Ana Sayfa Blog Sayfa 504

Turgut Ünlü, Ali Naci Karacan’ın kaleme aldığı Lozan’ı anlattı

0

Turgut Ünlü 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan antlaşmasının önemini yeniden vurgulayan yazısında ‘yeni nesillere, topluma ve dünyaya daha etkili anlatılmalı’ vurgusu yaptı.

Ali Naci Karacan’ın kaleme aldığı Lozan Konferansı ve İsmet Paşa kitabından alıntı yapan Ünlü, Lozan bu ülkenin yüz akıdır, ona en ufak bir leke sürülmesine izin verilemez’ dedi.

İşte köşe yazısı:

• 24 Temmuz 1923… LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI…
• Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi…
• Türk Tarihi’nin 600 yıllık Osmanlı dönemini kapayan büyük siyasi zafer…
• Bağımsızlık Savaşımızı siyasi alanda sona erdiren, Sevr’i ortadan kaldıran, yeni Bağımsız Türk Devleti’nin temellerini atan, onu tüm dünyaya resmen tanıtan, ulusal ve uluslararası en büyük belge
• 24 Temmuz 1923 günü: 15.00’de ekleri, sözleşme, protokol ve bildirilerle birlikte imzalandığında, TBMM Başkanı ve Başkomutan M. Kemal Paşa’nın İsmet Paşa’ya çektiği kutlama telgrafında; “Millet ve hükümetin yüksek şahıslarına verdiği görevi başarı ile yaptınız…” (1) sözleriyle taçlanan tarihimizin ünlü belgesi…
……
Etkileri ulusal ve uluslararası ölçüde böylesi önemli sonuçlar doğuran bir anlaşma elbette ki;

• Önemini, etkilerini her geçen gün daha da artıracak,
• Yeni nesiller bu etki ve önemi kavrayacak,
• Üzerinden değil bir asır, binlerce asır geçse bile etki ve önemi artarak sürecek,
• Beraberinde dönemin emperyalizm ve işbirlikçilerinin, coğrafyamıza özgü tefeci bezirgan gericiliğin YALAN, YANLIŞ, BİLİNÇLİ TAHRİF ve UYDURMALARI da olacaktır.
…….
Bugün olanlar bunlardır.
Lozan bir başarı değil, yenilgidir.”
Lozan’da gizli maddeler vardır.”
Lozan’ın Ömrü 100 yıllıktır.”
Lozan’da şuraları…buraları kaybettik.
vb cahilce söylemlere rağmen LOZAN ANTLAŞMASI BİR ASIRDIR YAŞAMAKTA, ÖNEMİ ve ETKİSİ BÜYÜMEKTEDİR.
…..
Boş bırakılmaması, yeni nesillere, topluma, dünyaya her geçen gün daha da etkili anlatılması gereken bu önemli tarihi belgenin biraz da olsa tarihi derinliklerine inelim.

Askeri zaferi bitiren Mudanya Ateşkes Anlaşmasından sonra sıra bunu siyasi zaferle taçlandırmaya, asıl barış anlaşmasına gelmişti. Askeri zaferimizi değerlendiren siyasi aşamaların ilki olan Mudanya Ateşkes Anlaşması imzalanmasaydı Ulusal Kurtuluş Mücadelemiz Boğazlar Bölgesi Bunalımıyla derinleşerek karşı karşıya kalabilir, Doğu Trakya anavatana bağlanmayabilirdi.

TBMM hükümetini o süreçte yalnız Fransa resmen tanıyor, onun dışındaki müttefik devletler tanımıyordu. Mudanya Ateşkes Anlaşmasına imza atıldığında bu durum ortadan kalkmıştı.

TBMM Hükümeti yıkıcı sorumsuz bir muhalefet, savaştan yakılıp yıkılmış bir ülke, yoksul bir halk, kötü bir ekonomi, kıt kaynaklar. (la) savaşıyordu.

Bu zor koşullar, yapılacak asıl siyasi barışın zorluğunu da gösteriyordu. Asıl barış antlaşmasının İzmir’de yapılmasını istiyorduk. Böylece haksız işgali, işgalcilerin yaptıklarını, müttefik devletlerin delegelerine gösterebilecek, hem de görüşmeleri M. Kemal Paşa yakından izleyebilecekti. Ancak taraf olunduğu için kabul görmedi İsviçre, Lozan benimsendi.

TBMM Hükümeti önce Lozan’da ele alınması gereken konuları Başbakan (Rauf Bey), Genelkurmay Başkanı (Fevzi Paşa) ve altı bakanın imzaları ile 14 madde halinde hazırladı.

Bunlar;
1. Doğu sınırı
2. Irak sınırı
3. Suriye sınırı
4. Adalar
5. Batı Trakya sınırı
6. Batı Trakya
7. Boğazlar
8. Kapitülasyonlar
9. Azınlıklar
10. Genel borçlar
11. Ordu ve donanma
12. Yabancı kurumlar
13. Türkiye’den ayrılan ülkeler
14. Toplumlar ve İslami vakıflar…… başlıkları altında toplanmıştı.

Tam bağımsızlığımızdan, kapitülasyonlar ve Ermeni yurdundan asla taviz verilmemesini başa koyan bu 14 madde yönetmelik niteliğindeki direktiflerdi.

Sıra bunları ödünsüz savunacak BAŞ DELEGE ve DELEGELERİN belirlenmesine gelmişti gerçi Baş delege olarak İsmet Paşa Mudanya’da başarısını göstermişti.

Lozan Konferansı sıradan bir konferans değildi yalnızca Türk-Yunan savaşını sonlandırmayacak, bunların arasındaki sorunları çözüme ulaştırmayacak, aynı zamanda Birinci Emperyalist Evren Savaşı’nın Türkiye ile ilgili yanını ele alacak, barış antlaşmasını hazırlayacaktı. Çünkü, İngiltere, Fransa, İtalya gibi müttefik devletlerin Birinci Emperyalist Evren Savaşı’nda yendikleri Almanya, Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu teslim olmuş ve teslimiyet anlaşmaları imzalamışlardı. Yalnızca Anadolu’daki M. Kemal Paşa önderliğindeki Türk güçleri teslimiyeti kabul etmemiş ve bağımsızlık savaşı vermişler bunu da zaferle
taçlandırmışlardı. Şimdi Lozan’da “üzerinde güneş batmayan” İngiltere başta olmak üzere onlarla eşitçe masaya oturup hak ettiklerini alacaklardı.

Bunu için Türk delegelerinin, yenik devlet adamlığı ezikliği ve yılların getirdiği “hasta adam” psikolojisi içerinde bulunmamaları, aşağılık duygusu içinde olmamaları gerekiyordu.

Bu anlayışta olanlar “mağrur” devlet delegeleri ile baş edemezlerdi. M. Kemal Paşa tüm bu nedenlerle Lozan’da ülkemizi temsil edecek heyetin başkanını bizzat kendisi belirlemişti: İsmet PAŞA. Dış işleri bakanı ve Lozan heyeti Baş Delegesi İsmet Paşa, Gazi Mustafa Kemal Paşa’dan aldığı direktifle Lozan’a giderken şu kararlılıkta idi:

• Kapitülasyonlar ve Ermeni yurdu ile ilgili kesinlikle taviz vermemek.
• Kayıtsız ve koşulsuz tam bağımsızlığı savunmak
• Ulusal kurtuluş yengisini her aşamada kabul ettirmek
• Türkiye’nin bağımsız ve egemen bir devlet olduğunu koşulsuz kabul ettirmek
• İnsaflı görünmemek ve eşitlik hukukunu bozan küçümseme davranışlarına asla izin vermemek.
• Bazen meşe gibi sert bazen de saz gibi esnek olmak.
…..
Lozan barış görüşmelerine TBMM Hükümeti yanında, TBMM Hükümeti üzerinde baskı kurmak, ikilik yaratmak amaçları ile İngiltere’nin gizli planı devreye sokuldu ve İstanbul Hükümeti’de Lozan’a çağırıldı. Bunu sezen M. Kemal Paşa zaten hiçbir hükmü kalmamış, bağımsızlığın kazanılmasında hiçbir katkısı kalmamış düşmanla işbirliği yapmış Osmanlı saltanatını 1 Kasım 1922 de kaldırdı.
…..
İsmet Paşa ve Türk delegeleri 11 Kasım 1922 akşamı Lozan’a varmışlardı, 13 Kasım’da toplantı başlayacaktı ama burada toplantının 20 Kasım 1922 tarihine ertelendiğini hem de Fransa’nın Bern elçisinden öğrendiler. İsmet Paşa’nın tepkisi özür getirdi. Lozan’da ilk kazanımımız buydu.

Lozan Konferansının açılışı ve 1. Evresi

Konferans 20 Kasım 1922 günü saat 16.00 de Mont Benon gazinosu konser salonunda İsviçre Cumhurbaşkanı’nın konuşması ile açıldı. Ardından İngiltere baş delegesi Lord Curzon söz aldı. Daha sonra İsmet Paşa tüm dünyaya hitaben meşhur “Bay Başkan” başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi.

İsmet Paşa “Türkler için en önemli konunun tam bağımsızlık” olduğunu ifade ederken Lord Curson “İngiltere içinde barış” diyordu.

21 Kasım 1922 günü şato otelinde saat 11.00 de başlayan konferansta ilk önce üç komisyon ve sekreterlikleri oluşturularak çalışmaya başlanmıştı.

Çalışmalarda Kapitülasyonların kaldırılmasına en çok karşı çıkan Fransa delegeleri idi. Büyük tartışmalar Boğazlar Komisyonu’nda, Türk Tezi “boğazlarda ve Gelibolu yarımadasında yabancı askeri kuvvet kabul edileme” görüşülürken çıktı ve toplantı 19 Aralık 1922 gününe ertelendi.

İsmet Paşa’da 20 Aralık 1922 tarihli Ankara’ya gönderdiği raporunda şunları belirtiyordu:

“Konferansın bir bunalım sonucu kesilmesi ihtimaline karşı hazırlıklı bulunulmalıdır.” Bunun üzerinde orduya “Boğazları kapamak ve Musul üzerinde yürümek” amacı ile hazırlık emri derhal verilmişti.

Lozan’da müttefik devletlerin delegelerinin tüm saldırılarını güçlü bir irade ile karşılayan İsmet Paşa’ya bütün destek yoldaşı, kadim dostu Baş Komutanı Gazi M. Kemal Paşa’dan geliyordu:

“5 Ocak tarihli mektubunu aldım. Yazılarınız beni çok duygulandırıyor. Kalbimde her gün derinleşen sevgimi dile getirecek kelime yoktur hasretle, aşkla gözlerinde öperim. Görüşeceğiz, hem de mutlu günlerde, onu da sen sağlayacaksın.. yarın orduları denetlemeye çıkıyorum aynı zamanda bu geziyi siyasi dahi kılacağım halkla yakında uzun uzun görüşeceğim. Mecliste durum şimdilik pekiştirilmiştir.

Beni özel bir tablo yaparak aydınlat, güzel, sıcak kardeşim” (2), Konferansın 1. Evresinin kesiliş tarihi olan 4 Şubat 1923 e kadar; 30 Ocak 1923 günü Türkiye-Yunanistan delegelerince imzalanan SİVİL REHİNE ve ASKE TUTSAKLARIN İADELERİ dışında hiçbir konuda ciddi ve resmi bir ilerleme sağlanamamıştı. İsmet Paşa, 6-7 Şubat 1923 tarihi gecesi Türkiye’ye dönüş öncesi yaptığı basın
toplantısında;

“..bütün konferans süresince en büyük fedakarlığı yaptık.. önerilerimizi bildirdik; buna yazılı bir cevap alamadık bugün görüyorum ki bütün delegeler hükümet merkezlerine dönmüşler konferansa ara verildiği hakkında hiçbir yerden tebligat almadım aksine olarak konferansın tatil edilmiş sayılmadığını, geri bırakıldığını genel sekreter söylüyor. Bende bu konferansı kesilmiş saymıyorum.. bu fırsattan yararlanarak diğer delegeler gibi ve hepsinden sonra hükümet merkezime gidiyorum.” (3) diyordu.

İsmet Paşa başkanlığındaki Türk Heyeti 20 Şubat 1923 günü Ankara’ya geldi.

Bakanlar kurulunda ve TBMM’de açıklamalar yaptı. Tartışmalar oldu eleştiriler yapıldı. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın desteği sürdü bu arada İzmir ve İzmir limanlar mayınla kapatıldı. 8 Mart 1923 tarihli bir nota ile TBMM hükümetinin yeni önerileri müttefik devletlere bildirildi. 31 Mart 1923 tarihli karşı cevaba 7 Nisan 1923 tarihli nota ile karşılık verildi ve Lozan Konferansına 23 Nisan 1923 tarihinde yeniden toplanarak devam edilmesi kararlaştırıldı.

Lozan Konferansının 2. Evresi

Konferansın 2. Evresi 23 Nisan 1923 Pazartesi günü saat 16.00 da baş delegelerin toplantısı ile açıldı ve üç komite kuruldu.

Uzun süren konferansın 2. Evresi çetin tartışmalara tanık oldu. Bu arada başbakan Rauf Bey ve bakanlar kurulu ile İsmet Paşa arasında da sert tartışmalar geçiyordu.

Her sorun Mustafa Kemal Paşa’nın devreye girişi ile çözüme ulaştırılıyordu. 8 Temmuz 1923 ten itibaren tüm sorunlar Türkiye için uygun olabilecek duruma getirildi. “15 Temmuz 1923 günü itibari ile konferans sona ermiştir.” Bilgisini İsmet Paşa, başbakan Raus Beye bildirmiş ancak kendisine 18 Temmuza kadar bir dönüş olmamıştı. Bunu üzerine Mustafa Kemal Paşa’ya üzüntülerini bildiren İsmet Paşa’ya 19 Temmuz 1923 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Paşa; “18 tarihli telgrafınızı aldım hiç kimse de duraksama yoktur. Kazandığınız başarıyı en sıcak ve içten duygularımızla kutlamak için usulen imza olunduğunun bildirilmesini beklemekteyiz kardeşim.” Diyerek baş delege İsmet Paşa’yı rahatlatıyordu.

İsmet Paşa’da 20 Temmuz 1923 tarihli teşekkür mesajında;

“her dar zamanımda hızır gibi yetişirsin. Dört beş gündür çektiğim acıyı tasavvur et. Büyük işler yapmış ve yaptırmış adamsın, sana bağlılığım bir kat daha artmıştır.
Gözlerinden öperim, pek sevgili kardeşim, aziz şefim.” (4) diyordu. Lozan Barış Antlaşmasının İmzalanması ve Sonrası

• Tarih 24 Temmuz 1923
• Yer Lozan Üniversitesi Rumini Sarayı
• Saat 15.00-15.45
• İlk imzayı İsmet Paşa attı (143 madde 1 önsöz 4 bölüm ekler protokol ve bildiriler.)
• Ardından Hasan ve Rızanur Beyler, sonra İngiliz, Fransız, İtalyan, Japon ve Yunan delegeleri imzaladı.
• Diğer delegeler (Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, Yugoslavya) yalnızca kendilerini ilgilendiren belgeleri imzaladılar.
• Kapanış: İsviçre konfederasyonu başkanı Scheurer bir konuşma yaparak konferansı kapattı. Akşam, barış antlaşması şerefine verilen ziyafet sonrası İsmet Paşa, TBMM başkanı ve baş komutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın şu kutlama telgrafını aldı:

“Millet ve hükümetin yüksek şahıslarına verdiği görevi başarı ile yaptınız. Ülkede bir dizi yararlı hizmetlerle dolu olan yaşamınızı bu defa da tarihi bir başarı ile süslediniz. Uzun mücadelelerden sonra, vatanımızın barış ve bağımsızlığa kavuştuğu bu günde parlak hizmetiniz dolayısıyla yüksek varlığınızı sayın arkadaşlarımız Rızanur ve Hazan Beyleri ve çalışmalarınızda size yardım eden bütün delege heyetini teşekkürle kutlarım.” (5)

24 Temmuz 1923 günü Türkiye’nin tüm kentlerinde 101 pare top atımıyla Lozan Barış zaferi kutlandı.
…..
Musul, Boğazlar ve Hatay sorunları tam anlamıyla çözülememişti.

Eleştiriler genelde bunlar üzerinden yapılıyordu. Musul sorununu M. Kemal Paşa çözmek üzere iken İngilizlerin çıkardığı Şeyh Sait ayaklanması ile çözülemedi.

Boğazlardaki askercil bölge 1936 yılında Montrö sözleşmesi ile lehimize çözümlendi.

Hayat sorunu ise Gazinin Ölümünü çabuklaştırmak pahasına üstün çabaları ile Hatay’ın önce bağımsız, sonra anavatana katılımı ile lehimize çözümlendi.

Bağımsızlık mücadelemizi zor koşullarda yürüten TBMM önünde ana görevi olan devrimleri gerçekleştirebilmek beceri ve yeteneğini yitirme durumuna girmişti.

Bir ayağı Emevi dini gericiliğinde öteki ayağı gerici bölücülük, ırkçılıkta olan tefeci bezirganlık sinmişti ama emperyalizmin gizli destek, kışkırtma ve işbirliği ile hem meclis içinde hem de dışında her türlü tam bağımsızlık ve devrim karşıtlığını yapıyordu.

Lozan’ın en sorunlu, birlik ve beraberliğe en ihtiyaç duyulduğu ilk evresinde, TBMM’deki bu gerici muhalefet bir yandan İsmet Paşa’yı başarısız kılmak için her şeyi yapıyor, öte yandan M. Kemal Paşa’ya akla hayale gelmeyecek tuzakları kurmaya çabalıyordu.

2 Aralık 1922 tarihinde;

“BMM’ne üye seçilebilmek için Türkiye’nin bugünkü sınırları içindeki yerler halkından olmak veya seçim bölgesi içinde yerleşmiş bulunmak şarttır. Göç ederek gelenler, yerleştikleri tarihten itibaren 5 yıl geçmişse seçilebilirler önergesini doğrudan M. Kemal Paşa’yı hedef alarak 3 imza ile verebiliyorlardı.

M. Kemal Paşa’nın kararlı, devrimci tutumu olmasa, O’nu ve tam bağımsızlığımızı hedef alan çalışmaları gerçekleşebilirdi.

Görünüyordu ki 1. Dönem BMM artık ülkenin önündeki ağır sorunları çözebilecek, devrimleri gerçekleştirebilecek Lozan’da sağlanan tam bağımsızlığı koruyup geliştirebilecek yeteneğini yitirmişti.

BMM, 1 Nisan 1923 teki görüşmesinde 120 vekilin kabul oylarıyla seçimlerin yenilenmesini kararlaştırdı 11 Ağustos 1923 tarihinde seçimler yenilendi. M. Kemal Paşa meclis başkanlığına Fethi Bey başbakanlığa seçildi. 23 Ağustos 1923 te meclis Lozan antlaşmasını onayladı, 6 Ekim 1923 te işgalcilerin son askerleri İstanbul’u terk etti. 13 Ekim 1923 te Ankara başkent oldu ve 29 Ekim 1923 te Cumhuriyet ilan edildi.
….
Lozan’dan çıkarılacak dersler ve Lozan’ın önemi
….
Lozan Barış Antlaşması Atatürk’ün dediği gibi ülkemizin tapu senedidir.

Gizli maddesi, yaşam sınırlılığı yoktur.

Lozan Barış Antlaşması emperyalizme ve işbirlikçilerine, her türlü bölücülük ve gericiliğe karşı devrimi bir irade ve kararlılıkla kazanılmış dünya genelinde en haklı ve en gerçek tarihi belgedir.

Lozan Barış Antlaşması mazlumların zalime, ezilenlerin ezenlere karşı uluslararası bir başarısıdır.

Lozan Barış Antlaşması, devrime, tam bağımsızlığa inanların, birilk ve beraberlik, yoldaşça bir dayanışma, güven içinde olduklarında her türlü zorlukların üstesinden gelinebileceğinin en somut delilidir.

Lozan Barış Antlaşması, halka güvenildiğinde, halkın güveninin kazanıldığında her tür gericiliğin, emperyalist saldırının, işbirlikçiliğin ulusal ve uluslararası alanda dize getirilebileceğinin belgesidir.

Lozan Barış Antlaşması topraklarımızda bir Ermenistan ve Kürdistan kurma hayallerini sona erdirmiştir. Aynı zamanda Rum-Ermeni iddialarını da sonlandırmıştır.

Emperyalizme karşı tam bağımsızlık mücadelemizi noktalayan Lozan Barış Antlaşması aynı zamanda mazlum milletlere de ilham kaynağı olmuştur.

Lozan Barış Antlaşması Müslüman olmayanlar için kullanılan AZINLIK ifadesini, azınlıklara Osmanlı Hükümetinde tanınan ayrıcalıkları tümü ile ortadan kaldıran ve tüm azınlıkları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayan tam eşitlikçi bir belgedir.

Lozan Barış Antlaşması Sevr’i yırtıp atan, Milli Misak sınırları içinde bütünlük sağlayan, halkın egemenliğinin önünü açan, yabancı okulların ülkemizde her türlü ayrıcalığa önceden sahip olmuş, dini ve siyasi eğitim yapmalarını yasaklayıp onlara Türkiye’nin yasalarına uygun davranmalarını sağlayan, Fener’deki Ortadoks ve Rum Patrikhanesinin siyasi faaliyet dışında özgürce bir din merkezi olarak kalması hükmünü getiren… bu hükmü ile de yeni, genç bağımsız Türk devletini özgürlük ama tam bağımsız olduğunu gösteren bir siyasi zafer belgesidir.

Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye artık başı dik alnı açık bağımsız yeni bir devlet olduğunu müttefik devletlere ve tüm dünyaya ilan etmiştir.

Egemenliğimiz resmen tanınmıştır. Türkiye’nin 23 Ağustos 1923 te meclisinde görüşüp onayladığı bu antlaşmayı Yunanistan 25 Ağustos 1923te, İtalya 12 Mart 1924 te, Japonya 15 Mayıs 1924 te ve İngiltere 16 Temmuz 1924 te onaylamıştır. Tarafların meclis onaylarına dair resmi belgeler Paris’e iletildikten sonra Lozan Barış Antlaşması 6 ağustos 1924 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Lozan Barış Antlaşması boğazlar sorununu şimdilik “başkanı Türk olan bir komisyon tarafından askersizleştirilerek” çözümlemiş (boğazlar komisyonu 2. Dünya savaşı öncesi 1936 yılında Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile kaldırıldı), Suriye sınırını 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması hükümlerine göre çözümlemiş (Hatay hariç kalmıştı, Hatay 1939 da anavatana katılmıştı), Yunanistan sınırını 30 Ekim 1918 Mudanya Ateşkes Antlaşmasına göre çözümlemiş (Meriç nehri sınır alınarak), İran sınırını 1639 Kasrı Şirin Antlaşmasına göre çözümlemiş, Bulgaristan sınırını 1913 İstanbul Antlaşmasına göre çözümlemiş, Irak sınırını İngiltere ile antlaşmaya varılarak(Musul meselesinden) sonraya bırakmış (1926 Ankara Antlaşması ile Musul İngiltere kontrolündeki Irak krallığına bırakıldı),

Çanakkale Boğazı güvenliği için Gökçeada Bozcaada ve Tavşan adasını Türkiye’ye kazandırmıştı.

Dönemin iç dış olumsuz tüm koşullarına rağmen elde edilen bu kazanımlar sayesindedir ki komşularımızla iyi ilişkiler uzun yıllar (son dönem Suriye politikası hariç) dünyaya örnek olmuştur. Bu açıdan Atatürk’ün “savaş zorunlu olmadıkça cinayettir”, “yurtta barış, dünyada barış” anlayışı Lozan

Barış Antlaşması’nda ifadesini bulmuştur.

Lozan Barış Antlaşması 1854 yılından beri Osmanlı devletinin aldığı, ödeyemediği için 1881 de Düyunu Umumiye İdaresi’nin (genel borçlar) kurulduğu borçları, Osmanlı’dan ayrılan devletler arasında paylaştırdı.

Türkiye üzerine düşen borçlar takside bağlandı. Bu durum tam bağımsızlık olmadığında neler olabileceğini, tam bağımsızlık anlayışının da sorunları çözmede ne derecede etkin olabileceği açısından önem taşır. Bunu da Lozan Barış Antlaşması ve ardındaki sağlam irade göstermiştir. Lozan Barış Antlaşması Türkiye açısından “sorun çıkarmak yerine, tam bağımsızlıktan taviz vermeden sırun çözmek ilkesini en iyi yansıtan belgedir.” Savaş tazminatı olarak Karaağaç’ı Yunanistan’dan almamız, Batı Trakya’daki Türkler ve İstanbul’daki Rumlar dışında nüfus mübadelesinde karşılıklı anlaşılması bunun önemli göstergesi olmuştur.

Lozan Barış Antlaşması’nın önemi, en güzel karşılığını Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu veciz sözlerinde bulur: “bu antlaşma Türk milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Benzeri görülmemiş bir siyasi zaferdir.

Lozan bu ülkenin yüz akıdır, ona en ufak bir leke sürülmesine izin verilemez. Lozan kahramanlarını rahmet minnet ve saygı ile anıyoruz.

Numberone.com.tr

Emojide kuşak çatışması

0

Her yıl 17 Temmuz’da kutlanan Dünya Emoji Günü’nde yayınlanan rapora göre her gün 10 milyardan fazla emoji kullanılıyor.

Dijital klavyelerdeki ifade sembollerinden oluşan emojilerin sayısı 3 bin 633’ü buldu. Ancak her emoji her kuşak için aynı anlam ifade etmiyor. İngiltere’deki mesajlaşma platformu Slack, 40-50 yaş üzeri ile Z kuşağının farklı emojileri tercih ettiğini ortaya koydu. Buna göre:

İleri yaş gruplarının %59’u emojilerin farklı anlamlarını bilmiyor.

55 yaş üzeri grupların yüzde 47’si ‘patlıcan’ 🍆 emojisini sebze anlamında kullanırken Z kuşağı bunu müstehcen ifadelerde tercih ediyor.

Aynı durum ‘şeftali’ 🍑 emojisi için de geçerli. Z kuşağı için bu emoji ‘kalça’ anlamına geliyor, o nedenle pek tercih edilmiyor.

Göz kırpma” 😉 emojisi gençler için flörtöz ve cinsel ifade anlamı taşırken ileri yaş grubu bunu esprili veya neşeli anlamda kullanıyor.

Ojeli tırnak” 💅 emojisi de 25-40 yaş grubu için ‘kişisel bakım’ anlamına gelirken 24 yaş altı için ‘Dedikodu var’ anlamı taşıyor.

Tüm kuşaklar için ortak anlam taşıyan iki emoji var:

Gözlerden yaş gelerek gülen” 😂 emoji mutluluk, “ağlayan emoji” 😭 ise üzüntüyü ifade ediyor.

Numberone.com.tr

Bunu araştırma görevi AKP’ye düşüyor

0

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından düzenlenen 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin üzerinden 6 yıl geçti. Her yıl dönümünde meydanlarda anılan ve on binlerce insanın katılımıyla gerçekleşen 15 Temmuz’un bu yılki mitingi tartışma konusu oldu. İstanbul’daki Saraçhane Meydanı‘nda gerçekleştirilen törene katılan kişi sayısı gündem yarattı.
Paylaşılan görüntülerde geçen yıllara kıyasla katılımın büyük ölçüde düştüğü görüldü. Siyasetçiler, gazeteciler ve halk tarafından eleştiriye uğrayan görüntülere çeşitli yorumlar yapıldı.

Konu hakkında konuşan gazetecilerden biri de Ertuğrul Özkök oldu. Number1 FM ve Number1 Türk FM’deki ‘Ertuğrul Özkök ile Günün Yorumu’ isimli sesli köşesinde konuşan Özkök, “Peki ne oldu, ne yanlışlık yapıldı da bütün o coşkulu kalabalıklardan, halkın hepsini birleştiren o ruhtan geriye sadece Cumhur İttifakı’nı desteklediğini söyleyen 5 bin kişilik bir kalabalık kaldı. Bunu araştırma görevi, herkesten önce ve her şeyden önce AKP’nindir” dedi.

Ertuğrul Özkök sesli köşesinde şunları söyledi:

“Bir bayram daha geçti ve hep beraberiz yine. Evet, bu bayram sırasında benim en dikkatimi çeken şeylerden biri 15 Temmuz günü İstanbul’da yapılan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da konuştuğu mitingdi. Evet, bu mitinge katılan insan sayısının cılızlığı beni çok şaşırttı. Bazı rakamlara göre sadece 5 bin kişi katılmıştı. Şimdi tabii bu pis darbeden sonra 251 insanımızın hayatını kaybettiği ve demokrasimize Cumhurbaşkanının hayatına kasteden darbeden sonra yapılan ilk Yenikapı mitingini hatırladım. Yüz binlerce insan oradaydı. Peki ne oldu da o yüzbinlerce 6 yıl içerisinde sadece 5 bin kişi kaldı. Ayrıca o gece televizyonda izlenen programların reytinglerine baktım. Ne AB grubunda, ne ABC grubunda, ne totalde ilk 5’te 15 Temmuz’a ait hiçbir program yoktu. Hükümeti en çok destekleyen televizyon kanallarında bile ilk 5’lerde yer alan hep dizilerdi, başka programlardı. Evet, 251 insanımızın hayatına mal oldu bu darbe. Peki ne oldu, ne yanlışlık yapıldı da bütün o coşkulu kalabalıklardan, halkın hepsini birleştiren o ruhtan geriye sadece Cumhur İttifakı’nı desteklediğini söyleyen 5 bin kişilik bir kalabalık kaldı. Bunu araştırma görevi, herkesten önce ve her şeyden önce AKP’nindir. Sormaları lazım; nerede yanlış yapıldı? Adalet sisteminde bir yanlışlık mı oldu? O günden itibaren başka bir yola mı gidildi? Bu bence çok önemli bir soru. Hayatını kaybeden 251 insan için bu soruyu sormalı ve cevabını almalıyız”

Numberone.com.tr

Ebru Polat mini şortlu iyi geceler pozuyla mest etti

0

Türkiye’nin en ünlü şarkıcıları arasında yer alan güzel sanatçı Ebru Polat, Instagram hesabından cesur paylaşımlarına devam ediyor. Hemen hemen her gün takipçilerine yeni bir pozunu sunan ünlü isim, son olarak ev haliyle dikkat çekti. Evinde ayna karşısına geçip mini şortuyla pozlar veren güzel şarkıcı adeta büyüledi.

MİNİ ŞORTLU EV HALİYLE OLAY OLDU

Instagram hesabında 2.8 milyon takipçisi bulunan ünlü şarkıcı Ebru Polat, nefes kesen paylaşımlar yapmaya devam ediyor.

Son olarak evinde mini şortlu ve göbeği açık ayna pozlarıyla olay yaratan Ebru Polat‘ın düzgün fiziği ve görüntüsü resmen göz kamaştı.

İÇ ÇAMAŞIRSIZ POZLARIYLA NEFES KESMİŞTİ

Geçtiğimiz günlerde Instagram hesabından yaptığı paylaşımla cesur pozlarına bir yenisini ekleyen güzel şarkıcı Ebru Polat’ın iç çamaşırsız hali dikkat çekmişti.

Numberone.com.tr

Jay-Z : Asla emekli olmam

0

ABD’li milyarder ve rapçi Jay Z emeklilik planları hakkındaki soruya “Aktif olarak müzik yapmıyorum, albüm hazırlığında değilim ama hiçbir zaman emeklilik ifadesini kullanmam.” yanıtı verdi.

Jay-Z Los Angeles Premiere Of "Daha Sert Düşerler"

Jay-Z Talks Emeklilik ve Gelecek Planları

Jay-Z kısa süre önce Peacock’daki “Hart to Heart” dizisinin bir bölümü için komedyen Kevin Hart ile oturdu ve interneti sarsan emeklilik söylentilerini ele almaya karar verdi.

Hart doğrudan soruyu sorduğunda, “Emekli misiniz?” Hov, sevgiyle çağrıldığı gibi, “Hayır. Uhm… Bunu denedim, bunda çok kötüyüm.” dedi.

Numberone.com.tr

Jennifer Lopez ve Ben Affleck gizlice evlendi

0

2002 yılında aşk yaşayan ve 2003’te evliliğin eşiğinden dönen Jennifer Lopez ile Ben Affleck, geçtiğimiz yıl ilişkilerine ikinci bir şans daha tanımaya karar vermişti. Hayranlarıyla medya tarafından ‘Bennifer’ olarak adlandırılan dünyaca ünlü çiftin ilişkilerinin ilk başlarda ‘reklam’ olduğu iddia edilmişti. Tüm bu iddialara rağmen aşklarını doludizgin yaşamaya devam eden ve sık sık samimi görüntüler veren ikiliden güzel haber geldi. Dünyaca ünlü Amerikalı şarkıcı Jennifer Lopez, 20 yıl önce birlikte olduğu ünlü aktör Ben Affleck ile dünya evine girdi.

YAKIN ARKADAŞI İDDİAYI DOĞRULADI

Mahkeme kayıtlarına ulaşan TMZ’nin haberine göre, çift evlilik cüzdanını 16 Temmuz Cumartesi günü ABD’nin Nevada eyaletine bağlı Clark County şehrinde aldı. Kayıtlarda her ikisinin yasal isimleri (Benjamin Geza Affleck ve Jennifer Lynn Lopez) yazıyordu. Jennifer Lopez’e yakın bir isim de bu evliliği doğruladı.

İLK NİŞANI ATMIŞLARDI

Ben Affleck ve Jennifer Lopez 2002’de nişanlanmışlar ve bu karar magazin dünyasında çok konuşulmuştu. Fakat ünlü çift 2004’e gelindiğinde aldıkları şok kararla nişanı atıp yollarını ayırmışlardı.

İki yıldız da sonrasında yeni ilişkilere yelken açtı.

Kendisi gbi dünyaca ünlü müzisyen Marc Anthony ile evlenen Lopez’in bu evlilikten Emme ve Max isminde ikizleri olurken; Hollywood’un ünlü aktrislerinden Jennifer Garner ile evlenen Ben Affleck’in ise Violet, Seraphina ve Sam isminde üç çocuğu dünyaya geldi.

Aradan geçen 18 yıl sonunda tekrar bir araya gelen çift, nisan ayında ikinci kez nişanladı.

Numberone.com.tr

Britanya Grand Prix’inde zafer Toprak Razgatlıoğlu’nun

0

Dünya Superbike Şampiyonası’nın 5. ayağı olan Britanya Grand Prix‘i İngiltere’de yapıldı. Milli motosikletçi Toprak Razgatlıoğlu, Britanya Grand Prix’inde birinci oldu. Yarışta ikinciliği Jonathan Rea, üçüncülüğü ise Alex Loews aldı.

Toprak Razgatlıoğlu, zaferini Ay-Yıldızlı bayrakla kutladı. Yarışın ardından duygularını paylaşan Toprak, “Bugün gerçekten çok mutluyum. Takımım sayesinde oldu, 2 gündür büyük bir emek veriyorlar. Geçen yılki gibi hissediyorum. İlk galibiyet için çok mutluyum. Bütün taraftarlara teşekkür ediyorum. Yarın daha iyisini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Numberone.com.tr

Burak Serdar Şanal: Özgü Kaya ile anlaşarak ayrıldık

0

Oyuncu Burak Serdar Şanal ile meslektaşı Özgü Kaya‘nın, 2019 yılında yayınlanan ‘Kimse Bilmez’ dizisinin setinde başlayan arkadaşlıkları bir süre sonra aşka dönüşmüştü. Sosyal medyada aşklarını ilan eden ikili, uzun bir süre magazin gündeminde konuşulmuştu. Şanal

“EVLİLİK DUYUNCA TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLUYOR”

Ünlü çift, Kasım 2021’de Bebek’te objektiflere takılmıştı. Sabah erken saatlerde spor yaptıktan sonra soluğu bir kafede alan ikiliden Özgü Kaya, basın mensuplarının ‘evlilik’ ile ilgili sorusuna şaşırtan bir yanıt vermişti.

Burak Serdar Şanal: Özgü Kaya ile anlaşarak ayrıldık

 

Güzel oyuncu, “Hep evlilik sorusu geliyor. Evlilik duyunca tüylerim diken diken oluyor. Yaşımız daha çok genç ve daha çok yolun başındayım. Böyle bir şey asla gündemimizde değil. Olursa da Şanal’la olur” demişti.

ÖZGÜ KAYA’DAN İLK AÇIKLAMA

Ancak sosyal medyada romantik paylaşımlar yapan Kaya ve Şanal’dan, geçtiğimiz haftalarda kötü haber gelmişti. İlişkileri evlilik yolunda ilerlediği konuşulan oyuncu çiftin, sessiz sedasız ayrıldığı ortaya çıkmıştı.

Mandarin Oriental Bosphorus’ta Hürriyet Kelebek Yaz Partisi’ne katılan Özgü Kaya, ortaya atılan ihanet iddialarına cevap vermişti.

“DOSTÇA BİTİRDİK”

Burak Serdar Şanal ile ayrılık kararı alan 26 yaşındaki güzel oyuncu, “Çok yorum yapmak istemiyorum. Saygı çerçevesinde ilişkimizi noktaladık. Bir daha ilişki olmaz. İhanet durumları yok. Karşılıklı anlaşarak, dostça bitirdik” açıklamasını yapmıştı.

“SÖZ KONUSU DAHİ OLAMAZ”

Tüm bunların ardından 33 yaşındaki Burak Serdar Şanal, önceki gece Etiler’deki Dönerci Serkan’dan çıkarken kameralara yansıdı. Eski sevgilisi Özgü Kaya gibi ihanet iddiaları hakkında konuşan Şanal, iddiaları kesin bir dille yalanlayarak “Böyle bir şey söz konusu dahi olamaz. Biz anlaşarak ayrılma kararı aldık.” ifadelerini kullandı.

“SELAMLAŞIRIZ MUTLAKA”

Daha sonra basın mensuplarının, “Peki ayrıldıktan sonra arkadaş kalınabilir mi?” sorusuna da yanıt veren ünlü isim, “Bence arkadaş kalınmaz, ama birbirimizi gördüğümüzde selamlaşırız mutlaka. Buradan ona da selam olsun” dedi.

Numberone.com.tr

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay ile Bakan Kasapoğlu’nun Yozgat’ta rafting heyecanı

0

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay ile Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu, Yozgat’ta ilk kez düzenlenen Uluslararası Rafting Türkiye Grand Prix’sinin açılışına katıldı.

Saklı Bahçe Çekerek Rafting Alanı’nda 5 ülkeden 38 takım ile çok sayıda sporcunun katılımıyla seremoni düzenlendi.

Sporcularla ve hakemlerle sohbet eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, daha sonra parkurda rafting yaptı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, buradaki konuşmasında, muhteşem bir parkurda, uluslararası bir turnuvayı takip etmek için alana geldiklerini söyledi.

Yozgat'ta rafting heyecanı

Örnek olacak bir rafting parkuru oluşturulduğuna dikkat çeken Oktay, şunları kaydetti:

“Orta Anadolu’nun merkezindeki bir yeri turizme açma ve aynı zamanda da uluslararası müsabakaların yapılabildiği bir alan oluşturma arzumuz vardı. Bu anlamda da Gençlik ve Spor Bakanlığı’mız ve yine federasyonumuz son derece yakın çalıştılar. Bizlere çok ciddi destek verdiler. Ben yürekten teşekkür ediyorum. Yine yereldeki tüm birimlerimiz ve DSİ başta olmak üzere Çekerek Barajı etrafında, belki muhtemel barajlarımızda da örnek olacak şekilde bir rafting parkuru oluşturulmuş durumda. 850 metre uzunluğunda ama doğal uzunluğuna baktığımızda 4,5 kilometrelik bir rafting alanı.”

Oktay, 38 takımın yarıştığı bir müsabakayı izlediklerini, 4 ülkeden ve Türkiye’nin farklı illerinden takımların müsabakada yer aldığını dile getirdi.

Yozgat'ta rafting heyecanı

“Muhteşem bir ekosistem oluşturuldu”

Alanın hem turizm boyutunda hem de uluslararası sporların geliştirilmesi anlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Oktay, şöyle devam etti:

“Gençlik Spor Bakanı’mızın da bize ifade ettikleri husus, buranın sürekli değerlendirileceği şeklinde. Bundan duyduğumuz memnuniyeti özellikle ifade ediyorum. Türkiye’de sporun altyapısı her alanda gelişiyor. Rafting alanında da gelişmemesi mümkün değil. Zaten bunu elde ettiğimiz başarılarla, aldığımız madalyalarla her alanda görüyoruz. İnşallah bu daha da artmaya devam edecek. Rafting bunlardan birisi ve bugün bu amaçla buradayız. Bu vesileyle yine muhteşem bir lavanta adamız oluştu. Burada millet bahçemiz ve tıbbi aromatik bitkilerle birlikte lavantanın endüstriyel boyuta dönüştürüldüğü muhteşem bir ekosistem oluşturuldu.”

Vatandaşları merkeze davet eden Oktay, katılımcılara ve emeği geçenlere teşekkür etti.

Kasapoğlu: “Ciddi projelerimiz var”

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Anadolu’nun kalbi Yozgat’ın Çekerek ilçesinde sporun güzelliğine, aydınlığına şahit olduklarını aktardı.

Yapılan parkurun bir hikayesi olduğunu anlatan Kasapoğlu, “Bu günlere gelmesinde tabii ki Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın büyük katkıları ve öncülüğü var. Ben kendilerine teşekkür ediyorum. Değerli milletvekillerimize, yerel yönetimlerimize, Tarım ve Orman Bakanlığı’mıza iş birlikleri için teşekkür ediyorum.” dedi.

Kasapoğlu, Türkiye’nin her alanda iddiasının olduğunu vurgulayarak, “Sporda da geçtiğimiz günlerde Akdeniz Oyunları’nda, geçtiğimiz yıl olimpiyatlarda, her alanda iddiamızı taçlandırarak devam ettiriyoruz. Kış sporları, su sporları, diğer branşlar, hem altyapı hem sporcu envanteri hem lisanslı sporcu sayısı, Türkiye’nin her tarafında büyüyerek, güçlenerek gelişiyor.” diye konuştu

Yozgat’ın sporda marka şehir olma noktasında emin adımlarla ilerlediğini dile getiren Kasapoğlu, “Ciddi projelerimiz var ve en yenisini, Türkiye’nin Orta Anadolu’daki ilk ve tek rafting parkurunu hizmete aldık. Burada diğer imkanlarımız var. Fitness ve bungalov evleriyle bir gençlik kampına dönüştürüyoruz burayı. Uluslararası alanda spor merkezi, bir uluslararası turnuvaya ilk kez ev sahipliği yapıyor. Çok anlamlı bir gelişme olarak görüyorum.” ifadelerini kullandı.

Kasapoğlu, 300’den fazla sporcunun katılımıyla güzel bir organizasyon olduğunu anlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sporun birleştirici ruhunu görüyoruz. Çekerek’ten, ilçelerimizden yeni sporcuları her branşta yetiştirdiğimiz gibi, raftingde de güzel gelişmelere şahit olacağız. Federasyonumuza teşekkür ediyorum. Tüm kulüplerimize, sporcularımıza, değerli halkımıza teşekkür ediyorum. İnanıyorum ve biliyorum ki bu umudu, bu sevgiyi, spor aşkını birlikte büyüteceğiz. Bunun için her türlü imkan, her türlü altyapı ve ilgi var. Ben tesisimizin ülkemiz, ilimiz ve ilçemiz için hayırlı olmasını diliyor, teşekkür ediyorum.”

Konuşmaların ardından stantları gezen Oktay ve Kasapoğlu, girişimci kadınların yaptığı lavanta ürünlerini inceledi.

Bakan Kasapoğlu’na yöresel Çekerek Evi’nin minyatürü, eşine de ametist taşından yapılan kolye hediye edildi.

Numberone.com.tr

Türk doktora altın onay… Tümörün büyümesini durdurdu

0
Girişimsel Radyolog Prof. Dr. Rahmi Öklü’nün geliştirdiği, kanser tedavisinde damar içinden uygulanan ve tümörün büyümesini durduran hidrojel yöntemi, Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu’ndan (FDA) onay aldı. Yöntemin tıpta ilk oluşu ve ilk defa FDA onayı alması, tıp dünyasında ‘Altın Standart’ olarak gösteriliyor.

Türk radyolog Prof. Dr. Rahmi Öklü’nün ABD’deki dünyaca ünlü Mayo Clinic’teki laboratuvarında geliştirdiği damar tıkanıklığı ve Kanser Tedavisi için damara enjekte edilen hidrojel, klinik çalışmaları Cerrahpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapıldıktan sonra Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu’ndan (FDA) onay almayı başardı.

TIPTA BİR İLK

Dr. Öklü’nün geliştirdiği yöntemin tıpta bir ilk oluşu ve ilk defa FDA onayı alması, tıp dünyasında ‘Altın Standart’ olarak gösteriliyor. FDA, kanser tedavisinde ilk kez damar içinden uygulanan bir biyomateryale onay verirken, Dr. Öklü’nün kurduğu Obsidio şirketinin değerinin 400 milyon dolara ulaştığı belirtildi. Kanserli alana direkt ulaşma imkanı tanıyan hidrojel yöntemi, anevrizma tedavilerinde de yeni bir yaklaşım sunuyor.

Türk doktora altın onay... Tümörün büyümesini durdurdu

YAKINDA PİYASADA

Öklü’nün ‘Shear-Thinning’ adını verdiği hidrojel, damar içi tıkanıklıklar ya da anevrizmalarda kan akışını kontrol imkanı tanırken, kanser tedavisinde de tümörlere kan akışını azaltma olanağı sunuyor. Damara girerek minimal invazivle iletilmek üzere tasarlanan bu embolik hidrojel, Obsidio ismiyle çok yakında ABD’de piyasaya sürülecek.

MÜTHİŞ KARİYER

Dr. Öklü Northwestern Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi, Yale Üniversitesi’nden lisans derecesini ve Cambridge Üniversitesi’nden biyokimya doktora derecesini aldı. Cerrahi ve radyoloji eğitimini Columbia Üniversitesi NY Presbiteryen Hastanesi’nde tamamladı. Vasküler ve girişimsel radyoloji dalında Massachusetts Genel Hastanesi Harvard Tıp Fakültesi’nde çalıştı. 2016’dan bugüne ABD Mayo Clinic Vasküler ve Girişimsel Radyoloji Anabilim Dalı Profesörü ve tıbbi cihaz geliştiren laboratuvarın direktörü. Koç Üniversitesi’nde de profesör olan Öklü, Koç Sağlık Grubu’nun da yönetim kurulunda. Girişimsel radyoloji alanında dünyanın önde gelen isimlerinden olan Dr. Öklü’nün 6 adet ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH), Araştırma Projesi (RO1) desteği var.

Türk doktora altın onay... Tümörün büyümesini durdurdu

ALİ KOÇ KEŞFETTİ

Arizona Eyaleti’nin Scottsdale şehrindeki laboratuvarında biyomaterial jel ve diğer çalışmaları, hastalarının tedavisinde karşılaştığı sorunlardan ilham alarak geliştiren Dr. Öklü, daha öğrencilik yaşlarında Ali Koç tarafından keşfedildiğini söylüyor. Uzun süren eğitim sürecinde mentörlüğü ve kendisine sağladığı burs ile her zaman yanında olan Ali Koç’un desteğini hiç unutmadığını ve Türkiye’ye olan bağlılığı nedeniyle geliştirdiği tedavinin klinik çalışmaları için Türkiye’yi tercih ettiğini belirtiyor.

ŞİRKETİN DEĞERİ ARTTI

Dr. Rahmi Öklü’nün kurduğu, Yönetim Kurulu Üyesi ve Baş Sağlık Görevlisi olduğu Obsidio’nun değeri, FDA onayı alması sonrasında 400 milyon dolar olarak gösteriliyor. Laboratuvar çalışmalarındaki etkinliği gösterilmiş ve “Science” dergisinde kapak olan tedavi yönteminin klinik çalışmalarının yürütücülüğünü Cerrahpasa Tıp Fakültesi Girişimsel Radyoloji Dalından Prof. Dr. Fatih Gülşen yaptı.
Numberone.com.tr

Maria Sharapova anne oldu: Bebekle ilk kare

0

Bakan Nebati ABD Hazine Bakanı Janet Yellen ile görüştü

0

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, G20 toplantısının ikinci gününde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazine Bakanı Janet Yellen ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmeyi sosyal medya hesabından duyuran Bakan Nebati, “Ticari ilişkilerimizdeki potansiyeli hayata geçirmek ve karşılıklı yatırımlarımızı daha da artırmak için çalışmalara kararlılıkla devam edilmesi gerektiğinin altını çizdik” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı‘ndan da, ikili görüşmeye dair bir açıklama yapıldı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Toplantıda, enerji ve emtia fiyatlarındaki artış, enerji arz güvenliği ve gıda güvenliği gibi küresel ekonominin yaşadığı sınamalara ilişkin görüş alışverişinde bulunulmuştur. Özellikle gıda güvenliği konusunun dikkatle ele alınması gerektiğinin değerlendirildiği toplantıda ülkemizin bu konudaki çabaları takdirle karşılanmıştır” denildi.

İki bakanın görüşmesinin içeriği hakkında yapılan açıklamada, “İki müttefik ülke arasında son dönemde artan üst düzey temasların ilişkilerimize yeni bir ivme kazandırdığı ve karşılıklı anlayış içerisinde bu ivmenin korunması gerektiği paylaşılmıştır. Bu bağlamda, teröre ve terörizmin finansmanına karşı daha fazla işbirliği vurgusu yapılmıştır” bilgileri paylaşıldı.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Endonezya’nın Bali şehrinde düzenlenen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları toplantısının ilk gününde Birleşik Arap Emirlikleri Mali İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı Mohamed Hadi Ahmed Al Hussaini ve Kanada Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Chrystia Freeland gibi isimler ile bir dizi görüşme gerçekleştirmişti.

Numberone.com.tr

İş Bankası, “Orta ve Doğu Avrupa’nın En İyi Dijital Bankası” ödülünü aldı

0

Türkiye İş Bankası, Euromoney‘nin düzenlediği ‘Awards for Excellence Ödülleri’nde, ‘Orta ve Doğu Avrupa’nın En İyi Dijital Bankası (Central and Eastern Europe’s (CEE) Best Digital Bank) ödülüne layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Londra’da düzenlenen törende, ödülü İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle aldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Lüle, her geçen gün artan bir ivmeyle hızlanan teknolojik gelişmelerin bir sonucu olan, rutin alışkanlıkları ve beklentileri değiştiren dijitalleşmenin, bankacılık sektörü de dâhil tüm alanları etkilediğini, müşterilerin artık her an ve her yerde ulaşabileceği en kolay hizmeti aradığını aktardı.

Bankacılık sektöründe de müşterilere beklentileri doğrultusunda kusursuz bir deneyim sunmak ve baştan sona dijitalleşmiş en sade süreçleri sağlamak adına uzun süredir önemli çalışmalar yapıldığını belirten Lüle, şunları kaydetti:

‘Finans gibi hızla değişen koşullara ve müşteri taleplerine uyum sağlama konusunda son derece dinamik bir sektörde biz de ‘Geleceğin Bankası’ olma vizyonumuz çerçevesinde teknolojiye yatırım yapmaya ve süreçlerimizi dijitalleştirerek müşterilerimize en kolay, en hızlı ve en güvenli deneyimleri sunmaya devam ediyoruz. Görünmez bankacılık alanındaki yaklaşımımız, müşterilerimize ihtiyaç duydukları anda, bulundukları ve çözüm aradıkları temas noktalarında sürtünmesiz bir deneyim sunmak.

2022 yılı haziran ayı sonu itibarıyla bankamızın mobil bankacılık uygulaması İşCep’in kullanıcı sayısı 10,5 milyonu aştı, dijital işlemlerin tüm işlemlere oranı yüzde 95’in üzerinde seyrederken, bunun yüzde 75’ini mobil bankacılık kanalı oluşturuyor. Müşterilerin her birine özel kişiselleştirilmiş bankacılık deneyimi sunabilmek adına şu anda 567 fonksiyonu bulunan İşCep’i sürekli geliştiriyoruz.’

Lüle, yapay zeka destekli sanal asistan Maxi’nin, sahip olduğu 450 farklı yetenekle 2022 yılının altıncı ayı itibarıyla 7 milyon kullanıcıyla 53 milyon diyalog kurduğunu bildirdi.

Robotik süreç otomasyonu ile 596 süreci otomatize ederek 2022 yılında yaklaşık 27 milyon işlem, 69 milyon bildirim ve 29 milyon sorgunun bu şekilde yapılmasını sağladıklarını belirten Lüle, ‘Maksimum Mobil’i tüm kart yönetimi hizmetlerinin yapılabildiği bir banka cüzdanı olmasının ötesinde, dijitalde uçtan uca satın alma deneyimi sunan bir bakış açısı ile geliştirerek e-ticaret alanındaki yetkinliklerimizi Pazarama ile kapsayıcı, kaliteli ve yenilikçi bir ekosisteme dönüştürdük.’ ifadelerini kullandı.

Numberone.com.tr

Filenin Sultanları, Milletler Ligi’ni dördüncü tamamladı

0

FIVB Milletler Ligi 3’üncülük maçında bronz madalya için sahaya çıkan A Milli Kadın Voleybol Takımı, Sırbistan ile karşı karşıya geldi. Filenin Sultanları karşılaşmadan 3-0 mağlup ayrılarak Milletler Ligi’nde dördüncü oldu.

Ankara Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmada millilerin antrenörü Giovanni Guidetti ve Ebrar Karkurt ile Sırbistan’dan Lozo Sara, eşitlik mesajı vermek için ilk sete aynı formaları giyerek çıktı. Dengede giden ilk sette ay-yıldızlılar teknik molaya 12-11 önde girdi. Molanın ardından mücadelesini sürdüren milliler, ilk seti 25-27 kaybetti.

İkinci sette servis ve manşette sorunlar yaşayan ay-yıldızlılar, teknik molaya 12-7 geride girdi. Molanın ardından Sırbistan’ın direncini kıramayan Filenin Sultanları, setin son bölümünde 22-14 geriye düştü ve seti 17-25 kaybetti.

Bronz madalya mücadelesinde üçüncü sete 2-0 geride başlayan ay-yıldızlılar, setin başlarında geride olmasına rağmen bulduğu sayılarla durumu 20-20’ye getirdi. Üçüncü sette Sırbistan’ın direncini kıran milliler, maçta ilk defa 22-21 öne geçince, Sırp koç mola aldı. Oyunun son bölümünde 24-25 geriye düşen millilerde antrenör Guidetti mola aldı. Molanın ardından devam eden mücadelede Filenin Sultanları 24-26 olarak üçüncü seti kaybetti.

Bu sonuçla milliler, Milletler Ligi’nde dünya dördüncüsü olarak turnuvayı tamamladı.

Numberone.com.tr

Love Island’ın Türk katılımcısı Ekin-Su’dan cinsel ilişki itirafı

0

İngiltere’de yayınlanan ve büyük ilgi gören reality şov programı Love Island’ın (Aşk Adası) Türk oyuncusu Ekin-Su Cülcüoğlu, şok edici bir itirafta bulundu.

2022 Emmy Ödülleri’nin sunucusu Dwayne Johnson oldu

0
Bu yıl 74’üncüsü düzenlenecek olan Emmy Ödülleri, 12 Eylül akşamı yapılacak törenle sahiplerini bulacak.

Amerikan Televizyon Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından verilen Emmy Ödülleri’nin bu yılki sunucusu belli oldu. ‘The Rock‘ lakaplı ünlü Hollywood yıldızı Dwayne Johnson, 74. Emmy Ödülleri’nin sunuculuğunu üstlenecek.

50 yaşındaki Amerikalı aktör, DC Süper Evciller Takımı adlı yeni filminin tanıtım çalışmalar kapsamında röportaj verdiği Entertainment Tonight’a Emmy törenini sunacağını açıkladı.

Johnson, “Bana gelip sorduklarında gerçekten ve cidden onur duydum, ama bu sadece bir zamanlama meselesiydi” dedi.

Numberone.com.tr

Mine Tugay’dan süper minisiyle cesur poz

0
43 yaşındaki Mine Tugay Instagram paylaşımlarıyla takipçilerinden çok sayıda beğeni ve yorum almaya devam ediyor. Her paylaşımıyla beğeni yağmuruna tutulan Tugay, bu defa mini elbisesiyle kamera karşısına geçti.

Ünlü oyuncu Mine Tugay, Gülümse Kaderine dizisinin ardından sosyal medya pozlarıyla magazin gündeminden düşmüyor. En son, Gülümse Kaderine dizisindeki Neval rolüyle ekranlara gelmişti. Güzelliği ve düzgün fiziğiyle takipçilerini kendisine hayran bırakan oyuncu iddialı pozlarına tam gaz devam ediyor.

MİNİ ELBİSELİ POZ VERDİ

Mine Tugay mini elbiseli pozunu 3.8 milyon takipçili Instagram hesabından paylaştı. Tugay’ın o pozu kısa süre içerisinde binlerce beğeni ve yüzlerce yorum aldı.

Numberone.com.tr

Melis Sezen şezlongda poz verdi, ayaklarına yorum yağdı

0

‘Sadakatsiz’ dizisinde canlandırdığı Derin Güçlü karakteriyle izleyicinin gönlünde taht vuran 25 yaşındaki oyuncu Melis Sezen, Ege tatilinden karelerini Instagram hesabından paylaştı. Sezen’in şezlongda uzanırken verdiği pozları sosyal medyanın diline düştü. Ünlü oyuncunun ayaklarını görenler ‘45 numara mı?‘ sorusunu sordu.

Dizisi biten Melis Sezen, tatil yapmak için soluğu Ege’de aldı. Şezlongda uzanırken verdiği pozları Instagram hesabından paylaşan oyuncunun ayakları ise gündem oldu.

Takipçileri “Abla ayağın kaç numara?”, “Ayaklar 45 numara galiba”, “Ayaklar lahmacun küreği gibi”, “Maşallah o nasıl ayaklar” şeklinde yorumlar yaptı.

Numberone.com.tr

Artık petshop vitrinlerinde kedi ve köpek satışı yasak

0

Resmi Gazete’de 14 Temmuz 2021 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren kanun ile bugün itibariyle petshoplarda Kedi ve köpeklerin vitrine konularak satışı yasaklandı. Petshop işletmesi sahipleri satışı yapılacak hayvana ait bilgi ve fotoğrafların internete yüklenerek satışını gerçekleştirebilecek. Hayvanlar ise petshop sahipleri tarafından belirlenecek çiftliklerde tutulacak. Denetimler ise Tarım ve Orman İl Müdürlükleri tarafından yapılacak. Vitrinden kedi ve Köpek satışı yapanlara 2 bin 43 TL para cezası uygulanacak.

Kanunun bugün yürürlüğe girmesiyle birlikte petshop vitrinlerindeki kedi ve köpeklerın kaldırıldığı gözlendi. Petshop mağazalarından sadece birinde vitrinde tutulan kedinin de daha önce satıldığı, sahibi gelinceye kadar bekletildiği öğrenildi.

“VİTRİNDEN KALKARSA MERDİVEN ALTINA İNER”

Evcil hayvan mağazası sahibi Okan Alp, yasağın kendilerine kötü yansıdığını ifade ederek “Dükkanı boşalttık. Kedi ve köpek satışının yasaklanmasının sonucu kötü olacak, merdiven altına inecek. Burada hayvanları veteriner kontrol edip veriyordu. Kimlikli ve aşılı hayvan satıyorduk. İnternetten satış yapılacak. Fakat köpeğe bir şey olduğunda karşında muhattap bulamayacaksın. Sonuçları daha kötü olacak. Müşteri katalogdan bakacak, beğenecek. Sipariş üzerine köpek getireceğiz, faydalı bir uygulama değil. İnsanlar görerek, içine sinerek alıyordu hayvanı” diye konuştu.

“VİTRİNDEN DEĞİL ÇİFTLİKTEN SATIŞ”

Bir diğer petshop sahibi Yaşar Solgun ise “Kedi-köpek satabileceğiz ama internet üzerinden. Örneğin çiftlikten bize gelecek fotoğraflar ve videolar müşteriye gösterilecek. Beğendikleri hayvan için kapora alınacak, adresine teslim edeceğiz. Bu satışlar çiftlik belgeli olduğu zaman, izin belgesi olan petshoplar satabilecek. İnternetten de satışımız olacak ama çiftlik belgesi ve kaydı olmak şartıyla. Şimdi normalde internette kedi- köpek satılıyor biliyorsunuz. Artık bunlara da tabii devletimiz illa ki bir önlem bulacak. Kedi ve köpek sadece dükkanda bulundurulamayacak” ifadelerini kullandı.

Numberone.com.tr

Acun Ilıcalı’dan Mesut Özil paylaşımı

0

Hull City‘nin sahibi Acun Ilıcalı, Fenerbahçe ile sözleşmesini fesheden ve Başakşehir‘e imza atan Mesut Özil için bir paylaşımda bulundu.

Ilıcalı paylaşımında; “Seni Fenerbahçe formasıyla görmek çok ama çok güzeldi. Senin futbolunu yine İstanbul’da seyredebilecek olmak tesellim oldu. Dünyada aktif en iyi birkaç 10 numaradan birisin benim için. Heyecanla futbolunu bekliyorum. Büyük başarıların devam etsin güzel insan.” ifadelerini kullandı.

Acun Ilıcalı, Mesut Özil’in Arsenal’den ayrılıp Fenerbahçe’ye transfer olmasında da büyük çaba harcamıştı.

Numberone.com.tr