Ana Sayfa Blog Sayfa 607

Kurt Efe yüzde 50 Kıvanç!

0
Kurt Efe yüzde 50 Kıvanç

DÜNYANIN EN GÜZEL DUYGUSU

Kıvanç Tatlıtuğ, babalık heyecanını anlattı. Oyuncu, 15 Nisan’da doğan oğulları Kurt Efe’yle birlikte tüm yaşamlarının değiştiğini söyledi: “Eşim Başak da oğlumuz da çok sağlıklı. 2 gün hastanede kaldık, sonra evimize geçtik. Şu an annelik, babalık provaları yapıyoruz. Evin şekli şemali değişti tabii, oğlumuza göre mobilyalar alındı. Dünyanın en güzel duygusu, kelimelerle ifade edilmez. Allah isteyen herkese nasip etsin.”

Kurt Efe yüzde 50 Kıvanç

İKİ İSMİN DE ANISI VAR

Ünlü oyuncu, ‘Kurt’ isminin sosyal medyada gündem olduğu hatırlatılınca “Eşim zaten açıklama yapmıştı. Bizim için iki ismin de bir anısı, hikayesi var. Bu yüzden ismini Kurt Efe koyduk” dedi. Geçtiğimiz günlerde bebeği görmeye giden Özge Özpirinçci “Kurt Efe, Kıvanç’a benziyor” demişti. Tatlıtuğ, bu konuda ise “Her gün değişiyor. Bence anadan da babadan da yüzde 50 almış durumda” yorumunu yaptı.

Başak Dizer-Kıvanç Tatlıtuğ çifti, oğulları Kurt Efe’ye 15 Nisan’da kavuştu.

YENİ İMAJ

Bıyık bırakan Kıvanç Tatlıtuğ yeni imajıyla dikkat çekti.

Kurt Efe yüzde 50 Kıvanç

 

 

Numberone.com.tr

Konya’nın en büyük müzik festivali için geri sayım başladı!

0
Babil Sanat organizasyonuyla gerçekleşecek olan Konya’nın en büyük müzik festivali Babil Fest için geri sayım başladı. Sanatsal ve kültürel etkinlik alanında gerçekleştirdiği organizasyonlar ile sanatseverleri ünlü isimler ile buluşturan Babil Sanat, Mayıs ayında Konya’da bugüne kadar yapılmış en büyük müzik festivali olan Babil Fest’e imza atıyor.

20-21-22 Mayıs tarihleri arasında Konya Selçuklu Kültür Merkezi Açık Hava Sahnesi’nde, Karnaval medya sponsorluğunda gerçekleşecek olan festivalde, Türkiye’nin en başarılı ve son dönemin en popüler isimleri festival katılımcıları ile buluşacak. Festival, Konya Selçuklu Kültür Merkezi’nde yapılan ilk müzik festivali olma özelliği de taşıyor.

Adamlar, Ceren Gündoğdu, Dedublüman, Emircan İğrek, Feridun Düzağaç, Gülçin Ergül, İkilem, Kendimden Hallice, Manuş Baba, Moğollar, Norm Ender, Sena Şener, Tuğkan, Mary Jane, Touche, The Away Days, Maran Marangöz ve Bedelsiz gibi isimlerin performanslarıyla, festival katılımcıları üç gün boyunca müziğe doyacak.

Babil Fest Sahnesi

1. Gün (20 Mayıs)

2. Gün (21 Mayıs)

3. Gün (22 Mayıs)

 

Numberone.com.tr

Hayatımda güzel bir gün

0

Her şey Yeni Levent Anadolu Lisesi’nden bir davetle başladı.

Yeni açılacak kütüphaneye benim adımı vereceklerini söyledi yetkililer.

Böyle onursal bir çağrıya Yemen’de olsam kuşun kanadına biner gelirdim, yürekten ‘Evet’ dedim.

Bazı günler insanın biyografisinde büyük harflerle yazılmalı, ben de böyle bir gün geçirdim.

 

Açılışa Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in geleceğini belirttiler, ben eski kuşaktan bir İstanbullu olarak, devletin ilgisi her zaman beni mutlu eder.

Okula girer girmez beni Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile İstanbul Valisi Ali Yerlikaya karşıladı. Elbette İstanbul Milli Eğitim Müdürü, okulun müdürü onlarla birlikteydi.

Bu tür ödüllendirmelerin yalnız alana değil, bu töreni seyredenlere de bir mesaj olduğu kanısındayım. Bir mesleğe, bir sevgiye, hele kitaba kendinizi adarsanız mutlaka sizi takdir eden, ödüllendiren bir kurum, o kurumu temsil edenler çıkar.

Hazırlıkları, düzenlemeyi gördükçe, yaşadıkça tören protokol açısından gerçekten çok başarılıydı diyebilirim. Böyle toplantılarda içerik kadar biçim de önemlidir, hatta zaman zaman öne geçer.

Konuşmak için salona girince öğrencileri, davetlileri görünce doğrusu heyecanlandım. Böyle toplantılarda heyecan benim peşimi bırakmaz.

Sunucumuz zarif hanımın verdiği kısa bir bilgiden sonra genç müzisyenler sahnede yerlerini aldılar.

Eski açılışları, sunuşları anımsarken, şimdi müziğin katkısının önemini, toplantıyı ne kadar güzelleştirdiğini fark ediyorum. Benim gibi müziksiz yaşayamayan biri için hoş karşılamaydı. Doğrusu oturduğum yerden onlara eşlik ettim. Sonra kitap üzerine kısa bir konuşma yaptım.

Birçok yazarın kitapla yakın arkadaşlığı bir film karesi gibi gözümün önünden geçti, benim bu kürsüye çıkmamı sağlayan ustalarıma içimden selamlarımı, saygılarımı ilettim.

Asaf Halet Çelebi’nin koltuğunun altında mutlaka birkaç kitap olurdu.

Haldun Taner, Kadıköy vapurunda ayakta kitabını okumayı ihmal etmezdi.

Benden sonra Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer bir konuşma yaptı, kütüphane ağının nasıl genişlediğini, kitapsız bir okul kalmasın diye gösterdikleri çabadan bizi haberdar etti.

Kütüphane programının da tamamlandığı müjdesini verdi.

Vali Ali Yerlikaya, İstanbul’un kültür olaylarını takip ediyor ve katılıyor.

Gerçekten de ben bazı belediyelerin kütüphanelerini gezdim, akşam saat beşte kapanırdı kütüphaneler, kimse de yararlanamazdı. Evim Fatih’te olduğu için Fatih Belediyesi’nin kütüphanesini gezdim, öğrencilerin ruhu da midesi de düşünülmüştü.

Zeytinburnu’nda bir sanat kütüphanesi açıldı.

Trafiğin yoğun olduğu İstanbul’da semt kütüphanelerinin önemini vurgulamaya gerek yok.

Konuşmalardan sonra kütüphaneye girdik.

Hayatımda güzel bir gün

BELLEĞİME KAZINAN SAHNE

BU sahne de belleğime kazındı. Bütün öğrenciler masalarının başında ve benim kitaplarımı okuyorlardı. Bambaşka bir ruh haline girdim, üstelik bizi genç müzisyenler karşılıyordu.

Şair olsam size bu sahneleri başka türlü yazardım.

Duvara kocaman bir çizimimi asmışlardı; elbette tahmin edersiniz, elimde bir dolma kalem vardı.

Orda öğrencilerle konuştum, bazı sevdikleri yazarlardan, şairlerden söz ettiler. Gençlik yıllarım canlandı, ünlülerle ilk tanışmam, onlara kitap imzalatmam. Buluşmak için edilen telefonlar, araya konulan dostlar…

Şimdi televizyonlarda sevdiğiniz yazarları, şairleri görüyorsunuz, kitap fuarlarında kitaplarını imzalatıyorsunuz. Soruların cevabını alıyorsunuz.

Benim ilk kütüphane anılarım Beyazıt Devlet Kütüphanesi ile başlar, bizim kuşağın yetişmesinde oranın büyük payı vardır.

Şimdi telefonlardan bile kitap okunuyor ama kitabı dokunmanın başka bir haz olduğunu çoğunuzun bildiği kanısındayım.

Zevkler değişiyor, kütüphanenin camında Nâzım Hikmet’i, Orhan Veli Kanık’ı gördüm.

Kitaplar insanın kendini ve başkalarını tanımasını sağlar; ailenizi, arkadaşlarınızı her çeşit insanoğlunun anlaşılmasını mümkün kılar. Zıtlıkların kavgasız da halledilebileceğini öğretir kitaplar. Kütüphanede antolojileri de bulundurmalarını tavsiye ettim, çiçek bahçesinde insan sevdiğini bulur.

Elbet ben de bilgisayar kullanıyorum ama ekranda öğrendiklerinin sağlamasını kitaplarla yapmalarının gereğini savundum genç kuşağa, öğrencilere.

Böyle günleri yaşarken, onun heyecanı içinde düşüncelerinizi toparlayamıyor, derinden algılayamıyorsunuz. Her faninin, itiraf etmese de içinde gizli bir köşede hatırlanmak duygusu yatar, bu kütüphanede öğrenciler kitap okurken, ‘Bu kimdi?’ sorusunu sorsalar, o bile insanı mutlu ediyor.

Çok duygulandığım bir albüm armağan ettiler. Bütün öğrenim hayatımın belgeleri bir albümün içindeydi.

Doğrusu anılar denizinde kulaç atmaya başladım, aile bireylerimi, dostlarımı, okul arkadaşlarımı, hocalarımı, o yıllarda tanıştığım yazarları, okuduğum kitapları, semtleri, aramızdan ayrılanları rahmetle andım, yaşayanlara uzun sağlıklı ömürler diledim.

Dün odama çekildim bahar şiirlerini okudum, bahar şarkılarını çaldım.

BANA böyle bir gün hazırlayan yaşatan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’ya, özellikle İstanbul Milli Eğitim ve okul müdürüne kalbi teşekkürlerimi sunarım.

 

Numberone.com.tr

ABD’de MEB burslusu Türk öğrenciye mükemmellik ödülü verildi

0
ABD’de doktora çalışmalarına devam eden Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) burslusu öğrenci Sena Karataş Öztürk, öğrencisi olduğu Florida Eyalet Üniversitesinden yağlı boya çalışmasıyla “mükemmellik” ödülü kazandı. Okulda düzenlenen ödül töreninde Türk öğrenciye ödülü bölüm hocaları tarafından takdim edilirken, eserinin üniversitenin onur koleksiyonunda 1 yıl boyunca sergileneceği belirtildi.
ABDde MEB burslusu Türk öğrenciye mükemmellik ödülü verildi: Eseri bir yıl boyunca sergilenecek

Sanat Eğitimi bölümünde doktora yapan Sena Karataş Öztürk, üniversitenin farklı kategorilerde düzenlediği yarışmada “Fox Hill Tower” isimli yağlı boya çalışmasıyla “Görsel Sanatlarda Mükemmellik ve Başarı” ödülüne layık görüldü.

ESERİ BİR YIL BOYUNCA SERGİLENECEKOkulda düzenlenen ödül töreninde Türk öğrenciye ödülü bölüm hocaları tarafından takdim edilirken, eserinin üniversitenin onur koleksiyonunda 1 yıl boyunca sergileneceği belirtildi.

Sanatsal tema olarak, inşa edildikleri andan günümüze kadar toplumsal gerçekleri yansıtan kuleler ve kaleler gibi miras yapılarını seçtiğini belirten Öztürk, Paris’teki Eyfel Kulesi, İtalya’daki Pisa Kulesi ve İstanbul’daki Galata Kulesi gibi yapıların birçok tarihi döneme tanıklık eden tarihi eserler olduğunu, ancak zaman içerisinde bakımsızlık veya amacı dışında kullanımlardan dolayı zarar gördüklerini belirtti.

“TARİHİ MİRASIMIZA OLAN DUYARSIZ TAVRI VURGULUYORUM”Sanat öğrencisi Öztürk, “Tarihi mirasımıza karşı bu duyarsız tavrı vurgulamak için tarihi kuleleri basit objeler, değersiz oyuncaklar gibi kavramsal olarak değerlendirerek deforme ediyor, soyut dışavurumcu olarak eskizlerimi tuvale aktarıyorum” ifadelerini kullandı.

Türk öğrenci, 1878’den bu yana Amerikan tarihini simgeleyen Connecticut, Vernon’daki “Fox Hill Tower” isimli kuleyi de aynı duygularla resmettiğini kaydetti.

Marmara Üniversitesi Sanat Eğitimi bölümünden mezun olduktan sonra MEB bursu ile ABD’ye yüksek lisans ve doktora eğitimi için gönderilen Sena Karataş Öztürk, 2018’de yüksek lisans eğitimi sırasında, Alabama Sanat Eğitimi Derneği tarafından da ödüle layık görülmüştü.

 

Numberone.com.tr

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda İstanbul’da neler var?

0

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda İstanbul’un birçok noktasında çocuklar için bir dizi etkinlik organize ediliyor. Bayram için plan yapmadan önce yazımıza göz atmayı unutmayın!

Ücretsiz etkinliklerle Müze Gazhane’de 23 Nisan Şenliği yaşanacak

Her yaş gurubundan katılımcıları ağırlayan bir kültür sanat kompleksi olan Müze Gazhane birbirinden keyifli  atölye ve etkinliklerle çocuklara unutulmayacak bir bayram yaşatacak. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında 23-24 Nisan’da Müze Gazhane’ye gelen çocukları birbirinden renkli ve eğlenceli bir etkinlik programı bekliyor. Ücretsiz gerçekleşecek etkinliklerle ilgili detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Hope Alkazar’da 23 Nisan

Hope Alkazar, 23 Nisan Çocuk Bayramı kapsamında  çocukları 23-24 Nisan tarihlerindeSerkan Keskin ile “Nasrettin Hoca Kukla Tiyatrosu” ile buluştururken; “Gökçe Akyıldız ile Gençlere Yoga”, “İpek Artun ile Oyunlu Egzersiz”, “Gökçen Arıkan ile Hareket Egzersizi”, “Nil Ersan ile Dans Atölyesi” ve “Onaranlar Kulübü ile Figür Atölyesi” çocuklara keyifli bir deneyim yaşatacak. 8-14 yaş arası çocuklar için planlanan atölyelerle ilgili detaylara ve katılım koşullarına buradan ulaşabilirsiniz.

Miniatürk’te dolu dolu bir bayram günü sizi bekliyor

Haftanın her günü ziyaretçilerine mini bir kültür turu atma fırsatı sunan Miniatürk, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda da çocukların vazgeçilmez mekânı olacak! Sokak oyunlarından balon gösterilerine kadar bir dizi ücretsiz etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanan Miniatürk, farklı konu başlıklarında eğitici atölyelerle de çocuklara dolu dolu bir bayram günü yaşatacak. Etkinlik detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

Miniatürk’e giriş bileti alanlara etkinlikler ücretsizdir.

Yapı Kredi bomontiada “World Çocuk Festivali”

Yapı Kredi bomontiada, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı 23 – 24 Nisan’da “World Çocuk Festivali” ile kutluyor. Festival kapsamında,  uçurtma atölyesi, Teneke Kutularla Picasso, Upcycling Müzik Atölyesi ve Vücut Perküsyon Atölyesi ile Flapper Swing, Fun For Jazz ve Conduct Us’ın konserleri, bando takımı gösterisi, bubble show çocuklarla buluşacak. Tümü ücretsiz gerçekleşecek etkinliklere katılmak için buradan kayıt olabilirsiniz.

23 Nisan Çocuk Karnavalı Yenikapı’da!

23 Nisan’da Yenikapı Etkinlik Alanı’na gelen minikleri tüm güne yayılan birbirinden renkli ve eğlenceli bir etkinlik programı bekliyor.
Kukuli, Maşa ile Koca Ayı, Arı Maya gibi sevilen karakterlerin gösterilerinden film gösterimlerine ve konserlere kadar bir dizi etkinliğin yer alacağı karnavalda, Nil Karaibrahimgil de çocuklarla buluşacak. Ücretsiz gerçekleşecek etkinliklerle ilgili detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Fetih gününü yaşatan Panorama 1453 Tarih Müzesi’nden ücretsiz çocuk etkinlikleri

Ziyaretçilerini İstanbul’un fethine götürerek tarihte uzun bir yolculuğa çıkaran Panorama 1453 Tarih Müzesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda da çocukların yeteneklerini keşfetmesini amaçlayan atölyeleri ve etkinlikleri miniklerle buluşturacak. Ücretsiz gerçekleşecek etkinliklerle ilgili detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Zorlu PSM’den “Çocukların Festivali”

Zorlu PSM, 22-23-24 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek Çocukların Festivali’nde sanatçıların da katılacağı atölyeleri çocuklarla buluşturuyor. Keyifli vakit geçirmenin yanı sıra geleceğin büyükleri çocuklara yönelik bilim, sanat, eğlence ve deneyim odaklı atölyeler (0-3)-(3-15) yaş arasındaki çocukları ve ebeveynlerini bekliyor. Bu yıl üçüncü kez düzenlenecek festivalde çocuklar hem eğlenecek hem de festival kapsamında katılacakları atölyelerle evreni keşfedecek, el becerilerini geliştirecek ve seçecekleri meslekleri şekillendirecek. Festivalde ressam Devrim Erbil, Tan Sağtürk Akademisi, oyuncular Seren Fosforoğlu, Yağmur Tanrısevsin, Fadik Sevin Atasoy ve Ragıp Savaş, heykeltıraş Malik Bulut gibi yıllardır çocuklarla beraber gerçekleştirdikleri tiyatro ve sanat akademileri ile tanınan, alanlarının önemli isimleri yer alacak.  Biletlere ve detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

İBB Kültür Merkezlerinde Atatürk’ten Armağan 23 Nisan Buluşmaları

İstanbul’un farklı ilçelerinde yer alan kültür merkezlerinde ve Arnavutköy Meydanı’nda birbirinden keyifli etkinlikler çocukları bekliyor. “Atatürk’ten Armağan 23 Nisan Buluşmaları” başlığıyla gerçekleşecek ücretsiz etkinlikler:

İBB Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi
Karagöz Futbol Hakemliği (tiyatro) – 14.00

İBB Başakşehir Kültür Merkezi
Çalışkan Tubiş ile Tembel Tombiş (tiyatro) – 14.00

İBB Cem Karaca Kültür Merkezi
Atamıza Mektup Yazıyoruz – 13.00
Pamuk Prenses ve Gizli Ayna (tiyatro) – 14.00
Müzikli Eğlence – 15.00

İBB Erdem Bayazıt Kültür Merkezi
Dedemin Masalları (tiyatro) – 14.00
Boyama Atölyesi – 15.00

İBB Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi
Atamıza Mektup Yazıyoruz – 13.00
Anadolu Çocukları Holografik Dans Gösterisi – 15.00

Arnavutköy Meydanı
Bubble Show Girl (tiyatro) – 15.00
Cingöz ile Camgöz (tiyatro) – 16.00
Ayhan Öztürk ve Atilla Coşkun Toksoy ile Çocuk Şarkıları Konseri – 17.00
500 İG Gezici Kütüphanesi

İstanbul Akvaryum’dan 23 Nisan etkinlikleri

Dünyanın en büyük tematik akvaryumu, Türkiye’nin ise en büyük akvaryumu olan İstanbul Akvaryumu, çocuklar ve aileleri 17.000 canlıyı keşfederken hem 23 Nisan’a özel olarak konser, atölye çalışmalarına hem de oyuncu ve Taş Kağıt Makas Atölyesi kurucu ortağı Ceyda Düvenci ve yazar Şermin Yaşar’ın katılımlarıyla gerçekleştirilecek interaktif söyleşi gibi birbirinden öğretici etkinliklere de katılabilecek. Ücret bilgisine ve etkinlik detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

Kadıköy’de 3 gün boyunca 7 noktada 23 Nisan şenliği

Kadıköy Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için 22-23-24 Nisan tarihlerinde çocukları birbirinden eğlenceli etkinliklerle buluşturmaya hazırlanıyor. Kadıköy’ün yedi farklı noktasında çocuklara özel olarak hazırlanan programda üç gün boyunca konser ve gösterilerden, atölye ve oyunlara, sanattan spora birçok farklı alanda etkinlikler yer alacak. Detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Türkiye İş Bankası Müzesi’nden 23 Nisan’a Özel Atölye Çalışmaları

İstanbul Eminönü’nde bulunan Türkiye İş Bankası Müzesi’nde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel farklı yaş gruplarına yönelik “Müze Hatıram Atölyesi” ve “Madalya Atölyesi” düzenleniyor. Sınırlı kapasiteyle gerçekleşecek atölyelere katılmak için

 

Numberone.com.tr

Serena Williams ve Lewis Hamilton, Chelsea’yi satın almak için yatırım yapacak

0
Sir Lewis Hamilton ve Serena Williams, Chelsea’nın satışına dahil oluyor. İki yıldız isim, konsorsiyum yönetimi için milyonlarca sterlin yatırım yapmayı kabul etti.
Serena Williams ve Lewis Hamilton, Chelsea'yi satın almak için yatırım yapacak

Sir Lewis Hamilton ve Serena Williams, Sir Martin Broughton’un Chelsea’yi satın alma teklifine dahil oluyor.

Arsenal taraftarı olduğu bilinen yedi kez Formula 1 şampiyonu Hamilton, teklif için 10 milyon sterlin taahhüt etti. Aynı değerde bir diğer teklif 23 Grand Slam kazanan tenisin eski 1 numaralı raket Williams’tan geldi.

İngiliz basınında yer alan baberde, ikilinin haftalarca süren görüşmelerin ardından Broughton ile iletişime geçtiği belirtildi.

Broughton liderliğindeki konsorsiyumun diğer yatırımcıları arasında Medya ve telekom şirketi Rogers Communications, 2026 FIFA Dünya Kupası teklif komitesine başkanlık eden John Arnold, Taipei Fubon Braves ve Fubon Guardians beyzbol takımlarının sahibi olan Tayvanlı Tsai ailesi yer alıyor.

Ünlü sporcuların bir Premier Lig kulübünü ilk kez desteklemiyor. NBA ‘in yaşayan efsnasi LeBron James, on yıldan fazla bir süredir Liverpool’da küçük bir hissedar konumda.

Broughton’un grubu, Londra kulübünü Rus oligark Roman Abramovich’ten satın almak için teklifte bulunan üç girişimciden biri. Maviler için LA Dodgers’ın sahibi Todd Boehly ve Boston Celtics’in sahibi Stephen Pagliuca yarış içinde olan diğer isimler.

 

Numberone.com.tr

Burcu Kıratlı ile boşanma hazırlığında olan Sinan Akçıl

0
Burcu Kıratlı ile ikinci kez boşanma aşamasında olan Sinan Akçıl, önceki gece yeni şarkısına klip çekti. Şubat 2021’de tekrar nikâh masasına oturan ikiliden 39 yaşındaki şarkıcının çocuk isteğine Kıratlı’nın sıcak bakmamasının, ikinci boşanma karar almasında en büyük etken olarak konuşuluyor. Sinan Akçıl, muhabirlerin “Bu kadar yoğun tempo içinde aşk hayatına nasıl zaman ayırıyorsunuz?” sorusuna yanıt verdi.

 

Numberone.com.tr

Dün gece dünyanın en güzel iki kadını ile birlikteydim

0

Gazeteci yazar Ertuğrul Özkök‘ün ‘Tansu’ya Mektuplar’ı sürüyor… Özkök, ‘Newsletter’ olarak yayınladığı eşinin adına gönderme yapan yazılarda yazılarda Türkiye’den ve Dünya’dan birçok konuyu kaleme alıyor. Ertuğrul Özkök’ün bugünkü gündeminde ise dün akşam Zorlu Performans Sanatları Merkezi‘nde (PSM) sahne alan dünyaca ünlü oyuncu Monica Belluci’nin oynadığı ‘Mektuplar ve Anılar’ yer aldı.

Özkök, bu hafta raflarda yerini alan kitabında ismini andığı Monica Belluci ve Maria Callas ile geçirdiği bir geceden bahsetti.

Ertuğrul Özkök şunları yazdı:

Bu hafta raflara çıkan yeni kitabım “Kırk7 Buçuk’un” girişinde şöyle bir cümlem var:

“Monica Belluci 57 yaşında ve hala nefesimi kesiyor…”

Tabii ki anladınız, “Hala” ifadesi 57 yaşındaki onun için değil, 74 yaşındaki kendim içindi…

Dün gece işte o kadınla beraberdim…

Daha da doğrusu benim için dünyanın en güzel kadını değil en güzel iki kadını için…

ARKA SIRADAKİ BENDEN ŞANSLI ERKEK KİMDİ

Afişin üzerinde “Maria Callas” ve “Monica Belluci” yazıyordu.

Tabi arka sırada benden daha şanslı bir erkek vardı.

Yılmaz Erdoğan…

Çünkü Monica Belluci İstanbul’da film çekerken en yakın arkadaşlarından biri oydu.

Belluci oyundan sonra kulise davetli kabul etmedi ama eminim Yılmaz girmiştir.

Yan tarafımda ise benimle aynı derecede şanslı veya şanssız sayılabilecek bir Fenerbahçeli dostum vardı.

Önder Fırat…

Anlayacağınız gece Beşiktaşlılar için daha vaatkardı.

MARİA CALLAS’A NASIL İLANI AŞK ETMİŞTİM

“Arta Kalan Zamanda” adlı arya CD’imde ise Maria Callas için şunları söylemiştim:

“Bir gün bir başka kadına aşık olacaksam, bilin ki o kadın Maria Callas olacaktır…”

Tabii bunu onun ölümünden sonra yazdığım için Tansu bakamından bir sorun yoktu…

En azından ölü bir kadına ilanı aşk etmiştim.

Dün gece işte bu iki kadınla baş başaydım.

SAHNEDEKİ KADIN 57, MEKTUPLARDAKİ 53 YAŞINDA

Sahnedeki kadın 57 yaşındaydı…

Maria Callas ise öldüğünde 53 yaşında idi…

Ellili yaşlarında iki kadın yani.

Bu hafta çıkan kitabımda işte o kadınları anlatmıştım…Tesadüfe bakın, ikisi de kitabımın çıktığı hafta sahnedeydi.

KASABADA ERKEKLERİN ÖNÜNDE YÜRÜYEN KADIN

Monica Belluci benim için hala Malena filmindeki o kadındır.

Yani Sicilya’nın Castelculo kasabasında erkeklerin önünde salına salına yürüyen o şahane kadın.

Kasabanın bütün erkeklerinin aşık olduğu kadın yani…

Sırada bir de ben vardım.

Belluci, Tom Wolf’un yazdığı ve belgeselel filmi de yapılan “Maria By Callas” kitabından bazı mektupları sahnede okuyor.

Tek dekor…Monoton ve ancak işitilebilecek düzeyde bir konuşma…Tek kostüm…Tek makyaj…Neredeyse tek ışık…Çok az mimik…

GÖZALTI KIRIŞIKLARINI SAKLAMAYAN KADINI 1.5 SAAT SEYRETMEK

Ama bütün gösteri boyunca gözaltı kırışıklarını saklamaya çalışmayan olağanüstü bir kadın yüzü seyrediyorsunuz…

Bazı seyirciler için bir düş kırıklığıydı…

Benim için de olabilirdi… Ama ben oraya ne için gitmiştim… Bu soruyu sorunca cevabımda hiçbir düş kırıklığı yok.

Neredeyse ezbere bildiğim mektuplardı… Daha önce defalarca okumuş, üzerine yazılar yazmıştım.

Ben oraya hayatımın iki çok önemli kadını için gittim.

Birini doyasıyla seyrettim. Ötekini de ona bakarak dinledim.

TİYATRO DEĞİL, NOSTALJİK BİR ŞİİR OKUMA SEANSI

Bu bir tiyatro değildi… Nostaljik bir şiir okuma seansı gibiydi… Lise yıllarımın çay saati gibi…

Bana iyi geldi.

Ya bu mektuplar… Onlar neyi anlatıyor?

Bir Diva’yı.. Bir “Untouchable”ı, dokunulamayacak bir ruhu mu…

Hayır tam aksine, dokunabileceğimiz bir Maria Callas’ı anlatıyor.

Para tatkusu bitip tükenmeyen bir anneyle kavgalar mı… Kıskanç bir kız kardeşin yarattığı sıkıntılar mı… Bütün malına el koyan bir kocaya hakarete varan öfke mi… Ya da bir aldatılma hüznü mü…

Kırılgan, yalnız, hüzünlü bir kadın portresi çıkıyor karşımıza…

HANGİ KADINA “MÜCEVHERİNİ BANA MİRAS BIRAK” DEDİ

Kendisini yetiştiren hocası Elvira de Hidalgo’ya,  “Mücevherlerini bana miras bırak, sahnede gururla taşımak istiyorum.. Onları en çok ben hakkediyorum” diyecek kadar anlaşılması zor ve karmaşık bir vefa ve tutkuyla bağlı bir karakter bu.

Evliyken başka bir erkeğe aşık olan, ama o ikinci erkek bir başkasına gittiğinde bunalımlara giren bir duygu yumağı…

Resmen aşk kederinden ölen bir kadın var mektuplarda

Ama tartışmasız bir Diva…

La Wally’de eşssizleşen, Casta Diva’da, Norma’da devleşen  biricikleşen bir sesin sahibi zaten ancak böyle bir karakter olabilirdi…

O ARTIK MALENA DEĞİL AMA YİNE BELLUCİ

Monica Belucci’ye gelince…

O artık Malena değil…

Gözlerinin altındaki kırışıklar ona daha da güzel bir yüz hediye ediyor.

Biraz kilo almış… Ama bir 57 kadınına kilonun da ne kadar yakıştığını öyle güzel ispat ediyor ki…

Yeni kitabımın da en büyük şahidi oluyor o haliyle…

Yani o yine Monica Belluci…

SONDAKİ ALKIŞIN CILIZLIĞI NE ANLAMA GELİYOR

İstanbul Zorlu Merkezi’ndeki performansı bir gece için planlanmıştı. Ama öyle büyük bir talep oldu ki, ikinci geceyi de koydular.

Dün gece salondaki herkes benimle aynı fikirde miydi, bilmiyorum.

Gösterinin sonundaki alkışın cılızlığından pek de benimle aynı fikirde olmadıklarını çıkardım.

Bense aradığımı buldum… İki olağanüstü kadın arıyordum… İkisi de oradaydı.

Güzel bir geceydi yani….

Çıkarken hediye edilen imzalı poster tabii ki küçük şahsi müzemdeki yerini aldı…

Baktıkça şunu söyleyeceğim:

21 Nisan gecesi ben bu iki kadınla birlikteydim…

Ertuğrul Özkök

Numberone.com.tr

Number1 Türk TV’de 23 Nisan coşkusu

0

Number1 Medya Grubu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı‘nın coşkusunu yaşıyor. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk‘ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ile birlikte dünya çocuklarına armağan ettiği bugün, Number1 Türk TV‘de de heyecan ve coşkuyla kutlandı.

İstanbul Koleji öğrencileri, Number1 Türk TV ekranlarında 23 Nisan Özel yayını gerçekleştirdi. Dünyanın her yerinden çocukların canlandırıldığı gösteride, günün anlam ve önemi vurgulandı.

İşte o anlar:

Numberone.com.tr

Fair Play Şeref Bayrağı Fenerbahçe SK Tesislerinde Göndere çekildi

0

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından olimpik branşlara katkıları ile 1500 kulüp içerisinden “Fair Play Şeref Bayrağı Ödülü’ne” layık görülen Kulübümüz için Fenerbahçe Dereağzı Lefter Küçükandonyadis Tesisleri’nde bir tören düzenlendi. Tesislerimizde düzenlenen törenle göndere çekilen Fair Play Şeref Bayrağı, 2 yıl boyunca tesisimizde dalgalanacak. Ayrıca Fair Play Şeref Bayrağı Diploması da müzemizdeki yerini aldı.

Törene Başkanımız Ali Y. Koç, Başkan Vekilimiz Erol Bilecik, Genel Sekreterimiz Burak Çağlan Kızılhan, Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Şube Sorumlularımız, sporcularımız ile Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Fair Play Komisyonu Başkanı Erdoğan Arıpınar, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Genel Sekreteri Neşe Gündoğan ve komite üyelerinin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.

İstiklal Marşının okunmasının ardından Dünya rekortmeni milli yüzücümüz Emre Sakçı’nın Türk bayrağını göndere çekmesiyle başlayan törende TMOK Fair Play Komisyonu Başkanı Erdoğan Arıpınar bir konuşma yaptı.

TMOK Fair Play Komisyonu Başkanı Erdoğan Arıpınar: Türk spor tarihine damgasını vuracak bir tören

Arıpınar, konuşmasında “Saygı değer konuklar, Türk spor tarihine damgasını vuracak bir törendesiniz. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu tür bir araştırma ve ödüllendirilme yapılmamıştır. Futbol kupaları kazanmışızdır, basketbol kazanılmıştır ama bir spor kulübünün başarılı olmasını biz Türkiye’de görüyoruz. İnşallah ileride Avrupa da bizi örnek alır. Fenerbahçe Spor Kulübü, ne zaman kurulmuş? 1907. Peki, Olimpiyat Komitesi ne zaman kurulmuş? 1908. Demek ki Fenerbahçe bizden bir yaş daha büyük. Ama bu 114 yıllık arada olanları hiçbirimiz unutmayalım. Bugün Fair Play Şeref Bayrağı’nı alan Fenerbahçe’nin bugünkü değil, 1907’den  itibaren bugüne kadar ki bütün başkanları, bütün yönetim kurulu üyeleri, bütün çalışanları, bütün emektarlarının aldığı ödüldür bu. Onun için onları rahmetle anıyor ve alkışlıyoruz. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi çeşitli kanallarda çalışırken Fair Play o kanallardan birisi. Sporun ruhu Fair Play’dir. Sloganı da şu: ‘iyiye, doğruya, güzele.’ Bizim bu sloganımızın kabul edenler ve bunu uygulayanlar ödüle layık görülür. Peki, Fenerbahçe’nin aldığı bu büyük ödülü nasıl meydana getirdiniz? Bakınız  dünyanın hiçbir yerinde ilim olmadan teknik ve bilim olmadan sonuca varılmaz. Biz de ilk defa akademisyenlerden destek aldık. İki tane üniversite, bir tanesi Ankara Gazi bir tanesi de İstanbul Cerrahpaşa. Spor kulüpleri, spor organizasyonları ve spor fakülteleri bizlere destek oldular. Bu arada yaptığımız bu çalışmaların yanı sıra Spor Bilimleri Derneği de  büyük çapta destek oldu. İlk defa devletimizin kabul ettiği kulüpleri gittik bulduk, Ankara’da araştırdık. Bu kulüplerin niteliklerine bakmaya başladık. Kulüp var bir dalda bir tane sporcusu var; kulüp var adı var dalın ama kendisi yok.. Bu araştırmaların sonunda ikinci jüri heyetimiz büyük bir çalışmayla 17 kulüp tespit etti. Bu 17 kulübün içerisinde Fenerbahçe de var. Biz, bütün kulüplerden rica ettik, dedi k ki ‘Biz araştırdık, eski tarih kitaplarını da kurcaladık, acaba durum nedir? Sizin 10 tane branşınız var ama ne aldınız?’ Bizim statümüz nasıl biliyor musunuz?

Birinci madde; hiçbir yerden destek almadan kulübün kendi mali gücüyle yürüyen şubeler ki çok önemlidir. Onun için belediyeler ve diğerlerini saf dışı bıraktık. Biz, kendi yağıyla kavrulan kulüplere gidiyoruz. İkinci maddeyse Fenerbahçe gibi diğer kulüplerin içinde Fair Play Ödülü kaç defa almışlar, ne zaman onore edilmişler? Onu da kenara ayırdık. Başkan Şampiyonası, Türkiye Şampiyonası, Avrupa Şampiyonası Dünya Şampiyonası’nda neler yapmışlar, nasıl derece almışlar, Olimpiyatlara kaç tane Ay-Yıldızlı çocuk yollamışlar? Bu çalışmalar içerisinde  ben Fikret Çetinkaya’nın gözlerinden öperim. Neden? Olağanüstü bir arşiv araştırmasıyla komitemize çok büyük yardımları oldu. Diğer kulüpler de yolladılar, inceledik ve ittifakla Fenerbahçe, üstünde bütün spor amblemleri olan ve Dünya Olimpiyat Komitesi’nin, Avrupa Olimpiyat Komitesi’nin ve bizim Ay-Yıldızlı armamız olan bayrağı hak ettiklerini söyledik. Helal olsun! Hepinize sevgiler ve saygılar.” ifadelerini kullandı.

Başkanımız Ali Y. Koç: Fenerbahçe’nin bugünlere gelmesinde emeği, katkısı olan herkes için, tüm camiamız için büyük bir gurur nişanesidir

Ardından kürsüye Başkanımız Ali Y. Koç geldi. Başkanımızın konuşması şu şekilde:

“Öncelikle misafirlerimizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Erdoğan Arıpınar, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi adına konuştu, sağ olsun. Genel Sekreter Neşe Gündoğan da bizlerle, en son verdiğimiz yemeğe de teşrif etmişti. Bizi onurlandırdı, ona da teşekkür ederiz. Tüm üyelere, sizin ekibe, tüm sporcularımıza, tüm Fenerbahçelilere, burada olan, televizyonda bizleri seyredenlere ve yönetim kuruluna, hepinize bu özel, güzel ve önemli günde bizlerle beraber olduğunuz için şükranlarımı iletir, hepinizi de sevgi ve saygıyla kucaklarım. Çok anlamlı bir törendeyiz. Burada muhtelif törenler yapıyoruz. Bu tarz, böyle bir konuyla ilgili  ilk defa beraberiz. İnşallah bu ilk buluşma bundan sonraki pek çok buluşmanın da tohumlarını atmış olur. Sayın Erdoğan Bey, güzelce nasıl seçildiğini, nasıl bir kolektif akılla ne kadar çok kulübün araştırıldığını, bunun kısa bir listeye indirildiğini ve bu listenin içinden de Fenerbahçe’nin seçildiğini güzel bir şekilde anlattı Bu bizim için çok büyük bir gurur vesilesidir. Fikret Çetinkaya’ya da teşekkür ediyorum. Kulübümüzün tarihi boyunca elde ettiği başarıları güzel bir şekilde arşivleyip sunmuşsunuz. Bu ödül aslında 2021 faaliyetleri için 1500’e yakın kulüp Spor Bakanlığı’ndan elde edilmiş, incelenmiş ve Türkiye çapında 17 kulüp kısa listeye alınmış, aday olarak seçilmiş ve Fair Play Şeref Bayrağı Ödülü’ne komisyon jürisinin seçmesiyle Fenerbahçe olarak tespit etmiştir. İlk defa hayata geçiyor. Olimpiyat bayrağı, Olimpiyat logosu deyip geçmeyin. Bilen bilir, Dünya Olimpiyat Komitesi bu amblemin, bu bayrağın nasıl kullanılacağını, ne şartlarda kullanılabileceğini çok kesin, net çizgilerle belirlemiştir. Nereden biliyorsunuz derseniz? Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’ne sponsor olduğumuz dönemlerden biliyorum. Dolayısıyla bu bayrağın, bu amblemin iki sene boyunca burada dalgalanacak olması çok büyük bir başarıdır, büyük bir gurur vesilesidir. İnşallah bu hak ettiğimiz ödülü geliştirerek bir sonraki jüriye ‘acaba tekrar mı Fenerbahçe’ye versek?’ sorusunu sordurturuz. Her zaman söylediğimiz, vurguladığımız bir olgu var: Fenerbahçe, bir spor kulübü! Hatta Fenerbahçe, bir spor kulübünden de öte bir kulüp. Fenerbahçemiz, bir genç Cumhuriyetin, bir ülkenin kurtuluşunda ve kuruluşunda çok önemli roller, vazifeler edinmiş, ülkesi için canını vermiş bir kulüpten bahsediyoruz. Dolayısıyla bu ödül sadece bugünlerin değil, Fenerbahçe’nin bugünlere gelmesinde emeği, katkısı olan herkes için, tüm camiamız için büyük bir gurur nişanesidir. Bilmeyenler için söyleyelim, bilenler için hatırlatalım: Kuruluş amacımızda yer alan ‘beden ve fikir eğitimini yaygınlaştırmak, vatan gençlerini hayat mücadelesine, sıkıntılara ve askeri seferlere alıştırmak’ şeklinde başlayan ilkemiz Cumhuriyetimizin ilanıyla birlikte Atamızın işaret ettiği zeki, çevik ve ahlaklı sporcular yetiştirme şeklinde vücut bulmuştur.  Tarihimizden bugüne de bu şekilde devam etmektedir, bundan sonra da böyle devam edeceğinden hiç şüphemiz yoktur.
Erdoğan Bey, dediniz ki ‘Kulüpler var, ismi var, faaliyeti yok; adı var, bir sporcusu var.’ Biraz da Fenerbahçe’nin rakamlarından bahsedelim. Ve ‘hiçbir yerden destek almadan’ dediniz, üstüne basarak da söylediniz. Bu da bizim için çok çok önemli.

Başkanımız: Olimpiyatta ülkemiz toplamda 45 madalya almış, bu 45 madalyanın 5’ini Fenerbahçeli sporcular ülkemize kazandırmışlardır

Son 6 Olimpiyata ülkemizden toplamda 520 sporcumuz katılmış. Bu 520 sporcunun son 6 Olimpiyatta 90 sporcusu Fenerbahçe’den. Fenerbahçe’yi temsil etmiş veya Fenerbahçe sporcusu olarak katılmış, ülkesini temsil etmiş. Bana göre çok az, ülkemiz için de çok az. Dünyada hatırı sayılır, dünyanın önemli coğrafyasının lider ülkelerinden biri olacaksak sporda da başarı olmazsa olmazdır. Bir ülkeyi pazarlamanın, bir ülkenin ismini insanların kafasına kazımanın en önemli yollarından biri de spordan geçmektedir. Genç bir nüfusumuz olmasına rağmen, büyük bir nüfusumuz olmasına rağmen bugüne kadar sporda elde ettiğimiz başarılar yeterli değildir. İnşallah üstüne koyarak devam ederiz. Son 6 Olimpiyatta ülkemiz toplamda 45 madalya almış, bu 45 madalyanın 5’ini Fenerbahçeli sporcular ülkemize kazandırmışlardır. En yüksek katılımı 108 sporcuyla Tokyo Olimpiyatları’nda gerçekleştirdik. Genç bir ülkemiz var, spora merakımız var, yatırım yapacak tesisleşme gücümüz var ki tesisleştik ama burayı dolduracak, buradan ülkeyi dünya çapında tanıtacak sportif başarıların çıkması için çok daha fazla gençler yatırım, insanımıza yatırım ve uzun vadeli bir düşünce içinde olmamız gerekir.

Başkanımız: Fenerbahçemizin bu kadar halka sirayet etmesini sağlayan yegane şey on binlerce sporcu yetiştiriyor olması ve kayıtsız şartsız bu vatana, bu millete kendini adamış olmasından kaynaklanmaktadır

Şimdi şöyle bir bakalım; futbol, basketbol, voleybol, atletizm, masa tenisi, boks, yüzme, kürek ve yelken olmak üzere şu an 9 branşta faaliyet göstermekteyiz. Yani Erdoğan Bey, kulüp de var, adı da var, faaliyeti de var, binlerce sporcusu da var. Bünyemizde futbol olarak baktığımız zaman kadın futbol altyapılar dahil 273, voleybolda 188, basketbolda engelli takımımız da dahil altyapıda 146, yüzme, yelken, kürek, atletizm, masa tenisi, boks dahil olmak üzere Olimpik branşlarımızda 997 sporcumuz ve Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış spor okullarımızla beraber aşağı yukarı 15 bin gencimizle beraber toplamda 16 bin 615 sporcuya ev sahipliği yapmaktayız. Bu sayı Fenerbahçe’nin ülke çapında dokunduğu, yetiştirdiği sporcuların sayısı. 28 şampiyonlukla, Türkiye’nin en fazla şampiyon olan Fenerbahçe futbol takımı, tarihten bugüne Sarı Lacivertimizi kalplere kazıyan başlıca unsur oldu, bunu hepimiz biliyoruz ancak bununla beraber Fenerbahçemizin bu kadar halka sirayet etmesini, toplumun bir parçası olmasını, ülke coğrafyasında ayak izinin büyüklüğü bütün bunları sağlayan yegane şey, kuruluşundan beri pek çok branşta on binlerce sporcu yetiştiriyor olması ve kayıtsız şartsız bu vatana, bu millete kendini adamış olmasından kaynaklanmaktadır. Söz konusu vatansa Fenerbahçeliler için gerisi teferruattır. Her zaman söylediğimiz bir laf vardır; Atatürk’ün hangi takımı tuttuğu değil, hangi takımın O’nun yolundan yürüdüğü, O’nun ışından olduğu önemlidir. Bu konuda da herkesle yarışmaya hazırız.

Başkanımız: Fenerbahçemiz tüm zorluklara rağmen tüm fedakarlıkları yaparak Türk sporu için çalışmaktan geri durmamıştır

Hepinizin bildiği gibi şu an Meclis’te de bir Spor Yasası konuşuluyor. Kulüplerimiz büyüğü, küçüğü, İstanbul’u, Anadolu’su, futbolu, futbol dışı branşları… Neredeyse hepimizin çok ciddi mali sorunlar yaşadığı pek çok kişi tarafından ‘batık şirketler’ olarak tarif edildiği, maddi sıkıntıları büyük yük olmuş, ülke ekonomisindeki gelişmelerin maddi sıkıntıları daha da artırdığı bir dönemden geçmemize rağmen Fenerbahçemiz tüm zorluklara rağmen tüm fedakarlıkları yaparak Türk sporu için çalışmaktan geri durmamıştır.

Tarihsel olarak en büyük rakiplerimiz bile futbol dışı branşlarda vizyon, strateji, yaklaşım, yatırım seviyelerini gözden geçirip küçültürken Fenerbahçemiz tüm zorluklara rağmen elinden gelenin en iyisini yapmak, dünyanın en başarılı spor kulüplerinden biri olmak için futbol dışı alanlara da yatırım yapmaya devam etmektedir.

Başkanımız: Olimpiyatlara en fazla sporcu gönderen kulüp olmayı bir kez daha başardık

Son olimpiyatlarda Tokyo’da Fenerbahçe olarak tarifsiz bir gurur yaşadık. Olimpiyat kafilemiz ki bu olimpiyatlarda en yüksek sporcu sayısıyla gitmiştik, bizler ise 6 branşta 22 sporcu vererek olimpiyatlara en fazla sporcu gönderen kulüp olmayı bir kez daha başardık, kafilenin %20’sini oluşturarak.

Bunun karşılığı bizim için sonsuz bir gurur, eşsiz bir onurdur. İnşallah ilerleyen zamanlarda daha fazla madalya alarak da ülkemize katkı sağlarız. Madalya demişken Emre Sakçı sana Türk bayrağını çekmek çok yakışıyor. Pek çok kez uluslararası müsabakalarda aldığın başarılarla bayrağımızı göndere çektin. İlk defa seni bizzat çekerken görüyorum. Hem senin hem de tüm sporcularımızın her daim yolu açık, şansı bol olsun. İnşallah sizlerin sayesinde Fenerbahçemiz bu ülkeye çok değerli başarılar, madalyalar kazandırır.

Biz Fenerbahçe olarak erkek basketbolda Türkiye’ye EuroLeague Kupasını getiren ilk kulübüz. Kadın voleybolda CEV Şampiyonlar Ligi’ni kazanan ilk kulübüz. Kadın voleybolda Dünya Kulüpler Şampiyonu olan ilk kulüp biziz. Kadın basketbolda 8 kez Final Four, 4 kez final oynadık. Hala son maçın acısı yüreklerimizde. Almamız gereken bir kupayı alamadık ama orada da ülkemizi en iyi şekilde temsil ettik. Erkek voleybolda Avrupa kupası aldık. Pek çok branşta pek çok sayısız başarılar, kupalar, madalyalar aldık. İnşallah da almaya devam edeceğiz.

Tarihimiz boyunca faaliyet gösterdiğimiz her branşta emsali olmayan bir şekilde ya lider ya da rekabetçi olduk. Ülkemizin gençlerine, ülkemizin halkına ilham verecek sporcular yetiştirdik. Kulüplerimizin özellikle bu dönemde maddi anlamda yaşadığı darboğaz ve maddi imkansızlıklar noktasında bu yolda sponsorlarımıza da, gönlü cömert Fenerbahçeli iş insanlarımıza da… Ne demek gönlü cömert? Hiçbir ticari beklentisi olmadan, hatta bazıları talep dahi olmadan çorbada benim de tuzum olsun deyip hatırı sayılır miktarlarda kulübümüze destek olan iş insanları, iş ortaklarımız, sponsorlarımız… Hepinize şükrediyorum, Allah sizden razı olsun. Hepiniz adına da bu ödülü aldığımızı bilmenizi istiyor ve camiam adına sizlere şükranlarımı sunuyorum.

Fenerbahçe’yi her yerde, her alanda, içeride, dışarıda destekleyen taraftarlarımız, üyelerimiz ve tüm sponsorlarımız. Bu ödülü sizin için de, sizin adınıza da teslim alıyoruz. İnşallah sizleri gururlandıracak nice ödüllere de layık oluruz.

Ülke sporunun ilerlemesine, uluslararası başarı yakalamasına engel olacak ne yazık ki çok fazla unsurla boğuşuyoruz, mücadele ediyoruz, karşılaşıyoruz. Bu şerefli bayrağı 2 yıl boyunca taşıyacağız. İnşallah bu 2 yıl boyunca öyle bir performans sergileriz ki, daha nice yıllar bu bayrağın burada dalgalanmasını da hak ederiz.

Başkanımız: Böyle önemli şanlı şerefli bir ödüle layık görülürken bir takım siyasetçi tarafından da olağan şüpheli hatta namussuzlar, şerefsizler seviyesinde tanımlamak da insanın içini acıtıyor

Şu an bir Spor Yasası Mecliste görüşülmektedir. Biz spor kulüpleri olarak ve özellikle Süper Lig kulüpleri olarak buradaki düşüncelerimizi, endişelerimizi, kaygılarımızı anlattık. Evet, görüştük. Dinlendik mi? Hayır. Siyasetçilerimiz ‘Kulüplerin görüşlerini aldık.’ diyebilirler. Evet, aldınız. Uyguladınız mı? Hayır. Nihai taslakta bizim görüşlerimiz var mı? Hayır. Bizler gönüllülük esasıyla bu kadar mücadele verirken, bu kadar çabalarken, bu kadar fedakarlıklar yaparken bir de yetmemiş gibi bir milletvekilimiz tarafından ‘Şerefsizler, namussuzlar’ olarak tarif edildik. Saygı duyduğum eski bir sporcu, bir futbolcu –bizim değil-… Finansal konularda, denetlemede kulüplerin geldiği durumla ilgili söyleyecek hiçbir lafım yok, biz kulüpler de spor yasasına karşı değiliz. Ama bu şekilde ele alınmasının, bu şekilde çıkmasının ileride çok büyük sakıncalar doğuracağından şüpheniz olmasın. Bir de bu işin uluslararası ayağı var. Orada da zaman içinde neler olacağını göreceğiz. Bu konuyu açmamın tek nedeni, böyle önemli şanlı şerefli bir ödüle layık görülürken bir takım siyasetçi tarafından da olağan şüpheli hatta namussuzlar, şerefsizler seviyesinde tanımlamak da insanın içini acıtıyor ve Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı olarak bu söylemleri şiddetle reddettiğimi de huzurlarınızda açıklamak istiyorum.

Bu bayrağı gönderden indirmemek için var gücümüzle çalışacağız. İnşallah çok güzel işler yapacağız, üstüne koyacağız. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’ni de biraz tanıyorum. 2013 yılında Arjantin’de, İsviçre’de lobi yaptık 2020’yi buraya almak için ama olmadı. Komitenin ne kadar saf, samimi, tertemiz duygularla bu ülke sporunu ilerletmek için çalıştığına bizzat zamanında da tanık oldum. Şimdi de tanık oluyorum. Dolayısıyla sizlerin ellerinizden ilk spor kulübü olarak bu ödüle layık olmak bizim için ayrıca bir gurur vesilesidir.

Bizler genç nesillerin elinden tutmaya, bu güzel vatana sporcular yetiştirmeye var gücümüzle çalışacağız. Kim ne derse desin elimizden geleni yapacağız ve Fenerbahçe var olduğu müddetçe ilelebet aynı şekilde bir spor kulübü olarak yoluna devam edeceğinden hiçbir şüphem olmadığını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Erdoğan (Arıpınar) Bey, Kongre üyemiz olarak sizin elinizden bu ödülü almak da bizim için ayrıca bir gurur vesilesi. Bu, dünyada ilk. Aldığım bilgilere göre dünyada yayılacak, benzer uygulama başka ülkelerde de başlayacak. Bakarsınız bundan 30-40-50 yıl sonra dünyada çok önemli bir ödül olan bu ödülü bizim çocuklarımız, o zamanki Fenerbahçeliler, Fenerbahçe’yi yönetenler ‘Bunu dünyada ilk biz aldık’ diye bugünkü gururun üstüne koyara çok daha fazla gururlanacaklardır. Dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Ramazan Ayının kalan bölümünün güzel geçmesini ve güze bir Ramazan Bayramı diliyorum. Sağ olun, var olun.”

Konuşmaların ardından Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Fair Play Komisyonu Başkanı Erdoğan Arıpınar tarafından Başkanımız Ali Koç’a Berat ve Fair Play  Şeref Bayrağı takdim edildi.

Kulübümüz adına Başkanımıza takdim edilen Fair Play  Şeref Bayrağı, Tokyo Olimpiyat Oyunları’nda Fenerbahçemizi ve ülkemizi temsil eden milli yüzücümüz Deniz Ertan tarafından Gençlik Marşı ve alkışlar eşliğinde göndere çekildi.

 

Numberone.com.tr

Biz berbat ettik siz kurtarın

0

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk‘ün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı ile beraber Türk çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl olduğu gibi bu yılda coşkuyla kutlanacak. Tüm ülke heyecanla yarını beklerken gazeteci yazar Ertuğrul Özkök de bugün sesli köşesinde 23 Nisan’ın önemine değindi.

Number1 FM ve Number1 Türk FM‘deki ‘Ertuğrul Özkök ile Günün Yorumu’ isimli sesli köşesinde konuşan Özkök, “Çocuklar sizlere de şunu söylemek istiyorum; Biz büyükler berbat ettik; siz kurtaracaksınız, sizin masumiyetiniz kurtaracak bu dünyayı.” dedi.

Ertuğrul Özkök sesli köşesinde şu ifadelere yer verdi:

“(Barış Manço – Arkadaşım eşek çalıyor…) Bugün 22 Nisan yani 23 Nisan’dan bir gün önce Çocuk Bayramı’ndan bir gün önceki gün. Ben her yıl bu bayramı bu güzel bayramı 22 Nisan’dan itibaren kutlamaya başlıyorum çünkü 74 yıllık hayatımda çocukluğumdan kalan en güzel hatıralardan, günlerden biri 23 Nisan günleridir. Annemin babamın bizi hazırlayıp okula gönderdiği ve 23 Nisan törenlerine gittiğimiz günler. Atatürk demokrasinin en önemli günü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açılış gününü Türk çocuklarına armağan etmişti, onlara emanet etmişti. Evet, işte böyle bir şarkıyı da dünyada yazılmış en güzel çocuk şarkısı olarak gördüğüm Barış Manço’nun o harika şarkısıyla açtım. Her yıl bu şarkıyı 23 Nisan günlerinde çok çok dinliyorum ve çok hoşuma gidiyor. Bana çocukluğumun masum günlerini, yeşil çayırları hatırlatıyor. Çocuklar sizlere de şunu söylemek istiyorum; ‘Biz büyükler berbat ettik. Siz kurtaracaksınız, sizin masumiyetiniz kurtaracak bu dünyayı.’ Hepinizin bu güzel bayramı kutlu olsun ve ne mutlu ki Atatürk böyle güzel bir bayramı sizlere emanet etti. (Barış Manço – Arkadaşım eşek çalıyor..)”

Numberone.com.tr

Bitcoin neden sert düştü! Şimdi ne olacak?

0

Lider kripto para birimi BTC / USD paritesi 3 bin doların üzerinde değer kaybetti… Bu düşüşle birlikte tekrar 39 bin 200 – 40 bin 600 dolar bandına giren bir parite izledik…

Peki bu düşüşün perde arkasında ne var? Aslında iki temel neden üzerinde durulabilir.

Bunlardan ilki San Francisco FED Başkanı Daly’nin açıklamaları. Zira Daly yaptığı açıklamayla birlikte FED’in ilerleyen birkaç toplantıda, 50 baz puan ve üzeri faiz artışı yapmasının çok muhtemel olduğunu belirterek, “Enflasyon oranını göze aldığımızda 50 baz puanın altında bir faiz artışı söz konusu dahi değil” dedi.

Aslında Daly, yaptığı açıklamalarda dikkat dilmesi gereken daha önemli bir konu daha var. O da 50 baz puanlık faiz artışının altından bir karar çıkma ihtimaline değinmesi. Çünkü enflasyon oranlarına göre faiz artışı yapan FED, enflasyon oranlarının hızla yükseldiği bu dönemlerde faiz konusunda da, şahin kararlar alacağı düşünülüyor.

Bunun dışında Avrupa Birliği’nde Bitcoin’in aleyhine yapılan tartışmalar da düşüşteki diğer bir etmen.

Bu iki gelişmeyle yeniden 39 bin 200 – 40 bin 600 dolar destek bandına gerileyen parite şimdi bu bandın üzerinde tutunmaya çalışacak. Tutunamadığı taktirde ilk aşamada 38 bin 200 ve 37 bin 100 dolar desteklerinin test edilme riskinin yüksek olduğu söylenebilir.

Ancak parite için haftalık bazdaki en önemli destek noktası 36 bin 400 dolar seviyesinde. Zira bu nokta paritenin 1, yıldır üzerinde kaldığı yükseliş trend çizgisinin destek noktası konumunda. Bu seviyenin altına gelinmesi o çok konuşulan 30 bin dolarlı seviyelerin altının fazlasıyla telaffuz edilmesine neden olabilir.

Olası yukarı hareketlerde de bir rahatlamadan bahsedebilmemiz için paritenin 42 bin 750 – 43 bin dolar seviyelerini hacimli kırıp bu noktayı kuvvetli destek noktası haline getirmesi şart…

Mehmet Çoban

Numberone.com.tr

Coachella pozu Paris Hilton

0
Paris Hilton, Coachella Festivali’nden kareleri sosyal medya hesaplarından yayınladı.
Coachella pozu

Kendisi için “Çöl tanrıçası” ifadelerini kullanan sosyetik güzel, beğeni ve yorum yağmuruna tutuldu. 1999 yılından beri Indio, Kaliforniya’da düzenlenen bir müzik ve sanat festivaline bu sene de biribirinden ünlü isimler renkli tarzlarıyla katıldı.

 

Numberone.com.tr

Aleyna Tilki’nin ‘Take It Or Leave It’ şarkısını en çok Amerika dinliyor

0
Aleyna Tilkinin Take It Or Leave It şarkısını en çok  Amerika dinliyor

Genç şarkıcı, yaptığı paylaşımda “İngilizce şarkılarımı Spotify’da en çok Amerika dinliyor.

2’nci sırada Türkiye, 3’üncü sırada İspanya. Büyük izlenmeyi Amerika’dan almak benim için çok gurur verici” dedi. Tilki’nin “Take It Or Leave It” şarkısına çektiği klip çok konuşulmuş, Tilki şarkısı ve klibine gelen olumsuz eleştirilere sert yanıtlar vermişti

 

Numberone.com.tr

Ajda Pekkan 12 milyon TL’ye ev aldı!

0
Sık sık Kıbrıs’a giden ve 2017’de Kıbrıs vatandaşlığı aldığını dile getiren Ajda Pekkan, işleri bir adım daha ileriye götürdü. Ünlü şarkıcı Kıbrıs’tan 12 milyon TL’lik ev aldı.

 

 

Numberone.com.tr

AB’den Sıfır Atık Projesine övgü: Emine Erdoğan gerçek bir çevre şampiyonu

0
AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın çevre ve “Sıfır Atık” konularındaki liderliğini hayranlıkla izlediklerini söyledi
AB’den ‘Sıfır Atık Projesine’ övgü: Emine Erdoğan gerçek bir çevre şampiyonu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ile görüştü. Timmermans, Emine Erdoğan’ın çevre ve “Sıfır Atık” konularındaki liderliğini hayranlıkla izlediklerini belirtti.

Emine Erdoğan, AB Yüksek Düzeyli İklim Değişikliği Toplantısı’na katılmak üzere Türkiye’de bulunan Timmermans ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi.

Çevre ve iklim değişikliğiyle mücadele konularının ele alındığı görüşmede Erdoğan, çevre ve sıfır atık konusunun yerel yönetimler tarafından sahiplenilmesinin yanı sıra çevre konusunda uluslararası iş birliklerinin önemini dile getirdi.

AB’den ‘Sıfır Atık Projesine’ övgü: Emine Erdoğan gerçek bir çevre şampiyonu

Şal hediye etti

Timmermans ise Emine Erdoğan’ın çevre ve sıfır atık konusundaki liderliğini hayranlıkla izlediklerini ifade ederken, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı imzalamasını tarihi bir karar olarak değerlendirdi. Görüşmede küresel boyutta plastik kullanımının azaltılması konusu da gündeme gelirken, Sıfır Atık, Sıfır Atık Mavi projeleri hakkında Timmermans’a bilgi verildi. Organik gübre konusunda yürüttükleri projeleri anlatan Timmermans, Emine Erdoğan’a, AB Türkiye delegasyonunun desteklediği yerel üretim atölyelerinde tasarlanan Isparta’dan doğal oda kokuları ve Ankara tiftiğinden şal hediye etti.

Görüşmeye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Bakan Yardımcısı ve İklim Değişikliği Başmüzakerecisi Mehmet Emin Birpınar da katıldı.

Görüşmenin ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Timmermans, “Sıfır Atık konusundaki çalışmalarının gerçek bir çevre şampiyonu yaptığı ve Türkiye’nin iklim tutkusuna öncülük eden First Lady Emine Erdoğan ile harika bir sohbet. Tekstil ve akıllı tarımdan kaynaklanan mikroplastikleri azaltmak için Türkiye ve AB arasındaki iş birliğinin önemini tartıştık” mesajını yazdı.

‘Projemizi anlattık’

Emine Erdoğan da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “AB Komisyonu Çevreden Sorumlu Başkan Yardımcısı Timmermans ile bir araya geldik. Sıfır Atık projemizi anlattık. Çevre konusunda uluslararası işbirliğinin önemine değindik. Dip deniz temizliğinden çevreci tarım tekniklerine kadar çeşitli konularda fikir alışverişinde bulunduk” ifadelerini kullandı.

 

Numberone.com.tr

 

Miranda Kerr Denizde kutlama

0
Miranda Kerr, 20 Nisan’da 39 yaşına girdi.

Üç çocuk annesi Avustralyalı model, denizde verdiği bir pozunu Instagram hesabından takipçilerinin beğenisine sundu. Kerr, karenin altına, “Bu yaş günümde minnetle dolu kalbimle bulutların üzerindeyim” notunu düştü. Tüm dünyadan takipçileri modele iyi dileklerini iletti.

 

Numberone.com.tr

Gülşen, Times Meydanı’nda!

0

Spotify’ın müzik sektöründe kadın eşitliğini güçlendirmek için hayata geçirdiği EQUAL Müzik Programı’nın nisan ayı konuğu Gülşen (45) oldu. 1 ay önce yayımladığı yeni şarkısı ‘Lolipop’ ile adından söz ettiren şarkıcı, New York Times Meydanı’ndaki dev reklam panosunu süsledi.

“MERHABA BEN GÜLŞEN!”

Mutluluğunu 1,7 milyon takipçisinin bulunduğu Instagram hesabından duyuran ünlü isim, “gönderisine, “Merhaba, ben Gülşen! Şu an Times Square’deyim.” ifadelerini not düştü.

ELEŞTİRİLERE YANIT

Öte yandan geçtiğimiz ay Nişantaşı’nda görüntülenen Gülşen, uzun süre konuşulan iddialı kostümleri ve sahne şovlarıyla ilgili eleştirilere yanıt vermişti.

“KONUŞANLARA SORUN”

Şarkıcı, muhabirlerin “Pozlarınız ve arkadaşınızın kucağına oturmanız çok konuşuldu. Neler söylemek istersiniz?” sorusuna da şöyle yanıt vermişti:

Ben sadece konser veriyorum. Sonra başka konserler de vereceğim. Bana değil, bu olayları çok konuşanlara sorun.

“NE TEPKİSİ? BEN SADECE KONSER VERİYORUM”

Gülşen, “Eşiniz Ozan Bey’in herhangi bir tepkisi oldu mu peki?” sorusu üzerine de, “Ne tepkisi? Dediğim gibi ben sadece konser veriyorum ve böyle de devam edecek bu.” demişti.

“BOŞANMA” İDDİASI

Öte yandan Azur Benan adında bir erkek çocukları olan çiftin boşanacağı ileri sürülmüştü. Ancak Gülşen’in menajeri Haluk Şentürk yaptığı açıklamada, “Kesinlikle yalan haber. Hatta çok mutlular. Gülşen Hanım böyle konularda konuşmayı sevmez biliyorsunuz. Ozan Bey’in de evden ayrılması söz konusu değildir. ” ifadelerini kullanarak, iddiaları yalanlamıştı.

“KIYAFETLERİNE KARIŞMIYORUM”

Çolakoğlu’nun ayrılık kararı almasının sebebinin Gülşen’in kıyafetleri olduğu konuşulsa da, ünlü müzisyen, daha önce bu konuyla ilgili eşine destek vermişti.

Ozan Çolakoğlu, “Gülşen Hanım’ın kıyafetlerine karışmıyorum. Fikrimi tabii ki soruyor. Tasarımlarını çok beğeniyorum. Beğenmeyenlerin kendi zevkidir. Hakaret boyutuna erişmedikçe yapıcı eleştiriler olabilir. Ben şahsen çok beğeniyorum.” ifadelerine yer vermişti.

 

Numberone.com.tr

Erman Toroğlu’nun anıları üstüne

0
“Erman Hoca’nın üslubunu hepimiz biliriz. Biraz pervasızdır. Hamit Turhan bu kitapta o üslubu mükemmelen korumuş. Saçma sapan sansürlerle olmadığı birine çevirmemiş Erman Toroğlu’nu. Erman Hoca da anlattıkça anlatmak istemiş belli ki, ortaya çok iyi bir kitap çıkmış. Toroğlu bazı insanları acımasızca kılıçtan geçiriyor…BİLGEHAN UÇAK

Benim yaş grubumdaki hemen herkes için Maraton efsane bir programdır. Maçlar biter, o zaman daha tabii “pazartesi futbolu” yok, Maraton açılır. Gece yarısına dek sürer. Sonra bir magazin programı girer araya. Eğer zar zor izin alabildiysen ertesi gün okul var!  Lig Pazarı’nı da seyredersin. Dokuz maçın tamamına dair yorumlar yapılır. Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka ile bir ekran klasiği.

Erman Toroğlu maçları izlemek için stada giderdi. Kamera onu çeker, bir tribünün tepesinde, sahanın içinde, tribünde… Ama mutlaka oradadır. Israrla da “Maç statta seyredilir” derdi. Televizyonda izleyene de kızardı. Sonra Rıdvan Dilmen çıktı sahneye. Geldi, maçların yorumunu şak diye hem devre arasında hem de maç sonunda yapıverdi. Böyle olunca da Erman Toroğlu ve Maraton zamanın hızına yenildi. Cumartesi takımının maçını izleyen insan sıcağı sıcağına yorumu Rıdvan Dilmen’den almaya başladı. Erman Toroğlu’nun stada gitmesinin, daha özenli olmasının bir manası kalmadı. Önce Maraton haftada iki akşama çıktı. Erman Toroğlu maçlara gidememeye başladı. Sonra ayrılıklar… Derken, şimdi artık hiç maça gitmiyor Erman Hoca. Devre arasında ve maç sonrasında canlı yayında.

Ben yeniyetme bir muhabirken Erman Toroğlu ile bir söyleşi yaptık. Beyoğlu Merih’te, nar sulu cin ikram etmişti. Şike davasını konuşmuştuk. Erman Toroğlu, futbolcu, hakem, kabzımal, yorumcu, gazeteci ama her şeyden önce televizyoncu. Bir reyting canavarı olduğu şüphesiz. Yirmi küsur sene hâlâ anaakımın en üstlerinde kalabilmek büyük bir başarı.

Erman Toroğlu’nun anılarının çıktığını öğrenince kitapçıya dadandım, geldiği gün de alıp başladım okumaya. Toroğlu’nun anılarını gazeteci Hamit Turhan yazmış. Hamit Turhan’ın daha önce Ergin Ataman’ın hayatını anlatan nehir söyleşisini okumuş ve hiç beğenmemiştim. Fakat çok başarılı bulduğum bu kitap için tebrikin büyüğünü Hamit Turhan’a vermek lazım. Metni yarı-resmî diyebileceğim çok güzel bir üslupla kaleme almış.

Oynadım, Oynattım, Oynatalım, Turkuvaz’ın biyografiler serisinden çıkmış. Benim gibi anı okumayı çok seven insanlar için Turkuvaz’ın bu serisi muhteşem! Mehmet Barlas’ı okudum, henüz okumamış olsam da Teoman Duralı ile Ahmet Özhan kütüphanede sırada bekliyor.

Neyse, gelelim Erman Hoca’nın anılarına… Erman Hoca’nın üslubunu hepimiz biliriz. Biraz pervasızdır. Hamit Turhan bu kitapta o üslubu mükemmelen korumuş. Saçma sapan sansürlerle olmadığı birine çevirmemiş Erman Toroğlu’nu. Erman Hoca da anlattıkça anlatmak istemiş belli ki, ortaya çok iyi bir kitap çıkmış. Toroğlu bazı insanları acımasızca kılıçtan geçiriyor. Onlara birazdan değinirim ama Şansal Büyüka için söyledikleri, uzun yıllar onları izlemiş bir izleyicileri olarak beni üzmedi dersem yalan olur. Birçok yerde laf ettiği, “dolar yeşilini sevmekle” itham ettiği Şansal Büyüka’ya hakkını helal etmediğini de söylüyor kitabın sonunda.

Şansal Büyüka, Erman Toroğlu

Hakkını helal etmediği gazetecilerden biri de bir dönem Kanaltürk’te birlikte görev yaptıkları Reha Muhtar. Ama Toroğlu, Reha Muhtar’ı aynı zamanda şikenin işbirlikçisi olmakla, şikecilerin medya ayağında görev yapmakla suçluyor. Bu yazıyı yazmadan önce Reha Muhtar’ı aradım. “Erman’ın canı sağ olsun, onunla polemiğe girmeyeceğim” dedi. Bu kadar sert suçlamalara maruz kalan insanların bir şey söylemeleri gerektiğini düşünüyorum. Zira “sükût ikrardan gelir” diye bir söz var. Yenilir yutulur şeyler değil çünkü söylenenler.

Kitap Erman Toroğlu’nun doğumundan bugüne kadar başından geçenleri anlatıyor. Ailesi, işleri, sansasyonları… Özellikle ekranlarda söylediği bazı “unutulmaz” laflar. Toroğlu bunların hepsini anlatmış, hemen hiçbir şeyi saklamamış. Hamit Turhan yazıya dökmüş, Turkuvaz da olduğu gibi basmış. Hiçbir sansür uygulamadan bu kitabın kalıcı olmasında büyük katkı sağlamışlar. Mesela Kazım Kanat’ın Sabah’ta yazdığı bir yazıyı “büyük yalan” diye hatırlatıyor Erman Toroğlu ve uzun uzun gerekçelendiriyor. Yayınevi hiçbir çekince göstermeden yayınlamış.

Evet, Erman Toroğlu, Sabah’ta ve Fotomaç’ta yazıyor, üstelik A Spor’da da yorum yapıyor. Ama bu kitapta bugünkü siyasi konjonktüre de yer yer meydan okumaktan çekinmemiş Erman Toroğlu. 3 Temmuz Operasyonu için “kumpas değil şikeydi” demeye getiriyor. Kanıtı da polislerden veriyor. Bugün 3 Temmuz denince ardından “kumpas” ve “FETÖ” kelimeleri sıralamak şart, oysa buna tenezzül etmiyor Erman Toroğlu. Reha Muhtar ile yayındayken dönemin Eskişehir Teknik Direktörü Bülent Uygun’un yayına bağlandığını, kendilerinin cevap hakkının bizzat Muhtar tarafından engellendiğini ama o esnada Uygun’un Fenerbahçeli yönetici İlhan Ekşioğlu’nun evinde olduğunu söylüyor. Polis o kanıtları göstermiş çünkü. Eğer Toroğlu’nun anlattığı doğruysa, ki aksi takdirde adı yalancıya çıkar ve kitapta söylediği her şey güvenilmezlik bulutunun içinde kaybolur, bugün geçerli olan “resmî anlatıyı” paramparça ediyor.

Ankaralı olan Erman Toroğlu’ndan şehrin zaman içindeki dönüşümünü dinliyoruz. Kocatepe Camii’nin inşasını anlatıyor. Derken askerlik günlerinden bir anı çıkıyor karşımıza. Türkiye köylerindeki ensesti açıklıyor. Askerlerinden biri yanına gelip babasını öldüreceğini söylemiş, çünkü babası, abisininkinden sonra kendi karısına da askerdeyken tecavüz etmiş. Toroğlu genç askeri yatıştırmış da babasını öldürmemiş, kemiklerini kırmakla yetinmiş!

Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu ile aynı üniversitede okumuş, Kayahan’la mahalleden arkadaşmış. Zaten meşhur oldukça arkadaşlar, tanışlar hep bu çevreden gelmiş. Sağ-sol olaylarına da değiniyor Toroğlu. Ailesi CHP’li olsa da kendisi uzak durmuş. ‘91’de DYP’den milletvekili adayı olmuş. Eğer seçilseymiş Spor Bakanı olacakmış ama kendi yerine hocası Aydın Güven Gürkan seçilmiş, Toroğlu’nun yolu da televizyona kırılmış, Spor Bakanı da Mehmet Ali Yılmaz olmuş.

Güneşspor’da Avni Bulduk diye hem kulüp başkanı hem de teknik direktör olan efsanevi bir kişiden bahsediyor. Ama “genç oğlanlara ilgisi vardı” demeyi de ihmal etmiyor! Aynı Avni Bulduk’un nasıl şike yaptığını, maç sattığını anlatıyor. Genç oyunculara hava soğuk diye konyak vermiş, hepsini maça sarhoş çıkarmış mesela.

Efsanesi olduğu Ankaragücü’ndeki günlerini anlatırken hep bir özlem hissediyoruz. Sanki hayatta en mutlu olduğu an, Ankaragücü stadına sarı-lacivertli formayla çıktığı anmış. Daha sonra “kaptan” olarak da orada defalarca yer almış.

Futbolcuyken yapılan haksızlıkların kendisini hakem olmaya ittiğini anlatırken, bazı hakemlerin isimlerini vererek onları şike yaptığını açıklıyor: Bunlardan en çarpıcı olan ise dünya futbol tarihinde ilk kırmızı kartı gösteren Doğan Babacan. Babacan için şikeciliğin sıradanlaştığını tanıklıklarla aktarırken İhsan Türe, Serdar Çakman, Mutlu Çelik ve Muzaffer Sarvan’ın da adını anıyor. MHK Başkanı Bülent Yavuz da TFF Başkanı Haluk Ulusoy’un karşısında topuk selamı çakıyormuş.

Serdar Çakman, kitabın toplatılması için dava açacağını ifade etti. Erman Toroğlu’nun kendisi için bu minvalde daha önce de yazdığını ama ertesi gün ona Hürriyet’teki köşesinden “ispatlayamazsan şerefsizsin!” dediğini, Toroğlu’nun da ispatlayamadığını, bu yazışmaların da Hürriyet ve Sabah’ın arşivinde bulunabileceğini söyledi. “O gün söylediğim için şimdi yinelememde hiçbir sorun yok: Erman Toroğlu, sen şerefsizin önde gidenisin. Ölmüş insanları karalayan, iftira eden bir yalancısın.” Serdar Çakman, ilk kez bu kitap vesilesiyle “senelik şike” diye bir şey duyduğunu, Erman Toroğlu’nun bunu bildiğine göre belki daha önce denediğini, ayrıca FIFA hakemi olarak böyle bir şey yapmasının söz konusu dahi olmadığını söylerken Adnan Polat ile Bülent Tulun’u da şahit gösterdi.

Erman Toroğlu’nun Ankaragücü’ndeki teknik direktörü Sabri Kiraz’ı çok sevdiği anlaşılıyor. Ona karşı başlatılan isyandan da takımın golcüsü Türk futbol tarihinde önemli bir yeri olan Ali Osman Renklibay’ı sorumlu tutuyor. Ali Osman Renklibay’ı aradım. Erman Toroğlu’nun kitabının çıktığından haberi yoktu. Adının geçtiği pasajları okudum. “Erman tamamen saçmalamış” dedi. Erman Toroğlu’nun bahsettiği Malzemeci Hacı Osman, Sabri Kiraz’a karşı bir ayaklanma başlatmış ama Ali Osman Renklibay asla o ekibin içinde yer almamış. “Hayatta en sevdiğim üç-beş kişiden biriydi, ben nasıl ona karşı hareket edebilirim?” dedi Renklibay. Dolayısıyla, Toroğlu’nun kitapta bahsettiği şekilde Ankara Pub’ında oturup tartışmamışlar.

Şenol Güneş de Erman Toroğlu’ndan nasibini alanlardan. Toroğlu, Şenol Güneş’i hem iftiracılıkla hem yalancılıkla hem de teşvik primi almakla itham ediyor! Gel de sessiz kal bunca söze! Bir başka yerde de “topu koluyla önüne almadığına çocuklarının üstüne yemin eden” Tanju Çolak’ın on gün sonra tam tersini söylediğini anlatırken Faik Çetiner’i de şahit gösteriyor. Yani Tanju Çolak da hiçbir ilkesi olmayan yalancılardan biri.

Toroğlu bütün camialara karşı tavrını belli ediyor. Mesela hakemlerin kurayla belirlendiği dönemde Fenerbahçe Başkanı Metin Aşık istediği hakemi çıkarabiliyormuş kuradan. Nereden mi biliyoruz? Erman Toroğlu’na dönemin Fenerbahçe yöneticisi Hayri Yazıcı söylemiş. “Kuradan bu hafta sen çıkacaksın” demiş. Sonuçta da o çıkmış.

Erman Toroğlu, Emre Belözoğlu için de “Fethullahçı” iması yapıyor. Belözoğlu’nun 25 numaralı formayı giydiğini hatırlatan Toroğlu, “Bilmem bu forma numarası size bir şey çağrıştırıyor mu?” diye soruyor. Bağlantıyı kurmak zor değil: Fethullah Gülen, Erzurumlu. Erzurum’un plaka numarası da 25. Yani, Toroğlu’nun dediğine göre, Emre Belözoğlu aslında Pensilvanya’ya bir mesaj gönderiyormuş.

Eğer bir gazetenin spor müdürü olsaydım bir hafta boyunca buradaki iddialara yer verir, çapraz sorgulamalarla kitabı didik didik ederdim. Zira burada müthiş bir malzeme var. Erman Toroğlu açıkça anlatmaktan, Hamit Turhan olduğu gibi yazmaktan, Turkuvaz da cesurca basmaktan çekinmemiş çünkü. Oynadım, Oynattım, Oynatalım kitabı daha çok tartışma çıkarır diye düşünüyorum.

 

Numberone.com.tr

Rekor teklif

0

Londra merkezli Sotheby’s ile açık artırmaya çıkarılan Forma 24 saat içerisinde 5 milyon dolar değere ulaştı. Müzayede 5 Mayıs’ta sona erecek ve bu zamana kadar rakamın iki katına yaklaşması bekleniyor.

Maradona, İngiltere ile oynanan çeyrek final maçında iki gol atarak takımını bir üst tura taşırken, gollerden ilkini eliyle atmıştı. Bu gol, ‘Tanrının Eli’ olarak kayıtlara geçerken galibiyeti getiren vuruş ise ‘Yüzyılın Golü’ olarak tarihteki yerini almıştı. ‘Tanrı’nın Eli’ golünde istemeden topu Maradona’ya atan İngiliz orta saha oyuncusu Steve Hodge, maç bitiminde efsane oyuncudan maç sonrası formasını alarak saklamıştı. 2002’den beri Manchester’daki Ulusal Futbol Müzesi’nde sergilenen forma üzerine tartışmalar da son dönemde sıkça arttı.

KIZI: ORİJİNALİ DEĞİL

Maradona’nın kızı Dalma, açık artırmayla satılacak bu formanın gerçek olmadığını savunurken, “Steve Hodge, babamın ikinci yarıda giydiği formaya sahip olduğunu düşünüyor ancak yanılıyor. Hodge’daki forma, babamın ilk yarıda giydiği forma. Satılacak olan forma, babamın golü attığı esnada giydiği forma değil.” ifadelerini kullandı. Hodge ve müze yetkilileri ise formanın orijinal olduğunu savunuyor.

 

Numberone.com.tr