Teknik anlamda son derece kuvvetli 45 bin 500 – 46 bin dolar direnç bölgesini aşamayan lider kripto para birimi BTC / USD paritesinde bir miktar bekle – gör politikası hakim. Parite şimdi ilk aşamada 43 bin 255 ve 42 bin 652 dolar desteklerinin üzerinde kalma çabası içerisinde olacak.
Bu seviyelerin altında ise en kritik destek noktası olan 42 bin 200 dolar seviyesi var. Burası yükseliş trendinin destek seviyesi konumunda. Paritenin bu seviyenin altına gelmemesi gerekiyor. Gelmesi durumunda 41 bin 700 dolar desteğine kadar olan geri çekilmelere norma karşılanabilir.
Ancak bu noktanın da altıda gelinmesi paritede yeniden 40 bin dolarlı seviyelerin altının test edilme riskini ortaya çıkarabilir.
Bunun yanında olası yükselişlerde de önceki yayınlarımızda da dile getirdiğimiz gibi 45 bin 500 – 46 bin dolar bandı yükselişin devamı açısından çok kritik. Yükselişin devamı öncelikle bu noktanın aşılmasına bağlı.
Zira bu bölgenin aşılması paritede 48 bin – 49 bin dolar bandı ara direnç bölgesi olmak üzere 52 bin dolarlı seviyelere kadar bir harekete tetikleyebilir.
Gözler Ripple – SEC davasında…
Bu teknik yorumun dışında aslında kripto para piyasasına ilgilendiren önemli bir konu var. O da Ripple – SEC arasındaki dava süreci. Son yorumlar dava sürecinin beklenenden daha hızlı sonuçlanabileceği yönünde.
Zira Hogan & Hogan hukuk firmasının bir ortağı olan avukat Jeremy Hogan tarafından paylaşılan son belgelere göre, gerçeğin keşfinden 14 gün sonra SEC ve Ripple arasında bir saatlik bir uzlaşma görüşmesi yapılabilir.
Bu görüşme sonrası her iki tarafın da anlaşmaya varması davanın 2022 yılının Nisan ya da Mayıs ayında sonuçlanmasını sağlayabilir.
MELİKE İpek Yalova, Bebek’te bir balıkçıda otururken keşfedildiğini anlattı.
Yan masada Meral Okay ve “Muhteşem Yüzyıl”ın yapımcısı Nermin Eroğlu ve Mehmet Günsür’ün oturduğunu söyleyen Yalova, Eroğlu’nun kendisine rol teklif ettiğini anlattı:
“Nermin Hanım diziye bir karakter gireceğini, benim tip olarak uygun olduğumu, ilgilenirsem deneme çekimine alacaklarını söyledi. Bir hafta sonra deneme çekimine girdim!”
Melike İpek Yalova, “Muhteşem Yüzyıl” dizisinde Kastilya Prensesi Isabella Fortuna karakteriyle kısa sürede şöhrete kavuşmuştu. Eski bakan Yüksel Yalova’nın kızı olan genç oyuncu, babasının kendisine siyasi konuda yönlendirme yapmadığını da anlattı ve “Babam görüp görebileceğiniz en demokrat insandır” dedi.
Şarkılarını dinlediğiniz ya da oynadığı dizileri, filmleri soluksuz izlediğiniz ünlüler için her şeyin başladığı anın hikayesi öyle ilginç ki. İşte, ünlülerin yazılsa gerçekten de roman olabilecek keşfedilme öyküleri.
TATİLE GELDİ OYUNCU OLDU
Yaprak Dökümü’nde canlandırdığı Necla karakteri sayesinde şöhreti yakalayan Fahriye Evcen’in öyküsü de ilginç.
Almanya’da yaşayan Evcen, tatil için geldiği Türkiye’de Oya Aydoğan’ın programına seyirci olarak katıldı. Daha sonra Aydoğan onu yapımcı İbrahim Mertoğlu ile tanıştırdı. Telefon numarası alış verişinden sonra Evcen Almanya’ya döndü. Ama telefonu bir türlü susmak bilmedi. Sonunda dayanamayıp gelen rol tekliflerini kabul etti. ”Asla Unutma” ve ”Hasret” dizilerinde rol aldı. Ama asıl büyük çıkışını Yaprak Dökümü ile yaptı.
KONUKLAR ARASINDAN BİR YILDIZ ÇIKTI
Bir dönem çok izlenen Küçük Kadınlar’da rol alan Hande Soral, Komedi Dükkanı dizisini izlemeye gitti, hayatı değişti. Soral, Tolga Çevik ile konuk oyuncu olarak sahneye çıktı. Sahnede 5 dakika kalması gerekirken tam 45 dakika kaldı.
Stüdyodan çıkarken de Komedi Dükkanı’nın yapımcısı Soral’ı yanına çağırıp oyunculuk yapmak isteyip istemediğini sordu. Böylece Soral’ın ekran serüveni de başlamış oldu. Onu şöhrete kavuşturan Küçük Kadınlar dizisi oldu.
ÇÖPTEN ÇIKAN FOTOĞRAFLAR
Son dönemin en gözde genç kuşak oyuncularından Burak Özçivit’in şöhrete kavuşması tam da ‘kader ağlarını ördü’ diye ifade edilecek türden.
Özçivit’in babası, oğlundan habersiz olarak fotoğraflarını Best Model yarışmasına gönderdi. Ancak bu fotoğraflar seçici kurul tarafından çöpe atıldı. Organizatörler son anda kendilerinden habersiz çöpe atılan bu 8 fotoğrafı fark ettiler. Böylece Özçivit yeniden yarışmacılar arasına katıldı.
Özçivit, 2004 yılındaki bu yarışmada gelecek vaad eden model seçildi. 2005’te ise birinci oldu. Yani kısacası çöpten çıkan fotoğraflar Özçivit’in yaşamını değiştirdi.
MAĞAZAYA HÜLYA AVŞAR GİDİNCE
Hande Yener, müzik dünyasına girebilmek için pekçok ünlüden yardım istemişti. Ancak hiçbiri ona el uzatmayınca o da hayatını kazanıp oğluna bakabilmek için ünlülerin sık sık gittiği bir modaevinde çalışmaya başladı. Sahne hayalleri o zaman bile solmamıştı.
Sonunda modaevine Hülya Avşar gitti ve Hande Yener derdini ona anlatabilmeyi başardı. Bu tanışıklığın ardından Yener için hayallerine giden yol açılmış oldu. Deneme kabininde bir yandan Yenher ile sohbet eden Avşar ondan bir şarkı söylemesini istedi. Yener de Yalnızlık Senfonisi’ni seslendirdi. Bu tanışıklık ve şarkı; Yener’in hayallerine giden yolu açtı.
GECE KULÜPLERİNDE ÇALIŞIYORDU
Yaprak Dökümü dizisiyle adını duyuran Nihat Alptuğ Altınkaya; 17 yaşında gece kulüplerinin önünde koruma olarak çalışmaya başladı.
Bir gün İstiklal Caddesi’nde yürürken bir cast ajansı sahibi peşinden koşarak onu durdurdu. Ajans sahibinin ‘seni çekebilir miyiz” sorusuna olumlu yanıt veren Altınkaya için kader işte o anda değişti. Bir hafta sonra Funda Arar’ın klibi için teklif geldi. Daha sonra da dizi oyunculuğu başladı.
İYİ Kİ ELEKTRİK KESİLDİ
Hazal Kaya şöhretini elektriklerin kesilmesine ve ısrarlı tutumuna borçlu. Genç yaşına ve sektördeki kısa tecrübesine rağmen ses getiren dizilerde rol alan Kaya’nın şöhret olma öyküsü çok ilginç.
“Kariyerimi doğru zamanda doğru yerde olmaya ve şansıma bağlıyorum” diyen Kaya, kendisini milyonlarca izleyiciye tanıtan Genco dizsinin görüşmesine gittiğinde başına ilginç bir olay geldi. Dizi görüşmesi için ajansa gittiğinde birden elektrikler kesildi… Ajans görvelisi Kaya’ya “elektrik belki beş dakika sonra belki beş saat sonra gelir. İsterseniz siz başka bir gün gelin” dedi.
Ama Kaya bekleme kararı aldı.. Kısa süre sonra elektrikler geldi..Kaya yetkililerle görüştü ve Genco dizisindeki rolü aldı. Kaya daha sonra bir röportajında o günü “Belki başka bir gün gitseydim Genco’ya başlamayacaktım” diye anlatmıştı.
BİR KAFEDE FALCILIK YAPIYORDU
Benzersiz sesiyle kısa sürede müzik dünyasında hızlı adımlarla yükselen Cem Adrian’ın hikayesi de ilginç.
Etiler’de bir kafede falcılık yapan Adrian aslında müzisyen olmak da istiyordu. Ama bu hayalini gerçekleştirmesi için biraz zaman gerekti. Günün birinde devamlı fal baktığı bir müşterisi onun hayallerine giden yolu açmasında yardımcı oldu. Fazıl Say’ın arkadaşı olan bu müşterisine doldurduğu demoyu verdi Adrian. Sonunda demo Say’a ulaştı ve Adrian da özel öğrenci statüsüyle Bilkent Üniversitesi’nde müzik eğitimine başladı. Bu arada Adrian’ın demosunu Say’a ulaştıran kişi de bir başka ünlü müzik insanı Demet Sağıroğlu’ydu.
Türkiye’nin en yakışıklı jönlerinden olan ve şimdilerde Kim Milyoner Olmak İster yarışmasının sunuculuğunu yapan Kenan İmirzalıoğlu ile oyuncu eşi Sinem Kobal ikinci kez anne-baba olmaya hazırlanıyor. 2020 yılında kızları Lalin’i kucaklarını alan Sinem Kobal ile Kenan İmirzalıoğlu büyük mutluluk yaşamıştı. Lalin’i dünyaya getirdikten sonra setlere ara veren Sinem Kobal şimdilerde yeni doğacak kızını kucağına almak için gün sayıyor. Peki Sinem Kobal ile Kenan İmirzalıoğlu’nun bebekleri ne zaman dünyaya gelecek? Sinem Kobal ile Kenan İmirzalıoğlu’nun bebeklerinin adı ne olacak? İkinci kez kız babası olacak olan Kenan İmirzalıoğlu güzel haberi verdi! Kenan İmirzalıoğlu’ndan yeni açıklama…
2020 yılında kızları Lalin’i kucaklarını alan Sinem Kobal ile Kenan İmirzalıoğlu büyük mutluluk yaşamıştı.
Türkiye’nin en yakışıklı jönlerinden olan ve şimdilerde Kim Milyoner Olmak İster yarışmasının sunuculuğunu yapan Kenan İmirzalıoğlu ile oyuncu eşi Sinem Kobal ikinci kez anne-baba olmaya hazırlanıyor.
Kenan İmirzalıoğlu ile Mayıs 2016 tarihinde nikah masasına oturan oyuncu Sinem Kobal, şimdilerde ikinci kez anne olmaya hazırlanıyor. 6.5 aylık hamile olan Sinem Kobal ile eşi doğumu Ege’de doğa ile iç içe yaşam sürerek bekliyor.
Lalin’i dünyaya getirdikten sonra setlere ara veren Sinem Kobal şimdilerde yeni doğacak kızını kucağına almak için gün sayıyor.
Peki Sinem Kobal ile Kenan İmirzalıoğlu’nun bebekleri ne zaman dünyaya gelecek? Sinem Kobal ile Kenan İmirzalıoğlu’nun bebeklerinin adı ne olacak?
İkinci kez kız babası olacak olan Kenan İmirzalıoğlu güzel haberi verdi! Kenan İmirzalıoğlu’ndan yeni açıklama…
Kenan İmirzalıoğlu, önceki gün Ulus’ta görüntülendi. İkinci kez baba olmaya hazırlanan İmirzalıoğlu, yaşadığı mutluluğu paylaştı:
“Sinem’in sağlığı iyi. Mayıs sonu gibi inşallah Allah tamamına erdirecek, kızımızı kucağımıza alacağız” dedi. Heyecanlı olduklarını belirten ünlü oyuncu, kızlarına koyacakları isime henüz karar vermediklerini söyledi.
Murat Dalkılıç, 2015–2017 yılları arasında evli kaldığı oyuncu Merve Boluğur ile düğününe de gelen arkadaşı Emre Kaya hakkında çıkan aşk haberlerini değerlendirdi. Uzun süredir birlikte olduğu Sitare Akbaş’la ilişkisinden bahseden 38 yaşındaki şarkıcı, geçtiğimiz ay Fenerbahçe Beko-Real Madrid basketbol maçında pişti olduğu eski sevgilisi Hande Erçel sorusuna da yanıtladı.
Sosyal medya fenomeni Sercan Yaşar, dün gece Gümüşsuyu’nda bir restoranda doğum günü partisi düzenledi. Partiye ünlüler akın etti.
Yaşar’ın doğum gününe; Murat Dalkılıç, Berkay, Zeynep Bastık, Aslıhan Karalar, Aslı Turanlı, Şevval Şahin, Derya Uluğ, Akasya Asıltürkmen, Ersay Üner ve Onur Büyüktopçu gibi tanınmış simalar katıldı.
‘EVLİLİK DÜŞÜNMÜYORUM’
Sitare Akbaş ile ilişkisi hakkında konuşan Dalkılıç, “Evlilik düşüncesi var mı?” sorusuna, “Şu an yok. Ben bir imzaya bağlı kalarak, biriyle birlikte olmak istemiyorum. Sitare ile çok iyi giden bir ilişkimiz var. Her şey yolunda, evlilik düşünmüyorum. Sitare de böyle bir şey düşünseydi bana söylerdi diye düşünüyorum” yanıtını verdi.
HANDE ERÇEL CEVABI!
Geçtiğimiz haftalarda Hande Erçel ile bir basketbol maçında çıkan fotoğraflarına ünlü şarkıcı, “Ben kendisini görmedim, denk de gelmedik. Siz görüp haber yapmışsınız, ben de sizden öğrendim. Görseydim gayet selamlaşırdık, konuşurduk. Hiçbir derdimiz yok. Eskiye dayalı birbirimize bir hissiyat yok. Küslük de yok, o zamandan beri de görüşmedik zaten” ifadelerini kullandı.
Hande Erçel ile meslektaşı Kerem Bürsin, final yapan ‘Sen Çal Kapımı’ dizisinin setinde tanışmıştı. “Aşk yaşıyorlar” şeklindeki haberleri uzun süre reddeden ikili, birlikte çıktıkları Maldivler tatilinde yaptıkları paylaşımlarla çok konuşulan ilişkiyi ilan etmişlerdi.
‘MERVE’YE MUTLULUKLAR DİLERİM’
Dalkılıç’a, “Emre Kaya çok samimi arkadaşınız ve eski eşiniz Merve Boluğur ile olan ilişkisini nasıl yorumluyorsunuz? Emre Kaya düğününüze de gelmişti” sorusu da yöneltildi.
Şarkıcı, “Emre sevdiğim bir arkadaşım, Merve de öyle. Mutlu olsunlar isterim. Birbirlerini seviyor ve iyi anlaşıyorlarsa, mutlularsa üçüncü bir kişinin kim olursa olsun söyleyecek bir lafı yok bence. Keendilerine çok mutluluklar dilerim. Emre’yi de severim, çok iyi bir adamdır. Böyle bir şey var mı, yok mu bunu da bilmiyorum. Teyidi alınmasa sormazsınız diye de düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Bugüne kadar bazen belgesel çekmek için bazen de insanı yardım amacıyla dünyanın en karışık bölgelerine giden ünlü oyuncu ve yönetmen Sean Penn bu kez de hiç durmadan bombaların patladığı Ukrayna’daydı. Geçen hafta Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenksi ile görüşen Penn, son olarak Polonya sınırına giderek ülkeden ayrıldı.
YİNE BELGESEL ÇEKİYOR
Ukrayna- Rusya savaşını konu alan bir belgesel çeken Penn, Polonya sınırında görüldüğü bir fotoğrafını Twitter hesabından paylaştı. Uzun bir araç kuyruğunun yanı başında yürüyen Sean Penn’in bavulunu kendisinin taşıdığı ve sırt çantasıyla seyahat ettiği görüldü.
KİLOMETRELERCE YÜRÜDÜLER
Penn paylaşımında “kendisinin ve iki ekip arkadaşının Polonya sınırına kadar kilometrelerce yürüdüklerini” belirtti. Deneyimli oyuncu ve yönetmen Trafik yoğunluğu nedeniyle araçlarını yolda terk ettiklerini de ekledi. Penn paylaşımında “Neredeyse bütün araçlar kadınlarla ve çocuklarla dolu. Birçoğunda bagaj bile yoktu. Sahip oldukları tek değerli şey arabaları” diye yazdı.
Sean Penn, bir sosyal medya paylaşımında “Zaten şu durumuyla bile van alan ve kalpleri kıran bu saldırının bir hata olduğunu” belirtip “İnanıyorum ki Bay Putin eğer yumuşamazsa insanlık için en büyük hatayı yapmış olacak” mesajını paylaşmıştı.
TAKİPÇİLERİNE BELGESEL ÖNERDİ
Penn bir başka paylaşımında da takipçilerine, yönetmenliğini Evgeny Afineevsky’nin üstlendiği 2015 tarihli Winter On Fire adlı belgeseli izlemelerini önerdi. Sean Penn, Ukrayna’ya ilgi duyan ancak yakın tarihi hakkında az bilgi sahibi olan kişilere “Lütfen bu filmi izleyin” diye seslendi.
ZELENSKİ İLE GÖRÜŞTÜ
Oscar ödüllü Sean Penn, Rusya’nın saldırılarının başlamasından kısa bir süre önce Ukrayna’ya gitmişti. 61 yaşındaki Penn, geçen yıl da hazırladığı belgesel için sık sık Ukrayna’ya gidip geliyordu. Zelensky de sosyal medya hesabında Penn ile Kiev’de görüşme yaptığı sırada çekilen fotoğraflarını sosyal medya sayfasında paylaşmıştı. Sean Penn, savaşın başlamasından sonra Kiev’de düzenlenen bir basın toplantısında da objektiflere takılmıştı.
CESARETİ ÖVÜLDÜ
Ukrayna tarafından Penn’in ziyareti yakkında yapılan resmi acıklamada “Penn’in Ukrayna’da olup bitenleri konu alan bir belgesel çekmek için ülkede olduğu” belirtildi. Açıklamada Sean Penn’in cesareti de övüldü.
Sean Penn, dünya gündemindeki olayların birçoğunu belgesel haline dönüştürmesiyle de biliniyor. Penn, 2018 yılında da Cemal Kaşıkçı cinayetini konu alan bir belgesel çekimi için İstanbul’a gelmişti.
EL CHAPO, PENN’E KONUŞTUKTAN SONRA YAKALANDI
Penn, daha önce de Meksikalı ünlü uyuşturucu baronu Joaquin Guzman ya da daha çok bilinen adıyla El Chapo (Bücür) ile yaptığı gizli röportaj büyük olay olmuştu. Hatta Penn’in bu röportajlarının El Chapo’nun yakalanmasını sağladığı da ileri sürülmüştü. Meksika kaynakları bir türlü ele geçiremedikleri El Chapo’yu yakalamak için Sean Penn’i takip ettiklerini doğrulamıştı. Bu konudaki bir başka iddia da Amerikan istihbaratının, Sean Penn’i izleyip El Chapo konusunda Meksika hükümetini bilgilendirdiğiydi.
Hollywood’un ünlü aktivistlerinden biri olan Sean Penn, 2004 yılında Mystic River (Gizemli Nehir) ve 2009 yılında da Milk filmlerindeki performansıyla en iyi erkek oyuncu dalında Oscar kazanmıştı.
AŞI KARŞITLARINA ÇATMIŞTI
Penn, pandeminin en yoğun günlerinde aşı karşıtlarına yönelik çıkışlarıyla da konuşulmuştu. Penn, aşı olmayanların, insanların yüzüne doğrultulmuş bir silah olduğunu savunmuştu.
FELAKETİN ARDINDAN HAİTİ’YE YARDIM ELİ UZATTI
Ödüllü oyuncu ve yönetmen, 2010 yılında Haiti’de meydana gelen yıkıcı depremin ardından bölgeye yönelik yardım çalışmalarıyla da gündemdeydi. Penn o dönemde Haiti’ye insani yardım çalışmalarına öncülük etmişti. Bu çabaları yüzünden de Haiti Devlet Başkanı tarafından “Haiti Özel Elçisi” ilan edilmişti.
MAGAZİN BASINININ DA GÜNDEMİNDE
Gösteri dünyasının yüksel profilli ünlüleriyle yaşadığı özel hayatıyla da gündeme gelen son olarak kendisinin yarı yaşındaki Leila George ile yaptığı kısa süreli evlilikle Magazin gündeminde yer almıştı. Pandemi nedeniyle oldukça durgun bir dönem geçiren gösteri dünyasında 2020 yılının en çok konuşulan olaylarından biri usta oyuncu ve yönetmen Sean Penn’in evlenmesiydi. 61 yaşındaki Penn, kendisinden 31 yaş genç sevgilisi Leila George ile hayatını birleştirdi. Tören kapalı kapılar ardında yapıldı ve sadece çiftin en yakın aile üyeleri ile dostları katıldı. Fakat evlilik uzun sürmedi. Sean Penn ile meslektaşı olan Vincent D’Onofrio ile Greta Scacchi’nin kızı olan Leila George 2021 yılında boşandılar.
İLK EVLİLİĞİNİ MADONNA İLE YAPTI
Bu, Sean Penn’in üçüncü evliliğinin de sona erdiği anlamına geliyor. Penn ilk evliliğini 1985 ile 1989 arasında Madonna ile yapmıştı.
İKİNCİ EVLİLİĞİNDEN İKİ TANE ÇOCUK SAHİBİ OLDU
Daha sonra 1996 ile 2020 arasında Robin Wright ile evlendi. Çiftin bu evlilikten Dylan adında bir kızı ve Hopper adında bir de oğlu bulunuyor.
Sean Penn bir dönem de Charlize Theron ile yaşadığı kısa süreli birliktelikle konuşulmuştu.
Fenerbahçe, Trabzonspor maçı hazırlıklarına Luiz Gustavo, Novak, Ferdi ve Valencia’nın yanı sıra İrfan Can’dan yoksun başlarken genç yıldız adayı Arda Güler topla yaptığı hareketlerle antrenmanda alkış aldı.
Oynadığı Futbol, yüksek özgüveni, top tekniği ve sempatikliğiyle Türk futbol gündeminin birinci sırasına adını yazdıran Arda Güler, dün antrenmanda yaptığı top cambazlıklarıyla takımdaki ağabeylerini hem güldürdü hem de parmak ısırttı.
Beşe iki pas çalışması sırasında bir ara topu alıp saydıran, daha sonra havaya attığı topu sırtıyla stop edip ensesine indiren Arda Güler, topu tekrar önüne düşürüp saydırmaya devam etti. Antrenman sırasında başta Mesut Özil olmak üzere bütün takımın adeta maskotu olan ve en sevilen futbolcu olarak öne çıkan Arda Güler, Trabzon hazırlıklarının başladığı dünkü idmanda da ilgi odağındaydı.
Dünyanın gözü bir yandan Ukrayna’da bir yandan da başta kimsenin güvenmediği lideri Zelenski’de. Zelenski’nin gözü ise First Lady’si Olana’dan başkasını görmüyor. İşte dünyanın konuştuğu Ukrayna First Lady’si Olena Zelenska karşınızda…
Dünyanın gözü kulağı günlerdir Rus işgali altındaki Ukrayna’da ve başta herkesin şüpheyle yaklaştığı Zelenski’de. Komedyenlikten devlet başkanlığına yükselen ve tüm dünyanın gıpta ile izlediği bu adamın yanında ise zekâsı, güzelliği ve dimdik duruşuyla eşi, Ukrayna’nın First Lady’si Olena Zelenska duruyor…
Rus saldırıları başladıktan sonra eşiyle birlikte başkentten kaçacağı düşünülen First Lady, geçen cuma günü Instagram hesabından bir mesaj paylaştı.
Yazdıklarına Ukrayna bayrağı ekleyen Olena birlikte halkına şöyle seslendi:
“Sevgili halkım! Ukraynalılar! Bugün hepinize bakıyorum. Televizyonda, sokaklarda, internette gördüğüm herkese. Paylaştığınız çağrılara bakıyorum. Ve biliyor musunuz? Hepiniz muhteşemsiniz!
Sizinle aynı ülkede yaşamaktan gurur duyuyorum. Biz kocaman bir orduyuz. Ve bugün ne ağlıyorum ne korkuyorum. Sakin ve güven doluyum. Çocuklarım yüzüme bakıyor. Onlarlayım, eşimin yanındayım. Ve sizlerleyim. Sizi seviyorum. Ukrayna’yı seviyorum.”
MİMAR OLACAKKEN YAZAR OLDU
44 yaşındaki Olena Zelenska mimarlık fakültesi mezunu olsa da kariyerini eşinin televizyon için hazırlanan komedi şovları ve dizilerinin yazarlığıyla devam ettirdi. Hatta Zelenski siyasete atılmaya karar verdiğinde buna sıcak bakmadı. Ancak karar kesinleştikten sonra da onun yanından hiç ayrılmadı.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, üniversiteye girişte yeni uygulamanın ayrıntılarını anlattı. “Başarı sıralaması” şartının tüm bölümlerde devam ettiğini vurgulayan Özvar, “Öğrencilerimiz başarı sıralamasına bakarak tercihlerini işaretleyecekler” dedi.
MECLİS Milli Eğitim Komisyonu’nda Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) taban puan şartının kaldırılmasına ilişkin yeni uygulamayı anlatan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, milletvekillerinin sorularını da yanıtladı. Prof. Dr. Özvar şu değerlendirmeleri yaptı:
BARAJSIZ SİMÜLASYON
Bazı simülasyonlar yaptık. ‘Acaba, 2021’de ve 2020’de ve 2019’da baraj olmasaydı ne olurdu?’ Çok ilginç neticeler ortaya çıktı: 2021 yılında 2 milyon 607 bin öğrenci sınava girdi, Temel Yeterlilik Testi’nde barajı geçen yani 150 ve üzeri puan alan öğrenci sayısı 1 milyon 627 bin 539 idi. İki yıllık programlara başvuran adayların oranı yüzde 62. Sayısal bakıldığında 1 milyon insan dışarıda kalmış oldu.
AYT ve/veya YDT’den 180 puan barajını geçip lisans programlarını tercih edebilen aday sayısı ise 876 bin idi. 2.6 milyon öğrenci sınava girdi. İşte bu çok önemli bir manzara.
Hesabımız şunu gösterdi: Eğer 2021 yılında TYT’de puanı hesaplanabilen öğrenciler, baraj olmasa idi, 2 milyon 393 bin olacaktı.
PUANSIZ MÜMKÜN DEĞİL
Tanınmış, bilinmiş insanlar, ‘Puansız üniversitelere giriyorlar, bunun kapısını açıyorlar’ demeye kalkıştılar ki hakikaten bunu söylemek için muhakemeyi bayağı zorlamak gerekiyor. Eğer baraj olmasaydı 750 bin aday, ön lisans programları için aldıkları puanlarla tercihlerde bulunabilecekti. Baraj olmasa idi AYT’de 763 bin 638 aday ilave lisans programları için tercih hakkı elde edeceklerdi. Bakın ‘Programlara girme’ demiyorum, tercih edebilme. Yani yapmaya çalıştığımız şey tercih tabanını genişletmektir, üniversiteye puansız öğrencileri sokmak değil. Bu zaten mümkün de değil. Ne yasal olarak mümkün ne teknik olarak mümkün; hiçbir şekilde mümkün değil.
NASIL TERCİH YAPACAK?
Peki, nasıl gireceklerdi?
Öğrenciler sınava girdiler, puanlarını aldılar, puanı hesaplanabiliyorsa, ki minimum 100 puandır en yüksek 500 puandır. Diyelim çocuk 110 puan aldı, kendisine gelen başarı kâğıdında ayrıca gördüğü bir şey daha var, başarı sıralamasını görüyor. Başarı sırasına göre tercih sıralamasını yapıyorsunuz. Bu değişmedi, devam ediyor. Bundan sonra da öğrencilerimiz başarı sıralamasına bakarak tercihlerini işaretleyecekler. Peki bu uygulama neyi getirecek? Diyelim puanı düşük, nasıl girecek o programa? Çok basit, bilgisayar otomatik olarak çalışıyor, o programın kontenjan sayısı 20, tercih eden 100 kişi var, en yüksek sıralamadan en aşağı doğru cırt diye sıralıyor. Hepsinde, istisnasız.”
TIBBA MI GİRECEKSİN?
Normalde bir programın kıymetini bir, talep yani tercih belirliyor. İki, tercih sayısı belirliyor. Üç, başarı. Bu puanların yüksekliği ve alçaklığı bu üç koşula bağlı. Tercih, tercih sayısı, başarı; bu üçü. Kanunla bir mesleği icra etme yetkisini haiz olduğu programlarda, tıp, eczacılık, diş hekimliği, hukuk, mimarlık, öğretmenlik. Bunlarda başarı puanı yok, sıralama var. Başarı sıralamasını asla değiştirmedik. Yani tıbba girmek istiyorsan ilk 50 binde olacaksın kardeşim, mühendislik istiyorsan ilk 300 binde olmak zorundasın. Aslında tercih tabanını genişletmiş olduk. Daha fazla öğrencinin tercih hakkını sağlamış olduk. Peki programların puanları artar mı, düşer mi? Onu yine talep belirliyor.
KALİTE DÜŞER Mİ?
YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar “Barajsız üniversitede kalite düşer mi” kaygılarına yönelik şöyle konuştu: “Kalite çocukların salt TYT veya AYT puanıyla alakalı değil. Mesela baraj varken sosyoloji bölümüne en yüksek puanla giren öğrenci ilk onda. Peki, en son sosyolojiyi tercih etmiş öğrenci kaçla girmiş? 300 küsur bin! Bakın, bir tanesi onda, diğeri… Şuraya varıyoruz: ‘Kaliteyi ilk 10’da, ilk 100’de, ilk binde giren öğrenciler getirir, diğerleri getirmez.’ Yok böyle bir şey. Niteliği belirleyecek olan fakülteye, bölüme girdikten sonra eğitim öğretim süreci olacaktır.”
Beşiktaş, Kayserispor’a 2-1 mağlup oldu ve Ziraat Türkiye Kupası’na veda etti. Kayserispor, yarı finalde Trabzonspor ile kozlarını paylaşacak.
Beşiktaş ile Kayserispor, Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde karşı karşıya geldi.
Vodafone Park’ta oynanan mücadeleyi 2-1 kazanan Kayserispor, kupada yarı finale yükseldi. Beşiktaş ise veda eden taraf oldu.
Mücadelenin 6. dakikasında Gavranovic ile öne geçen Kayserispor’a yanıt 43. dakikada Rosier’den geldi ve devreye 1-1’lik skorla girildi.
Dakikalar 65’i gösterdiğinde ise sahneye Cardoso çıktı ve konuk ekibe hem galibiyeti hem turu getiren golü kaydetti.
KIRMIZI İPTAL OLDU
Karşılaşmanın 79. Welinton, Gavranovic ile girdiği mücadelenin ardından kırmızı kart gördü. Hakem Halil Umut Meler, VAR incelemesinin ardından kartı iptal etti.
ROSIER KIZARDI
Maçın 90+3. dakikasında ise Rosier, ikinci sarı kartla oyun dışında kalan isim oldu.
Gazeteci Ertuğrul Özkök, son yazısında, arkadaşı olan Kiev Belediye Başkanı Vitali Klitchko’nun Rusya işgaline karşı savaşacağını yazdı. Özkök, Arkadaşım Vitali seçildiği şehrin sokaklarında kahramanca savaşıyor. Belki o sokaklarda ölecek. Ama şundan emin. Arkasında daha uzun yıllar direnecek bir Ukrayna milleti bırakacak. Helal olsun sana Vitali ve seninle birlikte o sakaklarda savaşan arkadaşlarına.”
TANSU’YA MEKTUPLAR/ERTUĞRUL ÖZKÖK
ARKADAŞIM VİTALİ KİEV SAVUNMASINA HAZIRLANIYOR. ONU SON GÖRÜŞÜMÜZ OLABİLİR
Vitali Klitchko arkadaşı olmakla övündüğüm bir insan.
Kiev şehrinin seçilmiş belediye başkanı.
Bugün “Ruslar Kiev’e yaklaşıyor, hazırlanıyoruz ve Kiev’i savunacağız. Kiev direnecek” dedi.
Onu 2016 yılında Davos’ta tanıdım.
O günlerde Bild gazetesinin genel yayın yönetmeni olan Kai Diekmann ve ben onunla kaldığımız Schatzalp Oteli’nin terasında çok güzel bir sohbet yapmıştık.
Çok uzun boylu, çok sempatik bir insan. Çok iyi Almanca ve İngilizce konuşuyor.
Eşi Hamburg’da yaşıyormuş.
KİEV’İN GELİRLERİNİ YÜZDE 30 ARTTIRMIŞTI
Tam Özal dönemi belediye başkanları gibi, pratik ve iş bitirici bir karakteri var.
“Kiev’in gelirlerini nasıl yüzde 30 arttırdım biliyor musunuz” diye sormuş ve anlatmıştı.
Belediyenin muhasebesini ve bütün işlemlerini SAP uygulamasına sokmuş.
Yani tamamen dijitalleştirip, şeffaflaştırmış.
“Bu sayede gelirlerimiz yüzde 30 arttı. Oysa şehrin ekonomisinde bir büyüme yok. Sadece kontrol ettik ve insanlar bu şeffaf uygulamaya güvendi” demişti.
RUSÇA BİR KİTABI İKİ GÜNDE OKURUM DEMİŞTİ
Ona Belediye kaldığımız otelin tarihini anlatmıştım.
Alman yazar Thomas Mann’ın ünlü romanı ‘Büyülü Dağ’ı bu otelde yazdığını söylemiştim.
Bunun üzerine Kai, otelde satılan kitabın Almanca baskısından bir tane alıp Belediye Başkanı’na hediye etmişti.
Vitali, kitaba bakmış ve “Altı hafta sonra
beni ararsan, kitap hakkında düşüncelerimi anlatırım” demişti.
Kitabı en iyi Rusça ve Ukraynaca okuyormuş. Rusça bir kitabı 2 günde bitiriyormuş.
Ancak Almanca ve İngilizce olunca, bir-iki hafta alıyormuş.
ŞİMDİ ELİNDE SİLAH ÜSTÜNDE ÇELİK YELEK SAVAŞIYOR
İşte Kiev’in seçilmiş belediye başkanı bugün üzerinde çelik yelek, elinde silah şehrini savunuyor.
İki gün önce Ruslara bir çağrı yaptı.
“Çekin gidin buradan, evimizde işiniz yok” dedi ve ekledi:
“Ukrayna’ya inanıyorum; ülkeme inanıyorum, halkıma inanıyorum. Savaşmaktan başka yapacağımız bir şey yok…”
Bugünlerde Cumhurbaşkanı Zelenski ile birlikte Ukrayna halkının kahramanlarından biri oldu.
Sosyal medyada onu sık sık görüyorum.
Ne Putin, ne Dünya Ukrayna’da böyle kahramanca bir direnişi bekliyordu.
Bir başka hikaye daha anlatayım.
17 OCAK’TA KİEV’E GELEN ÇOK TANIDIK BİR İSİM
17 Ocak günü, yani Rus işgalinden bir hafta önce tanınmış bir Ukraynalı Kiev havalimanına indi.
Gelen kişi 2014-2019 yılları arasında Ukrayna’nı seçilmiş Cumhurbaşkanı Petro Poroncehko idi.
2019 yılındaki seçimde Zelenski karşısında seçimi kaybetmişti.
Hakkında yolsuzluk iddiaları ile ilgili inceleme başlatılınca yurtdışına gitmişti.
Döndüğü taktirde tutuklanma riski vardı.
O bile döndü ve bugün Kiev sokaklarında Ruslara karşı savaşıyor.
ARKADAŞIM VİTALİ BELKİ O SOKAKLARDA ÖLECEK AMA
Putin “Ukrayna için “O ayrı bir millet değil Rusya’nın parçası” demişti, şimdi kendi elleriyle bir Uknayna milleti yaratıyor.
Kendini dünyanın en güçlü lideri hissettiği bir anda, hiç ummadığı bir kayaya çarptı.
Arkadaşım Vitali seçildiği şehrin sokaklarında kahramanca savaşıyor.
Belki o sokaklarda ölecek.
Ama şundan emin.
Arkasında daha uzun yıllar direnecek bir Ukrayna milleti bırakacak.
Helal olsun sana Vitali ve seninle birlikte o sakaklarda savaşan arkadaşlarına.
Roman Abramovich, Chelsea’nin satışından elde edilecek tüm geliri Ukrayna’daki savaş mağdurlarına bağışlayacağını açıkladı.
Chelsea’nin sahibi Roman Abramovich, son dönemlerde kulübün satışıyla ilgili olarak çıkan iddialarla alakalı olarak İngiliz kulübünün resmi internet sitesinden bir açıklama paylaştı. Kulübü satmaya karar verdiğini belirten Rus iş insanı, aldığı bu kararın kulüp, çalışanlar, taraftarlar ve sponsorların çıkarına olduğunu belirtti. Kulübün satışının hızlı bir şekilde gerçekleşmeyeceğini belirten Abramovich, kararı alırken çok zorlandığını ve bu şekilde kulüpten ayrılmanın kendisini de üzdüğünü belirtti.
Kulübün satışından elde edilecek gelirin kurulacak bir vakfa aktarılacağını belirten Abramovich, “Ekibime satıştan elde edilecek tüm net gelirin bağışlanacağı bir hayır vakfı kurma talimatı verdim. Vakıf, Ukrayna’daki savaşın tüm kurbanlarının yararına olacak. Bu, mağdurların acil ihtiyaçlarına yönelik kritik fonların sağlanmasının yanı sıra uzun vadeli iyileşme çalışmalarını destekleyecek” ifadelerini kullandı.
“CHELSEA’NİN BİR PARÇASI OLMAK, HAYATIMIN AYRICALIĞIYDI”
Roman Abramovich, yayımladığı mesajda son olarak şu cümlelere yer verdi: “Umarım hepinize şahsen veda etmek için Stamford Bridge’i son bir kez ziyaret edebilirim. Chelsea FC’nin bir parçası olmak hayatımın bir ayrıcalığıydı ve tüm ortak başarılarımızdan gurur duyuyorum. Chelsea Futbol Kulübü ve taraftarları her zaman kalbimde olacak.”
Türk voleybolunun gözde isimlerinden Zehra Güneş, yeni tarzıyla takiplerinin büyük beğenisini topladı.
A Milli Kadın Voleybol Takımının ve Vakıfbank Spor Kulübü’nün başarılı sporcuları arasında yer alan Zehra Güneş, tarzını değiştirdi.
İmaj değişikliğine giderek saçlarına perçem yaptıran Zehra Güneş’in yeni stili sosyal medyada büyük beğeni topladı.
Asansörde takım arkadaşı Buket Gülübay ile poz veren Zehra Güneş, takipçilerinden tam not aldı.
Zehra Güneş’in kahküllü pozuna, “Zehra ne yaptın kendine, Zehra kendine yazık etmiş, Kafana kase koyup mu kestiler, bu nasıl saç” gibi yorumlar yapıldı.
Ünlü sanatçı Tarkan, yazar Yaşar Kemal’i ölüm yıldönümünde unutmadı. Megastar Tarkan, Yaşar Kemal ile çektirdiği bir pozunu paylaştı.
Tarkan, ölümünün yedinci yıldönümünde yazar Yaşar Kemal’le bir fotoğrafını paylaştı.
Twitter ve Instagram hesaplarında Yaşar Kemal’i anan sanatçı, yazara atfedilen ancak şair Haydar Ergülen’e ait olan “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir barıştır” sözünü de alıntıladı.
Tarkan paylaşımında “Her savaşta yalnız savaşanlar ölmez, onlardan daha çok savaşmayanlar ölür. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, çocuklar da ölürler. İnsanlık insanlığını kaybeder. Hangi savaş olursa olsun insanın insanlığında hayır bırakmaz. İnsanoğlunda acıma hissi, merhamet bırakmaz, sevgi bırakmaz. İnsanda ne kadar güzellik varsa alır götürür. Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir barıştır” notunu düştü.
Eda Ece, Şevval Sam ve Berk Oktay’ın başrollerini paylaştığı Yasak Elma dizisinde Kumru karakterine can veren Biran Damla Yılmaz’ın cesur pozları akılları aldı.
Kırgın Çiçekler, Canevim, Baraj gibi dizilerle tanıdığımız ünlü oyuncu Biran Damla Yılmaz, şimdilerde Fox TV’nin reyting rekortmeni dizisi Yasak Elma ile izleyici karşısına çıkıyor.
Dizide hayat verdiği Kumru karakteriyle adından söz ettiren Biran Damla Yılmaz, başarılı performansının yanı sıra güzelliğiyle de kendine hayran bırakıyor.
Yılmaz, son zamanlarda oyunculuğundan ziyade özel hayatıyla da magazin gündeminde kendine yer buluyor.
Genç oyuncu sosyal medya hesabı Instagram’dan yaptığı paylaşımlarıyla adından söz ettiriyor.
Biran Damla Yılmaz’ın birbirinden iddialı fotoğraflarına ise hayranlarından beğeni ve yorum yağıyor.
Geçtiğimiz günlerde Masumlar Apartmanı dizisinde rol alan Tansel Öngel ile birlikte olduğu iddia edilmişti.
Ancak güzel oyuncunun sevgilisi bambaşka bir isin çıktı.
Ünlü oyuncu Biran Damla Yılmaz, şimdilerde Aslı Bekiroğlu’nun eski sevgilisi müzisyen Çağrı Telkıvıran ile aşk yaşadığı konuşuluyor.
Ünlü müzisyen son olarak Aslı Bekiroğlu ile ilişkisini noktalamıştı.
Rusya’nın Ukrayna saldırıları devam ederken, teknoloji şirketlerinin önlemleri ve tepkileri de devam ediyor. Son olarak Apple CEO’su Tim Cook, çalışanlara Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini ele alan ve Apple’ın son iki haftadaki olaylara tepki olarak aldığı önlemleri açıklayan bir e-posta gönderdi.
Apple CEO’su Tim Cook, şirket çalışanlarına Ukrayna’ya nasıl yardım edileceği ve Rusya’nın saldırılarına karşı nasıl bir tepki sergilendiğini anlatmak için bir e-posta kaleme aldı. Teknoloji haberleri paylaşan insternet sitesi The Verge, Cook’un kaleme aldığı e-postanın bir kopyasına ulaşarak yayınladı.
Cook, e-postada Apple’ın bölgede çeşitli önlemler aldığını ve ürünlerinin Rusya’daki satışını durdurduğunu duyurdu. Ayrıca, Ukrayna’da Apple Haritalar veri paylaşımı ve Rusya’da Apple Pay kullanımını sınırladı. Cook ayrıca Apple’ın Ukrayna merkezli her çalışanla temas halinde olduğunu ve onlara ve ailelerine yardım etmek için çalıştığını belirtiyor.
BAĞIŞLARIN ETKİSİNİ ARTIRMAK İSİTYORUZ
“Ukrayna’da devam eden krizi ele almak için biraz zaman ayırmak istedim.
Şiddetten etkilenen herkes için endişelerimizi ifade ederken Apple’daki herkes adına konuştuğumu biliyorum. Evlerinden kaçan ailelerin ve hayatları için savaşan cesur vatandaşların görüntüleri geldikçe, dünyanın dört bir yanındaki insanların barışı sürdürmek için bir araya gelmesinin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.
Apple, insani yardım çabalarına bağışta bulunuyor ve gelişmekte olan mülteci krizine yardım sağlıyor. Ayrıca daha fazla neler yapabileceğimizi değerlendirmek için ortaklarla birlikte çalışıyoruz. Birçoğunuzun da destek olmak için istekli olduğunu biliyorum ve bağışlarınızın etkisini artırmaya yardımcı olmak istiyoruz. Bugünden itibaren Apple, uygun kuruluşlar için bağışlarınızı 2:1 oranında eşleştirecek ve bunu 25 Şubat’tan itibaren bu kuruluşlara yapılan bağışlar için geriye dönük olarak da yapacağız.
UKRAYNA’DAKİ ÇALIŞANLARIMIZA YARDIMCI OLDUK
Ukrayna ve bölge genelindeki ekiplerimizi desteklemek için çalışıyoruz. Ukrayna’daki her çalışanımızla temas halinde olduk, onlara ve ailelerine elimizden gelen her şekilde yardımcı olduk.
Şirket olarak ek önlemler de alıyoruz. Rusya’da tüm ürün satışlarını durdurduk. Geçen hafta, ülkedeki satış kanalımıza yapılan tüm ihracatı durdurduk. Apple Pay ve diğer hizmetler sınırlandırıldı. RT News ve Sputnik News artık Rusya dışında App Store’dan indirilemez. Ukrayna vatandaşların güvenliği için Ukrayna’daki Apple Haritalar’da hem trafik hem de canlı olayları devre dışı bıraktık.
Durumu değerlendirmeye devam edeceğiz ve aldığımız önlemler konusunda ilgili hükümetlerle iletişim halindeyiz.”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın ilk festivali olan İstanbul Müzik Festivali, 2022’de 50. yaşını kutluyor. 6-24 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalin teması, ‘İstanbul.’
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 50. İstanbul Müzik Festivali, 6-24 Haziran tarihleri arasında 50. kez müzikseverlerle buluşacak.
Yarım asırlık tarihinde Türkiye’den ve dünyanın pek çok farklı ülkesinden 45 bine yakın sanatçı ve topluluğu 3,5 milyonu aşkın izleyiciyle buluşturan İstanbul Müzik Festivali, verdiği eser siparişleriyle şimdiye kadar 20 yeni klasik müzik eserinin bestelenmesine aracı oldu, teşvik ödülleri ve fonlarla onlarca genç sanatçıyı destekledi.
TEMA: İSTANBUL
50. İstanbul Müzik Festivali, ‘İstanbul’ temasıyla üç hafta boyunca 12 farklı mekanda Türkiye ve yurt dışından 65’in üzerinde solist, topluluk ve orkestrayı ağırlayacak
İstanbul Müzik Festivali, şef ve besteci Tan Dun ile şef ve piyanist Thomas Adès’e verdiği eser siparişlerinin Türkiye prömiyerlerine ev sahipliği yapacak.
Deutches Symphonie Orchester Berlin, Tekfen Filarmoni Orkestrası, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası gibi önemli topluluklar ve Anna Prohaska, Gautier Capuçon, Alice Sara Ott gibi yıldız solistler de festivalin konukları arasında yer alacak.
AKM YENİDEN FESTİVAL MEKANI
Atatürk Kültür Merkezi (AKM) uzun yıllar sonra ilk defa 50. yılında yeniden festival mekânları arasında yer alacak.
İstanbul Müzik Festivali kapsamında hafta sonları İstanbul’un farklı park ve mekanlarında ücretsiz hafta sonu konserlerinin yanı sıra İKSV Alt Kat işbirliğiyle gerçekleştirilen Müzikli Bir Hafta Sonu etkinlikleri ile çocuklara ve gençlere yönelik atölyeler de düzenlenecek.
Hande Yener önceki akşam Çırağan Sarayı’nda düzenlenen “Best Of Europe Awards” gecesine ayağı sargılı bir halde katıldı. Kısa süre önce de ayak parmağı kırılan şarkıcının üst üste yaşadığı talihsiz olayları Orkun Ün kaleme aldı.
Zaman zaman nazar değer insanlara… Olmadık işler getirir insanın başına. Hande Yener mesela. Geçtiğimiz ay, ayak parmağını kırdı. Çok göz önündeydi, kıyafetleriyle her hafta gündeme geliyordu. Sonra birden bu talihsiz olayı yaşadı. Nazar değdi yani. Ama o haliyle sahneye çıktı, ödül törenlerine katıldı, hatta tekerlekli sandalyesinden kalkıp şarkı bile söyledi.
ONUN ŞOVLARINI ÖZLEDİK
Uzun bir aradan sonra geçen akşam bir ödül törenine katıldı Hande Yener. Bu kez ayağı sargılıydı! Kedisi ayağına çay dökmüş. O da pansumanlı bir şekilde törene gelmiş. Biz iddialı Hande’yi özledik. Biz onun şovlarına çok alıştık. O yüzden hemen kurşun döktürmesi lazım Hande Yener’in, hemen!
30 OCAK
Ayak parmağı kırılan Hande Yener, 30 Ocak’ta tekerlekli sandalyeyle ödül törenine katılmıştı.
28 ŞUBAT
Hande Yener önceki gün katıldığı törenden iki ödülle ayrıldı. Şarkıcı hem ‘yılın en iyi kadın pop sanatçısı’, hem de Tepki ile “Olmazsan Olmaz” şarkısında yaptığı feat’le ‘en iyi feat şarkısı’ ödülünü aldı.
İlk bebeğini bekleyen Rihanna, hamilelik sürecindeki giyim tarzı ile adından söz ettiriyor. Ünlü şarkıcı, önceki gün Paris Moda Haftası’ndaki bir defileyi izlemek üzere yaptığı transparan kıyafet seçimiyle çok konuşuldu
Rap şarkıcısı ASAP Rocky ile yaklaşık iki yıldır aşk yaşayan dünyaca ünlü şarkıcı Rihanna, annelik heyecanı yaşıyor. Hamileliği sevdiği her halinden belli olan ve büyüyen göbeğini, seçtiği kıyafetlerle gözler önüne seren ünlü şarkıcı, önceki gün Paris Moda Haftası’nda bir defileyi izlemeye gitti.
34 yaşındaki Barbadoslu sanatçı, soğuk havaya rağmen giydiği, siyah iç çamaşırını aynı renk transparan bir tülle saran kıyafetiyle dikkat çekti.
Belirginleşen karnını transparan kıyafetiyle sergileyen Rihanna için sosyal medyada, “Bebek üşümüyor mu?” şeklinde yorumlar yapıldı.
Aylarca hamileliğini gizleyen Rihanna, karnı belirginleştikten sonra hamileliğini ilan etmeyi tercih etti.
Sık sık sevgilisi ASAP Rocky ile birlikte fotoğraf veren Rihanna, en son yine Paris Moda Haftası kapsamında, geçen yıl hayatını kaybeden yıldız moda tasarımcısı Virgil Abloh‘un anısına düzenlenen Off-White defilesinde boy göstermişti.
Ünlü isim, verdiği bir röportajda hamilelik sürecini anlatmış, bu sürecin göründüğü gibi rahat geçmediğini söylemişti. Rihanna, normal olmayan aşermeler ve inanılmaz bir yorgunluk yaşadığını ifade etmişti.
Ünlü şarkıcı, kendini nasıl hissettiği sorulunca, “Harika hissediyorum, bazen aşırı yorgun ve buna alışkın değilim. Gecenin herhangi bir saatinde uyanık kalabiliyordum ama şu an bedenim her dakika bana ‘Şu an uyuman gerekiyor’ diyor” demişti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), atıl durumdaki 112 yıllık “Beyazıt İETT Troleybüs Kuvvet Merkezi”ni restore etti.
İBB, kaderine terk edilmiş, 112 yıllık “Beyazıt İETT Troleybüs Kuvvet Merkezi”ni, 20 bin kitaplık “Kütüphane Troleybüs”e dönüştürdü. İstanbul Üniversitesi’nin birçok fakültesinin konumlandığı alanda bulunan Kütüphane Troleybüs’ü açan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Mezunu olduğum İstanbul Üniversitesi’nin hemen duvarının dibine, böyle güzel bir eserin oluşmasına katkı sunmaktan, onun bir parçası olmaktan büyük gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. İstanbul Üniversitesi mezunu ve şu anda bu güzel kentin Belediye Başkanı olmak, çok gururla, çok onurla yapılan bir hizmet ve deneyim” dedi.
Fatih Süleymaniye Mahallesi’nde bulunan 20 bin kitaplık “Kütüphane Troleybüs”ün açılışı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. “İstanbul’un endüstriyel alanlarından birini, miraslarından birini, işlevli bir şekilde hayata geçirme heyecanını yaşıyoruz” dedi. Troleybüsün İstanbul ulaşımında önemli bir yere sahip olduğunu belirten İmamoğlu, bu tarz mekanların dönüşümünün önemine dikkat çekti. “Bizimle inşallah çok daha güzel bir geleceğe imza atan mekan olacak” diyen İmamoğlu, şu bilgileri paylaştı:
“YENİ NESİL İÇİN NOSTALJİK BİR KAVRAM”
“112 yıldır burada varlığı sürüyordu yapının. Tabii birçok dönemin, birçok sistemin, birçok vakanın, olayın şahitliğini etmiş de bir yapı burası. Üstelik Beyazıt gibi kentimizin belki de en önemli hafıza noktalarından birinde bulunması da ayrı bir öneme sahip” dedi. Kütüphane Troleybüs’e dönüşen binanın tarihçesini özetleyen İmamoğlu, “Yeni nesil için troleybüsün aslında nostaljik bir kavram olduğunun farkındayız. Beyoğlu’nda, İstiklal’de gördüğümüzde tümümü onu bir nostalji objesi olarak görüyoruz. Oysa bu araçlar, ulaşımda o dönemde modernleşmenin de simgesi olmuş. Ve 1984 yılına kadar da İstanbullulara çok değerli hizmetlerde bulunmuş. Trafikten çekilmeleriyle de bu tür alanları, bu tür yapıları atıl duruma düşmüş. Bu da onlardan bir tanesi.”
“BU TÜR ALANLARI KAMU YARARINA HAYATA GEÇİRMEYİ ÖNEMSİYORUZ”
Türkiye genelinde bu tür endüstri merkezlerine gereken önemin verilmediğinin ve yıkıma uğradıklarının altını çizen İmamoğlu, “Halbuki bu hafızanın, sağlıklı bir dönüşümün kente ne kadar değer katacağını ne kadar kimlikli bir alana dönüşeceğini ve bu hafızanın bir şekilde yaşatılması, güncel ihtiyaçları karşılaması bence toplumsal olgunluğun da önemli bir faydası diye düşünüyorum; Önemli bir çalışması olarak görüyorum. Bu bakımdan, bu tür alanları bizler yeni bir işleme kavuşturmayı, kamu yararı doğrultusunda hayata geçirmeyi çok önemsiyoruz. Sadece burada değil birçok noktada bu çalışmamızı yürütüyoruz. İstanbul’un sanayi ve üretim kültürünün bir nevi tarihi temsilcisi bu yapılar. Ve bunların anlatılması lazım. Aynı zamanda, bulundukları potansiyele baktığımızda da kentin geleceğine de farklı bir boyutta hizmet etme şansına sahip” diye konuştu. İmamoğlu, yakın zamanda hizmete açtıkları Kadıköy’deki Müze Gazhane’nin bu tarz dönüşümlere güzel bir örnek olduğunu ifade etti.
“BİNANIN ÖZ HALİNİN KORUNMASINA ÖZEN GÖSTERDİK”
Kütüphane Troleybüs restorasyonunda, binanın öz halinin korunmasına özen gösterdiklerini belirten İmamoğlu, “Bence bunu hissetmek, buraya gelen insanlara iyi gelecek diye de düşünüyorum. Tabii bu alanın gerçekten yaşama kavuşması, bir tesadüf olmasa gerek. Beyazıt ve Süleymaniye bölgesi geçmişte de aslında baktığımızda, şehrin entelektüel tarafını besleyen, medreseleri, üniversite yapıları ve en önemli kütüphanelerin, sahafların bulunduğu bir birikim merkezi. Dolayısıyla bu değerli alanın da bu şekilde bir dönüşümü, hayat boyu öğrenme misyonumuzun da bir gereği olarak, sanki o yolculuğun bu çağdaki bir eki olarak da düşünebiliriz bu alanın bugünkü pozisyonunu” dedi.
“DEZAVANTAJLI ALANLARDA KÜTÜPHANE AÇMA ÇABASINDAYIZ”
Gençlere kendilerini geliştirmeleri için imkanları sunma konusunda cömert olmak zorunda olduklarına vurgu yapan İmamoğlu, “Aksi takdirde, dünyayla yarışmayı mümkün kılamayız. O bakımdan bu öğrenme ve güçlenme zeminiyle beraber, onların aldığı enerjiyi, ben eminim ki buradan, bu güzel mekandan Beyazıt’tan, bütün şehre yayabilirler. Üniversite kulüpleri için buluşma, söyleşi, çalışma ortamı sağlayacağını, bu mekanın o zenginliğinin de farkında olmamız gerekiyor. Aynı zamanda burada bir sergi alanı gibi de bu alanın, dönem dönem belki sokağa taşabilen bir takım etkinlikleriyle çevresini de pozitif etki altına alan bir mekansal tasarıma sahip olduğu ortada” şeklinde konuştu. İstanbul’da birçok noktada, özel olarak da dezavantajlı alanlarda kütüphane açma çabası gösterdiklerinin altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:
“AÇTIĞIMIZ 9 KÜTÜPHANEYE 4 TANE DAHA EKLEYECEĞİZ”
“Buradan kastım şu: Hem gelir seviyesi hem arazi sıkıntısının olduğu, bir şeyi yapamama, bir şey bulamama konusunda çok sıkıntı duyduğumuz noktalarda, büyük çabalarla İstanbul’da birçok kütüphaneyi vatandaşlarımızla buluşturduk. Bugüne kadar açtığımız 9 kütüphaneye, mart ayı itibariyle, 4 tane daha ekleyeceğiz. Bu noktada özellikle zorlandığımız yerlerde, gerekirse uzun süreli bina kiralamaları yaparak, yapı imkanı bulamadığımız yerlerde, bu şekilde bir adaleti o mahalleye de taşıma, adaleti o semtin içine, o mahallenin, o sokağın içine taşıyıp, her vatandaşımızı eşit hale getirme çabamızın da bir simgesi olarak görüyorum. Tabii buranın bundan sonra zenginleşmesi, gelişmesi, ortaya koyacağı marifetin karşılığını görmemizi sağlayacak olan, buranın gerçekten gerçek sahibi olan gençlerimize de ait olacak.”
ATATÜRK VE KEMAL’İ ANDI
Dünyadaki savaş gündemine de değinen İmamoğlu, “Mustafa Kemal Atatürk’ün, mecbur kalmadıkça yapılan savaşı cinayet diye tanımlayan sözünü, bir kez daha bize hatırlatıyor” dedi. Kütüphanelerin; aydınlanmanın, iyi ve doğru bilgilere sahip olmanın, daha iyi düşünen, berrak zihinlere sahip olmanın en besleyici alanları olduğunu vurgulayan İmamoğlu, usta yazar Yaşar Kemal’den, “Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin. Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir. Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar” alıntısını yaptı.
“MEZUNU OLDUĞUM OKULA KATKI SUNMAKTAN GURUR DUYUYORUM”
“Büyük usta Yaşar Kemal’i, bu güzel sözleri bize miras bıraktığı için, rahmet ve minnetle anıyorum” diyen İmamoğlu, “Mezunu olduğum İstanbul Üniversitesi’nin hemen duvarının dibine, böyle güzel bir eserin oluşmasına katkı sunmaktan, onun bir parçası olmaktan büyük gurur duyduğumu da ifade etmek istiyorum. İstanbul Üniversitesi mezunu ve şu anda bu güzel kentin Belediye Başkanı olmak, çok gururla, çok onurla yapılan bir hizmet ve deneyim” ifadelerini kullandı.
POLAT: “GEREKTİĞİ HIZLA VE TİTİZLİKLE BİTİRDİK”
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat da konuşmasında, Kütüphane Troleybüs’ün restorasyon sürecini detaylarıyla anlattı. Geçtiğimiz yıl yaptıkları Beyazıt Meydanı inceleme gezisi sırasında binayı İmamoğlu’na gösterdiklerini aktaran Polat, “Sayın Başkan’ımızın, restore edilerek İstanbul Üniversitesi’nin yoğunlaştığı alanda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öğrencilere bir armağanı olarak düzenlenmesi konusunda bize talimatlarıyla başlamış bir proje. Bu süre içerisinde, bir restorasyon projesi olmasından ötürü hassasiyetle ilerlendiği için daha hızlı bitebilirdi belki. Ama olması gerektiği hızla ve titizlikle bitmiş oldu” bilgilerini paylaştı. Açılış kurdelesini gençlerle birlikte kesen İmamoğlu, sonrasında öğrencilerle keyifli sohbetler gerçekleştirdi. İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Kutgün Eyüpgiller’in de eşlik ettiği İmamoğlu, öğrencilerden gelen soruları yanıtladı.
UNUTULMAYA TERK EDİLMİŞTİ
Beyazıt İETT Troleybüs Kuvvet Merkezi’nin hikâyesi, 1910 yılında tarihi yapının inşasıyla başladı. 1912 yılındaki açılışa kadar atlı tramvaylar için ahır olarak kullanılan yapı, 1914’te İstanbul’un ilk elektrikli tramvayının Karaköy-Ortaköy hattında seferlere başlamasıyla, kent içi elektrikli tramvay ulaşımını artırmak adına kurulan tesislere paralel olarak, zamanın ihtiyaçları doğrultusunda genişletilip, elektrikli tramvaylar için güç istasyonu olarak kullanıldı. “Beyazıt Güç İstasyonu” olarak da anılan bina, elektrikli tramvayların kullanımdan kalkması üzerine 1961 yılında troleybüsler için “kuvvet merkezi” işlevi gördü. 1984’te ise troleybüslerin İstanbul trafiğinden çekilmesiyle atıl duruma düşerek, uzun yıllar unutulmaya terk edildi.
Ünlü İngiliz oyuncu ve yarışma jürisi Amanda Holden’in 16 yaşındaki kızı Lexi modellik yapmaya karar verdi.
Dünyanın önde gelen modellik ajanslarının peşinden koştuğu Lexi, Kate Moss’un ajansı Storm ile anlaştı. Ancak anne Amanda Holden anlaşmaya, kızının 18 yaşından önce modellik yapmaması ve eğitim hayatını aksatmaması koşuluyla ‘Evet’dedi.