Ana Sayfa Blog Sayfa 948

Kirliliğin Türkiye’ye maliyeti 2.9 trilyon dolar!

0

“Toksik Hava: Fosil Yakıtların Bedeli” adlı raporda hava kirliliğinin ülkelere farklı boyutlardaki maliyetleri incelendi. Kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtların neden olduğu hava kirliliği tüm dünyada bir yıl içerisinde milyonlarca cana ve maddi kayba neden oluyor. Raporda Türkiye’ye dair yer alan veriler de son derece dikkat çekici… Fosil yakıtların neden olduğu hava kirliliği Türkiye’ye yılda ortalama 21 bin dolara mal oluyor. Bu konuda başı ise Çin, ABD ve Hindistan çekiyor. Türkiye aynı zamanda trafikten kaynaklı hava kirliliğinde ABD, Almanya, Rusya ve Japonya ile birlikte başı çekiyor.Erken ölüm oranlarında da Türkiye incelenen 196 ülke arasında 15. sırada yer alıyor. Hava kirliliğine bağlı erken ölümlerin oranında da yine Çin, Hindistan ve ABD en üst sırada yer alıyor.Raporda aynı zamanda insan kaynaklı hava kirliliğinin en önemli sebeplerinden saç kılından daha küçük partiküller olan PM 2.5 ile mücadele edilmesi gerekliliğine de dikkat çekiliyor. Zira fosil yakıtlardan kaynaklı PM 2.5 salımı tüm dünyada yılda 7,7 milyon kişinin astımla ilişkili sorunlarla acil servislere başvurmasına neden oluyor. Yine PM 2.5 nedeniyle tüm dünyada 40 bin çocuk 5 yaşına gelmeden hayatını kaybediyor.Fosil yakıtlardan kaynaklanan hava kirliliğiyle mücadelede yenilenebilir enerjiye geçişin önem taşıdığını vurgulayan Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Gökhan Ersoy, hem iklim değişikliğini önlemek hem de sağlığımızı korumak açısından vakit kaybetmeden hava kirliliği ile mücadeleye başlamamız gerektiğini belirtti. Ersoy raporla ilgili olarak şunları dile getirdi:

“Fosil yakıtlar ve geleneksel içten yanmalı motorlu araçların yarattığı maliyet sadece iklimi değiştirmekle kalmıyor aynı zamanda havamızı da zehirlemeye devam ediyor. Kirletici kaynaklara karşı atılacak her adım, iklimi kurtaracak formülün temelini oluşturacaktır. Kentlerimizi hapsoldukları kirlilik kapanından kurtarmak için mücadeleye, PM 2.5’a bir yasal sınır değer belirleyerek başlamalıyız ve kirliliğin boyutlarını görünür kılmak adına ölçüm istasyonlarının sayılarını artırmalıyız.’’
Kaynak Yeniçağ: Türkiye’ye maliyeti 2.9 trilyon dolar!

Koray Avcı Number1’a konuk oldu

0

NUMBER1 STAR KONUĞU “KORAY AVCI”

Soru: Bir siyasetçi olsan başkan olsan öncew İstanbul’da sonra memlekette neyi değiştirirdin?

Koray Avcı cevap:

Abi hiçbir şeyi değiştiremezdim, büyük sorumluluk,  ben kendi başıma ben siyaset yapamazdım ama siyasi şarkı yazardım heralde…Siyasi şarkı yazardım.Benim siyasetim müzik.Ha fikirlerim var mı tabiki var.Görüşüm var mı tabiki var.Ben bir ailenin çocuğum sonuçta o aile de bana birşeyler öğretti, bir düşüncem varmı tabiki var ama o benim düşüncem.Niye siyasetten yapamam dedim biz sahneye çıktığımız zaman şunu demeyiz beni beni anlayanlar dinlesin.Hayır benle aynı fikirde olmayan insanlar beni dinlemezse ben nasıl müzisyenim diyebilirim.Biz herkese müzik yapıyoruz, farklı olabiliriz önemli olan saygı duymamız.E işte yine geldik konuya bir saygı lazım bir sevgi lazım sonra attık ne yapıyorsanız yapın

Soru: Hayvanlarlara aran nasıl?

Koray Avcı  cevap:

Benim aslında 3 tane köpeğim yok benim yüzlerce köpeğim var belirli yerlerde mama olsun köpeklerin bakımları olsun bazı bölgelerde veteriner dostlarımız var onların desteğiyle sokak hayvanlarıyla ilgili bir şeyler yapıyoruz ama ben yapıyorum da ben bir yere kadar yapıyorum bakıyorumn orada biri hayvanı içeri almıyor yani plazanın önünde .Kediyi içeri al diyorum abi burada olmaz diyorlar.Ama bu benle senle olmaz herkes adım atmalı ama bilki bilinmeyen benim yaptığım çok şey var.14 milyonluk şehirde 2 milyon insanla bu iş düzelmez.geçen gün arabayla gidiyorum bir tane araba aldı çöpü fırlattı. Ben de instagramda görümüştü bir tane çöpü arabanın içierisine atıyor ulan dedim ben bunu yapsam dayak yer miyim? Acaba…Yaptım abi …ben fırlatmadımda  kapıyı açtım şöyle önüne koydum dua et yüzüne atmadım dedim yapma bunu dedim günah ya…

Dubai’de tatil yapan Ebru Polat, Burj Al Arab’tan fotoğraf paylaştı

0

Annesi ile birlikte Dubai tatiline giden Ebru Polat, kırmızı koltuğa oturmuş mayo ile poz verdi. Çektiği fotoğrafı Instagram hesabından paylaşan Polat ‘tatil’ başlasın dedi. Sosyal medya hesabını en aktif şekilde kullanan ünlü isimlerin başında gelen Ebru Polat, yoğun iş temposuna ara vererek annesiyle Dubai’ye tatil yapmaya gitti.

Her daim cesur pozları ve sivri çıkışlarıyla tanınan Ebru Polat, son olarak Instagram hesabından mayolu pozunu paylaştı.

Her köşesi altın kaplama eşyaların bulunduğu bir otel odasında kalan şarkıcı, otel odasında mayosuyla poz verip “Tatil başlasın. Dubai’nin en sevdiğim oteldeyim… Her yer altın, ben altın… yorumları size bırakıyorum” dedi.

Ebru Polat’ın cesur pozu kısa sürede yorum ve beğeni yağmuruna tutuldu. Şarkıcının fotoğrafına “Hiç düşünmüyorsun kalbi olan tansiyonu olan var mı diye. Yine 10 numarasın”, “Çok cesur ve güzelsin” ve “Bu fotoğrafa ne yazsak kifayetsiz kalır” gibi yorumlar yaptı.

Aralık ayında yine ailesiyle Phuket Adası’na tatile giden Ebru Polat, fillerin yanında bikinisiyle poz verip yine Instagram hesabından takipçileriyle paylaşmıştı.

Ocak Ayı Hayvan Hakları İhlal Raporu’nu Açıkladı

0
2016’dan bu yana hayvan hakkı ihlallerini raporlayan HAKİM, Yunuslara Özgürlük Platformu ve Dört Ayaklı Şehir’in katılımıyla 2020’nin ilk raporunu açıkladı. Raporda farklı endüstriler, kurumlar ve şahıslar tarafından hayvanlara yaşatılan zulüm; “yaşam hakkı gaspı, işkence, özgürlüğü kısıtlama, cinsel şiddet ve beden dokunulmazlığının ihlali” başlıkları altında sunuldu.
Bu çalışma, 9 Kasım 2019’da hayatını kaybeden HAKİM Kurucusu ve hak savunucusu Burak Özgüner’e adandı.
Rapor toplantısında HAKİM Koordinatörü Fatma Biltekin, kedi ve köpek dışında farklı türden milyonlarca hayvanın fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü ve farklı endüstriler tarafından sistematik zulme uğradığını vurguladı. Medyada bu ihlallerin çok küçük bir kısmına yer verildiğini söyleyen Biltekin, raporlanan hak ihlâllerinin yalnızca basın, sosyal medya ve yasal yaptırım ile kayıt altına alınabilenlerden oluştuğunun altını çizdi. Biltekin, “Buna rağmen, bu basın toplantısında kamuoyu ile paylaştığımız bir aylık rapor bile, hayvan hakları ihlâllerinin aslında ne denli korkutucu boyutlarda yaşandığı gerçeğini de ortaya koyuyor,” dedi.
Raporda, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ocak ayı verileri henüz açıklanmadığı için bu sayılara insan menfaati için kullanılan hayvanların yaşadığı hak ihlalleri eklenememiştir. Ancak 2019 ile ilgili edindiğimiz sayılar, hayvanların daimi soykırım yaşadığını bize net bir şekilde gösteriyor” denildi.
HAKİM raporuna göre, 2020’nin Ocak ayında en az:
  • 48 bin 348 yaşam hakkı gasbı,
  • 47 işkence vakası,
  • 29 bin 804 özgürlüğü kısıtlama,
  • 2 cinsel şiddet,
  • Belediye çalışanları ve kamu görevlileri eliyle yaşanan 4 ihlal vakası raporlandı.
TÜİK verilerine göre sadece 2019’da 1 milyar 213 milyon 274 bin tavuk ve hindi eti için öldürüldü. 2019 Kasım ayına kadar 7 milyon 174 bin 352 hayvan yurt içi sevk sırasında işkenceye maruz bırakıldı. Sadece 2019’da 1 milyar 265 milyon 415 bin 285 sığır, manda, koyun, keçi, tavuk ve hindinin özgürlüğü kısıtlandı. 2019 yılının Ekim ayına kadar 2 milyon 090 bin 771 hayvan suni tohumlama yöntemiyle cinsel şiddete maruz bırakıldı. 2019 yılında kırkılma esnasında beden dokunulmazlığı ihlal edilen keçi ve koyun sayısı 47 milyon 913 bin 069 olarak kayıtlara geçti.
HAKİM, tüm hayvan hakları ihlallerini online ortamda topluyor. Karşılaşılan hayvan hakkı ihlallerini soru formunu doldurarak Komite’ye ulaştırmak mümkün.

Bradley Cooper, Barry Gibb’i canlandıracak

0

Ünlü oyuncu ve yönetmen Bradley Cooper, ünlü müzik grubu Bee Gees’in hikayesini anlatan biyografik filmde grubun solisti Barry Gibb‘e hayat verecek.

Bohemian Rhapsody’nin yapımcısı Graham King’in yapımcılığını üstleneceği filme, Steven Spielberg’in şirketi Amblin Entertainment da dahil olacak. Filmin senaryosunu The Theory of Everything, Darkest Hour, Bohemian Rhapsody, The Two Popes gibi önemli yapımlarda imzası bulunan Anthony McCarten kaleme alacak.

Bradley Cooper’ın canlandıracağı Barry Gibb, Bee Gees’in hayatta olan tek üyesi. Gibb, efsanevi müzik grubunu kardeşleri Maurice ve Robin ile birlikte kurmuştu. Diğer kardeşi Andy Gibb’in ise solo bir kariyeri bulunuyordu. Grubun 1977 yılında piyasaya sürdüğü Saturday Night Fever albümü, gelmiş geçmiş en çok satan albümler arasında yer alıyor.

Burcu Esmersoy’un acılarla dolu geçmişi sevenlerini duygulandırdı!

0

Güzelliği ve lüks hayatıyla kıskandıran Burcu Esmersoy, hayatındaki dramları anlattı… Uzm. Psk. Gökhan Çınar’ın YouTube’daki programına katılan 43 yaşındaki sunucu, acı dolu hayatıyla duygulandırdı. 5 yaşındayken babasının başka bir ailesinin ortaya çıkmasıyla anne ve babasının ayrıldığını belirten Esmersoy, şöyle dedi:

‘ANNE’ TOKADI!
“Annem başka bir evlilik yaptığı için 18 yaşına kadar ona ‘Teyze’ demek zorunda kaldım. Üvey babam muhteşem bir insandı. Onun hakkını ödeyemem ama annemin hakkını bilmiyorum. Hatta bir gün anneme yanlışlıkla ‘Anne’ dediğim için tokat yedim.” Esmersoy, babasından şiddet gördüğünü de anlattı: “3-4 yaşımdayken evdeki küçük tuvalete kapatıp hortumla hiç acımadan bana vurduğunu hatırlıyorum.” Babasıyla hastayken yüzleştiğini söyleyen sunucu, ona “Seni bu kadar kötü bir durumda görüyor olmaktan duyduğum mutluluğu sana söylemek istiyorum. Allah’a olan inancımı çok arttırıyor” dediğini de açıkladı.

GÜVENİ SARSILDI
Güzel sunucu, yanında büyüdüğü dedesi tarafından da şiddet gördüğünü söyleyerek yürekleri burktu. 2005’te evlenip 2008’de boşandığı İtalyan eşi Massimo Cusimano’dan da şiddet gördüğünü “Babam gibi bir adamla evlendim” diyerek itiraf eden Esmersoy, ilk sevgilisi tarafından ihanete uğrayınca da aşka ve erkeklere güveninin sarsıldığını açıkladı.

BABAMA BENZİYORDU
Esmersoy, 2005’te boşandığı İtalyan işadamı eşi Massimo Cusimano’dan da şiddet yüzünden boşandığını ima etti. Sunucu, ilk eşi için “Babam gibiydi” dedi.

ACILARIMI ERTELİYORUM
2018’de evlendiği Berk Suyabatmaz’dan geçtiğimiz yıl boşanan Esmersoy, “Kendimi meşgul tutarak acımı ve depresyonu erteledim. Ağlamaya da ihtiyacım var ama onu da öteliyorum şu anda” dedi.

Güzel sunucu, 2017’deki bir düğünde annesi Suna Canik’le böyle poz verse de onu hiç affetmediğini söyledi.

Baba Timur Esmersoy – Müge Esmersoy – Burcu Esmersoy

Bezos iklim değişikliği için 10milyar dolar verdi

0

Dünyaca ünlü ABD’li online ticaret ve bulut bilişim şirketi Amazon’un İcra Kurulu Başkanı Jeff Bezos,  iklim değişikliğiyle mücadele eden bilim insanlarına, aktivistlere, sivil toplum kuruluşlarına ve diğer gruplara 10 milyar dolarlık fon ayırma sözünü verdi.

Dünyanın en zengin adamı olan Bezos, küresel ısınmanın etkisiyle mücadeleye önemli fonlar ayırmak için giderek artan milyarderler arasında yer alıyor.

Bezos, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda, “İklim değişikliği gezegenimiz için en büyük tehdittir. Hepimizin paylaştığı bu gezegen üzerindeki iklim değişikliğinin yıkıcı etkisiyle mücadele etmek için hem bilinen yolları güçlendirmek hem de yeni yollar keşfetmek için diğerleriyle birlikte çalışmak istiyorum” ifadesini kullandı.

Serenay Sarıkaya ile Cem Yılmaz evleniyor mu?

0

Cem Yılmaz, 2018 yılında Defne Samyeli ile aşk yaşamaya başlamıştı. Haklarında birkaç kez ayrılık dedikodusu çıkan çift, her seferinde iddiaları yalanlayarak ilişkilerine devam etti.

Geçtiğimiz yıl ekim ayında Cem Yılmaz sevgilisi Defne Samyeli ve Samyeli’in kızları ile birlikte Serenay Sarıkaya’nın baş rolünü üstlendiği Alice Müzikali’ni izlemeye gitti. Bu sürpriz ziyaretten sonra Cem Yılmaz’ın Serenay Sarıkaya’ya ilgi duymaya başladığı haberleri gündeme geldi.

Bütün yazı el ele, göz göze geçiren Cem Yılmaz ile Defne Samyeli’nin 1,5 yıllık ilişkisinde ilk ciddi kriz de bu haberlerden sonra yaşandı. Krizi aşamayan çift, ilişkilerini bitirme kararı aldı. İhanet haberleri gündeme gelince, Defne Samyeli sosyal medya hesabından sert bir açıklama yaptı:

“Benim özelim bana aittir. Kimsenin benim özel hayatımla ilgili merakını tatmin etmek gibi bir zorunluluğum, kimseye açıklama borcum yok. İnsanları kışkırtıp konuşturma ya da ‘maksat haber olsun’ mantığıyla dedikodu programlarına içerik sağlamak amacıyla devamlı yalan üreten anlayışı bu yaşımda hala hayretle izliyorum. İşini sağduyuyla yapan basın mensubu arkadaşlarımı yine tenzih ediyorum. Üstüne alınması gereken sözde magazin gazetecileri neyse en kısa zamanda ekmeklerini kazanacakları hayırlı, faydalı başka işler diliyorum…”

SERENAY İTİRAFI
Ayrılığın ardından sessizliğini koruyan Cem Yılmaz ise konuk olduğu ‘İbrahim Selim ile Bu Gece’ programında Serenay Sarıkaya’ya olan ilgisini ilk kez açıkladı. Yılmaz ‘Instagram’da Serenay Sarıkaya’nın fotoğraflarına bakıyorum, dalıp gidiyorum. Bu stalk mu oluyor?’ diye sordu.

Serenay Sarıkaya, Cem Yılmaz’ın açıklamalarına “Ne güzel bir açıklama yaptı. Ne diyeyim ben şimdi buna?” sözleriyle karşılık verdi. Alice ekibi 2 Şubat’ta 50. oyun kutlaması yaptı. Geceye katılanlar arasında Cem Yılmaz da vardı. Bu durum aşk söylentilerini bir kez daha alevlendirdi.

ATİNA KAÇAMAĞI AŞKI BELGELEDİ
Haberler karşısında inatla sessizliğini koruyan çiftten ilk fotoğraf ise geçtiğimiz hafta yaptıkları Atina kaçamağından geldi. Böylece Cem Yılmaz- Serenay Sarıkaya ilişkisi belgelenmiş oldu. Atina dönüşü İstanbul Havalimanı’nda görüntülenen Serenay Sarıkaya, bu kez ilişkisini kabul etti ve itiraf gibi bir açıklama yaptı: Her şey gördüğünüz gibi…

BOMBA İDDİ EVLENİYORLAR!
Magazin dünyasında Serenay Sarıkaya ile Cem Yılmaz’ın sürpriz aşkıyla ilgi yeni bir iddia ortaya atıldı. Söylentilere göre; çift yakın zamanda nikah masasına oturacak. Cem Yılmaz evli kaldığı Ahu Yağtu’dan 2013’te boşanmıştı. Serenay Sarıkaya 3.5 yıl aşk yaşadığı Kerem Bürsin ile birlikteyken evliliği düşünmediğini söylüyordu

Lady Gaga, kaşlarını beyazlatıyor

0

Lady Gaga kaşlarını herkesin ve modanın aksine beyaza boyattı. Instagram’da selfie paylaşan şarkıcının son fotoğrafını gören hayranları, yokmuş gibi duran kaşlarına bakınca şaşırıp, “Ne yaptın” diye yazdılar.

Aleyna Tilki ile Aynur Aydın neden küstü?

0

Aleyna ile Aynur Aydın’ın arası geçen yaz açılmıştı. Soğukluğun nedeni; Aleyna’nın stili ve magazin açıklamaları konusunda danıştığı Aynur Aydın’ın sözünden dışarı çıkmasıydı.

Aydın geçen hafta “Görüşmeme kararını ben aldım” dedi. Posta’nın haberine göre; önceki akşam Kıbrıs’ta konser veren Aleyna, küslük için şunları söyledi:

“Onu severim. Birbirimize büyük emek verdik. Enerji uyuşmazlığı oldu, kimyamız tutmadı. Ayrı düştük.”

Elton John, sahneyi ağlayarak terk etti.

0

Elton John, emekli olmadan önceki son turnesi kapsamında Yeni Zelanda’nın Auckland kentinde sahne aldı.

Elton John, kendisine ‘atipik zatürre’ olarak bilinen bir iltihap teşhisi koyulduğunu söyledi.

Sesi konsere devam etmesine izin vermeyen 72 yaşındaki sanatçı, seyircilerden özür dileyerek ağlamaya başladı. Sanatçı görevliler yardımıyla sahneden indirildi.

Sanatçı, yarim kalan konserin ardından Instagram hesabından “Kalbimden gelerek çaldım ve söyledim, ta ki sesim artık şarkı söyleyemez hale gelene kadar. Hayal kırıklığına uğradım. Özür dilerim” açıklamasını yaptı.

İngiltere fosil yakıtla çalışan tüm araçların satışını yasaklıyor

0

Hem elektrik hem de benzinle çalışan hibrit araçları yasak kapsamına alan Londra yönetimi, altyapısının hazırlanabilmesi halinde tarihin daha da öne alınacağını duyurdu.

Başbakan Boris Johnson, kasım ayında İskoçya’nın Glasgow kentinde yapılması planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP26) tanıtım toplantısında, “Bir ülke olarak, bir toplum olarak, bir gezegen olarak, bir tür olarak harekete geçmemiz gerektiğini biliyoruz.” ifadesini kullanmıştı.

YouTube galaksisi 15 yaşında

0

ABD California’da teknoloji şirketinde çalışan Chad Hurley, Steve Chen ve Jawed Karim, Şubat 2005’te video ile çöpçatanlık sitesi projesi oluşturmuştu. Ancak bu site ilgi görmedi. Tam da o dönemde Amerikan Futbolu’nun şampiyonluk maçında Janet Jackson ile Justin Timberlake’in konserinde yaşanan frikik olayının yankısı sürüyordu. Ancak o videoya ulaşmak kolay değildi. Sitelerini bir video havuzuna dönüştürmeye karar verdiler. Yeni konseptin ilk videosunu 24 Nisan 2005’te Jawed Karim paylaştı. 19 saniyelik ‘hayvanat bahçesi’ videosu, internetten paylaşımın durdurulamaz bir güce dönüşmesine yol açtı.

İki bebekle şahlandı
Google, 2006’da YouTube’u 1.6 milyar dolara satın aldı. YouTube’un bu kadar ilgi görmesinde herkesin kendi yazıp kendi yönetebildiği görüntüleri paylaştığı ilk platform olma özelliği vardı. YouTube, dünya çapındaki en büyük çıkışını ise 2007’de İngiliz bir ailenin paylaştığı ‘Charlie Parmağımı Isırdı’ videosuyla yakaladı. İki kardeşin en doğal halleriyle çekilmiş görüntüleri 9 ayda 2.6 milyon izlenme ile rekor kırdı. Bu video, milyonlarca insanın ‘YouTube Galaksisi’nin parçası olmasını sağladı. O yıl YouTube’un mobil uygulaması da açıldı.

Yeni dünya düzeni
YouTube, kendi ünlülerini, kendi eylemlerini, kendi değerlerini yaratan yeni dünya düzeninin aynası oldu. Kanadalı şarkıcı Justin Bieber da 2008’de henüz 12 yaşındayken ailesinin şarkı söylerken paylaştığı bir video ile sosyal medyada parlayan ilk gerçek yıldız oldu. Modern zamanların en ünlü pop şarkıcısına dönüştü. Bugün 2 milyar kullanıcısı ile YouTube, sosyal medyanın en büyük video paylaşım platformu. Platform, dünyaya ‘YouTuber’lık’ adında bir meslek de kazandırdı. YouTuber’ların 31 milyon kanalı var. Yeni dünyanın ilgi alanlarının, yeni kültürel kodların nabzını artık bu kanallar tutuyor.

6.6 milyar 6.6 milyar izlendi

Porto Rikolu şarkıcı Luis Fonsi’nin ‘Despacito’ adlı şarkısının klibi, 6.6 milyar izlenme ile YouTube’un en çok izlenen videosu unvanına sahip.

2006’da 1.6 milyar dolara satılan YouTube’un bugünkü değeri: 200 milyar dolar

Yıllık geliri: 158.1 milyar dolar

1980 sonrası doğan kullanıcıların oranı: Yüzde 60

Şimdiye kadar paylaşılan video sayısı ve günlük izlenme rakamı: 5 milyar

İçerik üreten kullanıcı sayısı: 50 milyon

Multi milyoner oldu

ABD’li 8 yaşındaki Ryan Kaji, sadece oyuncak videoları açarak ünlendiği YouTube’dan servet kazandı. 26 milyar dolar ile en zengin ‘YouTuber’ oldu.

En popüler 3 içerik: Ürün değerlendirme, ne-nasıl yapılır açıklaması ve eğlenceli günceler.

Charlieve ağebeyi Harry’nin 56 saniyelik videosu toplam 875 milyon izlendi. İki kardeş, bu ilgiden şimdiye kadar 1.5 milyon Sterlin kazandı.

Bakan Kurum: Riskli binada oturtmayız

0

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, kentsel dönüşüm çalışmaları ve İstanbul’daki durumla ilgili bilgiler verdi.

“2012 yılında kentsel dönüşüm seferberliğine başlayıp yaklaşık 1 milyon 350 bin binanın dönüşümünü sağladık. Yeni çıkarılan deprem yönetmelikleriyle yine 5 milyona yakın vatandaşımızın can ve mal güvenliğini teminat altına aldık” diyen Kurum, Milliyet gazetesiden Abdullah Karakuş’un haberine göre şöyle konuştu:

“Istanbul’a da hemen hemen tüm ilçelerde çalışmalarımız var. Üsküdar’da çalışıyoruz, Esenlerde 65 bin konutluk çok örnek bir dönüşüm projesi yapıyoruz. Bu dönüşümün çerçevesinde yaptığımız rezerve alanlarda ürettiğimiz konutlarla birlikte çeper ilçelerdeki dönüştürülmesi gereken alanlara öncelik verecek ve o alanlardaki dönüsümü sağlayacak konutların üretilmesini sağlıyoruz.

Başakşehir’de, Güngören’de, Kâğıthane’de, Beyoğlu’nda, Bağcılarda, Kartal’da belirlediğimiz alanlarda risk durumuna göre hızlı bir şekilde bu dönüşüm süreçlerine girdik. Gaziosmanpaşa’da yine 5 bine yakın bağımsız bölümün dönüşümünü yapıyoruz. İstanbul’da vatandaşlarımızın riskli binalarda oturmasını engelleyeceğiz.

Elazığ’da vatandaşlarımız, ‘bu bina riskli, bu binada oturmaman gerekiyor’ dediğimizde ‘Allah razı olsun devletimizden, devletimizle beraberiz’ dışında hiçbir şey duymadım. ‘Bizim evimizi niye yıkıyorsun, yıkılması gerekiyorsa buyurun yıkın devletimiz var olsun’ dediler. Bu bizi çok mutlu etti. İnşallah güzel bir Elazığ olacak, güzel bir Türkiye olacak. Buradan hareketle inşallah ülkemizin bütün dönüştürülmesi gereken alanlarının belediye başkanlarımızla, vatandaşımızla birlikte yapacağız…”

Radyoyu kadınlar cep telefonundan, erkekler araç radyosundan dinlemeyi tercih ediyor

0

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) Radyo Dinleme Eğilimleri Araştırması, kadınların çoğunlukla cep telefonunu, erkeklerin ise araç radyosunu kullandığını belirledi.

RTÜK’ün 2019 Radyo Dinleme Eğilimleri Araştırması’nın İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasını (İBBS) temsil eden 26 ilde, 15 yaş ve üzeri 4 bin 512 kişiyle görüşüldü. Buna göre, Türkiye’de ortalama radyo dinleme süresi günlük 1 saat 43 dakika olarak tespit edildi.

Araştırmada, günlük ortalamaya bakıldığında 1 saat 52 dakika erkeklerin, 1 saat 32 dakika kadınların radyo dinlediği, ayrıca 55 yaş ve üzerinin en çok radyo dinleyen grubu oluşturduğu tespitine varıldı.

Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 59’u, kadınların ise yüzde 41’i her gün radyo dinliyor. Her iki kişiden biri radyoyu 1 saat ve daha az dinlediğini belirtti. Hafta sonu 1 saat ve daha az radyo dinleyenlerin oranının hafta içine göre daha yüksek olduğu görüldü.

Radyo yayınlarının günlük ortalama 2 saat 11 dakika ile en çok Ege ve İç Anadolu bölgesinde dinlenildiği belirlendi.

Radyo mesaiye gidiş geliş saatlerinde daha çok dinleniyor
Hafta sonu en fazla radyo dinlenen saat dilimi 18.00-21.00 oldu. Otomobili olanlar için “drive time” olarak bilinen saat dilimlerinde dinleme yoğunlaşıyor.

Radyonun en yoğun dinlenildiği saat dilimlerinin hafta içi, sabah işe gidiş ile işten çıkış saatlerini kapsayan zaman dilimleri olduğu dikkati çekiyor.

Hafta içi 09.00-12.00 saat diliminde radyo dinleyenlerin oranı yüzde 38,3 ile ilk sırada yer aldı.

Kadınlar cep telefonundan, erkekler araç radyosundan dinliyor
Araştırmaya göre, radyo denilince aklına ilk olarak “haber” gelenlerin yüzde 57’si erkek, “nostalji” gelenlerin yüzde 55’i ise kadınlar oldu.

Radyo yayınlarının en fazla takip edildiği cihazın yüzde 47,8 cep telefonu olduğu kaydedildi. Bunu sırasıyla araç radyosu, televizyon, klasik radyo, bilgisayar ve tabletler takip etti.

Araştırmaya katılanların beyanlarına göre, radyo yayınlarının dinlenildiği cihazların yıllara göre değişiminde ise cep telefonu ve araç radyosundan dinleme oranları önemli ölçüde artış gösterdi.

Radyo yayınlarını kadınlar cep telefonu ve televizyondan, erkekler ise araç radyosu ve klasik radyodan daha fazla takip ediyor.

Kadınlar pop, erkekler Türk Halk Müziği dinliyor
Araştırma kapsamında müzik türlerini dinleme durumunun cinsiyetlere göre dağılımına bakıldığında, kadınlar yerli pop müzik türünü erkeklere göre daha fazla dinliyor. Buna göre, yerli pop müzik dinleyen kadınların oranı yüzde 52,8, erkeklerin oranı ise yüzde 47,2 oldu.

Erkekler, radyoda en fazla Türk Halk Müziği türünü tercih ediyor. Bunu Türk Sanat Müziği ve arabesk türleri izliyor.

2009-2014-2019 yıllarında yapılan Radyo Dinleme Eğilimleri Araştırmalarının incelenmesi sonucunda arabesk ve fantezi müzik, yerli pop ile rock müziği ve yabancı pop/rock müzik türlerinin dinlenme sıklığının yıllar içindeki artışının dikkat çekici olduğu kaydedildi.

“Radyoda çeşitlilik olmazsa olmaz”
RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, araştırma sonuçlarına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, 13 Şubat’ın Dünya Radyo Günü’nü olduğunu anımsattı.

Radyoculuğun inanılmaz bir dönüşüm geçirdiğini, eski radyoların nostalji olsa da mobil teknolojilerin radyoyu yeniden şahlandırdığını belirten Şahin, “İnternet ve akıllı cihazlardan erişilebilen radyo yayınları yine vazgeçilmezlerimiz arasında yerini aldı. Artık, sadece araçlarımızda radyo dinlemiyor, internet tabanlı mobil teknolojilerle radyoları yakından takip ediyoruz. Artık radyo hanelerimizin sesi değil belki ama cebe giren teknolojilerle bireysel olarak kulağımızda.” diye konuştu.

Radyo Dinleme Eğilimleri Araştırmasını tamamladıklarını aktaran Şahin, şunları kaydetti:

“Araştırmamızda gördük ki, aziz milletimiz hemen hemen her gün radyo dinliyor ve ortalama günlük dinleme süremiz 1 saat 43 dakika. Bu sevindirici bir gelişme. Bilhassa gençlerin radyoya ilgisinin arttığını görmek bir yayıncılık otoritesi olarak bizleri heyecanlandırıyor. RTÜK Başkanı olarak sonuçları detaylı olarak inceledim. Halkımızın radyodan vazgeçmediğini görmek beni mutlu etti çünkü ben de radyodan ayrılamayanlardanım. Güzel Türkçemizin en doğru kullanıldığı mecra olan TRT radyolarının dinleyiciler tarafından en çok tercih edilmesi önemlidir.

Özel radyolarımızın da halkımız tarafından çokça dinlenmesi yayıncılık alanında çeşitliliği sağlıyor. Radyoda çeşitlilik olmazsa olmazdır. Kısacası sonuçlara baktığımızda radyonun yadsınamaz bir yeri olduğu açıktır ve hiçbir zaman önemini yitirmeyecektir. İnanıyorum ki radyolarımız bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da etik ilkelere bağlı, milli ve manevi değerlerimizi gözeten yayınlarına devam edecektir. Araştırmamızın özellikle iletişim fakültelerimizde okuyan öğrencilerimize ışık olmasını temenni ediyorum.”

Furkan Andıç ve Aybüke Pusat aşkını kolyeleri ele verdi

0

‘Her Yerde Sen’ dizisi final yaptıktan sonra havalimanında Aybüke Pusat’la tatile giderken görüntülenen ve aşk dedikodularıyla gündeme gelen Furkan Andıç, “Sizin taktığınızla Aybüke hanımın kolyesi aynı. Birlikte mi aldınız?” sorusuna “Hayır tabii ki” yanıtını verdi.

Ancak Andıç’ın açıklaması hayranlarını ikna etmeye yetmedi.

Brit Ödülleri’nde kırmızı halı şıklığı

0

Papa, hidrojen enerjisini kutsadı

0

Türk bilim insanı Prof. Dr. T. Nejat Veziroğlu, 7 Şubat’ta, Papa Francis ile bir araya geldi. Bir asra yaklaşan ömrünü bilime adayan, küresel ısınmanın ve hava kirliliğinin çözümü için “Hidrojen Enerjisi” fikrini ortaya atan ve bu alandaki çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Veziroğlu, çevreyle ilgili duyarlılığını her fırsatta dile getiren Papa’ya, çözümün hidrojen enerjisinde olduğu anlattı. 5 kişilik heyetle birlikte gerçekleştirilen ziyarette, çalışmaları dikkatle dinleyen Papa, hidrojeni kutsadı ve heyete “Çalışmalarınıza devam edin, biz de sizi destekleyeceğiz” dedi.

Papa’nın kabul ettiği delegede, Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu’nun yanı sıra Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği Başkanı John W. Sheffield; Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği Asbaşkanı Ayfer Veziroğlu; Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği Latin Amerika Asbaşkanı Juan Carlos Bolcich ve Dünya Hidrojen Enerjisi Derneği İtalya Yönetim Kurulu Üyesi Giuseppe Spazzafuma yer aldı. Ayrıca delegelerin ailelerinden Lili Ferruh Veziroğlu, Barbara Bolcich ve Nataşha Spazzafuma da ziyarette yer aldı.

Vatikan madalyası verdi

Veziroğlu, ziyareti Milliyet’e anlattı:

“Vatikan hududundan özel İsviçreli askerlerin arasından geçerek Papalık Sarayı’na vardık. Toplantı saatinde Papa Francis bizi kütüphanesine aldı ve bize Vatikan madalyası hediye etti. Biz de dernek olarak hazırladığımız dilekçeyi verdik. Sonra beş kişilik delegeyi toplantı salonuna aldılar. Papa’ya iklim değişikliğini günümüzün en büyük problemi olarak dile getirdiği için teşekkür ettik. Yegâne ve kalıcı çözümü olarak hidrojen enerjisini anlattık. Hidrojen enerjisinin nasıl küresel ısınmayı sona erdireceğini ve ayrıca hava kirliliğini ortadan kaldıracağını anlattık. İlgiyle dinledi, sorular sordu. Bu konuda epey bilgiliydi. Hidrojeni kutsadı ve ‘Çalışmalarınıza devam edin, biz de sizi destekleyeceğiz’ dedi.”

Papa, hidrojen enerjisini kutsadı
Papa Francis, Prof. Dr. Nejat Veziroğlu ile heyette yer alanlara Vatikan Madalyası hediye etti.

Dünya, cennet haline gelecek

Papa Francis’i ziyaret eden heyet, kendisine bir de dilekçe sundu. Dilekçede, hidrojen enerjisinin iklimi, sanayi devrimi öncesindeki seviyeye döndüreceğine, Dünya’yı sonsuza dek bir cennet haline getireceğine dikkat çekildi. Papa’ya sunulan dilekçede şunlar kaydedildi:

“Sayın Papa, basın açıklamalarınızda zamanımızın en büyük sorununun İklim Değişikliği/Küresel Isınma olduğunu ve acilen bir çözüme ihtiyaç olduğunu vurguladığınız için minnet duyarız. Biz en iyi ve tek çözüme sahibiz: Hidrojen Enerjisi.

Hidrojen, hayatla uyumlu olan tek yakıttır. En temiz, en etkili, en hafif ve yenilenebilir yakıttır. Hidrojen üretimi için birincil enerji, hidrojenden oluşan Güneş’ten gelir ve Güneş enerjisi, Güneş’in içerisindeki hidrojen füzyonundan gelir. Güneş olduğu sürece hidrojen kaynağımız asla tükenmez. İklimi sanayi devrimi öncesindeki seviyesine geri getirecektir. Hidrojen, fosil yakıtlar gibi iklim değiştiren gazlar üretmez. Çevre kirletici madde de üretmez. Bu nedenle, hava kirliliğini ortadan kaldırmanın en iyi çaresidir.

2015 yılında dünya ülkeleri iklim değişikliğiyle savaşmak için Paris İklim Anlaşması adında bir anlaşma imzaladı. 2017 yılında bu önemli görevde yardımcı olsun diye 13 enerji ve taşımacılık şirketi ‘Hydrogen Council” adında bir örgüt kurdu ve teklifimizi iklim değişikliğini ortadan kaldırmak için en iyi ve tek çözüm olarak desteklediler. 2017’den beri her geçen gün daha fazla şirket, günümüzde toplam katılımcı sayısı 60 olan Hydrogen Council’a katılıyor.

Sayın Papa, yukarıda anlatılanlar sebebiyle, Hidrojen Enerjisinin İklim Değişikliği/Küresel Isınma için en iyi kalıcı çözüm olduğunu açıklamanızı hürmetle arz ederiz. Bu çözüm Dünya’yı bitkiler, hayvanlar ve insanlar için sonsuza dek bir cennet haline getirecektir! Saygıyla arz edilmiştir.”

Hollywood’un en zenginleri

0

Ünlü ekonomi dergisi Forbes Hollywood’un en çok kazanan oyuncularını açıkladı. Forbes dergisinin araştırmasına göre; geçen yılın en çok kazanan kadın ve erkek oyuncu sıralaması değişmedi.

‘The Rock’ lakaplı Dwayne Johnson, 89.4 milyon dolar (536 milyon TL) ile zirvede yer aldı.

BAFTA ödülü sahibi Scarlett Johansson, 56 milyon dolarla (336 milyon TL) ‘en çok kazanan kadın oyuncu’ oldu. Listenin ilk 10’undaki en dikkat çekici isimler ise Avustralyalı oyuncular oldu.

Kenan Doğulu’dan Beren Saat hakkında flaş açıklamaKenan Doğulu’dan Beren Saat hakkında flaş açıklama
Magazin
Geçen yıl kariyerinin en başarılı dönemini geçiren Margot Robbie, 23.5 milyon dolarla (141 milyon TL) en çok kazanan aktrislerde 8’inci sıraya yerleşti. Margot Robbie, bu yıl biyografik-dram türündeki ‘Skandal’ (Bombshell) filminde sergilediği performansla Oscar adaylığı elde etmişti.

‘Thor’ rolüyle ünlenen 36 yaşındaki aktör Chris Hemsworth, 76.4 milyon dolarla (458 milyon TL) yılın en fazla kazanan ikinci aktörü oldu. Chris Hemsworth, geçen yıl gişe rekoru kıran ‘Avengers’ (Yenilmezler) serisinde oynamıştı.

Orhan Pamuk aşk hakkında konuştu

0

Orhan Pamuk: Postacı yok diye aşk bitmez
Masumiyet Müzesi kitabının yazarı ve aynı adlı müzenin yapımcısı Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2008’de yayımlanan kitabındaki “Aşık Kemal” karakteri üzerinden aşka ilişkin düşüncelerini anlattı.

Pamuk, aşkın güzel yanlarının yanı sıra kötü tarafları olduğuna işaret ederek, “Aşk yalnızca mutlu bir buluşma, bir karşılaşma değil. Aynı zamanda karanlık bir yanı da var aşkın. Kendini feda etme isteği, kendi duygularını dünyanın en önemli şeyi sayma eğilimi, onaylanma isteği, aşağılık ve üstünlük duyguları hemen kenarda dururlar. En çok karşılaşılan şey de pek çok rezilliğin üzerine aşk dökerek meşrulaştırmaktır. Yukarı sınıflar, patronlar, zenginler kendilerini aşkla bile kabul ettirirler. O yüzden aşkı paradan üstün tutan kahramanı sever, ararız.” diye konuştu.

Sevgililer Günü gibi özel günlerde aşkı düşünmenin yeterli olmayacağının altını çizen başarılı yazar, şu bilgileri verdi:

“Tabii ki aşk, (özel) günlerle, senede bir kere düşünülerek anlaşılacak bir şey değil. Aşkın bana göre şekerli, idealleştirilen, ülküleştirilen bir yanı var. Benim romanım Masumiyet Müzesi ve müzenin kendisi, aslında aşkın bu sihirli yanıyla fazla ilgili değil. ‘Aman ne en güzel şey, aşk.’ demiyor kitabım. Onu da tabii ki diyor. Aşık olunca bunu hissederiz ama aşık olunca başımıza ne geliyor? Masumiyet Müzesi adlı romanda, aşkı sanki bir trafik kazası gibi, başımıza gelen korkunç bir olay gibi, bizim elimizde olmayan, karanlık, anlaşılmaz bir şey gibi anlattım.”

“Aşk kaçınılmaz ama yazarlara düşen onu anlamak”

Yazar Orhan Pamuk, aşık olunduğunda yaşanan duyguları romanında ele aldığını kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Birisine aşırı sevgi duyduğumuzda yaşadığımız o tatlılık, ona yakın olduğumuzda hissettiğimiz güzel duygu, romanımda var. Ama bir de karanlık yan var aşkta. Bunun sınıfsal yanı da var; zengin-fakir gibi. Zaten Yeşilçam da sever zengin-fakir aşkını. Masumiyet Müzesi de bu konuları ve Yeşilçam’ı ele alır. Ama sonunda aşk kapıyı vurmadan gelen bir duygudur ve onun için de belki gafil avlanır, durumu kontrol etmeye, kafamızı toplamaya çalışırız. Önce zihnimizle duruma hakim olmaya çalışırız. Tabii dışarıdakiler dalga geçer, alay eder. Kapılmış, gitmişizdir. Mesele hem içerideyken, aşık olmuş, sürüklenirken akıllı olmak, durumu toparlamak hem de dışarıdayken, o tatlı duygu yokken, bütün resmi güzel görmektir. Aşk kaçınılmaz ama bana ya da yazarlara düşen, onu şekerlendirerek abartmak değil, anlamak, insanların hikayeleri üzerinden aşkı mantıkla kavramak ve daha zengin, daha iyi bir insan olmak.”

Masumiyet Müzesi’nin hikayesinin aslında bilindik bir hikaye olduğunu aktaran Pamuk, “Adam o kadar aşık oluyor ki sevgilisini görmeden yaşayamıyor, dayanamıyor. O olmadığı, ona kavuşamadığı zamanlar, onu hatırlatan, onun dokunduğu ya da birlikte mutluluklarını hatırlatan eşyaları bir kenara koyuyor. Sonra kenara koyduğu ve ona sevgilisini hatırlatan eşyalar, bir büyük koleksiyon oluyor. Sonunda onları Masumiyet Müzesi’nde sergilerken, aşk hikayesini de kitabı okuyanlara ya da müzeyi gezenlere anlatıyor.” dedi.

Orhan Pamuk, hatıralarla eşyalar arasında bir ilişki olduğuna dikkati çekerek, “Aşık olduğumuz sırada edindiğimiz, gördüğümüz eşyalar da bize aşkımızın safhalarını hatırlatır. Eşyaları bir müzede yan yana dizersek aşkımızın hikayesi ortaya çıkar. Tabii günlük hayat müzesi ve İstanbul müzesi de çıktı ortaya. Bir de aşıkların birbirlerine hediye alması ve bu eşyalar üzerinden konuşmaları vardır.” ifadelerine yer verdi.

“Masumiyet Müzesi aşkı abartmak için değil, anlamak için yazıldı”

Masumiyet Müzesi romanını aşıkları rahatlatmak için yazmadığının altını çizen usta yazar, şunları kaydetti:

“Masumiyet Müzesi’ni, aşkı anlamak için yazdım. Aşk konusunda sanat ve edebiyat eserlerinin iki türlü yaklaşımı oluyor. Bir, sanatın işinin aşk acısı çeken kişiyi rahatlatma, teselli etme olduğuna inanarak yapılmış eserler. Bir de aşkın ne olduğunu anlamak için aşktan söz açan eserler. Yani aşık olunca neler oluyor bize? Kahramanım Kemal bu konuda düşünüyor. Masumiyet Müzesi roman ve edebiyat olarak aşk duygusunu abartmak için değil, anlamak için yazıldı. Ama tabii romanda pek çok kişiye abartılı gelen şeyler de var.”

Yazar Pamuk, romanın kahramanı Kemal’in aşkına saygı duyan ve ondan asla vazgeçemeyen saygın bir insan olduğunu dile getirerek, “Onun aşkıyla alay eden burjuvalara inanmıyorum. Kemal’in yaşadığı saplantı değil aşk. Herkes onun gibi olamıyor, Kemal aşk için her şeyi feda ediyor. Bazıları öyledir bazıları daha ihtiyatlıdır. Romanın başında egoist Kemal’e kızarız ama aşk yüzünden çektiği acılar sayesinde onu bağışlarız. Hepimizin büyük aşk hikayelerine ihtiyacı var, ister teselli olarak ister kendi aşkımız anlamak için.” diye konuştu.

Gelişen teknolojinin aşkı öldürmediğini savunan Pamuk, şöyle devam etti:

“Aşk duygusunun kolay değişeceğini sanmam. Ama onu ifade etmenin yolları değişebilir. ‘Benim Adım Kırmızı’ adlı tarihi romanımda ‘bohçacı kadın Ester’, evden eve mektup taşıyarak aşık erkekler ve kızların kalbini oynatır. Ama internet çağında artık her an mektup yazıp cevap alabilirsiniz. Postacıyı bekleyen aşık fikri bitti mesela. Ama postacı yok diye aşk bitmez. Üstelik iletişimin yoğunluğu aşkı azaltmaz, tam tersi görüşmek ve yazışmak aşkı arttırır bence. Herkes kendi kuşağının asıl aşığı olduğuna inanmak ister. ‘Eskiler daha iyi aşıklardı.’ sözüne inanmam. Önemli olan duygularımızın derinliği ve hakikiliğidir. Ama duygular derin ve hakiki olunca acılar da başlar çünkü hayat sizin hayallerinize uymaz.”

Orhan Pamuk, kendisinin “Aşık Kemal”e benzeyip benzemediğine ilişkin ise, “Bir iltifat olarak alıyorum. Yani yazdıklarımı yaşamadan yazamaz kimse demek istiyorlar galiba. Ben yavaş yavaş, çok düşünerek yazıyorum inandırıcı olsun diye. Aşkı o anda yaşamasak da okuyarak yaşayabiliriz.” ifadelerini kullandı.

Müzeye olan ilgiye de değinen yazar, şunları söyledi:

“Tabii aşk hatırlatmaya gerek olmayan bir duygu. Romanımız da bu duyguyu anlamaya çalışıyor. Aşık değilseniz de eksikliğini çekersiniz. Sevgililer ve aşıkları, mutluluklarını sevgiye dayandırdıkları için sever ülküleştiririz. Biz de hayal ettiğimiz fedakar aşıklar, sevgililer gibi olmak isteriz. Ama bizim hikayemiz biraz değişiktir. Kendi hikayemizi anlamak için diğer aşk hikayelerini bilmek, okumak isteriz. Aşk edebiyatına ilginin kaynağı kendi hayatımız, sorularımız, heyecanlarımız ve korkularımız. Bakalım sevgilimiz bizi gerçekten seviyor mu? Romanlarda çok daha fedakar kahramanlar var!”