak, Grant’ın eylemleriyle bu hukuki kısıtlamalar atlanınca etik ve hukuki endişelere neden oldu.
Açığa Çıkan Gerçekler ve İçerik:
Sızdırılan rapor, Cobain’in ölümünün yaygın olarak bilinen bir intihar sonucu olduğunu doğruluyor ve bu intiharın kendine yöneltilmiş bir ateşli silah yarası içeriyor. Ayrıca, belgenin, Cobain’in ölüm anındaki sistemde bulunan maddelere dair detayları içerdiği iddia ediliyor. Bu açıklamalar, Nirvana’nın efsane solistinin trajik kaybına dair halkın ilgisini üzerine çekiyor.
Etki ve Miras:
Kurt Cobain’in 27 yaşındayken meydana gelen ani ölümü, müzik dünyası ve ötesinde derin bir etki bıraktı. Onun mirası, dünya çapındaki hayranları ve takipçileri arasında hala yankılanıyor. İddia edilen otopsi raporunun ortaya çıkması, Cobain’in yaşamı ve sanatının kalıcı etkisi üzerine tartışmalara ve düşüncelere yol açtı.