Ana Sayfa Blog Sayfa 614

81 yaşındaki efsane oyuncu, gönlünü 53 yaş genç yapımcıya kaptırdı

0

81 YAŞINDAKİ OYUNCUYA 53 YAŞ GENÇ SEVGİLİ
Beyazperdedeki uzun kariyeri boyunca birçok karaktere hayat veren Al Pacino, son günlerde özel hayatıyla gündemde. Bunun nedeni de yeni sevgilisi olduğu iddia edilen genç kadın. Page Six’in haberine göre 81 yaşındaki Pacino, kendisinden 53 yaş daha genç, 28 yaşındaki Kuveyt asıllı Amerikalı Noor Alfallah ile flört ediyor.

81 yaşındaki efsane oyuncu, gönlünü 53 yaş genç yapımcıya kaptırdı

JASON MOMOA, SOSYAL MEDYADA PAYLAŞTI
Al Pacino ile Noor Alfallah, bu hafta içinde ressam Julian Schnabel sergisinin açılışından sonra bir grup arkadaşlarıyla gittikleri yemekte bu fotoğrafı çektirdi. Grupla birlikte olan Jason Momoa’nın sosyal medyadan paylaştığı bu karede Al Pacino ile Noor Alfallah yan yana samimi bir şekilde cep telefonu kamerasına poz veriyor.

81 yaşındaki efsane oyuncu, gönlünü 53 yaş genç yapımcıya kaptırdı

ADI MICK JAGGER İLE AŞK DEDİKODUSUNA DA KARIŞTI
Al Pacino’nun flört ettiği Noor Alfallah gösteri dünyasına da bu dünyanın mensuplarını yakından takip edenlere de tanıdık gelecek bir isim. Genç kadın daha önce 78 yaşındaki müzisyen Mick Jagger, 60 yaşındaki milyarder yatırımcı Nicolas Berggruen flört etmişti. 91 yaşındaki oyuncu ve yönetmen Clint Eastwood ile romantik ilişki yaşadığı da ileri sürülen Noor Alfallah bunu ise yalanlamıştı. Genç kadın Eastwood’un bir aile dostları olduğunu savunmuştu.

81 yaşındaki efsane oyuncu, gönlünü 53 yaş genç yapımcıya kaptırdı

‘KENDİSİ DE VARLIKLI BİR AİLEDEN GELİYOR’
Al Pacino ve Noor Alfallah’a yakın kaynaklara göre ikili, pandemi sırasında flört etmeye başladı. Yine aynı kaynaklara göre Pacino ile Alfallah’ın ilişkilerinde de işler yolunda gidiyor. Genç kadının ünlü ve zengin insanlarla romantik ilişki yaşamasıyla ilgili eleştiriler hakkında da yine söz konusu kaynak “Noor kendisi de varlıklı bir aileden geliyor” diye konuştu.

Noor Alfallah, Beverly Hills’te yaşayan bir TV yapımcısı. Aynı zamanda Sony bünyesindeki Lynda Obst adlı yapım şirketinin de yöneticisi. Yüksek öğrenimini de televizyonculuk alanında yapan Alfallah, yönetmen Bennett Miller ile birçok projede birlikte çalıştı. Aslında mesleki başarılarına rağmen genellikle de ünlü kişilerle yaşadığı aşk ilişkileriyle gündeme geliyor.

81 yaşındaki efsane oyuncu, gönlünü 53 yaş genç yapımcıya kaptırdı

2020’DEN BU YANA BİRLİKTE OLDUKLARI İLERİ SÜRÜLDÜ
Noor Alfallah ile Al Pacino, iddialara göre 2020 yılından bu yana romantik bir ilişki yaşıyorlar. Page Six’in haberinde Al Pacino’nun, İsrailli oyuncu Meital Dohan ile yaşadığı ilişkiyi bitirdikten sonra Alfallah ile birlikte olmaya başladığı ayrıntısı da yer alıyor. Pacino’nun eski sevgilisi olan 42 yaşındaki Dohan, bir İsrail dergisine verdiği demeçte 28 yaşındaki Alfallah’ın Al Pacino ile birlikte olmasına şaşırdığını ifade etti. Dohan “Al Pacino bile olsa, bu kadar yaşlı bir adamla birlikte olmak zor” diye konuştu. Meital Dohan, Al Pacino ile kavgalı ayrıldıklarını ama yine de ona saygı duyduğunu sözlerine ekledi.

81 yaşındaki efsane oyuncu, gönlünü 53 yaş genç yapımcıya kaptırdı

HİÇ EVLENMEDİ AMA ÜNLÜ SEVGİLİLERİ OLDU
Al Pacino her ne kadar özel hayatını gözlerden uzak yaşamayı tercih etse de yine de merak konusu olmaktan kurtulamadı. Ünlü oyuncunun ‘gönül defterinde’ aralarında Diane Keaton, Penelope Ann Miller ve Kathleen Quinlan’ın da bulunduğu birçok ünlünün ismi yazılı. Al Pacino İsrailli oyuncu Dohan ile birlikte olmadan önce de Arjantinli yıldız Lucila Sola ile aşk yaşamıştı. Bu arada Sola’nın kızı Camilla Morrone’nin “Al Pacino’nun üvey kızı” olarak tanındığını ve son dönemde Leonardo DiCaprio ile flört ettiğini de hatırlatalım.

81 yaşındaki efsane oyuncu, gönlünü 53 yaş genç yapımcıya kaptırdı

D’ANGELO İLE BİRLİKTELİĞİNDEN İKİZLERİ VAR
Al Pacino, çeşitli birlikteliklerinden üç tane çocuk sahibi oldu. Oyuncunun, Beverly D’Angelo ile ilişkisinden 21 yaşında Olivia ve Anton James adında ikizleri bulunuyor. Jan Tarrant ile birlikteliğinden de 32 yaşında Julie adında bir kızı var.

 

Numberone.com.tr

Brooklyn Beckham’ın kayınvalidesi 2. Abdülhamid’e ait elmas gerdanlığı taktı iddiası

0
Brooklyn Beckhamın kayınvalidesi 2. Abdülhamide ait elmas gerdanlığı taktı iddiası

ANNESİ DE EN AZ GELİN KADAR DİKKAT ÇEKTİ
İngiltere ve ABD’nin kalburüstü isimlerini bir araya getiren tören, Peltz ailesinin Palm Springs’teki okyanus manzaralı, milyon dolarlık malikanesinde gerçekleşti. Gelin Nicola Anne Peltz hem güzelliğiyle hem de aylarca süren bir dizi hazırlığın ardından ünlü bir modaevi tarafından kendisi için özel olarak dikilen gelinliğiyle törenin yıldızı oldu. Fakat yemekleri ve kahvaltılarıyla iki gün süren düğünde aslında gelin Nicola Anne’den “rol çalan” bir kişi vardı.

Brooklyn Beckhamın kayınvalidesi 2. Abdülhamide ait elmas gerdanlığı taktı iddiası

GELİNİN ANNESİ DÜĞÜNÜN YILDIZLARINDAN BİRİYDİ
O da herkesin önceden tahmin ettiği gibi damat Brooklyn’in annesi Victoria Beckham değil, gelinin 67 yaşındaki annesi Claudia Heffner Peltz idi. İlerleyen yaşına rağmen hala formunda olan eski model Claudia Heffner Peltz kızının düğününde sadece genç görünümüyle değil taktığı bir takıyla gündemin ilk sırasına yerleşti.

Brooklyn Beckhamın kayınvalidesi 2. Abdülhamide ait elmas gerdanlığı taktı iddiası

DOĞUNUN YILDIZI ADINI TAŞIYOR
Dünyanın en zengin iş insanlarından biri olan Nelson Peltz’in eşi olan Claudia Peltz’in boynundaki göz kamaştıran elmas gerdanlığın bir zamanlar Osmanlı Padişahı Sultan 2. Abdülhamit’in koleksiyonunda yer aldığı ileri sürüldü. Dünyanın en pahalı elmaslarından biri olan  elmas, Star of the East (Doğunun Yıldızı) adını taşıyor. 94.80 karat olduğu belirtilen bu elmasın, bir zamanlar 2. Abdülhamid’in koleksiyonunda yer aldığı ileri sürülse de bu konuda kesin bir kaynak yok. Bu göz kamaştıran elmasın Padişah’ın elinden nasıl çıktığı da bilinmiyor.

Brooklyn Beckhamın kayınvalidesi 2. Abdülhamide ait elmas gerdanlığı taktı iddiasıBALAYINDAYKEN ELMASI SATIN ALDI

Bu iri elmas 19’uncu yüzyılda mücevherci Pierre Cartier’nin eline geçti. 1908’de Evelyn Walsh McLean, 120 bin dolara bu taşı Cartier’den satın aldı. McLean o sırada kocası Edward Beale McLean ile balayında bulunuyordu. Star of the East, 40 yıl boyunca yani ölümüne kadar McLean’in koleksiyonunda kaldı.

Brooklyn Beckhamın kayınvalidesi 2. Abdülhamide ait elmas gerdanlığı taktı iddiası

ÖLDÜĞÜ SIRADA DA BOYNUNDA OLDUĞU İLERİ SÜRÜLDÜ
Southern Inspired Dergisi’nde yer alan iddialara göre elmas, öldüğü sırada da McLean’in boynundaydı. Onun yanında da bir başka ünlü taş Hope Diamond (Umut Elması) McLean’in boynunu süslüyordu. Evelyn McLean’in ölümünden sonra hem Doğunun Elması hem de Umut Elması, Harry Winston’a satıldı. Amerikalı bir kuyumcu olan Winston daha sonra Umut Elmas’ını Smithsonian Institution’a bağışladı.

MISIR KRALI’NA SATILDI: Doğunun Elması ise Harry Winston tarafından Mısır Kralı Faruk’a satıldı. Fakat ileri sürülenlere göre Kral, bu taş için herhangi bir ödeme yapmadı. Kral Faruk’un tahtını kaybetmesinden sonra Doğunun Yıldızı, bir kez daha el değiştirdi. Mısır Hükümeti elması, Harry Winston’a geri gönderdi. O da 1978’de şirketinin 50’inci yılı kutlamaları kapsamında bu gösterişli elması New York Modern Sanat Müzesi’nde sergiledi. Daha sonra elmasın bir süre adı belirtilmeyen bir koleksiyonerin elinde kaldığı da iddialar arasında. 1984’te tekrar Harry Winston’ın eline geçen elmasın ondan sonraki yolculuğu ise net olarak belli değil.

SERÜVENİ AHMEDABAD’DA BAŞLADI
Doğunun Yıldızı elmasının “anavatanının” Hindistan’ın Ahmedabad kenti olduğu sanılıyor. O dönemde 157.25 karat olduğu belirtilen elması, 17’inci yüzyıl ortalarında Fransız mücevherci Tavernier satın aldı. Bu iri elması Tavernier, 94.78 karat olarak armut biçiminde kesti. O arada İran’a ulaşan elmasın 19’uncu yüzyılda Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid’in koleksiyonuna dahil olduğu ileri sürülüyor. Yine iddialara göre Hope Diamond da (Umut Elması) 2. Abdülhamit’in koleksiyonunda bulunuyordu. Doğunun Yıldızı adlı elmasın Peltz ailesinin eline nasıl geçtiği ise bilinmiyor. Büyük olasılıkla bir müzayededen alındığı tahmin ediliyor.

 

 

Numberone.com.tr

Titanik’te Türk dostu bir İngiliz

0
Titanikte Türk dostu bir İngiliz

Titanik, devrin en büyük yolcu gemisiydi. Kıtalararası uzun seyahatler için tasarlanmıştı. 10 Nisan 1912’de İngiltere’nin Southampton Limanı’ndan da böyle bir seyahat için ayrıldı. İlk seyahatiydi. Gemide mürettebat dahil toplam 2 bin 224 kişi vardı. Gemi New York’a doğru giderken 15 Nisan gecesi büyük bir buzdağına çarptı. Birkaç saat içinde de battı. 1514 kişi hayatını kaybetti. Gemide hiç Türk yolcu yoktu. Aslında Besim Ömer Bey adlı Türk doktor bilet almış ancak geç kaldığı için gemiyi kaçırmış ve böylece hayatı kurtulmuştu.

Titanikte Türk dostu bir İngiliz

İTALYAN ALEYHTARIYDI

Titanik’e dair dikkat çeken bir detay da Osmanlı sarayında üst düzey görev yapan Lütfi Simavi Bey’in hatıralarından çıktı. 1909-1912 arasında Sarayda ‘Başmabeyinci’ olarak görev yapan Lütfi Simavi, ‘Sarayda Gördüklerim’ adıyla kitaplaşan hatıralarını yazmıştı. Hatıralarına göre yolcular arasındaki William Thomas Stead adlı ünlü İngiliz gazeteci, o sıralarda Trablusgarb’ı işgal eden İtalyanlara karşı Osmanlı lehine lobi yapıyordu. Bu konuda İngiliz gazetelerinde çıkan yazılarını da düzenli olarak Saraya gönderiyordu.

Titanikte Türk dostu bir İngiliz

PADİŞAHLA SON GÖRÜŞME

 

Padişahın basınla ilişkilerini de yürüttüğü anlaşılan Lütfi Simavi özellikle yabancı gazetecilerin Sultan Reşat ile görüşmesine taraftar olmadığını anlatıyor. Bu nedenle üç yıllık görevi boyunca hiçbir yabancı gazeteci padişah ile görüştürülmemiş. Ancak İngiliz gazeteci Stead istisna. Simavi onun ‘Türk Dostu’ olduğunu ve Trablusgarp’ın işgaline karşı Osmanlı lehine Avrupa’da ‘lobi’ yaptığını, Sultan Mehmet Reşat ile bu yüzden birkaç kez görüştüğünü anlatıyor. William T. Stead, padişah ile son görüşmesini 15 Ekim 1911’de yapar. Görüşmeleri bir saatten fazla sürer. Padişah, İngiliz gazeteciye süslü bir sigara kutusu hediye eder. Stead iki gün sonra Londra’ya döner. 1912’nin nisan ayında Amerika’ya ilk seyahatini yaparken maalesef buz kütlelerine çarpan Titanik’te boğularak can verir.

Titanikte Türk dostu bir İngiliz

LONDRA’DAN GELEN ALTIN İŞLEMELİ KALEMLER

İngiliz gazeteci, Londra’dan Lütfi Simavi’ye yazdığı mektupta Trablusgarp’taki İtalyan işgaline karşı Osmanlı’nın hukukunu koruyan yazılar yazmaya devam edeceğini belirtir. 28 Kasım’da da Osmanlı lehine, İtalya aleyhine Daily Chronicle adlı gazetedeki yazılarını bir mektup eşlinde Lütfi Simavi’ye gönderir. Mektubunda Trablusgarp’ın işgaline karşı İngiltere’de yaptığı çalışmaları anlatır. İngiliz kamuoyunun Osmanlı’dan yana olduğunu yazar. Ayrıca Padişah’a ve Lütfi Simavi’ye ‘son sistem’ kalemlerden gönderdiğini de mektubuna ekler. Lütfi Simavi daha sonra yaşananları hatıratının ‘Buz Kütleleri İçinde Ölen Bir Türk Dostu’ başlıklı bölümünde şöyle anlatıyor: “Bir müddet sonra vaat edilen kalemler altınla işlenmiş ve üzerlerinde isimlerimiz yazılı olduğu halde geldi. Ne yazık ki Türkiye’nin hakiki bir dostu olan Mister William Thomas Stead 1912 nisan ayında Amerika’ya ilk seyahatini yaparken buz kütlelerine çarpan gayet büyük ‘Titanik’ vapurunda boğuldu.”

BRİTANYA’NIN EN ÜNLÜ GAZETECİSİ

WilliamThomas Stead, “Britanya İmparatorluğu’nun en meşhur gazetecisi” olarak biliniyordu. Politikada basının kamuoyu oluşturma gücünün farkındaydı. Titanik’e de ABD Başkanı William Taft’ın Washington’daki davetine katılmak için binmişti.

Titanikte Türk dostu bir İngiliz

SULTAN’DAN HEDİYE

Lobi faaliyetleri nedeniyle İngiliz gazeteciye özel ilgi gösteren Sultan Mehmet Reşat, son görüşmelerinde süslü bir sigara tabakası da hediye eder.

KİTAPLARA, FİLMLERE KONU OLDU

‘Batmaz gemi’ olarak lanse edilen, ancak daha ilk seyahatinin dördüncü gününde buz kütlelerine çarparak birkaç saat içinde sulara gömülen Titanik’te 1514 kişi boğularak can verdi. Talihsiz kazanın ardından Titanik bir efsane haline geldi. Hakkında kitaplar yazıldı, filmler yapıldı. En çok ilgi göreni ise Kanadalı yönetmen James Francis Cameron’ın çektiği 1997 yapımı Film oldu. Filmin başrollerini paylaşan Leonardo DiCaprio ile Kate Winslet’in güvertedeki pozu ise unutulmaz sahneler arasına yazıldı.

Titanikte Türk dostu bir İngiliz

 

 

Numberone.com.tr

Jack Dorsey’in ilk tweetine ait NFT satılamıyor

0

Malezya’da Sina Estavi 2,9 milyon dolara satın aldığı NFT’yi satmak istedi ancak kendisine bu paranın küçük bir miktarı teklif edildi.

Jack Dorsey'in ilk tweetine ait NFT satılamıyor

Twitter’ın kurucu ortağı Jack Dorsey’in ilk tweetini NFT (non-fungible token) olarak sertifikalanmış haliyle büyük bir meblağa satın alan Sina Estavi, onu satmak istediğinde hiç beklemediği kadar düşük tekliflerle karşılaştı. Bunun üzerine Estavi, “Tweeti hiç satmayabileceğini” açıkladı.

Malzeya’da yaşayan Estavi, Dorsey’in 16 yıl önce platformu kurarken attığı ilk tweetinin NFT sertifikası için açık artırmada 2,9 milyon dolar ödemişti.

Şimdi ise kendisine aynı NFT için 6 bin 200 dolar teklif edildi; bu da ödediği paranın yüzde 0,2’si kadar bir miktara denk geliyor.

Estavi ise elindeki dijital varlığı Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa’sıyla eşdeğer görüyor.

Jack Dorsey’in Mart 2006’da attığı ilk tweet “just setting up my twttr,” (şu anda twttr’ımı kuruyorum) geçen yıl yardım kuruluşlarına bağışlanmak üzere açık artırmayla satılmıştı.

Estavi de tweeti NFT formatında Mart 2021’de satın almıştı.

Uzmanlar NFT’lerle ilgili riskler konusunda sık sık uyarıda bulunuyor.

Geçen hafta Estavi, NFT’nin OpenSea isimli NFT piyasasında satılık olduğunu duyurmuştu. Satıştan elde edeceği gelirin yarısını ABD yardım kuruluşu GiveDirectly’ye bağışlayacağını açıklamış ve bu paranın 25 milyon dolar civarında olacağını tahmin ettiğini söylemişti.

Bridge Oracle isimli şirketin CEO’su olan Estavi, daha önce tweet için 10 milyon dolar teklif edildiğini iddia etmişti. Ancak Perşembe günü yapılan en yüksek teklif 6 bin 222 dolar 36 sent oldu.

Estavi, BBC’ye “Yüksek bir teklif almazsa tweet’i asla satmayabileceğini” söyledi ancak “yüksek teklifin” ne olduğu konusunda detaylı bilgi vermedi:

“Geçen yıl bu NFT’ye para ödediğimde çok az insan onun ne olduğunu biliyordu. Ben şimdi bu NFT’nin, dijital dünyanın Mona Lisa’sı olduğunu söylüyorum. Bundan sadece bir tane var ve asla aynısı gelmeyecek.”

“Yıllar sonra insanlar bu NFT’nin değerini anlayacak, bunu aklınızda tutun. Bunun değeri bence tahmin edebileceğinizden çok daha yüksek ve satın almak isteyen kişi buna değmeli” diyen Estavi, yüksek teklif gelse de bu NFT’yi herkese satmayacağını da sözlerine ekledi.

Estavi, NFT’yi “Elon Musk gibi birinin hak edeceğini” söylüyor.

 

Numberone.com.tr

Türkiye yavaş yavaş yolunu buluyor

0

Amerikan Alman Marshall Fonu, Türkiye’nin 27 bölgesinde 2 Mart – 26 Mart 2022 tarihleri arasında 2180 katılımcı ile yüz yüze yapılan anket çalışmasının sonuçları kamuoyu ile paylaştı. Ankete katılanların tercihleri ise dikkat çekti. Birçok konunun sorulduğu anket çalışmasında, özellikle gençlerin Avrupa Birliği’ni istediği gün yüzüne çıktı. 18 – 24 yaş arasının tercihi Avrupa Birliği oldu.

Rusya – Ukrayna savaşının da konu olduğu ankette, katılanların neredeyse dörtte biri uluslararası konularda Türkiye’nin yalnız hareket etmesi gerektiği yönünde görüş beyan etti. Gazeteci yazar Ertuğrul Özkök de Number1 FM ve Number1 Türk FM‘deki ‘Ertuğrul Özkök ile Günün Yorumu’ isimli sesli köşesinde bu konu hakkında konuştu.

Özkök, “Z kuşağına baktığımız zaman birinci sırada yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var. İslam Kuruluş Teşkilatı ise en son sırada yer alıyor. Evet, Türkiye yavaş yavaş istikametini yolunu buluyor” dedi.

Ertuğrul Özkök sesli köşesinde şu ifadelere yer verdi:

“Hiç şu soruyu sormak aklımıza geldi mi? ‘Biz Türkler hangi kurumlara daha çok güveniriz?’ Batılı Avrupalı kurumlara mı yoksa İslami kurumlara mı? Bunun cevabı dün itibariyle verildi. Marshall fonu yaptığı bir araştırmada elde ettiği sonuçları dün açıkladı. Buna göre; özellikle Ukrayna ve Rusya arasındaki savaştan sonra Türkiye’nin batıya doğru bakışı çok daha olumlu bir noktaya gitmeye başladı. Şöyle bir soru vardı: Bugün Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği için referandum yapılsa ne oyu kullanırsınız? Türklerin yüzde 59’u yani 60’a yakını ‘evet’ oyu kullanırım diyor ama daha ilginci Z kuşağının cevabı 18-24 yaş arasındaki gençlerin verdiği cevapların yüzde 74’ü ‘evet’ yani yüzde 74’ü ‘Ben Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam üye olmasını istiyorum.’ diyor. Daha enteresan soruya gelelim şimdi, hangi kurumlara daha çok güvenirsiniz? Yüzde 45 ile birinci sırada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var, hani şu kararlarına uymadığımız mahkeme. İkinci sırada Uluslararası Adalet Divanı, üçüncü sırada Avrupa Birliği var. İslam Kuruluş Teşkilatı dördüncü sırada geliyor. Yine Z kuşağına baktığımız zaman birinci sırada yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var. İslam Kuruluş Teşkilatı ise en son sırada yer alıyor. Evet, Türkiye yavaş yavaş istikametini yolunu buluyor. Suriye olayı, Rusya olayı bize Ortadoğu’nun ve yakın komşularımızın ne olduğunu ve ait olduğumuz gerçek demokrasi coğrafyasının neresi olduğunu gösteriyor.”

Numberone.com.tr

Filip Kostic, Barcelona’da iki yarıda da gol atarken, Frankfurt yarı finale yükseldi.

0

Eintracht Frankfurt, West Ham’a karşı Avrupa Ligi yarı finalini kurmak için Nou Camp’ta dramatik bir zaferle Barcelona’yı hayrete düşürdü.Frankfurt

İlk ayağı 1-1 bitirdikten sonra, Alman tarafı ikinci maçı 3-0 önde yakaladı ve Barcelona’nın iki geç golü öncesinde kontrolü eline aldı.

Filip Kostic’in penaltısı ve Rafael Borre’nin muhteşem vuruşu, aradan sonra Kostic için bir başkası izledi.

Ancak Sergio Busquets’in çabası ve Memphis Depay’in penaltısı gergin bir bitiş sağladı.

Frankfurt defans oyuncusu Evan Ndicka, VAR arızasının ardından eklenen dokuz dakika ile Luuk de Jong’a nokta vuruşu için yumuşak faul gibi görünen bir şey için ikinci bir sarı kart için gönderildi.

Ancak Bundesliga’da dokuzuncu sırada yer alan ve bu yarışmayı 1980’de önceki kılığında kazanan Frankfurt, neredeyse 30.000 seyahat taraftarının sevincine unutulmaz bir zafer kazandı.

Maçtan sonra, Barcelona menajeri Xavi, çok sayıda deplasman taraftarının stadyuma girebildiği gerçeğini eleştirdi.

Barcelona başkanı Joan Laporta, kulübünün televizyon kanalına şunları söyledi: “Açıkçası olanlar beni utandırıyor ve utandırıyor. Bizimkilerden çok değil, diğer takımın taraftarı çoktu.

“Olanlar için çok üzgünüm.

“Kaçınabileceğimiz belirli durumlar ama şu andan itibaren çok daha katı olmamız gerekecek. Bu durumların olmasına izin veremeyiz.”

Xavi’nin menajer olarak gelmesinden bu yana mükemmel bir performans sergileyen Barcelona, ​​Bundesliga takımının klinik kontra ataklarıyla nasıl başa çıkacağını bilmiyordu ve Frankfurt daha fazlasını alabilirdi.

Xavi, takımının 15 maçlık yenilmezlik serisini sona erdirdiği için taraftarlarla ilgili durumu “yanlış hesap” olarak nitelendirdi.

Barcelona patronu, “Oyunculara önemli olanın sahada ne olduğu olduğunu söylemeye çalıştım, ancak mantıksal olarak bu bizi etkileyebilirdi. Bu çok açık” dedi.

“Oyuna odaklanmaya çalıştık ve iyi olmadık. Bunun şu ya da bu şekilde alakası yok. Bu bir mazeret değil.

“Bize yardımcı olmadı, ancak sahada iyi olmadık ve rekabet etmedik.”

Frankfurt’tan Kostic, Eric Garcia’nın yaptığı faulün ardından ilk puanı aldı, ancak maçın golü, uzaktan ağın çatısına bir vuruş yapan Borre’den geldi.

Ev sahibi takımın kendi pozisyonları vardı ve Pierre-Emerick Aubameyang ilk yarıda öne geçti ve ikinci yarıda Ousmane Dembele’nin alçak ortasıyla bağlantı kuramadı.

Busquets, iyi bir golle dramatik bir bitişe yol açmadan önce ek süre içinde ofsayt için bir ilk çabanın ekarte edildiğini gördü, ancak Depay’in cezası çizgiyi aştığında ev sahibi takımın zamanı tükendi.

Bu, Frankfurt’un David Moyes’in Hammers’ına karşı yarı finali sabırsızlıkla bekleyebileceği anlamına geliyor.

 

Numberone.com.tr

Elon Musk, Twitter için devralma teklifinin başarılı olacağından emin değil

0
Elon Musk, Austin, Teksas’taki Tesla gigafactory’nin açılış partisindeTesla patronu Elon Musk, Austin, Teksas'taki Tesla Giga Texas üretim açılış partisinde.

Tesla patronu Elon Musk, sosyal medya şirketi Twitter için yaptığı devralma teklifinin başarılı olacağından “emin olmadığını” itiraf etti.

Yorumları, şirketi hisse başına 54.20 dolara satın almayı teklif ettiğini ve firmayı 41 milyar dolar değerinde olduğunu açıkladıktan birkaç saat sonra bir konferansta yaptı.

Yine Perşembe günü, Twitter CEO’su çalışanlara şirketin yaklaşımı değerlendirdiğini söyledi.

Parag Agrawal’ın ayrıca personel toplantısında şirketin teklif tarafından “rehin alınmadığını” söylediği bildirildi.

Vancouver’daki TED2022 konferansında konuşan Bay Musk, “Onu gerçekten elde edebileceğimden emin değilim” dedi.

Twitter için teklifi reddedilirse bir “B Planı” olduğunu ekledi, ancak bunun ne anlama gelebileceğine dair daha fazla ayrıntı vermedi.

Bay Musk, etkinlikte Twitter’ın daha açık ve şeffaf olması gerektiğini de söyledi. İfade özgürlüğü için kapsayıcı bir arena olmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Perşembe günü, Twitter’da sahip olmadığı tüm hisseleri satın alma teklifini açıkladı.

ABD’li düzenleyicilere yapılan resmi bir başvuruda Musk, şirketin “olağanüstü potansiyelini” “açığa çıkarmak” için doğru kişi olduğunu ve teklifinin kabul edilmemesi halinde “hissedar olarak konumumu yeniden gözden geçirmem gerektiğini” söyledi.

Ayrıca, Twitter yönetim kurulu teklifi reddetmeyi seçerse, “bu teklifi hissedarların oylamasına sunmamanın kesinlikle savunulamaz” olacağını söyledi.

Suudi Arabistan Prensi Alwaleed bin Talal, tweet atarak teklifi reddetti: “Elon Musk tarafından önerilen teklifin, büyüme beklentileri göz önüne alındığında Twitter’ın gerçek değerine yaklaştığına inanmıyorum.”

Milyarder, yatırım şirketi Kingdom Holding Company aracılığıyla Twitter’da hissesi olduğunu iddia etti. Ancak Musk, Prens Alwaleed’in şirketinin kaç Twitter paylaşımına sahip olduğunu sorduğunda hemen yanıtladı ve ekledi: “Krallığın gazetecilerin ifade özgürlüğü konusundaki görüşleri nelerdir?”

BBC, harici sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.Twitter’da orijinal tweet’i görüntüle

Twitter, teklifi aldığını doğruladı, ancak yönetim kurulunun, hisselerine geçen yaz ulaştıkları 70 doların çok altında değer veren “istenmeyen, bağlayıcı olmayan” teklifi yine de gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.

Bay Musk zaten sosyal medya platformunun %9’undan fazlasına sahip, ancak artık en büyük hissedarı değil.

Varlık yönetim şirketi Vanguard Group , 8 Nisan’da fonlarının %10,3’lük bir hisseye sahip olduğunu açıkladı ve onu en tepeden vurdu.

Twitter, devralma teklifini kabul etmekten başka, Elon Musk’ın şirketi satın alma girişimini açıklamasından bu yana kamuoyu önünde oldukça sessiz kaldı.

Ancak, soruların şirketin CEO’su Parag Agrawal’a yöneltildiği “herkesin” toplantısının ayrıntıları ortaya çıktı.

Ayrıntılar, Twitter yönetiminin teklif hakkında ne düşündüğüne dair bir öneriden başka bir şey vermiyor. Bay Agrawal’ın ayrıntılar hakkında konuşamayacağını, ancak şirketin “rehin tutulmadığını” söylediği bildirildi.

Bana toplantının çalışanlara daha fazla bilgi vermek için tasarlandığı söylendi. Ancak bir Twitter çalışanı, toplantıdan daha şaşkın ayrıldıklarını söyledi. “Açıklık hissi bırakmadım” dediler.

Çalışan, bundan sonra ne olabileceği konusunda karanlıkta olduklarını söyledi. “Twitter’daki halk kadar bildiğimi söyleyebilirim” dediler.

Twitter yönetim kurulu sadece teklifi tartmakla kalmıyor, aynı zamanda Elon Musk’ın küçümsenmesi durumunda verebileceği zararı da değerlendiriyor. Görünüşe göre Twitter teklifini reddederse bir B Planı var.

Twitter on milyarlarca dolar değerinde olabilir, ancak değeri 200 milyar dolardan fazla olan Elon Musk ile karşılaştırıldığında hiçbir şey değil. Ve bu tür bir zenginlik onu tehlikeli bir düşman yapar.

 

Numberone.com.tr

Depp ve Heard evliliği ‘karşılıklı istismar’ ile sona erdi

0
Johnny Depp ve Amber Heard’ın eski çift terapisti, çiftin fırtınalı evliliklerinin son aylarında “karşılıklı taciz” yaptığını söyledi.Virginia mahkemesinde Amber Heard

Dr Laurel Anderson Virginia’daki 50 milyon dolarlık (38 milyon sterlin) hakaret davasının üçüncü gününde jüri üyelerinin karşına çıktı

Depp, eski karısına, kendisini aile içi şiddet mağduru olarak tanımladığı bir hikaye yazdığı için dava açtı. Ünlü aktör her türlü taciz iddiasını reddetti.

Amber Heard ise, 100 milyon dolarlık bir karşı dava açtı.

Şubat ayında kaydedilen ve Perşembe günü jüri için alınan ifadede, Bayan Anderson, ünlü çifti Ekim ve Aralık 2015 arasında birkaç terapi seansı için gördüğünü söyledi. Bayan Heard, sadece 15 aylık evlilikten sonra Mayıs 2016’da boşanma davası açtı.

Psikoterapist, Bay Depp ve Bayan Heard arasında, her ikisinin de tartışmalar arasında seansları terk etmekle tehdit ettiği uçucu bir dinamik tanımladı.

Bayan Anderson, Bay Depp’in bulunmadığı oturumlarda, Bayan Heard’ın o zamanki kocasının ellerinde fiziksel saldırı olduğunu bildirdiğini söyledi. Bayan Heard bir keresinde yüzünde birkaç küçük morlukla ofisine geldi, ifade verdi.

Bayan Anderson, Bayan Heard’ın Bay Depp’in ayrılmasını önlemek için birden fazla kez şiddetli etkileşimler başlattığını söyledi.

Bayan Anderson jüri üyelerine “Saygısız olduğunu hissettiyse, kavga başlatmak onun için bir gurur kaynağıydı” dedi. “Dövüşten sakinleşmesi için onu terk edecek olsaydı, onu orada tutmak için ona vururdu, gitmesine izin vermektense bir kavgada olmayı tercih ederdi.”

Bayan Anderson, terapi seansları sırasında Bay Depp’in sık sık Bayan Heard tarafından sözünün kesildiğini söyledi.

Klinik psikolog, “Bayan Heard’ın kırıcı bir konuşma tarzı vardı” dedi. “Çok heyecanlıydı. Aynı hızda konuşmakta zorlanıyordu. Çok fazla kesildi.”

Bayan Anderson, hem Bayan Heard hem de Bay Depp’in aile içi şiddet geçmişine tanıklık etti. Bayan Heard’ın babası tarafından dövüldüğünü ve Bay Depp’in annesi tarafından dövüldüğünü söyledi.

Bayan Anderson, Bay Depp’in Bayan Heard ile tanışmadan önce onlarca yıldır “iyi kontrol edildiğini” ve eski partnerleriyle şiddete başvurmadığını söyledi. “Bayan Heard ile tetiklendi. Karşılıklı taciz olarak gördüğüm şeyi yaptılar.”

Duruşmada söz konusu olan, Bayan Heard’ın Washington Post’ta 2018’de yayınlanan ve kendisini “aile içi istismarı temsil eden bir halk figürü” olarak tanımlayan makalesidir. Bay Depp, adından söz etmeyen makalenin karalayıcı olduğunu ve kariyerini rayından çıkardığını söylüyor.

Jüri üyelerine şimdiye kadar Depp ve Heard’in ilişkisinin düello hesapları sunuldu.

Bayan Heard’ın ekibi, Bay Depp’i uyuşturucu ve alkol alemlerine eğilimli fiziksel ve cinsel istismarcı bir ortak olarak tasvir etti.

Bay Depp’in ekibi, Bayan Heard’ın aile içi şiddet iddialarını bir “aldatmaca” ve itibarını mahvetmeye yönelik hesaplanmış bir strateji olarak sundu.

Yine Perşembe günü, Bayan Heard’ın eski bir kişisel asistanı olan Kate James, o zamanki patronundan maaş artışı istediğinde iddia edilenler hakkında ifade verdi.

Bayan James şunları söyledi: “O [Bayan Heard] sandalyesinden fırladı, yüzünü yüzümden yaklaşık dört santim uzağa koydu. Yüzüme tükürdü, benden istediğin maaşı istemeye nasıl cüret ettiğini söyledi. “

En az altı hafta sürmesi beklenen duruşma canlı olarak yayınlanacak ve aralarında James Franco, Paul Bettany ve Elon Musk’ın da bulunduğu bir dizi yüksek profilli tanık yer alacak.

 

Numberone.com.tr

Paul Pogba’nın maaşı takımı karıştırdı

0
Manchester United’la yeni sözleşme imzalaması beklenen Paul Pogba’nın kazanacağı yeni maaş takım içi huzursuzluğa yol açtı.
Paul Pogba'nın maaşı takımı karıştırdı

Mancshester United, takımda kalmasını istediği Fransız yıldız Paul Pogba’ya servet ödemeye hazır.

Pogba’yla sözleşme imzalamak için önümüzdeki günlerde masaya oturması beklenen United, oyuncuya haftalık 500.000 bin Sterlin önerecek.

İngiliz basınından Mirror’un haberine göre, Pogba’nın kazanacağı bu maaş takım içerisinde şimdiden huzursuzluğa yol açmış durumda.

Takım arkadaşları, Paul Pogba’nın düşük performansı ve geçtiğimiz günlerde kulübü eleştirerek ayrılmaktan bahsetmesinin ardından ona United’da en yüksek maaaşı kazandıracak yeni bir sözleşmenin teklif edilmesinden ötürü rahatsızlığını dile getirdi.

 

Numberone.com.tr

Serel Yereli Sanat Günü’nde çıkacak

0
Serel Yereli’nin, yeni tekli çalışması ‘None of The Above’, yarın tüm dijital platformlarda yayınlanacak.
Sanat Günü’nde çıkacak

Şarkıcı, yapımcılığını Believe, DMC ve Moko Yapım’ın üstlendiği eser için, “Hayatımda sanatsız olmak nedir, bilmeyen bir insanım. Onun için bu parçamı 15 Nisan Dünya Sanat Günü’nde çıkarmak istedim. Tüm sanatseverlerin Dünya Sanat Günü’nü kutlarım” dedi.

 

Numberone.com.tr

Adnan Polat, Macaristan’da Yakovalı Hasan Paşa Camii’nin Yeni Sergisinin Açılışını Yaptı

0

Gül Baba Türbesi Mirasını Koruma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Adnan Polat; Macaristan’da NÖF Ulusal Mirası Koruma ve Geliştirme Kâr Amacı Gütmeyen Ltd. Şti. tarafından hayata geçirilen “Pécs Şehrindeki Yakovalı Hasan Paşa Camii’nin Turistik Amaçlı Geliştirilmesi” başlıklı projenin yeni sergisinin açılışını yaptı.

Adnan Polat, Macaristan’da Yakovalı Hasan Paşa Camii’nin Yeni Sergisinin Açılışını Yaptı

Gül Baba Türbesi Mirasını Koruma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Adnan Polat; Macaristan’da NÖF Ulusal Mirası Koruma ve Geliştirme Kâr Amacı Gütmeyen Ltd. Şti. tarafından hayata geçirilen “Pécs Şehrindeki Yakovalı Hasan Paşa Camii’nin Turistik Amaçlı Geliştirilmesi” başlıklı projenin yeni sergisinin açılışını yaptı. 4 Nisan’da yapılan sergi açılışında Polat’a; Başbakanlık Mimarlık, İnşaat ve Kültürel Mirasın Korunmasından Sorumlu Müsteşar Zsolt Füleky ve NÖF Ulusal Mirası Koruma ve Geliştirme Kâr Amacı Gütmeyen Ltd. Şti. Genel Müdürü Tamás Glázer eşlik etti.

Sergi; 1526 ve 1543 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde olan ve 1686 yılında Osmanlı hakimiyetinden çıkan Pecs şehri ve Türk – Macar Kültürel ilişkileri açısından önemli eserlere ev sahipli yapan 3 salondan oluşuyor. Ziyaretçileri girişte, Türk Seyyah Evliya Çelebi’nin 1663 yazında Pecs’e gerçekleştirdiği ziyaretin anısına bir İslam bahçesi ve bir diyorama karşılıyor. Bu mekânda; Pécs şehrindeki, dönemin dervişlerini anlatan kısa bir film, diyoramada ise onlara ait kıyafetler ve müzik aletleri sergileniyor.

İkinci tematik ünite, Türk-Macar kültürel ilişkilerini ele alıyor. Türk-Macar müzik işbirliği, İznik seramiklerinin Pécs’teki Zsolnay porselenlerine etkisi, Macar kahve kültürünün Türk kökenleri, Macar nakışı ve Ormánság bölgesindeki Kalvinist kiliselerinin tavan süsleri üzerindeki Türk motifleriyle kültürel ilişkilerin çeşitliliğini ve zenginliğini gösteriliyor.

Ayrıca Kossuth, Liszt, Macar Mirası ve Prima Ödülleri ile Macaristan Cumhuriyeti Altın Liyakat Ödülü’ne layık görülen müzisyen ve restoratör Tamás Kobzos Kis’i de anan sergide; “Duyular Salonu” tüm duyulara hitap ederek ziyaretçilere görerek, işiterek, tadarak ve dokunarak 16-17. yüzyıl Osmanlı dönemi yaşamıyla temas deneyimi sunuyor.

Caminin girişine doğru ilerlerken, koridorun sol tarafında yer alan bir zaman çizelgesi, Pécs şehrinin 16-17. yüzyıllardaki tarihinin önemli olaylarını gösteriyor. Ayrıca dokunmatik ekran ve diğer görsel materyaller aracılığıyla bilgi sağlayan sergide; şehrin Osmanlı anıtları harita üzerinde sunulurken, çağdaş tasvirler bir monitörden takip edilebiliyor ve aynı zamanda müze pedagojik görevleri de burada yerine getiriliyor.

Geliştirilme Projesinin Tanıtımı

Yakovalı Hasan Paşa Camii, Macaristan’da sadece Pécs şehrine yerleşen semazen Mevlevî dervişlerinin merkeziydi. Caminin sofasında yenilenen sergi, NÖF Ulusal Mirası Koruma ve Geliştirme Kâr Amacı Gütmeyen Ltd. Şti., Gül Baba Türbesi Mirasını Koruma Vakfı ile Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığı işbirliğinde gerçekleştirildi.

Daimi sergi, UNESCO Dünya Miras listesinde yer alan Mevlevî derviş kültürünü, Osmanlı hakimiyeti altındaki Pécs şehrinin Türk mimari anıtlarını ve eski “Gizemli Şark”ın günümüzün uygulamalı sanat, müzik ve kültürüne etkisini sunmaktadır.

Yakovalı Hasan Paşa Camii’nin Tarihçesi

Macaristan’ın güneyinde yer alan Pecs şehri 1526’dan itibaren Osmanlı hakimiyeti altında olan ve 1543 yılındaki seferin ardından Osmanlıların yerleştiği bir bölgedir. Şehir, Buda’nın Macarlar tarafından yeniden geri alındığı 1686 yılında Osmanlı hakimiyetinden çıkmıştır. Bu yüzden günümüzde Pécs şehri Osmanlı Dönemi’ne ait anıtlar açısından en zengin Macar şehridir.

Osmanlılar, hakimiyetleri altındaki topraklarda askeri koruma sağlamanın yanı sıra, mektepler, hamamlar, çeşmeler, tekkeler, mescitler ve camiler inşa ederek Müslümanların günlük yaşamının çerçevesini de oluşturmuşlardır.

Yakovalı Hasan Paşa Vakfı, Szigeti Kapısı önünde, şehir surlarının dışında Pécs şehrinde bir külliye oluşturmuştur. Külliye, cami ve Mevlevî Tekkesi’nin yanı sıra bir medrese ve yolcularla yoksullara yemek dağıtılan bir imarethaneden oluşuyordu. Vakfın bünyesinde bir bahçe ve bir kabristan da yer alıyordu. Bu külliye, şehrin batı kesiminde yer alan Sziget varoşunun Müslüman merkezini oluşturuyordu. Külliye kapsamında inşa edilen yapıların çoğu artık neredeyse herhangi bir iz bırakmadan ortadan kaybolmuş olsa da cami, birçok savaştan etkilenmeden ayakta kaldı ve daha sonra Baranya İli Hastanesi’nin şapeli olarak işlev gördü.

Harap olmuş sofasına rağmen, Osmanlı hakimiyeti döneminden revakı ve minaresi ile birlikte günümüze kadar ulaşan Macaristan’daki tek camidir. Bazı iç duvar yüzeylerindeki süslemelerin tarihe meydan okurcasına sağlam kalması, İstanbul’dan bile 18. yüzyıl araştırmacılarını kendisine çekmiştir.

Taş ve kısmen tuğladan inşa edilen, temel planı kare olan, kubbesi sekiz köşeli bir kaideye oturan cami, dönemin Osmanlı mimarisinin karakteristik bir yapısıdır. Minaresi kuzeybatı köşesinde yapıya ilave edilmiştir. Cephelerinin birinci katında, eşek sırtı biçimindeki kemerleri aynalı, taş çerçeveli pencereler yer almaktadır; zemin katta, bir zamanlar alçı çerçeveli olan, günümüzde ise betondan yapılmış pencerelerin dışında, demir parmaklıklar da yer almaktadır.

Son araştırmalara göre kuzeybatı tarafında kiremit çatılı bir sofa yer almaktaydı; bu görüş, hiçbir sütun kalıntısının bulunmadığı gerçeğiyle doğrulanmaktadır.

Minare kuzeybatı köşesinde cami girişinin sağında basamaklı bir kaide üzerinde durmaktadır. On iki köşeli minare gövdesi, 19. yüzyıldan kalma bir minare başlığı ve demir (aslen taş) korkuluklu bir şerefe ile bölünmüştür. Camiden şerefeye çıkılan sarmal merdivenin girişi, eski koronun bulunduğu yerden açılır ve çıkışı güneydoğu yönündeki Mekke tarafına doğrudur. Camiye giriş, günümüzde koridor olan sofadan açılır.

Kapısının oymalı taş çerçevesi ve mukarnas süslemesi Macar anıtlar arasında benzersizdir.

Anıtın restorasyonu ve Türk anıtına ait detayların kazısı, eski hastane şapelinin kamulaştırılmasının ardından, caminin günümüzdeki hâlini aldığı 1955 ve 1961 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Türk Devleti, anıtın açılışını 17. yüzyıla ait iç dekorasyon ile desteklemiştir.

Cami’nin Diğer Özellikleri

Girişin karşısındaki güneydoğu tarafına dönük mihrâb hücresi, Mekke yönünü belirten kıbleyi işaret etmektedir. Kıble eksenini gösteren mihrâbın alt kısmı onikigen planlı olup niş ise yedi kenardan oluşmaktadır. Mihrâb, eski çerçevesi kısmen yenilenmiş olan zengin ve kısmen takviyeli mukarnas kemerle süslenmiştir. Mihrâbın ortasında; bilinmeyen, muhtemelen seçkin bir şahsiyetin el yazısının boyanmış bir kalıntısı vardır. Mihrâbın her iki tarafı şamdanlarla süslenmiştir. Mihrâbın sağ tarafında ise 16. yüzyıldan kalma asıl minberin yerinde, zengin oymalı ahşap bir minber durmaktadır. Mihrâbın sol tarafında, zemini halılarla kaplı bir rahle yer almaktadır. Girişin iki yanında, kadınlara tahsis edilmiş kadınlar mahfili yer almaktadır. Duvarlardaki boyalı geometrik ve kıvrımlı motiflerin yanı sıra, çerçeveli kartuşlarda asıl boyalı Kur’an ayetleri yer almaktadır. Duvardaki, siyah üzerine yaldızlı ve beyaz çini levhalarda Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in isimleri okunmaktadır.

Osmanlı döneminde caminin etrafında, mezar taşlarının 18. yüzyılın başlarında Cizvitlerin yakınlardaki inşaatlarına taşındığı bir kabristan da bulunmaktaydı. Avluyu çevreleyen yamaçta müzeye ait eski Türk mezar taşları ve parçaları görülebilmektedir.

 

Numberone.com.tr

İyi de konuyu komplo teorilerine açan sizsiniz

0

Türk vatandaşlığına başvuruda şartlar değişti. Vatandaşlık başvurusunda alınacak gayrimenkulün değeri yükseltildi. 250 bin dolar olan başvuru şartı 400 bin dolara çıkartıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise son yıllarda “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına son yıllarda kaç göçmen kabul edilmiştir?” sorusunu gündemden düşürmedi. Yetkililer tarafından bir türlü cevabı verilmeyen bu soru gazeteci yazar Ertuğrul Özkök’ün sesli köşesinde de yerini aldı.

Number1 FM ve Number1 Türk FM‘deki ‘Ertuğrul Özkök ile Günün Yorumu’ isimli sesli köşesinde konuşan Özkök, “Bu kadar temel bir bilgi konusunda iktidar niye bu kadar ketum davranıyor? Ben anlamış değilim. Bunun saklanacak bir tarafı var mı? Eğer saklanıyorsa o zaman ortada dolaşan birtakım yorumlara, komplo teorilerine açık bir hale getiriyorsunuz demektir.” dedi.

Bu konuya ilişkin bilgi edinmenin vatandaşın en doğal hakkı olduğunu söyleyen Özkök, vatandaşa, bu soruyu sormaya devam etmelerini tavsiye etti.

Ertuğrul Özkök sesli köşesinde şu ifadelere yer verdi:

“Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP yöneticileri bir süredir durmadan bir soru soruyorlar. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına son yıllarda kaç göçmen kabul edilmiştir? Nedense bu sorunun cevabı bir türlü gelmiyor. Geçen gün vatandaşlık hakkı verme bedelinin 250 bin dolardan 400 bin dolara çıkarıldığı gün bu soru yine soruldu ama kesin cevabı yine gelmedi. Şimdi bütün dünyada demokrasilerde kendine demokrasi diyen ülkelerde vatandaşların bilgi edinme hakkı diye bir şeyleri vardır. Türkiye’de de var bu ve üstelik kanunla garanti altına alınmış bir haktır bu. Yani bu bir vatandaşın öğrenmek isteyeceği en temel sorulardan bir tanesidir.

Hepimiz cebimizde bir Türkiye Cumhuriyeti kimliği, kartı taşıyoruz ve vatandaşlık numaramız var. Bizim gibi gelen göçmenlerden kaçı vatandaşlığa kabul edilmiştir? Bu kadar temel bir bilgi konusunda iktidar niye bu kadar ketum davranıyor? Ben anlamış değilim. Bunun saklanacak bir tarafı var mı? Eğer saklanıyorsa o zaman ortada dolaşan birtakım yorumlara, komplo teorilerine açık bir hale getiriyorsunuz demektir. O nedenle ben de CHP’li yöneticiler gibi bir vatandaş olarak şunu soruyorum: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına son 3-4 yılda kaç kişi kabul edilmiştir? Evet, bunu bilmek hepimizin en doğal hakkıdır. Sizlere tavsiyem siz de bu soruyu sormaya devam edin.”

Numberone.com.tr

Banyoda evlenme teklifi aldı

0
Cuma günü aktör Ben Affleck ile 20 yıl aradan sonra tekrar nişanlandıklarını açıklayan Jennifer Lopez, kendi internet sitesinde kaleme aldığı yazıda köpük banyosundayken evlenme teklifi aldığını söyledi.
Banyoda evlenme teklifi aldı

Dünyadaki en sevdiği yer olan köpüklü bir küvette evlenme teklifi aldığını belirten Lopez, “Hiç de süslü bir şey değildi, ama hayal edebileceğim en romantik şeydi. Güzel aşkım dizlerinin üzerine çöktü ve evlenme teklif etti. Tamamen hazırlıksız yakalandım ve gözlerinin içine bakıp aynı anda hem ağlayarak hem de gülerek, 20 yıl sonra bunun tekrar yaşandığı gerçeğini kafamdan atmaya çalıştım” ifadesini kullandı. Ayrıca Lopez, Affleck’in verdiği 3 milyon dolarlık yeşil taşlı yüzüğün fotoğrafını da paylaştı. Lopez yüzük için “Yeşil, her zaman benim uğurlu rengimdi ve şimdi de öyle” diye yazdı.

 

 

Numberone.com.tr

Yağmur Tanrısevsin AKM’ye ismini yazdırdı

0
Yağmur Tanrısevsin’in, geçtiğimiz ekim ayında yeniden açılan AKM’nin bazı seramiklerini yaptığı öğrenildi
AKM'ye ismini yazdırdı

Yağmur Tanrısevsin’in geçtiğimiz ekim ayında açılan Atatürk Kültür Merkezi’ndeki (AKM) bazı seramikleri yaptığı ortaya çıktı. Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nden mezun olan oyuncunun, projede IMECE Sanat Galerisi Kurucusu Mina Gürsel’le çalıştığı öğrenildi.

Tanrısevsin, AKM’nin ilk mimarı Hayati Tabanlıoğlu’nun torunu Mina Hanım’la sekiz ay boyunca çalışarak, seramikleri yaptı. İkili, eserlerde eski AKM’nin mimarisinden esinlendi. İkili, çalışmalarda 20 bine yakın seramik kullandı.

 

Numberone.com.tr

Ünlü isimler Yıldız yağdı

0
Ünlü isimler, ‘Zeki Müren’de Bizi Görecek’ partisinde, Sanat Güneşi’nin eserlerini seslendirdi

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından gerçekleşen 41. İstanbul Film Festivali kapsamında ‘Zeki Müren’de Bizi Görecek’ sloganıyla Cahide Palazzo’da parti düzenlendi. Etkinlikte; Ata Demirer ‘Beklenen Şarkı’, Gonca Vuslateri ‘Sen Kimseyi Sevemezsin’ ve Demet Evgar ile Serkan Keskin ise ‘Muhtacım’ isimli eserleri seslendirdi. Danslarıyla da izleyenleri etkileyen Demirer, “Çok heyecanlıyım. Çünkü ilk ‘O Ses Türkiye’ denememdi. Böylesine büyük rakipler karşısında umarım Acun Bey’in (Ilıcalı) dikkatini çekmişimdir” esprisiyle güldürdü.

 

Numberone.com.tr

Bilim insanlarının heykelleri müzede

0
Balmumu heykel müzelerinin Türkiye’deki ilk örneği olan Eskişehir’deki Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’nde, başta Atatürk olmak üzere tarihi, kültürel karakterler ile geçmişten günümüze bilim, medya, sanat, siyaset ve spor dünyasında yer alan 200’ü aşkın ünlü ismin heykeli bulunuyor.
Bilim insanlarının heykelleri müzede

Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’nin yeni heykellerine, dünya tıp tarihine damga vuran başarılı Türk bilim insanları da eklendi. 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, giyilebilir kalp pili, akıllı yapay zekâlı ilaçlar gibi icatlarıyla tıp literatürüne adını yazdıran fizik mühendisi Dr. Canan Dağdeviren, dünyayı esir alan Kovid-19 pandemisine karşı yaptıkları aşı çalışmaları ile milyonlarca insanın hayatını kurtaran BioNTech şirketinin kurucuları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci’nin balmumu heykelleri müzede sergilenmeye başladı.

 

Numberone.com.tr

Survivor’a veda eden isim belli oldu! Ada konseyinde duygusal anlar…

0
Survivora veda eden isim belli oldu Ada konseyinde duygusal anlar...

SURVİVOR ÖDÜL OYUNUNU KİM KAZANDI?

Haftanın elemesinden önce Survivor’da ünlüler ve gönüllüler takımı ödül oyununda karşı karşıya geldi. Dört dokunulmazlıktan üçünü kaybeden ünlüler ve iyi bir istatistik yakalayan gönüllüler bu kez lüks bir villada iftar yemeği ve lunapark oyunu için yarıştı.

Ada şartlarında kritik önem taşıyan ödül oyununda her zaman olduğu gibi ilk etapta kadınlar mücadele etti. Denge ve hızın yer aldığı oyunda ünlüler takımı 8-6 galip geldi. Gecenin yıldızı olan Gizem Memiç çıktığı dört oyunun dördünü de kazandı.

İkinci tur erkekler mücadelesine sahne oldu. Nefes kesen oyunda son etapta Batuhan-Hikmet karşılaşması yaşandı. Batuhan’ın aldığı sayı ile ödül oyununu ünlüler takımı 8-4 kazandı. İki turun sonunda 2-0 oyunu kazanan ünlüler takımı böylece ödül oyunundan faydalanma şansı elde etti.

ÖNCE YEMEK SONRA LUNAPARK

Lüks villada Yemek yiyen ünlü isimler ardından lunapark ve sirke gitti. Eğlenceli anların yaşandığı gecede ünlü isimler günün sonunda ada konseyine gitti.

Dört dokunulmazlığın üçünü kaybeden ünlüler takımından Barış, Gizem ve Parviz eleme potasındaki yerini alırken gönüllüler takımından da Ayşe eleme heyecanı yaşadı.

ELENEN İSİM BELLİ OLDU

Oylama sonuçlarına göre Barış, Gizem, Ayşe ve Parviz arasından en az oyu alan yarışmacıyı Acun Ilıcalı açıkladı. Sonuçlara göre bu hafta Survivor’dan elenen yarışmacı Gizem oldu.

Survivora veda eden isim belli oldu Ada konseyinde duygusal anlar...

Son kez söz alan Gizem, “Buraya kadarmış elimden gelen bir şey yok. Daha fazla devam etmek isterdim ama sağlık olsun. Çok üzgünüm ama hakkımda hayırlısı buymuş. Yapacak bir şey yok.” dedi. Arkadaşları ile tek tek vedalaşan Gizem, Merve’ye sarıldığında gözyaşlarına boğuldu.

Acun Ilıcalı ise “Güzellik kraliçesisin burada da giderken tacını taktın. Son oyununda 4’de 4 yaptın” dedi.

HİKMET VE ADEM KARŞIYA

Erkekler mücadelesini 8-4 kazanan ünlüler oyun sonu büyük sevinç yaşadı. Rakip takımı tebrik eden Adem, Hikmet’in tepkisiyle karşılaştı. ‘Kazandığın oyunlardan sonra gelip tebrik ediyorsun’ diyen Hikmet, Adem’in tepkisini çekti. İkiliyi takım arkadaşları sakinleştirdi.

ATAKAN, NAGİHAN VE BARIŞ YÜZLEŞTİ

Uzun zamandır sakatlıkla mücadele eden Barış kazanılan ödüllerden faydalanmamak istemişti. Barış’ın bu tepkisi takım arkadaşlarının ısrarıyla son buldu. Nagihan’ın Barış’a ‘Atakan senin için ‘Barış ödüllerden faydalanmasın’ dedi.’ sözleri üç ismi karşı karşıya getirdi. Barış ve Nagihan’la yüzleşen Atakan sözlerinin çarptırıldığını söyledi. ‘Benim söylediklerimin seninle alakası yok’ diyen Atakan, ‘Burada sadece formatı anlatmakla ilgili söylediklerim var. Onun dışında ‘ben kimse yemek yemesin’ demedim’ sözleriyle kendini savundu. Üç yarışmacı aralarındaki yanlış anlaşılmayı giderdi.

 

Numberone.com.tr

Romancının gözünden Türk basın hayatı

0
Türkiye’de basın tarihi, edebiyatın tarihidir. İlk gazetecilerin önce edip sonra muharrir oldukları bilinir. 1950’lere kadar gazeteciliğin bir okulunun bulunmaması yaklaşık bir asır matbuat hayatının edebiyatçılar idaresinde şekillenmesini gerektirmiştir. Basın ve edebiyat ilişkisinin seyri Tayfun Haykır’ın Türk Romanında Basın Hayatı çalışmasıyla ayrıntılı görülebilir.
Romancının gözünden Türk basın hayatı
Türk Romanında Basın Hayatı (1872-1940), Tayfun Haykır, Gazeteciler Cemiyeti

Türk Romanında Basın Hayatı, ilk Türk romanının yayımlandığı 1872’den 1940’a kadar otuz dört romancıdan yetmiş dokuz romanı inceleyerek Türk basınının çeşitli cephelerini ortaya çıkarıyor. Ancak bu zaman aralığında konusunu doğrudan basın hayatından alan roman sayısının on olduğu tespiti okura hatırlatılıyor. Bunlar arasında Esrâr-ı Cinayat, Mai ve Siyah, Hüküm Gecesi, Teşebbüs-i Şahsî gibi okurun aşina olduğu romanlar bulunduğu gibi Dünkülerin Romanı, Giderayak ve Külhani Edipler gibi pek çoklarımızın göz ardı ettiği romanlar da yer alıyor. Konusu dolaylı olarak basın hayatına temas eden romanların sayısı ise bu hususta bir kanaat ortaya koyacak kadar çok ve çeşitli. Tayfun Haykır, bu çeşitlilik üzerinden birtakım tespitlerde bulunuyor. Sözgelimi, haber gazeteciliği yapan roman kahramanları yirmili yaşlarındayken düşünce yazıları kaleme alanlar otuzlarının ortasını geçmiş görünüyor. Yine şairler daha genç kuşaktan seçilmişken, roman ve hikâye yazarları olgun ve ciddiyeti kuşanmış bir portre çiziyor. Gazetecilikle meşgul bu kahramanların orta ve alt kesime mensup olduğu ancak kültür seviyelerinin ekonomik seviyelerinin çok üstünde bulunduğu ifade ediliyor. Hayat tarzlarının, yaşadıkları maddî imkânsızlıkların, kötü çalışma şartlarının ve uğradıkları siyasî baskıların bu kahramanların bir aile hayatı kurmasının önünde engeller teşkil ettiği de vurgulanıyor. Fakat karşı cinsle temas söz konusu olduğunda kahramanların bir yalnızlık içerisinde olmadığı ifade ediliyor. Hatta yazar kimliği taşımaları bu münasebetleri kolaylaştırıyor. Kahramanların hukuk, tıp, iktisat gibi yükseköğrenim görenleri idealist bir kişilik taşıyor ve yazarlığı bir meslek olarak seçiyor.

Tayfun Haykır, roman kişilerinin özel hayatlarında bağımlısı oldukları alışkanlıkları tek tek ele alacak kadar çalışmasını derinleştiriyor. Kahramanların çok büyük bir kısmının sigara tiryakisi olduğu görülüyor. Sigaranın zararlı olması bir yana bu alışkanlığın üretkenliği artırdığına dair romanlarda yönlendirmeler dikkat çekiyor. Bunu aynı olumlu manzara içerisinde alkol takip ediyor. Giderayak romanının kahramanı Vurgun’un alkol yüzünden sağlığının bozulması dışında bu müskirata dair olumsuz bir cümle ile karşılaşmıyoruz. Kumar, bu ikisinden daha az, uyuşturucu ise sadece bir romanda geçiyor. Tiryakiliği kahve, çay ve enfiye takip ediyor.

GAZETECİNİN MUHALİFLİĞİ

İncelenen romanlardaki yazar roman kişilerinin siyasî görüşleri tasnif edildiğinde yine bir çeşitlilikten söz edebiliyoruz. Bir kısmı II. Abdülhamid’e muhalif, milliyetçi ve İttihatçı, bir kısmı II. Meşrutiyet’ten sonra İttihat ve Terakki Fırkası’na muhalif, diğer bir kısmı ise Millî Mücadele’de padişaha, Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na karşı olup Mustafa Kemal’i destekliyor. Cumhuriyet inkılaplarını destekleyenler de bir başka grubu meydana getiriyor. Bu insanların basın dünyasında yer almalarındaki gayenin neler olduğu da Haykır’ın çalışması üzerinden görülebiliyor. Sadece yazarların değil, muhabir, mütercim hatta müvezzilerin matbuata girme arzularının başında idealizm ilk sırada geliyor. Adını ilelebet yaşatmak, şöhret olmak, para kazanmak, gazeteciliği bir yükselme aracı olarak görmek de bu gayeler arasında. Roman kahramanlarının sanatla kurdukları ilişki de bu çalışma kapsamında ele alınıyor. Sanatlar içinde edebiyat ilgisi başta geliyor. Edebiyatta eski-yeni tartışmaları göze çarpıyor. Şiir, roman, hikâye, tiyatro ve gezi yazılarına da rağbet yüksek. Resim ilgisi ve sanat dolu konuşmaların da roman sayfalarına yansıdığı görülüyor.

GAZETECİ KADIN

Kadınların basın hayatındaki varlıkları ise oldukça düşük seviyelerde. Tayfun Haykır romanlarda az sayıdaki kadının edebî faaliyetlerde bulunmakla birlikte gazetecilik yaptıklarını dile getiriyor. Akılcı oldukları, kadın kimliklerinden dolayı çeşitli zorluklarla karşılaştıkları da vurgulanıyor. Onların basını bir meslek hâline getirememelerinin sebeplerinden biri olarak erkek basın çalışanlarının birçoğunun kadın düşkünlüğü gösteriliyor. Yine de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra bazı romanlarda kadınlara yer açmak için gayret gösteren erkek roman kişilerine yer veriliyor. Kadın müstearı kullanarak kadınları teşvik etmeleri bu gayrete bir numune. Cumhuriyet’ten sonra ise kadının bir birey olarak değer görmesine dair kurgu unsurlarıyla nispeten daha çok karşılaşıyoruz.

Gazete sahipleri ekonomik durumları iyi kimseler. Yüksek kazançları sadece gazetenin çok satması ile olmuyor. Bazıları ellerindeki gücü siyasî ve ticarî ilişkilerinde kullanıyorlar. Hatta milletvekili olmak ya da bir siyasî parti üyesi bulunmak gibi özellikleri de var. Bugün teknolojik imkânlarla neredeyse kaybolmuş bir meslek olan mürettiplik romanlarda bilgi gerektiren ve herkesin yapmayı göze alamayacağı bir iş olarak anlatılıyor. Mürettipler ağır şartlarda uzun saatler çalışıyor. Sabır ve dikkat onların terk edemeyeceği iki durum. Bugün yazıişleri müdürüne karşılık gelen tahrir müdürü de gazeteye girecek yazıların konusuna, üslup ve hacmine karar veren ve bunları denetleyen kişiler olarak romanlarda görünüyor. Gazeteden en geç çıkan o. İdare müdürleri ise çalışanlar üzerindeki tutumları dolayısıyla çokça eleştirilen kişiler. Görsel malzemenin tedarikinden de ressamlar ve çinkograflar sorumlu. Çinko plakalar üzerine ressamların çizdiği resimler bu plakalar sayesinde baskıya hazır hâle geliyor. Gazete dağıtıcısı müvezziler ise daha ucuz işgücü anlamına geldiği için çocuklardan seçiliyor.

Gazete idarehanelerinde ortak yazı odaları var. Bu odaların ortasında üzeri kâğıt ve kalemle dolu bir masa görünüyor. Gazetecilerin bir kısmı bu odayı kullanırken bazıları kahvehanelerde, hatta vapur ve tren seyahatlerinde yazılarını yazıyorlar. Gazetecilerin haber toplama ve yazmak için başvurdukları çeşitli yollardan bahsediliyor. İlk yol, başka gazeteleri taramak ve diğer gazetecilerden yararlanmak. Okur mektupları da haber kaynağı. Uluslararası havadislere ulaşmak için liman ve istasyonlarda gelen yolculardan bilgi almak da o dönem gazeteciliğinin ilgi çekici yönlerinden biri. Tayfun Haykır’ın Nâzım H. Polat danışmanlığında hazırladığı doktora tezinden kitaplaşan bu eserde burada küçücük bir kısmını aktardığımız pek çok mesele ve sayısız ayrıntı bulunuyor. Kitabın daha sonra bu konularda çalışacak araştırmacılara birtakım tablolarla malzeme sunması da oldukça önemli.

Numberone.com.tr

Talisca ve Aboubakar Fenerbahçe’yi coşturacak

0

Süper Lig’de önemli işler yapan Anderson Talisca ve Vincent Aboubakar Fenerbahçe’de radara girdi. Ekonomik sorunlar yaşayan Al Nassr’da forma giyen iki eski Beşiktaşlı’nın durumu hayli yakından izleniyor.

Talisca ve Aboubakar Fenerbahçe’yi coşturacak

Yeni sezon planlamasına hız veren Fenerbahçe, Süper Lig’in yakından tanıdığı iki hücum oyuncusuna gözünü dikti. Mesut Özil, Luiz Gustavo, Jose Sosa, Tisserand başta olmak üzere pek çok önemli futbolcuyla yolları ayırmayı planlayan sarı-lacivertliler, maaş bütçesinde oluşacak boşluğu Anderson Talisca ve Vincent Aboubakar’da kullanmak istiyor. Türkiye’nin Beşiktaş’taki performanslarıyla hatırladığı iki futbolcu, halen Suudi Arabistan ekibi Al Nassr
forması giyiyor. Transfer çalışmaları başladı. Detaylar kritik…

3 MİLYON EURO ARTI İMZA PARASI

Talisca’nın ödemeleri yapıldı ve tek taraflı feshin önüne geçildi ancak Al Nassr kulübünün ekonomik sıkıntı yaşadığı biliniyor. Brezilyalı’nın menajeriyle temasa geçildi. Oyuncunun durumuyla ilgili bilgi alındı. 28 yaşındaki futbolcunun, yıllık üç milyon Euro garanti ücrete ek olarak imza parası istediği belirlendi. Fenerbahçe, gelişmeleri yakından izliyor. Suud ekibiyle temasa geçilecek. Beşiktaş da bu futbolcuyu takip ediyor.

FIRSAT TRANSFERİ OLANAĞI

Aboubakar’ın transferi biraz daha kolay gözüküyor. Al Nassr, sezon sonunda yüksek maliyeti nedeniyle Kamerunlu golcüyle yollarını ayırmayı planlıyor. Fenerbahçe, bunu fırsata çevirmek arzusunda. Yönetim, gol yollarında yıllardır süren sorunu kalıcı şekilde çözmek adına Aboubakar’ın transferine büyük önem veriyor. 30 yaşındaki golcüyle yıllık 2.5 milyon Euro maaş üzerinden üç sezonluk kontrat önerilecek.

 

Numberone.com.tr

Kâğıt’tan ‘dijital’e basın: Pera Müzesi

0
Pera Müzesi, matbaanın icadından günümüze, basının son 20 yıllık değişimini yansıtan kapsamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. “Ve Şimdi İyi Haberler” başlıklı sergide ilk bölüm kâğıdın bulunmasına atfen boş kâğıtla başlıyor. Son bölümde ise Facebook dönemi…
Kâğıt’tan ‘dijital’e basın: Pera Müzesi Ve Şimdi İyi Haberler sergisine ev sahipliği yapıyor
“Ve Şimdi İyi Haberler” sergisi

Suna ve İnanç Kıraç Vakfı Pera Müzesi “Ve Şimdi İyi Haberler” sergisiyle bahara merhaba diyor. Sergi, İsviçre’nin bilinen koleksiyonerlerinden Annette ve Peter Nobel’in 2 bin eserden oluşan Basın Sanatı koleksiyonundan derlenen en kapsamlı seçkilerden birisi. Nobel’lerin 1970’lerde toplamaya başladığı bu koleksiyon, yaklaşık 50 yıllık bir emeğin ürünü. Christoph Doswald’ın küratörlüğünü yaptığı sergi, basının ilk gününden bugüne sanatla bağını gözler önüne sererken, medya-sanat çekişmesine de şahitlik etmemizi sağlıyor. Müzenin üç katına yayılmış eserler, medya ve sanat ilişkisine farklı bir bakış sunuyor.

164 sanatçının eserlerinden oluşan “Ve Şimdi İyi Haberler”, matbaanın icadından günümüze medyanın yansıttığı meseleleri, son 20 yıl özelinde yaşanan değişimlerle aktarıyor. Gazeteyi çıkış noktası olarak belirleyen ve fotoğrafın bulunmasıyla medyanın topluma nasıl yön verdiğine ilişkin kesitler sunan sergide toplam 300 eser gösteriliyor.

İçerik üreticisine çevrildik

Türkiye’den ve dünyadan basın sanatını icra eden önemli isimler fotoğraf, resim, kolaj, yerleştirme ve video gibi eserlerini sergiliyor. 13 bölümden oluşan sergi, müzenin son katındaki “Burada Görülecek Bir Şey Yok” başlığıyla başlıyor. Bu bölümde, kağıdın bulunmasına ve boşluk korkusuna atıf yapılıyor.

“Başlangıçta Sözcük Vardı” bölümünde ise yazının temelini oluşturan harfler ele alınıyor. Buradaki birçok eser harf ve kelimelerden oluşturulmuş. Kelimeleri, fotoğrafın icadı izliyor ve haberler fotoğraflarla renkleniyor. Portrelerle başlayan bölüm, gazete okuyan insanların çeşitli fotoğraflarıyla devam ediyor. Son bölümde “Facebook’ta Nasıl İyi Görünürsünüz: Basın Sonrası Çağ” başlığında medyanın toplumu haber alan kişiden içerik üreticisine çevirmesine gönderme yapılırken, sanatın buna verdiği tepki, eserlerle anlatılıyor.

Habere ve görsele güven olmaz

Sergi küratörü Christoph Doswald koleksiyon özelinde, medyadaki değişimin sanatı etkilemesini şöyle anlatıyor: “Sanatla medya arasındaki gel-git ilişkisi zamanla öne çıktı. Sanat eserleri saklanıp korunur, onarılır, bilimsel olarak belgelenir ve pahalıdırlar. Günlük gazete ve dergilerse her gün yeni baştan üretilen, okunduktan sonra atılan kitlesel tüketim ürünlerinden başka bir şey değil. Günümüzde görsel, dijital, sosyal medya ve dikkat çekme ekonomisi çağında şunu çok iyi biliyoruz, haberlere ve görsellere güven olmaz. Bir zamanlar gerçeklikle kurgu arasında var olan keskin sınır, artık sanatın da yardımıyla çözülme halinde. Basın sanatı koleksiyonu hem bir kültür tarihi arşivi hem de geleceğin sanal söylemlerini gerçeklikle yüzleştirecek bir kaynak olması nedeniyle büyük önem taşıyor” dedi.

Koleksiyonun sahiplerinden Peter Nobel, “Buradaki olayı bilinçli bir davranış, gündelik olaylarla estetik açıdan ilgilenmeye dair bir çağrı olarak görmek de mümkün. Sanat artık yaşamın sembolik dünyasına dönüştü. Bu görsellerin birbirini izleyişine bakarak basının bir tür tarihçesi oluşturulabilir” açıklamasında bulundu.

Sergiye ek olarak Türkçe-İngilizce basılan gazete ise serginin çeşitli bölümlerinden sanatçıların yazdığı metinlere yer veriyor. 7 Ağustos’a kadar ziyaret edilebilecek sergi, öğrenme programları ve film gösterimleriyle de desteklenecek.

 

Numberone.com.tr