Hadise’nin Harbiye Açıkhava’daki sahne şovu, Attila Atasoy’la Nükhet Duru arasında polemik yarattı. Ünlü popçuya övgüler yağdıran Atasoy, kendisine “Gözlerine perde mi indi?” diye soran Duru’ya sert karşılık verdi: “Senin tuhaf göbek-kalça danslarına mı razı olalım yani?”
Pop müziğin ünlü ismi Hadise, 10 ve 11 Temmuz’da Harbiye Açıkhava’da dinleyicileriyle buluştu. Şarkıcının iddialı sahne şovları sosyal medyada ses getirdi.
Hadise’yi izlemeye giden Attila Atasoy, çektiği videoları sosyal medyada paylaşarak popçuya övgüler yağdırdı: “Süper Hadise. Müthiş bir koreografi, müthiş bir ekip ve müthiş bir Hadise. Türkiye’de şov ve dansta tek geçerim.”
Ancak Nükhet Duru aynı fikirde değildi. Ünlü sanatçı, Atasoy’un paylaşımının altına “Gözlerine perde mi indi Attilacığım?” şeklinde bir yorum yazdı.
ONU ÇEKEMİYORLAR
Attila Atasoy, hem Hadise’yle ilgili yorumunu eleştirenlere hem de Nükhet Duru’ya şöyle yanıt verdi: “Hadise’nin şovunu methettim diye beni tefe koydular. Müthiş kalabalık bir ekip, sahne tasarımı ve koreografiyle sergilenen son derece başarılı bir şovdu. Belçika’da eğitim almış, küçüklüğünden beri dans edip şarkı söyleyen Hadise kardeşimizi niçin çekemiyorlar anlamadım. Türk sahnelerinde gördüğüm en iyi danslı şovları Hadise ve Edis yapıyor. En şaşırdığım eleştiri de Nükhet Duru’dan geldi. ‘Gözlerine perde mi indi Attilacığım’ demiş. Nükhetçiğim bir âlemsin. Senin tuhaf göbek-kalça danslarına mı razı olalım yani?”
HADİSE’YLE TANIŞMIYORUM
Hadise’nin Harbiye Açıkhava’da sergilediği sahne şovunu yerinde izleyen ve beğenisini sosyal medya paylaşımında dile getiren Attila Atasoy, ünlü popçuyu övdüğü için topa tutulduğunu söyledi, kendisine yöneltilen eleştirilere “Hadise’yle hiç tanışmıyorum. Kendim dahil kimseye de torpil yapmam” diye yanıt verdi.
İngiliz kraliyet ailesinin gözde çifti; Galler Prensi William ile karısı Galler Prensesi Kate Middleton geçtiğimiz hafta sonu Wimbledon Açık’ta erkekler finaline ailece damga vurdular.
Kate ve William, dünyanın bu en prestijli tenis turnuvasının finaline büyük çocukları 12 yaşındaki George ve 10 yaşındaki Charlotte ile birlikte gitti.
Etraflarına gülücükler dağıtan aile, heyecanla maçı izledi.
Kate her zamanki gibi şıklığıyla, William farklı kesim ceketiyle, George takım elbisesiyle Charlotte da annesini aratmayan şıklığı ve aslında kraliyet ailesinin yazılı olmayan kurallarına ‘kafa tutan’ pembe ojeleriyle dikkat çekti.
KADRONUN EN RENKLİ ELEMANI EKSİKTİ
Elbette Galler ailesinin hayranlarının daha ilk andan gözden kaçırmadığı gibi bir eksik vardı kadroda: Kate ile William’ın en küçük oğlu Louise.
Daha anne ve babasının kucağında Trooping the Colours etkinliğinde dünya sahnesine çıktığı ilk andan itibaren Louis, tıpkı kardeşleri gibi dikkat çekti.
Ama yıllar içinde yaşlarından daha ağır başlı davranışlar sergileyen George ile Charlotte’u geride bıraktı. Tabii ki afacanlığı ve yerinde duramaz tavırlarıyla yaptı bunu da.
Geçtiğimiz nisan ayında 7 yaşına giren Louis, büyüdükçe az da olsa olgunlaşıyor ama hala o çocuksu yaramazlıklarını ve kural tanımazlıklarını da elden bırakmış değil.
Louis, pazar günü Wimbledon erkekler finalinde ailesinin yanında değildi. Büyük olasılıkla henüz 8 yaşına gelmediği için Kate ile William, pazar günü İspanyol tenisçi Carlos Alcaraz ile İtalyan Jannik Sinner arasında oynanan final maçında Louis’yi yanlarında getirmediler.
YOKLUĞU SOSYAL MEDYADA GÜNDEM OLDU
Aslına bakılırsa Louis’nin, bütün ailesinin keyif aldığı bu müsabakayı izleyememesi sosyal medyada da gündem oldu.
Birçok kişi, George ve Charlotte’un ilk kez kaç yaşında Wimbledon’a izleyici olarak katıldığını anımsamaya çalıştı. Ortak görüş ikisinin de 8 yaşına gelinceye kadar tenis maçı izlemedikleriydi.
Bir kullanıcı “Yazık Louis’ye” yorumunu yaparken bir başkası ağabeyi George ve ablası Charlotte gibi 8 yaşına kadar beklemek zorunda olduğunu hatırlattı…
Bir başka kullanıcı “Aslında ben Louis’nin de bu maçı izlemeye gideceğini umuyordum. Ama sadece iki büyük kardeş geldi” diye yazdı.
ŞAMPİYON TENİSÇİ LOUIS’YE UNUTMADI
Bunlar olurken bir yandan da Wimbledon’da şampiyonluğu elde eden Jannik Sinner, kendisini izlemeye gidemeyen Louis’ye bir sürpriz hazırladı. Bununla da sadece onu değil annesi Kate ile babası William’ı da mutlu etti.
Alcaraz’ı yenen Sinner, kupasını Kate’in elinden aldıktan sonra Galler ailesiyle buluştu.
O sırada George ve Charlotte’a birer tane tenis topunu imzalayıp hediye etti. Ama Sinner başka bir incelik daha yaptı.
Her ne kadar o gün ailesiyle birlikte orada olamasa da küçük Louis için de bir tane top imzaladı. Onun bu inceliği de hem Kate’i hem de William’ı sevindirdi.
‘ ÇOK İNCESİNİZ… TEŞEKKÜRLER’
Kate, küçük oğluna imzaladığı topu alırken Sinner’a “Teşekkürler… Çok incesiniz” dedi.
Galler Prensesi bunun ardından da yine Sinner’a “Bir tane topu da George ve Charlotte’un kardeşlerine götüreceğiz” dedi gülerek.
William da “Aksi halde Louis çok üzülebilirdi” diye konuştu.
Prens Louis, büyük olasılıkla George ve Charlotte gibi 8 yaşına girdiğinde ilk kez Wimbledon’daki kraliyet locasında izleyici olarak yerini alacak.
Galatasaray’ın transfer gündeminde yer alan Hakan Çalhanoğlu için Inter cephesinden net bir mesaj geldi.
Football Italia’nın haberine göre; Inter Başkanı Giuseppe Marotta, milli futbolcunun takımdan ayrılmayacağını ve kulüpte kalacağını vurguladı.
Serie A Ligi yönetimiyle yapılan toplantı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Marotta, “Hakan, her anlamda bize ait bir oyuncu. Kendisi sezon öncesi kamp kadrosuna dahil edildi” şeklinde konuştu.
Geride kalan sezonda Inter ile UEFA Şampiyonlar Ligi finaline çıkan Hakan Çalhanoğlu, 47 karşılaşmada görev alarak 11 gol ve 8 asistlik önemli bir katkı sağladı.
Yaklaşık 3 bin yıllık gizemli bir bronz objenin sırrı hala çözülemedi. 12 yüzü bulunan bu obje arkeologların kafasını hala yüzyıllardır karıştırıyor.
1739 yılında İngiltere’nin orta kesimlerinde keşfedilen gizemli bir bronz obje, arkeologların kafasını neredeyse üç yüzyıldır kurcalıyor. Bu 12 yüzlü, beşgen yüzlerden oluşan nesneye “Roma dodekahedrosu” adı verildi ve bugüne dek tam anlamıyla ne işe yaradığını kimse çözebilmiş değil.
120’den fazla örneği bulunan bu dodekahedronlar, Avusturya’dan Belçika’ya, Almanya’dan Fransa’ya kadar Roma İmparatorluğu’nun kuzeybatı bölgelerinde bulundu. Ancak dikkat çekici bir şekilde İtalya’da hiçbir örneğe rastlanmadı. Klasik arkeolog Michael Guggenberger, bu nesnelerin Kelt kökenli “Gallo-Roman” ürünler olduğunu öne sürüyor.
HİÇBİRİNDE YAZI BULUNMUYOR
MÖ 2. ila 4. yüzyıla tarihlenen dodekahedronlar, 12 pentagon yüzeyden oluşan, 20 köşeye sahip içi boş yapılar. Her köşede küçük bir küre, her yüzeyde ise farklı çaplarda delikler yer alıyor. Boyutları 4 ila 10 cm, ağırlıkları ise 30 ila 580 gram arasında değişiyor. Hiçbirinde yazı ya da antik sanatlara ait bir tasvir bulunmaması, gizemi daha da derinleştiriyor.
Bu nesneler mezarlarda, para saklama alanlarında ve hatta çöp yığınlarında bile bulunmuş. Bu da onların kullanımına dair tek bir açıklamanın yetersiz kalmasına neden oluyor. Silah, oyuncak, mumluk, ölçüm aleti, örgü ipliği makarası gibi 50’den fazla teori öne sürülse de çoğu şüpheli ya da çürütülmüş durumda.
EN MANTIKLI AÇIKLAMA SEMBOLİK ANLAMLAR TAŞIMASI
Guggenberger, en mantıklı açıklamanın sembolik anlamlar taşıdığı yönünde olduğunu belirtiyor. Platon ve Pisagor’un fikirlerine dayanan bu teoriye göre, dodekahedron evrenin bütününü temsil eden bir şekildi. Antik Yunan’da dört element dört farklı şekille (ateş, hava, su, toprak) özdeşleştirilirken, dodekahedron beşinci şekil olarak evrenin sembolüydü.
İkinci yüzyılda Plutarkhos gibi düşünürlerin bu kozmik fikri yeniden canlandırdığı, bunun da Roma dönemindeki Kelt topluluklarını etkileyebileceği öne sürülüyor.
Guggenberger’in dikkat çektiği bir örnek ise Almanya’da 1966’da keşfedilen bir kadın mezarında bulunan Gellep dodekahedrosu. Bu obje, çubuk şeklindeki kemik bir artefaktın yanında yer alıyordu. Bu da dodekahedronun bir asaya monte edilerek sembolik bir asa ya da kozmik güç simgesi olarak kullanılmış olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Sonuç olarak, dodekahedronlar bugüne dek çözülemeyen antik bir bilmece olarak kalmaya devam ediyor. Ancak sembolik bir amulet ya da evrenle bağlantılı bir güç simgesi olabileceği görüşü, günümüz araştırmacılarına en yakın gelen açıklama olarak öne çıkıyor.
Milli tenisçi Zeynep Sönmez, İngiltere’de düzenlenen Wimbledon Tenis Turnuvası’nda 3. tura çıkarak tarihe geçerek adını tarihe yazdır. Milli tenisçi Sönmez, WTA sıralamasında 74 numaraya yükselerek kariyerinin en iyi derecesiyle ülkeyi gururlandırdı.
Türkiye Tenis Federasyonu’nun yaptığı açıklamaya göre, İngiltere’de düzenlenen Wimbledon Tenis Turnuvası’nda 3. tura çıkarak tarihe geçen Zeynep Sönmez’in klasman sırası belli oldu.
74. SIRAYA YÜKSELDİ
WTA sıralamasında 14 basamak yükselerek 74. sırada yer alan Zeynep, kariyerinin en iyi derecesine ulaştı.
Wimbledon Tenis Turnuvası’nın 13’üncü gününde, kadınlar tekler finalini seyreden Prenses Kate Middleton, tüm dikkatleri üzerine çekti.
Kanseri atlatan Kate Middleton, Wimbledon Tenis Turnuvası’nın 13’üncü gününde yer aldı.
Kanseri yakalandıktan sonra uzun süre ortalıkta gözükmeyen Middleton, sağlığına kavuşmasının ardından da ailesiyle beraber turnuvayı seyretti.
Prenses Kate Middleton, Kraliyet locasına doğru merdivenlerden inerken ayakta alkışlandı.
UZUN SÜRE ALKIŞLANDI
Prenses Kate Middleton, yüzünde tebessümle herkese el sallarken, kalabalık ayağa kalktı, yüksek sesle alkış ve tezahüratlarla kraliyet üyesini selamladı.
Locada Prenses Kate Middleton’a bir dönemin en ünlü tenis yıldızları Billie Jean King ile Martina Navratilova eşlik etti.
KUPAYI DA VERDİ
57 dakika süren maç sonunda Iga Swiatek, ABD’li rakibini 6-0’lık skorla yendi. Tüm turnuvayı tek bir maç kaybetmeden geçiren Polonyalı tenisçi, 114 yıl içinde bunu yapan ilk kadın raket oldu. Maç sonunda Swiatek’e kupayı, Prenses Kate Middleton verdi.
Sydney Sweeney, Amazon MGM Studios’un yeni James Bond filminde ikonik ‘Bond kızı’ rolü ile izleyicilerin karşısına çıkabilir.
Sydney Sweeney’nin sıradaki projesi, yönetmenliğini Denis Villeneuve’ün üstleneceği yeni James Bond filmindeki Bond kızı karakteri olabilir.
HBO’nun Euphoria dizisindeki Cassie Howard rolü ile yıldızı parlayan, The White Lotus, Anyone But You ve Immaculate gibi yapımlarda rol alan Sydney Sweeney, kariyerinde yeni bir basamaya hazırlanıyor.
27 yaşındaki Sweeney, yeni James Bond filminde Bond kızı rolü için en güçlü aday olarak gösteriliyor. Oyuncunun, serinin yeni yönetmeni Denis Villeneuve ile yakın bir ilişkisi bulunuyor. Aynı zamanda Amazon’un yöneticisi Jeff Bezos’un da Sweeney’e tam destek verdiği bildiriliyor. Amazon, James Bond serisinin yaratıcı kontrol haklarını elinde bulunduruyor.
Sydney Sweeney, Yeni Bond Kızı Rolü için Önde Görülüyor
Sinema sektöründen bir kaynak, “Sydney, Bond filmi için hazırlanan oyuncu listesinde en üst sırada yer alıyor. Denis, onun hem büyük bir oyunculuk yeteneğine sahip olduğuna hem de yeni nesiller için çekici bir figür olarak seriyi modernleştirebileceğine inanıyor,” ifadelerini kullanıyor.
Villeneuve ve Sydney Sweeney, daha önce çeşitli etkinliklerde bir araya gelmişti. 2023 yılında Toronto Film Festivali’nde Villeneuve, James Bond oyuncusu Ana de Armas ve Sweeney ile sohbet ederken görüntülenmişti. Aktris geçen ay da Jeff Bezos’un Venedik’teki düğününe de davetli olarak katılmıştı.
Yakın Zamanda Ünlü Boksöre Hayat Verecek
Yakın zamanda Amerikalı boksör Christy Martin’i canlandıracağı biyografi filmi için yoğun bir fiziksel dönüşüme giren Sydney Sweeney, günlük ağırlık çalışması ve kickboks antrenmanlarıyla dikkat çekiyor.
Villeneuve’nün de bu fiziksel yeterlilikten ve oyuncunun filmografisinden etkilendiği belirtiliyor.
Yeni James Bond Henüz Belli Olmadı
2021 yapımı No Time to Die ile Daniel Craig Bond rolüne veda etmişti. Yeni 007 karakterini canlandırması için Aaron Taylor-Johnson ve James Norton gibi isimler öne çıksa da son dönemlerde Jacob Elordi, Tom Holland ve Harris Dickinson’ın adı daha çok anılıyor.
James Bond serilerinde “Bond kızı” olarak izleyicilerin karşısına çıkan isimler arasında Ana de Armas, Eva Green, Léa Seydoux, Halle Berry ve Monica Bellucci gibi aktrisler bulunuyor.
Bitcoin, son 5 günde yüzde 10’u aşan yükselişle 122 bin 400 doları aşarak tüm zamanların rekorunu kırdı. Analiz şirketi Coinmarketcap’in verilerine göre, küresel kripto para piyasasının değeri 24 saatte yaklaşık yüzde 3,18 artarak, 3 trilyon 800 milyar dolara çıktı.
BITCOIN İÇİN ANALİSLER TAHMİNLERDE BULUNDU
Bitcoin hakkında dönemsel ve yıl sonu için yapılan fiyat tahminleri şu şekilde ele alındı:
ABD merkezli global yatırım firması VanEck’in dijital varlık araştırmaları başkanı Matthew Sigel, yaptığı açıklamada, Bitcoin için 2025 yılı geneli hedef fiyatının 180 bin dolar olduğunu ifade etti.
Teknik analiz odaklı araştırmalarıyla bilinen Fairlead Strategies’in kurucusu Katie Stockton ise geçtiğimiz günlerde Bitcoin’in kısa vadede yüzde 14’lük yükseliş potansiyelinden bahsederek hedefini 134 bin 500 dolar olarak söyledi.
Finansal piyasalara yönelik analizleriyle bilinen FinancialMagnets, Temmuz ayı için Bitcoin’in baz senaryoda 115 bin dolar, iyimser senaryoda ise 135 bin dolara kadar yükselebileceğini tahmin etti.
2025 YILINDA 180 BİN DOLAR OLABİLİR
Bernstein hazırladığı analizde, Bitcoin’in yıl sonuna kadar 200 bin dolara ulaşabileceğini belirtirken, CoinMarketCap, VanEck’in öngörüsünü tekrar ederek 2025 yılı içerisinde 180 bin dolarlık hedefin mümkün olduğunu öngördü.
Kripto türev borsalarından biri olan Bitget’in araştırma direktörü Ryan Lee, ise Bitcoin’in orta vadede 150 bin dolara kadar ulaşabileceğini belirtti.
ABD merkezli dijital varlık yönetim firması Bitwise ve küresel banka Standard Chartered, 2025 yılı için ortaklaşa yaptığı değerlendirmede Bitcoin’in baz senaryoda 200 bin dolar, ileri düzey kurumsal adaptasyon senaryosunda ise 500 bin dolara kadar çıkabileceğini iddia etti.
BITCOIN 150 BİN DOLARA ULAŞABİLİR
ABD’li teknoloji analisti Gene Munster, 2025 yılında Bitcoin’in 150 bin dolara ulaşabileceğini söylemişti
MicroStrategy’nin kurucusu ve Bitcoin savunucusu Michael Saylor, Prag’da yaptığı konuşmada çok uzun vadeli beklentisini paylaştı. Saylor, arz sınırının ve dijital kıtlığın etkisiyle Bitcoin’in bir gün 21 milyon dolarlık seviyelere ulaşabileceğini vurguladı.
Milli tenisçi Zeynep Sönmez, İngiltere’de düzenlenen Wimbledon Tenis Turnuvası’nda 3. tura çıkarak tarihe geçerek adını tarihe yazdır. Milli tenisçi Sönmez, WTA sıralamasında 74 numaraya yükselerek kariyerinin en iyi derecesiyle ülkeyi gururlandırdı.
Türkiye Tenis Federasyonu’nun yaptığı açıklamaya göre, İngiltere’de düzenlenen Wimbledon Tenis Turnuvası’nda 3. tura çıkarak tarihe geçen Zeynep Sönmez’in klasman sırası belli oldu.
74. SIRAYA YÜKSELDİ
WTA sıralamasında 14 basamak yükselerek 74. sırada yer alan Zeynep, kariyerinin en iyi derecesine ulaştı.
Yapay zeka ve dijital sanatın öncüsü Refik Anadol’dan Lionel Messi ile çığır açan iş birliği.
Yapay zeka ve dijital sanatın önemli isimlerinden Refik Anadol, Inter Miami’de forma giyen dünyaca ünlü futbolcu Lionel Messi’nin en sevdiği golü, son teknoloji kullanarak sanat eserine dönüştürdü.
Refik Anadol’un “Yaşayan Hafıza: Messi – A Goal in Life” adlı eseri, Messi’nin 2009 yılında Barcelona formasıyla Roma’da Manchester United’a attığı unutulmaz golü merkez alıyor. Anadol, bu tarihi golü dijital sanatın eşsiz diliyle yeniden yorumladı.
Bu projede Messi’nin vücudunun 17 noktasından alınan biyometrik veriler, nefes ritmi, kalp atışları ve röportajlarından elde edilen duygusal analizler kullanıldı. Elde edilen tüm veriler, yapay zeka algoritmalarıyla işlendi ve bu eşsiz sanat eserine hayat verildi. Refik Anadol bu çalışmayı şu sözlerle anlattı:
“Türünün ilk örneği, bir başyapıt olarak yorumlanan eser için Messi’nin vücut haritası ve biyometrik verileri kullanıldı. Eserin içine duygusal analizler de eklendi. Bu bir ilk.”
Christie’s’de Sergileniyor
“Yaşayan Hafıza: Messi – A Goal in Life” adlı dijital eser, Christie’s’in web sitesinde
Müzisyen Ozan Doğulu, sosyal medyada gördüğü sahte yatırım ilanına inanınca 12 milyon lira dolandırıldı
Ozan Doğulu, sosyal medyada karşılaştığı sahte bir yatırım ilanı üzerinden tam 12 milyon lira dolandırıldı. Müzisyen, karşısına çıkan ‘Forex yatırımı’ reklamıyla iletişime geçti. Güven kazanan şüpheliler, Doğulu’dan yatırım adı altında milyonlarca lira aldı. Müzisyeninin parası, farklı yabancı borsalara aktarıldı. 12 milyon liranın yabancı borsaya dağıldığı tespit edildi.
Durumu geç fark eden Doğulu, dolandırıcıların yeniden para istemesiyle gerçeklerin farkına vardı ve soluğu emniyette aldı. Dolandırıcılık olayının ardından siber polis ekipleri harekete geçti, paranın izini sürerek operasyon başlattı. Müzisyenin yakın çevresi ise, olayın 5-6 ay önce olduğunu ve rakamın söylenen gibi yüksek olmadığını belirtti.
Trabzon Kültür Yolu Festivali’nde sahne alan Fatma Turgut, Trabzon Fuar Merkezi’nde on binlerce hayranıyla buluştu. Sanatçı, ‘Değmesin Ellerimiz’ şarkısının sonunda yaptığı konuşmada, “Kariyerimin 15. yılı bitti 16’ya girdim. İsterim ki en az bir 15 sene daha bitmesin hikâyemiz” diye konuştu.
Salman Tin ve Türk müziğinin efsane ismi Kenan Doğulu, heyecan verici bir iş birliğine imza attı. İkilinin ortak çalışması “Durup Dururken”, tüm dijital platformlarda dinleyiciyle buluştu. Söz ve bestesi Salman Tin’e ait olan şarkı, içsel bir hesaplaşmayı güçlü bir melodik yapı ve yalın bir samimiyetle harmanlıyor. Kenan Doğulu’nun özgün vokaliyle birleşen bu yorum, hem eski hem de yeni kuşaktan müzikseverlerin kalbine dokunmayı hedefliyor.
Salman Tin’in karakteristik sound’u ile Kenan Doğulu’nun enerjisinin buluştuğu “Durup Dururken”, yazın en sürükleyici düetlerinden biri olmaya aday. Müziğin evrensel bağ kurma gücüne inanan bu iki sanatçı, “Durup Dururken” ile dinleyicilerini duygusal bir yolculuğa davet ediyor.
Sezonun üçüncü grand slam tenis turnuvası Wimbledon’da tek erkekler finalinde İtalyan raket Jannik Sinner, İspanyol tenisçi Carlos Alcaraz’ı yenerek ilk kez şampiyon oldu.
Wimbledon tek erkekler finali bugün Jannik Sinner ve Carlos Alcaraz mücadelesine sahne oldu.
Wimbledon yarı finalinde Jannik Sinner, Novak Djokovic’i; 6-3, 6-3 ve 6-4’lük setlerle maçtan 3-0 yenerek elemiş ve finale yükselmişti.
Tek erkekler yarı finalinin diğer maçında ise Carlos Alcaraz, ABD’li tenisçi Taylor Fritz’i; 6-4, 5-7, 6-3 ve 7-6’lık setlerle 3-1 yenerek finale gelmişti.
Oldukça çekişmeli başlayan ve 46 dakika süren ilk seti 6-4 kazanan Alcaraz 1-0 öne geçti.
Sinner başından sonuna kadar önde götürdüğü 2’nci seti 6-4 kazanarak maçın skorunu 1-1’e getirdi.
3’üncü seti de aynı skorla önde tamamlayan İtalyan tenisçi 2-1 öne geçmeyi başardı. Son seti de alan 23 yaşındaki İtalyan raket maçı 3-1 kazanarak kariyerindeki ilk Wimbledon’da şampiyonluğuna ulaştı.
Kariyerinin ilk Wimbledon şampiyonluğunu kazanan Jannik Sinner, 4. kez bir grand slam turnuvasında zafer elde etti.
Covid-19 pandemisinden bu yana Japon anime müzikleri, özellikle Z kuşağı arasında küresel bir fenomene dönüştü. Spotify’da dinlenme rekorları kıran parçalar, konser salonlarını dolduran kalabalıklar ve sosyal medya üzerinden yayılan çalma listeleriyle “anisong”lar artık sadece ekranın değil, müzik dünyasının da merkezinde yer alıyor.
Geçtiğimiz günlerde Londra’daki O2 Arena’da sahne alan J-pop yıldızı Ado, yüzünü göstermeden, sadece siluet hâlinde sahneye çıkarak Spy x Family adlı anime dizisinden seslendirdiği “Kura Kura” şarkısıyla 20.000 kişilik salonu coşturdu. 60’lar tarzı pop’tan caz riff’lerine ve rock operaya uzanan parçalar, anime müziğinin çeşitliliğini ve duygusal yoğunluğunu yansıtıyor.
Anime müziği neden bu kadar popüler oldu?
Japon animasyonu (anime), 20. yüzyılın başlarına dayanan köklü bir geçmişe sahip. Korsan destanlarından bilimkurgu savaşlarına, büyücülükten spor temalı hikâyelere kadar her türde anlatıya sahip olan bu evren, müziğiyle de en az görsel dili kadar yaratıcı.
Anime müzikleri – yani “anisong”lar – farklı tür ve tempolarda olabiliyor. Ancak ortak noktaları; sahneleri dramatize etmeleri ve karakterlerle izleyici arasında duygusal bir bağ kurmaları. One Piece, Demon Slayer, Attack on Titan, Naruto gibi kült serilerin müzikleri, bu bağın en güçlü örneklerinden bazıları.
Spotify’ın verilerine göre 2021–2024 arasında anime müziği dinlenmeleri %395 oranında arttı. Platformda şu anda 7,2 milyondan fazla kullanıcı tarafından oluşturulmuş anime çalma listesi bulunuyor. Ayrıca anime müziği tüketiminin yaklaşık %70’ini 29 yaş altı kullanıcılar oluşturuyor.
“Z kuşağı bu kültürün kalbinde”
Spotify Küresel Editöryal Direktörü Sulinna Ong, “Anime müziği küresel bir kültürel güce dönüştü ve Z kuşağı bu hareketin merkezinde yer alıyor,” diyor. “Bu müzikler, genç dinleyicilere sadece farklı müzik türlerini değil, farklı kültürleri de keşfetme fırsatı sunuyor.”
Eski anime müzikleri de yeniden keşfediliyor. Örneğin One Piece’in efsanevi açılış şarkısı “We Are!” (Hiroshi Kitadani), yeni kuşaklar tarafından yeniden popüler hâle geldi. Demon Slayer’ın açılış parçası “Gurenge” (LiSA) ise TikTok videolarından Tokyo 2020 Olimpiyatları kapanış törenine kadar her yerde yankılandı.
Pandeminin etkisi: Kaçış ve duygusal bağ
Uzmanlara göre pandemide evlere kapanan gençler, zamanlarını anime izleyerek geçirdi ve bu da anime kültürünü küresel bir fenomene dönüştürdü. Anime, bu dönemde “Covid’e en dayanıklı popüler eğlence türü” olarak tanımlandı. Fantastik hikâyeler, derin duygular ve kaçış teması, anime müziklerinin etkisini artırdı.
Anime müziği, aynı zamanda yeni J-pop ve J-rock yıldızlarının doğuşuna da vesile oldu:
Yoasobi – Oshi no Ko animesinden “Idol” ile Billboard Global listesinde 1 numaraya çıktı.
Creepy Nuts – Mashle: Magic And Muscles animesinin introsu “Bling-Bang-Bang-Born” ile viral oldu.
Radwimps – Your Name, Weathering With You, Suzume gibi Shinkai filmlerinin unutulmaz müziklerini yaptı.
Ado – One Piece Film Red’deki “New Genesis” ile küresel çıkışını yakaladı.
TikTok ve YouTube’un rolü
Anime & Chill adlı etkinlik topluluğunun kurucusu Eneni Bambara-Abban, “TikTok ve YouTube sayesinde anime müzikleri ikinci bir hayat buluyor,” diyor. “Bir şarkı viral oluyor, remix’leniyor ve bir anda niş bir dizinin temasından küresel bir marşa dönüşüyor.”
“Gençler sadece dinlemiyor, şarkıların sözlerini ezbere biliyor, nakaratlarda hep bir ağızdan bağırıyorlar. Bu müzikler sadece arka plan değil; hikâyenin kalbi.”
Anime müziği sahneye taşınıyor
Anime müziği artık sadece kulaklıkta değil, sahnede de yaşıyor. Studio Ghibli’nin müziklerini besteleyen efsanevi Joe Hisaishi‘den günümüz yıldızları Ado ve Yoasobi’ye kadar birçok sanatçı uluslararası turnelere çıkıyor. Bunun yanı sıra dünyanın dört bir yanında anime temalı konserler, DJ etkinlikleri ve kulüp geceleri düzenleniyor.
Örneklerden biri, besteci Kensuke Ushio’nun The Colours Within filmi için yaptığı çalışmada görülebilir. Filmdeki kurgu müzik grubunun sahne provalarına gerçekçilik katmak için Japonya’daki kilise salonlarında ortam sesi kaydetmişti. Anime müziğine gösterilen bu detaylı yaklaşım, türün ulaştığı sanatsal seviyeyi gözler önüne seriyor.
“Çocukken başlarsınız ama büyüdüğünüzde de peşinizi bırakmaz”
Anime, Batılı müzisyenleri de etkilemiş durumda. Lil Uzi Vert, Megan Thee Stallion, Billie Eilish gibi sanatçılar şarkılarında anime referanslarına sıkça yer veriyor. İngiliz rapçi Shao Dow, “One Piece”in baş karakteri Luffy’den ilham aldığını ve onun inatla hayalini dile getirmesinin kendisini motive ettiğini söylüyor: “İnsanlar gülerdi ama o kral olacağım derdi. Ben de hayallerimle dalga geçilse bile devam ettim.”
Belki de anime müziklerinin asıl gücü burada yatıyor: Bu müziklerle büyürsünüz, ama asla gerçekten geride bırakmazsınız.
Almanya ve Türkiye arasında mekik dokuyan ünlü şarkıcı Rafet El Roman, bu kez müziğiyle değil, evinin bahçesindeki neşeli haliyle gündeme geldi. El Roman’ın Almanya’daki evinin bahçesinde çalıştığı anlar, kızı Şevval El Roman tarafından sosyal medyada paylaşıldı. Kızı, çizmesi ve şortuyla poz veren El Roman’ın elinde kürekle dans ettiği videoyu ‘tek problem bu şekilde çalışması’ notuyla paylaştı.
Rafet El Roman’ın, oyuncu Tuğba Altıntop ile evliliğinden dünyaya gelen kızı Şevval, babasının bahçede çalışırken çekilen görüntülerine esprili bir not da ekledi.
Videoda, “Babam Almanya’ya geldiğinde bahçe işleriyle uğraşmayı çok seviyor ama tek problem bu şekil çalışması” ifadelerine yer verdi.
Görüntülerde Rafet El Roman’ın bahçe işleriyle meşgul olurken bir yandan da dans ettiği görülüyor. Kızının yorumuna karşılık ise, “Hep romantik olmak zorunda değiliz, bazen delilik de gerekiyor” yanıtını vererek neşeli tavrını ortaya koydu.
Şarkıcının enerjisi, kısa sürede sosyal medyada büyük ilgi gördü.
Napoli Başkanı De Laurentiis’in Osimhen pazarlıklarındaki tavrı akıllara bu soruyu getirdi.Galatasaray, Osimhen için Napoli ile kıran kırana bir pazarlık süreci yürütürken görüşmelerin uzamasıyla ilgili çarpıcı bir iddia ortaya atıldı.
70 TEKLİFİNE RAĞMEN GERİ ADIM ATMADILAR
Nijeryalı golcü, Napoli’ye G.Saray’dan başka takıma gitmeyeceğini net olarak ifade ederken Cimbon önce 50+5 milyon, ardından 60 milyon Euro önerdi. Ret yanıtı sonrası yönetim 75 milyon Euro’luk serbest kalma bedelini ödemeyi kabul etti. Napoli’nin teminat mektubu istemesi üzerine rakam 70’e çekildi. Ancak İtalyanlar yine geri adım atmadı.
TAKTiK Mi YAPIYOR?
Son olarak Cimbom 75 milyon Euro’yu teminatlarla birlikte 5 taksitte ödemeyi önerdi. Ancak Napoli buna yanıt vermedi. İtalyan ekibinin işi sürekli olarak yokuşa sürmesi sonrası Napoli Başkanı De Laurentiis’in süreci kasıtlı uzattığı öne sürüldü.
Bunun sebebi olarak da Napoli başkanının daha yüksek bir bonservis almak için Osimhen’in serbest kalma bedelinin geçerlilik tarihi olan 15 Temmuz’u beklediği ifade edildi.