Yoğun bakımda tedavisi süren Metin Uca hayatını kaybetti. Uca’nın cenazesi, sabah saatlerinde Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden, incelenmek üzere Yenibosna Adli Tıp Kurumu morguna getirildi.
Dilovası ilçesinde geçirdiği trafik kazasının ardından yoğun bakımda tedavisi devam eden ünlü sunucu Metin Uca hayatını kaybetti. Ünlü televizyon programcısı ve sunucu Metin Uca, geçtiğimiz günlerde Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde geçirdiği kazanın ardından Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınmıştı. Yoğun bakımda tedavisi süren Uca saat 01.30 sıralarında hayatını kaybetti.
Uca’nın cenazesi, sabah saatlerinde Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden, incelenmek üzere Yenibosna Adli Tıp Kurumu morguna getirildi.
MENEJERİ DUYURDU
Metin Uca’nın menajeri Kübra Kalem Baykara acı haberi duyurdu. Baykara sosyal medya hesabından “Metin Uca’mızı kaybettik kalbimiz acıyor.” paylaşımını yaptı.
ENTÜBE EDİLMİŞTİ
Geçen günlerde rahatsızlanıp kaza geçirdikten sonra boyun şah damarlarının tıkalı olduğu ortaya çıkan ve yoğun bakımda tedavisi devam eden Metin Uca’nın dün entübe edildiği açıklanmıştı.
Uca’nın menajerinin dün yaptığı açıklama şöyle:
“Daha önce güzel haber vermiştim, sevgili Metin Uca’nın durumunun iyiye gittiğini, en kısa zamanda taburcu edileceğini, evde ek tedavilerle eski sağlığına kavuşacağını söylemiştim.”
’72 SAATİ ATLATALIM’
“15 Kasım sabahı taburcu edilmesi beklenirken acil bir operasyona alınması gerekti. Operasyondan sonra oluşan komplikasyonlar nedeniyle tedbir amaçlı entübe edildi. 72 saati atlatmayı, ardından kaldığımız yerden tedavisine devam edebilmeyi umuyoruz.”
METİN UCA KİMDİR?
1961’de İstanbul’da dünyaya geldi. Hakkarili baba ve Bilecikli bir annenin evladı olan İlk, Orta ve Lise eğitimini Ankara’da tamamladı. Uca, Kimya Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği, Tiyatro ve gazetecilik eğitimi aldı. Van Erciş’te askerliğini tankçı asteğmen olarak yapan Uca, 1987 yılında Anadolu Ajansı’nın sınavını kazandı ve muhabirlik hayatına başladı.
MUHABİR VE PROGRAMCI
1999 – 2000 yıllarında TRT’ de televizyoncu olarak çalışmaya başladı ve kuruluşundan itibaren Kanal D Ankara bürosunda muhabir olarak görev yaptı. Anadolu Ajansı, TRT, Kanal D, Milliyet EP Dergisi, Show TV, ATV ve Star televizyonlarında muhabir ve programcı olarak çalıştı.
ÖNEMLİ BAŞARILARA İMZA ATTI
1999 yılından itibaren kendi özgün sabah programları, yarışma programları ve sahne gösterileri ile İstanbul’da çalışmaya başladı. Geniş toplumsal kesimlerin sevdiği programlara sunucu, yapımcı olarak imza attı. 1999-2003 yılları arasında Türkiye’nin en özgün ve eğlenceli sabah haber şovu Günaydın Türkiye’yi Star ekranlarında sundu. 700 bölüm yayınlanan Passaparola ve TRT’de 180 bölüm yayınlanan Miras adlı programların sunucusu ve yaratıcı ekibinde yer alan Uca, Maydanoz, Büyüklere Masallar, Pişti isimli stüdyo programlarıyla da Show TV, ATV ve Star TV gibi kanallarda çalışmalarını sürdürdü.
KİTAPLARI 300 BİN SATTI
Metin Uca’nın, Her Tuzluğum Var Diyene Hıyarla Yetişemedim, Yes Yerine Orrayt Demek Caiz midir Hocam, Tüh, Alışmadık Gözde Lens Durmaz, Her Book’a Maydanoz kitapları toplam 300 bine ulaşan satış rakamıyla yaşadığımız günlere neşeli bir bakış ortaya koymaktadır.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, S-400’lerin neden kullanılmadığı sorusuna, “İhtiyaç duyduğumuzda düğmeye bastığımızda merak edenlerin hepsi görür. Nereye kullanacağız, bu çamaşır makinesi mi?” cevabını verdi. Güler, Meclis’te bakanlığının bütçe görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler askeri hastanelerle ilgili, “Hastanelerimizin hepsinin bizde olmasını arzu ediyoruz. 15 Temmuz gibi bir bela yaşandı. Zamanla, bunların hepsinin sırayla yapılacağına inancımız tam. Şu anda 5 hastane, gerektiğinde 10 hastane olacak şekilde TSK’ya bağlanmış durumda. Her gün askeri hastanelerin açılması konusunda çaba sarf ediyoruz, bu bir süreç. Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde bakanlığımıza ait 713 tıp fakültesi askeri öğrencimiz var. 29 diş hekimliği, 16 eczacılık fakültesi öğrencimiz var. Şu anda bunlardan hizmet alamıyoruz” bilgisini verdi.
“40 TANE EUROFIGHTER UÇAĞI ALACAĞIZ”
F-35 uçağı alımına taraftar olmadığını açıklayan Güler, “ABD’de bile uçuşu kesilmiş durumda, İsrail uçuramıyor. Avrupa’da birçok ülkede çözülemeyen aksaklıklar var. F-35 almalı mıyız, yerli uçağımızı kullanmalı mıyız, bunu düşünmeliyiz. Benim şahsi görüşüm, alma taraftarı değilim” dedi. AB’den 40 tane Eurofighter savaş uçağı alacaklarını belirten Bakan Güler, Almanya’nın buna karşı çıktığını Fransa-İspanya’nın da “Biz ikna ederiz” sözü verdiğini kaydetti.
“ASKERİ OKULLAR DA ZAMANLA AÇILIR”
Güler, zorunlu askerlik sisteminde değişiklik olup olmayacağı sorusuna da “Yüzde 50 zorunlu askerlik, yüzde 50 profesyonel. Şu anda bu rakamı yakalamış durumdayız. Askeri okullar da hastaneler gibi en kısa zamanda açılır diye düşünüyorum” dedi. Kimyasal silah iddialarına yanıt veren Güler, “Böyle bir şey yok. Bu devirde herhangi bir şeyin gizli kalacağına inanıyor musunuz? Ben böyle bir şeyi saklayabilir miyim? Kesinlikle yok, böyle bir şeye sahip olmayı da düşünmüyoruz ” dedi.
“2031’DE KAAN UÇACAK”
Milli savaş uçağı Kaan’ın 2028’de yerli motorunun üretileceğini söyleyen Bakan, 2031’de ise yerli savaş uçağının kendi motoruyla uçuşunu yapacağını belirtti. 250 adet Altay tankı üretmek için çalışmanın sürdüğünü belirten Güler, bu tankın da yerli motorunun 2026 yılında bitirilmesini hedeflediklerini söyledi.
Onlar gösteri dünyasının son dönemdeki en gözde çiftlerinden biri. Bunun nedeni de yıllar önce yarıda kalan aşklarını tamamına erdirmeleri. Belli ki araya giren yıllar, başka aşklar, evlilikler onlara birbirlerini unutturmadı.
Uzun uzun sözünü ettiğimiz bu ünlü çift Jennifer Lopez ile Ben Affleck. Yıllar önce yarım kalan aşklarını geçen yıl evlilikle mutlu sona ulaştıran Bennifer çiftiyle ilgili söylenen birçok şey var. Aralarının iyi olmadığı, evliliğin kötü gittiği, evde kapalı kapılar ardında sık sık tartıştıkları gibi…
Ama görünüşe göre Jennifer Lopez ile Ben Affleck’in öyle sanıldığı gibi çözülmez sorunlar yok. Belli ki onlar da her çiftin yaşadığı sorunları yaşıyorlar.
Durum böyle… Öte yandan Lopez ile Affleck ile ilgili çok başka bir konu var. Malum Lopez 54 yaşında ve çok da genç sayılmayacak bir yaşta iki tane çocuk sahibi oldu. Ama hiçbir zaman ünlü fiziği bozulmadı.
51 yaşındaki kocası Ben Affleck de tıpkı onun gibi… Fiziksel görünüş olarak genç hemcinslerini bile kıskandıracak durumda. İşte Bennifer çiftini gündeme taşıyan da bu ayrıntı.
Ünlü çift, haftanın en az üç günü aslında sağlığa zararlı olan ve kilo almaya yol açtığı bilinen abur cubur yiyecekler tüketiyor.
Lopez ile Affleck, sık sık hamburger alırken görüntüleniyorlar. Üstelik, evlerine gitmeyi bile beklemeden otomobillerinin içinde hemen yemeğe de başlıyorlar.
Ünlü oyuncular Ahmet Kural ve Murat Cemcir bir zamanlar ayrılmaz ikiliydi. Ancak bir süre önce yakın dostların
arası bozuldu.
“Şahsiyet II. Fasıl”ın galasına katılan Cemcir, sorular üzerine “Ahmet yetenekli bir komedyen, eski dostum. Elbet tekrar bir araya geliriz” dedi.
KARDEŞLER ARASINDA KIRGINLIK OLMAZ
Cemcir, Kural’ın geçen yaz gerçekleşen düğününe katılmaması hakkında da “LCV ile davet edildiğim hiçbir yere gitmem, bu kadarını söyleyebilirim” diye konuştu.
Oyuncu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Maddi anlaşmazlık söz konusu değil, manevi anlaşmazlıklar olabilir. Ama kardeşler arasında kırgınlık olmaz.”
LCV nedir?
LCV, davetiyelerde kullanılan ve açılımı “Lütfen cevap veriniz” olan bir kısaltmadır. Bu uygulamayla davetlilerin katılım durumlarına ilişkin bilgi talep edilir. Daveti alan kişinin organizasyon sahibine katılıp katılmayacağı konusunda bilgi vermesi gerekir.
Bugün 10 Kasım. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 85’inci yılında aramızdan ayrılma başlangıcı. Ünlü isimler Atatürk’e olan duygu ve özlemlerini sosyal medya hesaplarından yazdıkları mesajlarla dile getirdi…
Bugün 10 Kasım. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 85’inci yılında aramızdan ayrılma başlangıcı. Ünlü isimler Atatürk’e olan duygu ve özlemlerini sosyal medya hesaplarından yazdıkları mesajlarla dile getirdi…
FİLİZ AKIN Bugün eğer özgür bir ülkede yaşıyorsak, Cumhuriyet kadınları olarak mesleklerimizi yapabildiysek, sevgi, saygı görüp alkışlanlanma şerefini tadabildiysek eğer, kendi ayaklarımız üzerinde durup başlarımız dik yürüyebiliyorsak senin sayendedir. Bugün olduğum her şey için sana minnettarım ve seni ebediyete uğurladığımız gün saat 9’u 5 geçe kalbimizi yoklayalım. Eğer hala atıyorsa sen oradasın ve ölmedin demektir Yüce Ata’m…
TARKAN Sen rahat uyu Ata’m…
VOLKAN KONAK Eser durursun hafızamda. Işığım benim… Mustafa Kemal Atatürk…
ACUN ILICALI “100. yılını kutladığımız Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü özlem, minnet ve saygıyla anıyorum.”
AJDA PEKKAN “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı , hasret ve minnetle anıyoruz … Atamıza ve eşsiz vizyonuna şimdi her zamankinden daha çok ihtiyacımız var . Bölgemizde ağır trajediler yaşanıyorken ve müslüman kardeşlerimiz 21. Yüzyılda hala bağımsızlık mücadelesi veriyorken , bize bu cennet vatanda barış huzur ve medeniyet içinde yaşama şansını veren Atamıza sonsuza dek minnettarım.”
ZAFER ALGÖZ “Yaşa Mustafa Kemal Paşa…Adın yazılacak mücevher taşa…Sonsuza kadar özlem ve saygıyla.”
YONCA LODİ “Çocukken, yokluğunuza bastırdığımız kasımpatları gibi yaprak yaprak döküldüğümüz zamanlarımız var. Yine gücümüzü yolunuzdan alıp devam ederiz Atam…Ama daha çok özleyerek, anarak, anlayarak…Rahmet içinde uyuyunuz.”
HÜLYA KOÇYİĞİT 1954 & 2023… Rakamlar dışında değişen bir şey yok Ata’m… Sevgin de özlemin de aynı kalbimde; sana verdiğim sözleri tutmuş olmanın huzuru ve mutluluğu var içimde. Gücümü hep senden, ilkelerinden ve Cumhuriyet’ten alarak, sanatın ışığı hiç sönmesin diye çok çalıştım. İşimi layıkıyla yapan bir sanatçı olabildiysem bunu, sana ve Cumhuriyet’e borçlu olduğumu hiç unutmadım. Bir kez daha sevgi, saygı ve minnet ile…
DEMET AKALIN ‘Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Saygı, sevgi ve özlemle…’
ALİŞAN “Saygı ve rahmetle…”
ARDA TURAN Geleceğe umutla bakabiliyorsak, imkansız nedir bilmiyorsak hepsi senin sayende Ata’m. Senin açtığın yolda, gösterdiğin hedefe son nefesimize kadar yürüyeceğiz. Kalbimizde senin sevginle, seni gururlandırmak için çalışacağız. Sonsuz sevgiyle…
FAZIL SAY Atatürk’ü sevgiyle, saygıyla anıyoruz. İzindeyiz. 10 Kasım 2023…
Türkiye Futbol Federasyonu Bağımsızlık mücadelemizin lideri, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 85. yıldönümünde sevgi, saygı, minnet ve özlemle anıyoruz. Türk değil, tüm insanlığın saygısına mazhar olmuş büyük devlet adamı Atatürk’ün “Bütün millet ve memleket evlatlarını sportmen yapabilmek için sarf edilen ehemmiyet ve kutsiyeti aynı derecede değerli ve mühimdir” sözlerinin bildiği örnek sporcular kalkınma, toplumun spor kültürünü benimseterek Türk futbolunu geliştirme ve dünyanın en üst sıralarına taşıma çabamız azim ve kararlılıkla devam edecektir. Bu duygu ve düşünceleriyle, Büyük Komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, O’nun şahında dava ve silah arkadaşlarını, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını bir kez daha sevgi, saygı, rahmet ve şükranla anıyor, aziz hatıralarının önündeyle eğiliyoruz.
Türkiye Voleybol Federasyonu Ölümsüzlüğünün 85. yılında sözleri ve yöntemleri ile hala aklımızda; yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete ayrılığının yıl dönümünde saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
Galatasaray Kararlı insanların yaşadığı korku ülkede kalıyor. Düşünceliysen çözüm mutlaka yakın önemli bir meselede. Gülüyorsan anında neşeleniriz, yorgunsa bakışların kırılır kolumuz kanadımız. Bir çocuk seversin o çocukluğa girersin, bir bahçe gezersin fidan oluruz. Uzaklara dalarsın bazen, rüzgar olur gözlerinle gideriz. Kocatepe’de yorgan olur seriliriz üstüne. İzmir’in dağlarında coşar gönül ırmağımız. Halay çekersin, bil ki sol yanında biz varız. Mecliste mebusun, derinlemesine öğrencinin, büyük eserinde milletin biziz Atam. Sensiz geçen 85 yılda, sensiz geçmiş tek bir günümüz yok Atam.
Fenerbahce Bir 10 Kasım’da daha, aynı ses aynı hisle Minnettarız Atam! Sen bir verdi; attığımız kulaçta, koştuğumuz onun yarışta, vurduğumuz topta, çektiğimiz onu kürekte, arkamızdan onun rüzgarda, vurduğumuz onu yumrukta… GÜCÜMÜZÜ SENDEN, SORUMLULUĞUMUZU BİZE EMANETİN OLAN BAYRAĞIMIZDAN ALIYORUZ!
Beşiktaş Sonsuza dek yanı başındayız.
Trabzonspor Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 85. yılında rahmetine, minnet ve özlemle anıyoruz.
İşgal altındaki bir imparatorluktan savaşlar kazanarak kendi ayakları üzerinde yükselen çağdaş bir ülke kurmaya giden süreç nasıl başladı, hangi zorluklarla ilerledi? Cumhuriyet öncesinde Türkiye ne durumdaydı? İlle de Cumhuriyet kurulması şart mıydı? Peki, Mustafa Kemal olmasaydı da Cumhuriyet kurulur muydu? Cumhuriyet’in özellikle ilk yıllarında gerçekleştirilen kesintisiz devrimler ülkemize neler kattı? 100. yılına gelen Cumhuriyet ilk yıllarında dünya arenasında nasıl daha ön planda olabilmişti? İkinci yüzyılına girmiş Cumhuriyet’imize bazı kesimler neden hala karşı?
Gazeteci-yazar Doğan Satmış yeni kitabı 50 Maddede Cumhuriyet’in 100. Yılı ile yakın tarihimizin panoramasını sunuyor, geçmişten günümüze adım adım ilerleyerek Cumhuriyet’in niteliğini ve kazanımlarını bir kez daha anlamamızı sağlıyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında yakın tarihimizi ve ülkemizin üzerine bina edildiği kurucu değerleri tekrar tekrar düşünmek için değerli bir kaynak!
Doğan Satmış’ın yazdığı 50 Maddede Cumhuriyet’in 100. Yılı Karakarga Yayınları’ndan çıktı.
“MİLLETİN SALTANAT VE HAKİMİYET MAKAMI YALNIZ VE ANCAK TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’DİR.” – MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
“Cumhuriyet bir devrimdi, yıkılmış, parçalanmış, geri kalmış, yok olmak üzere olan bir toplumdan, çağdaş bir devlet yaratıldı. Atatürk’ün, Türkiye’yi kurma mücadelesi verdiği günlerde İngiliz başbakanı kendi meclisinde ‘Artık Türkiye yoktur!’ diyordu. Atatürk ve Milli Mücadele’ye omuz verenler, İngilizlerin bu sözünü boşa çıkardılar. Sadece bu sözü boşa çıkarmakla kalmayıp, dünya milletler ailesine, çağdaş, yeni bir üye kazandırdılar. Bu yeni üye, kurucusu Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalan ve bu nedenle de saygı gören bir ülke oldu.”
Doğan Satmış tarafından kaleme alınan 50 Maddede Cumhuriyet’in 100. Yılı kitabının sayfalarında; mümkün olmayanı başarıp, olmaz denileni olduran, “bitti sanılanı” küllerinden yeniden doğuran Türk milletinin ve Mustafa Kemal’in mücadelesini okuyacaksınız.
Her konseri dolup taşıyor, her konserinde yeni bir rekor kırıyor. Tüm sanatçılar için bir ‘er meydanı’ olan İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nun tartışmasız en büyüğü. Bu sahnede bir sezonda 16 konser verebilen tek isim. Bir başkası olsa ülkeyi ayağa kaldırır, her fırsatta kendini över, başka sanatçılara laf atar ama o “Ben rekorlarla ilgilenmiyorum, sadece işimi aşkla yapıyorum” diyebilecek kadar mütevazı… Tan Taşçı’dan söz ediyorum. Geçen sezon çok istesem de bir türlü gidemediğim konserini bu yıl nihayet fırsat bulup izleme şansına eriştim. “Şans” diyorum çünkü Tan Taşçı’nın konserine bilet bulabilmek öyle kolay bir iş değil.
7 Kasım’daki sezonun son konseri de ‘sold out’tu zaten. Tan Taşçı sahneye 26 kişilik ‘Başkanlar Korosu’ ve 14 kişilik orkestrasıyla çıktı. Korodaki herkes siyah bir cüppe giymişti, Tan da kendine özgü, Uzak Doğu stili kıyafetiyle arz-ı endam etti. Sahnenin arkasındaki dev gong da Uzak Doğu felsefesinin ışığında bir konser olacağını gösteriyordu. Tan Taşçı yoga yapan, vegan beslenen bir isim. Meditasyona alışkın, bunu bir yaşam biçimi haline getirmiş. Konseri de öyleydi, adeta bir ‘meditasyon’ seansıydı.
Zaten konserin ikinci bölümüne koro üyeleri, ellerinde ada çayı tütsüleri olduğu halde çıktı. Tüm Açıkhava bir anda tütsü koktu. İkinci bölüm, bir orkestra üyesinin gonga vurmasıyla başladı. Şarkı aralarında pek fazla konuşmayan, sadece küçük birkaç açıklama yapan Tan’ın o sakin sesi, insana ilginç bir rahatlama hissi veriyordu. İlk bölümde simsiyah giyinmiş olan Tan, ikinci bölümde bembeyaz bir kıyafetle sahnedeydi. Bu da ‘ying yang’ felsefesinin yansımasıydı. Yani zıtlıkların bir arada var olmasını sembolize ediyordu.
SEYİRCİ DEĞİL CAMİA
Açıkçası ben, o gece Tan’ın söylediği şarkılardan sadece üçüne aşinaydım. Ama gördüm ki, Tan şarkılarını sadece ‘Başkanlar Korosu’ ile söylemiyor. Açıkhava’yı dolduran 5 bin kişi aynı anda eşlik ediyor. Bence konserlerine giden kitleye ‘seyirci’ demek çok haksızlık olur. Onlar, ‘Tan Taşçı camiası’nın birer üyeleri.
Bu camiayı Tan Taşçı bilerek ve isteyerek mi kurmuş yoksa kendiliğinden mi oluşmuş karar veremedim. Ama görünen o ki, Tan, konserlerini mütevazı bir şekilde verirken bu camianın temellerini atmış. Çevreyi incelediğimde her kesimden insanın konserde yer aldığını gördüm. Çok sayıda çift vardı örneğin. Muhafazakar çevreden, sosyetik isimlerden, beyaz yakalılardan, işçilerden, öğrencilerden oluşan bir kitle doldurmuştu Açıkhava’yı. Bu tür konserlerde genellikle kadınlar şarkılara eşlik eder. Ama hayır, Tan Taşçı’da durum farklı, erkekler de bağırarak hatta zaman zaman ayağa kalkarak söylüyordu şarkılarını.
MÜZİKLİ AYİN
Tan Taşçı’nın konserleri öyle ‘vur patlasın çal oynasın’ havasında değil. Slow şarkıların ağırlıkta olduğu bir konser. İşin felsefi kısmı da eklenince aslında ‘müzikli bir ayin’ haline dönüştüğünü söyleyebilirim. Ancak ‘Cumartesi’ adlı şarkısını söylerken bir anda sahneye Dansöz Tuğçe’nin çıkması hiç beklediğim bir şey değildi. ‘Müzikli ayin’ bir anda oryantal şova dönüştü. Tam “Demek bu andan sonra hareketli şarkılar söyleyecek” diye düşünürken yine ters köşeye yatırdı beni. Birden bir bağlama taksimi girdi devreye.
Ben “Herhalde bir Neşet Ertaş şarkısına geçecek” diye düşünürken normalde Serdar Ortaç ile birlikte söylediği ve tam bir dans parçası ritminde olan “Benim Gibi Olmayacak” şarkısını deyiş formatında söylemeye başladı. Bu geçişler Tan Taşçı konserlerinin alamet-i farikası sanırım. Onu izleyenler hiç şaşırmıyor, ne söylerse söylesin mutlular. Yaklaşık 3 saat süren konserde sahnede bir tek aksama yoktu.
Tek olumsuz yanı, konserin yarım saat geç başlaması ve 15 dakikalık aranın da yine yarım saate uzaması. İstanbul’da hafta içi toplu taşıma saat 00.00’dan sonra duruyor. Birçok izleyici, son otobüsü, son metroyu kaçırmamak için erken çıkmak zorunda kaldı. Sonuç olarak konseri izleyince Tan Taşçı’nın o rekorları nasıl kırdığını anlıyor insan. Sesiyle de, sahnesiyle de hak ediyor zaten. Hem Tan Taşçı’yı hem de ‘camiasını’ tebrik ediyorum.
Serdar Ortaç’ın akustik tınılardan oluşan ‘Serdar Ortaç Akustik Vol 2’ adlı albümü bugün piyasada. Albümde popçunun 30 yıllık kariyerine damga vuran 10 parçası bulunuyor. Yeniden yorumlanan şarkılar nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve lideri Mustafa Kemal Atatürk 57 yıl yaşadı ama sonu gelene kadar hatırlanacak. O sıradan bir lider değildi, askeri ve siyasi dehasıyla zaferle adını Türk ve dünya çapındaki altın harflerle yazdırdı.
Büyük Önder Atatürk, 1881’de Selanik’te dünyaya geldi. Annesi Zübeyde Hanım’ın arzusunun ilk öğrencisi olan Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle okulunda Atatürk’e başlayan, daha sonra babası Ali Rıza Efendi’nin isteği ile geçen Şemsi Efendi Mektebi’nde ilkokulu bitirdi.
Ortaokul eğitimine devam etmek için Selanik Mülkiye Rüştiyesi’nden kendi istekleriyle ayrılan Atatürk, yetiştirmesini Selanik Askeri Rüştiyesi’nde sürdürdü. Bu sınıfta kalan matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi, Atatürk’ün sınıftaki diğer “Mustafa”lardan ayrılması için üstün yetenekli öğrenciye ikinci ve “Kemal” olarak yerleştirildi.
Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra Manastır Askeri İdadisi’nden ikincilikle mezun oldu. saklanmasının yanında yabancı dil eğitimi de alan Atatürk, yazları askeriye dönüşe izin verdi Selanik’te Fransız derslerini gördü.
Daha sonra İstanbul’a girişi 1899’da Harp Okulu’na girildi, 1902’de teğmen rütbesiyle bitiren Atatürk, Harp Akademisi’nden 1905’te kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu.
Atatürk, kurmaylık stajı için 1905’te Şam’da 5. Ordu emrine atandı. Suriye bölgesindeki üstün hizmetler nedeniyle Beşinci Rütbe’den Mecidi Nişanı’na verilen Atatürk, 1907’de merkezi Makedonya’nın Manastır evinde bulunan 3. Ordu Karargahı’na atandı. Atatürk, 3. Ordu Karargahı’nın Selanik’teki kurmay şubesinde görevlendirildi.
Mustafa Kemal Atatürk, Manastır ve Selanik’te görevliyken 1909’da İstanbul’daki 31 Mart Vakası’nı bastıran Hareket Ordusu’nda görev yaptı.
1910’da Arnavutluk’taki isyanı bastırmak için düzenlenen harekatta asker Atatürk, İtalya’da görevlendirildi. 1911’de Trablusgarp’a çıkarması üzerine Tobruk’a gönderildi.
Tobruk ve Derne’de Türk kuvvetlerini başarıyla yönettikten sonra binbaşı rütbesiyle 1912-1913 yıllarında Balkan Savaşı’na katılan Atatürk, Edirne’yi Bulgaristan’dan geri alan kolorduda görev yaptı.
Çanakkale’de üstün başarı
Atatürk, 1913’te Sofya’da ataşeliğe atandı. Ataşe olarak görev yaptığı sırada, Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine Atatürk, Başkomutanlık Vekaletine başvurarak cephede görev almak istedi.
“Sizin için orduda her zaman bir görevi vardır. Ancak Sofya Atasemiliterliğini daha önemli gördüğümüzden sizi orada bırakıyoruz” bilgilerin üzerine Büyük Önder, Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya şu mektubu yazdı:
“Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben, Sofya’da atasemiliterlik yapamam. Eğer birinci sınıf memur olmak liyakatinden mahrumsam, inancınız bu ise lütfen açık mahrumiz.”
Bunun üzerine Atatürk, 1915’te Esat Paşa komutasındaki 3. Kolordu’ya bağlı Tekirdağ’da oluşturulacak 19. Tümen Komutanlığı’na atandı.
Gelibolu Yarımadası’na asker sağlayan ve Conkbayırı’na doğru ilerleyen düşman birlikleri Atatürk’ün komutasındaki 19. Tümen kuvvetlerinin taarruzuyla geri çekildi. Atatürk, “Anafartalar Kahramanı” olarak ün kazandı.
Atatürk, Conkbayırı taarruzu sırasında göğsüne isabet eden şarapnel parçasının göğüs cebindeki saati parçalayarak dönüştürme sonucu mutlak bir ölümden kurtuldu.
Doğu Cephesi’nde 16. Kolordu Komutanlığı’na atanan Atatürk, 1916’da Rus saldırılarını durdurarak Bitlis ve Muş’u düşmandan geri aldı ve bu cephede generalliğe terfi etti.
1917’de Filistin ve Suriye’de görevli 7’nci Ordu Komutanlığı’na atanan Atatürk, aynı yıl Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya giderek Alman Genel Karargahı ve Alman savaş cephelerinde incelemelerde bulundu.
1918’de yeniden görevlendirildiği Suriye cephesinde 7’nci Ordu Komutanı iken, Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra İstanbul’a geri döndü. Ülkeyi düşman işgalinden kurtarma amacını gizli tutarak, Ordu Müfettişliği göreviyle İstanbul’dan ayrıldı.
Tam bağımsızlığa giden ilk adım
19 Mayıs 1919’da Karadeniz yoluyla Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi’ni yayımladı. Türk milletine, “Vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, azim ve kararlılıkla vatanın kurtarılması için Sivas’ta bir kongre toplanacağını” bildirdi.
Osmanlı finansmanının verdiği görevden ve askerlikten istifa ederek, 23 Temmuz 1919’da Erzurum’da, 4 Eylül 1919’da Sivas’ta düzenlenen kongrelerin başkanlığını yaptı.
Bu kongrede, “Düşman’ın işgaline karşı milletin vatanı savunacağı, bu amaçla geçici bir kişinin kurulacağı ve bir milli meclisin toplanacağı, manda ve himayenin kabul edilmeyeceği” kararları açıklandı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), çabalarıyla 23 Nisan 1920’de Ankara’da tarihi görevine başladı. Mustafa Kemal Atatürk Meclis ve Hükümet Başkanı seçildi.
TBMM’nin açılmasından 17 gün önce, 6 Nisan 1920’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla Anadolu Ajansı (AA) kuruldu. “Türkiye’nin uluslararası çapta tanıtımını yapmak” amacıyla kurulan AA, TBMM’nin ilk ürününün tanıtımını yaptı, Milli Mücadele’nin ve Kurtuluş Savaşı’nın her aşamasına tanıklık etti.
TBMM, milli bir hükümet kurulmasına rağmen Osmanlı idaresi ile İtilaf resimleri arasında 10 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşması imzalandı.
Büyük Önder Atatürk, United Telegraph gazetesi muhabirine bildirdiklerini, Sevr Antlaşması’nı tanıdıklarını vurgulayarak, “Siyasi, adli, fiili ve mali bağımsızlığımızı imhaya ve sonuçta yaşama hakkımızı inkara ve kaldırmaya yönlendirilmiş Sevr Antlaşması bizce mevcut değildir.” tasarruf kullanıldı.
TBMM tarafından Osmanlı idaresi ile İtilaf arasında imzalanan Sevr Antlaşması’nın kabul edilmediği dünyaya duyuruldu.
Yunan Ordusu bozguna uğratıldı
İtilaf resimleri’nin yardımıyla İzmir’i işgal eden Yunan kuvvetlerinin ilerlemesi, 1921’de Birinci ve İkinci İnönü savaşlarıyla durduruldu.
Yunan ordusunun 23 Ağustos 1921’de yeniden taarruz yapmasıyla Sakarya Meydan Muharebesi başladı. Atatürk, birliklere, “Savunma hattı yoktur, savunma sathı vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” emrini verdi.
Yunan ordusu bozguna uğratılarak, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Türk ordusu, Sakarya Meydan Muharebesi’ni zaferle sonuçlandı. 22 gün süren bu savaşta Yunan ordusu ağır kayıplara uğradı. Bu zafer nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk’e TBMM tarafından “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” ünvanı verildi.
Sakarya Zaferi’nin ardından 13 Ekim 1921’de Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması, 20 Ekim 1921’de Fransızlarla Hatay dışında Türkiye sınırının çizildiği Ankara Antlaşması imzalandı.
Atatürk’ün komutanlığında Türk ordusu, vatanı düşman işgalinden kurtarmak için 26 Ağustos 1922’de toplanıp Büyük Taarruz’u başlattı.
Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği 30 Ağustos 1922’deki Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi’nde Türk ordusu, Yunan ordusunun büyük bir kısmı yok etti. Bozguna uğrayarak kaçan düşman kuvvetlerini izleyen Türk ordusu, 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdi.
Anadolu’yu düşman istilasından kurtaran büyük askeri zaferlerin ardından 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve İtilaf resimleri işgal edildi Türk yürüyüşlerinden çekildi.
Lozan Antlaşması
İsmet İnönü başkanlığındaki Türkiye heyeti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalandı.
Büyük Önder, Lozan Antlaşması’na ilişkin, “Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir vesikadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı
Kurtuluş Savaşı’nın ardından 29 Ekim 1923’te TBMM tarafından Cumhuriyet ilan edilirken, Mustafa Kemal Atatürk cumhurbaşkanı seçildi. 1938’de ölümünden on yıl önce 4 kez cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, bu görevi en uzun süre yürüten cumhurbaşkanı oldu.
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’e 14 Haziran 1926’da İzmir’de yapılması planlanan suikast girişimi engellendi. Suikast girişiminin elebaşları İzmir’de tutuklandı.
Büyük Önder, Anadolu Ajansına ilişkin suikast girişiminde bulunduğunu belirterek, “Alçak girişimin benim şahsımdan ziyade mukaddes Cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek rejimlere yönelmiş bir yapıya sahip olması yoktur. Benim naçiz sistemim bir gün elbet toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Gazi Mustafa Kemal’e, 24 Kasım 1934’te 2587 sayılı Kanun’la “Atatürk” soyadı verildi ve bu soyadının başkaları tarafından kullanılması yasaklandı.
Türkiye’nin etkili bir aktör olarak öne çıkmasının sağlanması
Mustafa Kemal Atatürk, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın gelişmesini kolaylaştırmak ve kalkınmasını hızlandırmak amacıyla 1933’te Beş Yıllık Sanayi Planı’nı başlattı. Aynı dönemde dış politikada önemli adımlar atıldı. Milletler Cemiyeti’ne girilmesi, Balkan Antantı’nın imzalanması, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Sadabat Paktı gibi girişimler, Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada etkili bir aktör olarak öne çıkmasını sağladı.
Atatürk, Hatay’ın ana vatana katılımı için yoğun planlama çaba sarf etti ve onun bu amacı vefatının ardından 1939’da gerçekleştirildi.
Yalnızca Türk milletinin Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetilen bir komutan olarak değil, aynı zamanda gerçekleştirilen devrimlerle de dahi bir devlet adamı olarak tarihe geçen Mustafa Kemal Atatürk, 57 yıl süren yaşamında, milletinin ve vatanının bağımsızlığı için yılmadan çalıştı ve mücadeleden zaferle çıktı.
Türk ve dünya çapındaki altın harflerle yazılmış harflerle yazılan Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de 57 yıllık Askeri Dolmabahçe Sarayı’nda saat 09.00’u 5 geçe hayata gözünü yumdu.
Atatürk’ün vefatı sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada büyük üzüntüyle karşılanırken, yabancı devlet adamları birçok açıklama yaptı ve mesaj yayınladı.
Atatürk’ün naaşı 10 Kasım 1953’te Anıtkabir’e nakledildi
Atatürk’ün Türk bayrağına sarılı tabutu, Dolmabahçe Sarayı büyük törenlerinde bir katafalk üzerine yerleştirilerek 3 gün süreyle milletin ziyaretine bırakıldı.
Cenaze, daha sonra 20 Kasım 1938’de Ankara’ya getirildi ve 21 Kasım 1938’de büyük törenlerle Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrine konuldu. Cenaze törenine bütün dünya devletleri özel temsilciler gönderildi. Törende, Çanakkale’de ve diğer muharebelerde Atatürk’e karşı savaşmış yabancı generaller de yer aldı.
Atatürk’ün naaşı, ölümün 15’inci yılı olan 10 Kasım 1953’te Anıtkabir’e nakledildi.
Kulüpler Birliği Başkanı Ali Koç, “Bu düzensizlik içerisinde yer alan hiç kimsenin yeni düzende yer almasını istemiyoruz. Biz her türlü desteği vermeye hazırız. Hakemlerin değişmesi lazım, bu net” dedi.
Kulüpler Birliği, bugün vakfın Maslak Ofisi’nde bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından Kulüpler Birliği Başkanı Ali Koç basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Vakfın toplantısındaki konu başlıklarını açıklayan Koç, “E-Bilet ihalesinin hemen yapılması vardı. Yüzde 7 bilet gelirlerimizden bakanlığımızın kesintileri vardı. Bu kesintilerin olmaması gerektiğiyle ilgili bilgilendirme yapıldı. Yayın gelirlerinin daha modern şekilde dağılımı konusunda konuştuk. İnşallah önümüzdeki sezonların gelirlerinin dağılımını mart ya da nisan ayı gibi kararını vereceğiz. Şunu söyleyebilirim ki önümüzdeki sezon farklı bir gelir dağılım sistemi olacak. Yayın ihalesi konusunda bir ilerleme yok” diye konuştu.
“GALATASARAY ÇOK İYİ MÜCADELE ETTİ”
Ülke puanının önemine vurgu yaparak sözlerine devam eden Ali Koç, “Galatasaray’ın dün maçı vardı. Ülke puanımız çok önemli. Şimdi 9’uncu sıraya geldik. Galatasaray çok iyi mücadele etti. Bu bile gerçekten müthiş. Bugün iki maçımız var, umarım puanları toplayabiliriz. Türkiye’ye yakışan şampiyonun, Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılım göstermesidir. En azından 9’uncu sırayı garantilememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“BÜTÜN KULÜPLER, BU KİRLİLİĞİN, ŞİKE VE BAHİS KONULARININ DİBİNE İNİLMESİ KONUSUNDA BİR İRADE GÖSTERDİ”
TFF’nin kendisine yöneltilen sorularla ilgili olarak yaptığı açıklamaya değinen Koç, “Açıklamaları detaylı bir şekilde okuyamadım. Yoğun bir toplantımız vardı. Gerektiği takdirde ben yarın bu konularla ilgili bir açıklama yaparım ama bana gelen mesajlardan halının altına süpürme gibi bir durum olduğu söyleniyor. Toplantıya katılan tüm kulüpler yoğun bir irade gösterdi. Bütün kulüpler, bu kirliliğin, vasıfsızlığın, şike ve bahis konularının dibine inilmesi konusunda bir irade gösterdi. Bu konularla ilgili TFF’ye gerekli adımların atılması konusunda bir irade ortaya koyuldu” şeklinde konuştu.”BAHİS VE ŞİKE VARSA ORADA HAKEM DE VARDIR”
Gündemde yer alan bahis ve şike konularına da değinen Koç, “Bahis ve şike büyük bir sorun. Kriptonun hayatımıza girmesiyle bu durum daha da arttı, çünkü bankacılık içerisine girmeniz gerekmiyor. Sayın Murat Sancak ile ilgili parantez açmak istiyorum. Kendisiyle ilgili yapılan ithamlardan oldukça rahatsız. Katıldığından beri Türk futbolu için bahis ve şikenin çok büyük bir sorun olduğunu dile getiren başkanlardan birisi. Sergilemiş olduğu reflekslerle de bu konuyu gösteriyor. Bahis ve şike varsa orada hakem de vardır. Biz Fenerbahçe olarak araştırmaya başladık. Burada beni en çok mutlu eden ortak bir zeminde hareket etme kararının çıkması. MHK’ler değişiyor, federasyonlar değişiyor ama hakemler değişmiyor ve bütün sorunları biz yaşıyoruz. Bu konsensüsü çok değerli buluyorum” açıklamasında bulundu.
“NE SİZ BİZİ ADAM EDEBİLİRSİNİZ NE DE BİZİM SİZE GÜVENİMİZ AYNI NOKTADA KALABİLİR”
Federasyonun verdiği cezalarla var olan soruların çözülemeyeceğini aktaran Koç, “Federasyonumuzun satır aralarını iyi okuması gerekiyor. Ona ceza, buna ceza şeklinde bir yere varamayız. Ne siz bizi adam edebilirsiniz ne de bizim size güvenimiz aynı noktada kalabilir. TFF’nin değerli yönetim kurulu üyeleri var ama bizim endişemiz federasyonun tamamından faydalanılmadığı yönünde. Çok küçük bir çemberin içinde işlerin döndüğü bir düzen olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
“BİZ BİRAZ SORUŞTURDUK AMA HAKEM ÖYLE BİR VERİ GİRMEMİŞ”
Dijital Atama Sistemi’yle ilgili sıkıntıların baş gösterdiğini belirten Ali Koç, “Yapay zekanın işleyişiyle ilgili artık tereddütlerimiz var. Ben en büyük destekçilerinden biriydim. Atamalarda sıkıntıları çok aktif şekilde görüyorum. Yapay zekada 40-50 madde var. Bunlardan bir tanesi hakemlerin şu takımın ve şu takımın maçını istemiyorum deme özgürlüğünün olması. Mesela bir hakemin şu şehirde işlerim var diyerek o şehrin takımının maçını istememe hakkı var. Bir tane hakem, iki takımın maçını yönetmek istemiyorum diye veri girmiş ama sebep yok. Biz biraz soruşturduk ama hakem öyle bir veri girmemiş. O veri, manuel olarak federasyonun bildiği bir kişi tarafından girilmiş” dedi.
“YENİ MODELİN İVEDİLİKLE HAYATA GEÇMESİNİ İSTİYORUZ”
Federasyonun getireceği yeni sistemin hemen uygulamaya geçmesi gerektiğine değinen Ali Koç şöyle konuştu:
“Federasyonumuzda da aynı tereddütler var ki yeni bir sistemin geleceğini söylüyor. Bunun içinde kulüplerin de olacağı söyleniyor. Yeni modelin ivedilikle hayata geçmesini istiyoruz. Mevcut atama sistemi, hiç verimli değil ve sorunları daha da derinleştiriyor. Bu yeni sistemde, mevcut MHK’nın yeterli olup olmadığı da konuşuldu. Bu düzensizlik içerisinde yer alan hiç kimsenin yeni düzende yer almasını istemiyoruz. Biz her türlü desteği vermeye hazırız. Hakemlerin değişmesi lazım, bu net.”
“İYİ BİR ŞEY YAPMAYA ÇALIŞANLARIN ÖNÜ HEP KESİLİYOR”
Federasyonun sorunların çözülmesi için gerekli cesareti göstermediğine değinen Ali Koç, MHK içinde Kulüpler Birliği’ni temsil edecek bir kişi olup olmayacağı yönünde gelen bir soruya ise “Bu konu bugün konuşulmadı. Hafta başında buna dair bir şey söylendi. Çalışma yapıldığını duydum. MHK’nın değişmesi yetmiyor. Bu sistem böyle olduğu müddetçe, torpille atanan hakemler bir yere geldiği sürece bir yere varamayız. Bu kemikleşmiş yapıda menfaat ilişkileri o kadar keskin ki iyi bir şey yapmaya çalışanların önü hep kesiliyor” diye konuştu.
“ÖYLE ŞEYLER YAŞANIYOR Kİ HERKES MUZDARİP AMA MUZDARİP OLMAYAN BİR KURUM VAR”
Bu işin sonuna kadar arkasında olacaklarını belirten Ali Koç, “Pazar gününden beri bazı maçları izledim, gözlerime inanamadım. Bırakın onu, bugün kimse Beşiktaş’ın Antalyaspor maçında verilmeyen penaltısına, ’penaltı değil’ diyemez. Ferdi’ye yapılana da aynı şekilde. Bu nasıl bir cesaret. Sanırım Konyaspor- Fatih Karagümrük maçında bir penaltı verildi, olacak iş değil. Öyle şeyler yaşanıyor ki herkes muzdarip ama muzdarip olmayan bir kurum var. Onlar da hakemler ve MHK. Bu nasıl bir yapay zekamış ki geçen sene oynanan Adana Demirspor-Beşiktaş maçlarına aynı hakemleri atamış?” açıklamasında bulundu.
UEFA Avrupa Konferans Ligi D Grubu’nda Beşiktaş sahasında konuk ettiği Norveç temsilcisi Bodo/Glimt’e 2-1 mağlup oldu. Beşiktaş bu sonuçla dördüncü maçlar sonunda 1 puanla grupta sonuncu sırada kaldı.
UEFA Avrupa Konferans Ligi D Grubu’nda temsilcimiz Beşiktaş, Tüpraş Stadyumu’nda Norveç temsilcisi Bodo/Glimt’i konuk etti.Üç golün çıktığı mücadelede gülen taraf 2-1’lik sonuçla Bodo/Glimt oldu. Bodo/Glimt’e galibiyete getiren golleri 38. ve 49. dakikalarda Moumbagna kaydetti. Beşiktaş’ın tek golü ise 64. dakikada Tayfur Bingöl’den geldi. Beşiktaş’ta Necip Uysal 90+3. dakikada kırmızı kart gördü.Beşiktaş bu mağlubiyetin ardından 1 puanla grupta sonuncu sırada yer aldı. Puanını 7 yapan Bodo/Glimt ise ikinci sırada kendine yer buldu. Beşiktaş gruptaki beşinci maçında Club Brugge ile İstanbul’da karşılaşacak. Bodo/Glimt ise sahasında Lugano’yu ağırlayacak.BURAK YILMAZ’A TRİBÜNLERDEN TEPKİSiyah-beyazlı taraftarlar karşılaşma öncesinde teknik sorumlu Burak Yılmaz aleyhinde tezahüratlarda bulundu. Siyah-beyazlı taraftarlar, takımların ısınma hareketlerini gerçekleştirdiği sırada ‘Burak Yılmaz’ı istemiyoruz’ şeklinde bir süre tempo tuttu. Beşiktaşlı taraftarlar temsilcimizin yediği ikinci golden sonra ise “Burak dışarı” şeklinde tezahürat yaptı.MAÇTAN ÖNEMLİ DAKİKALAR1′ Beşiktaş-Bodo/Glimt maçında ilk düdük sesi geldi.4′ Beşiktaş kaleyi uzaktan yokladı. Muleka’nın ceza sahası dışından vuruşunda top üstten auta gitti.13′ Sol kanattan içeri doğru kat eden Gronbaek’in boş pozisyonda çektiği şut çerçeveyi bulmadı.21′ Mert’ten kritik kurtarış. Savunmanın arkasına sarkan Pellegrino, Mert ile karşı karşıya kaldı ancak açıyı iyi daraltan Mert ayaklarıyla golü önledi.27′ Beşiktaş’ta sakatlanan Bailly yerini Amartey’e bıraktı.38′ Bodo/Glimt, Moumbagna ile golü buldu. Savunma arkasına yapılan ortada topu ağlara yollayan Moumbagna skoru 1-0’a getiren isim oldu.44’Beşiktaş gole çok yaklaştı. Cenk Tosun’un kafa vuruşunda Haikin parmaklarının ucuyla topu kornere çeldi.45′ Bodo/Glimt, Beşiktaş karşısında ilk yarıyı 1-0’lık skorla önde tamamladı.46′ İkinci yarı başladı.49′ Bodo/Glimt farkı ikiye çıkardı. Mert ile karşı karşıya kalan Moumbagna aşırtma vuruşla fileleri havalandırmayı başardı.56′ Beşiktaş direğe takıldı! Muleka’nın sert şutunda üst direkte patlayan top oyun alanına geri döndü.64′ Beşiktaş farkı bire indirdi. Ön alanda yapılan pres sonrasında Tayfur Bingöl ceza sahası içinden nefis bir vuruşla fileleri havalandırdı ve skoru 2-1’e getirdi.78’Beşiktaş’ta Tayfur Bingöl bu kez ceza sahası dışından şansını denedi ancak top üstten auta gitti.87′ Oxlade-Chamberlain’in ortasında kafa vuruşunu yapan Muleka, Haikin’i geçemedi.90+3′ Beşiktaş’ta Necip Uysal ikinci sarı kartını gördü ve kırmızı kartla oyun dışında kaldı.
Filenin Sultanları’nın kaptanı Eda Erdem, hem başarılı spor kariyeri hem de saklı tuttuğu özel hayatıyla dikkat çekiyor. Eda Erdem sosyal medyada paylaştığı son pozuyla gündem oldu.
Filenin Sultanları’nın kaptanı Eda Erdem, hem başarılı spor kariyeri hem de saklı tuttuğu özel hayatıyla dikkat çekiyor. Eda Erdem sosyal medyada paylaştığı son pozuyla gündem oldu.Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı kaptanı Eda Erdem Dündar, en dikkat çeken sporcular arasında yer alıyor.36 yaşındaki milli voleybolcu, voleybolcular arasında en popüler isimlerden biri.Fenerbahçe Opet’in de kaptanı Eda Erdem, özel hayatı ve sosyal medya paylaşımlarıyla da mercek altında.Başarılı voleybolcunun son pozu sevenlerinin beğenisini çekti. Özel bir gece için hazırlanan Eda Erdem makyajı, saçları ve beyaz saten kıyafetiyle verdiği pozu “Özel ve anlamlı bir geceye hazırlanırken…” notuyla paylaştı.Ebrar Karakurt da kaptanın paylaşımını görünce “OMG” yorumu yaparken, Melek Mosso ve Melisa Sözen gibi ünlü isimler de Eda Erdem’e kalp emojisi gönderdi.
UEFA Avrupa Konferans Ligi H Grubu’ndaki temsilcimiz Fenerbahçe konuk olduğu Ludogorets deplasmanından 2-0’lık mağlubiyetle döndü. Fenerbahçe bu sonuçla gruptaki ilk puan kaybını yaşadı.
UEFA Avrupa Konferans Ligi H Grubu’nda Fenerbahçe, Bulgaristan’da Ludogorets’in konuğu oldu.Sakatlık problemi nedeniyle birçok yıldız isminden yararlanamayan Fenerbahçe grupta oynadığı dördüncü maçta Ludogorets’e 2-0 mağlup oldu ve gruptaki ilk yenilgisini aldı. Ludogorets’e, Fenerbahçe karşısında üç puanı getiren tek golleri 18. dakikada Piotrowski ve 90+2. dakikada Seco kaydetti.Fenerbahçe bu sonucun ardından 9 puanda kalırken, Ludogorets puanını 6’ya yükseltti. Fenerbahçe gruptaki beşinci maçında deplasmanda Nordsjaelland ile karşılaşacak. Ludogorets ise deplasmanda Spartak Trnava ile kozlarını paylaşacak.YUSUF AKÇİÇEK İLK RESMİ MAÇINA AVRUPA’DA ÇIKTIFenerbahçe’nin akademi oyuncularından Yusuf Akçiçek, A Takım’la ilk resmi maçına Ludogorets karşısında çıktı. Sakatlıklar nedeniyle savunmadaki eksikte kendisine şans doğan 17 yaşındaki sol ayaklı stoper, sarı-lacivertli formayı ilk kez bir Avrupa karşılaşmasında giydi.MAÇTAN ÖNEMLİ DAKİKALAR 1′ Ludogorets-Fenerbahçe maçında santra yapıldı ve maç başladı.16′ Ani gelişen Fenerbahçe atağında Ryan Kent şansını ceza sahası dışından denedi. Kalesinde dikkatli olan Sluga gole izin vermedi.18′ Ludogorets, Piotrowski ile öne geçti. Ceza sahası dışından ağları bulan Piotrowski skoru 1-0’a getiren isim oldu.43’Ludogorets ikinci gole yaklaştı. Tekpetey’in vuruşunda Livakovic kalesini gole kapamayı başardı.45′ Ludogorets, Fenerbahçe karşısında ilk yarıyı 1-0 önde kapattı.46′ İkinci yarı başladı.56′ Batshuayi’nin topu direkte patladı! Ceza sahasında dar açıda rakibinden sıyrılan Batshuayi’nin sert şutu direkten döndü.90+2′ Ludogorets, Seco’nun golüyle farkı ikiye çıkardı. Ceza sahasında Livakovic’i mağlup eden Seco maçın skorunu tayin etti: 2-0.
“Atatürk 1881-1919”un birinci bölümü yılın en iyi açılış yapan yerli drama filmi oldu.
Box Office Türkiye’nin açıkladığı rakamlara göre film, vizyona girdiği ilk üç günde 269 bin 113 seyirci ile gişenin zirvesine oturdu. Şimdiye kadar çekilmiş en büyük bütçeli Atatürk yapımı olan film, 330 salon ve 830 sinemada seyirciyle buluştu.
Yönetmenliğini Mehmet Ada Öztekin’in yaptığı, senaryosu Necati Şahin’e ait Lanistar Media yapımı filmde; Atatürk rolünü Aras Bulut İynemli, Zübeyde Hanım’ı Songül Öden, Enver Paşa’yı Sarp Akkaya, Madame Corinne’i Esra Bilgiç, Ali Rıza Efendi’yi Mehmet Günsür canlandırıyor.Atatürk’ün çocukluğu ile başlayan “Atatürk 1881-1919”, Millî Mücadele’ye giden yolda kahramana dönüşerek hem kendi hem de ülkesinin kaderini değiştiren bir lideri anlatıyor. Film, ayrıca Ali Rıza Efendi’nin ilk kez göründüğü ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bilinmeyen aşkları Madame Corinne ile Miti karakterlerinin de ilk kez işlendiği yapım olma özelliğini taşıyor.
DÜNYA GALASI LOS ANGELES’TA
“Atatürk 1881-1919”un ilk yurtdışı galası ise geçen akşam Los Angeles’taki ikonik Sony Stüdyoları’nda düzenlenen “Hollywood Türk Sinema Günleri” kapsamında gerçekleşti.Film ekibi, “Mutlu ve gururluyuz” dedi. Hazırlığı 4 ay, çekimleri yaklaşık 1 buçuk sene süren film, 30’dan fazla ülkedeki sinemalarda uluslararası izleyiciye sunulacak.
Beşiktaş’ta başkanlık yarışı kızışıyor: Hasan Arat vaatlerini açıkladı, Emre Kocadağ’ın adaylığı merakla bekleniyor.
Beşiktaş başkanlığına resmen aday olduğunu açıklayan halihazırdaki tek isim olan Hasan Arat, çalışmalarına devam ediyor.
Kulüp dernekleri ve taraftarlarla yapılan organizasyonlara katılan
Arat, şu ifadeleri kullandı:
Beşiktaş Başkanına kimse parmak sallayamaz. Benim bulunduğum mevkide de buna kimse cesaret edemez.
Beşiktaş’ı rencide edecek işler yapmayacağız. Basındaki 3-5 kişiye haber sızdırma gibi bir yöneticilik olmaz.
Futbolu, futboldan gelenler yönetecek.
İstediğimiz futbolcuyu getireceğiz.
İletişim kurumsal olacak. BJK TV’yi tekrar kuracağız.
SIRA EMRE KOCADAĞ’DA
Ahmet Nur Çebi’nin başkan adayı olmayacağını açıklaması sonrası gözler mevcut asbaşkanı Emre Kocadağ’a çevrildi.
Kocadağ’ın adaylık açıklamasını birkaç gün içinde resmen yapması bekleniyor. Genç iş insanı, geniş ve güçlü bir yönetim listesi hazırlama adına camianın önemli isimleriyle görüşüyor.
Galler Prensi William’ın, çevrecilik konusunda bilinç uyandırmak amacıyla kurduğu Earthshot ödül töreninin üçüncüsü bu yıl Sigapur’da yapıldı. İngiliz kraliyet vakfının önderliğinde düzenlenen daha sonra da sadece Prens William’ın projesi haline gelen ödüller dünya çapında ses getiriyor. Bu proje ve tören geleceğin kralı William ve eşi Prenses Kate Middleton için de büyük bir prestij meselesi.
KATE GEÇEN YILKİ TÖRENE DAMGA VURMUŞTUTören geçen yıl ABD’nin Boston kentinde düzenlenmiş, Kate Middleton törende giydiği yeşil giysisiyle büyük sükse yapmıştı. Her etkinliğe, özellikle de ülke dışındaki etkinliklere birlikte katılan William ve Kate’i, kendileri için çok önemli olan bu etkinlikte bir arada görmek isteyenler bu yıl hayal kırıklığına uğradı.
Galler Prensi William, ev sahibi olduğu Earthshot ödül törenine görkemli bir çıkarma yaptı. Ama etrafında dünyanın hayran olduğu prenses eşi değil Hollywood’un ünlü yıldızları vardı. Avustralyalı vahşi yaşamı koruma uzmanı Steve Irwin’in oğlu Robert Irwin sahnede ödülleri sunarken, ABD’li yıldız oyuncular Sterling K. Brown ve son zamanlarda rol aldığı Ted Lasso dizisiyle yıldızı parlayan İngiliz oyuncu da Hannah Waddingham da yardımcı sunucusu olarak görev yaptı.
PRENSİN ETRAFINI HOLLYWOOD YILDIZLARI SARDIGecenin onur konuklarından biri de Avostralyalı Oscar’lı oyuncu Cate Blanchett’ti. Blanchett törene krem rengi işlemeli pantolon takımıyla, Hannah Waddingham da zümrüt yeşili ve siyah renklerin bir arada kullanıldığı göz kamaştırıcı bir balo elbisesiyle katıldı.
Prens William da ev sahibi olarak hem ödülleri dağıtıp konuşma yaptığı hem de tüm konuklarla tek tek ilgilendiği geceye çevre temasına uygun bir şekilde zümrüt yeşili kadife bir ceketle gelmişti. Tören tam anlamıyla Hollywood’da düzenlenen bir galayı andırıyordu. Tek bir farkla… Bu kez gecenin temasına uygun olarak halı kırmızı değil yeşil olmuştu…
Geceye ev sahipliği yapan Prens William’a destek olan Hollywood yıldızları Hannah Waddingham ve Cate Blanchett şıklıkllarıyla göz kamaştırdıGÖZLER HEP GÜZEL PRENSESİ ARADIZaten sahip olduğu şöhret gösteri dünyasının yıldızlarıyla yarışan Prens William bütün gece etrafındaki ünlü konuklarla bol bol sohbet etti, fotoğrafçılara poz verdi ve onları büyük bir misafirperverlikle ağırladı. Prensin etrafı gece boyunca Hannah Waddingham ve Cate Blanchett başta olmak üzere güzel yıldızlarla çevriliyken gözler hep etrafta Kate Middleton’ı aradı.
Kate Middleton geçen yıl Boston’daki törende hem çevreyi temsil ettiği için yeşil renkte olan hem de sürdürülebilirlik temasına uygun olması için kiralanan bir elbiseyle büyük sükse yapmıştı
William’ın Hollywood yıldızlarıyla çekilen fotoğraflarını görenler “Aman Kate kıskanmasın” yorumları yaparken Galler Prensesi’nin yokluğuna William açılış konuşmasında değindi. “Singapur’a geri döndüğüm için çok mutluyum, Catherine ve ben rahmetli büyükannem Elizabeth adına, onun Elmas Jübile yılı için buraya yaptığımız ziyaretten bu yana 11 yıl geçti” diye başladığı konuşmaya “Catherine’in burada olamadığı için çok üzgün olduğunu belirtmeliyim” diyerek devam etti.
Prens William sahnede ateşli bir konuşma yaparak törenin konuklarına ilim krizinin etkilerinin göz ardı edilemeyecek kadar görünür hale geldiğini söyledi ve “İnkâr ve yenilginin seslerini kabul etmeyi reddettiğimiz ve bunun yerine sağlıklı ve sürdürülebilir bir dünyaya doğru değişimin mimarları olduğumuz an bu andır. Earthshot Ödülü’nün finalistleri gezegenimizin neresinde olursanız olun yaratıcılık ruhunun ve değişime ilham verme yeteneğiyle hepimizi kuşattılar” dedi.
“ÇOCUĞUN SINAVLARI VAR KUSURA BAKMAYIN”Normal koşullarda böylesine büyük çaplı bir etkinlikte William’ın yanında yer alması beklenen Kate Middleton’ın ise İngiltere’de kaldığı ortaya çıktı. Güzel Prenses, büyük oğlu Prens George’un okuldaki sınavlarına çalışmasına yardımcı olmak için evde kalmayı tercih etmişti. William gecenin konuklarına “Kate evde George’a ilk büyük sınavlarında yardımcı oluyor” diyerek eşinin yokluğunun sebebini açıkladı.
Kate Middleton kocasını bu önemli günde yalnız bıraktı çünkü oğlu George’un sınavlarına yardımcı olmak için evde kalmayı tercih etti22 Temmuz’da 10 yaşına basan Prens George William ve Kate’in en büyük çocuğu. Ve böylelikle babası William tahta çıkınca Galler Prensi unvanı onun olacak ve babasından sonra krallık sırası ona gelecek. Bu yüzden de George’un eğitimi ve kraliyet konusunda öğreneceği her şey onun için ileride hayati önemde olacak. George bu yüzden şimdiden William ve Kate2le birlikte kraliyet görevlerine ve etkinliklere katılmaya başladı bile.KÜÇÜK PRENS İÇİN YOL AYRIMIWilliam ve Kate’in üç çocuğu, George, Charlotte ve Louis geçen yıldan beri Lambrook adındaki seçkin bir okula devam ediyorlar. Fakat ani bir ölüm ya da taht hakkından feragat gibi beklenmedik bir durum yaşanmaması halinde İngiltere tahtına çıkacak Prens George için anne ve babası artık bir yol ayrımında.
Aile, gelecekte kral olup tahta çıkacak George’un eğitimine azami önem gösteriyor
İngiltere’nin en eski ve köklü yatılı okullarından biri olan Eton’a birçok kraliyet ailesi üyesi gibi Prens William ve Prens Harry de devam etmişti. Prens George’un da her ne kadar annesi Kate Middleton itiraz etse de bu okula gideceği açıklandı.
KATE’İN PEK GÖNÜLLÜ DEĞİL AMA…Kraliyet içinden kaynakların iddiasına göre Galler Prensesi Kate, Prens William’ın en büyük oğulları Prens George’un birkaç yıl içinde yatılı okula gitmesi yönündeki planlarını kabul etti. Galler Prensesi’nin oğlunun yatılı okula gitme ihtimalinden hiç hoşlanmadığı bilinse de görünüşe göre bunun onun kaderinin bir parçası olduğunu kabul etmiş durumda.
Kate Middleton’ın hem George hem de diğer çocuklarının yaşıtları gibi daha “normal” okullara gidip eğitim almalarından yana olduğu biliniyor. Üstelik prenses kral olacak George’un iki küçük kardeşinden ayrılmasını da istemiyor. Galler Prensesi çocuklarını aynı okula yazdırmıştı. Ancak gelecekte kral olacağı için prenses ne kadar istemese de George’a Eton yolları gözüküyor.
Prens George da babası William ve amcası Harry gibi Eton kolejine gidecekAncak her ne kadar prens olsa da George’un bu okula girebilmek için bir dizi zorlu sınavdan geçmesi gerekecek. Çocuklarının eğitimleri konusundaki hassasiyeti ve disipliniyle tanınan Kate’in de William’ı yalnız bırakıp Singapur’a gitmeme sebebi oğlunun derslerine ve sınavlarına yardımcı olabilmek…
Ünlü aktris Gal Gadot, tüm dünyanın takip ettiği İsrail ve Hamas arasında devam eden çatışmalarda tarafını belirledi. Gadot, Hamas’ın saldırılarını Hollywood’a özel bir gösterimle sunarak propaganda yapmayı planlıyor.
38 yaşındaki İsrailli aktris Gal Gadot, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e karşı düzenlediği sürpriz saldırıyı işleyen 47 dakikalık bir videonun Hollywood gösterimine öncülük ediyor.
i24 News’in haberine göre, taraftar toplamak ve kamuoyunda sempati kazanmak amacıyla İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından sağlanan görüntüler, seçkin bir grup ünlüye ve toplumda etki sahibi şahsiyetlere gösterilecek. İlk gösterimde 120 izleyicinin ağırlanması planlanırken ilgiye göre ilave gösterimler de planlanıyor.
The Wrap’ın haberine göre görüntüler bu hafta Los Angeles ve New York’ta “7 Ekim Katliamına Tanıklık Etmek” başlığı altında yayınlanacak. Amerikan Yahudi Komitesi ve Hakaretle Mücadele Birliği görüntülerin gösteriminin düzenlenmesine yardımcı oluyor.
İsrail’in günlerdir bomba yağdırdığı Gazze’ye yönelik ablukası sürerken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaptığı açıklamada savaş sona erdikten sonra İsrail’in “belirsiz bir süre boyunca Gazze Şeridi’nin güvenlik sorumluluğunu” elinde tutacaklarını söyleyerek Gazze’den ayrılmayacaklarının sinyalini vermişti.
İsrail, 38 yıl süren işgalin ardından 2005’te Gazze’den çekilmiş ama bölgeyi karadan ve denizden abluka altına almaya devam etmişti.
“Grey’s Anatomy” dizisinin yıldızı Patrick Dempsey, People dergisi tarafından ‘Yaşayan En Seksi Erkek’ seçilmesiyle ilgili “Bunun bir şaka olduğunu sandım” ifadelerini kullandı.
“Grey’s Anatomy” dizisiyle büyük ün kazanan oyuncu Patrick Dempsey, People dergisi tarafından “Yaşayan En Seksi Erkek’ seçildi.
Ünlü oyuncu, geçen sene bu ödülü alan Chris Evans’ın ardından 2023’ün en seksi erkeği ilan edildi. 57 yaşındaki yıldız sonucu şaşkınlıkla karşıladığını söyleyerek “Bunun bir şaka olduğunu sandım” dedi.
Evli ve 3 çocuk sahibi Dempsey, çocuklarının bu habere tepkisini merak ettiğini de belirterek “Benimle bol bol dalga geçecekler” ifadelerini kullandı.
Galatasaray’ın yıldız futbolcusu Lucas Torreira ile aşk yaşayan oyuncu Devrim Özkan’ın hamile olduğu iddia edildi. Özkan’dan konuyla ilgili açıklama geldi.
Oyuncu Devrim Özkan, bir süredir Galatasaray’ın yıldız ismi Lucas Torreira ile aşk yaşıyor.
Geçen günlerde ilişkisini ilan ederek sevgilisiyle pozlar veren Özkan’ın hamile olduğu iddia edildi.
“HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATILMIŞTIR”
İddialarından ardından X hesabından paylaşım yapan oyuncu, “Bugün hakkımda çıkan haberler asılsız ve yalandır. Uzun süredir yapılan üzücü ve yıpratıcı haber ve sosyal medya paylaşımları hakkında hukuki süreç başlatılmış ve devam etmektedir. Sevgiler!” ifadelerini kullandı.
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump, aile şirketlerinin “emlak sektöründe yıllarca çok sayıda kişi ve kurumu dolandırdığı” suçlamasıyla ilgili New York’ta devam eden davanın duruşmasında ifade verdi.
Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump, Manhattan’daki eyalet Yüksek Mahkemesi binasına, dışarıda bir grup protestocunun “Suç ailesi” sloganları arasında geldi.
Mahkemede tanık sandalyesine alınan Ivanka Trump’a, savcılık avukatı Lou Solomon, babasının şirketlerindeki genel rolü, emlak varlıklarının geliştirilmesi ve finansmanların güvence altına alınması konusunda sorular sordu.
Ivanka Trump, babasının emlak sektöründeki finansal işlerine ve bankalardan aldığı kredilere dair, “Finansal tablolarla ilgili herhangi bir tartışmayı spesifik olarak hatırlamıyorum.” şeklinde yanıtlar verdi.
Savcılık avukatlarından sonra Trump’ın savunma avukatı Jesus Suares tarafından sorgulanan Ivanka Trump, babası hakkındaki suçlamaları reddederek, iddiaların aksine bankaların Trump şirketleri ile çalışmaya her zaman istekli olduğunu savundu.
Ivanka Trump, en son 6 Kasım’da babası Trump’ın hakim karşısına çıkmasının ardından Trump ailesinden ifade veren 4’üncü kişi oldu.
Trump’ın çocukları Donald Trump Jr. ve Eric Trump da geçen hafta aynı davada ifade vermişti.
DAVA ARALIK AYININ ORTASINA KADAR SÜREBİLİR
2 Ekim’de başlayan ve aralık ortasına kadar sürmesi beklenen söz konusu yargılama sonucunda davaya bakan Yargıç Arthur Engoron, Trump şirketlerine ne kadar para cezası verileceği, New York eyaletinde iş yapma ehliyetlerinin iptal edilip edilmeyeceği gibi konular üzerinde karara varacak.
Davanın cezai değil hukuki bir dolandırıcılık davası olması nedeniyle yargılama sonucunda herhangi birinin hapis cezası alması öngörülmüyor.
Hakkında daha önce “cinsel taciz” ve “vergi dolandırıcılığı” suçlamalarıyla açılan davaların duruşmalarının birçoğuna katılmayan eski ABD Başkanı Trump’ın, bu davanın duruşmalarına, ifade verme zorunluluğu bulunmamasına rağmen defalarca katılması “sürpriz bir gelişme” olarak medyanın yoğun ilgisine neden olmuştu.
DOLANDIRICILIK DAVASI
New York Başsavcı Letitia James, Trump’ın, üç çocuğunun ve şirketinin servetini 3,6 milyar dolar fazla gösterdiğini öne sürdüğü iddianamede, yargıçtan, Trump ve çocuklarının New York’ta bir daha şirket kurmamasını, 5 yıl boyunca ticari gayrimenkul satın almalarını yasaklamasını ve 250 milyon dolar para cezasına çarptırılmasını talep ediyor.
“Emlak sektöründe yıllarca çok sayıda kişi ve kurumu dolandırdığı” suçlamasıyla açılan davada Yargıç Arthur Engöron, eski Başkan ve “Trump Organization” adlı şirketinin anlaşmalarda ve finansman sağlama evrakında, varlıklarına aşırı değer biçerek ve net servetini abartarak bankaları, sigortacıları ve iş dünyasından kişileri dolandırdığına ilişkin suçlamaların mahkemede görülmesine hükmetmişti.
Engoron, 35 sayfalık kararında, Trump ile şirketinin ve yöneticilerinin, yıllık finansal durumları hakkında sürekli yalan söyleyerek uygun şartlarda kredi ve düşük sigorta primi elde ettiklerini belirtmişti.
Trump’ın avukatları da Engoron’un Trump ve diğer sanıkların dolandırıcılıktan sorumlu olduğu hakkındaki kararına yönelik New York temyiz mahkemesine başvurmuştu.
Başvuruda, Yargıç Engoron’un karar verirken “hukuki ve/veya gerçek hatalar yapıp yapmadığının, takdir yetkisini kötüye kullandığının ve/veya yetkisini aşarak hareket edip etmediğinin” değerlendirilmesi talep edilmişti