Ana Sayfa Blog Sayfa 571

Hayranları fenalaşınca konseri durdurdu

0

Geçen yıl Travis Scott’ın Astroworld Festivali’ndeki konseri sırasında 10 seyircinin ezilerek ölmesinin ardından konser alanlarındaki güvenliğe daha çok dikkat ediliyor. Amerikalı şarkıcı Billie Eilish, Londra’da verdiği konserde hayranlarının zor anlar yaşaması üzerine konserine ara vermek zorunda kaldı.

Sadun Boro denizcilerin pusulası oldu

0

Sadun Boro dünyanın çevresini 1965-1968 yılları arasında eşi Oda ve Kısmet adlı yelkenli teknesiyle dolaşan ilk Türk denizci. Bin bir zorlukla adam ettiği teknesiyle 2 yıl, 10 ay ve 6 gün süren macerasının sonunda Türkiye’ye dönüşünde denizde 1 milyon kişi tarafından karşılandı. Bir dönem Hürriyet’in başındaki isim olan Necati Zincirkıran’ın da bir denizci olması ve destekleriyle Boro çifti bu yolculuklarını gazetede yayınlamaya başladı. O dönem bu yazılar büyük fırtına koparmıştı. Köşe yazarı Ateş Yazalan “Arşiv Balıkçısı” adlı yazısında Sadun Boro’yu anlattı.

İşte o yazı;

Bundan 54 yıl önce sabah saat 08.00’de Yeşilköy açıklarından 10.5 metrelik bir yelkenli İstanbul’a yaklaşıyordu.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Yeşilyurt, Bakırköy, Yedikule, Samatya, Kumkapı, Ahırkapı ve Sarayburnu kıyıları tıklım tıklım insan doluydu. Bir milyon kişi tek bir şey için buluşmuştu.

İrili ufaklı yüzlerce tekne, vapur ve avcı botlarının arasından süzülerek İstanbul Limanı’na yanaştı tekne. Denizin üstü de tıpkı kıyılar gibi mahşer yerine dönmüştü. Karadenizli balıkçılar kemençe çalıyor, horon tepiyordu.

Denizcilerin pusulası oldu

Portakal rengi denizci ceketi ile güneşten solmuş mavi bir pantolon giyinmiş adam, bir yandan yelken iplerini düzeltiyor, diğer yandan düdükleriyle kendisini selamlayan teknelere ve insan seline bakıp dirseğiyle gözlerindeki yaşları siliyordu.

Denizcilerin pusulası oldu

Büyük bir heyecan ve gururla çevreyi selamlayan bu denizci Sadun Boro’ydu. Eşi Oda Boro ve kedisi Miço ile birlikte dünyayı dolaşmış, yurduna dönüyordu.

Denizcilerin pusulası oldu

10.5 metrelik Kısmet isimli yelkenli ile 2 yıl, 10 ay ve 6 gün süren bu büyük macera onu Türk denizcilik tarihine altın harflerle yazdırdı.

KAFAYI DENİZLE BOZMUŞTU

Sadun Boro maceralı hayatını 2008’de Hürriyet’ten Ayşe Arman’a anlatmıştı.

Ta çocukluğunda kafayı denizle bozmuştu.

İlkokul üçüncü sınıfta mahalle arkadaşlarıyla para biriktirip Kurbağalıdere’den küçük bir sandal satın aldı. At arabasıyla Erenköy’e taşıyıp denize indirdikleri ilk göz ağrısı sandal daha ilk lodosta parçalandı gitti.

Ortaokulda bu kez tek başına bir sandal aldı. İki yıl idare etti onunla.

Lise 1’e geldiğinde biriktirdiği paralarla kendi teknesini yaptırdı. Boyadı, yelken diktirdi ve denize indirdi.

Sonra eğitim için İngiltere’ye gitti.

İlk açık deniz macerasını da henüz 24 yaşındayken, İngiltere’de bir dergide gördüğü ilana başvurarak yaşadı.

AÇIK DENİZİN BÜYÜSÜ ZEHİRLEDİ

İngiltere’deki tekstil mühendisliği eğitimini tamamlamış, Türkiye’ye dönmeye hazırlanıyordu. 10.5 metrelik bir yelkenliyle Yeni Zelanda’ya gitmek isteyen bir İngiliz, yanına denizci arıyordu.

16 HAZİRAN 1968

Denizcilerin pusulası oldu

Caddebostan’daki günleri dışında bir tecrübesi yoktu. Kabul edildi. İkisi yola çıktılar. İrlanda açıklarında ilk fırtınayı yediler. Üç günlük mücadele onları yollarından çeviremedi. Atlantik’i geçip Kanarya Adaları’ndan Karayip Denizi’ne vardılar. Barbados’a ulaştıkları 38 günlük seyahat için şunları söylüyordu: “İşte o zaman zehirlendim ben. Açık denizlerin kendine özgü bir büyüsü, cazibesi vardır. Baştan çıkarıcı bir mikroptur. Bir kere girdi mi bedenine, ancak ölünce kurtulursun.”

Tekne sahibi Barbados’ta kalmaya karar verince Boro Türkiye’nin yolunu tuttu. Uçak Barbados’tan havalanırken aşağıya baktı ve aklından şu cümleler geçti: “Atlantik, seni bir daha geçeceğim! Ama kendi bayrağım ve kendi yelkenlimle!” Sümerbank’ta memur olarak çalıştığı sonraki 10 yıl bu hayalle yaşadı.

Denizcilerin pusulası oldu

BEKÂR RUHUNUN CENAZE TÖRENİ

1958’de öğretmenlik için Türkiye’ye gelen Odea Olga Berta Pietsch ile tanıştı. Birbirlerine aşık oldular, deniz seyahatini beraber yapmaya karar verdiler.

Beş yıllık sevgililiğin ardından evlilik kararı gelip kapıya dayanmıştı.

Kendisini “Yeryüzünde evlenecek en son adamdım” diye anlatıyordu. Hem istiyor hem de korkuyordu.

26 ŞUBAT 1964

Denizcilerin pusulası oldu

25 Şubat 1964 günkü gazeteye şöyle bir ilan verdi:

“Daha 36’ncı baharında, iki başlı, dört ayaklı olmaya karar veren Sadun Boro’nun bekâr ruhunun cenazesi Kadıköy Evlendirme Dairesi’nden kalkacaktır.”

Nikâh töreni oldukça eğlenceli geçti. Neredeyse “yaka-paça” götürüldü salona. Ve nikâh defterini imzaladıktan sonra, idam kararı veren hâkimler gibi imza attığı kalemi kırdı.

Çiftin bu nikâhı Hürriyet dahil birçok gazetede haber oldu.

Artık onlar Sadun-Oda Boro çiftiydi.

TEKNENİN MİÇO’SU

Bu arada cebinde 4 bin 500 lira varken 60 bin liralık tekne siparişi verdi. Maaşı daha iyi olduğu için Tarsus’taki Çukurova Fabrikası’na tayinini çıkarttı.

İki yılda teknenin “kurusu” bitti. Ama ne motor vardı, ne boya, ne yelken… Yelkenleri evde dikiş makinesinde eşi Oda dikti.

Birçok yere başvurdu, destekçi aradı. Başvurdukları arasında Hürriyet gazetesi de vardı.

11 HAZİRAN 1968

Denizcilerin pusulası oldu

Gazetenin başındaki Necati Zincirkıran da denizciydi. Çok ilgi gösterdi bu hayale. Ve Boro çifti, 22 Ağustos 1965 Pazar sabahı Caddebostan’dan yola çıktı.

Seyahat sırasında kaleme aldığı yazıları Hürriyet’e gönderiyor, yazı karşılığı 150 dolar alıyordu.

Kanarya Adaları’nda bir arkadaşlarının teknesinde doğan yavru kediyi de aldılar yanlarına. Artık teknenin bir Miço’su vardı.

Miço denize o kadar alıştı ki, İstanbul’a geldiklerinde tekneden inmiyordu. Kısmet’in başaltına saklanıyordu.

DENİZE DÜŞMEYECEKSİN

Sonraki yıllarda denizdeki en büyük tehlikeyi “denize düşmek” olarak anlatıyordu:

“En basit ama en önemli kural, düşmeyeceksin.”

Peki açık denizdeki fırtınada ne yapıyorlardı? Değil yaşayanın, okuyanın bile tüylerini ürperten o tecrübeyi soğukkanlılıkla anlatıyordu:

“Girip içeri yatıyorduk. Yapacak bir şey yok ki. Yelkenleri ufaltıyorsun, dümeni ayarlıyorsun, o esnada kendini bir yerlere bağlıyorsun, sonra içeri girip uyuyorsun. İki üç gün devam eder o fırtına. Tekne sürüklenir durur. Üzerinden dalga da geçer ama teknenin bir yeri kırılmadığı müddetçe sorun yok. Ufak tekne ceviz kabuğu gibi sallanır, hatta devrilir ama yine su yüzüne çıkar, bir şey olmaz.”

Bugünkü gibi elektronik cihazlar yoktu. Yönlerini bulmak için bir pusulaları, bir de gökyüzündeki yıldızlar vardı. Seyahat boyunca evle bir kere bile telefonda konuşamadılar.

Türkiye ile tek temasları Hürriyet’e yazdığı yazılardı. Bu yazılar Türkiye’de büyük fırtına kopardı.

İlgiyle izleniyor, herkes Boro çiftini konuşuyordu.

GÖKOVAMI İSTİYORUM

Boro döndükten sonra 7 yıl fabrika yöneticisi olarak çalıştı. Ama deniz onu çağırıyordu. Kızları Deniz’i de yanlarına alıp 1977’de üç yıllık Karayipler turuna çıktılar.

Dönüşte de Bodrum’a yerleşti. Dört kitap yazdı.

Bu eserler tüm denizcilerin teknesindedir.

150 bin deniz mili yaptığı Kısmet’i Rahmi Koç Müzesi’ne bağışladı. Yaşamını Sonbahar adını verdiği yeni teknesiyle denizlerde sürdürdü. Kendini o güzelim koyların korunmasına adadı.

“Allah bana denize çıkamayacağım günü göstermesin” diyordu.

Kansere yakalandığında bir süre hastanede tedavi gördü. “Gökovamı, denizimi istiyorum” dedi. Helikopterle Marmaris’e getirildi. 5 Haziran 2015’te 87 yaşında kansere yenik düştü.

Tıpkı dünya turundan döndüğü günkü gibi teknelerin düdükleri arasında son yolculuğuna uğurlandı.

Numberone.com.tr

Amber Heard’den zehir zemberek sözler…

0

Jüriyi taraflı olmakla suçladı

Olaylı davalarıyla gündemden düşmeyen Amber Heard ve Johnny Depp arasındaki dava kararı bağlanmış olsa da Heard henüz konuyu kapatmış değil. Olaylı davayı kaybeden Amber Heard, katıldığı bir programda jüriyi sosyal medyanın etkisinde kalıp taraflı olmakla suçladı.

Fenerbahçe, gece yarısı Bruma transferini duyurdu

0

Yeni sezona Portekizli teknik direktör Jorje Jesus ile başlayan ve 1 yıllık sözleşme imzalayan Fenerbahçe transfere de hızlı başladı. İlk olarak Lincoln Henrique‘yi transfer eden sarı lacivertli yönetim dün gece bir dönem Galatasaray forması giyen Bruma ile anlaşma sağladıklarını açıkladı. Yıldız oyuncu İstanbul’a geliyor.

Süper Lig’i geçtiğimiz sezonu 2. bitiren ve Şampiyonlar Ligi ön eleme oynama hakkı kazanan Fenerbahçe sezonu erken açtı. Sezon biter bitmez Portekizli teknik direktör Jorge Jesus ile anlaştığını açıklayan sarı lacivertliler, tecrübeli isim ile 1 yıllığına sözleşme imzaladı.

JESUS DOKUNUŞLARI
Şampiyonlar Ligi ön eleme maçları nedeniyle sezonu erken açan Fenerbahçe’de Jorge Jesus’un tesislere dokunuşları oldu. Fenerbahçe’nin tarihinden aldığı güce inanan ve futbolcularının bu ruhla hareket etmesini isteyen Portekizli teknik adamın talebiyle tesis duvarları Fenerbahçe taraftarının birliktelik ve aidiyet duygularını ortaya koyan görselleri ile kaplanırken, takımın toplantı odası da baştan aşağı yenilendi.

Fenerbahçe transferi gece yarısı duyurdu Bruma İstanbula geliyor, işte saati

TRANSFER BOMBALARI ÜST ÜSTE
Sezonu erken açacak olan Fenerbahçe’de teknik direktör Jorge Jesus transfer çalışmalarına da erkenden başladı. 67 yaşındaki teknik adam üst üste bombaları patlattı. İlk olarak daha önce Süper Lig’de Rizespor forması giyen, Santa Clara forması giyen Brezilyalı orta saha Lincoln Henrique transferini duyuran Fenerbahçe, bir transferi daha gece yarısı açıkladı. Sarı lacivertliler bir dönem Galatasaray forma giyen Bruma‘yı İstanbul’a getiriyor.

Fenerbahçe transferi gece yarısı duyurdu Bruma İstanbula geliyor, işte saati

Fenerbahçe’nin resmi siteden yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi;

Kulübümüz Armindo Tue Na Bangna’nın kiralık olarak transferi için PSV Eindhoven Kulübü ile anlaşma sağlamıştır.

Futbolcu; görüşmeleri yapmak, sağlık kontrolünden geçmek ve süreci ilerletmek üzere İstanbul’a gelecektir.

Kamuoyunun bilgisine sunarız.

İşte o paylaşım;

Numberone.com.tr

D’S damat’tan her yaşta smokin

0
D’S damat, şıklığın yaşı olmadığı düşüncesinden yola çıkarak 2022 İlkbahar-Yaz sezonunda ilk kez çocuklar için kapsül smokin koleksiyonu hazırladı.

“Her Yaşta Smokin D’S damat’tan Alınır” mottosuyla hazırlanan çocuk smokin koleksiyonu, 6 ve 14 yaş arası beş farklı bedene sahip… Çocukların özel günlerde babalarıyla uyum içinde ve şık görünmesi düşünülerek, farklı modellerden tercih edebileceği smokinler, papyonundan gömleğine kadar tepeden tırnağa miniklere kendini özel hissettiriyor.

Hafızalara kazınan o özel gecede sizin adınıza her detayı incelikle düşünen D’S damat, 2022 İlkbahar/Yaz smokin koleksiyonuyla düğün, kokteyl, mezuniyet gibi farklı alanlar için zengin seçenekler sunuyor.

D’S damat farklı bir yol çizip smokin giymenin püf noktalarına odaklanarak, uzun yıllara dayanan deneyimlerini ve uzmanlığını tamamıyla bu işe aktarıyor. Kusursuz bir görünüm için, kalıplarıyla özel dikim hissi veren terzilik detaylarını birleştirerek benzersiz bir müşteri deneyimi sağlıyor.

Aynı zamanda sizin için en uygun modeli ve kalıbı bulup size en yakın mağazada özel randevu hissi veren bir yaklaşımla terzilik hizmeti veriliyor. Ayrıca bu sezon ilk defa “Her Yaşta Smokin D’S damat’tan Alınır” mottosuyla şıklığın yaşı olmadığını vurgulayarak çocuklar için de kapsül bir smokin koleksiyonu mağazalarda sizleri bekliyor.

Bej, uçuk gri gibi sıcak renkli kırışmaz kumaşlardan ilk defa yapılan ve gece boyu şıklığınızı koruyacak inovatif smokin modellerinden tercih edip, şehir dışı seyahatleriniz için bavulunuzda ya da seyahat çantanızda gözünüz arkada kalmadan taşıyabilirsiniz.

Numberone.com.tr

Britney Spears’a annesi ve kız kardeşinden destek

0

Geçtiğimiz hafta, Sam Asghari ile dünyaevine giren Britney Spears, ailesini düğüne davet etmemiş olsa da annesi ve kız kardeşi ünlü şarkıcıya destek oldu.

Dünyada bir ilk: Boyner Now

0
Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, yeni ürün lansmanını verdiği bir davetle tanıttı.
Dünyada bir ilk olarak tanıttığı “Boyner Now” uygulaması için iş insanı, “Çok heyecanlı bir inovasyon. Projenin içinde bulunuyor olmak harika bir his” dedi.

Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner ile Yönetim Kurulu Üyesi eşi Ümit Boyner, yeni bir proje için birlikte objektif karşısına geçti.

Cem Boyner, ürünlerini 90 dakikada kapıya teslim eden “Boyner Now” uygulamasını hayata geçirdi.  Uygulama seçilen ürünlerin alternatif beden ya da renkleriyle ücret ödemeksizin sipariş imkanı sunarken, kullanıcılar teslimatın ardından denedikleri ürünleri Boyner mağazalarından ya da randevulu iade ile kapılarından değişim veya iade edebiliyor.

MüşteriSipariş edilen ürünler “müşteri temsilcisi” olarak adlandırılan ve Boyner tarafından eğitilen motorlu kuryeler aracılığıyla getiriliyor.

Boyner Now şu anda 13 ilde hizmet verirken, şirket bu sayının 36’ya çıkarılmasını hedefliyor.

“Yaz sonuna kadar yüzde 70 oranına çıkaracağız”

Uygulama “Önce dene, tamamsa öde” anlayışıyla hayata geçirildiğini vurgulayan Boyner Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cem Boyner uygulamaya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Çok büyük bir ekip ile uzun süredir bu proje için çalışıyoruz. Sıfırdan başlasak böyle büyük bir operasyonu hayata geçiremezdik. Tedarikçilerimiz, iş ortaklarımız ve geniş operasyon ağımız ile yıllardır sanki bu proje için hazırlanmışız.  Müşterilerimizi dinledik, online alışverişin bütün acı veren noktalarını topladık. Sipariş edilen ürünün 90 dakikada teslim edilmesi, farklı bedenlerin sepete eklenmesi ve önce deneyip sonra ödeme yapılması gibi üç büyük yeniliği Boyner Now’da bir araya getirerek, kritik noktalara çözüm olduk. Dünyada bu üç yeniliği bir arada toplayan başka bir uygulama yok. Şu anda ülkemizin yüzde 35’i Boyner Now’ın kapsama alanında, yaz sonuna kadar bu kapsama alanını yüzde 70 oranlarına ulaştırmak ve iki yıl içerisinde, Türkiye’yi yüzde 100 Boyner Now mutluluğu ile buluşturmayı hedefliyoruz”

Yapılan açıklamada şu an için minimum alışveriş tutarının 100 TL, gönderi hizmet bedelinin ise 14,99 TL olduğu belirtildi.

21.30’a kadar sipariş imkanı

Uygulamadan müşteriler haftanın yedi günü hizmet alabilecek. Son sipariş saati, mevsime göre değişiklik göstermekle birlikte, Haziran ayı boyunca 21:30 olarak belirlendi. O saatten sonra verilen siparişler için ‘randevulu teslimat seçeneği’ ile daha sonrası için randevu olarak kaydedilecek.

Numberone.com.tr

Disney+ Türkiye’de yayına başladı: İşte öne çıkan içerikler…

0

Disney’in dijital içerik platformu Disney Plus, bugünden itibaren Türkiye’de yayın hayatına başladı. İşte Disney+ Türkiye üyelik ücretleri ve öne çıkan içerikleri…

The Walt Disney Company‘nin dijital yayın platformu Disney+ (Disney Plus) bugün Türkiye’de yayın hayatına başladı. Türkiye’deki kullanıcılar, üyelik ücreti aylık 34.99 TL veya yıllık 349.90 TL olarak duyurulan platforma bugünden itibaren tüm uyumlu cihazlardan erişilebiliyor.

Türkiye’ye özel olarak hazırlanmış bir içerik seçkisi ve yayın akışı olan Disney+; 170’i orijinal olan 1000’den fazla film, 16 binin üzerinde bölümden oluşan 400’den fazla dizi, belgesel ve özel içerik arşivi ve yerli orijinal yapımları platformunda sunuyor.

Star Wars içerikleri

Daha önce duyurulduğu gibi üyeler platformda, Star Wars’un Disney+ orijinal içerikleri olan ‘The Book of Boba Fett’ ve her iki sezonuyla ‘The Mandalorian’ın yanı sıra heyecanla beklenen ‘Obi-Wan Kenobi’ dizilerine erişebiliyorlar.

Marvel filmleri

Lansmanla birlikte kullanıcılar, Oscar adayı Shang-Chi ve On Halka Efsanesi, Eternals, Avengers: Endgame, Captain Marvel, Black Widow’u içeren 60‘tan fazla Marvel filmi ve Ms. Marvel, Loki, WandaVision ve Hawkeye dahil 80’den fazla Marvel serisine erişebiliyorlar. Disney+, She-Hulk ve Samuel L. Jackson’ın yer aldığı Secret Invasion’ı sırada gelecek orijinal yapımlar arasında duyurdu.

Pixar animasyonları

Yine yapılan duyuruya göre ‘Oyuncak Hikayesi’ serisinin tamamı, iki Oscar ödüllü ‘Soul’, Oscar Ödülü adayı ‘Luka’ ve son dönemin öne çıkan animasyonlarından ‘Kırmızı’ ve bundan sonra yayınlanacak tüm Disney ve Pixar içerikleri de Disney+’ta olacak. Oscar ödüllü Enkanto: Sihirli Dünya, Karlar Ülkesi filmleri ve Walt Disney Animation Studios’a ait 100’den fazla yapımının yanı sıra Raya ve Son Ejderha ve Mulan (2020) gibi Disney filmleri de platformda yerini alan içerikler arasında bulunuyor.

Ayrıca, Emma Stone’un Cruella de Vil’i canlandırdığı Oscar ödüllü Cruella, Dwayne Johnson ve Emily Blunt ile Jungle Cruise ve Tom Hanks ile tekrar hayat bulmaya hazırlanan Disney+ orijinali Pinokyo gibi Disney’in tüm canlı aksiyon filmleri de Disney+’ta yer alıyor. Mucize: Uğur Böceği ile Kara Kedi, Fineas ve Förb ve Zatonya da dahil olmak üzere yüzlerce Disney Channel çizgi dizisi, orijinal filmi ve özel bölümü de yine Disney+ üyelerine sunuluyor.

Reyting rekortmeni diziler

Sputnik’te yer alan habere göre, National Geographic içeriklerinin de yer aldığı platformda, popüler orijinal diziler Pam & Tommy, How I Met Your Father, The Dropout ve The Kardashians, The Simpsons, The Walking Dead, American Horror Story ve Grey’s Anatomy‘nin yanı sıra Lost ve Desperate Housewifes gibi kült dizilerin tüm sezonları ile Death on the Nile, Free Guy ve The King’s Man gibi yeni gişe filmlerine de erişilebiliyorlar.

Çocuk profili de sunulacak

Mobil cihazlar, web tarayıcıları, oyun konsolları, set üstü kutular ve Smart TV’leri üzerinden erişilebilen Disney+ (Disney Plus) platformunda üyelere; yüksek görüntü kalitesine, 4 adede kadar eşzamanlı yayına, 10 cihaza kadar sınırsız indirme, seçili içerikleri IMAX Enhanced teknolojisi ile izleme ve 7 adede kadar farklı profil yaratma olanaklarının yanı sıra ebeveynlerin oluşturabilmeleri için ‘çocuk profili’ de sunuluyor.

Yıl içinde HBO da gelecek

Disney+, dijital yayıncılıkta Netflix ve Amazon’a Türkiye’de yeni bir ABD’li rakip olarak gelirken, bir diğer ABD’li online dizi ve film izleme platformu olan HBO’nun da bu yıl içinde Türkiye’de kullanıma açılması bekleniyor.

HBO’nun dijital yayın platformu HBO Max’in de Türkiye’ye gelişiyle birlikte HBO, Netflix ve Amazon Prime Video arasında ABD’de yaşanan rekabet Türkiye’ye de taşınmış olacak.

Numberone.com.tr

Türkiye 2 – 0 Litvanya

0
UEFA Uluslar C Ligi 1. Grup’ta mücadele eden A Milli Futbol Takımı, İzmir Gürsel Aksel Stadı’nda oynanan karşılaşmada Litvanya‘yı 2-0 yendi.

Ediz Hun’un hayatı kitap oldu: Film Gibi Geçti

0

Türk sinemasının jönlerinden Ediz Hun’un hayatına dair detaylar kitap oldu. “Film Gibi Geçti” adlı kitapta Ediz Hun’un hayatı ve elbette Yeşilçam’ın kamera arkasına dair detaylar yer alıyor.

Ediz Hun’un hayatı kitap oldu “Film Gibi Geçti”. Usta oyuncu Ediz Hun’un yaşam serüveni, sinema yazarı ve akademisyen Rıza Oylum’un söyleşilerinden oluşan “Film Gibi Geçti” kitabıyla okurlarının karşısına çıkıyor.

İnkılâp Kitabevi tarafından yayımlanan kitapta Ediz Hun; çocukluğu, Yeşilçam yılları ve milletvekilliği döneminden pek çok önemli anısını paylaşıyor.

Yeşilçam’ın kamera arkası

Sinemaya ilk adımını attığı yıllardan günümüze dek 120’yi aşkın filmde başrol olarak yer alan Ediz Hun, dönemin popüler dergilerinden olan Ses’in, 1963 yılında düzenlediği sinema yıldızı yarışmasında birinci seçilmesini ve kısa sürede büyük bir ün elde etmesini “Film Gibi Geçti” kitabıyla sevenlerine ve Yeşilçam meraklılarına anlatıyor.

Türk sinemasının yakışıklı jönlerinden Ediz Hun, öğretim görevlisi Rıza Oylum’un sorularıyla Yeşilçam’ın kamera arkasına da yıllar sonra ışık tutuyor.

Ediz Hun’un hayatının detayları

“Film Gibi Geçti”, usta oyuncu Ediz Hun’un Cihangir’de doğduğu evden Norveç’te geçirdiği öğrencilik yıllarına; ilk rol aldığı filmden milletvekili seçildiği güne kadar hayatının dönüm noktalarını okurlarına sunuyor. Ediz Hun, hayatına dair detayları içtenlikle anlatırken, 6-7 Eylül gibi dönemin kritik olaylarına da değiniyor. Yeşilçam’a genişçe yer ayrılan kitapta, içinde önemli filmlerden karelerin de bulunduğu bir fotoğraf albümüne yer veriliyor. Anılar ve resimlerle nostaljik bir okuma vadeden “Film Gibi Geçti”, okurlarının beğenisini kazanmayı bekliyor.

“Film Gibi Geçti” arka kapak yazısı

Siyah beyaz bir fotoğraf karesi gibi Yeşilçam; bir kenara atılmış, tozlu raflarda duran, ama her bakıldığında insanın ruhuna elemle karışık bir saadet yayan, ucu yanmış bir fotoğraf karesi.

Fakir ama gururlu erkekleri, amansız hastalıklara yakalanan kadınları, imkânsız aşklarıyla o 24 fotoğraf karesinde her şey biraz daha masum sanki.

Türk sinema tarihinin en yakışıklı jönlerinden Ediz Hun o dönemin başkahramanlarından biri. Beyoğlu Emek’te, suare seanslarında, yaz günlerinde açık hava sinemalarında yıllarca konuk oldu hayatlara. Onu hep canlandırdığı karakterlerle beyaz perdeden izledik, ama işin bir de perde arkası vardı. Ediz Hun bu kez kurgu değil, gerçek bir hikâye anlattı. Cihangir’de başlayıp Norveç’e kadar uzanan içinde birbirinden güzel aşkları, üstün başarıları ve bir halkın hayranlığını saklayan bu hikâyede başrol yine onun.

Numberone.com.tr

Kim Kardashian ve Pete Davidson’dan tropik tatil

0

Geçtiğimiz aylarda ilk kez sevgilisiyle olduğu fotoğrafını yayınlayan reality show yıldızı Kim kardashian, soluğu tatilde aldı. Kardashian, erkek arkadaşı komedyen Pete Davidson ile tropik bir plajda denizin tadını çıkardı.

BİRBİRLERİNİ ÖPÜCÜKLERE BOĞDULAR

Siyah bikini giydiği görülen Kardashian, bir ara sevgilisiyle romantik anlar yaşadı. Birbirlerini öpücüklere boğan çift, o anları da yayınladı.

Kim Kardashian ile Pete Davidson'ın aşk tatili - Magazin haberleri

Paylaşımlarıyla hayranlarından yoğun ilgi gören çift, nerede tatil yaptıklarını ise belirtmedi.

AŞIKLARIN KANO TURU

Bir süre önce saçlarını sarıya boyatan ünlü yıldız, denizde Pete Davidson ile birlikte kano turu yaptı.

Son olarak Met Gala‘da giydiği elbise ile eleştirilmiş, gündem olmuştu.

Son olarak Met Gala'da giydiği elbise ile eleştirilmiş, gündem olmuştu.

Çünkü üzerindeki elbise Marilyn Monroe‘nun yıllar önce giydiği, bir ‘ulusal hazine’ olarak nitelendirilen bir parçaydı.

Çünkü üzerindeki elbise Marilyn Monroe'nun yıllar önce giydiği, bir 'ulusal hazine' olarak nitelendirilen bir parçaydı.

Monroe bu elbiseyi ölümünden kısa bir süre önce, dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy‘nin 10 gün erken kutlanan doğum gününde giymişti. Kim Kardashian ise Monroe’nun tam 60 yıl önce giydiği çıplak elbisesini müzeden ödünç aldı ve giydi.

Manevi değeri olan bu elbisenin dikişleri genişleyip, taşları aşınmıştı. Kardashian’ın elbiseyi giymesine bile eleştiriler gelmişti, bir de elbisenin aşınmış son halini görenler resmen çıldırdı.

Numberone.com.tr

Marcelo’dan Türkiye’ye transfer cevabı

0

Real Madrid‘de geçirdiği başarılarla dolu 15 sezonun ardından ayrılan Marcelo, basın toplantısında Türkiye’ye transferiyle ilgili soruya cevap verdi. Real Madrid tarihinin en çok kupa kazanan oyuncusu olan Brezilyalı efsane, basın toplantısında gözyaşlarını tutamadı.

15 sezonun ardından Real Madrid’den ayrılan Marcelo için veda töreni düzenlendi. Kulübe veda ederken duygusal anlar yaşayan Brezilyalı yıldız gözyaşlarını tutamadı.

Veda töreninde ilk olarak Real Madrid Başkanı Florentino Perez konuştu. Marcelo’nun kulübün efsaneleri arasında girdiğini söyleyen Perez; “Büyük kaptanımıza veda ediyoruz. Real Madrid tarihinin en çok şampiyonluk kazanan oyuncusunda bahsediyoruz. Marcelo, tüm hayallerini gerçekleştirdin. Hiç şüphesiz, futbol tarihinin en iyi beklerinden birisin. Sana ve ailene teşekkür ediyorum.” dedi.

MARCELO GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

Perez konuşurlen gözyaşlarını tutamayan Marcelo ise veda töreninde şu açıklamaları yaptı:

Takım arkadaşlarıma ve antrenörlerime teşekkür ediyorum. Her şeyden önemlisi bu kulübün perde arkasında çalışanlarına. Kendimi sadece futbol oynamaya adadım. Eşime teşekkür etmek istiyorum çünkü o, futbola başladığımdan bu yana hep yanımdaydı. Bugün neysem, hepsi onun sayesinde.

Brezilya’dan ayrılırken aklımda Şampiyonlar Ligi’nde oynamak vardı. Bugün buradan dünyanı en büyük kulübünde tarihin en çok şampiyonluğa sahip oyuncusu olarak ayrılıyorum. Raul’e de teşekkür etmek istiyorum. Hiç söylemediğim bir şey anlatacağım. Kulübe geldiğimde bana çok yardımcı oldu ve bana birçok konu da tavsiyede bulundu. Her zaman örnek aldığım bir insandın ve idolümdün.

TÜRKİYE’DE Mİ OYNAYACAKSIN?

Basın toplanısı sırasında kariyerinin devamıyla ilgili sorulara yanıt veren Marcelo; “Seni gelecek sezon Türkiye’de mi izleyeceğiz?” şeklindeki soruya; “Bilmiyorum. Bir gelişme olursa Instagram hesabımdan mutlaka bildiririm.” yanıtını verdi.

Futbolculuk kariyeri sonrasında teknik direktörlüğe sıcak bakmadığını da söyleyen Marcelo; “Kendimi bu görevde hiç göremiyorum. 4-3-3-, 3-5-2 gibi sistemler hakkında hiçbir zaman çok fazla bilgim olmadı. Hepinizin bildiği gibi farklı bir futbolcuydum. Antrenörlüğü deneyeceğimi sanmıyorum.” dedi.

FENERBAHÇE RESMİ TEKLİF YAPACAK İDDİASI

Real Madrid’den gözyaşlarıyla ayrılan Brezilyalı sol bek için Fenerbahçe’nin resmi teklif yapmaya hazırlandığı iddia edildi.

Goal’ün haberine göre, Jorge Jesus‘un isteği doğrultusunda oyuncuyla temasa geçen sarı lacivertliler, yakın zamanda resmi teklif götürecek.

Şampiyonlar Ligi’nde oynamak isteyen Marcelo’nun, Fenerbahçe’den gelen teklife sıcak baktığı belirtilirken oyuncuya Fransa’dan Marsilya’nın da talip olduğu belirtildi.

KULÜP TARİHİNİN EN ÇOK KUPA KAZANAN OYUNCUSU

Ocak 2007’de Fluminense’den 6.5 milyon euro bonservis bedeliyle Real Madrid’e Transfer olan Marcelo, 25 kupayla Real Madrid tarihinin en çok kupa kazanan oyuncusu oldu.

Marcelo Real Madrid formasıyla 5 Şampiyonlar Ligi, 4 FIFA Kulüpler Dünya Kupası, 3 UEFA Süper Kupa, 6 La Liga, 2 Kral Kupası ve 5 İspanya Süper Kupa kazandı.

Real Madrid formasıyla 545 maça çıkan Brezilyalı sol bek, 38 gol atıp 103 asist yaptı.

Numberone.com.tr

Prens William ve Kate Middleton yeni evlerine taşınacak

0
İngiltere Kraliyet Ailesi’nin çifti, bu yaz Adelaide Cottage‘da kalmaya başlayacak. Kate ve William’ın gösteriş istemediği belirtiliyor.

Edebiyatın kaptanı Attila İlhan Şişli’de anılacak

0

Türk edebiyatının ‘kaptan’ lakaplı ustası Attilâ İlhan doğumunun 97. yıldönümünde Attilâ İlhan Vakfı ve Şişli Belediyesi işbirliği ile düzenlenecek olan ‘Attilâ İlhan Edebiyat Buluşmaları’nda anılacak.

Anmanın bu yılki sloganı: “Bir Kere Doğmuşum/Ölmek Yasak”

Tarih: 15 Haziran Çarşamba. Saat 18.00 Şişli Belediyesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi

Program:

1.Oturum

19.00-20.00

Konu: Attila İlhan ve Sanat

Moderatör: Doğan Hızlan

Katılımcılar: Gülten Dayıoğlu–Nedret Çatay–Dr.Çilem Tercüman–Metin Celâl

2.Oturum

Moderatör: Yakup Çelik

Seval Şahin-Haydar Ergülen–Nilay Özer–Didem Ardalı Büyükarman

İKİ DOKTOR İKİ KİTAP
HAYATA DOKUNAN ELLER
Prof. Dr. Ali Rıza Kural
Lal Kitap/Firuzan Gürbüz Gerhold

ÖNSÖZ de kitabın oluşumunu eşi Fügen Kural’ın gerçekleştirdiği belirtiliyor. Bir eşin diğerine yaşamöyküsünü hediye etmesinin öyküsü yer alıyor. Hiç kuşkusuz övülecek bir jest.

Ali Rıza Kural’ı bana Dr. Nevzat Atlığ tanıttı. Müzisyen doktor olması aramızdaki dostluğu geliştirdi.

Edebiyatın kaptanı Şişli’de anılacak

Alıntılar:

“Geleceğin büyük insanları isteseler de diğer çocuklara benzeyemezler. Bu nedenle içlerinden bazılarına ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ diye sorulduğunda şöyle yanıt verebilirler:

‘Şarkıcı doktor olacağım’

Kitabımızın kahramanı Sevgili Ali Rıza Kural da seçeceği mesleği henüz beş yaşındayken böylesine kesin bir dille belirtmiş.

Genç yaşta radyo müdürlüğüne getirilen Dr. Nevzat Atlığ ilerleyen yıllarda Ali Rıza Kural’ın hocası ve yol göstereni olacaktır. Sanatçılar arasında Arif Sami Toker, Afife Edipoğlu, Mustafa Çağlar, Akile Artun, Ekrem Kongar, Can Akşit, Necmi Rıza Ahıskan ve Safiye Ayla gibi sanatçılar vardır.

1971 yılında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde verdiği Belediye Konservatuvarı öğrenci korosu konseri onun için unutulmazdır:

“Tiyatro 600 kişilik bir salondu ve hocam bana solo vermişti. Muhayyer makamında iki parça seslendirdim. Şarkılar bittiğinde salon alkıştan yıkılıyordu. Sesimin güzel olduğunu elbette biliyordum, şarkıları daima çok içten gelerek okurdum ama bu kadar alkış almak hiç beklemediğim bir şeydi. Seyirci beş kez bis yaptırdı. Böyle muhteşem bir gece yaşadım.

Daha sonra Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde çalıştırdığı koroda Süheyla Hoca’yla çalışmaya devam ettim, yine üniversite korosunda da şef yardımcılığı yaptım. Yani Süheyla Hoca’nın asistanı oldum.”

Hiç Akılda Yokken: Üroloji

Ali Rıza Kural konservatuvardan mezun olduktan sonra da okuluyla irtibatı kesmez. Bu ziyaretlerinden birinde karşılaştığı Nevzat Hoca tıp fakültesinde dirsek çürütmüş olan bu genci konservatuvar koridorlarında daha sık görmekten şüphelenmiş olacak ki onu yolundan çevirip tarihi sorusunu sorar:

‘Evladım, sen ne yapıyorsun?’

Hocanın sorusu aslında oldukça açıktır. Merak ettiği, Ali Rıza’nın doktor olarak hangi dalda ihtisas yapacak olduğudur. Gerçi o dönemde bir doktorun istediği branşı seçmesi günümüzden daha kolaydır. Ancak Ali Rıza hazırlıksız yakalanmıştır. Çünkü aklında henüz kesin olarak karar verdiği bir branş yoktur. Müziğe daha fazla zaman ayırabileceği kulak-burun-boğaz ya da küçük bir cerrahi branş gözüne daha kolay görünmektedir. Küçüklüğünden beri hayranlık duyduğu Profesör Doktor Alaeddin Yavaşça gibi kadın doğum uzmanlığı da seçenekler arasındadır. Ancak hocası hiç beklenmedik bir teklifte bulunur ve onu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ndeki yakın dostu, merhum ürolog Muzaffer Akkılıç’a yönlendirir.

Çapa Tıp Fakültesi’nde okuduğu için Cerrahpaşa’ya yabancı olan Ali Rıza kendisi için randevu alınan gün ve saatte giyinip kuşanır, kravatını takar ve Cerrahpaşa Üroloji Servisi’nin yolunu tutar:

Muzaffer Hoca’nın yanına gittim, beni çok iyi karşıladı, şeker gibi bir insandı, epeyce konuştuk, sohbet ettik, hemen ertesi gün gelip başlamamı söyledi. Yani her şey bu kadar basit bir şekilde olup bitti.”

İstanbul’da tıp öğrencisi Ali Rıza Kural bu kente alışır. Musikinin büyülü dünyasından hiç vazgeçemez. Konserler verir, CD’ler doldurur.

DARÜL EYTAM’DAN ÜNİVERSİTE PROFESÖRLÜĞÜNE
(Bir Darüşşafakalının Anıları) – Prof. Dr. Rıdvan Cebiroğlu

BENİM de tanıdığım, sonradan annemin birçok hastasını gönderdiği Rıdvan Cebiroğlu sakin görünüşlü, insana güven veren, nazik biriydi.

Beşir Özmen bu kitabı verince hemen ilgilendim, geçmişe yolculuğa başladım.

Edebiyatın kaptanı Şişli’de anılacak

Özmen kitabın yeniden yayınlanma hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Elinizde tuttuğunuz kitabın ilk baskısını 2009 yılında, Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Yıldırım ağabeyimin Cemiyet’teki masasının üzerinde gördüm.

‘20 Ocak 2009, değerli Başkan’ımız Sayın Zekeriya Yıldırım’a sevgi ve saygı ile – Dr. Rıdvan Cebiroğlu 944’ diye imzalanmış kitabı ödünç aldım, okudum ve kitaplığımın bir parçası oldu.

Prof. Dr. Rıdvan Cebiroğlu’nun Darüşşafaka’dan sınıf arkadaşı Mehmet Nusret (Aziz Nesin) anılarında ‘Darüşşafakalılar birbirinin kardeşidir, küçükleri büyüklerine ağabey der’ diye yazıyor. Ben de burada anacağım tüm Darüşşafakalılar için sık sık ağabey diyeceğim.

Rıdvan Ağabey’imizin kitabının adının, yaşamını ve kitabın içeriğini mükemmel bir şekilde ifade ettiğini düşünüyorum: Darül Eytam’dan Üniversite Profesörlüğüne, (Bir Darüşşafakalının Anıları).

Kitabın yeniden yayınlanmasına izin veren ve telif haklarını
Darüşşafaka’ya bağışlayan Rıdvan Cebiroğlu ağabeyimizin kızları Sevgi Dökmecioğlu ve Işıl Sarıoğlu’na gönülden
teşekkür ediyorum.”

Numberone.com.tr

Doç. Dr. Cihat Yaycı’dan adalar açıklaması

0
Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı tv100’de ekrana gelen Taksim Meydanı’nda kritik değerlendirmelerde bulundu. Yunanistan’ın Ege’de silahlandırdığı gayri askeri statüdeki adalarla ilgili Yaycı, ‘Türkiye Lozan statüsüne dönülmesini talep etmelidir.’ ifadelerini kullandı.

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi (TÜRK DEGS) Başkanı Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Türkiye’nin Yunanistan’a silahlandırmamak kaydıyla verdiği Ege Denizi’ndeki adaları şartlara uymaması nedeniyle yeniden egemenlik tartışmasına açmasının ardından tv100’de Gürkan Hacır‘ın hazırlayıp sunduğu Taksim Meydanı’nda kritik değerlendirmelerde bulundu.

Yunanistan’ın o adaları neden silahlandırdığını ve Türkiye’nin bundan sonraki süreçte hukuki olarak ne yapması gerektiği ile ilgili değerlendirme yapan Yaycı, Türkiye Lozan statüsüne dönülmesini talep etmelidir ve karasularını şimdiden 3 mile indirip Yunanistan’dan bunu talep etmelidir’ şeklinde konuştu.

O adalar Yunanistan’ın asla değildir bu adalar ya İtalya’nındır, İtalya’ya vermiyorsanız asıl sahibi olan Türkiye’ye rücu eder Osmanlı’nın halefi olarak. Bu kadar basittir.” diyen Yaycı, Bu hukuken son derece güçlü olduğumuz bir durumdur, bunu tartışmaya açmamız gerekir” ifadelerini kullandı.

Yaycı’nın açıklamaları şu şekilde;

Gayri askeri statü, silahsızlandırmayı da kapsar. 1914 yılında Büyükelçiler Konferansı’nda alınan 6 büyük devlet kararı var. Burada gayri askeri statü tanımlanır, Lozan Anlaşması’nda buna atıfta bulunulur.

1912 Uşi Anlaşması’yla aslında İtalya’nın gasp ettiği adalardır. Bu anlaşmada Trablusgarp ve Bin Gazi’nin İtalya’ya verilecek, Osmanlı Devleti buraları boşaltacak adalar Osmanlı’ya geri verilecek, anlaşma budur. İtalya, Dünya Savaşı’nda bunların üstüne çullanmıştır.

“Bu adalar ya İtalya’nındır, İtalya’ya vermiyorsanız…”

Bu hukuken son derece güçlü olduğumuz bir durumdur, bunu tartışmaya açmamız gerekir. O adalar Yunanistan’ın asla değildir bu adalar ya İtalya’nındır, İtalya’ya vermiyorsanız asıl sahibi olan Türkiye’ye rücu eder Osmanlı’nın halefi olarak. Bu kadar basittir.

“Türkiye Lozan statüsüne dönülmesini talep etmelidir”

Adalar Denizi’nde statü Lozan Anlaşması’yla belirlenmiştir, iki tarafında imzacı olduğu tek anlaşmadır ve 3 mil esas alınmıştır orada. Türkiye Lozan statüsüne dönülmesini talep etmelidir ve karasularını şimdiden 3 mile indirip Yunanistan’dan bunu talep etmelidir.

Numberone.com.tr

İhracatta pastanın yarısını bu şirketler karşılıyor

0
Türkiye’deki ekonomik büyümenin en önemli kalemi olan ihracatın yarısını bin şirket yaptı. 242,6 milyar dolara çıkan ihracatın 123,3 milyar dolarına imza atan ihracat şirketleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle ödüllendirildi. TİM Başkanlığı’na Mustafa Gültepe seçildi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi‘nin (TİM) 29. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları ödül töreni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla dün İstanbul’da gerçekleştirildi. TİM başkanının da değiştiği Haliç Kongre Merkezi’ndeki genel kurulda, “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı 2021” araştırmasının sonuçları da açıklandı.

İLK BİN FİRMANIN İHRACATI 123 MİLYAR DOLAR

TİM tarafından gerçekleştirilen araştırma, ihracatın en büyük kuruluşlarının yıllık performanslarının gözlemlenmesine ve birçok detaylı analiz yapılmasına olanak sağlayarak ihracatçı firmalara yol gösterirken, ihracatın gelişimi için yapılan çalışmaların sonuçlarını da gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre; 2021’deki toplam ihracat bir önceki yıla göre yüzde 32,8 artış kaydederek 225 milyar 220 milyon dolar oldu. İlk 1.000’de yer alan şirketlerin 2021’deki toplam ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 33,2 artarak 123,3 milyar dolara ulaştı.

YÜZDE 80’İ YERLİ FİRMALAR

Bu şirketlerin toplam ihracattan aldıkları pay yüzde 54,7 olurken, 1 milyar dolar ve üzeri ihracat yapan firma sayısı da 15 oldu. Araştırmaya göre, 2021’de ilk binde 827 firma yer alırken, bu yıl 173 firma ilk kez binin arasına girmeyi başardı. Yerli firmalar ilk binin yüzde 80’ini oluşturdu. Bu firmalar, ilk binin toplam ihracatının yüzde 63’ünü gerçekleştirdi. İlk binin yüzde 66,5’i üretici-ihracatçı firmalardan oluştu. İlk bin firmanın yüzde 57,7’si Marmara Bölgesi’nde olurken, listede 52 ilden firmalar yer aldı.

ÜÇÜNCÜ SIRADA GAZİANTEP VAR

İlk bin İhracatçı Listesi’nde 52 ilden firma yer aldı. 2021 yılında listede en fazla firması yer alan iller; İstanbul (429 şirket), İzmir (78 şirket), Gaziantep (71 şirket), Kocaeli (65 şirket), Bursa (52 şirket) ve Ankara (46 şirket) olarak sıralandı.

UZAK PAZARLARA DAHA FAZLA MAL SATMALIYIZ

Ticaret Bakanı Mehmet Muş ise, ihracatın büyümeye verdiği güçlü desteğe dikkat çekti. Uzak ülkeler stratejisiyle 18 ülkeye olan 20 milyar dolarlık ihracatı dört katına çıkarmayı hedeflediklerini belirten Muş, ihracatçıyı kur oynaklığından korumak için hükümet olarak verdikleri desteklere dikkat çekti. Muş, Türkiye’nin ihracat vizyonunu genişletme adımlarını atmayı sürdüreceklerini anlattı.

Yıldızlar listesindeki ilk 10 firma

2021 yılında en yüksek ihracat yapan ilk 10 firmanın yanı sıra kendi sektöründe en çok ihracat yapan 27 firmanın da ödülleri törende takdim edildi. Türkiye’nin milli bayrak taşıyıcısı Türk Hava Yolları’na (THY) ise Hizmet İhracatı Özel Ödülü verildi. Geçen yıl en yüksek ihracat yapan ilk 10 firma şöyle sıralandı:

  • 1 Ford Otomotiv
  • 2 Toyota Otomotiv
  • 3 Türkiye Petrol Rafinerileri
  • 4 Kibar Dış Ticaret
  • 5 Vestel Ticaret
  • 6 Arçelik
  • 7 OYAK-Renault
  • 8 SOCAR Türkiye
  • 9 HABAŞ
  • 10 TGS Dış Ticaret

İsmail Gülle’den duygusal veda

Önce genel kurul salonunda ihracatçılara seslenen TİM Başkanı İsmail Gülle, ardından da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bakanların da katıldığı ödül töreninde duygusal bir veda konuşması yaptı. TİM Başkanlığı döneminde kur üzerinden ekonomiye saldırılara, ticaret savaşlarına, pandemiye ve sıcak çatışmalara şahitlik ettikleri tarihi bir süreç yaşadıklarını belirten Gülle, Türkiye’nin küresel ticaretten aldığı payı yüzde 1’in üzerine taşıma başarısı gösterdiklerini belirtti. Gülle, “Bugün size TİM Başkanı olarak son kez hitap ediyorum. Bundan dolayı hem sevinçliyim hem de hüzünlüyüm. Sevinçliyim çünkü, çıtayı devraldığımız yerden çok daha yukarı çıkardık ve bu bayrağı öyle teslim ediyoruz. TİM Başkanlığı görevim bitse de, bundan sonra da Türkiye ekonomisinin ve ihracatının hizmetkârı olmaya devam edeceğim. Makamlar gelip geçicidir. Esas olan güçlü ve müreffeh Türkiye’dir” dedi.

Mustafa Gültepe

Mustafa Gültepe 273 oyla seçildi

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) başkanlığına İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Gültepe seçildi. Daha önce birlik ve sektör başkanlarından büyük bölümünün adı üzerinde uzlaşma sağladığı Mustafa Gültepe, genel kuruldaki başkanlık seçimine tek aday olarak katıldı. Kullanılan 274 geçerli oyun 273’ünü alan Gültepe, TİM Başkanı seçildi.

DESTEK TEŞEKKÜRÜ

Mustafa Gültepe, yaptığı değerlendirmede TİM Başkanlığı seçimi sürecinde sektörlerin ve birliklerin örnek bir dayanışma sergilediklerinin altını çizdi. 100 bini aşkın ihracatçı ailesinin liderliği konusunda kendisine güvenen ve destekleyen herkese teşekkür eden Gültepe, Türkiye’yi ihracatta marka ülke yapma hedefiyle yola çıktıklarını belirtti. Gültepe, “TİM’i strateji ve vizyon liderliğini üstlenen, gündem belirleyen bir kimliğe kavuşturacağız. Daha aktif, senkronize çalışacağımız birliklerimizden gelecek bilgi akışı ve projeler en önemli veri kaynağımız olacak” dedi.

KÜRESEL TİCARETTEKİ PAYIMIZI YÜZDE 50 ARTIRABİLİRİZ

Türkiye’nin geleceği için ihracatın vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Gültepe, şu mesajları verdi:

“Biz Türkiye’yi ihracatta marka ülke yapma hedefiyle yola çıktık. Tüm sektörlerimizde bilimsel ve teknolojik dönüşümü tamamlamak zorundayız. Ülkemizin küresel ihracattan aldığı pay yüzde 1 civarında bulunuyor. Bu payı yüzde 50 artıracak potansiyelimizin olduğuna inanıyorum. Kilogram başına ihracatta en azından 2 doları yakalayabilmeliyiz. Hedefin zor, sürecin meşakkatli olduğunu biliyorum. Ama ortak akılla, 27 sektörümüzün, 61 birliğimizin etkin katılımıyla, üstesinden gelemeyeceğimiz sorun olmadığına inanıyorum.”

Numberone.com.tr

Sümeyye Boyacı dünya şampiyonu oldu

0

Eskişehir Büyükşehir Gençlik ve Spor Kulübü’nün Milli Yüzücüsü Sümeyye Boyacı, Portekiz’in Madeira Adası’nda düzenlenen Para Yüzme Dünya Şampiyonası’nda 41.58’lik dereceyle dünya şampiyonu oldu.

70 ülkeden 600’ü aşkın sporcunun katıldığı Para Yüzme Dünya Şampiyonası’nda 50 metre sırt üstü yarışında madalya mücadelesi veren Sümeyye Boyacı, uzun süre önde götürdüğü yarışta Dünya Şampiyonu oldu.

Sevilay Öztürk ise 44.45’lik derecesiyle gümüş madalya kazandı.

Altın madalyayı getiren Sümeyye Boyacı, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Dünya Şampiyonası kota mücadelelerinde 50 metre sırtüstü yüzmede 41.41 saniye ile Avrupa’nın en iyi derecesini yapmıştı.


Sümeyye Boyacı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kazandığı şampiyonluk nedeniyle büyük gurur duyduğunu belirterek, “Duygularımı anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalacak ama bugün bir hayalimi daha gerçekleştirdim. 19 yaşında katıldığım Açık Yaş Dünya Şampiyonası’nda ülkemize kazandırdığım Dünya Şampiyonluğu ile koleksiyonumda eksik olan bir başarıyı daha tamamlamış oldum. Kazandığım şampiyonluk benim için bir altın madalyadan çok daha büyük bir gururu ifade ediyor. Bu madalyanın en özel tarafı kadın bir sporcu tarafından Türk Yüzmesine kazandırılan ilk Dünya Şampiyonluğu olması. Ne bu madalya için yaşadığım mutluluğu ne de harcadığım emeği tarif etmeye hiçbir cümlemin gücü yetmez. Başta ailem ve antrenörüm olmak üzere benimle bu yolda yürüyen ve emek veren herkese teşekkürü borç bilirim. Ayrıca hemen yan kulvarımda yarışan, takım arkadaşım Sevilay’ın aldığı gümüş madalya da bize gösteriyor ki Türk sporcularının, gençlerinin başarabileceklerinin potansiyelini kimse tahmin edemez” dedi.

Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, dünya şampiyonu olan Sümeyye Boyacı ile gümüş madalya kazanan Sevilay Öztürk’ü yayımladığı mesaj ile kutladı. Bakan Kasapoğlu, tebrik mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Portekiz’in Madeira Adası’nda düzenlenen Para Yüzme Dünya Şampiyonası’nda S5 kategorisi 50 metre sırtüstünde 41.58’lik derecesiyle dünya şampiyonu olan Sümeyye Boyacı ile 44.45’lik derecesiyle gümüş madalya kazanan Sevilay Öztürk’ü tebrik ediyorum. Elde ettikleri başarılara yenisini ekleyen Sümeyye ve Sevilay kazandıkları madalyalarla bizleri bir kez daha gururlandırdı. Milli sporcularımızın başarılarının devamını diliyorum. Ay-yıldızlı Bayrağımızın dalgalandırılmasında ve İstiklal Marşımızın dinletilmesinde emeği geçenlere ülkem ve şahsım adına teşekkür ediyorum”

Numberone.com.tr

Güneş panelli araçlar 2024 yılında yollarda olabilir

0

Hollandalı bir şirket, dünyanın ilk üretime hazır güneş arabasını bu yılın sonlarında müşterilere teslim etmeye başlıyor ve yaz koşullarında aylarca ücretsiz sürüş vaat ediyor.

‘Yetmez ama evetçi’lerden bir tarihi yanılgı itirafı

0

Gazeteci yazar Ertuğrul Özkök‘ün eşinin adına gönderme yapan ‘Tansu’ya Mektuplar’ adını verdiği ve ‘newsletter’ olarak yayınladığı yazıları hız kesmeden sürüyor… Özkök, bugünkü yazısında, T24 yazarı Murat Belge‘nin yaşamını yitiren Konda Araştırma şirketinin kurucusu Tarhan Erdem’in ardından kaleme aldığı yazısındaki bir ayrıntıya dikkat çekti. Ertuğrul Özkök, 2010 referandumunda Türkiye’nin siyasi tarihine geçen ‘Yetmez ama evet’ hareketi üzerinden çeşitli çözümlemelerde bulundu.

Özkök’ün, “Yetmez ama evetçi’lerden bir tarihi yanılgı itirafı” başlıklı yazısı şöyle: 

“Durmadan ‘Geçmişle Hesaplaşma’dan bahseden, hayatı fikri arkeolojik kazılarla geçen ve bu kazılarda, ruhundaki iflah olmaz kan davası duygusunu her an yaşatacak, canlı tutacak toprakaltı bahaneleri bulan insanlar bana göre değildir.

Ben da Kılıçdaroğlu gibi ‘Barıştırıcı, yapıcı, yapıştırıcı’ helalleşmelerden yanayım.

O nedenle böyle bir yazıyı yazdığım için hem mutluyum hem de isteksizim.

Çünkü her gün bu liberal aydınlara tehditvari ifadelerle parmaklarını sallayanlardan değilim.

Yine de yazıyorum çünkü, hiç sevmediğim ‘Ama’ kelimesi ile izah edebileceğim bir gerekçem var.

BİZİM NESLİMİMİZ TEK TEK GİDERKEN GERİYE NE BIRAKACAK

Konda Araştırma şirketinin kurucusu Tarhan Erdem’i kaybettik. Benim de uzun yıllardır tanıdığım, aynı CHP çatısı altında birlikte çalıştığımız, dürüst bir Türk aydınıydı.

Arkasından yazılan en güzel yazılardan birini Murat Belge yazdı.

Yazı, son 40 yılda Türkiye’nin düşünce ve siyasi hayatına damgasını vurmuş bir neslin, yani bizim neslimizin içinde bulunduğu duygusal durumu çok güzel anlatan şu cümleyle  başlıyor:

‘Ölümün mevsimi yok ama insan belirli bir yaşa gelince, bu olayın bekleme odasına gelmiş, girmiş oluyor…’

Sophie’nin Seçimi filmindeki ‘I think we are dying Sophie’ (Sophie galiba bizler  ölüyoruz) cümlesiyle özetlenebilecek bir ruh halini anlatıyordu.

Tek tek gidiyoruz artık.

Bu işin duygusal yanı.

Ancak yazıda bu duygusallığın çok ötesine geçen çok önemli bir rasyonel bölüm var. Amacım onu konuşmak.

12 EYLÜL’E KARŞI ANAYASA TASLAĞI HAZIRLANIRKEN ORTAYA ÇIKAN ŞÜPHE

Murat Belge, Tarhan Erdem’i Ecevit hükümetlerinden birinde bakanlık yaparken tanımış. Sonra 12 Eylül Anayasası‘na karşı bir Anayasa taslağı hazırlanırken bir araya gelmişler.

Gerisini onun yazısından aktarıyorum:

‘Sonraki yıllarda çeşitli olaylar, gelişmeler Tarhan Bey’le görece daha sık karşılaşmamıza, görüşmemize vesile oldu. Bir aralık ikimiz de bir anayasa projesinin içindeydik: ana fikri, 12 Eylül Anayasası’nın Türkiye için bir felaket olduğu ve mutlaka değişmesi gerektiği idi. Ama onun yerine geçecek anayasanın harcında toplumun bulunması gereğini vurguluyorduk. Bu demokratik anayasanın nasıl bir anayasa olması gerektiği konusunda bütün toplumu tartışmaya davet eden bir kampanya düşünmüştük. Neredeyse her hafta toplanıyor, tartışıyorduk’

Asıl konu bu satırlardan sonra başlıyor:

MURAT BELGE’NİN PARANTEZ İÇİNDE YAZDIĞI O TEK CÜMLE

‘Tarhan Bey, Halk Partili bir aile ve bir geçmişten geliyordu. Ama herhangi bir konuda olmadığı gibi bu konuda da ‘fanatik’ denecek bir tavrı yoktu. Atatürkçü ideolojinin din ile bağlantılı her türlü yaklaşıma şüpheyle bakması onun da belirli ölçüde paylaştığı bir tavırdı…’

Bu sözlerin anlamı açık:

Belge, Tarhan Erdem’in laiklik konusunda çoğu CHP’li gibi kararlı bir tutum içinde olduğunu, muhafazakar kesimlerin bu konuda atacağı her adıma şüpheyle baktığını belirtiyor.

Bu yazıda anlatmak istediğim konu, işte tam bu satırlardan sonra açılan bir parantez içinde yazılan tek cümle ile ifade ediliyor.

Murat Belge’nin parantez içinde yazdığı o tek cümle aynen şöyle:

‘Tayyip Erdoğan’ın bu konuda gösterdiği performans bunun pekala yerinde bir şüphe olduğunu kanıtladı…’

BİR LİBERAL AYDINDAN BÖYLE BİR CÜMLEYİ İLK DEFA OKUYORUM

Bu cümleyi, yakın dönem Türk siyasi tarihinde ‘Liberal’ olarak geçen aydınlardan birinden ilk defa okuyorum.

Bu aydınların çoğu 12 Eylül 2010 Referandumunda ‘Evet’ oyu kullandığını açıklayan kişilerdi. Siyasi tarihimize ‘Yetmez ama evet’ hareketi olarak geçti isimlerdi bunlar.

Bana göre Murat Belge’nin bu sözleri, tarihi bir itiraf anlamına geliyor.

Ama hemen belirteyim. Bu sözler, Murat Belge’nin laiklik adına yapılan yasaklamaları da doğru bulduğu anlamına hiç gelmiyor. Aynı şeyleri Tarhan Erdem için de söylüyorum. Hiçbir zaman yasakçı zihniyetleri doğru bulmadılar.

Yine de CHP’lilerin laiklik konusundaki bazı endişelerinin hiç te temelsiz olmadığını gösteren bir itiraf bu.

HAYAL ETTİĞİMİZ ÜLKE BU DEĞİLDİYSE NEYDİ

2010 referandumun ardından 12 yıl geçti. Dün Google’a girip, o dönem ‘Yetmez ama evet’ diyenlerin listesine baktım. O kadar çok tanıdık isim var ki…

Ama bugün çoğu artık yazacak bir yer bulamıyor. Bir bölümü yurtdışında. Hemen hepsi çok açık bir hüsran yaşıyor.

Hemen hepsi Çetin Altan’ın ölümünden önce söylediği şu cümleyi onun vasiyeti gibi saklıyorlar:

‘Hayal ettiğimiz ülke bu değildi…’

Tabii artık şu soruyu sorma zamanı geldi:

Hayal ettiğimiz ülke bu değildiyse neydi?

Şüphelerimizde haklıydık ama o şüpheleri gidermenin yolu da başörtüsünü yasaklamak, gibi baskıcı yöntemler değildi.

Sanki hepimiz geçmişten gerekli dersleri çıkarıyoruz gibi…

ARADAN GEÇEN 20 YIL BİZE ÖĞRETTİ LAİKLİK GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ

Aradan geçen 20 yıl bize şunu çok iyi öğretti:

Laiklik gerçekten çok önemli.

Ve laikliği en iyi ve en güçlü savunmanın yolu onu yasakçı zihniyetin esaretinden kurtarıp 21’inci Yüzyıla yakışır bir duyguyla savunmak.

Hepimiz bir de rahmetli Turgut Özal’ın şu cümlelerinin ne anlama geldiğini çok acı tecrübelerimiz ve başımıza gelenlerle  öğrendik:

‘Bir ülkede refahın, çağdaşlığın, barışın yolu üç hürriyetten geçiyor: Düşünce ve ifade hürriyeti, inanç hürriyeti ve girişim hürriyeti…’

Yani gerçek bir demokrasi ile…

UMARIM AKP DE 20 YILDAKİ VAHİM HATALARI GÖRÜR

Son 20 yılda bu üç hürriyet de öylesine darbeler aldı ki…

O nedenle bu cesareti gösteren ilk ‘Yetmez ama evetçi’ olduğu için Murat Belge’yi kutluyorum.

Umarım AKP de artık şu 20 yılda yaptığı vahim hataları itiraf edebilecek bir cesarete sahip olur.

Umarım Erciyes Üniversitesi kampüsünden, İlahiyat Fakültelerinin mezuniyet törenlerinden gelen sesler onlara da bir şey diyordur…

Çünkü muhafazakar ailelerin çocuklarından da aynı sesler geliyor artık…”

Ertuğrul Özkök

Numberone.com.tr

Demet Özdemir’in plaj defilesi

0

Oyuncu Demet Özdemir yaz sonunda Oğuzhan Koç ile nikah masasına oturmaya hazırlanıyor. Düğün öncesi yakın arkadaşlarıyla soluğu Çeşme’de alan Özdemir, plajda adeta defile yaptı. Formda fiziği ile dikkat çeken oyuncu giydiği bikini ve mayosuyla tüm bakışları üzerine topladı.