Aleyna ile Aynur Aydın’ın arası geçen yaz açılmıştı. Soğukluğun nedeni; Aleyna’nın stili ve magazin açıklamaları konusunda danıştığı Aynur Aydın’ın sözünden dışarı çıkmasıydı.
Aydın geçen hafta “Görüşmeme kararını ben aldım” dedi. Posta’nın haberine göre; önceki akşam Kıbrıs’ta konser veren Aleyna, küslük için şunları söyledi:
“Onu severim. Birbirimize büyük emek verdik. Enerji uyuşmazlığı oldu, kimyamız tutmadı. Ayrı düştük.”
Elton John, emekli olmadan önceki son turnesi kapsamında Yeni Zelanda’nın Auckland kentinde sahne aldı.
Elton John, kendisine ‘atipik zatürre’ olarak bilinen bir iltihap teşhisi koyulduğunu söyledi.
Sesi konsere devam etmesine izin vermeyen 72 yaşındaki sanatçı, seyircilerden özür dileyerek ağlamaya başladı. Sanatçı görevliler yardımıyla sahneden indirildi.
Sanatçı, yarim kalan konserin ardından Instagram hesabından “Kalbimden gelerek çaldım ve söyledim, ta ki sesim artık şarkı söyleyemez hale gelene kadar. Hayal kırıklığına uğradım. Özür dilerim” açıklamasını yaptı.
Hem elektrik hem de benzinle çalışan hibrit araçları yasak kapsamına alan Londra yönetimi, altyapısının hazırlanabilmesi halinde tarihin daha da öne alınacağını duyurdu.
Başbakan Boris Johnson, kasım ayında İskoçya’nın Glasgow kentinde yapılması planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP26) tanıtım toplantısında, “Bir ülke olarak, bir toplum olarak, bir gezegen olarak, bir tür olarak harekete geçmemiz gerektiğini biliyoruz.” ifadesini kullanmıştı.
ABD California’da teknoloji şirketinde çalışan Chad Hurley, Steve Chen ve Jawed Karim, Şubat 2005’te video ile çöpçatanlık sitesi projesi oluşturmuştu. Ancak bu site ilgi görmedi. Tam da o dönemde Amerikan Futbolu’nun şampiyonluk maçında Janet Jackson ile Justin Timberlake’in konserinde yaşanan frikik olayının yankısı sürüyordu. Ancak o videoya ulaşmak kolay değildi. Sitelerini bir video havuzuna dönüştürmeye karar verdiler. Yeni konseptin ilk videosunu 24 Nisan 2005’te Jawed Karim paylaştı. 19 saniyelik ‘hayvanat bahçesi’ videosu, internetten paylaşımın durdurulamaz bir güce dönüşmesine yol açtı.
İki bebekle şahlandı
Google, 2006’da YouTube’u 1.6 milyar dolara satın aldı. YouTube’un bu kadar ilgi görmesinde herkesin kendi yazıp kendi yönetebildiği görüntüleri paylaştığı ilk platform olma özelliği vardı. YouTube, dünya çapındaki en büyük çıkışını ise 2007’de İngiliz bir ailenin paylaştığı ‘Charlie Parmağımı Isırdı’ videosuyla yakaladı. İki kardeşin en doğal halleriyle çekilmiş görüntüleri 9 ayda 2.6 milyon izlenme ile rekor kırdı. Bu video, milyonlarca insanın ‘YouTube Galaksisi’nin parçası olmasını sağladı. O yıl YouTube’un mobil uygulaması da açıldı.
Yeni dünya düzeni
YouTube, kendi ünlülerini, kendi eylemlerini, kendi değerlerini yaratan yeni dünya düzeninin aynası oldu. Kanadalı şarkıcı Justin Bieber da 2008’de henüz 12 yaşındayken ailesinin şarkı söylerken paylaştığı bir video ile sosyal medyada parlayan ilk gerçek yıldız oldu. Modern zamanların en ünlü pop şarkıcısına dönüştü. Bugün 2 milyar kullanıcısı ile YouTube, sosyal medyanın en büyük video paylaşım platformu. Platform, dünyaya ‘YouTuber’lık’ adında bir meslek de kazandırdı. YouTuber’ların 31 milyon kanalı var. Yeni dünyanın ilgi alanlarının, yeni kültürel kodların nabzını artık bu kanallar tutuyor.
6.6 milyar 6.6 milyar izlendi
Porto Rikolu şarkıcı Luis Fonsi’nin ‘Despacito’ adlı şarkısının klibi, 6.6 milyar izlenme ile YouTube’un en çok izlenen videosu unvanına sahip.
2006’da 1.6 milyar dolara satılan YouTube’un bugünkü değeri: 200 milyar dolar
Yıllık geliri: 158.1 milyar dolar
1980 sonrası doğan kullanıcıların oranı: Yüzde 60
Şimdiye kadar paylaşılan video sayısı ve günlük izlenme rakamı: 5 milyar
İçerik üreten kullanıcı sayısı: 50 milyon
Multi milyoner oldu
ABD’li 8 yaşındaki Ryan Kaji, sadece oyuncak videoları açarak ünlendiği YouTube’dan servet kazandı. 26 milyar dolar ile en zengin ‘YouTuber’ oldu.
En popüler 3 içerik: Ürün değerlendirme, ne-nasıl yapılır açıklaması ve eğlenceli günceler.
Charlieve ağebeyi Harry’nin 56 saniyelik videosu toplam 875 milyon izlendi. İki kardeş, bu ilgiden şimdiye kadar 1.5 milyon Sterlin kazandı.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, kentsel dönüşüm çalışmaları ve İstanbul’daki durumla ilgili bilgiler verdi.
“2012 yılında kentsel dönüşüm seferberliğine başlayıp yaklaşık 1 milyon 350 bin binanın dönüşümünü sağladık. Yeni çıkarılan deprem yönetmelikleriyle yine 5 milyona yakın vatandaşımızın can ve mal güvenliğini teminat altına aldık” diyen Kurum, Milliyet gazetesiden Abdullah Karakuş’un haberine göre şöyle konuştu:
“Istanbul’a da hemen hemen tüm ilçelerde çalışmalarımız var. Üsküdar’da çalışıyoruz, Esenlerde 65 bin konutluk çok örnek bir dönüşüm projesi yapıyoruz. Bu dönüşümün çerçevesinde yaptığımız rezerve alanlarda ürettiğimiz konutlarla birlikte çeper ilçelerdeki dönüştürülmesi gereken alanlara öncelik verecek ve o alanlardaki dönüsümü sağlayacak konutların üretilmesini sağlıyoruz.
Başakşehir’de, Güngören’de, Kâğıthane’de, Beyoğlu’nda, Bağcılarda, Kartal’da belirlediğimiz alanlarda risk durumuna göre hızlı bir şekilde bu dönüşüm süreçlerine girdik. Gaziosmanpaşa’da yine 5 bine yakın bağımsız bölümün dönüşümünü yapıyoruz. İstanbul’da vatandaşlarımızın riskli binalarda oturmasını engelleyeceğiz.
Elazığ’da vatandaşlarımız, ‘bu bina riskli, bu binada oturmaman gerekiyor’ dediğimizde ‘Allah razı olsun devletimizden, devletimizle beraberiz’ dışında hiçbir şey duymadım. ‘Bizim evimizi niye yıkıyorsun, yıkılması gerekiyorsa buyurun yıkın devletimiz var olsun’ dediler. Bu bizi çok mutlu etti. İnşallah güzel bir Elazığ olacak, güzel bir Türkiye olacak. Buradan hareketle inşallah ülkemizin bütün dönüştürülmesi gereken alanlarının belediye başkanlarımızla, vatandaşımızla birlikte yapacağız…”
Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) Radyo Dinleme Eğilimleri Araştırması, kadınların çoğunlukla cep telefonunu, erkeklerin ise araç radyosunu kullandığını belirledi.
RTÜK’ün 2019 Radyo Dinleme Eğilimleri Araştırması’nın İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasını (İBBS) temsil eden 26 ilde, 15 yaş ve üzeri 4 bin 512 kişiyle görüşüldü. Buna göre, Türkiye’de ortalama radyo dinleme süresi günlük 1 saat 43 dakika olarak tespit edildi.
Araştırmada, günlük ortalamaya bakıldığında 1 saat 52 dakika erkeklerin, 1 saat 32 dakika kadınların radyo dinlediği, ayrıca 55 yaş ve üzerinin en çok radyo dinleyen grubu oluşturduğu tespitine varıldı.
Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 59’u, kadınların ise yüzde 41’i her gün radyo dinliyor. Her iki kişiden biri radyoyu 1 saat ve daha az dinlediğini belirtti. Hafta sonu 1 saat ve daha az radyo dinleyenlerin oranının hafta içine göre daha yüksek olduğu görüldü.
Radyo yayınlarının günlük ortalama 2 saat 11 dakika ile en çok Ege ve İç Anadolu bölgesinde dinlenildiği belirlendi.
Radyo mesaiye gidiş geliş saatlerinde daha çok dinleniyor
Hafta sonu en fazla radyo dinlenen saat dilimi 18.00-21.00 oldu. Otomobili olanlar için “drive time” olarak bilinen saat dilimlerinde dinleme yoğunlaşıyor.
Radyonun en yoğun dinlenildiği saat dilimlerinin hafta içi, sabah işe gidiş ile işten çıkış saatlerini kapsayan zaman dilimleri olduğu dikkati çekiyor.
Hafta içi 09.00-12.00 saat diliminde radyo dinleyenlerin oranı yüzde 38,3 ile ilk sırada yer aldı.
Kadınlar cep telefonundan, erkekler araç radyosundan dinliyor
Araştırmaya göre, radyo denilince aklına ilk olarak “haber” gelenlerin yüzde 57’si erkek, “nostalji” gelenlerin yüzde 55’i ise kadınlar oldu.
Radyo yayınlarının en fazla takip edildiği cihazın yüzde 47,8 cep telefonu olduğu kaydedildi. Bunu sırasıyla araç radyosu, televizyon, klasik radyo, bilgisayar ve tabletler takip etti.
Araştırmaya katılanların beyanlarına göre, radyo yayınlarının dinlenildiği cihazların yıllara göre değişiminde ise cep telefonu ve araç radyosundan dinleme oranları önemli ölçüde artış gösterdi.
Radyo yayınlarını kadınlar cep telefonu ve televizyondan, erkekler ise araç radyosu ve klasik radyodan daha fazla takip ediyor.
Kadınlar pop, erkekler Türk Halk Müziği dinliyor
Araştırma kapsamında müzik türlerini dinleme durumunun cinsiyetlere göre dağılımına bakıldığında, kadınlar yerli pop müzik türünü erkeklere göre daha fazla dinliyor. Buna göre, yerli pop müzik dinleyen kadınların oranı yüzde 52,8, erkeklerin oranı ise yüzde 47,2 oldu.
Erkekler, radyoda en fazla Türk Halk Müziği türünü tercih ediyor. Bunu Türk Sanat Müziği ve arabesk türleri izliyor.
2009-2014-2019 yıllarında yapılan Radyo Dinleme Eğilimleri Araştırmalarının incelenmesi sonucunda arabesk ve fantezi müzik, yerli pop ile rock müziği ve yabancı pop/rock müzik türlerinin dinlenme sıklığının yıllar içindeki artışının dikkat çekici olduğu kaydedildi.
“Radyoda çeşitlilik olmazsa olmaz”
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, araştırma sonuçlarına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, 13 Şubat’ın Dünya Radyo Günü’nü olduğunu anımsattı.
Radyoculuğun inanılmaz bir dönüşüm geçirdiğini, eski radyoların nostalji olsa da mobil teknolojilerin radyoyu yeniden şahlandırdığını belirten Şahin, “İnternet ve akıllı cihazlardan erişilebilen radyo yayınları yine vazgeçilmezlerimiz arasında yerini aldı. Artık, sadece araçlarımızda radyo dinlemiyor, internet tabanlı mobil teknolojilerle radyoları yakından takip ediyoruz. Artık radyo hanelerimizin sesi değil belki ama cebe giren teknolojilerle bireysel olarak kulağımızda.” diye konuştu.
Radyo Dinleme Eğilimleri Araştırmasını tamamladıklarını aktaran Şahin, şunları kaydetti:
“Araştırmamızda gördük ki, aziz milletimiz hemen hemen her gün radyo dinliyor ve ortalama günlük dinleme süremiz 1 saat 43 dakika. Bu sevindirici bir gelişme. Bilhassa gençlerin radyoya ilgisinin arttığını görmek bir yayıncılık otoritesi olarak bizleri heyecanlandırıyor. RTÜK Başkanı olarak sonuçları detaylı olarak inceledim. Halkımızın radyodan vazgeçmediğini görmek beni mutlu etti çünkü ben de radyodan ayrılamayanlardanım. Güzel Türkçemizin en doğru kullanıldığı mecra olan TRT radyolarının dinleyiciler tarafından en çok tercih edilmesi önemlidir.
Özel radyolarımızın da halkımız tarafından çokça dinlenmesi yayıncılık alanında çeşitliliği sağlıyor. Radyoda çeşitlilik olmazsa olmazdır. Kısacası sonuçlara baktığımızda radyonun yadsınamaz bir yeri olduğu açıktır ve hiçbir zaman önemini yitirmeyecektir. İnanıyorum ki radyolarımız bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da etik ilkelere bağlı, milli ve manevi değerlerimizi gözeten yayınlarına devam edecektir. Araştırmamızın özellikle iletişim fakültelerimizde okuyan öğrencilerimize ışık olmasını temenni ediyorum.”
‘Her Yerde Sen’ dizisi final yaptıktan sonra havalimanında Aybüke Pusat’la tatile giderken görüntülenen ve aşk dedikodularıyla gündeme gelen Furkan Andıç, “Sizin taktığınızla Aybüke hanımın kolyesi aynı. Birlikte mi aldınız?” sorusuna “Hayır tabii ki” yanıtını verdi.
Ancak Andıç’ın açıklaması hayranlarını ikna etmeye yetmedi.
Türk bilim insanı Prof. Dr. T. Nejat Veziroğlu, 7 Şubat’ta, Papa Francis ile bir araya geldi. Bir asra yaklaşan ömrünü bilime adayan, küresel ısınmanın ve hava kirliliğinin çözümü için “Hidrojen Enerjisi” fikrini ortaya atan ve bu alandaki çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Veziroğlu, çevreyle ilgili duyarlılığını her fırsatta dile getiren Papa’ya, çözümün hidrojen enerjisinde olduğu anlattı. 5 kişilik heyetle birlikte gerçekleştirilen ziyarette, çalışmaları dikkatle dinleyen Papa, hidrojeni kutsadı ve heyete “Çalışmalarınıza devam edin, biz de sizi destekleyeceğiz” dedi.
Papa’nın kabul ettiği delegede, Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu’nun yanı sıra Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği Başkanı John W. Sheffield; Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği Asbaşkanı Ayfer Veziroğlu; Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği Latin Amerika Asbaşkanı Juan Carlos Bolcich ve Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği İtalya Yönetim Kurulu Üyesi Giuseppe Spazzafuma yer aldı. Ayrıca delegelerin ailelerinden Lili Ferruh Veziroğlu, Barbara Bolcich ve Nataşha Spazzafuma da ziyarette yer aldı.
Vatikan madalyası verdi
Veziroğlu, ziyareti Milliyet’e anlattı:
“Vatikan hududundan özel İsviçreli askerlerin arasından geçerek Papalık Sarayı’na vardık. Toplantı saatinde Papa Francis bizi kütüphanesine aldı ve bize Vatikan madalyası hediye etti. Biz de dernek olarak hazırladığımız dilekçeyi verdik. Sonra beş kişilik delegeyi toplantı salonuna aldılar. Papa’ya iklim değişikliğini günümüzün en büyük problemi olarak dile getirdiği için teşekkür ettik. Yegâne ve kalıcı çözümü olarak hidrojen enerjisini anlattık. Hidrojen enerjisinin nasıl küresel ısınmayı sona erdireceğini ve ayrıca hava kirliliğini ortadan kaldıracağını anlattık. İlgiyle dinledi, sorular sordu. Bu konuda epey bilgiliydi. Hidrojeni kutsadı ve ‘Çalışmalarınıza devam edin, biz de sizi destekleyeceğiz’ dedi.”
Papa, hidrojen enerjisini kutsadı
Papa Francis, Prof. Dr. Nejat Veziroğlu ile heyette yer alanlara Vatikan Madalyası hediye etti.
Dünya, cennet haline gelecek
Papa Francis’i ziyaret eden heyet, kendisine bir de dilekçe sundu. Dilekçede, hidrojen enerjisinin iklimi, sanayi devrimi öncesindeki seviyeye döndüreceğine, Dünya’yı sonsuza dek bir cennet haline getireceğine dikkat çekildi. Papa’ya sunulan dilekçede şunlar kaydedildi:
“Sayın Papa, basın açıklamalarınızda zamanımızın en büyük sorununun İklim Değişikliği/Küresel Isınma olduğunu ve acilen bir çözüme ihtiyaç olduğunu vurguladığınız için minnet duyarız. Biz en iyi ve tek çözüme sahibiz: Hidrojen Enerjisi.
Hidrojen, hayatla uyumlu olan tek yakıttır. En temiz, en etkili, en hafif ve yenilenebilir yakıttır. Hidrojen üretimi için birincil enerji, hidrojenden oluşan Güneş’ten gelir ve Güneş enerjisi, Güneş’in içerisindeki hidrojen füzyonundan gelir. Güneş olduğu sürece hidrojen kaynağımız asla tükenmez. İklimi sanayi devrimi öncesindeki seviyesine geri getirecektir. Hidrojen, fosil yakıtlar gibi iklim değiştiren gazlar üretmez. Çevre kirletici madde de üretmez. Bu nedenle, hava kirliliğini ortadan kaldırmanın en iyi çaresidir.
2015 yılında dünya ülkeleri iklim değişikliğiyle savaşmak için Paris İklim Anlaşması adında bir anlaşma imzaladı. 2017 yılında bu önemli görevde yardımcı olsun diye 13 enerji ve taşımacılık şirketi ‘Hydrogen Council” adında bir örgüt kurdu ve teklifimizi iklim değişikliğini ortadan kaldırmak için en iyi ve tek çözüm olarak desteklediler. 2017’den beri her geçen gün daha fazla şirket, günümüzde toplam katılımcı sayısı 60 olan Hydrogen Council’a katılıyor.
Sayın Papa, yukarıda anlatılanlar sebebiyle, Hidrojen Enerjisinin İklim Değişikliği/Küresel Isınma için en iyi kalıcı çözüm olduğunu açıklamanızı hürmetle arz ederiz. Bu çözüm Dünya’yı bitkiler, hayvanlar ve insanlar için sonsuza dek bir cennet haline getirecektir! Saygıyla arz edilmiştir.”
Ünlü ekonomi dergisi Forbes Hollywood’un en çok kazanan oyuncularını açıkladı. Forbes dergisinin araştırmasına göre; geçen yılın en çok kazanan kadın ve erkek oyuncu sıralaması değişmedi.
‘The Rock’ lakaplı Dwayne Johnson, 89.4 milyon dolar (536 milyon TL) ile zirvede yer aldı.
BAFTA ödülü sahibi Scarlett Johansson, 56 milyon dolarla (336 milyon TL) ‘en çok kazanan kadın oyuncu’ oldu. Listenin ilk 10’undaki en dikkat çekici isimler ise Avustralyalı oyuncular oldu.
Kenan Doğulu’dan Beren Saat hakkında flaş açıklamaKenan Doğulu’dan Beren Saat hakkında flaş açıklama
Magazin
Geçen yıl kariyerinin en başarılı dönemini geçiren Margot Robbie, 23.5 milyon dolarla (141 milyon TL) en çok kazanan aktrislerde 8’inci sıraya yerleşti. Margot Robbie, bu yıl biyografik-dram türündeki ‘Skandal’ (Bombshell) filminde sergilediği performansla Oscar adaylığı elde etmişti.
‘Thor’ rolüyle ünlenen 36 yaşındaki aktör Chris Hemsworth, 76.4 milyon dolarla (458 milyon TL) yılın en fazla kazanan ikinci aktörü oldu. Chris Hemsworth, geçen yıl gişe rekoru kıran ‘Avengers’ (Yenilmezler) serisinde oynamıştı.
Orhan Pamuk: Postacı yok diye aşk bitmez
Masumiyet Müzesi kitabının yazarı ve aynı adlı müzenin yapımcısı Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2008’de yayımlanan kitabındaki “Aşık Kemal” karakteri üzerinden aşka ilişkin düşüncelerini anlattı.
Pamuk, aşkın güzel yanlarının yanı sıra kötü tarafları olduğuna işaret ederek, “Aşk yalnızca mutlu bir buluşma, bir karşılaşma değil. Aynı zamanda karanlık bir yanı da var aşkın. Kendini feda etme isteği, kendi duygularını dünyanın en önemli şeyi sayma eğilimi, onaylanma isteği, aşağılık ve üstünlük duyguları hemen kenarda dururlar. En çok karşılaşılan şey de pek çok rezilliğin üzerine aşk dökerek meşrulaştırmaktır. Yukarı sınıflar, patronlar, zenginler kendilerini aşkla bile kabul ettirirler. O yüzden aşkı paradan üstün tutan kahramanı sever, ararız.” diye konuştu.
Sevgililer Günü gibi özel günlerde aşkı düşünmenin yeterli olmayacağının altını çizen başarılı yazar, şu bilgileri verdi:
“Tabii ki aşk, (özel) günlerle, senede bir kere düşünülerek anlaşılacak bir şey değil. Aşkın bana göre şekerli, idealleştirilen, ülküleştirilen bir yanı var. Benim romanım Masumiyet Müzesi ve müzenin kendisi, aslında aşkın bu sihirli yanıyla fazla ilgili değil. ‘Aman ne en güzel şey, aşk.’ demiyor kitabım. Onu da tabii ki diyor. Aşık olunca bunu hissederiz ama aşık olunca başımıza ne geliyor? Masumiyet Müzesi adlı romanda, aşkı sanki bir trafik kazası gibi, başımıza gelen korkunç bir olay gibi, bizim elimizde olmayan, karanlık, anlaşılmaz bir şey gibi anlattım.”
“Aşk kaçınılmaz ama yazarlara düşen onu anlamak”
Yazar Orhan Pamuk, aşık olunduğunda yaşanan duyguları romanında ele aldığını kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Birisine aşırı sevgi duyduğumuzda yaşadığımız o tatlılık, ona yakın olduğumuzda hissettiğimiz güzel duygu, romanımda var. Ama bir de karanlık yan var aşkta. Bunun sınıfsal yanı da var; zengin-fakir gibi. Zaten Yeşilçam da sever zengin-fakir aşkını. Masumiyet Müzesi de bu konuları ve Yeşilçam’ı ele alır. Ama sonunda aşk kapıyı vurmadan gelen bir duygudur ve onun için de belki gafil avlanır, durumu kontrol etmeye, kafamızı toplamaya çalışırız. Önce zihnimizle duruma hakim olmaya çalışırız. Tabii dışarıdakiler dalga geçer, alay eder. Kapılmış, gitmişizdir. Mesele hem içerideyken, aşık olmuş, sürüklenirken akıllı olmak, durumu toparlamak hem de dışarıdayken, o tatlı duygu yokken, bütün resmi güzel görmektir. Aşk kaçınılmaz ama bana ya da yazarlara düşen, onu şekerlendirerek abartmak değil, anlamak, insanların hikayeleri üzerinden aşkı mantıkla kavramak ve daha zengin, daha iyi bir insan olmak.”
Masumiyet Müzesi’nin hikayesinin aslında bilindik bir hikaye olduğunu aktaran Pamuk, “Adam o kadar aşık oluyor ki sevgilisini görmeden yaşayamıyor, dayanamıyor. O olmadığı, ona kavuşamadığı zamanlar, onu hatırlatan, onun dokunduğu ya da birlikte mutluluklarını hatırlatan eşyaları bir kenara koyuyor. Sonra kenara koyduğu ve ona sevgilisini hatırlatan eşyalar, bir büyük koleksiyon oluyor. Sonunda onları Masumiyet Müzesi’nde sergilerken, aşk hikayesini de kitabı okuyanlara ya da müzeyi gezenlere anlatıyor.” dedi.
Orhan Pamuk, hatıralarla eşyalar arasında bir ilişki olduğuna dikkati çekerek, “Aşık olduğumuz sırada edindiğimiz, gördüğümüz eşyalar da bize aşkımızın safhalarını hatırlatır. Eşyaları bir müzede yan yana dizersek aşkımızın hikayesi ortaya çıkar. Tabii günlük hayat müzesi ve İstanbul müzesi de çıktı ortaya. Bir de aşıkların birbirlerine hediye alması ve bu eşyalar üzerinden konuşmaları vardır.” ifadelerine yer verdi.
“Masumiyet Müzesi aşkı abartmak için değil, anlamak için yazıldı”
Masumiyet Müzesi romanını aşıkları rahatlatmak için yazmadığının altını çizen usta yazar, şunları kaydetti:
“Masumiyet Müzesi’ni, aşkı anlamak için yazdım. Aşk konusunda sanat ve edebiyat eserlerinin iki türlü yaklaşımı oluyor. Bir, sanatın işinin aşk acısı çeken kişiyi rahatlatma, teselli etme olduğuna inanarak yapılmış eserler. Bir de aşkın ne olduğunu anlamak için aşktan söz açan eserler. Yani aşık olunca neler oluyor bize? Kahramanım Kemal bu konuda düşünüyor. Masumiyet Müzesi roman ve edebiyat olarak aşk duygusunu abartmak için değil, anlamak için yazıldı. Ama tabii romanda pek çok kişiye abartılı gelen şeyler de var.”
Yazar Pamuk, romanın kahramanı Kemal’in aşkına saygı duyan ve ondan asla vazgeçemeyen saygın bir insan olduğunu dile getirerek, “Onun aşkıyla alay eden burjuvalara inanmıyorum. Kemal’in yaşadığı saplantı değil aşk. Herkes onun gibi olamıyor, Kemal aşk için her şeyi feda ediyor. Bazıları öyledir bazıları daha ihtiyatlıdır. Romanın başında egoist Kemal’e kızarız ama aşk yüzünden çektiği acılar sayesinde onu bağışlarız. Hepimizin büyük aşk hikayelerine ihtiyacı var, ister teselli olarak ister kendi aşkımız anlamak için.” diye konuştu.
Gelişen teknolojinin aşkı öldürmediğini savunan Pamuk, şöyle devam etti:
“Aşk duygusunun kolay değişeceğini sanmam. Ama onu ifade etmenin yolları değişebilir. ‘Benim Adım Kırmızı’ adlı tarihi romanımda ‘bohçacı kadın Ester’, evden eve mektup taşıyarak aşık erkekler ve kızların kalbini oynatır. Ama internet çağında artık her an mektup yazıp cevap alabilirsiniz. Postacıyı bekleyen aşık fikri bitti mesela. Ama postacı yok diye aşk bitmez. Üstelik iletişimin yoğunluğu aşkı azaltmaz, tam tersi görüşmek ve yazışmak aşkı arttırır bence. Herkes kendi kuşağının asıl aşığı olduğuna inanmak ister. ‘Eskiler daha iyi aşıklardı.’ sözüne inanmam. Önemli olan duygularımızın derinliği ve hakikiliğidir. Ama duygular derin ve hakiki olunca acılar da başlar çünkü hayat sizin hayallerinize uymaz.”
Orhan Pamuk, kendisinin “Aşık Kemal”e benzeyip benzemediğine ilişkin ise, “Bir iltifat olarak alıyorum. Yani yazdıklarımı yaşamadan yazamaz kimse demek istiyorlar galiba. Ben yavaş yavaş, çok düşünerek yazıyorum inandırıcı olsun diye. Aşkı o anda yaşamasak da okuyarak yaşayabiliriz.” ifadelerini kullandı.
Müzeye olan ilgiye de değinen yazar, şunları söyledi:
“Tabii aşk hatırlatmaya gerek olmayan bir duygu. Romanımız da bu duyguyu anlamaya çalışıyor. Aşık değilseniz de eksikliğini çekersiniz. Sevgililer ve aşıkları, mutluluklarını sevgiye dayandırdıkları için sever ülküleştiririz. Biz de hayal ettiğimiz fedakar aşıklar, sevgililer gibi olmak isteriz. Ama bizim hikayemiz biraz değişiktir. Kendi hikayemizi anlamak için diğer aşk hikayelerini bilmek, okumak isteriz. Aşk edebiyatına ilginin kaynağı kendi hayatımız, sorularımız, heyecanlarımız ve korkularımız. Bakalım sevgilimiz bizi gerçekten seviyor mu? Romanlarda çok daha fedakar kahramanlar var!”
2020 Brit Ödülleri sahiplerini buldu. Londra’daki ünlü O2 Arena’da gerçekleştirilen törenle 40. Brit Ödülleri’nde kazananlar açıklandı. Gecenin sunuculuğunu üçüncü kez Jack Whitehall üstlendi. Dünyada çapında büyük başarı yakalayan Billie Eilish Brit Ödülleri’nde de En İyi Kadın Sanatçı Ödülü’nü kazandı.
En İyi Erkek Solo Sanatçı
Stormzy
En İyi Kadın Solo Sanatçı
Mabel
Yılın Şarkısı
Lewis Capaldi – Someone You Loved
En İyi Grup
Foals
Yılın Albümü
Dave – Psychodrama
En İyi Yeni Sanatçı
Lewis Capaldi
En İyi Uluslararası Kadın Solo Sanatçı
Billie Eilish
En İyi Uluslararası Erkek Solo Sanatçı
Tyler the Creator
os’un Warner Bros film stüdyosunun kurucularından Jack Warner’ın 1937’de inşa ettirdiği malikâne için ödediği 165 milyon dolar (1 milyar TL), Los Angeles’ta bugüne dek bir konut için ödenen en yüksek bedel oldu. 36 bin metrekare alana kurulu malikânenin içinde iki ayrı misafir konutu, bir fidanlık, üç sera, tenis kortu, yüzme havuzu, golf sahası ve benzin istasyonu olan bir araba garajı bulunuyor.
Geçtiğimiz yıl eski TV sunucusu Lauren Sanchez ile birlikte olduğu ortaya çıkan Jeff Bezos, eşi MacKenzie Bezos’a 38 milyar dolar tazminat vererek boşanmıştı.
İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, iklim değişikliği gerçeklerini BBC’nin çekeceği belgesel dizide anlatacak.
BBC Stüdyoları, uluslararası bir çevre mücadele hareketini başlatan 17 yaşındaki aktivisti ve onun dünyanın en sıra dışı yerlerine yaptığı ziyaretleri; bilim insanları, siyasi liderler ve iş dünyasından isimlerle gerçekleştirdiği görüşmeleri içeren bir belgesel hazırladığını duyurdu.
Açıklamada, “Dizi, Thunberg’in eylemsizliğin gerçek dünya sonuçlarıyla karşı karşıya kalmaya devam edişiyle birlikte, yetişkinliğe giden kendi yolculuğunu da anlatacak; benzeri olmayan bir gençlik yaşayan Thunberg’in şu anda dünya çapında yayınlanan ve analiz edilen etkili konuşmaları yazarkenki sessiz anlarından bazılarını paylaşacak” denildi.
Belgesel dizinin kaç bölümden oluşacağı ve yayınlanma tarihi açıklanmadı.
“HAYALLERİMİ ÇALDINIZ” SÖZLERİYLE YANKI UYANDIRDI
New York’ta Birleşmiş Milletler tarafından eylül ayında düzenlenen İklim Zirvesi’ne katılan Thunberg, “Benim burada olmamam gerek, okyanusun ötesinde okulda olmam gerek. Sizler ne cesaretle bizden umut bekliyorsunuz. Boş sözlerinizle çocukluğumu ve hayallerimi çaldınız” sözleriyle dünya çapında yankı uyandırmıştı. Devlet liderlerinin iklim değişikliğini görmezden geldiğini öne süren Thunberg, “Buraya gelip her şeyi yaptığınızı söylüyorsunuz. Bizi hayal kırıklığına uğratıyorsunuz ama gençler artık sizin ihanetinizin farkına vardı. Gelecek nesillerin gözü sizin üstünüzde olacak” ifadelerini kullanmıştı.
2020 Brit Ödülleri İngiltere’nin başkenti Londra’daki O2 Arena’da sahiplerini buldu. Gecede sahneye çıkan isimlenden biri olan Harry Styles’ın birkaç gün önce sokak ortasında gasp edildiği belirlendi.
SALDIRGAN 20’Lİ YAŞLARDAYDI
İngiliz basınındaki haberlere göre; 26 yaşındaki şarkıcı Sevgililer Günü’nde sokakta yürürken, 20’li yaşlardaki bıçaklı bir saldırganla karşı karşıya kaldı. Hırsızın bıçak tehdidiyle para istediği, Styles’ı da üzerindeki tüm nakiti verdiği öğrenildi. Şarkıcının, hırsıza ne kadar para verdiğiyse açıklanmadı.
Harry Styles Brit Ödülleri’nde sahne kostümüyle konuşulduHarry Styles Brit Ödülleri’nde sahne kostümüyle konuşuldu
KIRMIZI HALIDA KEYİFSİZDİ
Ancak Harry Styles’ın kırmızı halıdaki keyifsiz ve durgun görüntüsünün arkasında uğradığı saldırının etkisi atlatamaması olduğu öne sürüldü.
Türk tasarımları ve yüzde yüz Türk kumaşlarıyla 4 ayrı Türk tasarımcı tarafından şekillenen Turkish Designers defilesinde Uluslararası medya kuruluşlarının büyük ilgi gösterirken 4 Türk tasarımcısının New York çıkarması olarak işaret edildi.
Türk modasının temsil edilmesinin önemine dikkat çeken 4 Türk Tasarımcı; “Öncelikle destekleri için Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan’a, Tim başkanı Sayın İsmail Gülle’ye ve Türkiye Tanıtım Grubu Yönetim Kuruluna sonsuz teşekkürler. Biz Türk modacılar olarak ülkemiz adına çok gururluyuz’’ açıklamasını yaptılar.
İsmail Gülle: “Türk tasarımları yüzde yüz Türk kumaşıyla dünya podyumlarında göğsümüzü kabartıyor. ” Genç modacılar ve Türk Tekstili için bu tür etkinliklere katılımının önemli bir motivasyon kaynağı olduğuna dikkat çeken Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Türkiye Tanıtım Grubu Başkanı İsmail Gülle; “Dünyanın sayılı moda merkezlerinden New York’ta Türk tasarımlarını yüzde yüz Türk kumaşlarıyla dünya podyumlarına taşıyan Türk tasarımcılarımız Aslı Filinta, Deniz&Begüm Berdan (DBBERDAN) , Hakan Akkaya ,Simay Bülbül’e teşekkür ediyoruz’’ dedi.Turkish Designers defilesinin koreografisi ise Capsule Production Design’dan Özgün İnanç imzası taşıdı…
Defileyi Amerikalı ünlü şarkıcı Cyn Santana ve ünlü Top Model Afiya Bennett ön sıralardan izledi. Ayrıca Hakan Akkaya Koleksiyon tanıtımında Deva East podyuma çıkarken DB Berdan koleksiyon tanıtımında ise Ünlü Amerikalı şarkıcı Lil Mama podyuma çıktı.
ASLI FİLİNTA ‘’BASHI-BAZOUK’’ KOLEKSİYONU HAKKINDA
ASLI FİLİNTA’NIN SEZON BELİRTMEYEN KOLEKSİYONU “BASHI-BAZOUK”
16.yüzyılda Batının Türk sanat ve kültüründen esinlenme eğilimi olarak bilinen Turquerie (Türköri) akımı, 18. Yüzyıl’da doruk noktasına ulaşmıştır. “BASHI-BAZOUK” koleksiyonunda “Türk gibi giyinmenin moda haline geldiği” bu dönemden esinlenerek; kaynak olarak da Elbise-i Osmaniye’yi tekrar ele alarak modernize edilmis kıyafetler sunuldu.
Koleksiyonda; İpeker firması tarafından üretilen Vegan ipek ve Gamateks firmasının pet şişelerin geri dönüşümüyle ürettiği kumaşlar kullanıldı.
İslam Sanatları ve Türk-Osmanlı kültür referanslarından esinlenerek hazırlamış olduğu, kendi imzasını taşıyan eşsiz desenleri ile koleksiyonu harmanlayan Aslı Filinta’nın; “ALLA TURCA” sloganlı tişörtleri ve ileri dönüşüm fikrinden yola çıkarak oluşturduğu koleksiyonu ile izleyenlerde yüksek farkındalık oluşturdu.
İleri dönüşüm hizmetini online olarak Türkiye’de ilk kez başlatan Aslı Filinta’nın koleksiyonu overstok kumaşlarla; sıfır atık hedefine başarıyla ulaştı. .
DB BERDAN AW20 KOLEKSİYONU HAKKINDA
DB Berdan iklim değişikliğinin endişe verici acil durumunu görüyor. Çevreye ve doğa anaya karşı sorumluluk duyuyor.
‘Şimdi harekete geçme zamanı!’
DB Berdan’ın AW20 koleksiyonu “Scan to escape” gerçeğini dijital dünyayla birleştiriyor. Baskılar, sizi bir gerçeklikten diğerine götüren telefonlarla taranabilen teknolojik QR kodlarından oluşuyor.
Çevreye duyarlı malzemeleri teknolojik giyimle sentezleyen DB Berdan, son derece çevresel kumaş ve aksesuarların tedarik edilmesine odaklandı. Yeni dönemin en önemli unsurlarından her biri teknolojik işçilik ile üretilmiş ürünler DB Berdan Kis 2020 koleksiyonunun en çok dikkat çeken özelliklerinden.
Bu sezon Londra Moda haftasi resmi takviminde büyük defile ile New York Moda Haftası resmi takvimindeki defilede gösterecekleri Kış 2020 koleksiyonları için marka malzemeleri dört farklı kategoride kullandı.
Koleksiyonda ORTA tarafından etik kaynaklı çözümlerle üretilmiş Türk denimleri kullanıldı.
Büyük kollu bombacı ceket denim elbise, Gen H, çevre dostu Kenevir kumaşı ile üretildi. Kenevir anti-bakteriyel, biyolojik olarak parçalanabilir ve nefes alabilir bir kumaş.
Yarasa kollu ipli siber ceket ve ipli pantolon tüketici sonrası geri dönüştürülmüş denim kumaştan yapıldı.
Halys kumaşından yapılmış, toprak dostu doğal kil ile eko kaplı iki tonlu siber trençkotlu büyük boy gömlek elbise rengini Kızılırmak renginden aliyor.
Geri dönüşümlü multi strec aktif polyester, süper elastik toparlayıcı asimetrik kesim elbiseler, etekler ve bluzler, yüksek teknoloji yapıştırma teknikleri ve eklemlere lazer kesim havalandırmalar yerleştirilerek kıyafetler güncellendi. Hava kanallari ürünü dört mevsim kullanabilme imkanı sağlıyor.
Üreticiden kalan kullanılmayan fazla kumaşlardan geri kazanılmış pamuklar, oversize dökümlü elbiselere dönüşmüş sweatshirtler reflektörlu flexler, eklemli kombat pantolonlar dikkat çeken parçalar.
Doğal LENZING fiber satenler, doğal, asimetrik kesim elbiseler, yüksek teknolojik kumaş ve işçilik, tasarımcı ikilinin en çok vurguladığı sezon detaylarından.Bu koleksiyonda kullanılan tüm aksesuarlar etik, çevre bilinciyle üretilmiştir.Fermuarlar su şişelerinden gelen mavi plastik kapaklardan, çıtçıtlar daha az su kullanımı ile yapıldı.
DB Berdan, AW20 şovunun çeşitli bağımsız sanatçılarla işbirliği içinde olacağını duyurmaktan gurur duyar. Kıyafetlerin üzerinde desen olarak yer alan QR dijital multimedya dünyası Londra Temelli sanatçı kolektifi tarafından hayata geçirildi; Ursula Pelczar, Fabrizio Panella, Compiler Zone, Christoph Andreas Pelczar, Don Carlito ve Agathe Silvagni.
Bütün bunlarla DB Berdan yaptığı her işte karbon ayak izini azaltmayı amaçlıyor.
HAKAN AKKAYA GLAMOUR KOLEKSİYONU HAKKINDA
Hakan Akkaya Ticaret Bakanlığı desteğiyle, Türkiye Tanıtım Grubu kapsamında New York Fashion Week’te bu sene Justice adlı koleksiyonunun yanı sıra Turkish Designers Show içinde de yer alarak 12 looktan oluşan “Glamour” adını verdiği koleksiyonu ile NYFW’ de ikinci kez heyecan yaşadı. Türk Tekstilinin ve Türk tasarım gücünün büyüklüğünü “Turkish Luxury” başlığı altında tanıttığı koleksiyonda lüksü yansıtan rugan kumaşlar ile birlikte, ışıltılar ve kürk detaylara yer verildi. New York Fashion Week takviminde iki ayrı koleksiyon ile iki farklı günde yer alan ilk modacı olarak yine kural bozdu. Ünlü modacı ‘’Türk Moda Tasarımcısı olarak New York Moda Haftası resmi takviminde olmak ile birlikte ve Amerikan Moda Konseyi CFDA’ in de takvimine kabul edilmenin ülkem adına gururunu yaşıyorum’’ dedi.
Styling’i Anıl Can’ın Uluslararası marka yönetimini Bahar Çapın yaptığı defilenin Pr ve Marka danışmanlığı Selim Akar tarafından yapıldı.
Defile sonunda milli gururumuz Hakan Akkaya, geçtiğimiz günlerde Yunan Parlamentosu’nda Türk bayrağını yırtan küstah vekil Loannis Lagos’a tepkisini ay yıldızlı gömlek giyerek gösterdi. Akkaya’nın bu hareketi ise modanın başkenti New York’ta, salondakiler tarafından ayakta alkışlandı..
SİMAY BÜLBÜL HATUN KOLEKSİYONU HAKKINDA
İhtirasları kadar, mücadeleleri, liderlikleri ve fedakarlıkları ile tarihe iz bırakmış Türk hatunlar…
Zekası, cesareti, ihtirası tarih boyu konuşulan ve konuşulmaya devam edecek olan Türk hatunlar…
Hayatın başlangıcına dair ne varsa hepsine ruh vererek yaşam döngüsü başlatmış Türk hatunlar…
Tasarım yolculuğunun başından bu yana koleksiyonlarına kadınlardan aldığı ilhamla hayat veren Simay Bülbül, Sonbahar Kış 2021 koleksiyonunda yine özel bir konuya değinerek Türk hatunlarını ele alıyor.
HATUN Koleksiyonu ve Defilesi
Simay Bülbül, yıllardır deri ve kumaşı birleştirerek devam ettirdiği avangard çizgisine yeni bir soluk getirdiği Hatun koleksiyonunda, deriyi couture detaylar ile buluşturuyor. Deriyi el işlemesi şeklinde yorumlayıp, parlak ve şık detaylar kullanarak geceye ve özel günlere taşıyor. Geleneksel silüetlerin modern tasarımlarla ve deriyle buluştuğu bu koleksiyon ile elegan zevklere sahip, stil sahibi Simay Bülbül kadınlarına, hayata farklı bakış açısı geliştirerek bakmanın kodlarını veriyor.
Son zamanlarda sosyal medya hesabını aktif olarak kullanan Helin Avşar, gündelik hayatına dair paylaşımlarda bulunuyor. Kimi zaman esprili paylaşımlarda bulunan Avşar, kimi zaman da hakkında yapılan haberler üzerine değerlendirmelerde bulunuyor. Helin Avşar son olarak yeni görüntüsünün Aslıhan Doğan Turan ve Ayşegül Doğan’a benzetilmesine tepki gösterdi.
Bir magazin programında yapılan bu benzetmeye sessiz kalamayan Helin Avşar, akşam saatlerine doğru Instagram hesabından bir paylaşımda bulundu ve ablası Hülya Avşar’a göndermede bulunarak; “Türkiye güzeli ablam var. Benzemek istesem ona benzemek isterim. Bunlar kim!” yorumunu yaptı.
Aksiyon filmlerinin popüler oyuncusu Jackie Chan, Weibo isimli sosyal ağ üzerinden yaptığı açıklamada, Çin’in Wuhan kentinden dünyaya yayılan Corona virüsü salgınına karşı tedavinin bulunması için mümkün olan her şeyi yapmaya hazır olduğunu ifade ederek, tedaviyi bulana 1 milyon yuan ödül vereceğini duyurdu.
Chan açıklamasında, “Hangi kişinin ya da kurumun panzehiri geliştirdiği önemli değil. Eğer başarılı olurlarsa kendilerine 1 milyon yuan vererek teşekkür etmek istiyorum. Bu parayla ilgili değil. Daha önce tıklım tıklım olan sokakları boş görmek istemiyorum. Vatandaşlarımın hayattan zevk almaları gerektiği anlarda ölümle savaştıklarını görmek istemiyorum” ifadelerini kullandı.
“BİLİM VİRÜSÜN ÜSTESİNDEN GELMENİN ANAHTARIDIR”
Chan’in bu girişimi dünyanın hemen her yerinden büyük övgü alırken, Chan daha sonra yaptığı açıklamada ise, “Bilim ve teknoloji virüsün üstesinden gelmenin anahtarıdır. Bence birçok insan benimle aynı düşünceye sahip. Umarım en kısa sürede bir panzehir bulunur” dedi.
Öte yandan, Jackie Chan’ın son filmi Vanguard, Corona virüsünün yayılmasını önlemek için alınan tedbirler kapsamında sinemaların kapatılması nedeniyle vizyona çıkamadı.
Son olarak Bir Zamanlar… Hollywood’da filminde rol alan Julia Butters, Oscar’da kural dinlemedi.
10 yaşındaki çocuk yıldız yiyeceklerin tamamen vegan olmasına karşın bu kuralı delerek törene 2500 dolarlık çantasında hindi sandviç getirdi.
77. Altın Küre Ödülleri’nden sonra (Golden Globes) 92. Oscar Ödülleri’nde de ikram edilen yiyecekler tamamen vegan olarak servis edilmişti.
İlk defa uygulanan vegan menüsü kararında Joker filmindeki performansıyla en iyi erkek oyuncu kategorisinde Oscar kazanan Joaquin Phoenix öncülük etmişti.
Çocuk yıldız Butters, 2016 yılından beri American Housewife dizisinde oynamaya devam ediyor.
Sinema sektörü ve Cem Yılmaz ile olan dostluğu hakkındaki soruları da yanıtlamayan Alanson, “Cem sinema için güzel şeyler yaptı. Pahalı prodüksüyonların yapılabileceğini gösterdi.” dedi
Recep İvedik hayranı çıktı!
Sözlerini sürdüren Alanson, “Aslında ben Recep İvedik hayranıyım. Recep İvedik’i üçer kez izlemişimdir. Şahan ile de daha tanışamadım. Cem ile sık görüşemiyoruz aslında. Ben zor biriyimdir, benimle çalışmak Cem’i yordu” ifadelerini kullandı.