Beşiktaş, Süper Lig’in 22. hafta maçında Karagümrük ile deplasmanda karşı karşıya geldi. Siyah beyazlılar Batshuayi’nin attığı penaltı golüyle sahadan 1-0 galip ayrıldı.
Beşiktaş, Karagümrük’ü 1-0 yendi ve üst üste ikinci kez kazandı.
Süper Lig’in 22’nci haftasında Beşiktaş, deplasmanda VavaCars Fatih Karagümrük’ü 1-0 mağlup etti.
35 dakikada Ghezzal’ın pasında ceza saha dışı sol çaprazında topu önünde bulan Pjanic’in gelişine vuruşunu kaleci Viviano iki hamlede kontrol etti.
37 dakikada Ghezzal’ın sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda Caner Erkin, ceza alanında meşin yuvarlağı uzaklaştırmak isterken elle müdahale edince hakem Halil Umur Meler penaltı noktasını gösterdi.
39 dakikada penaltı atışını kullanmak için beyaz noktaya gelen Batshuayi, topu sol köşeden ağlarla buluşturdu. 0-1
48 dakikada Batshuayi’nin yay üzerinden verdiği pasta ceza sahası içi sol çaprazında meşin yuvarlağın sahibi olan Larin’in plase vuruşu direk dibinden auta çıktı.
63 dakikada ceza sahası içi sağ tarafındaki Levent’in penaltı noktası gerisine çıkardığı pasta Bistrovic’in topu kontrol ettikten sonra çektiği şut kaleci Ersin’de kaldı.
86 dakikada Bistrovic’in kaleyi cepheden gören pozisyondan yaklaşık 20 metreden kullandığı serbest vuruşu kaleci Ersin yatarak kornere çeldi.
Batshuayi seriye bağladı
Beşiktaş’ın Belçikalı forveti Michy Batshuayi, Karagümrük deplasmanında 39. dakikada kazanılan penaltıda topu ağlara gönderirken, bu sezon ilk kez üst üste 3 maçta fileleri havalandırmayı başardı. Siyah-beyazlı ekip bu golle karşılaşmada 1-0 öne geçerken, Batshuayi de bu sezonki gol sayısını 9’a yükseltti. İkinci yarının ilk maçı olan Çaykur Rizespor karşısında gol sevinci yaşayan Batshuayi, geçtiğimiz hafta iç sahada oynanan Gaziantep FK mücadelesinde de karşılaşmanın tek golünü atarak takımına galibiyeti getirmişti. Karagümrük karşısında 39. dakikada kazanılan penaltıda fileleri havalandıran Belçikalı oyuncu, üst üste 3 maçta gol sevinci yaşadı. Batshuayi en son 2016-2017 sezonunda üst üste 3 lig maçında gol atmayı başarmıştı. Chelsea forması giydiği dönemde ligin son 3 maçında da gol atan Batshuayi, o sezon kaydettiği 5 golün 4’ünü ligdeki son 3 mücadelede atmayı başardı. Batshuayi, son 2 maçta attığı 2 golle, takımına 1-0’lık skorlarla 6 puan kazandırdı.
ABD eski güzellik kraliçesi Olivia Culpo, uygunsuz kıyafeti gerekçe gösterilerek uçağa kabul edilmedi. Genç model bu yüzden üstünü değiştirmek zorunda kaldı.
ABD’nin eski güzellik kraliçesi Olivia Culpo, ABD’den Meksika’nın Cabo San Lucas kentine gitmek için havaalanına geldi.
Kız kardeşi Aurora Culpo ile seyahat eden Olivia’nın burada kıyafeti çok açık olduğu için uçağa alınmadığı belirtildi.
INSTAGRAM’DAN PAYLAŞTI
Aurora, Instagram hesabından paylaştığı görüntülerde, Olivia’nın uçağa binmek üzere kapıya geldiğini ve burada ‘üzerine bir şey giymesi istendiğini’ aktardı.
Kız kardeşinin belirttiğine göre, eski güzellik kraliçesine üstüne bir şey giymediği sürece uçağa alınmayacağı söylendi.
29 yaşındaki eski kainat güzelinin, Instagram hesabında paylaştığı görüntülerde, uzun siyah bir hırka, sporcu büstiyeri ve tayt şort giydiği görülüyor.
Aurora, kız kardeşinin kendisine söylendiği gibi uygunsuz veya rahatsız edici giyinmediğini savundu.
İngiliz basını, yabancı kaleci arayan Galatasaray için önemli bir transfer iddiasında bulundu. PSG’nin İspanyol kalecisinin transferi için çabalarını yoğunlaştıran ve oyuncuyu ikna etmesi için Torrent’i de devreye sokan sarı kırmızılı yönetim, Adana Demirspor’da başarılı bir grafik çizen Arijanet Muric’i de alternatif isim olarak listeye aldı.
Yabancı kaleci arayan Galatasaray, PSG’de forma giyen Sergio Rico’nun transferi için çalışmalarını yoğunlaştırırken, İngiliz basını, sarı kırmızılıların Adana Demirspor’da forma giyen Arijanet Muric’in peşine düştüğünü yazdı.
M.CiTY’DEN KiRALANDI
23 yaşında ve 1.98 metre boyundaki Muric, 2018’den bu yana Manchester City’nin kadrosunda bulunuyor. City’nin o günden bu yana NAC Breda, Nottingham Forest, Girona ve Willem II’ye kiraladığı Muric, bu sezon da Adana Demirspor’a geldi. Diğer taraftan teknik direktör Domenec Torrent’in, Mallorca’ya ‘Evet’ diyen vatandaşı Sergio Rico’yu ikna etmek için devreye girdiği belirtildi.
LUYiNDAMA, ANTWERP’TE
Galatasaray, defans oyuncusu Luyindama’yı sezon sonuna dek Belçika ekibi Antwerp’e kiraladı.
Gelecek sezon için teknik direktör arayışlarını sürdüren Fenerbahçe’de aynı zamanda transfer çalışmaları da devam ediyor. Sarı-lacivertli takımda forma giyen Attila Szalai’ye birçok takım talip oldu. Bu takımlara son olarak, kulüp sahiplerinin maddi varlıklarına göre yapılan sıralamada dünyanın en zengin kulübü olan Newcastle United da eklendi.
Adana Demirspor maçında Fenerbahçeli futbolcuların ve Attila Szalai’nin go sevinci
Transfer çalışmalarına devam eden Fenerbahçe’de gelecek oyuncular kadar gidecek oyuncular da büyük önem taşıyor. Sarı-lacivertli takımda sezon sonu Attila Szalai’nin yüksek bir bonservis ücreti karşılığında satılarak, yeni transferlere bütçe oluşturması planlanıyor.
İngiliz basınından Sky Sports’un haberine göre, Milan’ın yakından takip ettiği Attila Szalai için, West Ham United ve kulüp sahiplerinin maddi varlıklarına göre yapılan sıralamada dünyanın en zengin kulübü olan Newcastle United da eklendi.
20 milyon euro bonservis
23 yaşındaki Macar oyuncuyu kadrosuna katmak isteyen İngiliz ekipleri yakın zamanda transfer görüşmelerine başlayacak. Ayrıca haberde 2025 yılında sözleşmesi sona erecek olan Szalai’nin 20 milyon euro civarında bir bonservis ücreti olduğu kaydedildi.
18 Ocak 2021 tarihinde Apollon Limassol’den 2 milyon euro karşılığında transfer edilen Attila Szalai, bu sezon 28 maçta süre alırken 2 asist yaptı.
Dünya devi, Attila Szalai için geliyor
Fenerbahçe’nin yıldızı dev bir transfere imza atıyor
Fenerbahçe’den Attila Szalai açıklaması: Chelsea’ye mi gidiyor?
Rus dublör Evgeny Chebotarev ölümcül gösterilerine bir yenisini daha ekleyerek 80 kilometre hızla giden minibüse atlayıp mermi gibi içinden geçti.
Rusya’da dizi ve filmlerde dublörlük yapan ve sayısız ölümcül gösterilerle ülkenin en çok tanınan kişileri arasında yer alan Evgeny Chebotarev, yeni bir gösteriye imza attı.
Daha önce metrelerce yüksekten atlayan, üstünden araba geçen ve alevlerin içinden geçen Rus dublör, geçtiğimiz Eylül ayında araçla nehre uçtuğu gösteri sırasında kaburgasını kırmıştı. Doktorların en az 6 ay sonra iyileşeceğini belirttiği Chebotarev son gösterisi ile yürekleri ağza getirdi.
Hareket halindeki minibüsün içine daldı
Chebotarev akıllara durgunluk veren 71’nci gösterisinde, yola yerleştirilen bir platformun üzerine yatarak karşı yönden 80 kilometre hızla gelen minibüsün ön camından içeri daldı. Aracın içinden hızla geçen Chebotarev arka kapıdan yola düştü. Gösteri sırasında minibüste 3 yolcunun mizanseni yapıldı.
Şarkıcı Berksan (42), geçen hafta Fransız askısı yöntemiyle kaşını, gözünü, boynunu ve çenesini gerdirmişti. 20 yaş gençleşen Berksan, Alev Gürsoy Cimin/
Berksan “Değişimim sporla 15 kilo vererek başladı. Kilo kaybı sonrası yüzümde deformasyon oluştu.
AD
AD
20 yaş gençleşme fikri kulağıma hoş geldi. Şimdi daha iyi hissediyorum. Estetik adamı bozmaz. Hiç pişman değilim. Seda Sayan’a da benzeten olmuş. Sanırım onunla sadece cesaretimiz benziyor” dedi.
Amerikalı model Jeremy Meeks’e benzemek için ameliyat olduğu haberleri için ise şöyle konuştu:
“Öyle bir hayranlığım yok. Operasyon sonunda doktorumla aramızda espri yaptık sadece. Kimseye benzeme gibi bir hayalim olmadı. Benzemişsem de sıkıntı değil” dedi.
AD
AD
Berksan’a 20 iple kaş, orta yüz ve gıdı germe işlemi yapıldı. Bunun da maliyeti 35 bin TL.
Bir hafta önce Hande Yener de Fransız askısı yaptırıp yakın dostu Berksan’a tavsiye etmişti.
Kariyerini “tüm zamanların en çok Grand Slam kazanan erkek tenisçisi” olarak bitirmek isteyen Novak Djokovic, Covid-19 aşısı olmayı reddettiği için bu haftaki Avustralya Açık’ta 21. Major turnuvasını kazanma şansını kaçırdı. Dün ülkesi Sırbistan’a dönen 34 yaşındaki tenisçinin yaşadıkları, önümüzdeki sezonlarda hem onun hem de diğer aşı olmak istemeyen sporcuların durumuyla ilgili sorular gündeme getirdi.
Aşı olmayı reddettiği için Avustralya’ya girmesi engellenen tenisçi Novak Djokovic, Dubai üzerinden ülkesine geri döndü.
Kariyerini “tüm zamanların en çok Grand Slam kazanan erkek tenisçisi” olarak bitirmek isteyen Novak Djokovic, Covid-19 aşısı olmayı reddettiği için bu haftaki Avustralya Açık’ta 21. Major turnuvasını kazanma şansını kaçırdı. Dün ülkesi Sırbistan’a dönen 34 yaşındaki tenisçinin yaşadıkları, önümüzdeki sezonlarda hem onun hem de diğer aşı olmak istemeyen sporcuların durumuyla ilgili sorular gündeme getirdi.
Aşı olmaması Djokovic’in diğer Grand Slam turnuvalarında oynamasını engeller mi? Yasaklar ne kadar devam edecek? Dokuz kez Avustralya Açık şampiyonu olan sporcunun geleceği için bu durum ne anlama geliyor?
DİĞER ÜLKELERE GİREBİLECEK Mİ?
Djokovic hayranları destek için Belgrad Havaalanı’na geldi.
Djokovic’in vize iptaline karşı yaptığı itiraz başvurusu Pazar günü reddedildi ve oyuncu Avustralya’daki turnuvada, en fazla Grand Slam şampiyonluğuna sahip erkek tenisçi olma fırsatını kaybetti.
İsviçreli Roger Federer ve İspanyol Rafael Nadal ile aynı sayıda Grand Slam kazanan dünyanın bir numarası Djokovic, Melbourne Park’ta şampiyon olarak rakiplerini geride bırakmayı hedefliyordu.
Djokovic daha önce Avustralya’da 9 kez Grand Slam turnuvası şampiyonluğu kazanmıştı.
Avustralya’daki tek zaferini 2009 yılındaki turnuvada kazanan 35 yaşındaki Nadal için Djokovic’in yokluğu bir fırsat olabilir. Kendisi konuyla ilgili, “Djokovic aşı olmaya karar verdiği takdirde böyle sorunlar yaşamayacak” demişti.
Djokovic 2021’de dokuzuncu kez Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nı kazanarak rekor kırmıştı.
40 yaşındaki Federer ise uzun süreli diz sakatlığı nedeniyle turnuvaya katılmayacağını açıklamıştı.
Peki Avustralya’ya girişiyle ilgili sorun yaşayan Djokovic başka ülkelere gidebilecek mi?
Bazı hükümetler, yabancı ziyaretçilere ülkeye giriş için aşı zorunluluğu getirirken diğerleri sınırda negatif test sonucu gösterme ve varıştan sonra karantina yapma şartıyla aşısız yolcuları kabul ediyor.
Djokovic genelde Avustralya Açık’tan sonra birkaç hafta ara verip Mart ayında Indian Wells Masters ve Miami Açık tenis turnuvalarına katılıyordu. Şu an başka ülke vatandaşlarının ABD’ye seyahat edebilmesi için aşılı olmaları gerekiyor.
Miami’den sonra tenis sezonunda gözler Avrupa’ya çevriliyor. İlk önemli turnuva, Djokovic’in 2021’de Avustralya Açık’ı kazandıktan iki ay sonra gittiği Monte Carlo’da.
Son altı ay içinde ve 11 günden daha uzun bir süre önce koronavirüs pozitif çıkmış kişiler, aşısız olsalar dahi Monte Carlo’ya girebiliyorlar. Hastalığı geçirmeyenler ise ülkeye girdikten sonra karantina ve test kurallarını uygulamalı.
Avrupa toprak kort sezonu Mayıs’ta Paris’teki Fransa Açık ile sona ermeden önce, Roma ve Madrid’de iki turnuva var. Djokovic’in bu etkinliklere katılımı konusunda şüpheler devam ediyor.
Aşılanmamış yolcular, negatif PCR ve antijen testleri göstererek çeşitli koşullarla İspanya, Fransa ve İtalya’ya girebiliyordu.
Ancak Pazartesi günü, Fransız Spor Bakanlığı ülkenin yeni aşı yasasına uyulacağını açıkladı. Bu da demek oluyor ki Fransa’da yarışmak isteyen tüm sporcular, Covid-19 aşısı olmak zorunda.
Bakanlık, bunun seyirci veya profesyonel sporcu olan herkes için geçerli olacağını söyledi, ancak Fransa Açık başlamadan önce durumun değişebileceğini de ekledi.
WİMBLEDON NASIL GEÇECEK?
Djokovic geçen yıl altıncı kez Wimbledon şampiyonluğu kazandı.
Bu yılki turnuvaya katılım koşullarıyla ilgili bir şey söylemek için henüz erken.
Şu anda aşısız kişiler İngiltere’ye girebiliyor ancak varıştan sonra 10 günlük karantina tamamlamaları gerekiyor. Ayrıca gelmeden önce negatif PCR testi sonucu alınması ve ülkeye girdikten sonraki günlerde de PCR testi yaptırılması zorunlu.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Djokovic’in bu yaz Wimbledon’da oynamasına izin verilip verilmeyeceği sorulduğunda, “Avustralya makamlarının kendi kararlarını vermeleri önemli. Novak Djokovic hakkında söyleyebileceğim tek şey, aşıya inanıyorum ve bunun harika bir şey olduğunu düşünüyorum” şeklinde cevap verdi.
DJOKOVİC YİNE AVUSTRALYA’DA OYNAYACAK MI?
Erkeklerde dokuz Avustralya Açık şampiyonluğu kazanarak rekoru elinde tutan Djokovic geçen yıl Melbourne Park’ta “evindeymiş gibi” hissettiğini belirtmişti.
Geçen hafta da vizesinin iptaline ilişkin ilk karar bozulduğunda Avustralya’da oynamanın “her zaman bir onur ve ayrıcalık” olduğunu söylemişti.
Ancak teorik olarak Djokovic vizesi iptal edildikten sonra üç yıllık bir yasakla karşı karşıya kalabilir.
Dünyanın en zorlu karantina kurallarının uygulandığı Avustralya’da halk bu önlemleri, Avustralya Açık organizatörlerini ve politikacıları ağır bir şekilde eleştiriyor.
Amerikalı pop yıldızı Madonna’nın hayatı film oluyor. Material Girl’de 63 yaşındaki şarkıcıyı kızı Lourdes Leon canlandıracak
Popun divası Madonna‘nın (63) hayatı Material Girl ismiyle biyografi filmi oluyor.
Madonna’nın gençliğini oynayacak isimler arasında kızı Lourdes Leon‘un (25) adı öne çıkıyor.
Material Girl hakkında bilinenler
Film, şarkıcının 40 yıllık kariyerini işleyecek. Universal Pictures; Amerikalı şarkıcının, kendi hayatını anlatan filmi kendisinin yöneteceği ve senaryoyu Diablo Cody ile birlikte kaleme alacağını doğruladı.
Filmde Amy Pascal, yapımcı; Sara Zambreno ve Guy Oseary ise baş yapımcılar olarak görev alacak.
“ODAK NOKTASI MÜZİK OLACAK”
Madonna, filmle ilgili sosyal medyada yaptığı açıklamada daha önce “Bir sanatçı, müzisyen, dansçı ve bir insan olarak hayatın beni bu dünyada yoluna koymaya çalıştığı inanılmaz yolculuğu anlatmak istiyorum. Filmin odak noktası hep müzik olacak. Müzik benim yola devam etmemi, sanat hayatta kalmamı sağladı. Anlatılmamış ve ilham verici çok fazla hikaye var ve bunları benden daha iyi kim anlatabilir Hayatımın iniş ve çıkışlarını sesim ve vizyonumla paylaşmak çok önemli” demişti.
Film, Madonna’nın Michigan’da Katolik bir ailede yetiştirilmesinden sonra New York’a taşınması ve nihayetinde uluslararası bir yıldız olma yolunda yükselişini anlatacak.
Madonna’nın oyuncu Carlos Leon ile birlikteliğinden dünyaya gelen en büyük çocuğu Lourdes Leon, annesini “Tam bir kontrol manyağı” olarak tanımlıyor.
“LİSEDEN SONRA BAĞIMSIZ OLDUM”
Lourdes Leon, annesi ile yaptığı nadir açıklamalardan birinde “Eğer ebeveynleriniz ihtiyaçlarınızı karşılıyorsa bu, onlara sizin üzerinizde baskı yapma fırsatını veriyor” diyen Leon, “Liseden mezun olur olmaz ondan tamamen bağımsız olmam gerekiyordu, Üniversite paramı bile kendim ödedim” şeklinde konuşmuştu.
Annesini övmeyi de ihmal etmeyen Leon, Madonna’nın muhtemelen gördüğü en çalışkan insan olduğunu söyleyerek, “Maalesef bu özelliği miras olarak almadım” dedi.
6 ÇOCUĞU VAR
Lourdes Leon, Madonna’nın en büyük çocuğu. Ünlü yıldızın, yönetmen Guy Ritchie ile evliliğinden dünyaya gelen Rocco adında bir oğlu ile evlat edindiği David Banda, Mercy James ile ikizler Estere ve Stelle Ciccone olmak üzere toplam altı çocuğu bulunuyor.
Tartışmanın fitilini, İzzet Yıldızhan’ın, “Burası Türkiye. Sahne adabı denilen bir gerçek var. Külotla da sahneye çıkmasınlar” eleştirisi ateşledi. Yıldızhan isim vermedi ama hepimiz sahne şovlarında mayo kostüm tercih eden Hadise, Hande Yener ve Gülşen’i kastettiğini anladık. Bu üçlüden Yıldızhan’a sözlü cevap veren olmadı ama Gülşen’in Cahide sahnesinde giydiği transparan, cesur kıyafeti cevap niteliğindeydi! Gelin görün ki bu sefer de ‘Abartmış!’ yorumları yapılmaya başlandı. Ben de yıllarını sahnelere veren isimlere sordum: Gülşen abarttı mı? Sahne adabı diye bir şey var mı?
DÜNYAYA ENTEGREYİZ
İlk söz eğlence dünyasının canlı tanığı, ‘Gazinocular Kralı’nın oğlu Sacit Aslan’ın. ‘Sahne adabı nedir?’ diye soruyorum. Yanıtı şöyle: “Gazinoların olduğu dönemde de dekolte vardı. Bu kadar abartı değildi ama vardı. Çok net söyleyeyim ki beni de zaman zaman rahatsız eden, bir gazinoya, alkollü ortama uymayan dekolte kıyafetler olurdu. O tarihlerde bu durum kadınların gazinodan ayağının çekilmesine neden oldu. Şimdi buraya kocaman bir ‘ama’ koyalım. Bu dediklerim 35-40 sene önceydi. O zaman ile bu zaman bir mi? ‘Burası Türkiye’ diyor bazı arkadaşlar. Bu bağnaz bir söylem. Burası Türkiye’dir doğru. Ama bu Türkiye, dünyaya entegre olmuş bir memlekettir. Madonna, Beyonce gibi ünlüler sahneye bundan bile açık kostüm ile çıkıyor. Eğer sen gündelik yaşamında, Batı’nın iyi-kötü tüm kavram ve alışkanlıklarını alıp uyguluyorsan ve de dünyaya entegre bir ülkede yaşadığını söylüyorsan o zaman bu popçuların sahnede giydiği ‘kostüm’ mü sorun? 3-5 kişi yadırgamış olabilir ama bin kişi alkışlıyor ki bu insanların konserleri hınca hınç dolu.Dolayısıyla boş yere konuşmaya gerek yok.”
BU KADAR DA OLMAZ
SEREN Serengil: Gülşen’i yakın bir zamana kadar destekliyordum, herkes istediği gibi giyinebilir. Ama bu son kıyafet… Gerçekten de don ve sutyen ile çıktı karşımıza. Çıktığı yer, evet bir gece kulübü ama yemekli bir yer. İnsanlar karı-koca gelmişler. Seyirciye doğru eğilip kalçasını sallaması falan… Bence durum amacını aştı.Seksapellik ve dekolteye tamam ama bu fazla. Striptiz kulüplerindeki kadınlar gibi… Bu kadar da olmaz.
‘BEACH PARTİ’DE OLSA GİYİLİR
Demet Akalın: Ben Gülşen olsam inan tırnağımın ucunu göstermem. Çünkü inanılmaz yetenekli ve başarılı bir kadın. Ki makyajsız bile çok güzel. Ayrı bir havası var. Biri kalkmış, ‘Sahnede onu giyme’ demiş. E, yani! Ben hayatta aldırmazdım, kim ne demiş. Tırnağımın ucunu göstermem inat uğruna. Sahneye çıktığın yer ‘beach party’ olsa o zaman giyilir, hepimiz giyiyoruz mayo.
DÜNYA STARI DEĞİLİZ
Işın Karaca: Türkiye’de yaşıyoruz, Türkiye’de sanat yapıyoruz. Her şeyin dozunu çok net bilmek gerekiyor hayatta. Yanındaki 3-5 marjinal insanın lafıyla, ‘Haydi bunu magazine taşıyalım’ demek ile olmaz bazı şeyler. Gülşen çok yetenekli bir sanatçı. Bunlara ihtiyacı mı var? Ben 10 yaşındaki kızıma bu görüntüleri seyrettirebilir miyim? Belki de inat yaptı tabii, orasını bilemem ama ben bunu yapmam. Biz dünyadaki starlar gibi değiliz! ‘Ama Beyonce yapıyor!’ Doğru, yapıyor ama orada bir şov var. Bu kadarı fazla.”
İSTEYEN İSTEDİĞİNİ GİYER
Ve ünlü yapımcı Erol Köse. Gülşen ile bir dönem sevgili olduğu için, yanlış anlaşılmamak adına, büyük bir özen ile seçiyor kelimelerini. Gülşen’in İzzet Yıldızhan ve onun zihniyetindekilere inat bu kostümü giydiğini söylüyor, şöyle devam ediyor: “Sahnede bir ‘abartma’ durumu var. Kendisine söylenenleri ‘mobbing’ olarak gördüğü için, tepkisel bir tutum içinde. Bu da onun manifestosu. Kaldı ki isteyen de istediğini giyer. Çıkılan yer halk konseri değil! Çıkılan yer gece kulübü. ‘Aile gidiyor’ diyorlar. Ne münasebet! Çocukları ile mi gitmişler? Orası Cahide, Türkiye’nin dünyaca ünlü gece kulübü, şov merkezi. Sanatçı kendine bunu uygun görmüş, giymiş. ‘Niye böyle dans etti?’ diyenler var. Orada kocaman bir sahne var, kamera ile kadının kalçasına ‘zoom’ yaparsan öyle görünür. Biz, 17 yıl önce çok daha açık bir kostüm ile klip çektik. Bunlar şov dünyasında olan şeyler. Rihanna’ya, Madonna’ya baksınlar. ‘Ama burası Türkiye!’ Evet, Türkiye. İsteyen açık giyer, isteyen kapalı. Beğenmeyen de mekânı terk eder. Tüm seçenekler mevcut. Türkiye’de her alanda karşılaştığımız kutuplaşmanın bir başka tezahürü bu yaşanan. Eskiden sağ-sol çatışırdı. Şimdi de bu var” diyor.
AHLAK BEKÇİLİĞİ YAPILMASI YANLIŞ
Defne Samyeli: “Ben insanların sahnede, sokakta, günlük hayatlarında ya da herhangi bir yerde ne giydiklerine dair birilerinin ahlak bekçiliği yapmasını son derece yanlış buluyorum. Herkes ne istiyorsa onu giyer. Ayrıca ben ‘Külotla sahneye çıkıyor’ diye algılanan bazı isimleri çok başarılı buluyorum ve yakıştığını düşünüyorum. Bana hiç garip gelmiyor. Dünya’nın her yerinde şov denen bir şey var. Başkalarının üzerinden, başkalarının kılığı, kıyafeti, sahne performansı üzerinden birinin kendini yorum ve yargı mercii olarak görmesini garipsiyorum.”
SAHNE SIRA DIŞI BİR İŞTİR
Nilgün Belgün: Türkiye demokrasi ile idare edilen modern bir ülkedir. Tüm modern ülkelerde sahne şovlarında bu tarz kıyafetler giyilir. Adı üzerinde, ‘Şov!’ Sahnenin gerekliliğidir biraz frapan durmak, ilgi çekmek. Tüm dünya starları aynı şekilde giyiniyor. Bana ‘don’ gibi gelmedi giydiği. Alelade bir don giymedi herhalde, tasarımcısına yaptırmıştır. Gülşen’in müthiş bir fiziği var, yakıştırmış, giymiş. Artık bunları konuşmamamız lazım. Sokakta giyer, bak o olmaz tabii. Ama ben de rol icabı yırtmaçlı, dekolteli elbiseler giyiyorum. Yeter ki basit, banal durmasın. Kaliteli dursun. Sahne, sıra dışı bir iştir.
Sahne kostümleriyle gündem olan Gülşen ve eşi Ozan Çolakoğlu, boşanacaklarına dair çıkan haberleri “Boşanma yok, her şey yolunda” diyerek yalanladı.
Gülşen ve eşi Ozan Çolakoğlu, dün stüdyoya girerken görüntülendi. Sahne kıyafetleriyle ilgili konuşan şarkıcı, “Hiçbir şey demeyeceğim. Ben işimi gücümü yapıyorum. Gelen eleştiriler beni etkilemiyor” dedi. Eşi Çolakoğlu ise, “Gülşen’in kıyafetlerine karışmam mümkün değil. O kendine neyi yakıştırıyorsa giyebilir. İşini yapıyor” şeklinde konuştu.
Çift, çıkan boşanma iddialarıyla ilgili de şöyle konuştu:
“Boşanma yok, her şey yolunda ve çalışmaya devam ediyoruz. Haberi sizden duyduk. Hem sahne hem de stüdyo tarafında yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Normal insanlar gibi ev hayatımız, çocuğumuz ve işimiz var.” Gülşen, yeni şarkısı için stüdyoya kapanacaklarını, şubatta harika bir parça geleceğini de sözlerine ekledi.
Yakışıklı oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ ile modacı Başak Dizer, 2016 yılında nikah masasına oturmuştu. Mutlu evlilikleriyle, herkesin takdirini kazanan ünlü çift, artık anne ve baba olmaya hazırlanıyor.
Şimdilerde evliliklerini bir de bebekle taçlandırmaya hazırlanan Tatlıtuğ ailesi, küçük bir Bodrum kaçamağı yaptı. Burada birlikte vakit geçiren ünlü çift, keyifli anlarını sosyal medyadan paylaşmayı ihmal etmedi. Hamile modacının oyuncuyla yaptığı paylaşıma binlerce beğeni ve yorum yağdı.
Anne adayı Başak Dizer bu kareleri “Bodrum Bodrum?”
Lüks otomotiv devi Rolls-Royce’un, ‘Dünyanın en pahalı otomobili’ unvanını elinde bulunduran özel üretim aracı Boat Tail modelinin ikincisi için tanıtım tarihi belli oldu. Marka her biri kişiye özel olacak araçtan 3 adet üretileceğini açıklamıştı.
İngiliz lüks araç üretici Rolls-Royce‘un 28 milyon dolarlık fiyatıyla ‘dünyanın en pahalı otomobili’ olan özel yapım aracı Boat Tail‘ın ikincisinin geliş tarihi duyuruldu.
Sadece üç adet üretilecek olan modelin ikincisi İtalya’daki como Gölü kıyısında düzenlenecek olan 2022 Villa d’Este etkinliğinde sergilenecek.
Gösterişli etkinlik, 20-22 Mayıs tarihlerinde yapılacak.
’nin aktardığına göre, özel olarak tasarlanan modeller birbirinden çok farklı olmasa da ufak değişiklikler bekleniyor.
Araçlar kişiye özel olarak üretildiği için istenen özelliklere göre daha yüksek fiyatlara da yeni modeller çıkabilir.
Rolls-Royce’un özel üretim departmanı tarafından tasarlanan Boat Tail’ın ilk versiyonu ‘dünyanın en pahalı otomobili’ unvanının sahibi.
Sahibine özel olarak tasarlanan araç, 20 milyon Sterlinllik (Yaklaşık 28 milyon dolar) fiyatıyla, 2019 yılında 11.5 milyon sterline satılan Bugatti’nin La Voiture Noir modelini geride bırakmıştı.
Kimler tarafından sipariş edildiği henüz açıklanmadı
Rolls-Royce Boat Tail’ın arka tarafında bir sofra takımı, içecekler için buzdolabı, döner kokteyl masaları, açılır sandalyeler ve güneş şemsiyesi bulunuyor.
İlk versiyon Boat Tail’in ön konsolunda konumlandırılan saat için İsviçre’nin en köklü üreticilerinde BOVET 1822 ile çalışılmış. Biri kol diğeri araç için iki adet saatin ön panale entegre edilmesinin 3.5 yıl sürdüğü belirtiliyor.
5.800 metre uzunluğunda üstü açılabilir bir Coupe otomobil olan Boat Tail’in mimarisi Phantom’a ait.
Otomobilin kaputunun altında ise 6.75 litrelik çift turbolu V12 motor, 563 beygirlik bir güç üretiyor.
aracın kimler tarafından sipariş edildiği ise henüz açıklanmadı.
Linet, hafta sonu Belarus’un başkenti Minsk’te konser verdi. Ünlü şarkıcı, derin göğüs ve bacak dekolteli siyah tulumuyla sahneye çıktı.
İşini severek yaptığını ve konser için her gittiği şehir ya da ülkede bir şeyler öğrendiğini belirten Linet, ¨Geçenlerde Adana’ya gittim, orada ustasından kebap yapmayı öğrendim. Şimdi kendi kebabımı kendim yapıyorum. Kebap da yaparım, şarkı da söylerim¨ dedi.
ABD’de hakkındaki cinsel istismar iddiaları nedeniyle dava açılan İngiltere Kraliyet Ailesi’nden Prens Andrew’un, annesi Kraliçe 2. Elizabeth’in unvanlarının geri alındığını kendisine bildirdiği sırada gözyaşlarına boğulduğu öne sürüldü.
HAKKINDA çıkan cinsel istismar iddiaları nedeniyle tüm askeri ve kraliyet unvanları elinden alınan İngiltere Prensi Andrew’un,kendisine ilk iletildiğinde gözyaşlarına boğulduğu ortaya çıktı. İngiliz basını, York Dükü’nün, annesi Kraliçe 2. Elizabeth kararı kendisine ilettiğinde çok üzüldüğünü, gözyaşları içinde kaldığını yazdı. Mirror gazetesinin haberine göre, üst düzey bir savunma kaynağı konuyla ilgili olarak, “Prens bu haberi beklese bile kendisine söylendiğinde gözyaşlarına boğuldu. Kraliçe 2. Elizabeth’in tahta çıkışının 70’inci yıldönümünde pek çok kişiyi, özellikle annesini hayal kırıklığına uğrattığını hissediyor” ifadelerini kullandı. Aynı kaynak, Prens Andrew’un görevden alınmasının silahlı kuvvetlerin üst düzey komutanlarında rahatlama yarattığını kaydetti. York Dükü’nün cinsel istismar davasına ilişkin de, “Kraliyet ailesinde onun masum olduğuna tamamen ikna olmuş birkaç kişi var” diyerek, Kraliyet’in hızlı bir karar almak zorunda kaldığını belirtti.
MAXWELL İLE BERABERDİ
Aynı belgeselde Prens Andrew’un, küçük yaştaki kızları fuhuşa zorlamakla yargılanan Ghislaine Maxwell ile bir dönem birlikte olduğu ileri sürüldü.
60 OYUNCAK AYISI VAR
Bugün İngiliz ITV’de yayınlanacak olan “Ghislaine, Prens Andrew ve Pedofili” adlı belgeselde ilginç iddialar ortaya atıldı. Belgeselde konuşan ve bir dönem York Dükü’nün kraliyet konutunu korumakla görevli olan eski bir polis, Prens Andrew’un 50-60 kadar oyuncak ayısı olduğunu, saray hizmetçilerinin bunları temizlerken önce fotoğraf çektiğini ve hepsini aynı şekilde dizmeye özen gösterdiğini, aksi takdirde Prens Andrew’un hizmetçilere bağırıp azarladığını söyledi.
Aşı karşıtlığı nedeniyle Avustralya turnuvasında oynamayacak olan tenisçi Novak Djokovic’in diğer turnuvalara kabul edilme şansı da zayıfladı. Bu durum, tarihe geçmesi için kazanması gereken kupalara veda etmesi anlamına geliyor.
Avustralya Açık turnuvasına COVID-19 aşısı olmadığı için kabul edilmeyen dünyanın 1 numaralı raketi Novak Djokovic’in (34) kariyeri tehlikede. Ayrıcalık talep ederek Avustralya’ya girmek isteyen ancak belgeleri kabul edilmeyen tenisçinin ülkeye adım atması, vize kurallarını ihlal ettiği için üç yıl yasaklandı. Bu durumda, üç yıl boyunca turnuvada yer alamayacak.
Sahip olduğu 20 Grand Slam kupasının dokuzunu Avustralya’da kazanan Djokovic için bu karar yıkıcı oldu. Yaşı da ilerlediği için üç yıl tenisçi için çok büyük bir kayıp. Ayrıca bu Djokovic için sonun başlangıcı olabilir. Çünkü Fransa’da oynanacak Roland Garros’ta da da aşı olmadığı takdirde kabul edilemeyecek.
ABD Açık’taki geleceği ise belirsiz. İngiltere’deki Wimbledon turnuvasında henüz bir engeli yok. Ancak bu şartlarda tarihe geçme şansı büyük ölçüde zayıfladı. Djokovic, ile İsviçreli raket Roger Federer (40) ve İspanyol raket Rafael Nadal’ın (35) eşit kupası var. Federer, sakatlığı nedeniyle Avustralya’da yarışmıyor. Bu da Djokovic için büyük bir avantajdı. Avustralya’ya katılıp 21’inci kupasını kazansaydı iki rakibini de geride bırakmış olacaktı.
Geri sayım başladı: Sinan Akçıl’ın kışa yaza, evlere beach’lere, gündüzlere ve gece 2-3 nöbetlerine damga vuracak albümü, cuma günü dinleyicisiyle buluşuyor. Demet Akalın, Merve Özbey, Mustafa Ceceli, Berkay gibi ünlü isimlerin de yer aldığı “Piyanist-2”, aynı zamanda Burcu Kıratlı’yla yaşadığı ikinci ayrılığın kodlarını da içeriyor: “Sürmesin artık sensizliğim / Kokuna hasret günlerdeyim / Durum çok acil gel.” Şarkıları ilk kez birlikte dinledik, işte izlenimlerim…
Türk popunun söz-beste makinesi Sinan Akçıl ikinci albümü “Piyanist-2”yi piyasaya sürüyor. Cuma günü itibarıyla birçok şarkıcı, “Keşke bunu ben okusaydım” diyecek.
Aralarında 6 eski, 6 da yeni şarkı var. Başkalarına vermiş olsa her biri başlı başına bir albümün lokomotifi olacak kuvvette.
Kıskanmayacak olanlar kimler? Elbette zaten albümde yer alanlar: Demet Akalın, Merve Özbey, Mustafa Ceceli, Berkay…
Ve bir de sürpriz:
Erkan Petekkaya.
Çok şaşıracaksınız. Türk filmi şarkısı gibi.
“Ruhumu demlemeye almıştım. Yaşadığım bütün süreç bu sözlerde birikti” diyor Akçıl. Biraz çıkış şarkısı “Durum Çok Acil Gel”de anlattığı gibi aslında: “Yorgunluktan değil halsizliğim / Sürmesin artık sensizliğim / Kokuna hasret günlerdeyim / Durum çok acil gel…”
Bir şarkının hikayesine çarpıldım. Daha önce Nilüfer’in söylediği “Doğrusu Yanlışı”. Yeni adı “Haybeden”.
Serkan Kaya şarkıyı okumuş. Sonra babası vefat etmiş.
Demiş ki; “Bana 2 hafta müsaade et, şarkıyı bu duyguyla yeniden okumak istiyorum.”
Albümün çıkışı bu yüzden 2 hafta ertelenmiş: “Çektin gittin / Ne diyebilim / Sen de sevdin buna da eminim. Nasıl da istedim her şeyi çözmeyi / Bir bilseydin.”
Keşke hepsini burada tarif edebilsem ama şarkıları yazarak tarif etmek, şarkıyı yazmaktan daha zor galiba.
İyisi mi, indiriniz / dinleyiniz / ezberleyeniz / bol bol da yorum yapınız.
Cumartesi gecesi sabaha kadar Aleyna Tilki’yle dinlemişler albümdeki parçaları. Aleyna en çok R&B’lere yükselmiş. Favorisi “Deli Olacağım”. Tam gece 3-5 nöbeti şarkısı: “Ya deli olacağım ya da seni seveceğim / Ya Mecnun olacağım ya da geri döneceğim / Senden vazgeçmemi bekleme / Sen olmadan düşmem çölden göllere”…
“Başa alıp alıp dinledi” diyor Sinan Akçıl: “Dün gece popçu olarak gördüğüm kızın müzisyenliğini ciddiye aldım. Hadise’yi ilk tanıdığım zamanki müzikal heyecanı, Hande’yi (Yener) ilk tanıdığımdaki performer tutkusunu gördüm onda.
Belki daha da fazlası. Böyle devam ederse bu kızı tutamayız.
Dünya anlamında. Bir ortak şarkı yapacağız.
Ama dünyaya. Yabancı şarkı.”
Bütün şarkılar anneanneme bağlanıyor
Albümün adı niye “Piyanist-2”? Böyle 2-3 diye devam mı edecek? İsim mi bulamıyorsunuz albümlerinize?
Bu bir seri. Öyküsü 8 sene önce kaybettiğim anneannemden kalma. Onun adına yaptığım bir seri. Beni 5 yaşımda konservatuvara götürüp getirirken “Benim oğlum çok güzel piyanist olacak” derdi. İçinde bambaşka şarkılar var ama hepsi bir puzzle’ın parçaları. Sonuçta hepsi annneanneye bağlanıyor. Göğsümde ölüm tarihinin dövmesi var. (Açıp göğsünü gösteriyor.) Dinleyen herkes anlamayacak bunu. Ama takılmadım ona hiç.
Bugün sağ olup da albümü dinlese ne derdi?
Ne diyecek, anneanne sonuçta. Öksürüğümü kaydedip yollasam “Oğlum benim, ne güzel olmuş” diye sevecekti.
Ama kriteri yüksek bir beğeni olurdu bu. Babanız Borusan, Tekfen filarmonilerin kurucusu. Kuzeni İdil Biret…
Sana başka bir şey söyleyeyim: Annem de babamın keman öğrencisi.
“Kemanın akordu tamam mı?” halleri yani?
Tam da öyle! (Gülüyor) Arada 16 yaş fark varmış.
Şubat ayında ikinci kez nikah masasına oturan Sinan Akçıl ve Burcu Kıratlı, bir kez daha boşanmaya karar vermişti.
Albümün çıkış şarkısı “Durum Çok Acil”. Ama siz söylemiyorsunuz. “Sinan Akçıl şarkı yapsın ama söylemesin” eleştirilerinin ne kadar payı var bunda?
Evet, Naim Dilmener falan bunu yazmışlardı. Ama söylemesin dedikleri şarkılarımla 1.3 milyar dinlenmedeyim YouTube’da.
E ama çıkış şarkısını başkalarına söyletmek biraz da buna yatmak olmuyor mu?
Değil. Neden biliyor musun? Çünkü bütün albüm benim için ciddi şarkılardan oluşuyor. Toplamda 6 klip olacak. Yani bu biraz albüme “hoş geldiniz” açılışı gibi oldu. Ben bu şarkının oyuncusu olayım, Merve ve Mustafa da anlatıcısı olsun istedim. Klipte de ağız oynatmayacağım. İkisi söyleyecekler. Birbirini kaybedip 5 yıl sonra karşılaşan âşıkların hikâyesi.
İçinde R&B şarkılar da var, dibine kadar damar da. “Suçum varsa ben cezama razıyım” gibi sözler… Biraz muhasebe mi var? Hangisi, ne kadar sizin son dönemde özel hayatınızda yaşadıklarınız?
Tam da bu. Muhasebenin dibi yani. Ayrılığın kodları.
“Simsiyah” şarkısı mesela. Tekrar koymuşsunuz. Burcu Hanım’a (Kıratlı, ikinci kez evlenip ayrıldığı eşi) mı bu sitem, yakarış? Ben olsam üzerime alınırdım…
Aynen! İlkinde “Sana yazdım” diye dinletmiştim. İlk boşanma zamanı. Şimdi bu da ikinci ayrılığa denk geldi.
Ben bu ayrılığa çok da inanmıyorum nedense. Bakalım üçüncüyü kim söyleyecek…
(Konuşmuyor ama belli ki hoşuna gitti, kahkaha atıyor.)
Kayınvalideye doğum günü orkidesi: Damadın olamasam da her zaman evladınım
Burcu Kıratlı’nın annesi Gül Erçetingöz’ün doğum günüymüş o gün. Çok zarif bir orkide yolladı kayınvalidesine, el yazısıyla bir not eşliğinde: “Damadın olamasam da her zaman evladınım…”
Konuyu döndürüp dolaştırıp özel hayatına getirmeye çalışıyorum. Acaba bu ayrılık ne kadar ciddi?
Hiç konuşmadı. Ama nasıl kıvrandığımı görünce bir şarkı dinleterek cevap verdi:
“Son duygumu anlaman için şunu dinle. 2 gün önce yazdım. 2.5 dakikada çıktı hepsi. İşte budur merak ettiğin:
Ölmüşüm evvelden / Geri gel yine al beni benden / Seni düşünen bir yürek var / Bilirim bir tek sensin beni eriten / Bizi bitiren şeyler var yeniden / Ama sensiz adam olmaz benden.”
“Çabasız seksi” diye bir laf var ya… Son derece enerjik haller, havai tripler satmaya çalışan Sinan Akçıl’a uyarlarsanız o laf şöyle olurdu: “Neşeli mutsuz”.
FIFA’nın her sene düzenlediği ve yılın en iyilerini belirlediği ödül töreninde, Yılın En İyi Futbolcusu Ödülü’nü Robert Lewandowski aldı.
FIFA “The Best” Ödülleri, 6 farklı kategoride sahiplerini buldu. Puskas, Fair Play, En İyi Taraftar, En İyi Kaleci, En iyi Teknik Direktör, ve En İyi Futbolcu dallarında ödüller verildi.
FIFA Yılın En İyi Erkek Futbolcusu Ödülü’nü, Bayern Münih’in Polonyalı golcüsü Robert Lewandowski aldı.
MESSI VE SALAH’I GEÇTİ
Üst üste ikinci kez ödülü alan Polonyalı yıldız, Salah ve Messi’yi geride bırakarak ödülü kazanmayı başardı.
En iyi kadın futbolcu ödülünü ise Alexia Putellas aldı. Putellas, bu ödülü kazanan ilk İspanyol oldu.
FIFA ÖZEL ÖDÜLÜ RONALDO’NUN
Portekiz Milli Takımı ile 115 gole ulaşan Cristiano Ronaldo, Erkeklerde FIFA Özel Ödülü’nün sahibi oldu.
Kadınlarda ise FIFA Özel Ödülü’nü Christine Sinclair aldı.
YILIN GOLÜ LAMELA’NIN
Tottenham forması giyerken Arsenal’a rabona vuruşuyla harika bir gol atan Erik Lamela, yılın en iyi golüne verilen FIFA Puskas Ödülü’nü kazandı.
Ajda Pekkan’ın 100 parçalık ilk NFT koleksiyonu yayınlandı. Süperstar’ın NFT’lerine sahip olmak ise kolay olmayacak.
25 Şubat’a kadar Pancakeswap üzerinden 250 dolar değerinde Nasa Doge token alanlar, Ajda Pekkan NFT’lerine sahip olmak için düzenlenecek çekilişe katılım hakkı kazanacak.
“İLK ve Son”, “Yalancı” ve “Kulüp” dizileriyle 2021 yılına damga vuran oyuncu Salih Bademci, önceki gün City’s Nişantaşı’nda objektiflere takıldı.
Bademci, iş toplantısı sonrası ayaküstü gazetecilerin sorularına cevap verdi. Bir dergi tarafından yılın oyuncusu ödülünü alan Bademci, 2021 yılının kendisi için çok güzel bir yıl olduğunu söyleyerek “Güzel bir yıldı. Bir oyuncu olarak beklentilerimi karşılayan bir yıl oldu” dedi.
“Kulüp” dizisi hakkında ise “Çok emek verilmiş bir iş, hakkını bulması çok mutlu etti bizi” diyen oyuncu, dizi sonrası şarkıcılık teklifleri aldığını söyledi: “Çok güzel şarkılar vardı, seslendirmek çok keyifliydi. Teklifler geldi ama öyle bir şeyler düşünmediğim için tabii ki kabul etmedim. Farklı bir disiplin. Sahne ve şarkıcılık gibi bir düşüncem yok.”
GÖZYAŞLARINA BOĞULMUŞTU
GQ Türkiye Men of the Year 2021 ödülleri aralık ayında sahiplerini buldu. Rol aldığı yapımlardaki başarılı performansıyla ‘yılın oyuncusu’ seçilen Bademci, eşine teşekkür ederken ağladı.