Ana Sayfa Blog Sayfa 715

Dev maçta VakıfBank, Eczacıbaşı Dynavit’i devirdi

0

Voleybolda Misli.com Sultanlar Ligi 2. haftası derbi karşılaşmasında VakıfBank, Eczacıbaşı Dynavit’i 3-2 yendi.

Birinci set karşılıklı ataklarla 23. sayıya kadar sürdü. Eczacıbaşı’nda Boskovic, Vakıfbank’ta Haak etkili ataklar yaptı. Son iki sayıyı alan VakıfBank, seti 25-23 kazandı.

İkinci set Eczacıbaşı Dynavit, çok etkili oyun sergiledi. Eczacıbaşı, Boskovic ve Heyrman’ın etkili oyunuyla seti 25-16 kazandı ve eşitliği sağladı: 1-1.

Üçüncü sette Eczacıbaşı etkili servislerle rakibini oyundan düşürdü. Boskovic’in sayılarıyla seti önde götüren ev sahibi, seti 25-23 kazandı ve 2-1 öne geçti.

Dördüncü sete VakıfBank iyi başladı. Köşelerden yaptığı ataklar ile önde götürdüğü seti VakıfBank, 25-19 kazandı ve skoru eşitledi: 2-2.
Tie-break setinde az hata yapan VakıfBank seti 15-11, maçı da 3-2 kazandı.

Voleybol: Misli.com Sultanlar Ligi – Eczacıbaşı Dynavit: 2 – VakıfBank: 3
Salon: Eczacıbaşı Spor Salonu

Hakemler: Erdal Akıncı, Metin Korkut
Eczacıbaşı Dynavit: Beyza Arıcı, Ognjenovic, Saliha Şahin, Heyrman, Boskovic, Hande Baladın (Simge Aköz, Adams, Merve Atlıer, Fatma Şekerci, Elif Şahin)
VakıfBank: Kübra Çalışkan, Cansu Özbay, Guimares, Ogbogu, Haak, Tuğba Şenoğlu (Ayça Aykaç, Zehra Güneş, Buket Gülübay, Bartsch-Hackley, Meryem Boz, Derya Cebecioğlu)
Setler: 23-25, 25-16, 25-23, 19-25, 11-15
Süre: 153 dakika (30, 32, 36, 33, 22)

Numberone.com.tr

Burak Sergen ve Nihan Ünsal olayında çarpıcı iddia

0

Oyuncu Burak Sergen, kendisine ihanet eden boşanma aşamasındaki eşi Nihan Ünsal hakkında uzaklaştırma kararı aldırdı. Mahkeme, Ünsal’ın, Sergen’e herhangi bir iletişim aracı ile ulaşmasını, evine ve çalışma alanı olan setlere yaklaşmasını yasakladı.

Sadakatsiz dizisinin Haluk Güçlü’sü Burak Sergen, nisan ayında koronavirüse yakalandı. Sergen, bir ay süren yaşam savaşını kazandı ve taburcu olduktan sonra kendisinden 28 yaş küçük sevgilisi Nihan Ünsal’la evlendi. Aradan 4 ay geçti, Film ve dizi senaryolarını aratmayan bir olay patlak verdi.

Ünsal’ın iş insanı  Özer Kaçmaz’la sevgili olduğu ortaya çıktı, ihanetin boy boy fotoğrafları yayınlandı. Kaçmaz ile Ünsal, havalimanı ve bir AVM’de el ele görüntülendi. İhanetle sarsılan Sergen, hemen boşanma davası açtı. Ünsal ise Kaçmaz’la el ele çekilen fotoğraflarının eski olduğunu, herhangi bir ihanet olayının yaşanmadığını savundu.

“ÖZER’İ AYARTMIŞ”

Özer Kaçmaz’ın iki çocuğunun annesi Züleyha Şehitoğlu, TV100’e açıklamalarda bulundu:

“Özer Kaçmaz’la 2018’de boşandık, sonra yeniden barıştık ve aynı evde yaşamaya başladık. Bu kadın annesiyle bizim karşı dairemizde oturuyordu. Yani komşumuzdu. Özer’le kavgamız sonrası ben kızıp çocukları alıp annemin yanına gittim. O sırada bu kadın eşimi (Özer Kaçmaz) ‘Ben seni eskiden beri çok beğeniyordum’ deyip ayartmış. Eve girip çıkmaya başlamış. Burak Sergen’le de karı koca ilişkisi yaşamadığına, iki arkadaş gibi olduklarına eşimi ikna etmiş.”

“ŞAHİTLİK YAPMAYA HAZIRIM”

Özer Kaçmaz ile Nihan Ünsal’ın fotoğraflarının eski değil, yeni çekildiğini belirten Züleyha Şehitoğlu şöyle devam etti:

“O fotoğraflar yeni, eşim nereye giderse bu kadın da oraya gidiyormuş. Burak Sergen’in hemşiresi de işin içinde. Eşim saftır, bu kadının kendisine aşık olduğuna inanmış ama şimdi her şeyi gördü. Burak Sergen’e ve bana yapılanlar yanlarına kalmasın. Burak Bey’in davasında da şahitlik yapmaya hazırım.”

Burak Sergenin eşi Nihan Ünsal hakkında şoke eden iddialar İşin içinde hemşiresi de var

ÖNCE BOŞANMA SONRA TEDBİR DAVASI!

Boşanma davası açan Burak Sergen şimdi de eşi hakkında uzaklaştırma kararı aldırdı. Sergen’in, Nihan Ünsal’a karşı açtığı boşanma davasında mahkeme; 6284 Sayılı Kanun kapsamında tedbir kararı verdi. Buna göre Nihan Ünsal, Burak Sergen’e herhangi bir iletişim aracı ile ulaşamayacak, evine ve çalışma alanı olan setlere yaklaşamayacak.

Numberone.com.tr

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı

0

Son dönemin en gözde rap yıldızlarından Cardi B, yeni yaşına gösterişli bir şekilde girdi. Lüks bir gece kulübündeki kutlamaya da birbirinden ünlü konuklar katıldı. Hemen hemen hepsi de kıyafet tercihleriyle ‘doğum günü kızı’ kadar iddialı göründü.

YENİ YAŞINA GÖSTERİŞLİ BİR ŞEKİLDE GİRDİ

Kısa bir süre önce ikinci kez anne olan Cardi B, 29 yaşına gösterişli bir şekilde girdi.

Cardi B. Los Angeles’ın gözde gece kulüplerinden birinde düzenlenen partiye ev sahipliği yaparak birbirinden ünlü konuklarını ağırladı. Çift, aslında kutlamalara bir hafta önce başlamıştı. Bu gösterişli partiyle de son noktayı koydular.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

HER ZAMANKİ GİBİ

Kısa bir süre önce ikinci bebeğini dünyaya getiren sonra da Paris Moda Haftası’ndaki kıyafetleriyle gündemde kalan Cardi B, yeni yaşını kutlamak için de yine her zamanki gibi iddialı bir görünüm tercih etti. Doğumdan sonra yağ aldırdığı yolundaki iddiaları yalanlayan ünlü şarkıcı, bu özel gece için fiziksel özelliklerini gözlerden saklamayan bir kıyafet seçti.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

RENKLİ GÖRÜNTÜLER

Partiye katılan konuklar da giyim konusunda Cardi B ile yarışacak kadar iddialı seçimler yaptı. Çocukluk ve gençlik yılları ekonomik zorluklar içinde geçen Cardi B, şöhrete ulaştıktan sonra kelimenin tam anlamıyla su gibi para harcamasıyla da hiç gündemden düşmüyor. Yeni yaşını da bu özelliğine uygun şekilde lüks bir gece kulübünde karşıladı. Cardi B’nin 29’uncu yaşı için düzenlenen partiden objektiflere renkli görüntüler yansıdı.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

Nikita Dragun, gecenin konuklarından biriydi.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

Top model, Winnie Harlow rengarenk kıyafetiyle gecedeydi.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

Teyana Taylor da ilgi çeken bir kıyafet giydi.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

Larsa Pippen gecenin konukları arasındaydı.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

Karrueche Tran, iddialı kıyafetiyle.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

LÜKS HAYATINI GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR

Gerçek adı Belcalis Marlenis Almánzar olan Cardi B’nin Offset ile evliliğinden Kulture Kiari Cephus adında üç yaşında bir kız çocuğu bulunuyor. Hem sosyal medyada hem de özel hayatında lüks yaşam tarzını gözler önüne seren Cardi B, ekonomik anlamda zorluklarla dolu bir geçmişten geliyor.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

FİLM GİBİ HAYAT

Onun öyküsü örneğine filmlerde ya da belki masallarda rastlanacak türden… Büyük kentin kenar mahallelerinden birinde doğup büyüdü. Annesi de babası da çalıştığı için ona büyükannesi baktı. Para kazanabilmek için çok genç yaşta bir markette kasiyer olarak işe girdi. Sonra biraz sempatikliğinin biraz da şansının yardımıyla önce ekrana adım attı. Sonra da gösteri dünyasına. Kısacık zamanda da dünyanın en çok kazanan ünlülerinden biri haline geldi.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

BÖYLE KEŞFEDİLDİ

Cardi B, New York’ta 1992 yılında dünyaya geldi. Latin kökenlilerin ağırlıklı olarak yaşadığı kenar mahallelerden birinde büyüdü. Dominik Cumhuriyeti doğumlu bir baba ile Trinidadlı bir annenin kızı olan Cardi B’yi, her iki ebeveyni de çalıştığı için büyükannesi büyüttü. Cardi B, ekonomik güçlükler yüzünden okula gidemediği için bir süpermarkette kasiyer olarak çalışmaya başladı. Fakat, o dönemde çok az para kazanıyordu.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

ŞÖHRETİNİ BİR TÜRK’E BORÇLU

Sonra süpermarketteki patronu ona hayatını değiştirecek bir öneride bulundu: Striptiz kulüplerinde çalışmasını öğütledi ve ona “Tipin de bu işe müsait” dedi. Bu öneriyi dikkate alan Cardi B de, bölgedeki kulüplerden birinde işe girdi. Gerçekten de bir anda dar bir çevrede de olsa adını duyurdu. O dönemde kazandığı parayla yarım bıraktığı eğitim hayatına devam etmeye başladı. Fakat ailesine bir türlü gerçeği, yani bir striptiz kulübünde çalıştığını söyleyemiyordu. Bunu yıllar sonra yaptığı bir röportajda itiraf etmişti.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

ANNESİNE GERÇEĞİ SÖYLEMEDİ

Cardi B, annesine striptiz kulübünde çalıştığını söyleyemedi. Bunun yerine zengin bir çiftin çocuklarına bakıcılık yaptığını söyledi. Hatta bu konuda da bir hikaye uydurdu kendince: “Çocukların biri 8 diğeri 9 yaşında. Onların ev ödevlerine yardım ediyorum. Bunun karşılığında da bana günde 100 dolar ödüyorlar.”

Annesi tüm bu anlatılanlara inandı ve kızının bu işe devam etmesine izin verdi.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

SAHNE HAYATI BÖYLE BAŞLADI

Cardi B’ye şöhrete giden kapıyı açan kişinin ise bir Türk olduğu kısa bir süre önce ortaya çıkmıştı. Amerikalı ünlü rap şarkıcısı Cardi B, katıldığı bir radyo programında New York’ta kasiyer olarak çalıştığı marketin Türk müdürünün tavsiyesiyle markete komşu olan striptiz kulübünde çalışmaya başladığını ve şöhreti yakaladığını söyledi. Cardi B, striptiz kulübünde karaoke şarkı söyleyip, dans edip soyunurken keşfedildiğini anlattı. Türk müdürün işe geç geldiği için kendisini işten çıkarmak zorunda kaldığını itiraf eden rapçi, “Bana ‘Geçim sıkıntısı çektiğini biliyorum. Çok güzel kızsın, güzel bir vücudun var. Neden striptiz yapmıyorsun. Gel sana orayı ayarlayım’ dedi. Ve sahne hayatım öyle başladı” dedi.

Cardi B. yeni yaşını böyle karşıladı: Ünlü konuklar akın akın onu kutlamaya gitti

MUHTEŞEM YÜZYIL HAYRANI

Cardi B aynı zamanda bir dönem Muhteşem Yüzyıl dizisine olan tutkusuyla da konuşuldu. Sosyal medyadan Muhteşem Yüzyıl ve Kösem dizileriyle ilgili paylaşımlar yapan Cardi B, Türk tarihi dizilerini yakından takip ediyor.

Ünlü rapçi, Muhteşem Yüzyıl’ın final bölümünü izledikten sonra Twitter’dan şu paylaşımı yapmıştı:

“Türk yönetmenler, lütfen bir sultan dizisi daha yapar mısınız? Buna gerçekten feci şekilde ihtiyacım var.”

Numberone.com.tr

Karanlık bir peri masalı gibi aşk

0

Son dönemin en çok göz önünde çiftlerinden biri, ilişkinin nasıl başladığını, birbirleri için nasıl aşka düştüklerini anlattı.

BİZİM DE KENDİMİZE GÖRE SORUNLARIMIZ VAR

Özellikle kırmızı halıya çıktıklarında bütün dikkatleri üzerlerinde toplayan oyuncu Meghan Fox ve rapçi Machine Gun Kelly, ilk kez ilişkileri hakkında konuştu. Çift GQ Style için kamera karşısına geçti ve çarpıcı pozlar verdi. Bir yandan da dergiyle röportaj yapıp ilişkileri hakkında konuştu. 31 yaşındaki Machine Gun Kelly ile 35 yaşındaki Megan Fox, “Kimse, bizim ilişkimizin ‘sorunsuz’ olduğunu düşünmesin, bizim de kendimize göre mücadelelerimiz var” diye konuştu.

Megan Fox ve Machine Gun Kelly aşklarını anlattı: Karanlık bir peri masalı gibi

AŞK, SETTE BAŞLADI

Geçen yıldan bu yana aşk yaşayan olan Megan Fox ile gerçek adı Colson Baker olan Machine Gun Kelly’nin tanışması, birlikte rol aldıkları Midnight in the Switchgrass adlı filmin setinde oldu. Zaten o sette birbirlerinin gözlerinin içine baktıklarında ikisi de aradıkları aşkın “orada durduğunu” fark etmiş.

Megan Fox ve Machine Gun Kelly aşklarını anlattı: Karanlık bir peri masalı gibi

“BİRBİRİMİZLE CEHENNEME DE GİDİYORUZ”

Machine Gun Kelly, “Biraz hafif olmalı, ama bir birbirimizle cehenneme de gidiyoruz” dedi. Kelly, Megan Fox ile ilişkisini “Bir tür kendinden geçme ve acıyla kıvranma” diye tanımladı.

Kelly, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsanların, bizim hakkımızda her şeyin harika olduğunu düşünmesini istemiyorum. Bunun ‘en karanlık peri masalı’ olduğunu sebepsiz yere söylemiyorum.”

Megan Fox ve Machine Gun Kelly aşklarını anlattı: Karanlık bir peri masalı gibi

“RUH EŞİMİ BÖYLE BULACAĞIM HİÇ AKLIMA GELMEMİŞTİ”

Megan Fox ise, Machine Gun Kelly ile tanıştığında onun “ruh eşi” olduğunu anlamış.

Fox, o dönemi şu sözlerle anlattı:

“Aşka çok açıktım… Ama ruh eşimle bu şekilde karşılaşacağımı hiç tahmin etmemiştim. Sanki bunca yıldır bizi ayrı tutan bütün engeller kalkmış ve sonunda yollarımız kesişmişti.” 

Megan Fox ve Machine Gun Kelly aşklarını anlattı: Karanlık bir peri masalı gibi

“SANKİ ÇOK UZUN ZAMANDIR TANIYORDUM”

Megan Fox, birlikte rol aldıkları Midnight in the Switchgrass adlı filmin setinde Machine Gun Kelly ile sadece iki gün çalıştıklarını ancak onunla “büyülü” bir iletişim kurduklarını sözlerine ekledi. Fox, Kelly’nin gözlerine baktığı ilk anda aklından ‘seni tanıyorum, seni çok uzun zamandır tanıyorum, seni çok farklı şekillerde, birçok farklı hayattan tanıyorum’ diye düşündüğünü anlattı.

Megan Fox ve Machine Gun Kelly aşklarını anlattı: Karanlık bir peri masalı gibi

“DAHA İYİ BİR İNSAN OLDUM”

Machine Gun Kelly de Megan Fox ile ilişkisinin kendisini daha iyi bir insan haline getirdiğini söyledi. Daha önce verdiği bir başka röportajda da ilk kez böyle aşık olduğunu anlatmıştı.

Megan Fox ve Machine Gun Kelly aşklarını anlattı: Karanlık bir peri masalı gibi

ESKİ EVLİLİĞİNDEN ÜÇ ÇOCUĞU VAR

Megan Fox, ilk evliliğini Brian Austin Green ile yaptı. İki çocuğu olan çift; bir ara yollarını ayırmaya karar verdi. Fakat, Fox’un çiftin üçüncü bebeğine hamile olduğu ortaya çıkınca evliliklerine bir şans daha verdiler. Fakat üçüncü bebek de aralarındaki ilişkiyi düzeltmedi. Brian Austin Green ile Megan Fox evliliklerini bitirdi. Çiftin, 9 yaşında Noah 7 yaşında Bodhi ve 5 yaşında Journey adında üç çocuğu bulunuyor.

Megan Fox ve Machine Gun Kelly aşklarını anlattı: Karanlık bir peri masalı gibi

ONUN DA 13 YAŞINDA BİR KIZI VAR

Machine Gun Kelly ise eski ilişkisinden 13 yaşında Casie adında bir kız babası.

Numberone.com.tr

Önce unvanını elinden aldı, sonra dalga geçti

0

Dünyanın en zengin iki insanı Elon Musk ve Jeff Bezos arasındaki rekabet gittikçe büyüyor. Elon Musk son olarak Amazon’un kurucusu Jeff Bezos ile sosyal medya platformu Twitter üzerinden dalga geçti.

Elon Musk’ın kişisel serveti şu anda 222 milyar dolar ve Bloomberg’in Milyarderler Endeksi’ne göre dünyanın en zengin insanı olarak rakipleriyle arayı gittikçe açıyor. CNBC’nin haberine göre, Musk’ın kişisel serveti, yatırımcılar tarafından geçen hafta açıklanan ve SpaceX’in değeri 100 milyar doların üzerinde olan ikinci bir hisse satışından sonra, fazladan 10.6 milyar dolar arttı.

ÇARPICI İDDİA

Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, 191,6 milyar dolarlık net değerle Musk’ı takip ediyor. Musk, bugün erken saatlerde Bezos’un “Dinle ve açık ol ama kimsenin sana kim olduğunu söylemesine izin verme. Bu, bize nasıl başarısız olacağımızı anlatan birçok hikayeden sadece biriydi. Bugün Amazon, dünyanın en başarılı şirketlerinden biri ve birbirinden tamamen farklı iki sektörde devrim yarattı.” tweetine ikincilik madalyası emojisi ile yanıt verdi.

CUMADAN BERİ 8,6 MİLYAR DOLAR KAZANDI

Musk, hem sahip olduğu Tesla hisseleri hem de CEO olarak görev yaptığı SpaceX’teki çoğunluk hissesi sayesinde büyük bir servet biriktirdi. Bloomberg Milyarderler Endeksi’ne göre Musk, Cuma günkü kapanıştan bu yana, 8,6 milyar dolar ve bugüne kadar 52 milyar dolardan fazla kazandı.

İki dev arasında bir kan davası... Elon Musk Jeff Bezosa karşı

ELON MUSK, JEFF BEZOS’A KARŞI

Tesla hisseleri de zorlu bir yıldan sonra toparlanırken tırmanıyor. Bu yüzde 13 oranındaki toparlanış 2020’deki yüzde 743’lük kazancından çok daha az, fakat Mayıs ayında yüzde 22 oranında gerilemenin ardındansa büyük bir yükseliş.

UZAY SAVAŞLARI SÜRÜYOR

Bu arada, dünyanın en zengin iki adamı olan Musk ve Bezos, birbirleriyle uzay alanında rekabet etmeye devam ediyor.

Musk’ın SpaceX’i, Eylül ayında Inspiration4 ile uzaya giden ilk turizm amaçlı seferi başlatmadan önce bile, devasa NASA ve ABD askeri sözleşmelerini kazandı ve operasyondaki en güçlü roketi uçurdu.

2000 yılında Blue Origin’i kuran Bezos ve Virgin markalarının sahibi milyarder Richard Branson, geçen yaz uzaya gittiler.

Bezos ve Musk yine karşı karşıya geldi, son gülen iyi güldü

VERGİ TARTIŞMASI

Haziran ayındaki bir ProPublica raporu, Elon Musk, Bill Gates ve Jeff Bezos da dahil olmak üzere bazı milyarderlerin, muazzam servetlerine rağmen, Amerikalıların büyük çoğunluğuna kıyasla asgari düzeyde gelir vergisi ödediğini duyurdu. Raporda ortaya çıkan hiçbir şey yasa dışı değildi.

Öte yandan, ABD ekonomisi hala Kovid-19, durgunluğundan kurtulmaya çalışıyor. Medyan hane geliri 2020’de yüzde 2,9 düşerek 67.521 dolara geriledi.

Numberone.com.tr

Squid Game çılgınlığı Abu Dabi’de hayat bulacak

0

Netflix dizisi Squid Game’in gerçek hayatta, ölümcül olmayan versiyonu Abu Dabi’de düzenleniyor. Takımlar; Kırmızı Işık Yeşik Işık, Dalgona şeker yarışması, kağıt çevirme, misket ve Ddakji gibi oyunları oynayacak.

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) Kore Kültür Merkezi (KKM) dizide görülen oyunların 15’er katılımcılı iki takımla yeniden canlandırılmasını organize ediyor.

Squid Games, gizemli bir organizasyonun borç içindeki kişileri yaşamlarını değiştirecek miktarda para kazanma şansı için görünürde çocuksu olan bir dizi oyunda rekabet etmek üzere işe aldığı distopik gerçekliği keşfe çıkıyor.

Independent Türkçe’de yer alan habere göre söz konusu oyunlar, bazıları Kore’ye özgü, bazılarıysa “Kırmızı Işık, Yeşil Işık” veya halat çekme gibi dünya çapında bilinen klasik çocuk oyunlarına dayanıyor.

Bununla birlikte tipik çocuk oyunlarının aksine, kaybetmeniz durumunda Squid Game’deki oyunların ölümcül sonuçları var.

Takımlar; Kırmızı Işık Yeşik Işık, Dalgona şeker yarışması, kağıt çevirme, misket ve Ddakji gibi oyunları oynayacak.

Oyun personeli de dizideki korumaları taklit ederek pembe kostüm giyecek. Etkinliğin kayıt sayfasında sadece Koreli olmayan BAE sakinlerinin gösteriye katılabileceği belirtiliyor.

Squid Game tüm dünyada yeniden canlandırılıyor.

Birleşik Krallık’ın Ilford kasabasındaki John Bramston İlkokulu bu hafta ebeveynlere diziyi izleyen çocukların sahneleri yeniden canlandırmak açısından oyun alanında birbirlerine ateş ediyormuş gibi yapmalarına dair endişelerini özetleyen bir mektup gönderdi.

Mektupta şu ifadeler kullanıldı:

“Oyun alanında bu oyunun kendi versiyonlarını oynamaya başlayan çocukların sayısının arttığını fark ettik, bu da arkadaşlık grupları içinde çatışmalara neden oluyor.”

Kent County’deki başka bir okul, Sandown İlkokulu da dizinin popülaritesine yanıt olarak şiddet ve çevrimiçi zarar konusunda ek dersler vermeye başladı.

Numberone.com.tr

Arafta kalmış bir hayalet hakkında kitap yazıyor

0

Babası Jamie Spears‘a karşı verdiği vasilik mücadelesini kazanan Britney Spears, Instagram hesabından paylaştığı gölden çıkan ve kalem tutan siyah beyaz bir el fotoğrafıyla (temsili) kitap hazırlıklarına başladığını duyurdu.

Britney Spears: Arafta kalmış bir hayalet hakkında kitap
yazıyorum - 2

Spears, duyurusunda “Öldürülmüş bir kız hakkında kitap yazıyorum. Fakat bu kızın hayaleti travma ve acı yüzünden arafta kalmış ve alışık olduğu dünyaya nasıl döneceğini bilmiyor” dedi.

Britney Spears: Arafta kalmış bir hayalet hakkında kitap
yazıyorum - 3

39 yaşındaki şarkıcı kitabın konusuyla ilgili “Üç yıl boyunca arafta kaldıktan sonra varoluşu için aynasındaki yansımasından güç bulan bir hayalet. Güvenebileceği kimsesi yok ama bir şey oluyor ve ailesinin bulunduğu dünyaya nasıl geçeceğini çözüyor” diye yazdı.

Britney Spears: Arafta kalmış bir hayalet hakkında kitap
yazıyorum - 4

Yaşadığı sürece göndermede bulunduğu tahmin edilen şarkıcı hikayenin kahramanıyla ilgili bilgi verdi.

Britney Spears: Arafta kalmış bir hayalet hakkında kitap
yazıyorum - 5

Britney Spears, “Kızın araftan çıkıp bir karar vermesi gerekiyor. Onu öldürenleri selamlamak ya da yepyeni bir hayat yaratmak. Artık aynasına ihtiyacı yok. Belirli duaları sürekli zikrederek artık korkmaması ve araftan çıkması için ona içgörü ve hediye veren bir geçiş buldu ama diğer tarafa geçtiğinde yaptığı şeyleri HAYAL GÜCÜNE bırakacağım. Adını yeniden yazmayı öğrenmenin yanında⁣” dedi.

Numberone.com.tr

Miley Cyrus, kalça şovuyla sosyal medyayı salladı

0

Dünyaca ünlü oyuncu ve şarkıcı Miley Cyrus, kişisel Instagram hesabında paylaştığı video ile sosyal medyanın gündemine oturdu.

Cyrus, kalçasını çıkartarak dans ettiği video’ya ‘warm ups’ (ısınma hareketleri) notunu düştü.

Let me entertain you: Miley Cyrus was on fine form on Monday night as she performed a seductive dance in front of her team in a sizzling new video shared to Instagram

28 yaşındaki şarkıcı, altın işlemeli siyah bir tulum içinde vücudunu sergiledi.

Fun times: The singer, 28, showed off her figure in a plunging black jumpsuit with gold embellishments as she larked about in the clip, which she captioned: 'warm ups'

Numberone.com.tr

Mostafa Mohamed attı, Mısır Libya’yı farklı mağlup etti

0

Dünya futbolunda heyecan sürüyor. 2022 FIFA Dünya Kupası Afrika Elemeleri ikinci turunda 3 grupta 5 maç oynandı.

Galatasaray’ın Mısırlı santrforu Mostafa Mohamed, deplasmanda Libya’yı 3-0 yendikleri karşılaşmanın 45+4’üncü dakikasında fileleri havalandırdı.

Alınan sonuçlar şöyle:

A Grubu:

Burkina Faso-Cibuti: 2-0

D Grubu:

Mozambik-Kamerun: 0-1
Fildişi Sahili-Malavi: 2-1

F Grubu:

Gabon-Angola: 2-0
Libya- Mısır: 0-3

Numberone.com.tr

Bilim dünyasını şoke eden karıncalar

0

Karıncalar dünyanın en ilginç ve en büyüleyici canlılarından. Yeryüzünde 12 binden fazla türü olan karıncalar kendi ağırlıklarının 20 katına kadar ağırlık kaldırabiliyor, bazı kraliçe karıncalar milyonlarca yavru dünyaya getirebilecek kadar uzun yaşıyor.

Latince adıyla Harpegnathos saltator olarak bilinen Hindistan Zıplayan Karıncası da en ilginç karınca türlerinden biri. 1851’de bilim insanı Thomas C. Jerdon tarafından sınıflandırılan bu 2,5 santimetre boyundaki karıncalar, Hindistan’da ormanlık bölgelerde yaşıyor, 10 santimetre yükseğe kadar zıplayabiliyor ve kendi büyüklüğünün iki katı avcıları alt edebiliyor.

Bütün bunlar yeterince hayranlık uyandırıcı değilmiş gibi, son olarak bu karıncaların üreyebilmek için beyinlerini küçültüp sonra yeniden büyütebildikleri ortaya çıktı!

BÖCEKLER ALEMİNDE BİR İLK

Sonuçları bu hafta içinde bilim dergisi Proceedings of the Royal Society B’de yayımlanan bir araştırma, Hindistan zıplayan karıncası dişilerinin beyinlerini birkaç hafta içinde yüzde 20-25 civarında küçültüp sonra yeniden büyütebildiğini gösterdi.

Aslına bakılırsa aralarında bal arılarının da bulunduğu bazı böceklerin beyinlerini büyütme becerisine sahip olduğu önceden de biliniyordu. Ancak Hindistan zıplayan karıncası beyin büyüklüklerini artırıp eksiltme becerisine sahip olduğu keşfedilen ilk böcek türü oldu.

Ancak daha da önemlisi Hindistan zıplayan karıncalarının beyin büyüklüklerini değiştirmenin altında yatan sebep… Araştırmayı yürüten bilim insanlarına göre, dişi karıncalar bunu üremeye hazırlık olarak yapıyor.

BİR KARINCA KOLONİSİ NASIL İŞLER?

Dilerseniz en baştan başlayalım… Karıncalar gibi sosyal böcekler genelde kast sistemi temelli bir koloni yapısına sahip oluyor. Kolonide bir kraliçe, görevi üreme olan erkekler ve koloninin tüm işlerini yapan dişi işçiler bulunuyor.

İşçi karıncalar yiyecek toplanması, avlanma, temizlik, yavruların bakımı ve yuvanın korunması gibi hayati işlerden sorumlu.

Kraliçenin kolonideki yeri ise herkesten ayrı. Bütün ihtiyaçları işçi karıncalar tarafından karşılanan kraliçenin ömrü de diğer karıncaların 5 katı daha uzun. Tipik bir karınca kolonisinde kraliçe karınca dışında yavru veren başka birey bulunmuyor. Hatta kraliçe karınca salgıladığı feromonlar sayesinde işçi karıncaların yumurtlamasını engelliyor. Bu nedenle kraliçe öldüğünde koloninin de sonu geliyor.

Birçok karınca türünde dişinin kraliçe mi yoksa işçi mi olacağı daha larva evresindeyken belirleniyor. İyi beslenen ve doğru hormonlar verilen larva kraliçe olacak şekilde büyürken, diğer larvalar birer işçi karıncaya dönüşüyor.

ZIPLAYAN KARINCALARIN ‘TAHT OYUNLARI’

Ancak Hindistan zıplayan karıncalarında yapı tam olarak böyle değil. Hindistan zıplayan karınca kolonisinde kraliçe öldüğünde, o güne kadar işçi olarak yaşamış dişi karıncaların önünde bir kraliçe olma fırsat doğuyor.

Kraliçe öldükten kısa bir süre sonra kolonideki dişilerin yaklaşık yüzde 70’i, bir başka deyişle yüzlerce karınca, 40 güne kadar uzayabilen bir dövüş turnuvasına başlıyor. Antenlerini birbirlerinin yüzüne vurarak rakiplerini alt etmeye çalışan dişi karıncalar, dövüşe dövüşe zayıfları eliyor. Geriye en güçlü ve dövüşte en başarılı 5-10 tanesi kalıyor. Bu en güçlü karıncalar kraliçe benzeri bir statüye kavuşuyor ve hayatlarının geri kalanında erkek karıncalarla çiftleşip yavru vermeye başlıyor. Elenenler ise yeniden işçi görevlerine dönüyor.

Daha da ilginç olan dövüş turnuvası başladığında işçi karıncaların geçirdiği değişim. Hormon dengeleri değişen işçi arılar bir anda üreme becerisine sahip yarı kraliçelere dönüşüyorlar. Yunanca “evli işçi” anlamında “gamergate” kelime olarak adlandırılan bu yarı kraliçeler dışarıdan bakıldığında işçi arılardan farksız görünse de anatomileri çok çarpıcı değişiklikler gösteriyor.

EVLİ İŞÇİLER VE İNANILMAZ DEĞİŞİMLERİ

ABD’nin Georgia eyaletinde bulunan Kennesaw Eyalet Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde asistan öğretim üyesi olarak görev yapan Dr. Clint Penick ve ekibi tam da bu değişiklikleri inceledi. Guardian’a konuşan Penick, “Yetişkinlik evresinde kendilerini tamamen değiştirme becerisine sahipler ve bu nedenle çok ilginç hayvanlar” derken, araştırmada elde ettikleri sonuçları da New York Times’a “Vücutlarının içine baksanız yaşadıkları dev değişimleri görebilirsiniz” sözleriyle özetledi.

Penick ve ekibi araştırma kapsamında 30 Hindistan zıplayan karıncası kolonisini inceledi. Gamergate’lerle işçilerin iç organlarını kıyaslayan bilim insanları, gamergate haline gelen dişilerin yumurtalıklarının normale kıyasla 5 kat büyüdüğünü buna karşın beyinlerinin yüzde 20 küçüldüğünü ortaya koydu. Ardından lazer destekli görüntüleme teknolojilerini kullanarak gamergate’lerin beyinlerini inceleyen uzmanlar daha da ilginç bir gerçekle karşılaştı.

Beyindeki küçülme özellikle karıncaların görmesini sağlayan optik loblarda yaşanıyordu. Penick bunu gamergate’lerin yer altındaki yuvalarında yaşarken görme yetisine ihtiyaç duymamasıyla bağlantılı olabileceğini belirterek, “Zifiri karanlıkta yaşıyorlar. Dolayısıyla görsel sinyalleri işleme becerilerini sürdürmelerinin hiçbir sebebi yok” diye konuştu.

DÖVÜŞÜ KAZANANIN DÜŞÜNMEYE İHTİYACI KALMIYOR

Bilim insanlarının küçüldüğünü keşfettiği bir diğer bölüm de beynin merkezindeki bölgelerdi. Penick bunu da gamergate’lerin yiyecek bulmak ya da yuvayı avcılardan korumak gibi bilişsel anlamda güç görevlerle uğraşmak zorunda olmamasıyla açıkladı ve ekledi:

“İşçi karıncalar bu bilişsel görevlerle uğraşmak için büyük bir beyne ihtiyaç duyar ama gamergate’lerin o kadar düşünmeye ihtiyacı yoktur. Turnuvayı kazandıkları andan itibaren, yumurtlama makinelerine dönüşürler.”

Araştırmacılar karıncaların beyinlerini küçültmelerinin sebebini de enerji tasarrufu olarak açıkladı. Benzer bir davranış cüce sivri farelerde de görülüyor. Ağırlığı 2 gram olan bu minik hayvanlar kış aylarında vücudunun diğer yerlerine ısı gönderebilmek için beynini küçültüyor. Bahar gelince cüce sivri farelerin beyinleri yeniden büyüyor.

Araştırmayı New York Times’a değerlendiren Boston Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Dr. James Traniello da bunun olası bir açıklama olduğu görüşünde. Diğer karınca türlerinde beynin evrimi konusunda çalışmalar yürüten Traniello, “Beyin masraflı bir organdır” dedi ve beynin küçülmesiyle tasarruf edilen enerjinin üremeden sorumlu diğer organlara transfer ediliyor olabileceğini belirtti.

KOLONİDEN AYRILAN ESKİ HALİNE DÖNÜYOR

Benzer bir varsayımı benimseyen Penick ve ekibi, bu enerji transferinin geri döndürülebilir olup olmadığını da inceledi. Her koloniden 2 adet gamergate işaretlendi. Bu gamergate’lerden bir tanesi koloniden ayrılıp 3-4 haftalığına bir plastik kutuda izole edildi ve burada düzenli olarak beslendi. Diğer gamergate kolonide kaldı.

Araştırmacıların hipotezine göre, sosyal etkileşim ve bakım eksikliği, plastik kutudaki gamergate’in koloniye döndüğünde yeniden işçi statüsüne dönmesine sebep olacaktı. Gerçekten de bir-iki gün içinde bu gamergate’ler yumurta üretmeyi bıraktı. Birkaç hafta içinde de yeniden işçi karıncalar gibi davranmaya başladılar.

Bu gamergate’ler koloniye döndüklerinde diğer işçiler tarafından yakalanıp kendi aralarına çekildi. Penick, National Geographic’e bu olguyu “polislik” olarak tanımlarken, amacının da kolonide çok fazla üreyebilen dişi olmasını önlemek olduğunu belirtti. Kısmen gelişmiş yumurtalıkları olan karıncaların diğer karıncalar tarafından zaman zaman saatler hatta günlerce tutulduğunu da belirten Penick, “Bunu bir karınca hapishanesine konmak gibi tanımlayabiliriz” diye konuştu.

6-8 hafta sonra ayırdıkları gamergate’lerin anatomilerini yeniden inceleyen uzmanlar, iç organlarının yeniden ortalama işçi karınca büyüklüğüne ulaşmış olduğunu gördü. Penick, “Hayatta kalamayacaklarını düşünmüştüm ama birkaç gün içinde süreci tamamen tersine çevirdiler. Beyinlerini yeniden en baştaki büyüklüğe getirebildiklerini görmek gerçekten büyüleyiciydi” dedi.

İNSANLAR İÇİN BİR MODEL OLABİLİRLER

Penick, “Bu türler hem larva evresinde hem de yetişkinlik evresinde inanılmaz bir plastisite (esneklik) gösteriyorlar. Bu nedenle epigenetik ve insanlar dahil organizmalarda plastisitenin kontrolü gibi şeyleri anlamak için bir model olabilirler” İfadelerini kullandı.

Penick, bu sayede beyinde bir bölgenin büyüyüp küçülmesini kontrol eden mekanizmaları anlayabilmemiz için yeni fırsatlar doğduğunu da sözlerine ekledi. Zira insanlar beyin dokularını kaybettiklerinde yeni beyin hücreleri ürese bile beynin tamamen tamir olması ve ilk günkü haline dönmesi söz konusu değil. Ancak karıncalardaki bu durumu kontrol eden genin keşfedilmesi durumunda insanlardaki nörolojik tedaviler konusunda da yeni kapılar açılabilir.

Numberone.com.tr

Türkiye, 97 yıllık şanssızlığını kırdı

0

A Milliler, Letonya karşısında süregelen 97 yıllık şanssızlığını dün akşam kırdı. Ay yıldızlıların tarihinde 8. kez karşı karşıya geldiği Letonya ile 5 maçlık beraberlik serisi de dün Riga’da sona erdi.

Milliler adeta kabusu olan Letonya ile ilk galibiyetini 1924 yılında yapılan ilk maçta 3-1’lik skorla almıştı.

Ay yıldızlılar Letonya eşleşmesinde en ağır sonucu 2004 Avrupa Şampiyonası Elemeleri play-off baraj maçlarında yaşadı.

15 Kasım 2003’te Riga’daki ilk maçı 1-0 kaybeden Milliler, 19 Kasım’da İnönü Stadı’ndaki rövanşta 2-0 öne geçmesine karşın sahadan 2-2 beraberlikle ayrıldı. Favori gösterildiğimiz eşleşmede bileti Letonya’ya kaptırdık.

28 Mayıs 2013’teki özel maç 3-3, Euro 2016 elemelerinde 2 maç da 1-1 bitti. Bu yıl İstanbul’da 2 farklı öne geçmemize rağmen 3-3’lük sonuçla ayrıldık.

STEFAN KUNTZ İLE İLK GALİBİYET

A Milli Takım, Alman teknik adam Stefan Kuntz ile ilk galibiyetini Letonya deplasmanında aldı. Kuntz yönetiminde ilk maçını İstanbul’da Norveç ile oynayan ay-yıldızlı ekip sahadan 1-1’lik beraberlikle ayrılmıştı. Alman teknik adam ikinci maçında galibiyet sevinci yaşatmayı başardı.

LETONYA KARŞISINDA 97 YIL SONRA İLK GALİBİYET

Milliler, Letonya karşısında 97 yıl aradan sonra ilk kez kazandı. Rakibi karşısındaki ilk ve tek galibiyetini 22 Haziran 1924’te Riga’da 3-1’lik sonuçla alan ay-yıldızlı ekip, uzun süren şanssızlığını kırdı. Milli takım 1924’ten sonra Letonya ile oynanan 6 maçta 1 yenilgi ve 5 beraberlik almıştı

SERDAR DURSUN’DAN İLK MAÇTA İLK GOL

A Milli Takım aday kadrosuna ilk kez davet edilen Serdar Dursun, Letonya mücadelesinin ikinci yarısında oyuna dahil oldu ve ilk kez ay-yıldızlı formayı giydiği maçta ilk golünü attı.

Teknik direktör Stefan Kuntz, karşılaşmanın 65. dakikasında Orkun Kökçü’nün yerine Serdar Dursun’u oyuna sürdü. Serdar, mücadelenin 75. dakikasında ay-yıldızlı ekibe 1-1’lik beraberliği getiren golü atmayı başardı.

BURAK YILMAZ 30. GOLÜNE ULAŞTI

Letonya karşısında ay-yıldızlı ekibe galibiyeti getiren golü atan kaptan Burak Yılmaz, A Milli Takım formasıyla 74. maçında 30. golüne ulaştı.

Numberone.com.tr

“Adım herkesle anılıyor”

0

Atlantis Yapım’ın Harbiye Açıkhava Sahnesi’ndeki sonbahar konserleri, Athena’yla sona erdi.

Cumartesi gecesi gerçekleşen konser, “Kafama Göre” ve “Kime Ne” şarkılarıyla enerjik şekilde başladı. 3 saate yakın süre sahnede kalan grup, hit şarkılarının yanı sıra “Dilek Taşı”, “Bahçe Duvarı” gibi farklı türlerden şarkılar da söyledi.

Tuba Büyüküstün: Adım herkesle yazılıyor

“Kayıp” ve “Parçalanıyoruz” şarkılarında Korhan Futacı da saksafonuyla gruba eşlik etti. Konseri Tuba Büyüküstün, Afra Saraçoğlu, Mert Yazıcıoğlu, Zerrin Tekindor, Rıza Kocaoğlu, Serkan Keskin, Şebnem Bozoklu, Meriç Aral, Nilay Deniz, Gözde Çığacı gibi ünlü isimler de izledi.

Tuba Büyüküstün: Adım herkesle yazılıyor

“ADIM HERKESLE ANILIYOR”

Tuba Büyüküstün, Murat Boz’la aşk yaşadığı iddiasını soran muhabirlere şöyle dedi:

“Adım herkesle anılıyor. Böyle bir durum söz konusu değil. Arkadaşlar birçok şey yazılıyor, bunları yapmayın.”

Numberone.com.tr

“Şöhretin büyüsüne kapılıp kendimi Kaf Dağı’nda görmedim”

0

Oyuncu Engin Altan Düzyatan, Hürriyeet’ten Hakan Gence’ye konuştu.

Engin Altan Düzyatan: ‘Şöhretin büyüsüne kapılıp kendimi Kaf Dağı’nda görmedim’

Söz konusu röportaj şu şekilde:

Pek çok kişiyi yoldan çıkarabilecek özelliklere sahipsin; yakışıklı, başarılı, ünlü… Bunların seni yoldan çıkardığı hiç oldu mu?

Yoldan çıkmak için illa saydığın bu özellikleri taşımaya gerek yok, diye düşünüyorum. Yoldan çıkmak senin kişiliğinle, hayata bakışınla, değer yargılarınla ilgili. Sağlam bir aile yapısından gelen birinin şan, şöhret yüzünden yoldan çıkacağını pek düşünmüyorum. Hayatta hep daha iyi bir insan olabilmek adına bir duruşum oldu. Doğaya, hayvana, insana, fayda sağlayabileceğim şeylere enerjimi vermek beni daha iyi hissettiriyor.

Sık röportaj vermiyor, magazinde görünmüyorsun. Neden bu kadar korunaklı yaşıyorsun?

Sürekli kendini ifade etmek ve anlatmaya çalışmak bana zor geliyor. Yaptığım işle ilgili gerekli yerlerde, gerektiği zamanlarda bulunmak yeterli, diye düşünüyorum. Oyuncunun gizemine inanıyorum.

Artık 42 yaşındasın. Bir hayat muhasebesi yapsak… 20’ler, 30’lar, 40’larla birlikte hayatında neler değişti?

Kariyer olarak baktığımda seçimlerimden dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum. Hep iyi işlerde, iyi oyuncularla, iyi yönetmenlerle, iyi yapımcılarla, iyi ekiplerle çalıştım. 20’ler yeni başladığım, heyecan duyduğum ve hata yapmaya çok açık olduğum dönemlerdi. Varoluş çabalarımın olduğu… 30’lu yaşlarım biraz daha kendimin farkında olduğum, yaşımın büyümesiyle gelen rollerin de değiştiği ve bana yeni şeyler öğreten, beni geliştiren başka bir süreçti. 40’lı yaşların daha çok başındayım. Kendimi daha özgüvenli hissettiğim, iki çocuğumun olmasıyla birlikte önceliklerimin değiştiği, aslında bambaşka bir döneme, bambaşka bir varoluşa geçtiğim çok güzel yıllar…

Hayatta neleri sorgularsın?

Sorgulamadığım hiçbir şey yok. Klasik ezberci bir yapım yoktur.

Neler seni çileden çıkarır? Kırmızı çizgilerin neler?

İnsanların kendilerine, doğaya, hayvana karşı saygısızlığı diyebiliriz. Ve işin özüne inmeden her şeyi yargılayan insan modeli. Bu tarz insanlardan özellikle uzak durmayı tercih ediyorum.

Hakkında, duyduğumuzda şaşıracağımız ne var?

Bu işi yapmasaydım mimar olmak isteyebilirdim. Mimari yapılara karşı müthiş ilgim var. Pandemide kendi başıma çocuklarım için küçük bir ağaç ev yaptım.

SEKSİ HİSSETME HALİ…

Türkiye’nin en yakışıklı adamlarından biri olmak zor mu?

Her şeyden önce bu iltifat için çok teşekkür ederim. Açıkçası çok büyük bir zorluğunu görmedim.

Hep beğenilen biri miydin?

Galiba evet, lise ve üniversitede de popüler bir adamdım.

İki çocuk babası olunca insan ‘kendini seksi hissetme’ gibi duygularını kaybetmeye başlıyor mu?

İki çocuktan sonra hayata bakışınız değişiyor. İnsani değerlerin yanında dış görünüşün çok da önemli olmadığı kanısındayım. Hiçbir zaman dış görünüşü önemseyen biri olmadım. Seksi hissetme hali biraz da içsel enerjinizle alakalı, harika bir gün geçirmişsinizdir, inanılmaz bir enerji ve aurayla dolaşırsınız. Veya zekânız, özgüveniniz seksi görünmenize sebep olur.

Senin için zaman tersine işliyor gibi görünüyor. Nasıl böyle genç kalıyorsun?

Çok teşekkür ederim. Erkeklerin yaşı ilerledikçe yüz hatları daha çok oturuyor ve kendine güveni de artıyor, bunun etkisi olabilir. Ayrıca sağlıklı beslenmenin ve spor yapmanın olumlu yönleri de mutlaka yansıyordur.

SAKALI SEVİYORUM

Bu arada iyi vücut yapmışsın. Nasıl çalıştın?

Dizi için dokuz aylık ciddi, yoğun bir süreçten geçtim. Milli sporcu Yiğit Kuşbeygi ile beraber çalıştık ve onun son öğrencisi de bendim.

Neden?

Ciddi bir hastalık sonucu hayatını kaybetti. Çok özel biriydi; ne yiyeceğime, ne içeceğime, hangi günler hangi sporu yapacağıma kadar her şeyi planlıyordu.

Yeni dizindeki rolünde de yine uzun sakallısın. Sakallı olmaktan sıkılmadın mı?

Sıkılmadım (gülüyor). Sakal bir erkek oyuncunun malzemelerinden biridir. Genel olarak sakal seviyorum. İş yapmadığım zamanlarda da sakallı olmayı tercih ediyorum.

Bakımı zor değil mi?

Uzun saç veya sakalın bakımını yapmadan yani yıkamadan, taramadan çıkamıyorsun.

Engin Altan Düzyatan: ‘Şöhretin büyüsüne kapılıp kendimi Kaf Dağı’nda görmedim’

İZMİRLİYİM, DENİZLE ARAM İYİDİR, TEKNEYLE İLİŞKİM HEP VARDI

‘Barbaroslar: Akdeniz’in Kılıcı’ dizisi TRT 1’de başladı. Yine bir dönem işiyle karşımızdasın. Dönem işlerine karşı bir zaafın mı var?

Aslında yok. Kariyerimde hep birbirinden farklı roller tercih etmeye çalıştım. Buna bir tesadüf diyebiliriz.

Bu işi seçme sebebin neydi?

Tarihi işleri veya gerçek hayat hikâyelerini izlemekten büyük keyif alıyorum. ‘Barbaroslar’ı tercih etmemdeki en büyük sebeplerden biri çok büyük bir proje olması. Uzun zamandır titizlikle hazırlanan, çok büyük prodüksiyonlu bir dönem işi. Ayrıca benim de tarihte okumaktan çok büyük keyif aldığım bir kesiti yansıtıyor. Şu ana kadar başrollerinden birinin deniz olduğu bir proje görmedik, burada deneyimleyebileceğim birçok yenilik olduğunu hissettim ve bu kadar büyük bir işin içinde olmak beni çok heyecanlandırdı.

Dizide Barbaros Hayrettin Paşa’nın kardeşi Oruç Reis’i canlandırıyorsun. Senin gözünden nasıl bir karakter izleyeceğiz?

Barbaroslar dört kardeşler, en büyük olanı İshak, sonra Oruç, Hızır (Barbaros Hayreddin) ve İlyas. Ben Oruç karakterini canlandırıyorum; kardeşler arasında denize ilk açılan, içinde ilk deniz aşkı olan… Denizde olmak onun için çok büyük bir tutku haline gelmiş. Denize çıktığı ilk andan itibaren hayalleri olan, hayallerinin peşinden koşan, çok güçlü, lider bir karakter. Bir rolü okurken beni en çok etkilen şey karakterin tutkusu oluyor. Buradaki karakterin tutkusu da çok güçlü, o yüzden ben de o tutkunun yolculuğuna çıkmak istedim.

Oruç Reis rolü için nasıl bir ön çalışma yaptın?

Çok avantajlı olduğum bir yer burası. Çünkü 1400’lerin sonlarında bir zamanı işliyoruz. Elimizde yüzlerce, hatta binlerce Türkçe-İngilizce kaynak var. O yüzden çalışması çok da zor değildi, bol bol okuduk. Danışmanlar, yönetmen ve yapım ekibiyle birlikte karakterleri farklı farklı açılardan ele aldık. Döneme ne tarafından bakacağımıza, dönemi nasıl işleyeceğimize hep beraber karar verdik.

Senin denizle aran nasıl?

İzmirliyim, bu yüzden denizle aramın dağlardan daha iyi olduğu kesin (gülüyor). Çocukluğumdan itibaren sürekli denizin üstündeydik. İlerleyen yıllarda yelken ve tekneyle de ilişkim hep oldu, o yüzden denizci düğümü atmayı öğrenmeme gerek kalmadı, zaten biliyordum. Bir yelkenli nasıl kullanılır, teknik terimleri nedir… Bunların hepsine hâkimdim.

Engin Altan Düzyatan: ‘Şöhretin büyüsüne kapılıp kendimi Kaf Dağı’nda görmedim’

OLGUNLUK DÖNEMİMİN BAŞINDAYIM

Ülkenin en ünlü oyuncularındansın. 20 yıldır ekrandasın. Attığı her adımı takip edilen biri olarak taşıdığın şöhreti nasıl anlatırsın?

Başlarda bu duruma alışması biraz zaman alıyor açıkçası. İnsanlar tarafından sevilmek, ilgi görmek çok hoş. Ama özgürlüklerinin kısıtlandığını anlamaya başlayınca, orası biraz mücadele edilmesi gereken bir alana dönüşüyor. Buna göre hayatını şekillendirerek mutlu olmayı öğreniyorsun. Ama hiçbir zaman şöhretin büyüsüne kapılarak kendimi Kaf Dağı’nda da görmedim.

Sektörde söz sahibi bir oyuncusun. İşinin parlak, güzel kısmını bir kenara koyalım… Seni rahatsız eden, eksik gördüğün neler var?

Çok uzun zamandır dünya tarafından izlenen televizyon dizileri yapıyor olmamıza rağmen biraz tekdüzeliğe döndüğümüzü söyleyebilirim. Belki benim tarihi işler seçmemdeki sebeplerden biri de bu olabilir. Televizyon dizilerinin ve reklamlarının uzunluğundan sektörel anlamda henüz gereken yere oturmadığımızı görüyoruz. Dijital platformların da eklenmesiyle her anlamda kalifiye insana olan ihtiyaç da gittikçe artıyor.

Şu an sence kariyerinde nasıl bir noktadasın?

Hem hayata bakışım hem oynadığım roller olarak olgunluk dönemimin başındayım diyebilirim.

HİKÂYE YARATMAK…

Bu meslekle ilgili en büyük hayalin ne?

Çok fazla hayalim var. Oyuncu olarak en büyük hayallerimden biri dünyanın önde gelen festivallerinde iyi bir başarı göstermek. Ayrıca bu meslekteki hayalim, sadece oyunculukla kısıtlı değil. Hikâyenin bir parçası olma kısmından öteye geçip hikâyeyi yaratmak, kameranın arkasına da geçmek, yapımcılıkla da bunları desteklemek istiyorum.

Meslekte içinde ukde kalan bir şey oldu mu?

Olmadı. Tiyatroya daha fazla vakit ayırmak istiyorum sadece.

Bunca yılın ve projenin sonunda bu meslekten ne öğrendin?

Çok şey öğrendim. Bir kere her şeyden önce insanı öğrendim. İnsanın farklı davranışlarını, hallerini deneyimledim. Set bittikten sonra dışarıda gözlem yapıyor olma hali seni sürekli çalışmaya ve bu meslekten beslenmeye itiyor. Benim gelişerek ben olmamdaki en büyük etkenlerden biri bu meslek.

Bir odaya giriyorsun. Karşında şimdiye kadar canlandırdığın karakterler duruyor. Önce hangisinin boynuna sarılırsın?

Çok güzel bir soru. Canlandırdığım karakterlerin hepsinin hayatımda çok önemli yerleri var, onlardan çok fazla şey öğrendim. Ama 2001 yılında, TRT 1’de yayımlanan ‘Koçum Benim’ dizisindeki lisede basketbol öğrencisi olan Orçun karakterine sarılmak, o toy halime destek vermek isterdim.

İstanbul’un her yerinde afişlerin var. Kafamı sokakta nereye çevirsem seninle göz göze geliyorum. Sen afişlerde kendini görünce ne hissediyorsun?

Kafamı çevirip kendimi görünce çok da şaşırmıyorum. Yaptığım işten dolayı yıllardır alışık olduğum bir durum. Asıl oğlum ve kızım için ilginç bir durum. Bazen okula giderken görüyorlar, “Baba yine senin korsan olduğun fotoğraflar” diyorlar (gülüyor). Yani benden daha çok onlar için ilginç.

ARTIK İLK GÜN ÂŞIK OLDUĞUN KADIN DEĞİL, ÜSTÜNE ÇOK DAHA FAZLA DEĞER BİNİYOR

Evliliğinizin yedinci yılındasınız. İmzayı attıktan sonra ilişkide neler değişti?

Aslında çok bir şey değişmedi, aksine ilişkimiz gün geçtikçe gelişti, olgunlaştı.

Aşk nasıl şekil alıyor?

Aşk baki aslında, aşkın üstüne yeni katmanlar ekleniyor. Gittikçe karşındakine saygın artıyor, sevgin ön plana çıkmaya başlıyor. Eşinin çocuklarınla olan ilişkisini gördükçe bambaşka katmanlar oluşuyor. Artık sadece ilk gün âşık olduğun kadın değil, onun üstüne çok daha fazla değerin bindiği bambaşka bir kadın haline geliyor. Bu da çok kıymetli.

Eşin Neslişah’a olan aşkını nasıl anlatırsın?

Tarif etmesi çok zor aslında, insanlar bunun üzerine kitaplar, tezler yazıyor. Bir röportaja sığdırmak haksızlık olur. Ama kısaca şöyle diyebilirim; hayatın her alanını paylaşmak, en uç duyguları birlikte yaşamak… Sırdaşın, yoldaşın olduktan sonra eşin hayatındaki en değerli insan oluyor. Vazgeçilmezin.

Neslişah’tan hayatta öğrendiğin en önemli şey nedir?

Neslişah harika bir işinsanı. Hayattaki eksik tarafımdan bahsetmek gerekiyorsa, ben harika bir işinsanı olamadım. Neslişah’tan nasıl işinsanı olunur, onu öğreniyorum.

ÇOK İLGİLİ BİR BABA OLDUĞUMU RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİRİM

Oğlun Emir Aras 5, kızın Alara 3 yaşında… Babalık, hem de iki çocuk babası olmak hayatını nasıl etkiledi?

Tüm hayatımı değiştirdi. Yaşama bakış açımı revize etti. Daha önce önem verdiğim birçok şeyin çok da önemli olmadığını gördüm. Kariyerimin en parlak ve başarılı döneminde, hayatta başka nasıl tatminler yaşarız diye düşünürken çocuklarım oldu. Aslında hayatın daha yeni başladığını, bundan sonra onlara daha iyi bir gelecek sağlamak ve onları iyi insanlar olarak yetiştirmek için kendimi de geliştirmek zorunda olduğum gerçeğiyle karşılaştım. Ve çocuklardan sonra doğaya, çevreye, insanlara çok daha fazla dikkat etmeye başladım. Bir cümleyi öncesinde çocukları etkileyecek mi etkilemeyecek mi diye düşünerek kurduğumu, her hareketimi tartarak yaptığımı fark ettim. Onlara iyi bir rol model olmak için kendimi daha fazla geliştirmek zorunda olduğumu hissettim. Bu durum bana çok şey kattı.

Nasıl bir babasın?

Çok ilgili bir baba olduğumu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Çocuklarımın her şeyiyle ilgileniyorum. Biraz da şanslı bir dönemdeydim, iki çocuğum doğduktan sonra 2.5-3 yıl çalışmadığım bir dönem oldu. Tüm vaktimi onlara ayırdım. O yüzden ilgili, pedagojik olarak dikkatli, onlara istediklerini yapmaları için alan açmaya çalışan, yetenekleri için değişik birçok alternatif sunmaya çalışan bir babayım.

Onlara vereceğin ilk öğüt nedir?

Her şeyden önce kendilerine, doğaya saygılı olmaları ve sevgi beslemeleri ilk öğüt olur.

Bir kız babasısın. Ülkenin gündemindeki konulardan biri de kadına şiddet. Sen kadın hakları konusunda ne düşünüyorsun?

Aslında böyle bir konunun konuşulmasını bile çok üzücü buluyorum. Dünyada konuşulacak konu ‘insan hakları’ üzerine olmalıyken, bunu ‘kadın hakları’ diye ayırmak zorunda kalmamız beni bir birey olarak çok etkiliyor. Özellikle erkek çocuklarını yetiştirirken ailelere çok büyük sorumluluklar düşüyor. Erkek olduğu için kendini üstün görmeyecek, erkek olduğu için şiddete müsaade edilmeyecek… Erkek olduğu için ona her istediğinin olmayacağını hissettiren, öğreten aileler bu kötü döngünün kırılmasına yardımcı olacaktır.

HAYALİM PİLOT OLMAKTI

İzmir Karşıyakalısın. İzmirli olmayı nasıl anlatırsın?

İzmir’i yaşamak gerekir. Çağdaş ve yaşaması diğer büyük şehirlere göre daha kolay olan, aydın bir şehir. İnsanların birbirini tanıdığı, mahalle kültürünün yaygın olduğu, sıcak ve samimi, ayrıca kültürel olarak da besleyici.

Çocukluğuna dair aklına gelen ilk görüntü nedir?

Herhalde mahallede top oynadığım o fütursuz zamanlarım.

Baban özel bir şirkette müdürdü; ablan ODTÜ işletme, abin hukuk fakültesi mezunu. Bir röportajında “Ailemin istediği bir profil vardı” demişsin. Sen o profile ne kadar uydun?

O röportajı çok net hatırlıyorum, aslında şöyle söylemek istemiştim; tüm ailem toplumun benimsediği, daha garanti gördüğü meslek dallarındaydı. Bu profillere bakınca benim de doktor olmam gerekirdi (gülüyor).

Peki, sanatı seçtiğinde ne oldu?

Kimse buna karşı çıkmadı, herkes destekledi. Desteklediklerine göre onların hayal ettiği profile uyuyorum.

Oyunculuk hep istediğin bir meslek mi oldu, sonradan mı kanına girdi?

İlkokul zamanları hayalim pilot olmaktı ama lise 1’inci sınıfta tiyatroyla tanıştım ve ondan sonra tek bir hayalim oldu…

MUSTAFA DENİZLİ BELGESELİNİ BİTİRMEK ÜZEREYİZ

Yapımcılık tarafın var. Nasıl başladı?

Üretmeyi seviyorum. Orada ekip arkadaşlarımla hikâyeleri yaratma sürecindeyiz, diyebilirim. Yapımcılık da çevreye olan ilgimle başladı. Önce Afrika’daki su problemini konu alan bir belgesel çektim.

Neden oradan başladın?

Sebep, dünyada hâlâ temiz suya ulaşamayan insanların olması ve bunun için farkındalık yaratma arzumdu. Afrika’da çektiğim fotoğraflardan bir sergi açtım. Serginin ve belgeselin geliriyle Afrika’da su kuyuları açtık. Ondan sonra plastikle ilgili bir belgesel yaptık, dünyadaki plastik sorununa dikkat çekmek istedik. Mikroplastiklerden dolayı 15-20 yıl sonra sularımız içilemez, kullanılamaz bir hale gelecek ne yazık ki. Tüm dünyayı etkileyen ciddi bir sorundan bahsediyoruz. Dünyada bu durumdan en kötü etkilenen ülkeleri ve sıfır atıkla yaşayan kasabaları gezerek çekimler yaptık. Çok yakında seyirciyle buluşacak.

Mustafa Denizli belgeseli hazırladığın söylenmişti… Doğru mu?

Mustafa Denizli’nin hayatı, başarılarıyla ilgili belgeseli bitirmek üzereyiz. Ailesinden, çevresindeki insanlardan görüş alarak hazırlıyoruz. Mustafa Abi’nin başarı yolunda neler yaşadığını, neler hissettiğini, neler düşündüğünü yansıtmaya çalışacağız.

Fotoğrafçılığa da tutkun var. Vahşi doğa çekimleri yaptın. Seni vahşi doğada en etkileyen ne oluyor?

Doğanın içinde olmak beni huzurlu hissettiriyor gerçekten, ‘daha tamamlanmış’ hissini yaşıyorum. O yüzden boş zamanlarımda doğaya gitmeyi tercih ediyorum. İlk vahşi doğa fotoğrafları çekmeye başladım, bana ilham kaynağı olduğu kesin. Her hali çok etkileyici ama doğanın insana ihtiyacı olmadığını gerçekten hissettiğim an, bu çok öğreticiydi.

En son neyin fotoğrafını çektin?

Dalgaların fotoğrafını.

Doğadan bahsettik. Peki, depremler, yangınlar, salgınlar… Yaşadığımız dünya sana neler hissettiriyor?

Doğanın evimiz olduğunu biraz unuttuk, şehirleri evimiz zannetmeye başladık. İnsanoğlu olarak her şeyi kendimize hak görmeye başladık. Ve doğal olarak doğa bize tepki veriyor. Bu kadar yüksek karbon salımına, bu kadar yüksek plastik tüketimine, bilinçsizce doğanın katledilmesine, doğadaki en küçük canlının bile doğaya hizmet ettiğini unutuşumuza ve daha birçok sebep için doğanın bize tekrar kendini hatırlatmasına hep birlikte şahitlik ediyoruz bence.

Numberone.com.tr

Ayak izini silmeyen oyun dışında kalacak

0

Paris Anlaşması‘nın Meclis’ten geçtiği tarihi günde Koç Holding, karbon dönüşüm programını açıkladı. Holdingin CEO’su Levent Çakıroğlu, bu programla Türkiye’de ekosistemi karbon ayak izini silme yolunda harekete geçirme güçlerini kullanacaklarını söyledi. İklim krizinin şirketler için bugün en büyük risk olduğunu, karbon dönüşümünün artık özellikle Avrupa Birliği’ne ihracat yapan şirketler için olmazsa olmaz haline geldiğini anlatan Çakıroğlu, “Türkiye gibi biz de ihracatımızın yüzde 50’sini AB’ye gerçekleştiriyoruz. Karbon Dönüşümü Programımız ile gerçekçi bir yaklaşımla, bir taraftan riskleri yönetirken diğer taraftan tüketicinin, yatırımcının, çalışanın beklentilerine cevap verecek şekilde iş modellerimizi, ürünlerimizi, hizmetlerimizi dönüştürmeyi hedefliyoruz” dedi.

DESTEK VE TEŞVİK

Avrupa Birliği’nin karbon vergisini hayata geçirdikten sonra bu dönüşümü gerçekleştirmemiş olanların oyunun dışında kalacağını anlatan Çakıroğlu, tedarikçileri ile birlikte dönüşerek ekosistemde önemli bir etki yaratmayı hedeflediklerini anlattı.

Koç Holding’in gelişmekte olan ülkelerin karbon dönüşümünde AB’nin destek vermesi yolunda lobi yaptığını anlatan Çakıroğlu, “AB’nin bir yandan gelişmekte olan ülkelerdeki şirketlerin dönüşümünü desteklerken, bu ülkelerdeki şirketleri teşvik mekanizmalarından da yararlandırmasını önemli buluyoruz. Bu yolda bir eğilim oluşmakta olduğunu da memnuniyetle izliyoruz” ifadesini kullandı.

VAROLUŞSAL BİR TEHDİT

Sözcü’den Özlem Ermiş Beyhan’ın haberine göre, bu, tüm ekosistemin birlikte gerçekleştirebileceği bir dönüşüm ve dünyayı iklim değişikliği felaketinden kurtarabilmek için özel sektör ve kamunun birlikte ve organize bir şekilde inisiyatif üstlenmesi gerekiyor. İklim krizinin gezegenimiz için varoluşsal bir tehdit olduğuna dikkat çeken Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl da “etki”nin altını çizerek, “Harekete geçmek ya da geçmemek, yalnızca işimizin değil, insanlığın geleceğini belirleyecek” dedi.

KARBON VERGİSİ 100 EURO’YA ÇIKINCA HİDROJEN FİZİBIL OLACAK

KARBON yakalama ve hidrojen gibi yeni teknolojilere “ne kadar gerekirse” o kadar yatırım yapma planları olduğunu açıklayan Koç Holding CEO’su, “Karbon vergisi 100 Euro seviyesine geldiğinde hidrojen fizibıl hale gelecek. Değişime liderlik etme vizyonumuz var. Bizimle büyüyen, atölye olarak başlayıp bugün alanlarında ihracat şampiyonu olan tedarikçilerimizle birlikte bu dönüşümü hayata geçireceğiz” dedi.

Koç Holding, 2050’ye kadar karbon nötr olma taahhüdüne ulaşmak üzere Topluluk şirketlerinin hedeflerini belirledi, şimdi bu yolda harekete geçiyor.

Numberone.com.tr

Apple’ın yeni şubesi açılıyor

0

Beşiktaş’taki Zorlu Center ve Üsküdar’daki Akasya AVM’de mağazaları olan Apple’ın Bağdat Caddesi’nde açacağı yeni Apple Store, Avrupa’daki en büyük mağazalardan biri olacak.

Apple’dan konuya ilişkin yapılan duyuruda ise şu ifadeler kullanıldı:

“İstanbul’un kalbi Bağdat Caddesi’nde çok yakında yeni bir mağaza açıyoruz. Her konuda size yardımcı olacak uzmanlarla buluşacağınız, yeni bilgilerle becerilerinizi geliştireceğiniz, bahçesinde vakit geçirirken ilham alacağınız ve yaratıcılığınızı ortaya çıkaracağınız bu üçüncü mağazamızda sizinle ve büyük küçük, uçuk kaçık tüm fikirlerinizle buluşmak için sabırsızlanıyoruz.”

Bağdat Caddesi’ne Apple’dan dev mağaza

BİNAYA ÖZEL MİNYATÜR

Apple, Bağdat Caddesi’ndeki yeni mağazası için detayları ile dikkat çeken özel bir duvar kâğıdı da hazırladı. Hazırlanan duvar kâğıdı, Bağdat Caddesi’nde yapımı devam eden yeni binanın cephesine asıldı. Açılış tarihi henüz açıklanmayan mağaza için özel olarak hazırlanan barikat giydirmesi, Murat Palta’nın minyatürlerinden oluştu. Bantmag isimli bir internet sitesine, yaptığı çalışma ilgili değerlendirmelerde bulunan Palta, “Karakterleri özellikle seçmedim aslında. Bağdat Caddesi’nin çok renkliliğini hesaba kattığımızda organik bir biçimde oluştu diyebilirim. Benim gözümden hayal edin. Kalabalık bir sahne işliyorsunuz, bu kalabalığı nasıl doldurabilirsiniz? Ben bu kısımda oyun oynamayı çok seviyorum. Figürlere hikâye ekliyorum. Bu hikâyeler ana konuya destek olacak minik ayrıntılar haline geliyor. Çiçekçi kadınları boyaması çok eğlenceliydi mesela. Bir de koşucularda sona kalıp soluklanan karakteri kendimle özleştirdim biraz. Minyatürlerde kullanılan her bir detayın Apple ile olabilecek bağlantısını düşünerek yola çıktım. Çeşitlilik benim için çok önemli. Hele ki bu kadar büyük bir kompozisyon uygulayacaksam bu kaçınılmaz oluyor. Neyse ki Apple bu konuda oldukça zengin” ifadelerini kullandı.

Numberone.com.tr

Willy Wonka’ya bu kez o hayat verecek: Setten ilk kare geldi

0

ABD’li oyuncu Timothee Chalamet, hayranlarını heyecanlandıran bir paylaşım yaptı.

Willy Wonka karakterinin gençliğini oynayacak olan 25 yaşındaki Chalamet, setten ilk fotoğrafı Instagram hesabından paylaştı. Chalamet’in fotoğrafına kısa sürede milyonlarca beğeni geldi.

Daha önce iki kez beyaz perdeye uyarlanan Roald Dahl’un ‘Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ romanının baş karakteri Willy Wonka’yı 1971 yılında Gene Wilder ve 2005 yılında Johnny Depp canlandırmıştı.

Numberone.com.tr

Fenomen köpek Boji, bakımevinde bile yolculuk yapıyor

0

İstanbul’da toplu taşıma araçlarıyla günde 29 durakla toplam 30 kilometre dolaştığı belirlenen köpek Boji, bir süredir İstanbul Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün Kemerburgaz’daki bakımevine götürülüyor.

Boji, 2 aydır 2 haftada bir bakımevinde kuru şampuanla temizleniyor. Antiparazit aşısı da yapılan Boji’nin 4 yaşında ve 42 kilo olduğu belirlendi. Kan tahlillerinin temiz çıktığı kaydedildi. Boji’ye 18 Ağustos’ta takılan mikroçip sayesinde aşıları ve bakımları da kayıt ediliyor.

Boji, bakımevinde kaldığı süre içerisinde de Kemerburgaz Hayvan Geçici Bakımevi’ne ait araçlar ile barınak içerisinde tur atıyor. Boji araçtan inmemek için de uzun süre direniyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Veteriner Hekim Yalçın Keskin, Boji’nin saldırgan olmadığını ve insan canlısı olduğunu söyledi.

“DIŞARIDA OLMAYI SEVEN BİR KÖPEK”

Veteriner Hekim Keskin, Boji’nin bakım sürecine ilişkin bilgi vererek, “Boji bize 2 ay önce geldi. Geldiğinde ilk olarak mikroçip uyguladık. Mikroçip sayesinde biz Boji’yi kimliklendirdik. Çip sayesinde ona uyguladığımız aşıları ve bakımları sisteme kayıt ediyoruz. Boji en son geldiğinde de antiparazit uygulamasını yaptık. Kuru şampuan ile temizliğini de yaptık. Boji kısır bir köpeğimiz, 4 yaşında ve 42 kilo. Aslında dışarıda olmayı seven bir köpek ama bakımı için bize gelmek zorunda” dedi.

TUVALETİ GELDİĞİNDE TOPLU TAŞIMADAN İNİYOR

Keskin ayrıca, “İstanbullulara şunu söyleyebilirim; Boji temiz ve bakımı yapılan bir köpek. Boji ile güven ve rahatla seyahat edebilirler. Boji saldırgan bir köpek değil oldukça sakin, çoğu stres ortamında bile sakin kalabiliyor. İnsan canlısı bir köpek, insanlarla seyahat etmeyi seviyor. Boji toplu taşıma kullanırken tuvaleti geldiğinde bir şekilde çıkıp tuvaletini yapıp tekrar yolculuğuna devam ediyor. Hayvanlarla kurduğu iletişim insanlarla kurduğu iletişimden daha az. İnsanlarla daha iyi iletişim kurabiliyor ve kalabalığı seviyor. Boji ünlenmiş olabilir ama diğer kedi ve köpekler de Boji kadar olmasa da onlar da insan canlısı. Biz onlara nasıl davranırsak onlar da bize o şekilde davranıyorlar” diye konuştu.

Numberone.com.tr

CHP’li vekilden Pelosi’ye yanıt: Atatürk batıdan çok önce…

0

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, NATO Parlamenterler Meclisi’nin (NATO-PA) Lizbon’da yapılan Genel Kurulu’nda konuştu. Çakırözer, Dünya Kız Çocukları Günü’nde, Atatürk’ün kız çocuklara ve kadınlara verdiği değeri anlattı.

PELOSİ: ÖNCELİĞİM KIZLARIN EĞİTİMİ OLURDU

30 ülkeden yaklaşık 200 parlamenterin katılımıyla yapılan NATO-PA Genel Kurulu’na ABD Kongresi Başkanı Nancy Pelosi, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve BM Genel Sekreter Yardımcısı Jean-Pierre Lacroix de katıldı. Genel Kurulun açılış konuşmasında Afganistan’daki duruma değinen Pelosi, “Dünyayı yönetme imkanım olsa tek odaklanacağım şey kız çocuklarının eğitimini sağlamak olurdu” dedi.

PARLAMENTERLERE ATATÜRK’Ü ANLATTI

Genel Kurul’da daha sonra söz alan, TBMM’den giden NATO-PA heyetinin CHP’li üyelerinden Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Afganistan’da hak ve özgürlükler konusundaki baskıları anımsatarak şunları söyledi:

* Biliyorsunuz bugün Dünya Kız Çocukları Günü. Ama ne yazık ki Afganistan’da milyonlarca kadın ve kız  çocuğu eve hapsedilme, okullarına devam edememe ve toplumsal hayata eşit bireyler olarak katılamama tehlikesi ile karşı karşıya.

* Bayan Pelosi az önce, dünyayı yönetebilse tek hedefinin bu meseleyi çözmek olduğunu söyledi. Ben de huzurunuzda modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anmak isterim.

* Kadınların eşit haklara sahip olmasını ve kız çocuklarının eğitimini, batı ülkelerinden çok daha önce, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kurucu ilkeleri arasına koyduğu için kendisine minnettarız.

DÜNYAYA ‘TALİBAN’I TANIMAYIN’ ÇAĞRISI

Çakırözer, Afganistan’da kurulan Taliban hükümetine ilişkin de NATO-PA Genel Kurulu’ndan dünyaya şu çağrıları yaptı:

* Taliban yönetimi BM’den ve tüm ülkelerden tanınma istiyor. Bu konuda acele etmemeliyiz. Çünkü öncelikle terör ile bağlarını koparmış değiller. Açıklanan hükümetlerinde 33 bakanın 18’i BM’nin ve ülkelerimizin terör listesinde.

* İkinci olarak da Afgan halkının temel hak ve özgürlüklerinin korunacağı konusunda güvence vermiyorlar. Tam tersine  başta kadın hakları ve kız çocuklarının eğitimi olmak üzere  giderek daha baskıcı bir politika izliyorlar.

* Bu durum değişmedikçe, bu iki konuda somut güvenceler alınmadıkça ne BM, ne de bireysel olarak ülkelerimiz Taliban yönetiminin tanınması yönünde hiçbir adım atmamalıyız.

Çakırözer BM ve NATO başta olmak üzere tüm dünyaya Afganistan’a acil insani yardım yapma çağrısında da bulunarak, “Taliban’ı tanımak için acele etmeyelim. Ama kış gelmeden en temel ihtiyaçlar olan yiyecek ve giyecek konusunda Afgan halkına acil yardım eli uzatmalıyız” dedi.

Numberone.com.tr

Balonla uzay gezisinin fiyatı belli oldu

0

SpaceX ve Blue Origin gibi şirketlerin ticari uzay uçuşlarında rekabeti artırmasının ardından, gökyüzüne olan merak giderek arttı. ABD merkezli World View, balonla uzay gezisi için çalışmalarını hızlandırdı.

Şirket 2024 yılında gerçekleştirmeyi planladığı ilk yolculuk için rezervasyon almaya başladı. 100 bin feet yüksekliğe çıkılacak gezide yolcular 12 saat boyunca havada kalabilecek. Balonun taşıdığı kapsülde restoran, bar ve teleskoplarla seyir imkanı da sunulacak.

World View, ilk uçuşun ABD’de Büyük Kanyon’dan yapılacağını duyururken, balonla uzay gezisinin fiyatı ise 50 bin dolar (447 bin TL) olarak açıklandı.

Numberone.com.tr

Bu bir uyarı yazısıdır: Number1 Medya Grubu’ndan mesaj var

0

Sonbaharla birlikte soğuk havalarda kendini göstermeye başladı. Bu günlerde en çok düşünülmesi gerekenlerin başında ise sokak hayvanları geliyor. Onlar için kapılarımızın önüne bırakacağımız bir kap su ve yemek o kadar değerli ki. Elbette bu eylemin bir mevsimi yok ama ilk yapacağımız eylem bu olmalı. Soğuktan korunmaları için yapılacak bir ev, pencere önüne bırakılacak kuş yemi ve dünyanın en masrafsız eylemi güleryüz…

Şefkate ihtiyacı olan canlı sadece insanlar değil elbette…

SÜRÜCÜLER YOLDA GÖRDÜĞÜ HAYVANLARA KARŞI DİKKATLİ OLMALI

Şehir içi veya çok ıssız bir yer fark etmeksizin sürücülerin karşısına ansızın hayvanlar çıkabiliyor, kabul… Ancak böyle bir durumda sürücülerin de mutlaka dikkatli olması ve hızlı bir tepki vermesi gerekiyor. Karşımızda her şeyden önce bir can var. İnsan gördüğümüzde vereceğimiz ani refleks aynı şekilde herhangi bir hayvan için de geçerli.

Number1 Medya Grubu‘nun çok güzel (mübağala değil), gerçekten kedi güzeli denilebilecek kadar güzel Kanlıca isimli bir kedisi vardı. Artık yok mu, ne oldu ki, diyeceksiniz. Açıklayalım, kendisini bulunduğumuz mevki olan Kanlıca’da araba ezdi. Tüm medya grubunda adeta yas yaşandı. Güzelliği, sakinliği, uysallığıyla dikkat çeken ve bahçemizdeki diğer kedilerle hiçbir şekilde diyalog kurmayan kendi halinde asil bir kediydi. Asalet bir kedi üzerinde nasıl vücut bulurun örneğiydi adeta.

İsmini İstanbul’un en güzel semtlerinden birinden alan Kanlıca, yine Kanlıca’da doğdu, Kanlıca’da öldü. Haber merkezinin masalarında gezen, muhabirlerin ve editörlerin bilgisayar arkalarında dikkatini dağıtan, ansızın kurgu masasında uyuyorken bulabileceğiniz bir iş arkadaşımızı kötü bir şekilde kaybetmenin hüznünü yaşıyoruz. Olayın sorumlusu ise geride bir yayın grubumuzun kamerasına takılan bir plaka dışında hiçbir şey bırakmadan yoluna devam etti.

Biz de bu vesileyle buradan tüm sürücülere seslenmek istedik. Lütfen dikkatli olalım… Karşımızda bir ‘can’ var. Beraberinde ise geride üzülen ‘insan dostları’ var.

Seni hiç unutmayacağız Kanlıca…

Numberone.com.tr